|
www.asilkan.org
YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN
DUYURU
Değerli okuyucularımız, Müslüman Necip Türk Milleti:
KÜRDÜN ELİNDEKİ SİLAHI ALIP, TÜRK’E
VERMESİNLER!..
Bölücülerin
ve
işbirlikçi
kanı bozukların güle oynaya, kana, felakete ve kıyamete koştuğu bir ara
dönemden geçtiğimiz aşikardır. Hile ve desiseyle yıkılan Osmanlı
coğrafyasında yaşayan hiç bir ırk, kendi iradesiyle kendi ülkesini
kurmamıştır. Yeni kurulan ülkeler üzerinde yaşayan Türk ırkı esir ve
köle edildi. Gelenek, görenek, anane, din ve dili ve hatta tarihi
devşirildi. Rusların, Şovenist Acemlerin, Arapların, Bulgarların,
Rumların, Fransızların, Kahpe İngilizlerin esiri – kölesi yapıldı.
1938 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk öldürüldükten sonra, Türkiye
Cumhuriyeti de Müslüman Necip Türk Milleti’nin elinden alınmış oldu.
%85’i Müslüman olan Türkler, Türkiye Cumhuriyeti üzerinde haymatos –
vatansız esir ve köle olarak yaşamaya başladı.
Devletimiz; kanı bozukların kadrolarda tröstleşmesiyle,
Müslüman Necip Türk Milleti’ne zulmetmeye başladı. İhtilaller sonunda,
Devletimizin tüm yetkileri cuntacı askerlerin tekeline bırakıldı.
Müslüman Necip Türk Milleti; Solculara, Marksist ve Leninist
Materyalistlere itibar etmedi. Bunun üzerine Müstemlekeci Amerika,
halkın istekleri doğrultusunda siyasi partiler kurmayı yeğledi. Önce
yasaklar geldi. Kur’an kurslarının, İmam Hatip okullarının kapatılması,
türban yasağı getirildi. Yapmacık ve gündem ateşlemeye yarayan bu tür
yasaklar, hayati, olmazsa olmaz meseleler oldu. Her şey kurmacaydı.
Kurulan tüm siyasi partiler Kenan Evren partileriydi. Merhum Erbakan
ile, Merhum Bülent Ecevit arasında bir kalem boyu fark yoktu. Merhum
Ecevit'le, Sayın Devlet Bahçeli arasında da bir kalem boyu fark yoktu.
Sağcı halkımız sağ sandığı, milliyetçi ve muhafazakar gördüğü partilere
oy veriyorlar, Erbakan ve Bahçeli de halkın oy vermediği solcuları,
komünistleri iktidar ediyorlardı. Kürt'ten evliya misali, Kur’an-ı
Kerim’e hilaf eden ‘Dinler arası diyalog’ önderliği yapan zındıklar
türedi. (Kim kafirlerle iş birliği yaparsa, o da onlardandır) Hani 370
Tl maaşla, çocuklarının rızkını temin edemeyeceği korkusuna kapılıp hiç
evlenmeyen bilaveled, CIA ajanı hocalar var ya, Allah (CC) rızkı
verendir'i idrak edemeyen hocalar var ya!.. Türeyenlerden birisiydi...
PKK yapma ve kurma terör örgütünü yukarıda bahsettiğim
kanı bozuklar peydahladılar. Güya, zaman zaman milyonu aşan Türk
Orduları bir avuç teröristle sözümona mücadele veremedi. Üç-beş bin
kişilik terörist bir milyonluk orduyu mağlup etti ve PKK’yla
yetinilmeyip, terör örgütüne bir de siyasi parti peydahlandı. Bölücü
parti militanlarının her söz ve beyanatları sonrasında, her şehid
cenazesinde, dişlerimizi gıcırdattık. Şanlı ordumuza, güvenlik
güçlerimize isyan etmedik, mermi sıkmadık, ayaklanmadık, her zaman
onlara güvendik ve hala da güvenmeye devam ediyoruz.
Osmanlı coğrafyasında kurulan Cumhuriyetlerin tamamında,
ülkemizde olduğu gibi, Ordu, sayıştay, danıştay, anayasa mahkemesi ve
YÖK gibi kurumlar peydahlandı. Bu kurumlar emir ve komuta altında
ordudan aldıkları yetkileri kullandılar. Bunun adına da ‘Demokrasi’ adı
verildi. Son Osmanlı coğrafyasındaki Amerikan kurması ayaklanmalara
lütfen dikkat ediniz. Türk halkı alnı secdeye değen Cumhurbaşkanı,
başbakanı, genel kurmay başkanı istiyor diye, Türk milleti türban
yasağının kalkmasını istiyor diye, bütçesinde bir tek delikli kuruş
millet parası bulunmayan AKP denen yıkıcı parti kurduruldu. Vatanın
toprakları karşılığı olmayan Amerikan ormanlarından kesilen ağaçlardan
yapılan dolarlarla satılmaya başlandı. Türk ordusunun itibarı hiç
edildi. 7-8 milyon Ermeni, Yahudi ve Türkiye harici Kürt TC
vatandaşlığına alındı. Mısırda yetkileri elinde bulunduran hükümet,
sıkışınca bu yetkilerini orduya geri verdi. Halbuki, yıllar öncesi
Türkiye’de bunun tersi postmoderi yaşanmış, ordu elindeki tüm
yetkilerini alnı secdeye değen sözümona AKP kurmaylarına devretti.
Dolayısıyla da saydığım kurumların güdümü de bu siyasi partimize geçmiş
oldu. Ve bu Cumhuriyetimizin 90 yıllık kazanımı olan, her Türk
vatandaşının sahip çıkması gereken kurumlarımız ne yazık ki; AKP’nin
intikamcı ve adaletsiz inisiyatifine bırakıldı. Adalet mülkün temeli
olmaktan çıktı.
Türk Ordusu yok edilecek. Irak’ta kurulan ve son sistem
Amerikan silahlarıyla donatılan 450 bin kişilik Kürt ordusunun kolayca
mağlup edebileceği bir zayıf Türk ordusu yapılandırılacak. Sayı 250 bine
indirilecek. Bedelli askerlik, paralı askerlik, modern ordu zırvalarıyla
Necip Milletimiz uyutulacak. Köy Koruyucusu kadrosunda olduğu gibi, Ordu
da Kürtlerin arpalığı haline getirilecek. Dedik ya; bu ülkede haymatos -
vatansız yaşayan birileri varsa onlar da Türklerdir.
Size iki örnek vermek istiyorum: ‘Sivil İtaatsizlik’
bahanesiyle bölücü Kürtler devletimize yeniden baş kaldırdılar. Hainlik
ve isyanlarını güncellediler. İzmir’de Agora sit alanıdır. Eğer bir Türk
çıkıp, bu sit alanına bir tek çivi çakarsa, İzmir Cumhuriyet başsavcısı
onu sürüm sürüm süründürmez mi? Ama Kürtler, demir profillerle Agoranın
altını üstüne getirdiler tık yok. Kanserolojik etkisi olan ve PKK
tarafından organize edilen kaçak sigaralar ve tütünler konusunda yayın
yaptık. Suçlu biz olduk. Güvenlik şubesinde ifademiz alındı. Her gün
PKK’nın cebine 20 milyon lirayı koyanlar bu devletin adamları değil mi?
Anadolu Ajansı, AKP’nin istatistik kurumlarının yalan istatistiklerini
yayınlıyorlar: ‘Şu kadar yüzde, sigarayı bıraktı’ yalana bak, yalana,
yazamıyorlar; ‘tiryakilerin %80’i kaçak tütün ve sigaraya yöneldi’ diye
doğruları ifade edemiyorlar.
Değerli okuyucularım; Atatürk’e ve Cumhuriyetimize küfür,
hakaret ve iftiralar yapan, EBSO üyesi bir AŞ hakkında savcılığa suç
duyurusu yaptığım için, aleyhime İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 14 ayrı,
mükerrer ve güdümlü dava açılmasını organize etti. Aleyhime tazminat ve
hapis cezaları verildi. İşin garibi, bu cezalar önemli değil, 5 yıl
süreyle izlenmeme, takip edilmeme kararlar verildi. Sanki 5 yıl
süreyle Ümraniyecilerin beni izlemesi yetmiyormuş gibi. AKP aleyhine,
sermaye aleyhine yazmaya devam edersem, hayatımın söndürüleceği
yargıçlar tarafından ikazen karara bağlandı. Her gün, haftada bir celse
aralarıyla duruşmalarım şip-şaka bağlandı. Mahkum oldum. Suçum ne?
Yayını durdurmama...Yalana bak, iftiraya bak. Halbuki mahkeme kararını
icra memuru infaz eder etmez 15 dakikada durdurduk. EBSO başkanına küfür
ve hakaret etmedik. Ama, AŞ, İştigal konusu dışında siteler kurarak Gazi
Paşamıza ağza alınmaz küfürler ve hakaretler etti. Siteler TİB
tarafından kapatıldı. Savcı 3 yıl süreyle şikayetimizi oyaladı. TİB
belgeleri yok etti. Siteler başkasına devredildi. Tam 2 yıl sanıklar
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından korundu ve kollandı. Ve sıra
sanıkların yargılanmasına geldi. Yine güdümlü mahkeme ve yine güdümlü
dava başladı. Sözlerimiz ve ifadelerimiz zapta geçirilmedi. Organize suç
tüm belge ve delillere rağmen, hasır altı edildi. Şimdi onlarca kez
Atatürk’e ve Cumhuriyete hakaret eden şahısa mahkemece 6 ay daha süre
kazandırıldı. Yani mahkeme 6 ay sonraya bırakıldı. Beni 15 gün arayla
güdümlü ve mükerrer yargılayan adalet, 2 yıl savcılıkça, 6 ay da
mahkemece oyalanıp, delillerin karartılması ve sanıkların tekele
düşürülmesi, gerçekleştirilecek. Sermaye sahibi bu meczup 5-6 ay ceza
alacak ve 1-2 bin lira para cezası ödeyip, hapisten kurtulacak. Adalete
bak hele, adalete!.. Gün ola harman ola, nasılsa bir gün bu rüzgar
tersine dönecek ve bu davalar yeniden görülecek. 12 Eylül misali, gün
ola harman ola...
Değerli okuyucularım, korkmadık, yılmadık ve Gazi
Paşamıza hakaret eden kara sesleri susturduk. Ama yel değirmenlerine
karşı kılıçla mücadele vermenin zorluğunu da bize öğrettiler. Ne
demişler: Birinci etap vatan kurtarmak, ikinci etap paçayı kurtarmak!..
Bu günden itibaren, mağlup olduk. Sermaye Türk Milletinin
önüne geçti. Bu davalar temyizden dönmese de bir gün tekrar
muhataplarına rücu olacaktır. Rüzgar tersine mutlaka dönecektir. İşte o
gün unvanının başında ‘Cumhuriyet’ yazanlar, Cumhuriyetin adil
mahkemelerinde hesap vereceklerdir.
Değerli okuyucularım, tazminat, hapis cezalarının yanı
sıra, 50 bin lira zarara uğratıldık. Sistemlerimiz çöktü ve adalet bizi
korumadığı gibi bize zulüm yaptı. Gasp masasında bile ifade verdik.
Yayın akışımızın dışına çıktık. Güncellemelerimiz aksadı ve mağdur
olduk, adalet bizi tınmadı. Şimdi, bu yayınlarımızı sonlandırıp, yayın
politikamıza geri döneceğiz. Ama, günü gelince bu dosyalarımızı
muhatapların önüne mutlaka koyacağız. İnşallah idam cezası da o zamana
kadar geri gelir.. Cumhuriyete ve Gazi Paşamıza saldıran çok kelleler
alınır umuduyla.. Saygılarımı sunarım...
Hakkı DEDELER
www.asilkan.org
Yazı İşleri Müdürü |