|
|
|
|
|
|
|
|
  |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

Uzayda
hayat belirtisi
Satürn'ün iç
uydusu “kartopu” Enceladus'ta hayatın öz
kaynağı su bulunduğuna dair gözlemlerin
giderek kuvvetleniyor. Max Planck
Enstitüsü'nden yapılan açıklamada, uyduda
“O” derece sıcaklığın hem don, hem erime,
hem buharlaşma için kritik değer taşıdığı
belirtildi.
Almanya'nın
güneybatısında Baden-Württemberg eyaleti
Heidelberg kentindeki Max Planck fen
bilimleri araştırma kurumundan astrofizikçi
Sascha Kempf, Reuters ajansına demecinde,
Enceladus'ta mevcut olabilen “O” derece
sıcaklığın hem don, hem erime, hem
buharlaşma için kritik değer taşıdığını, bu
yüzden Satürn'ün uydusundan yükselen buhar
bulutunun görülebileceğini, bunun yakından
değerlendirileceğini anlattı.
MARTTA 50 KM
YAKLAŞACAK
Avrupa Uzay
Kurumu (ESA) ile ABD'nin Ulusal
Havacılık-Uzay Dairesi NASA'nın ortak
programı “tek seferlik en pahalı projesi
olan 3 milyar 600 milyon dolarlık” Cassini
uydusu, mart ayında Enceladus'un 50 km
yakınından geçecek. Bu olağanüstü yakınlaşma
sayesinde fizikçiler ve kimya uzmanları,
Enceladus'un “püskürttüğü ancak kütle
çekiminden yüzeye yakın kalan” bulutu daha
iyi anlayacak ve su kanıtı için daha derin
saptamalarda bulunabilecek.
İngiliz
gökbilimci William Herschel, Enceladus'u
1789'daki gözlemlerinde buldu. Kütlesi
Dünya'nınkinden 95 kat, hacmi 750 kat büyük
olan Satürn'nün minik uydusu Enceladus,
sadece 499 km çapında. Satürn'ün 47 ayı
(uydusu), 7 adet de dev çevre halkası
bulunuyor.
SU OLABİLİR
DENİLMİŞTİ
NASA, iki yıl
önceki açıklamasında Enceladus'ta su
bulunabileceğini açıklamıştı. Güneş
Sistemi'nde Mars, Jüpiter'in uydusu Europa
ve Enceladus “doğrudan su kanıtı” taşıyan
üç gökcismi. NASA'nın iki yıl önceki
açıklamasında, “Cassini, Enceladus'ta,
ABD'nin Wyoming, Montana, İdaho
eyaletlerini kapsayan Yellowstone Milli
Parkı'ndakilere benzeyen gayzerler
bulunduğunu gösteren işaretler tespit etti”
demişti. Cassini seferinden sorumlu bilim
adamlarından Carolyn Porco, “Böylesine
küçük ve soğuk bir gökcisminde sıvı halde su
bulunduğunu gösteren delillere sahip
olduğumuzu sanıyorum” dedi ve suyun
varlığının, bu esrarengiz ayla ilgili
soruları artırdığını belirtti.
AY VE GEZEGEN
BİLİMLERİ KONFERANSI
Cassini,
1997'de fırlatıldıktan sonra 2004 yılının
temmuzunda Satürn'ün yörüngesine girmişti.
Cassini, halen Satürn'ü 4 yıl daha
gözlemleme gücüne sahip. Enceladus'un
milyarlarca yıl önce oluşumundan hemen sonra
içindeki radyoaktif bozulmadan kaynaklanan
ısının, bugün yüzeyinden fışkıran
gayzerlerin nedeni olabileceği ve bunun da
yaşam için gerekli ortamı sağlayabileceği
görüşü geçen yıl da ortaya atıldı.
ABD'nin Texas
eyaletinde her yıl düzenlenen Ay ve Gezegen
Bilimleri Konferansında dün sunulan
bildiride, Cassini uzay aracının gönderdiği
ve Enceladus'un sıcak bir bölgesinden çıkan
gayzer benzeri oluşumu gösteren ilginç
fotoğrafların incelendiği belirtilerek,
araştırma sonucunun, yüzey sıcaklığı eksi
201 santigrat derece civarında olan
Satürn'ün ayının iç kısmında ilkel yaşam
için uygun ortam olabileceğini gösterdiği
kaydedildi.
Bilim
adamları, yeni geliştirdikleri bir modelle
Enceladus'un içindeki ısının, eskiden
meydana gelen bir radyoaktif bozulmadan
kaynaklandığını ve bunun da Satürn'ün
ayının sıcak güney yarıküresindeki su
buharı bulutu ve periyodik buz kristali
rüzgarlarının açıklaması olabileceğini
belirtti.
Icarus
gökbilim dergisinde yayımlanmış kurama göre,
Enceladus 4,5 milyar yıl önce alüminyum ve
demir radyoaktif izotopları içeren kaya ve
buz karışımı olarak oluştu. Birkaç milyon
yıl sonraki dönemde, iki radyoaktif
elementin hızlı şekilde bozulması merkezdeki
kayalık çekirdeğin mantodaki buz örtüsüne
yaklaşmasıyla sonuçlanan sıcak patlamasına
yol açtı. Zamanla çekirdekteki bozulmadan
geriye kalanlar da Enceladus'un içinde
eridi. |
|

Mars'ta en
önemli keşiflerden biri yapıldı
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA),
Mars’taki robotlarından Spirit’in, Kızıl
Gezegen’deki en önemli keşiflerinden
birisini yaptığını bildirdi.
NASA’da görevli bilim adamları Amerikan
Jeofizik Birliği’nin bir toplantısında
yaptıkları açıklamada, Spirit’in inceleme
yaptığı bir toprak parçasında, mikrobik
yaşam için geçmişte mükemmel bir çevrenin
varolduğunun kanıtlarının bulunduğunu
düşündüklerini belirttiler.
Mars robotunun bulduğu tortuların büyük
olasılıkla, sıcak kaynak suyu veya buhar
volkanik kaya ile temasa geçince oluştuğunu
söyleyen Mars robot programında görevli
bilim adamlarından Steve Squyres, Dünya’da
bu tip yerlerin bakteriyle dolu olduğunu
anımsatarak, "Bu bizi çok heyecanlandırıyor"
diye konuştu.
NASA’nın robot programında görevli
araştırmacılar, mayıs ayında, Mars
toprağında normalden daha parlak görünen bir
toprak parçası üzerinde çalıştıklarını
açıklamışlardı.
İncelemeleri sonunda buranın, camın ana
maddesi olan silisyum açısından zengin bir
toprak olduğunu belirten araştırmacılar,
Spirit ile bu toprak parçası üzerinde ve
yakındaki kayalarda, fazladan kanıt için
incelemelerini sürdüreceklerini
bildirmişlerdi.
-"NE OLURSA OLSUN, YAŞAM ÇEVRESİ AYNI"-
Şimdi bu parlak maddenin, sıcak yeraltı
tortularının, suyun silisyumu çözelti haline
getirmesi veya asitli buharın kaya
çatlaklarından gayzer gibi yükselmesi ve
silisyumu ayrıştırarak, mineral
bileşenlerini ortaya çıkarmasıyla oluşmuş
olabileceğini düşünen bilim adamları, hangi
tez doğru olursa olsun, Mars’ın eski
yaşanabilirlik durumunun çoğunlukla aynı
olduğunu belirtiyorlar.
"Sıcak yeraltı kaynaklarına veya volkanik
buhar püskürten fümerollara gidebilir ve
Dünya’da bunların mikrobik yaşama ev
sahipliği yaptığını görebilirsiniz. Yani bu
Kızıl Gezegen’in yerel yaşam çevresinin
geçmişte nasıl olduğunun bir sunumu olarak
kabul edilebilir" diyen Squyres, görev
süreleri 2009’a kadar uzatılan Mars
robotlarının ne yazık ki, sadece önlerindeki
jeolojik durumu okuyacak ve bilim adamlarına
çevre koşullarının nasıl olabileceğini
anlatacak şekilde tasarlandıklarından,
yaşamın bizzat kendisinin kanıtlarını
bulacak teçhizata sahip olmadığını belirtti.
-SONRAKİ MARS ARAŞTIRMALARINDA, YAŞAM İZİNİN
BİZZAT KENDİSİ ARANACAK- Gelecekteki Mars
araştırmalarında, böylesi bir yaşamdan
geriye kalan kimyasal izlerin işaretlerinin
aranacağını kaydeden Amerikalı
araştırmacılar, 2009’da uzaya gönderilecek
Mars Bilim Laboratuvarı’nın ve 2010’dan
sonra fırlatılacak Avrupa robotu ExoMars’ın
bunu yapabilecek donanıma sahip olacağını
söylediler.
Mars’a sadece 90 günlüğüne gönderilen ikiz
robotlardan Spirit 1400, Kızıl Gezegen’in
öbür tarafındaki Opportunity de 1379 gündür
görev başında bulunuyor.
Güneş ışınlarının iyice azaldığı Mars kışını
sağ salim geçirecek enerjiyi muhafaza etmek
için yakında faaliyetlerini asgariye
indirecek robotlardan Spirit için özellikle
gelecek aylar son derece kritik görülüyor.
Yazın toz fırtınalarından güneş panellerinin
tozla kaplı olmasından ötürü elektrik üretme
kapasitesi iyice azalan Spirit için kışı sağ
salim geçirebilmek "riskli" görülüyor. |
|
|
|
|
|

BÜYÜK TURAN'A KOŞAN KUTSAL
YOLCU |
|
DIŞ HABERLER |
|
İÇ HABERLER |
|
AZERBAYCAN
|
|
SPOR |
|
TAEKWONDO |
|
TEKNOLOJİ |
|
OTO-MOTO |
|
MAGAZİN |
|
ŞİİRLER |
|
FIKRALAR |
|
POLİTİKAMIZ |
|
LİNKLER |
|
AKİSLER |
|
REKLAMLAR |
|
KÜNYE |
|
KIZIL ELMA |
|
DOKUZ IŞIK |
|
TÜRK
DÜNYASI |
|
OSMANLI
|
|
TÜRK BÜYÜKLERİ |
|
DİNİMİZ |
|
BOZKURT |
|
RESMİ GAZETE |
|
GAZETE
- MEDYA |
|
T.C. KİMLİK NO |
|
VERGİ KİMLİK
|
|
DÖVİZ |
|
EN
GÜZEL FOTOĞRAFLAR SİTEMİZDE |
|
MOSQUE/CAMİLER |
|
GEÇMİŞİMİZ |
|
ÇANAKKALE |
|
OTOMOBİLLER |
|
MOTOSİKLETLER |
|
TAEKWONDO |
|
AHISKA TÜRKLERİ |
|
KERKÜK TÜRKLERİ |
|
TEBRİZ
BOZKURT |
|
YÖRÜK
TÜRKMEN |
|
EBÜLFEZ ELÇİBEY |
|
EN GÜZEL VİDEO FİLMLER SİTEMİZDE |
|
TAEKWONDO |
|
KOMİK |
|
ERMENİ MEZALİMLERİ |
|
HZ. MEVLANA
Mesnevi'den Hikâyeler |
|
TACİRİN HİKAYESİ
Bir
tacirin bir dudusu vardı, kafeste hapsedilmiş, güzel bir duduydu. Tacir,
Hindistan’a |
|
Yunus EMRE |
|

Hayatı
Şiirleri
Türk
milletinin yetiştirdiği en büyük tasavvuf erlerinden
|
|
KALBİMİZDEKİ
BAŞBUĞUMUZ |
|
ALPARSLAN TÜRKEŞ ve TÜRK ÜLKÜSÜ
Türklük
şuur ve gururuna, İslâm ahlâk ve faziletine, yoksul-lukla savaşa,
adalette yarışa, |
|
Hüseyin Nihal ATSIZ |
|
Taviz bir
fedakârlıktır. Ancak dosta karşı yapılır. Düşmana verilen taviz bir nevi
yenik |
|
DZHOKHAR MUSAYEVİÇ DUDAYEV |
|

Türk Milleti
Bugün ise, Türkiye'yi yönetenler o yüce değerl-erden çok
|
|

ÇANAKKALE
ALBÜMÜ
www.asilkan.org
SİTEMİZİN BÜYÜK HİZMETİ
|
|

Evrende
dev bir boşluk bulundu
Astronomların, evrende hiçbir
galaksinin, yıldızın ve hatta karanlık
maddenin bulunmadığı dev bir boşluk
keşfettikleri bildirildi.
Minnesota Üniversitesi'ndeki bir araştırma
ekibi, dünyadan yaklaşık 1 milyar ışıkyılı
uzaklıkta olduğu belirlenen söz konusu
boşluğun niçin orada bulunduğu hakkında bir
fikir sahibi olmadıklarını vurguladılar.
Keşfi yapan bilimsel araştırma ekibinden
Astronomi Profesörü Lawrence Rudnick , ''Astrophysical
Journal'' adlı bilimsel dergide yazdığı
makalesinde, ''Şimdiye kadar hiçkimsenin bu
büyüklükte bir boşluk bulmamış olması bir
yana biz bile bu boyutta bir boşluk bulmayı
beklemiyorduk'' dedi.
Rudnick ve bilim ekibinin diğer üyeleri,
Shea Brown ile Liliya Williams, dergide
kaleme aldıkları makalede, söz konusu dev
boşluğu, Wilkinson Mikrodalga Anisotropi
Araştırma uydusuyla evrendeki soğuk bir
nokta üzerinde yaptıkları araştırma
sırasında bulduklarını belirttiler. Dergide,
Kozmik Mikrodalga fonu adı verilen, evrenin
doğumuna neden olan Büyük Patlama'dan arta
kalan zayıf radyo sinyali üzerinde yapılan
bir araştırmanın söz konusu bölgenin daha
soğuk olduğunu gösterdiğine işaret eden
Rudnick, ''Gökyözündeki bu noktada farklı
bir şey olduğunu zaten biliyorduk'' dedi. |
|

Nasa'nın akıl erdiremediği sır

Nasa uyduları gökyüzünün 80 kilometre üzerinde halat şeklinde uzanan ışık bulutları keşfetti. Işık bulutları dünyanın atmosferi ile güneş arasında bağlantı sağlıyor.
Bilim adamları güneş ışınımlarının 'bulutların' ortaya çıkmasına neden olduğu tahmin ediliyor. Bilim adamı David Sibeck, Nasa uydusunun bulduğu magnetik bulutların dünyanın üst atmosfer kısmıyla güneş arasında bağlantı sağladığını ortaya koyduğunu söyledi.
Sibeck, güneşin etrafında oluşan rüzgar tozlarının ışık bulutlarını oluşturduğuna inandıklarını da belirtti.
|
|
|
|
|
|
ENGLISH / DEUTSCHE
/ FRENCH / RUSSIAN / ZİYARETÇİ
DEFTERİ
UZAYDAN HABERLER |
|

Evrenin sırrı seneye
çözülecekmiş!..
İsviçre’deki CERN laboratuvarında yapılacak Büyük Patlama
deneyinin babası sayılan İngiliz fizikçi Higgs (79), "Seneye,
ben ölmeden Tanrının parçacığını bulacaklar. Şampanyayı
soğutmaya başladım bile" dedi. EVRENİN oluşumunu açıklamada
eksik olan, maddeye kütlesini kazandıran parçacık "Higgs
parçacığı" adıyla anılıyor. Çünkü evren bulmacasındaki eksik
parça fikrini 1964 yılında, ilk kez ortaya atan kişi İngiliz
fizikçi Peter Higgs. İsviçre’de yeraltındaki devasa CERN
laboratuvarında gerçekleştirilecek Büyük Patlama deneyinde
ortaya çıkacağı düşünülen bu partikül "Tanrının parçacığı" diye
de anılıyor.
Edinburgh Üniversitesi’nden emekli Prof. Peter Higgs önceki gün
CERN’deydi ve eksik parçacığa gelecek yıl 80. doğum günü olan 29
Mayıs’tan önce ulaşılacağını söyledi ve "Kutlama için şimdiden
şampanyayı soğutmaya başladım" dedi. Laboratuvardaki "Büyük
Hadron Çarpıştırıcısı"nın (LHC) parçacığın varlığını kanıtlamaya
çok yaklaştığı belirtiliyor. Bu parçacığın elde edilmesiyle
evrenin yapı taşlarına ilişkin şimdiye kadar ortaya atılan
modellerdeki eksik halka çözülebilecek. Yerin 175 metre
altındaki LHC adlı devasa makine protonları iki paralel huzmede
ışık hızının yüzde 99.9999 katı hızla çarpıştırmayı öngörüyor.
Böylece kainatı oluşturan Büyük Patlama sonrası yaşanan durum
yaratılacak. Chicago’daki Fermilab adlı laboratuvarda da
Tevatron adlı parçacık hızlandırıcıyla parçacığın peşinde olan
bir ekip var.
Türkiye’nin acı kayıpları
CERN’deki Büyük Patlama deneyinde Türk bilim insanları da
çalışıyor. ATLAS grubunun başında olan Boğaziçi
Üniversitesi’nden Prof.Dr. Engin Arık geçen yıl Isparta’da
meydana gelen uçak kazasında diğer bilim insanları, Özgen Berkol
Doğan, Engin Abat, Prof.Dr. Fatma Şenel Boydağ, Doç. Dr.
İskender Hikmet ve araştırma görevlisi Mustafa Fidan ile
birlikte can vermişti. |
|

Yeni bir güneş sistemi bulundu
Astronomların
uzayın derinliklerinde yeni bir güneş sistemi buldukları, güney
siteminde iki gezegen bulunduğu bildirildi. Ohio State
University'den Scott Gaudi, aynı anda iki gezegen bulmanın biraz
şans olarak nitelenebileceğini belirterek, “Ama ben bunun, bu
sistemlerin, bizim galaksimizde yaygın olduğu anlamına geldiğini
düşünüyorum” dedi.
Science
dergisinin yarın çıkacak sayısında yayımlanan yazıda buluşlarını
sergileyen bilim adamları, yeni güneş ve uydularının,
astronomların gözlediği daha uzaktaki bir yıldızın önünden
geçtikleri sırada belirlendiğini belirtti. Gaudi, bizim güneş
sistemimizin küçültülmüş bir benzerini bulduk” dedi.
Araştırmacılar yeni güneşin etrafındaki gezegenlerin Satürn ve
Jüpiter'e benzediklerini, ama yüzde 20 daha küçük olduklarını
kaydetti. Yeni güneş sisteminin “microlensing” denen bir teknik
kullanılması sayesinde bulunduğu, bu tekniğin uzaktaki
yıldızların ışığını 500 kez büyüttüğü kaydedildi. Mikrolensing
yöntemini kullanarak daha önce de 4 tane tek gezegen bulunmuştu.
Mikrolensing yönteminde, bir yıldızın ve gezegenin çekimi,
arkadaki başka bir yıldızın ışığını büküp yoğunlaştırmak için
kullanılıyor. Bir yıldız izlenirken, başka bir yıldız onun
önünden geçerse, öndeki yıldızın çekimi yoğunlaşıp ışık
huzmelerini büküyor. Bu da arkadaki yıldızın (görüntüsünün)
büyütülmesine neden oluyor. “OGLE-2006-BLG-109L” adı verilen
yeni güneşin dünyadan 5 bin ışık yılı uzakta olduğu belirtildi.
Işığın bir yılda aldığı mesafe olarak tanımlanan bir ışık yılı
10 trilyon km. |
|

Satürn uydusu Titan'da 'denizler' tespit edildi
Bilim
adamlarının, Satürn'ün en büyük uydusu Titan'ın yüzeyinde
"denizler" tespit ettiği bildirildi.
Bilim adamlarının, Titan uydusunun, son derece kalın ve
nitrojenden oluşan atmosferindeki metan ve diğer organik
bileşenler nedeniyle hidrokarbon denizlerine sahip olduğu yolunda
teorileri bulunuyordu. Güneş sistemi dışında yer alan ve bir
gezegen büyüklüğündeki Titan'da daha önce küçük göl kümeleri
tespit eden Cassini uzay aracı bu kez, bilim adamlarının bu
teorilerini doğru çıkaracak şekilde uydunun yüzeyinde muhtemelen
metan gazından oluşan deniz büyüklüğünde sıvı yoğunlukları tespit
etti. Araştırmacılar, görsel ve radar görüntülemesi kullanarak
Titan'ın puslu kuzey kutbunda en az iki deniz olduğunu gösteren
kanıt buldu. Satürn gezegeninin keşfi için 1997'de fırlatılan
Cassini uzay aracının kamerası geçen ay, Hazar Denizi'ne benzer
1.095 kilometre uzunluğunda büyük ve düzensiz bir şekil üzerinde
incelemelerde bulunmuştu. Yanıcı bir gaz olan metan, yoğun
atmosferik basınç ve soğuk nedeniyle Titan uydusunda sıvı halinde
bulunuyor. |
|

Bu da
İngilizlerin UFO gerçeği
İngiliz hükümeti yıllarca var olduğunu inkar
ettiği UFO arşivini açtı. 7 bin döküman gün
ışığına çıkıyor. İstihbarat birimi içinde
yer alan DI55 adıyla kurulan gizli bölümün
varlığını İngiliz hükümeti ilk defa 2006
yılında kabul etmişti. İngiliz Observer
gazetesinin haberine göre, hükümet birkaç
hafta içinde 7 bin dökümandan oluşan arşivi
Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde açacak.
Gazete DI55 dökümanlarının çoğunun imha
edildiğini de haberinde belirtti. Arşivin
gün ışığına çıkmasıyla birlikte UFO'larla
ilgili bazı gizemli olaylar hakkındaki
dökümanlara da ulaşılabilecek. Fransa da
kısa süre önce, "tanımlanamayan uçan
cisimler" diye adlandırılan UFO’lar hakkında
50 yıldır gelen ihbarlarla ilgili
belgelerini açıklamıştı. Dünyada böyle bir
adımı atan ilk ülke olan Fransa, 1600
vakayla ilgili belgeleri, internetten
kamuoyunun bilgisine sunmuştu. Amerikalı
eski bir askeri yetkili de, 60 yıl önce
ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell
askeri üssü yakınlarına düşen cismin içinde
uzaylı cesetleri de bulunan bir UFO olduğunu
ve bunların Amerikan ordusu tarafından
gizlendiğini ölüm döşeğinde itiraf etmişti. |
|

Venüs’e
yıldırımlar düşüyor!..
Avrupa Uzay Ajansı'nın, Venus
Express aracı Venüs’te şimşek çakmaları
keşfetti. Bu güne kadar şüpheyle yaklaşılan
bu fikir aracın ilettiği verilerle netleşti.
Üstelik Venüs'te Dünya'dakinden daha fazla
şimşek görülüyor. Venus Express, Kasım
2005'te Kazakistan'daki Baykonur üssünden
havalanmış, Nisan 2006'da da Venüs
yörüngesine ulaşmıştı.
Venüs gezegeninin yüzeyinde bir zamanlar
ciddi miktarda su olduğu ancak Güneş
rüzgârlarının bunun çoğunu, Güneş
Sistemi'nin oluşumunun ilk 1 milyar yılında
yok ettiği düşünülüyor. Bu değişim
öncesinde, gezegenin Dünya gibi yaşanabilir
bir çevreye sahip olduğu anlaşılıyor.
Uzmanlar sonraki dönem için "Okyanuslar
buharlaştı ve bütün su buharlaşıp atmosfere
karışarak yok oldu" ifadesiyle açıklıyor.
 |
|

Pilotun UFO şoku’
Pilot, uçuş sırasında
bulutların arasından çevresine ışıklar saçan
nesneyi görünce neye uğradığını şaşırdı.
İngiltere’den havalanan uçağın pilotu ve
bazı yolcuları bulutların arasında beyaz
parlak ışıklar saçarak ilerleyen beyaz cismi
gördüğünde gözlerine inanamadı. Aurigny
Havayollarına ait uçağın kaptanı Ray Bowyer
‘Pilot’ dergisine yaptığı açıklamada sefer
sırasında ‘sigara şeklinde inanılmaz
parlaklıkta beyaz ışık saçan bir cisim’
gördüğünü belirtti. Bowyer sözlerine şöyle
devam etti:
40 mil kadar uzağımızda duran cismi fark
ettikten sonra onun biraz daha batısında
duran başka bir cisim gördüm. İki obje de 9
dakika kadar bir süre görüş alanımızda
kaldı’.
Uçağın yolcularından Kate- John Russell ise
konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
‘Bulutların arasında ışıklı bir cisim
gördük’. |
|

En
büyük gezegen bulundu
Gökbilimciler, güneş sisteminin
dışındaki bilinen en büyük gezegeni keşfettiklerini
açıkladı.
Bu gezegenin,
Jüpiter'den yüzde 70 oranında daha büyük olduğu
söyleniyor. TrES-4 adı verilen ve Hercules
takımyıldızında bulunan yeni gezegenin yoğunluğunun
Jüpiter'inkinden çok daha düşük olduğu belirtiliyor.
Yeni gezegen, Arizona, Kaliforniya ve Kanarya
Adaları'nda kurulu TrES teleskop ağı tarafından
keşfedildi. TrES-4, dünyadan 1435 ışık yılı
uzaklıkta bulunan GSC02620-00648 yıldızının
çevresinde dönüyor. Ana yıldızdan 7 milyon kilometre
uzakta olmasına rağmen gezegenin yüzeyinin
sıcaklığının 1327 derece olduğu tespit edildi. TrES-4,
ana yıldız çevresindeki turunu 3.55 günde
tamamlıyor. Bu da yeni gezegende bir yılın bir
haftadan daha az olması anlamına geliyor. Yeni
gezegen dünyayla yıldızı arasından geçerken yıldızın
ışınlarının yüzde birini engelliyor. Bu da
parlaklığını azaltıyor. Gökbilimciler, yeni
keşifleriyle işgili ayrıntıları Astrophysical
Journal dergisinde yayımlayacaklar. Bilimadamları,
dev gezegenler için kullanılan mevcut bilimsel
yöntemlerle yeni gezegenin büyüklüğünü açıklamanın
mümkün olmadığını söylüyorlar.
|
|

Yıldız, 13 ışık
yılı uzunluğundaki kuyruğuyla görüntülendi!
NASA’nın GALEX telekopu tarafından
uzayın derinliklerinde görüntülenen bir yıldız 13
ışık yolu uzunluğundaki kuyruğuyla bilim adamlarını
şaşırttı.
NASA’nın 2003 yılında başlayan ultraviole projesi
çerçevesinde yürütülen çalışmalarda GATEX
telekopunun elde ettiği bu görüntüyle bir yıldızın
ilk kez kuyruğuyla görüntülendiği bildirildi.
Dünyadan 350 ışık yılı uzakta bulunan
Mira adlı yıldızın parlak kuyruğu sadece ultraviole
ışığı altında görülebildi. Muazzam kuyruğu ilk
keşfeden bilim adamlarından biri olan ABD’li Mark
Seibert uzaydaki birçok yıldızın benzer kuyruklara
sahip olduğunu fakat henüz hiçbirinin bu şekilde
görüntülenemediğini belirtti.
Bilim adamları dev kuyruğun yıldızın son 30 bin
yıllık geçmişi hakkında önemli ipuçları verebileceği
bildirildi. |
|
|
|
|

Huygens
Satürn'ün uydusu Titan'a iniyor
Avrupa Uzay Dairesi'ne ait
Huygens adlı aracı, Satürn gezegenin en
gizemli uydularından Titan'a doğru inişe
geçti.
Aracın
paraşütünü açarak atmosfere girdiğini
belirten uzmanlar, kısa süre içinde ilk
görüntüleri almayı umuyor. Bulutlarla kaplı
Titan birçok açıdan, Güneş Sistemi'nde
dünyaya en en çok benzeyen uydulardan.
Bu nedenle
bilimadamları, Titan'da, gezegenimizin
tarihiyle ilgili olarak alınacak bazı
dersler olduğunu düşünüyor.
Huygens,
yaklaşık üç haftadır saatte 25 bin kilometre
hızla, Satürn'ün en büyük uydusuna doğru
ilerliyordu.
Araç Titan'ın
atmosferine girdiğinde, kameraların
görebilecekleri arasında; likid hidrokarbon
denizleri, organik buz kütleleri, hatta
belki de çamur püskürten volkanlar da
olabilecek.
Huygens,
yaklaşık iki buçuk saat boyunca, Titan'ın
yüzeyi hakkındaki bilgileri, ana uzay aracı
Cassini'ye aktaracak.
Huygens,
uyduya nasıl indiğine bağlı olarak, bir saat
daha Titan'da kalabilecek. Bilimadamları
uydudaki koşulların, dünyanın ilk dönemini,
hatta belki de yaşama giden süreci
anlamalarına yardımcı olabileceğini
düşünüyor.
Astrobiyolog
Chris Mackay, "Eğer dünyanın ötesinde
herhangi bir yerde hayat olduğunu bulursak,
bu bize Galaksi'nin hayatla dolu olduğunu
söyleyecektir" diyor.
Huygens'ın
Titan seferi Avrupa Uzay Dairesi ile
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın
işbirliği sonucu gerçekleşti.
Proje, Ay'a
ulaşmak için verilen mücadeleden bu yana en
iddialı uzay projeleri arasında.
Herşeyin
yolunda gitmesi durumunda ise Güneş
Sistemi'nin en güzel manzaralardan birini
görmemiz bekleniyor. |
|

Yaratan muhteşem yaratmış!..
Bilimadamları,
Satür gezegeninin etrafındaki büyük halkalar
sisteminin yapısını çözme yolunda önemli bir adım
attı.
Uzmanları, özellikle G halkası olarak adlandırılan
halkanın yapısı şaşırttı. G halkası, Satürn'ün
etrafındaki halkaların en dışında yer alanı.
Halka, gezegenin merkezine 168 bin, en yakındaki
uydusuna da 15 bin kilometre uzaklıkta.
Bilimadamları, yakınlarında bu
halkayı oluşturan bu toz parçacıklarını bir arada
tutacak manyetik alanı olan bir uydu olmadığı için,
halkanın dağılması gerektiğini düşünüyordu.
Ancak Cassini uzay aracıyla yapılan gözlemler
sonucu, halkanın Satürn'ün en uzaktaki, en büyük
uydusu olan Mimas'la etkileşim halinde olduğu ve bu
uydunun yarattığı manyetik alanın halkayı bir arada
tuttuğu anlaşıldı.
Amerikan Uzay ve Havacılık dairesi NASA, Avrupa Uzay
Ajansı ve İtalyan Uzay Ajansı'nın ortak çalışması
Cassini-Huygens uydusu sayesinde alınan veriler,
bilimadamlarına G halkasıyla ilgili olarak daha önce
hiç olmadığı kadar ayrıntılı araştırma imkanı verdi.
Bu veriler G halkasının yapısının diğerlerinden
farklı olduğunu ortaya koydu.
Halkanın bütününe eşit olarak dağılan toz
parçacıklarının yanı sıra, halkanın yaklaşık altıda
birinin, büyüklüğü bir kaç santimetreden, bir kaç
metreye kadar değişen buz parçalarından oluştuğu
anlaşıldı. |
|
|
|

BEN ALLAH CC YARATTIĞINDA ŞÜPHE
OLMAYAN BİR AYETİM
Satürn göz kamaştırdı
Satürn yörüngesinde araştırmalar yapan
Cassini uzay aracının gezegenden yeni
gönderdiği görüntüler göz kamaştırdı.
Cassini, Satürn gezegeninin kızıllığını
görüntülediği gibi, karanlığa bürünen Satürn
halkalarını yakalayarak bu gezegende gece ve
gündüz farkını resmetti. Fotoğrafta, Satürn
gezegeninin güneş ışığı olmadan kendi termik
radyasyonuyla 5.1 mikron dalga boyunca
kendisini aydınlattı bölgeler de görüldü. |
|

Sanal ortamda
'astral seyahat'
Bilim adamlarının yaptığı bir deney, nedeni açıklanamayan ve
parapsikolojik olaylar arasında sayılan "beden dışı
deneyim"in (astral seyahat) nasıl oluştuğuna ışık tuttu.
"Kişinin fiziksel bedeni dışında ve bilinçli bir şekilde
başka mekanlara yaptığı yolculuk ve bu bedeniyle geçirdiği
deneyimler" olarak tanımlanabilecek bu olayın nörolojik
nedenini bulmayı amaçlayan Londra Üniversitesi ve İsviçre
Federal Teknoloji Enstitüsü uzmanları, "astral seyahate"
benzer bir deneyim yaratmak için sanal
gerçekliğin kullanıldığı deneyler yaptı. Uzmanlar, beyni
şaşırtarak "fiziksel bedenin başka bir yerde
olduğuna inandırmak" için, sanal gerçeklik gözlükleri
kullandı. Sanal gerçeklik gözlükleriyle yaratılan görsel
illüzyon ve bedenlerine gerçekten dokunulduğu hissi,
deneklerde "fiziksel bedenlerinden çıktıkları"
hissi yarattı.
Araştırmacılar, deney sonucunda elde ettikleri bulguların,
cerrahların "uzaktan ameliyat yapması" ya da gerçeklik hissi
artmış bilgisayar oyunları kurgulanması gibi pratik
sonuçları da olabileceğini belirtti. Bazı uzmanlar, astral
seyahat ya da "beden dışı deneyim" olgusunun tamamen
doğaçlama olarak geliştiğini öne sürerken, bazıları ise
bu deneyimin "tehlike altında olmakla" ilgisi olabileceğini,
ölümcül bir durumla yüz yüze gelmenin ya da alkol,
uyuşturucu kullanmanın tetikleyici olabileceğini savunuyor.
Başka bir teoriye göreyse bu deneyim, kişilerin bedenleriyle
ilgili olumsuz algıları olması ya da bedenleriyle yeterince
"ilişki" kurmamalarından kaynaklanabiliyor.
"Kendimizi gözlerimizin olduğu yerde sanıyoruz" İsviçre’de
yapılan deney, "beyindeki, dokunma ve görme
merkezleri arasındaki bağlantı kopukluğunun" fiziki bedenin
dışına çıkıldığı hissi yaratabileceği varsayımı üzerine
kuruldu. Gönüllü denekler, gözlerine sanal gerçeklik
gözlükleri takarak, bir kameranın önünde ayakta durdu.
Denekler, bu gözlükler sayesinde, kendi bedenlerinin üç
boyutlu arkadan görüntüsünü, kendi önlerindeymiş
gibi görebiliyordu. Araştırmacıların, sırtlarına bir kalemle
dokunduğunu gözlükler sayesinde görebilen denekler, kalemin
gerçek sırtlarına değil, önlerinde gördükleri "sanal
sırtlarına" dokunması sonucu onu algılıyormuş gibi
hissettiklerini söylediler. Bir sonraki aşamada, deneklere
gösterilen görüntü değiştirildi ve deneklere, sanal
gözlükler aracılığıyla, gerçek bedenleri değil, bir mankenin
sırtının üç boyutlu görüntüsü gösterildi. Mankenin
sırtına kalemle dokunulduğunu gören denekler, buna rağmen
önlerinde gördükleri bedeni "hala kendi bedenleri gibi
algıladıklarını" ifade etti. |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|

HİZMETE GİRDİ |
|
|
|
|
|