DAHA BİR ÇİFT SÖZ SÖYLENMEDİĞİ HALDE, ÖNYARGILI BAZI CAHİLLERİN VEYA KANI BOZUKLARIN KURULMA AŞAMASINDAKİ

BÜYÜK TURAN PARTİSİ

HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİ İLE, LEHTE VE ALEYHTE YAPILAN ELEŞTİRİLERİ NECİP MİLLETİMİZİN TAKDİRLERİNE BIRAKIYORUZ.

BİZE KİMLERİN SALDIRDIĞI KONUSUNDA FİKİR SAHİBİ OLMANIZDA YARAR GÖRÜYORUZ...

BURSA HAKİMİYET

04-03-2006
“Yumuşak Osmanlı” olmazsa “Turan” olsun...
ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld dün eski başkanlardan Harry Truman’ın doğum yeri Missouri eyaletinde “yakın tarihimize ışık tutan(!)” bir konuşma yapmış.


Türkiye’yi 1 Mart tezkeresi nedeniyle affedemeyen Rumsfeld, “Truman Doktrini çerçevesinde Türkiye ve Yunanistan’ın yardımına koşulması kararının bu ülkeleri komünizmin elinden kurtardığını” söylemiş.
Rumsfeld, 50 yıllık Soğuk Savaş’ta Sovyet blokuna karşı verilen mücadeleyle şimdi teröre karşı yürütülen savaşı karşılaştırmış ve “O zaman da şimdi de zaman zaman askerî çatışmalara sahne olan uzun ve dayanıklılık gerektiren bir mücadeleye ihtiyacımız oldu. Düşmanı yenmek için ulusal gücümüzün ‘bütün unsurlarını’ kullanmamız gerekti.” demiş…
Bütün unsurlar
Rumsfeld’in “bütün unsurlar” ifadesinin içine nelerin girdiğini, Türkiye’nin komünizmin elinden kurtarılması çabalarının içinde nelerin bulunduğunu tekrar ibretle gözden geçirmek yerine, son dış politika gelişmelerinin ışığında bugüne ve önce “Orta Doğu”da Türkiye’nin rolüne bakalım.
Truman ve sonrasında Sovyet tehdidine karşı kullanılıp büyük bedeller ödeyen Türkiye şimdi de radikal İslam tehdidine karşı “kalkan” rolünde. Esasen Türkiye’nin geleceğinin Batı ve Avrupa içinde olmasının hiç umursanmadığı, ama laik karakterinden yararlanılan…
Bu rol sadece bizden kimilerinin de heves ettiği bir rol değil, sanki vadedilmiş bir “yumuşak Osmanlı” rolü... Siz “mülayim Osmanlı” da diyebilirsiniz! Mülayim, çünkü sert olsa kimilerinin hoşuna gitmeyecek… Hilafetin kaldırılışının yıldönümü olan bu günlerde, ben buna “neo-hilafet” demeyi daha uygun buluyorum…
Bu arada bu rol AKP çevrelerinde öyle benimsenmiş görünüyor ki kimse kalkıp “Ne o, hilafet mi?” de demiyor! Fener Rum Patrikliğinin İsevi dünyada kabul gördüğü şekliyle ekümenik (evrensel) olduğuna ikna olmayan aynı çevreler benzer şekilde ekümenik olan İslami hilafet kurumunu dışlıyormuş gibi gözükmüyor…
Pantürkçülük ve Misakımillî
Orta Doğu coğrafyasındaki “neo hilafet” rolü, başka coğrafyalara kayıldığında, örneğin Balkanlardan başlayıp Kafkaslardan geçerek Çin’e uzanan Avrasya coğrafyasına gelince, “Turan” ideali çerçevesinde pan-Türkçülüğe dönüşüyor. Tabii bunun içinde ırkçı bir Türkçülükle beraber, onun kadar başat karakterli olmayan İslam kimliği de bulunuyor. Bu da çağdaş Batı / Avrupa değerlerini benimsemeyen, Türkiye’yi Batı’dan / Avrupa’dan uzakta tutan; ama yine de laik bir kimlik…
Bu arada “The New Anatolian” gazetesinde “Büyük Turan Partisi” adıyla yeni bir parti kurulduğunu okudum ve İnternet sitesini inceledim.
Partinin ekonomi, sağlık, dış Türkler, azınlıklar, din, basın özgürlüğü, etnik farklılıklar, terör, Öcalan, idam vb. konularında “çarpıcı” görüşlerini buraya almaya - birçok nedenle - imkân yok…
Ama örneğin Türk ordularının gerektiği zaman Misakımillî sınırları dışına çıkmasını sağlayacak düzenlemelerden söz edilmesi; Partinin İnternet sitesindeki, “AB ülkeleri ile bu güne kadar imzalanmış olan tüm anlaşmalar iptal edilecek, vatanımız ve milletimiz aleyhinde imza atanlar tutuklanarak yargı önüne çıkartılacak, AB ile yapılan tüm ticari anlaşmalar feshedilecek.” ifadeleri biraz fikir verir…
Bir de parti üyesi olabilmek için daha önceden solcu bir parti, dernek, sendika veya birliğe üye olmamak öncelikli koşul… Olur ya, aynı idealleri paylaşan kimi solcular, “ulusalcı” olarak anılanlar belki üye olmak ister…

Amerikan Savunma Bakanının iki cümlesinden nerelere geldik…

  

 

 

  

  

  

Google

Copyrights (c) 2004  karun@karunpc.com   

www.karunpc.com