* Suriye'de camilerimizden sonra mezarlarımız da zincire vuruldu!

* Hacı Bektaş-ı Veli Hz'nin menkıbesi British Museum Library'de,

* Seyyid-i Harun Veli Hz'nin menkıbesi Paris'te...
asilkan.org (YORUM HABERLER) Osmanlı İmparatorluğu hile ve desiseyle yıkıldıktan sonra, iç edilen, çalınan 21 milyon km2'lik vatan topraklarımızdaki camilerimiz müstemleke güçlerinin emriyle zincire vuruldu; Ahır yapılıp içinde büyükbaş hayvan beslendi. Evliyalarımızın tek nüsha olan elle yazdıkları menkıbeleri - kitapları müstemleke güçlerince çalınıp götürüldü. Balkanlarda 20 bin cami dozerle yerle bir edildi. Osmanlı vatan topraklarımız üzerine 'Kurtarıcı' adı verilen 'Talabaniler' atandı. Müslüman Halkın kutsal değerlerine saygısızca zulmettiler. Neden Irak halkından değil de; Kürtlerden Cumhurbaşkanı yapıldı? Neden Suriyeli Müslüman halk dururken, Mecusi, ateşe tapan, Dürzü Esad? diyen bir akıllımız çıkıp hesap sormadı... Suudi Arabistan bedevisi Krallar Osmanlı şaheserlerimizi yerle bir etti. Medine-i Münevvere'de Yüce Peygamberimizin istirahatgahının bulunduğu Ravza-i Mutahhara'da bulunan el işçiliği mermerlerimizin üzerini Japonya'dan getirtilen suni mermerlerle kapattı. Kabe-i Muazaama'nın kapı girişlerindeki Padişah tuğralarımızı kazmalarla yıkıp yok etti. Halbuki bu mekanların tapusu hala bizim veraset ilmuhaberimizde kayıtlı. Sahip çıkmayan evlada yuh olsun!.. İzmir'de ahır yapılan, zincire vurulan çok cami gördük. Şimdi de 3 yarım duvar kalan camimizin restorasyonu için ihaleye çıkıldı. Seydişehir'in kurucusu Seyyid-i Harun Veli Hazretlerinin menkıbesi, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri'nin menkıbesi müstemleke güçleri olan AB ülkelerinde... Bizim Kültür Bakanlığımız ise; Seyyid-i Harun Veli Hazretleri'nin menkıbesini 9 göbek sonra ortaya çıkan sözüm ona Manisa'daki torununa yazdırıp, basıp yayınlıyor. Ne diyelim; Esiriz biz esir kalmaya da mahkumuz... Öyle olmasaydı: TÜRSAB Başkanı Başaran ULUSOY atalarımızın mirasına sahip çıkar, Ponds Rum evlerini restore ettirmek için çaba göstermezdi!.. Restore edilen Rum evi bir değil, üç değil, beş değil ki!..

Hacı Bektaş-ı Veli'nin kayıp Fatiha Tefsiri bulundu (!)
Araştırmacı ve edebiyat tarihçilerinin varlığından bahsettiği Hacı Bektaş-ı Veli'nin iki kayıp eseri bulundu. Fatiha Tefsiri ve Kırk Hadis'i British Museum Library'de tespit edip kitaplaştıran Yard. Doç. Hüseyin Özcan, eserlerin tasavvuf dünyası için büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Baha Said, M.Fuat Köprülü ve Abdulbaki Gölpınarlı gibi ünlü edebiyat tarihçisi ve yazarların Hacı Bektaş-ı Veli'ye ait olduğunu bildirdiği iki önemli eser gün yüzüne çıktı. Bugüne kadar nerede olduğu bilinmeyen 'Fatiha Tefsiri' ve 'Kırk Hadis'in orijinal metinleri Londra'daki British Museum Library'de bulundu. 'Fatiha Tefsiri' kitaplaştırılırken, 'Kırk Hadis' için de hazırlıklar sürüyor. Alevilik ve Bektâşilik konusundaki çalışmalarıyla tanınan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Hüseyin Özcan, İngiltere'de kayıp eserlerin izine rastladı. Fatiha Tefsiri'nin burada son yaprağı eksik nüshasını tespit eden Özcan, daha sonra Süleymaniye Kütüphanesi'nde de başka bir nüshaya ulaşarak karşılaştırma yoluyla metni oluşturdu. İki eserin hemen hemen aynı olduğuna dikkat çeken Özcan şu bilgileri verdi: "Esad Coşan ve Bektaşi dedelerinden Bedri Noyan, Fatiha Tefsiri'nin Tire Kütüphanesi'nde bulunduğunu söylüyordu. Orada çıkmadı. British Museum Library'de 'Makalat' adlı eseri incelerken son tarafında tefsirin ek olarak konulduğunu fark ettim. Bu, onun Besmele Tefsiri ile de üslup olarak benzeşiyordu."
Söz konusu eserlerin tasavvuf dünyasına önemli katkılar sağlayacağına işaret eden Özcan, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Müslüman kimliğinin gözden kaçırılmaması gerektiğinin altını çiziyor: "Her mutasavvıf gibi onun da referans kaynakları Kur'an ve hadislerdi. Bunu, bütün eserlerinde açıkça görüyoruz."
Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Özcan, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Fatiha Tefsiri adlı eserinin varlığının bilindiğini söyledi. "Bugüne kadar eser hakkında fazla bilgi yoktu. Varlığı biliniyordu ama metnine ulaşılamıyordu." diyen Özcan, kayıp eserleri bulma düşüncesinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: "Yüksek lisans tez konusunu görüşmeye gittiğimde Abdurrahman Güzel hocam, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Fatiha Tefsiri adlı eserinin Tire'de bulunduğuna yönelik bir rivayet olduğunu söyledi. Bana 'Bu eseri bir araştır, bulabilirsen eser üzerinde yüksek lisans tezi yapabilirsin' demişti. Ben de, benden önceki araştırmacılar gibi Fatiha Tefsiri'ni Tire'de bulamadım. Sonraki dönemlerde de gittiğim kütüphanelerde eseri aradım. 2007'de gittiğim İngiltere'de Oxford, Cambridge, Manchester gibi şehirlerin kütüphanelerini bu niyetle araştırdım. Ancak Londra'da British Museum Library'de eseri bulabildim."
2009 yılının UNESCO tarafından Hacı Bektaş-ı Veli yılı ilan edildiğini hatırlatan Özcan, "Bir şahsiyeti en iyi tanıtan onun eserleridir." dedi. Özcan, bu eserlerin, milyonlarca kişinin sevgi beslediği, Türk tasavvuf dünyasının önemli bilgelerinden olan Hacı Bektaş-ı Veli hakkındaki bilgilere önemli katkılar sağlayacağını da ifade etti. Çalışma sayesinde Hacı Bektaş-ı Veli'nin tüm eserlerinin gün yüzüne çıkarılmış olduğunu söyledi. Hacı Bektaş-ı Veli'nin 13. yüzyılda Anadolu'ya geldiğini hatırlatan Hüseyin Özcan, onun, isyan hareketlerine karşı halkı birliğe davet ettiğini söyledi. 'Bir olalım, diri olalım' ve 'İlimden gitmeyen yolun sonu karanlıktır' diyerek cehaletle savaştığını anlatan Özcan, şunları söyledi: "Yeni eserleriyle birlikte Hacı Bektaş-ı Veli daha çok tanınacaktır. Gözden kaçırılmaması gereken, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Müslüman kimliğidir. Her mutasavvıf gibi onun da asıl referans kaynakları Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerdir. Bu durumu Makâlât ve benzeri eserlerinde açıkça görmekteyiz. Hacı Bektaş-ı Veli, eserlerinde konularını işlerken ilgili ayet ve hadislere sıkça yer vermiş, bu temel kaynakları kullanmıştır."

Suriye'de zincire vurulan camilerimizden sonra, mezarlarımız da zincire vuruldu!.. Son Osmanlı padişahına pencere ardından ziyaret
Bir dönem sadece Türk turistlerin talep etmesiyle kilitli kapısı açılan Sultan Vahdettin'in türbesi 'tadilat' gerekçesiyle tamamen kapatıldı.
Suriye'nin başkenti Şam'daki Süleymaniye Külliyesi'nin bahçesine defnedilen son Osmanlı padişahı Vahdettin Han'ın mezarı ziyarete kapatıldı.
Demir kapı arkasında adeta gizlenen mezarın ziyaret edilmesine izin verilmiyor. Mezarlığın kapıları 'tadilat' gerekçesiyle tamamen kapatıldı. Ziyaretçiler, son Osmanlı padişahının mezarını külliyenin arkasındaki pencereden görebiliyor.
Vahdettin, ömrünün son yıllarını geçirdiği İtalya'nın San Remo kentinde 16 Mayıs 1926'da vefat etmişti. Cenazesi, damadı Ömer Faruk Efendi'nin nezaretinde Beyrut'a, oradan Şam'a nakledildi. Vahdettin, kardeşi 2. Sultan Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan'ın ilk eşi, Suriye'nin o dönemdeki Cumhurbaşkanı Ahmed Nami Bey'in de katıldığı, Suriye hükümetinin düzenlediği resmi törenle Şam'daki Süleymaniye Külliyesi'ndeki caminin bahçesine defnedildi. Sonraki yıllarda, Osmanlı ailesinin bazı fertleri de Vahdettin'in mezarının hemen yanında toprağa verildi. Şam'da Mimar Sinan'ın 'kalfalık dönemi eserim' dediği Süleymaniye Külliyesi'ndeki caminin bahçesinde Seniha ve Hatice Sultan'ın mezarları da var.


 

İzmir'de camiler kamufle ediliyor!..

Cami üç duvar kalınca akılları başına geldi!..

a960'lı yıllarda, tüm gasp edilen Osmanlı coğrafyasında olduğu gibi; Türkiye'de de camilerimize zincir vurulmuş, Allah inancı olmayan dinsiz Kızıl kafalar tarafından ahır haline getirilmişti. İşte o günden bu güne, sadece Balkanlar'da 20 bin, evet yanlış okumadınız tam 20 bin Osmanlı eseri cami yerle bir edildi. Ülkemizde Vakıflar Genel Müdürlüğü marifetiyle idare edilen tarihi camilerimiz, zaman zaman bu kuruma atanan Materyalist Kızıl Kafalar tarafından tahrip edilip, yok edildi.

Kuruma atanan dengesiz Kızıllar, hep dengesiz kararlar verdiler.Son yıllarda Vakıfların idaresindeki tarihi camilerimiz kamuflaj marifetiyle bilinçli bir şekilde yok ediliyor. İzmir Eşrefpaşa semtindeki bir camimizin görünmemesi için, camiye ait arsa yandaş müteahhitlere kat karşılığı verildi. Müteahhit cami minaresini kapatacak şekilde 8 katlı bir binayı oturtuverdi. İkiçeşmelik'teki tarihi camimizin adını bilenimiz bile yok. Üç yarım ahşap duvarı kalan caminin onarımı için Vakıflar ihale açmış. Trilyonlarca masraf edilecek. Ama gelin görün ki; ihaleyi kazanan müteahhit firmanın tabelaları da çalındı. Ne diyelim Hac ve umre seyahatinde Anayasal insan haklarına TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy gem vurabiliyor ve topladığı paralarla Pons Rum evlerini restore ediyor. Camiler mi? Onlar atamızın öksüz çocukları!.. Ne diyelim Siyonizm'e teslim olan AKP Hac ve umre ticaretini Ermeni ve Yahudi asıllı tacirlerin elinden alabilecek mi? 6 yıldır yaptığı gibi aynen devam mı?

Fotoğrafta: üç yarım duvarı kalmış tarihi Osmanlı Türk camisi (üstte) TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy tarafından trilyonlar harcanarak restore edilen İzmir'de bir Pons Rum evi.. (altta)

Fotoğraflar: www.asilkan.org

NASRETTİN HOCANIN MEZARI DÖRT DİREK, İKİÇEŞMELİK TARİHİ OSMANLI TÜRK CAMİİ ÜÇ YARIM DUVAR!..

ÇOK ŞÜKÜR KIZIL KAFALAR GÜNÜMÜZDE AHIR YAPMAYA VE ZİNCİRE VURMAYA PEK TARAFTAR DEĞİLLER!..

EŞREFPAŞA MEYDANI

YAV ARKADAŞLAR BURADA BİR CAMİ YOK MUYDU?

EŞREFPAŞA MEYDANI

YA SABIR,

BEŞ ADIM DAHA GİDELİM!...

EŞREFPAŞA MEYDANI

HAH ŞİMDİ OLDU!.. ÇOK ŞÜKÜR YERİNDE DURUYORMUŞ!..

 

 

  

 

 

  

  

  

Google

Copyrights (c) 2004  karun@karunpc.com   

www.karunpc.com