|
Karapapak – Terekeme Türklerinden olan Mihrali, Tiflis
vilayetinin Borçalı sancağına bağlı Darvas köyünde doğup
büyümüştür. Daha küçük yaşlarda ata binmeye ve silah
kullanmaya başlayan Mihrali, kısa boylu karayağız ve
sevimli biridir.
Karapapak – Terekeme Türklerinden olan
Mihrali, Tiflis vilayetinin Borçalı sancağına bağlı
Darvas köyünde doğup büyümüştür. Daha küçük yaşlarda ata
binmeye ve silah kullanmaya başlayan Mihrali, kısa boylu
karayağız ve sevimli biridir. Genç yaşında cesareti,
mertliği ve çevikliği dillerde söylenir olmuştu. Mihrali
onyedi yaşında babasını kaybeder. Ruslar, Mihrali ve
kardeşlerinin karşı çıkmalarına rağmen babalarının
cenazesinin müslüman mezarlığına gömülmesine izin vermez
ve islami geleneklere aykırı bir biçimde defin işlemi
yaparlar. Bu duruma çok içerleyen Mihrali ne yapacağı
konusunda planlar kurarken bir gece rüyasında babasını
görür ve babası “Utanmıyormusun, beni bu mezarlığa nasıl
gömdürdün, eğer beni bu kafirlerin arasından almazsan
sana hakkımı haram ederim” der. Rüyanın etkisi ile
yatağından aniden fırlayan Mihrali, elbiselerini giyer,
silahlarını kuşanır ve evden çıkarak doğruca mazarlığa
gider. Mezarlık rus askerleri tarafından korunmakta
olduğundan sessizce babasının mezarına kadar giden
Mihrali, mezarı kazar ve babasının cesedini mezardan
çıkararak omuzun alır ve tam dışarı çıkmak üzere iken
askerlere yakalanır. Mihrali cesedi yere koyup ellerini
havaya kadıracağı anda ani bir hareketle nöbetçilerin
üzerine saldırır ve ikisinide oracıkta öldürür. Tekrar
babasının cesedini omuzlayarak doğruca Müslüman
mezarlığına götürür ve okuduğu dualarla tek başına
gömer. Artık Mihrali için kaçak dönemi başlamıştır.
Ertesi gün olayın duyulması ile Tiflis valisi köyü
ablukaya aldırır. Ancak Mihrali dağa çıktığından
yakalanmaz. Korkunç bir takip başlamıştır. Mihrali’yi
aramak bahanesiyle Türk köylerine baskınlar düzenleyen
Rus askerleri, yerli ahaliye zulm etmekte onun yerini
öğrenebilmek için insanlara işkence etmektedirler. Hele
olayın Çar Aleksandr tarafından duyulması, baskı ve
zulmün dahada artmasına ve başkaca insanlarında dağa
çıkmalarına sebep olmuştu. Bu arada içerideki hainlerden
Keçeli köyünde Hacı Veli, Mihrali’nin İran’da
bulunduğunu ihbar eder. Çar, İran Şahına bir name
yazarak Mihrali’nin yakalanmasını talep eder. Bu defa
İran zaptiyeleri tafaından sıkıştırılan Mihrali, tekrar
Rus tarafına geçer. Olayların sürekli bu şekilde
gelişmesi ve Mihrali ve onunla birlikte hareket eden
adamlarının yakalanmasındaki zorluğu gören Çar, bu
ekibin içinden birkaç kişiyi affederek muhbir olarak
kullanmak ister. Bu tuzağa düşenlerden Mansur ve
Tavşankuloğlu Hüseyin gizlice valiye gider, teslim
olurlar. Serbest bırakılan bu hainler, Mihrali’nin baba
evini basar, ağabeyi Mehmet Ali’yi öldürürler. Olaylar
bu şekilde devam edip giderken Mihrali her
sıkıştırıldığında birkaç Rus askerini daha öldürüyor ve
kaçışını devam ettiriyordu. Artık yüzlerce asker
Mihrali’nin peşindeydi. Osmanlı Rus sınırına yakın bir
bölgede meydana gelen şiddetli bir çatışma sonrasında
Mihrali yaralı olarak Osmanlı topraklarına geçer ancak
bir ihbar sonucu yakalanarak Kars hapishanesine atılır.
Uyandığında elleri ve ayakları prangaya vurulmuş
vaziyette buluır kendisini. Yarası kapanmamış, yapılmak
istenen tedaviyi “zehirlerler” korkusu ile kabul
etmiyor, durumu her geçen gün daha kötüye gidiyordu.
Mahkum arkadaşlarının getirttiği otlarla tedavi olmaya
çalışır. Bu arada mahkumlardan birisinin karısı
vasıtasıyla içeriye eğe, çekiç ve benzeri malzemeler
getirirler. Mahkumları organize eden Mihrali onların bir
tünel kazmalarını ister. Epey bir uğraş sonucu tünelin
sonuna gelmişlerdi.Ama ne yazıkki tünelin çıkış noktası
tam nöbetçi askerlerin bulunduğu nokta idi. Son taşı
kaldırmadılar ve birgün hapishanede isyan çıkartıldı.
Gardiyanlarla mahkumlar arasındaki arbade devam ederken
prangalardan kurtulan Mihrali tünelden geçerek son taşı
kaldırdığında nöbetçi tarafından fark edilir ve askerim
müdahalesi sonunda bacağından yaralanır. Kaptığı süngü
ile askeri öldürür, sürünerek karşıdaki ahıra gider
otların arasında saklanır. Hapirhanede isyan bastırılmış
ve yapılan sayım sonrasında Mihrali’nin kaçtığı
anlaşılmıştı. Her tarafa atlılar salınarak aramalara
başlanıldı. Ancak hapishanenin hemen yakınındaki ahırda
saklanan Mihrali bulunamadı. Gece ahırdan aldığı bir
atla dışarı çıkan ve oracıktan uzaklaşan Mihrali Maraşlı
köyüne gelir. Bu köyde Musa çavuşun evinde bir ay
müddetle kalan Mihrali tüm yaraları iyileştikten sonra
kendisine verilen bir at, silah ve erzakla buradan
ayrılır. Bu sırada 93 harbi yani 1877-78 Osmanlı Rus
savaşı başlamıştı. Mihrali yanına topladığı 120 kadar
adamı ile Ruslara yapmadığını bırakmaz Ruslar bu belalı
Karapapak’la baş edemeyeceklerini anlayınca onu orduya
hizmet şartı ile affederler. Mihrali Kars kumandanı
Hüseyin Hami Paşa’ya bir mektup yazarak Rus’lara karşı
Osmanlı’nın yanında yer almak istediğini ve kendisinin
affedilerek Osmanlı topraklarına geçişine izin
verilmesini ister. Bu teklif kabul edilir ve Mihrali
kuvvetleri ile Çıldır’a gelir. Kendisine Binbaşı rütbesi
verilen Mihrali Artık Osmanlı’nın bir kumandanı idi ve
adamları ile birlikte doğrudan savaşın içerisine
girmişti. Ağustos ayında iyice kızışan savaşta Mihrali
ve kuvvetleri Göle bölgesinde kendisinden sayı ve
cephane yönünden çok güçlü olan düşmanla karşı karşıya
gelir. Amansız bir mücadele başlamıştı. Güçlü düşman
karşısında başarılı olmaya azmetmiş olan bu kahramanlar
bir taraftangeri çekilme taktiği ile düşmanı üzerine
çekerken diger taraftan yan kuvvetler ile işin farkında
olmayan Rus askerlerini çembere alıyordu. Sonuçta çember
kapatıldı ve düşmanın büyük bir bölümü imha edildi. Bu
savaşta atı vurulan Mihrali elde ettiği ganimetlerle
Kars Kalesine döndüğünde buranında muhasara altında
olduğunu görünce arkadan düşman güçlerine karşı saldırı
emri vererek kuşatma altındaki kalenin kurtulmasını ve
ganimetlerin günlerdir aç ve susuz olan kaledeki
askerlere ulaştırılmasını sağladı. 93 harbi Osmanlıyı
güçsüz ve sıkıntılı bir döneminde yakalamıştı. Her türlü
araç gereç ve silahtan yoksun olan komutanlar, top
arabalarını çekmek üzere at veya gerekli hayvanları
bulamadığı zamanlarda, bu görevide o kutsal askerlerin
yerine getirmelerini istiyor, çamurda, yağmurda ve her
türlü zorluklara rağmen, askerlerin tırnaklarını toprağa
gömerek bunları yeni mevzilere taşımaları sağlanıyordu.
Muhtar Paşa’nın sonsuz güvenini kazanan Mihrali her
verilen görevden başarı ile dönüyor , her dönüşünde de
düşmana ait mühimmat, hayvan ve çeşitli gıda
maddelerinide bereberinde getiriyordu. Yine bir
defasında Gümrü Tiflis yolu üzerindeki tüm telgraf
tellerini keser, müfrezelerini tepeler, düşmanı çaresiz
ve kımıldamaz hale getirir. Bu kahramanın yaptıkları
İstanbul’a II.Abdulhamid’e kadar uzanır ve kendisine
Mecidiye Nişanı verilir. Mihrali daha sonra Paşa.dan
izin alarak köyü Darvas’a gider, akrabalarını ve diger
karapapakları tıplayarak Osmanlı’ya göç eder. Bundan
sonra Erzurum müdafasında yer alan Mihrali bu savaşta
ağır yaralanır 12Aralık 1877 de Ahmet Muhtar Paşa
İstanbul’a çağrılır. Bir kızak hazırlattırarak
Mihrali’yi de adamları ile birlikte yanına alarak yola
çıkarlar. Mihrali ve Sülalesi Sivas’ta kalırken Paşa
yoluna devam eder. Mihrali Sıvas’ın Ulaş bucağına bağlı
Acıyurt köyüne yerleşir. Onunla birlikte gelen
Karapapaklarda bu civarda 40 kadar köye
yerleşiriler.Bunların buralara yerleşmesine herhangi bir
zorluk çıkarılmaz, çünki Padişah Mihrali ve ahvadının
dilediği yere yerleşmesini serbest bırakmıştır. Mihrali
Sivas’ta da boş durmaz, 40. Hamidiye süvari alayını
kurar. Göçten oniki yıl sonra Kurt İsmail Paşa
Mihrali’nin yanına gelir ve Bağdat’ta amansız bir
eşkıyanın olduğunu, Arapları Osmanlı aleyhine
kışkırttığını söyler. Mihrali bunun üzerine atlılarını
toplar ve Kurt İsmail Paşa ile birlikte Bağdat’a gider.
Burada anılan eşkıyayı etkisiz hale getiren ve
kendisinden af dileyen bu hainleri Padişahın oluru ile
affeden Mihrali ve bereberindekiler tekrar Sivas’a geri
dönerler. Sivas’ta bir olay sonrası Kangal kaymakamı ile
ters düşen Mihrali’yi padişah’a şikayet ederler. Padişah
cevabi yazısında “O benim yularsız aslanımdır. Kimsenin
ona baskı ve eziyet etmesine izin vermem” diyerek gelen
şikayetleri geri çevirir. Fakat Sivas’ta ki devlet
erkanı Mihrali’yi rahat bırakmazlar. Biraz dik başlı
olması onlarında rahat hareket etmelerini
engellemektedir. Bu arada Yemen İsyanı çıkmıştır. Sivas
valisi Mihrali’yi Yemen’e göndermek isterse de padişah
tercihi Mihrali’ye bırakır. “Gitmem” demeyi yiğitliğe
sığdıramayan Mihrali yollara düşer uzun bir yolculuk
sonrasında Yemen’e varır duruma el koyar, ama çöl
sıcaklarına fazla dayanamaz hastalanır. Bir müddet hasta
yattıktan sonra oracıkta ölür. Adamlarının büyük bölümü
telef olur birkaç kişi ancak Sivas’a geri döner. İşte
Mihrali bey böyle bir kahramandı...Allah rahmet eylesin,
ruhu şad olsun...
Mihrali Bey ile
ilgili Sivas yöresinde sayısız ağıt ve türkü mevcuttur.
Bu türkülerden bir kısmını aşağıda okuyabilirsiniz:
Mihrali Bey
-
Sıvas yöresi
Ey ağalar beyler bizim ellerde
Koçaklıktan yana birdi Mihrali
Cahallık eyleyip dağlarda gezdi
Epey zaman kaçak durdu Mihrali
İbtidâ gözünden düştü devletin
Sonra göze girip buldu rağbetin
Cihana tanıttı şânın şevketin
Bir eşsiz nâmıdâr erdi Mihrali
Kan kavga kopanda Kars'ın başına
Doksan üç'te baktı yurdun işine
Dört-beş yüz atlıyı yığdı peşine
Moskof'un cengine girdi Mihrali
Muhtar Paşa kıydı ona nişânı
Başladı dökmeğe hûn-ı düşmanı
Şânı tuttu bütün Kafkasistan'ı
Koçaklarda dizdi ordu Mihrali
Ordu-yı İslam'a rehnümûn oldu
Tanrı aslanı çok şâd memnun oldu
Düşman güzergâhı her pür nun oldu
Leşlerini yere serdi Mihrali
Kemender Kazağı hep bizâr etti
Rahat yatırmadı can bizar etti
Loris de elinden el-hazer etti
Gece karargâhlar yardı Mihrali
Moskof ordusuna çok dehşet saldı
Hareketlerini keşfedip bildi
Osmanlı askeri tedarik aldı
Düşmana tuzağı kurdu Mihrali
Adını duyanda Rus'un Saldad'ı
Koparırdı "Mama" deyip feryadı
Moskof'a havf saldı merdâne adı
Gözlerin kurdunu kırdı Mihrali
Rus'u Şüregel'de pişman eyledi
Yollarını kesip hüsran eyledi
Taburların hâkle yeksan eyledi
En dilâverlerin yordu Mihrali
Mel'un Hacı Veli gör ne iş tuttu
Beş kapige dinin nâmusun sattı
Kars'ın teslimine çok gayret etti
O'nu sağ Paşa'ya verdi Mihrali
Huda'nın mukadder günü gelende
Bu hâl ile mahşer günü gelende
Düşmanların zafer günü gelende
Ciğerine dağlar vurdu Mihrali
Ağlaya ağlaya yurdu terketti
Atlıların çekip Sivas'a gitti
Nice ehl-i maraz şifâya yetti
Onlara bir tâ'un çordu Mihrali
Alnına yazılmış kara yazılar
Murada yetmedi ağlar sızılar
Haberi getirdi bazı bazılar
Kars'ı her gidenden sordu Mihrali
Akıbet O'na da bu fâni cihan
Yâr olmadı göçtü kalmadı mihman
Cennet-i Al'â'da tuttu bir mekan
Gaziler yanına vardı Mihrali
Gani Rahmân rahmet eyleye ana
Azim hizmeti var dine vatana
Ahvadımız dâim adını ana
Severdi gönülden yurdu Mihrali
SADIK'ın feleğe meydanı kaldı
Kıydı o yiğide nâm şânı kaldı
İkinci Köroğlu destanı kaldı
Söylenir dillerde merdi Mihrali
Âşık SADIK
Mihrali Bey -2
-
Sıvas yöresi
Osmanlı da ona yağılık etti
Yaralı aslanı kal'aya attı
Kıymetin bilmedi kötülük etti
Kars'ın kal'asını yardı Mihrali
Muhtar Paşa divanına sesledi
Nişan verdi şân şerefin süsledi
Ganimetle orduları besledi
Şikârın yanına kaldı Mihrali
Berat aldı Padişah'ın elinden
Gece aştı Kabaktepe belinden
Gümrü Tiflis kan ağladı elinden
Gürcistan'a talan saldı Mihrali
Tülü Musa çok hıyanet eyledi
Kâmil gizli sırlarımız söyledi
Mansur Latif Karapapak beyleri
Osmanlı'ya arka daldı Mihrali
Sürü sürü koyunları geçirdi
Yılkı çekip atlarını aşırdı
Kafkasya'dan beri sürdü getirdi
Urusya'dan çok bac aldı Mihrali
Anonim
Mihrali Bey -3
-
Sıvas yöresi
Ehli İslam olan eşissin bilsin
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
İsterse Uruset ne var ki gelsin
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Kurşanıng kılıncı geyhiniñ donu
Kavga bulutdarı sardı her yanı
Doğdu koç iğiding şan almakh günü
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Esger olan bölüyh bölüner
Kars Kalası sandız mı ki alınar
Boz atdar üstünde kılınç çalınar
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Kavga günü namert sapa yer arar
Er olan göğsünü tüşmana gerer
Cem-i ervah biznen meydana girer
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Hele Al-Osman'ın görmüyüf zorun
Din gıyratı olan tederiyh görüñ
At tepiñ baş kesiñ Kazağ'ın kırıñ
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Men-Esfer'di(r) biling Urusuñ esli
Orman yabanısı balıhçı nesli
Hınzır sürüsüne dalıf kurt misli
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
ŞENNİYH ne durursun atdarı miniñ
Sıyra kılınç tüşman üstüne dönüñ
Artajakhdı(r) şanı bu Al-Osman'ıñ
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Âşık ŞENLİK
Mihrali Bey -4
-
Sivas yöresi
Gümrü'den yörüdü şapkalı Kazak
Kars içinde eser bir acı sazak
Kaptan Paşa diyer: Devranı bozak
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars'ın başı dumanlı
Yaktı gülşen yurdu zâlim saldadı
Loris de zulmedip verdi berbadı
Ardahan kan ağlar gözler imdadı
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars'ın başı dumanlı
Mirali Paşa da çok mertlik etti
Mansur'un evini yıktı dağıttı
Hacı Veli'nin de toyunu tuttu
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars'ın başı dumanlı
Muhtar Paşa aldı Gazi şanını
Çevirdi Moskoflar çevre yanını
Yahnılar koparttı Nuh tufanını
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars'ın başı dumanlı
Anonim
Mihrali Bey -5
-
Sivas yöresi
-Uzunhava-
Ben gidiyom Rüştü Bey'im ağlama
Köz koyup da ciğerimi dağlama
Alay gitti beni burda eğleme
Yemen'e de benim ağam Yemen'e
Erdi m'ola Mihrali Bey Yemen'e
Kurdu m'ola çadırları çimene
Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Oğul dert benim değil mi vallah kime ne
Ben gidiyom Rüştü Bey'im sana bir nişan
Susuzluktan alayları perişan
Hiç iflah olur mu Yemen'e düşen
Bağlantı
Mihrali'yi sorarsan ezelden yaslı
Çifte al kılıcın uçları paslı
Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı
Bağlantı
Mihrali'yi sokaklarda tuttular
Ağamı da bir kurşuna sattılar
Mihrali'yi Yemen'e de attılar
Bağlantı
Mihrali Bey Hamidiye alayı
Düşmanlar çıkardı türlü belayı
Nedir Ali Bey'im bunun kolayı
Bağlantı
Devlete bağlıdır şu senin başın
Cihanda aransa bulunmaz eşin
Elliyle altmışa yakındır yaşın
Bağlantı
Kum tepesi oldu görünmez otlar
Açlıktan ölüyor küheylan atlar
Kardaş şehit düştü nice yiğitler
Bağlantı
Arap atlar geldi bağlanmak ister
Kömüşlerin geldi yağlanmak ister
Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister
Bağlantı
Anonim
Mihrali Bey -6
-
Sivas yöresi
-Ağıt-
Bell'oldu gittiğin benim efendim
İndelhan olanlar seni arıyor
Yıkıldı bir yanı koca Sivas'ın
Dervişan olanlar seni arıyor
Bozuldu elvanı yüce binanın
Gamı arttı içindeki çobanın
Kesildi kısmeti hane viranın
Cennette gılmanlar seni arıyor
Yükledi göçünü can Mehmet Ali
Bir zaman dillerde söylensin hâli
Mahir Bey kızının kırıldı kolu
Akıttı al kanlar seni arıyor
Gayri şahin uçtu dalda yar kaldı
Vefasız dünyanın ömrü az kaldı
Bağlar çiçek açmış güllü yar geldi
Bahçıvan olanlar seni arıyor
Ne muhalif değdi feleğin taşı
Yaktı nâsı ayrılığın ateşi
Yine eşkiyalar kaldırdı başı
Bezirgân olanlar seni arıyor
Hani senin gibi ellerde rehber
Senden ziya umar günler geceler
Çarşılarda esnaf köylerde rençber
Dağlarda çobanlar seni arıyor
Olanca muradın mahşere kaldı
Felek bu belâyı bizlere saldı
Âşık RUHSATÎ de meddahın oldu
Nice pehlivanlar seni arıyor
Âşık RUHSATÎ
Mihrali Bey -7
-
Sivas yöresi
Nasıl methetmeyem Mihrali Bey'i
Sivas ülkesinin beyi geliyor
O zâlim düşmanın elinde kalmaz
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Herkes kaderine boynunu eğe
Ünü dağılmıştı şehire köye
Zarar ziyan gelmez Mihrali Bey'e
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Acem yiğididir yahşıdır yahşı
Gösterir kendini kemâli şahsı
Ahbabı yaranı giderler karşı
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Köyü Acıyurt'tur yeri Konak'tır
Böyle bir yiğidi görmeli çoktur
Yiğitliği veren ol Gâni Hak'tır
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Püryânî bu anda söyler bitirir
Hakk'ın birliğine şükür yetirir
Yurdun şerefini beyler artırır
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ
Mihrali Bey -8
-
Sivas yöresi
-Ağıt-
Nasıl methedelim Mihrali Bey'i
EyvaH Mihrali Bey gitti gelmedi
Düşman mı oldular kahraman sana
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Malın mülkün mirasçılar paylaşır
Rüştü Bey'in Konağ'ında eğleşir
Bacıların "Gardaş" deyi ağlaşır
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Sürmeler çekilir kirpiğe kaşa
Mihrali Bey o Yemen'e ulaşa
Günler sıcak olur çıkamaz başa
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Vasfedelim Mihrali Bey halını
Yiğitliğin şerefini şanını
Çifter hanım bekliyorlar yolunu
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Acıyurt iklimi Konak Köyü'nü
Ne bayramı belli ne de düğünü
Gözlerim gelmedi Ali Bey'imi
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
İsa Bey'in O'nun büyük gardaşı
Yemen'e yapmağa gitti savaşı
Ağlar Sivas halkı döker göz yaşı
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Aştı çayır çimen güller nergizler
Bütün yasta kaldı gelinler kızlar
Sivas ahalisi yolunu gözler
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Yemen dedikleri gayet sıcaktır
Konak Mihrali Bey yalan ocaktır
Ahbabın yarenin dostların çoktur
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Mihrali Bey ünün duyanlar ağlar
Gam çeker dostların kara yas bağlar
Ulaş Nahyası'nda köyler kan ağlar
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Ummazdım ki ol Yemen'de kalasın
Sıcağından böyle bir hoş olasın
Kars'ın kumandanı Acem balası
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Kahraman Mihrali yiğit bir kişi
Ne yazı bellidir ne soğuk kışı
Topladı orduyu otuz bin kişi
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Ne diyelim senin yiğitliğine
Âlem and içiyor hürmetliğine
Hak'tan bir inayet kuvvetliğine
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Biter mi hiç Mihrali Bey davası
Aslanın boş kalmaz yurdu yuvası
Bir beş değil atmış köyün ağası
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Öyle bir kumandan öyle paşaydı
Biner ata yüce dağlar aşardı
Mayetinde nice yiğit yaşardı
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Bu Mihrali Bey'in bu halı böyle
Konuşurdu ağa paşa bey ile
Dinlen gel Püryânî yeniden söyle
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ
Mihrali Bey -9
-
Sivas yöresi
Nasıl methetmeyem Mihrali Bey'i
Her yerde şerefi ünü söylenir
Yaptığı yiğitlik aklıma düştü
Üzerinden geçen günü söylenir
Bey'in çoktur anlatırsak davası
Titretti elinde koca Sivas'ı
Sürüyü sakladı Kangal Ağası
Her yerde şerefi şanı söylenir
Mihrali Bey ata biner yürürdü
Düşman görse korkusundan erirdi
Doksan üç'te gelenleri korurdu
Asâleti cinsi dini söylenir
Mihrali Bey sözlerini açmalı
Bunu yazıp tarihlere geçmeli
Kılıcıyla korkuturdu düşmanı
Kılıcı kalkanı kını söylenir
Mihrali Bey konu açanlar açsın
Senin ünün her tarafa dolaşsın
Dinlensin Mihrali tarihe geçsin
Verilir bu vasfı dili söylenir
Mihrali Bey'imi bilenler bilir
Güçlü idi bir orduya baş gelir
Ol her yerde kahramanlık söylenir
Böyle kahramanın hali söylenir
Mihrali Bey çıktı gine meydana
Ne kadar hanımdır doğuran ana
Kılıcı bölendi al kızıl kana
Gülşen bahçesinde gülü söylenir
Mihrali Bey senin nasıl duyuram
Yiğitlerden seni seçem ayıram
Yaradandır seni böyle kayıran
Püryânî bugünkü gün bunu söylenir
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ
Mihrali Bey -10
-
Sivas yöresi
Aslan yatağını görmeye geldim
Kaldığı yerlerdir Merali Bey'in
Konağ'ı görünce düşlere daldım
Olduğu yerlerdir Merali Bey'in
Kahpeleri almaz imiş araya
Ak dememiş hatır için karaya
Seksen bir'de göçüp işte buraya
Geldiği yerlerdir Merali Bey'in
Her ana doğurmaz böylesi eri
Hayatında adım atmamış geri
Arayıp gönlünce kalacak yeri
Bulduğu yerlerdir Merali Bey'in
Dağların çökmüştür duman üstüne
Şiirler yazmışım zaman üstüne
Beş yüz atlısını yemen üstüne
Saldığı yerlerdir Merali Bey'in
İSMETÎ der cihat etti yılmadı
"Hürriyet demişti hayatın tadı
Tarihte şanına yakışan adı
Aldığı yerlerdir Merali Bey'in
İSMETÎ |