|
AHISKA
MESELESİ
Sarhoş, ayyaş, berduş, meyyuş, alçak veya müflis bir atanın
evlatlarına döndük. Atamızdan geriye kalan tüm haklarımızı redd-i miras
yaptık. Elimizden 21 milyon km2’lik vatan topraklarımız çalındı, geri
kalan Misak-ı Milli dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti toprakları da elimizden
uçup gitmek üzere. Son yüz yıl içerisinde bu vatan toprakları için şehid
düşen 3 buçuk milyonumuzun kanına sahip çıkamadık. Şerefsizce, pusu
kurularak, katliam yapılarak şehid edilen 5 milyonluk Müslüman ahalimizin
hesabını soracak bir tek Millet-i Necibemiz, damarlarında cevher-i asliye
taşıyan görevlimiz ortalıklarda yok…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeden önce, SSCB’ği dağıldığı
zaman orada yaşayan dili bir, özü bir, dini bir kardeşlerimiz olduğunu ve
bu kardeşlerimize sahip çıkmamız gerektiğini işaret etmişti. Sadece
dağılması muhtemel SSCB’de değil, bu elimizden hile ve desise ile çalınan
21 milyon km2’lik vatan topraklarımızda yaşayan öz kardeşlerimizi de
işaret etmişti. Son günlerde yine Gazi Paşamızın bir sözü sulandırıldı:
“Vatan toprakları kutsaldır, kaderine terk edilemez” ve yine: “Bu milletin
tarihini okumamış veya milli hislerden mahrum kalmış kişilere lanet
olsun!” demiştir.
Gürcistan Avrupa Şurası ile görüşmeler yapıyor. Ahıska
Türkleri’nin vatanları olan ve şu anda Gürcistan işgali altındaki 6290
km2’lik (Kıbrıs’ın 3 misli büyüklüğünde nüfus ve toprak) Ahıska’ya geri
dönmeleri konusunda Avrupa Şurası Gürcistan’a 2011 yılına kadar süre
verdi. Bu görüşmelere katılan Ahıska Türkü var mı, yok mu belli değil.
Varsa kimin atadığı da meçhul. Dağılan Sovyetler birliği topraklarına
serpişmiş ve birlikteliğini kaybetmiş olan Ahıskalı kardeşlerimizin bir
kısmı da 1992 yılında kabul edilen 3835 Sayılı Ahıska Türkleri’nin
Türkiye’ye kabulü ve İskanı kanununa istinaden, ülkemizde değişik
bölgelere yerleşmiş durumdalar. Gelin görün ki, aralarında birlik ve
beraberlik yok denecek kadar parçalanmış ve bölünmüşler. Türkiye genelinde
20’den fazla dernek, sadece Bursa’da üç dernek, sadece Ankara’da iki adet
federasyon… Federasyon başkanının bir tanesi de Posoflu… Şimdi, bir Ahıska
Federasyon başkanı ; daha iç kurumsallaşmasını beceremediği halde, hiçbir
müşavirlik ve müsteşarlık makamı olmaksızın uluslar arası misyonu üstlenme
gayretine girmiş durumda… Bu dağınıklığı iyi analiz eden Gürcistan
yetkilileri görüşmelerde taraf olabilecek bir kukla bulmakta zorlanmasa
gerek.
“Vatan toprakları kaderine terk edilemez” demişti Gazi
paşamız. Dışişlerimiz o kadar vurdumduymaz, o kadar basiretsiz ki; Ahıska
meselesini bir araya gelmeleri mümkün olmayan, aile şirketi gibi faaliyet
gösteren veya kurumsallaşmamış bir dernek veya federasyona milli
meselelerimizi havale edeceğiz. Avrupa Şurasındaki masada; Gürcistan’ı
ve bizim nesebini bile bilmediğimiz, toplumun bile tanımadığı kişileri
göreceğiz. Bu kişiler vatancüda kişiler de olabilir, kuklalarda. Ama,
Ahıska gibi bir milli meselemizin devlet idaresi olarak olmadığı da açık
ve ortada. Yani; sadece kutsal olan vatan topraklarını değil,
kardeşlerimizi de kaderine terk etmiş olacağız. Ahıska Federason başkanı
neredeyse zil takıp oynayacak. Ahıska Türklerinin Ahıska’ya dönüşü
konusunda peşinen hükmünü vermiş. Bir bayram havası estiriyor.
Konferanslar, seminerler düzenleyerek olayı zafer gibi estiriyor. Yani,
bir zamanlar sahibi bulunduğumuz toraklara şimdi maraba gibi, yarıcı gibi
geri dönmemizin zaferini kutluyor, değerli federasyon başkanı hocamız!...
Bu yaptıkları kötünün en iyisi midir ona ben de karar veremiyorum. Zira,
kaderine terk edilenlerden iyi bir icraat beklemek de mantıksızlık olur
her halde…
Devlet otoritesi olarak; Avrupa Şurasını, Gürcistan’ı ve
Gürcistan’ın balla, kaymakla beslediği kişileri aynı masada yalnız
bırakmayarak, o masaya kırmızı çizgileri içeren dosyalarla oturmamız
gerekmez mi? Kalemim kırılsın, açık açık yazamıyorum. Elim kolum bağlı.
Ağzımı açar açmaz birilerinin hışmına uğramam korkutuyor beni. Kanı
bozuklar şah damarlarımıza dayanmış, ciğerimiz hain kedilere emanet
edilmiş, mukadderatımızı dünkü vatan hainleri tayin ediyor. Ne yapalım,
elimizden gelen bu kadar. Necip Milletimizi bir araya getirebilmenin,
çarelerini aramakla yetinebiliyoruz. Atı alan bu arada Üsküdar’ı geçecek.
Ne fark eder ki, 10 ada, Girit, Kıbrıs, Filistin, 21 milyon km2’yi bu
şekilde soysuzların masaya oturmaları sonucu kaybetmedik mi? Ahıska’da bu
şekilde giderken parçalanmış, yarınki rızka muhtaç, fakr-u zaruret
içerisinde inleyen Türk Milliyetçilerinin elinden ne gelebilir ki?
Derneğimizin birisi fakirlik ve yokluk içerisinde Ahıska
Milli davasına sahip çıktı. Beş-altı yıl öncesi Ahıska Türklerini Türkiye
Türkleri bilmiyorlardı. Çünkü kanı bozuklar ders kitaplarında bizlere
Ahıska Türkleri hakkında tarihi bilgileri okutmamışlardı. Adı geçen dernek
5 bin kitap ve 20 bin gazete basarak, Ahıska Türkleri konusunda bizlere
ışık tuttular. Öyle ki; bakanlıkta çalışan bürokratlarımız bile, “Vay
be!... Alaska’da da Türkler yaşıyormuş, haberimiz yok” denecek kadar cahil
ve cühela idiler. Bu derneğin faaliyetleri durdurulmalıydı. Hem de acil
olarak durdurulması gerekiyordu. Önce derneğin gazetesi kapattırıldı. TOKİ
devreye sokuldu. Bir avuç milli davaya hizmet eden insan sayısı, hiç
görmediğimiz, tanımadığımız insanlarla binlere ulaşıverdi. Konut
dağıtıldığını duyan, duymayan derneğe üşüşüverdi. Ve o tren vagonlarında
can veren, sürgünlere, asimilasyonlara, mezalimlere uğrayan Yiğit
Ahıskalıların bugün hayatta olan yiğit evlatlarının milli davalarına sahip
çıkacak hiçbir kurum ve kuruluş kalmadı. Çağın hiçbir iletişim imkanına
sahip olmayan, bir birinden kopuk yaşayan Ahıska Türkleri’nin kurduğu
dernekler ve federasyonları diskalifiye etmek Gürcistan’ı asla ve asla
zorlamadı. Bu gidişle, birkaç kez daha TOKİ devreye sokulur, Gürcistan 3-5
bin Ahısakalıyı davul zurna ile düzenlenen törenlerle alır gider ve 6290
km2’lik mukadderatına terk edilen vatan topraklarımız da ilelebet
elimizden uçuuuuup gider. TOKİ evlerinden edinebilmek için gayret gösteren
ve milli davalarını unutan, sonradan piyasaya çıkan vatan cüda postundaki
-sıfatını siz koyun- , kör gözlere ne demeli?..
Son sözü bağlamak gerekirse; 3-5 bin Ahıska Türkü belki
Gürcistan’a yerleşebilir. Ama 6290 km2 tutarındaki Ahıska vatan
topraklarımız yok artık. Kimin sayesinde? Varın o hain itleri de siz
keşfedin. Vatan toprakları bir gün gelir, kaderine de terk edilebilirmiş
Paşam!...
GÜNEY AZERBAYCAN
MESELESİ
Güney Azerbaycan olarak bildiğimiz, İran adlı ülkede Fars
şovenistlerinin mukadderatına terk ettiğimiz öz be öz Türk kardeşlerimizin
sayısı abartısız yarım Türkiye Cumhuriyeti nüfusunu, yani; 35 milyonu
aşkındır. Ben ve sahibi bulunduğum sitelerim, dört yıldır kurumsallaşma ve
dünya çapında örgütlenme gayretine düşen GAMOH’a (Güney Azerbaycan Uyanış
Hareketi) destek verdik. Amerika ve İsrail tarafından değiştirilmek
istenen Müslüman Türklere ait bu coğrafyada dönen dolapları, bilhassa;
İran’ın işgali altındaki vatan topraklarımız ve bu topraklarda esir olarak
yaşayan kardeşlerimizin akibetlerini ilgilendiren konularda Alman Gizli
Servisinin (BND), Amerikan Gizli Servisinin (CIA), İsrail Gizli Servisinin
(MOSSAD) ve diğer gizli servislerin yayınladıkları haritaları ve projeleri
ilk kez Türkiye ve dünya kamuoyuna sahibi bulunduğum
www.asilkan.org bu site duyurma başarısını gösterdi.
Alman Gizli servisi
verilerine göre:
ABD İran’ı işgal edecek. Bu işgal sırasında, İran
içerisinde yaşayan Farslardan mada, Türkleri, Kürtleri ve Ahvaz Huzistan
Araplarını kullanarak İran’daki Fars rejimini yıkacak. İran dört parçaya
bölünecek. –Güney Azerbaycan Türk Cumhuriyeti, -Fars İran Cumhuriyeti, -Ahvaz
Arap Huzistan Cumhuriyeti ve –Yahudi desteğiyle kurulması planlanan uydu
Kürdistan’a da Türkiye Cumhuriyeti sınırındaki İran toprakları verilecek.
Bu plan dahilinde de Amerika’da sürgünde bulunan GAMOH’un mümtaz lideri
Muallim Dr. M. Ali Çağrı Çöhrekanlı’dan istifade edilecek. GAMOH’un dünya
çapında kurumsallaşmasına engel getirilmeyecek ve hatta destek verilecek.
Sızdırılan CIA raporuna
göre:
Amerika Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye ve İran’daki
silahları topladıktan sonra, Türkiye, Suudi Arabistan, Lübnan, Ürdün ve
Mısır’a saldıracak. Bu ülkeleri böldükten sonra, Mekke ve Medine’de yani
Müslümanların haram kentlerinde uydu bir devlet kurulacak ve İslam
aleminin hac ve umre gelirleri Hıristiyan dünyasınca kontrol edilmiş
olacak. Mevzubahis olan İran topraklarında ise, İran, Irak ve Suriye’de
yaşamakta olan Şii’ler için bir uydu devlet tesis edilecektir. Türkiye
Cumhuriyeti sınırlarına yakın topraklar da Yahudi güdümlü Kürdistan’a
bırakılacaktır. Bu harita da Türkiye’nin Fırat ötesi toprakları, Suriye ve
Kuzey Irak bölünerek kurulacak olan Kürdistan’da Kürtler yaşamayacaklar.
Bu topraklara korku ve dehşet, iş savaş yayılıp, Kürtlerin İzmir, İstanbul
gibi büyük şehirlere göç etmelerinin ardından bu topraklar uyduruk
Tevrat’ta vaadi geçen Arz-ı Mevut megola ideası olarak planlanmaktadır. Bu
gerçeğe yakın harita sayesinde, Güney Azerbaycanlı Türk kardeşlerimize
vaadedilen her hangi bir toprak yoktur. Mezhepsel ayrımcılık yapılarak,
Türklere ait vatan toprakları ilanihaye kardeşlerimizin elinden uçup
gidecektir. Bir başka açıdan düşünmek gerekirse; Fars şovenit kampından
kurtulan Güney Azerbaycanlı kardeşlerimiz Amerikan veya İsrail esir
kamplarına havale edilecektir.
UNPO neyi kabul etti?
Yazımın başında, GAMOH’a (Güney Azerbaycan Uyanış
Hareketi) benim ve sitelerimin destek verdiğimizi söylemiştim. Ancak bu 5
yıllık birlikte mücadelemizde Mümtaz, mullim GAMOH Lideri M. A. Çöhrekanlı
bizim Büyük Turan Hareketimize destek vermekten kaçındı. Bizimle birlikte
olmaktan ısrarla çekindi. Türkiye’de ve Azerbaycan’da başına gelen
tutuklama olayı olduğunda dünya kamuoyunu dar imkanlarıyla haberdar etme
başarısını bu site gösterdi. GAMOH’a ait sitelere filitreler konduğu
halde, bizim sitemiz Mümtaz liderin yanında olmayı başardı. Ama, hikmeti
bilinmez, GAMOH Lideri ısrarla Türk Milliyetçileri ile el ele olmayı
istemedi. Bu davranışlarında her hangi bir art niyet aramadık. Küsmedik,
darılmadık. Ama, son UNPO olayları bize davul zurna çalınarak elimizden
çalınan vatan topraklarımızın akibetini hatırlattı. GAMOH Liderini masaya
yatırmamızı icap ettirdi. Biz hala kendisine güveniyor ve hayal ettiğimiz
vatan cüdalığa sahip birisi olduğuna mutmain olmak istiyoruz.
Her şeyden önce, Milli bir meselede Necip Türk Milleti’nin
kurultay toplama, kurultayda milletin ileri gelenlerinin görüşlerini almak
alışkanlığını edinmemiz olmazsa olmaz alışkanlığımız olmalıdır. Kendi
kafamıza ve çevremize göre aldığımız kararların tam da düşmanımızın
ekmeğine yağ sürecek kararlar olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu
kararlarımızı verirken, muhalif ve çatlak ses olarak gördüğümüz kişi veya
toplulukların fikirlerini çöpe atarak, düşman belleyerek hareket etmek
yanlış olacaktır. “Birbirimizi yaralama gafletine düşersek, Milli
davalarımızı yaraladığımızın” farkına çok geç varırız. Hatamızı
anladığımızda da atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olacak, vatan
topraklarımız elimizden uçup gitmiş olacaktır. Biz ise, Yahudi, Amerikan
uşağı damgasını yiyecek, tarihe birer kanı bozuk olarak geçmiş olacağız.
21 milyon km2’lik çalınan Millet-i Necibe, Necip Türk
Milletine ait vatan topraklarımızda mücadele veren ve yalnız bıraktığımız,
devletimizin elini Gazi Paşamızın vasiyetlerine ihanet ederek
uzatmadığımız tüm Türk kardeşlerimize sesleniyorum: Türkiye’deki Türk
Milliyetçilerinin desteğini almadan yapacağınız tüm faaliyetleriniz
hükümsüzdür. Daha dün, Almanya ve Polonya’dan destek arayan merhum
milliyetçilerimizin hazin sonları bize ışık tutmak için yeterli değil mi?
Bu gün İsrail’den ve Amerika’dan veyahut her hangi bir Avrupa devletinden
alacağımız destek ve yardımın bize ihanet olarak geri döneceği aklımızdan
bir an bile çıkmamalıdır.
Tavsiye veya ricam; GAMOH Lideri M. A. Çöhrekanlı’nın
muhalif gördüğü seslere kulak tıkamayarak, kurultay geleneği ile hareket
edip, toplumun bölünüp kırkpare olmasını önlemesidir. Aksi halde
kazandığını zannettiği başarılar kendisine Amerikan veya İsrail yandaşı
olarak rücu edecektir. Bu yüzden GAMOH için mücadele veren isimsiz Türk
neferi kardeşlerimizden ilk talebim: Toplumun görüşlerine, muhalif
seslere de kulak vermeleri ve Türk Milliyetçileriyle irtibatı
koparmamalarıdır.
Bakın, sizin GAMOH olarak başarılı gördüğünüz bir UNPO
konusunda, bir başka muhalif kardeşimiz nasıl düşünüyor bir bakalım. Milli
konularda kızmadan, küfürleşmeden (Küfür eden kişi, karşılığını bekleyen
kişidir), birbirimizi yaralamadan doğruyu bulabilmemiz için, Türk Ahlak
ve vak’arına yakışır şekilde davranmak koşuluyla sayfalarımızı Güney
Azerbaycan Türk meselesine açıyorum. Bu tartışmalara GAMOH veya Türkiye’de
yaşayan diğer kardeşlerimiz de katılabilirler. Ama kırmadan, ama
incitmeden bu milli Türklük davamızı ele alalım.
GAMOH’a muhalif bir
mektup ve görüşler:
UNPO`da neler oldu?
Mehran BAHARİ
Geçen günlerde Güney
Azerbaycanın UNPO örgütüne temsil edilmeyen bir millet olarak kabul
edildiği salığı (haberi) yayıldı. Normal koşullarda böyle bir saygın
uluslararası örgüte üye olmanın Türk halkımızın milletleşme süreci ve
Güney Azerbaycanın milli hakları uğrunda yürüttüğü savaşımının dünyaya
ulaştırılması açısından sevindirici bir salık olduğu kesindir. Fakat bu
olayla ilgili bir sıra kaygılar özellikle bu üyeliyi gerçekleştiren GAMOH
adlı siyasi teşkilatın gösterdiği davranışlar ve savunduğu düşünceler
üzülerek durumun çok ta sevinecek bir yanı olmadığını ortaya koymuş ve
bütün olayı gölgelemiştir.
UNPO’nun ana
sayfasında bu örgüte yenice kabul edilmiş altı üye hakkında bilgiler
verilir (Şu bilgilerin bir bölümü daha sonra düzeltilmiştir). Bu üyelere
İran Kürdüstanı ve Güney Azerbaycan da dahildir. Bu iki yeni üye hakkında
verilen açıklamaları karşılaştırdığımızda Güney Azerbaycanla ilgili olan
bilgi ve açıklamalar sözün gerçek anlamında utanç verici, skandal ve
rezalettir. Böyle bir açıklama yazısı yalnız Türk halkı ve Güney
Azerbaycanın düşmanları tarafından hazırlanmış olabilir. Orada Türk halkı
ve Güney Azerbaycanın milli demokratik savaşımı tamamıyle görmezlikten
gelinerek tahrif edilip ve bütünüyle Paniranist bir anlayışla
açıklanmıştır. UNPO’nun sayfasında verilen ilkin açıklama şöyledir:
http://www.unpo.org/article.php?id=6263
Iranian Kürdistan:
Since Iranian authorities annexed the Republic of Mahabad (Kürdistan) in
1946, the aspirations for autonomy and self-rule amongst Iran’s Kürdish
population has been systematically repressed. The Democratic Party of
Iranian Kürdistan works to promote their national rights, and aspires to a
Federal and Democratic Iran with equal respect for all Iran’s minority
communities.
Southern Azerbaijan:
Working towards improving the conditions of all minorities living within
Iran, the Southern Azerbaijan National Awakening Movement (SANAM)
represents its Azeri population, the largest minority community living
within Iran, and advocates a peaceful transition towards democracy in
Iran.
Temel sorun: Totaliter özentiler, Antidemokratik yöntemler,
lumpen edebiyat
GAMOH UNPO’ya üye olmayı başka çoklu olayda yaptığı gibi
kendi liderini Türk halkının lideri, kendi bayrağını Güney Azerbaycanın
milli bayrağı ve GAMOH’un kendisini de Güney Azerbaycanın tek temsilcisi
olarak göstermek ve tespit etmek için kullanmıştır. Bu ise bütün maceraya
gölge salan ve onu üzülecek bir gelişme olmaya zorlayan başlıca etmendir.
Kürdüstan bölümünde doğru olarak hiç bir siyasi teşkilat
Kürd halkının temsilcisi olarak gösterilmiyor, İran Kürdüstan Demokrat
Partisinin de Kürd halkının hakları uğrunda çalışan bir teşkilat olduğu
söylenir. Güney Azerbaycan bölümünde ise yanlışlıkla GAMOH teşkilatı Güney
Azerbaycan halkının temsilcisi olarak gösterilir. Ayrıca UNPO’ya son
derece anti demokratik şekilde önerilen ve buna itiraz olarak kendisi ve
yandaşlarından başka herkes tarafından ret edilen GAMOH bayrağı, Güney
Azerbaycanın milli bayrağı diye sunulmuştur.
1-
Yapılan
uyarı ve eleştiriler sonucunda UNPO’nun Güney Azerbaycan ve savaşımı
hakkında verdiği yanlış açıklama ve bilgilerin bir bölümü daha sonra
düzeltilmiştir. Buna rağmen temel sorunlar, bu arada GAMOH’un Güney
Azerbaycanı temsil ettiyi, GAMOH bayrağının Güneyin milli bayrağı olduğu
gibi uyduruk iddialar hala düzeltilmemiştir.
2-
GAMOH ve
yandaşları bu davranışlarını ve UNPO’ya da yansımış olan ve aşağıda
sıralanan bir sıra yanlış siyasi görüşlerini eleştirenlerden uygar ölçüler
ve siyasi ahlak gereyince teşekkür etmemiş ve bunun yerine, onlara
saygısızlık etmek, lumpen tartışmalara girmek ve onların şahsiyetini
karalama yolunu seçmiştir.
GAMOH teşkilatı bu soruya yanıt vermelidir: Neden altmış
yıldan fazla İran merkezi devleti ile kesintisiz olarak ülke içi ve
uluslararası alanlarda, siyasi, diplomatic hatta silahlı olarak savaşan
Kürdüstan Demokrat Partisi kendini Kürdüstan ve Kürd halkının tek
temsilcisi olarak görmüyor ve UNPO’da da böyle tanıtılmasına gerek
duymuyor, fakat son yıllarda Fars Şii İmamilik ve kondartı (bidat) olan
viylayet-i fakih geleneği – düşüncesinden doğan ve bunları hala açıkça
eleştirip ret etmeyen GAMOH hareketi, bu teşkilatta kendisinin Güney
Azerbaycanın tek temsilcisi olarak tanınmasını gerekli görüyor? Bu iki
teşkilat arasında görünen iki farklı siyasi davranışın nedenleri nelerdir?
UNPO olayında bir teşkilatın kendi lideri, örgütü, bayrağı
ve haritasını Güney Azerbaycanın lideri, tek temsilcisi, milli bayrağı ve
haritasi diye tespit etmeye çalışması ve bunları eleştirenlere gösterdiyi
ilkel ve uygunsuz münasebet, bir yol daha Güney Azerbaycan milli
demokratik hareketinde entelektüel düzeyin oldukça düşük olduğunu,
demokratik, modern ve uygar siyasi ahlakın bir çokları tarafından hala
anlaşılmayıp benimsenmediğini ve bunun yerine, üzülerek lumpenizmin
oldukca geniş ve derince yayıldığı gerçeğini ortaya koymuştur.
Türk halkı
olgun, ayık, uygar ve çağdaş bir millettir. O, halkın önderliği (böyle bir
kuruma gerek varsa), uluslararası sekkilerde (platformlarda) siyasi
teşkilatlar tarafından temsil edilmesi, milli bayrak ve milli sınırlarının
belirlenmesi ve bunun gibi konuların önemli seçimler ve seçecek olanın da
kendisi olduğunu
çok
iyi
biliyor. Bütün halkı ve Güney Azerbaycanı ilgilendiren böyle konular
üzerinde karar verilecekse, tek bir şahıs deyil, onlarca siyasi şahsiyet
ve kuruluş vardır. Türk halkının kararı o şahsiyetler ve kuruluşlardan
aşama aşama süzülerek oluşmalıdır.
Bunların
hepsini bir tarafa iterek, bu konularda ‘tek bir kişi ve örgüt karar
verecektir’ demek, Türk halkı ve Güney Azerbaycana gobut bir
saygısızlıktır. Siyasi şahsiyetler veya belli bir çabacı (aktivist) grupun
tek başlarına karar verip “sizin önderiniz ben, sizin bayrağınız benim
belirlediyim bayrak ve sizin temsilciniz de benim başkanlık ettiyim
örgüttür” demeleri Saddamlar ve Recevilere yakışan totaliter bir anlayışın
sonucudur. Türk ve Azerbaycan milli demokratik hareketinde böyle
davranışlar geri kalmışlık ve Fars siyasi anlayışı diye görülmeli ve
zidd-i milli sapmalar olarak deyerlendirilmelidir.
Siyasi
şahsiyetler ve örgütler bu yeke (makro) milli konularda gerçekci, düzgün
ve içten olmaya çalışmalıdırlar. Yoksa bütün savaşım ve amaçları kendileri
ve önder- düşünce- sembollerini halka empoze etmekten ibaret olanlarla,
Türk halkı ve Güney Azerbaycanın milli demokratik savaşımının yolları gün
gettikçe daha da ayrışıp, ve bir birinden uzaklaşacaktır. Böyle siyasi
ahlaksızlıklar ve ilkelliklere, başta aydınlar ve siyasi örgütler olmak
üzere, herkes açıkça ve kesince karşı çıkmalıdır. Aksi taktirde onlar da
tarih ve halkın karşısında bu ilkellikler, ahlaksızlıklar ve olumsuz
sonuçlarından sorumlu sayılacaklardır.
Siyasi-
stratejik yanılgılar, irimsizlikler (dikkatsizlikler), yanlışlıklar,
bilgisizlikler
UNPO’nun
yukarıda aktarılan yazısına yansımış görüşler Türk halkı ve Güney
Azerbaycanın milli demokratik savaşımının en temel özellikleri ve
amaçlarına ters düşmektedir. GAMOH bu ve daha sonra düzeltilen bir sıra
yanlışlıkları ufak bir hata olarak nitelemiştir. Bütün bunlarsa GAMOH’un
teorik olarak Türk halkı ve Güney Azerbaycanın milli demokratik
mucadilesini anlamakta, stratejik alanlarda son derece eksiklik ve yanılgı
içinde olduğunu gösterir.
1-
Kürdüstan bölümünde Kürt halkının adı Kürt, Güney Azerbaycan bölümünde
Türk halkının adı Azeri olarak geçiyor. GAMOH’un yaptığı açıklamalarda ise
halkımızdan Güney Azerbaycan Türk milleti olarak söz ediliyor.
Doğru
yaklaşım:
Halkımızın milli adı ne Azeri ve ne Güney Azerbaycan Türk milleti
deyildir. En büyük bölümü Güney Azerbaycan, öteki bölümleri ise Güney ve
kuzey İranda yaşayan halkımızın milli adı, tek yalnız Türktür.
2-
Kürdüstan bölümünde Kürt halkının devletleştiyini vurgulamak için Mahabad
Cumhuriyetinden (Republic of Mahabad (Kürdistan)
söz
ediliyor. Azerbaycan bölümünde ise ne Kacar Türk devletinin yıkılışı, ne
de Azerbaycan Milli Hukemetinden adları geçmiyor.
Doğru
yaklaşım:
Türk halkının devletleşme geçmişi, geleneyi ve bilincine sahip olduğunu,
Fars faşizmi tarafından bunların yok edilmek istendiğinin altını çizmek
gerekir. Bunun için Türk halkının 1925 askeri darbesine kadar Kacar
devleti timsalında İrana hakim olduğu, o devlet yıkıldıktan kısa bir sure
sonra da Güney Azerbaycanda kendi milli devletini “Azerbaycan Milli
Hukumeti”ni kurduğu vurgulanmalıdır.
3-
Kürdüstan bölümünde İranın, Kürdüstan Mahabad Cumhuriyetini ilhak
(dolayısı ile işgal) ettiği söyleniyor. Güney Azerbaycan bölümünde ise
Azerbaycan Milli Hükümeti topraklarının ilhak ya da işgal edildiğinden söz
edilmiyor.
Doğru
yaklaşım:
Azerbaycan Milli Hukumeti, Taehran’la yaptığı anlaşmalara rağmen Pehlevi
ordusunun Güney Azerbaycana saldırısı ve işgalinden sonra ortadan
kaldırılmıştır. Dolayısı ile bu tarihten sonra Güney Azerbaycan işgal
altında bir ülke gibi değerlendirilmelidir.
4-
Kürdüstan bölümünde Kürtlerin milli haklarından (National Rights),
Azerbaycan bölümünde ise Azerilerin azınlık haklarından söz ediliyor ve
böylece Kürtler Millet, Azeriler ise İran’da yaşayan azınlık olarak
(Minority Community Living within Iran) gösteriliyor.
Doğru
yaklaşım:
İranda milli sorunu saptırarak azınlık hakları kategorisine sokmak,
tehlikeli bir görüş ve Paniranist bir önlemdir. Türk halkı azınlık
değildir, bu ülke ve ahalisini oluşturan temel milletlerden biri ve en
büyüyüdür. Türk halkının savaşımı da azınlık hakları için yapılan bir
mucadele değyildir, milli hakları (kendini yönetme, kendi geleceğini
belirleme) uğrundadır.
5-
Kürdüstan bölümende Kürtlerin İranda sistematik olarak baskı altında
tutulduğu (Systematically
Repressed) yazılıyor. Güney Azerbaycan bölümünde ise Türk halkının baskı
altında tutulduğundan söz edilmiyor, ve sadece yaşadığı koşulların
iyileştirilmesi (Improving the conditions) isteniliyor.
Doğru
yaklaşım:
İranda Türk halkının çok yönlü ve sistematik asimilasyon ve artan her
taraflı siyasi- kültürel baskılara maruz kaldığı, bütün milli haklarından
yoksun bırakıldığı gerçeyi vurgulanmalıdır.
6-
Kürdüstan bölümünde Kürt halkının özerklik ve kendini yönetme hakkından
(Autonomy and Self-Rule) söz ediliyor. Azerbaycan bölümünde bunlardan iz
yok, yerine İranın demokrasiye geçişinden (Transition
Towards Democracy in Iran) söz ediliyor.
Doğru
yaklaşım:
İranda Türk halkı ve Güney Azerbaycanın milli hakları uğrundaki savaşımı
İranın demokrasiye geçiş gibi ne olduğu belli olmayan belirsiz amaçlar
için değildir. Türk halkı ve Güney Azerbaycanın savaşımı iki temel hak,
kendini yönetme hakkı ve kendi geleceğyini belirleme hakkı uğrundadır.
7-
Kürdüstan bölümünde federal ve demokratik bir İran (Federal and Democratic
Iran) söz ediliyor. Güney Azerbaycan bölümünde ne federalism ve ne
demokratikleşmeden söz edilmiyor, yalnız İran’a demokrasinin gelmesinden
(Democracy in Iran) söz ediliyor.
Doğru
yaklaşım:
Kendini yönetme ve kendi geleceğini belirleme haklarının, federal,
konfederal veya bağımsız devlet seçeneklerinden hangisi ile
gerçekleşeceği, duruma göre değişebilen ve farklı siyasi teşkilatların
benimseyeceği alternativlerdir. Bunların arasından federal ve demokratik
bir İran’ı yaratmak, Türk halkı ve Güney Azerbaycanın asgari istekleri
olarak belirlenebilir.
8- GAMOHun
benimseyip ve UNPO’ya da sunduğu Güney Azerbaycan haritası yanlıştır. Bu
haritanın en önemli kusuru, Güney Azerbaycanın Tahran Ostanında (ilinde)
kalan topraklarını, keyfi olarak Azerbaycandan ayırması ve Farsistana
vermesidir. Bu girişim, demografik ve tarihi gerçeklere ters olmakla
birlikte siyasi açıdan da son derece zararlıdır. Yakın geçmişte
Meşrutiyet, Hiyabani, Milli Hukumet ve Şerietmedari deneyimlerinde de
görüldüğü gibi, Tehran bütünüyle veya kısmen Azerbaycanın kontrolüne
geçmezse, Türk halkı ve Güney Azerbaycanın elde ettiyi hiç bir başarı ve
hak, kalıcı olamaz ve her an yok edilmeye mahkumdur. Güney Azerbaycanın
kendi haklarına kavuşması, yalnız ve yalnız Tahran’ın Güney Azerbaycanın
terkibine dahil edilmesi ve böylece Azerbaycan devletinin bu kent üzerinde
hakimiyet sağlaması ile mümkündür ve garanti edilebilir.
Doğru
yaklaşım:
İranın başkenti Tehran, bir Azerbaycan ve yarı Türk-yarı Fars kenttir.
Burası en azından iki Türk devletinin (Gazneli ve Kacar) başkenti
olmuştur. Dolayısı ile Tehran palığı (metropolu) ve Tehran Ostanının
Türklerle meskün olan öteki bölgeleri, Güney Azerbaycan topraklarına
dahildir.
Evet, UNPO
ve GAMOH konusundaki düşünceler böyle... Şimdi Kızmadan, köpürmeden,
eleştiri yapana hakaret etmeden GAMOH tarafından bir karşı görüşü
bekliyoruz. Tartışarak iyi bir noktaya gelmemiz umuduyla.... H.D |