TÜRSAB (9)

BAŞARAN ULUSOY KAYBEDERSE     FENERBAHÇE AMATÖR KÜMEYE DÜŞER!

 

Hakkı DEDELER

Ben 6 yaşımdan beri koyu Fenerbahçeliyim. Eğer TÜRSAB seçimlerini binde bir ihtimal de olsa Başaran Ulusoy kaybederse, yılbaşı için hazırlattığı eşantiyon Jeames Bond çantaları, Fenerbahçe kongresinde kullanacakmış. Uğur Dündar, Kadir Çelik ve hatta Hulki Cevizoğlu bile o günü dört gözle bekliyormuş!.. Ne de olsa Intel teknolojiyi Mars’a yükseltti. Yeni yeni gizli kamera hileleri Başaran’ın emrinde sayılır. Aziz Yıldırım başkan aman ha!, kendine mukayyet ol, Başaran Ulusooooy geliyor!.. Yılbaşında İbo’nun koluna takıp getirdiği dansözlere bile bakayım deme! Bakarsan, Urfa’nın çiğ köftesi gibi yoğurur seni Başaran!..

Evet, Cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlık ve yolsuzluk dosyasında ki; 5 Milyar dolar, Necip Türk Milleti’nin ve Aziz vatanımızın çalınan ve iç edilen para miktarıdır bu. Bu yazıyı yazarken korkuyorum. Dosyamdaki belgeleri açıklarken ürperiyorum. Merhum Uğur Mumcu’nun öldürülmesine gerekçe olan dosya miktarı sadece 135 milyon dolardı. Ama bu dosya o kadar büyük ki; karşınızdaki kişiyi hedef haline getirmemeniz, ama; yolda yürürken de Osmanlı efeleri gibi; iki ileri bir geri gitmeniz gerekir. Mesela; önce sol omuz ileri, Kadırgalı gibi sonra sağ omuz yarım arkaya akacak şekilde!.. Yazarken hırsızlara “Hırsız beyefendi” demelisiniz. Söz verip yerine getirmeyen dönekler için asla ve asla “Sözünün eri, güvenilir insan değil” tabirini kullanmamalısınız. Eğer kullanırsanız; üç yıl mahkeme kapılarında sürünürsünüz, ödeyemeyeceğiniz, kaldıramayacağınız cezalara çarpılırsınız. Kapınızdan gizli kameracıları, maliyecileri ve komplo kuran polisleri eksik etmezler. Sürüm sürüm süründürürler, hem de hakim değişikliği yapılan mahkemelerde süründürürler. Bu yazdıklarım Kenya’da mı oluyor? Elbette Kenya’da veya bir Bedevi krallıkta oluyor. 84 Yıllık Cumhuriyetimizin kazanımı olan, Gazi Paşamızın ve silah arkadaşlarının akpacık bırakıp gittiği kurum ve kuruluşlarında olacak hali yok ya! Olsa bile bir üst makam yok mu sizce? Elbette var ve olmaya da devam edecek.

Merhum Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun’un makamındayım. Şiddetli olarak tartışıyoruz;

-Sen şimdi atla uçağa hemen İstanbul’da TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’a git. Bakanım söyledi işimi hallet de!

-Aman bakanım, Başaran ölür de benim işimi halletmez.

Merhum ayağa kalktı ve bana şiddetle çıkıştı:

-Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet bakanıyım. Başaran da kim oluyor ki?

(Offf! Başaran Ulusoy kim olmuyor ki? Pasaportunu ve vizesini almış, kavurmasını kavurmuş, Cilvegözü sınır kapısına umreye gitmek için dayanmış, Hiçbir Anayasal insan hakkını  elde edemeyen TC vatandaşı, Başaran Ulusoy’un çektiği faksla sınırdan geri çevrilir. Yüzüne TC sınır kapıları çarpılıverir. Kim takar anayasamızın 23, 24, 91, 40’cı maddelerini? 16 yıldır sürüyor bu hırsızlık, 16 yıldır sürüyor bu tröstleşme)

-Efendim değil siz, Genel Kurmay Başkanımız istese bile Başaran bir yolunu bulur ve çark eder. Ne de olsa kendisi Karadenizlidir, çark etmeyi iyi becerir.

Merhum iyice küplere binmişti. Nasıl olur ki; beni kendisine Başbakan Demirel göndermişti. Üstelik Kamu kurumu niteliğindeki bir kurumun başkanı söz dinlemez, çark ederdi. Hemen telefona sarıldı. Santraldeki bayana bağırarak; 

-Bana TÜRSAB Başkanı Başaran denen adamı bulun! (Öyle dememişti de, anlayan anladı nasılsa, boş verin, nasılsa merhumun şahitliğine de bakılmaz!)

Santralci kız bakanın öfkesinden korkarak beş altı saniye içinde ne yaptı, etti Başaran’ı bulup, buluşturdu ve Bakana bağladı.

-         Başaran, Hakkı DEDELER İstanbul’a geliyor, sakın işini halletmeden gönderme.

-         Elbette efendim, buyursun gelsin emriniz olur, halllllederiz!.. (En son babalar duyar dizisindeki Kadir Beyefendiyle ikiz her hal)

Bakan öfkesini telefondan çıkartırcasına çarparak kapattı. Ben daha fazla ara kızıştırmanın bakanın kalbine zarar vereceğini anlayarak makamından ayrılıp, havaalanına gittim. Zira beynimde taşıdığım bir galon gazı bakana boca etmeyi başarmıştım. Herkes yerini yurdunu bilsin demi ya!.. Birkaç saat sonra mesai dışı Başaran Bey’in yanındaydım. Her zamanki Alinazik tavrını takındı ve;

  -Sen mevzuatları benden iyi bilen bir insansın…

“Anlat kızım Melahat, 90 derece mi, istersin, 180 derece mi istersin veya sırt sırta 360 derece mi istersin, bizim taka çarkçısı ben uçakta gelirken hazırlamış rotayı…”

Evet, bugün yine aynen söylüyorum: Başaran istediyse bu kongreyi de kazanarak çıkacaktır. Eğer havlu atmayı düşünüyorsa, bir yolunu bulup, çarkı kendi rotasına göre çevirmesini de becerir. Şuraya bakın; TÜRSAB’ın olaysız bir toplantısı yok. Her türlü imkanı sağlamış Başaran bey, hiç kimseden çekindiği,  mekindiği ve de korkusu da yok. Havada uçuşan yumruklar vız gelir, tırıs gider demi ya!..

Vakit namazları sonrasında, sık sık cami cemaatiyle tartışırız. Mübarekler erkekseniz tek tek gelin üstüme. Yahu arkadaş bir cami düşünün, namazdan çıkanların tamamı da AKP’ye oy vermiş olsun! Yahu, Allah Rızası için biriniz de Kadayıfçı hocaya verin yahu! Yok arkadaş hepsi de; “AKP” diyor, başka bir şey söylemiyor. Geçtiğimiz gün cami avlusundaki çay ocağında öfkelendim ve sıraladım:

  • AKP Başörtüsü meselesini çözemez,

  • AKP İmam Hatip, Kur’an Kursu, İlahiyat sorununu çözemez,

  • AKP Hac ve Umre ticaretini gayrimüslimlerin tekelinden çıkartıp, serbest bırakamaz.

  • AKP Siirt seçimlerinde kendisini başbakan yapan seçmene ihanet edemez, anarşiyi, manarşiyi bitiremez,

  • Bırakın bu büyük işleri, AKP Başaran Ulusoy’a bile söz ge-çi-re-mez.

  • AKP sayesinde Ahıska; Gürcistan, Ahıskalı; Güristan vatandaşı olacak. Sizler de Salamon’dan, Simon’dan vize almadan hacca ve umreye gitmeyi unutun! Nasılsa, yılbaşı geliyor, Başaran 20-30 tane yılbaşı eşantiyonu olarak Jeames Bond çanta diktirmiştir, valizcilerine! Şööle bir bakanlıklar arası dolaşıvermesi bile yeter ona!..  

Bakın, iki dönemdir ne kızıyor, ne de kızarıyor, uslu, puslu Mehmet Aydın makamında oturup duruyor. Ne acı tecelli ki; Mehmet Aydın’la da, Ekrem Ceyhun Merhum’dan beter diyalogumuz oldu. Mehmet Aydın 100 tane dernek başkanına hitaben -beni dinledikten sonra- Ahıskalıların diploma denklikleri konusunda:

  • Hakkı DEDELER arkadaşımız doğru söylüyor, Batı Trakya’ya hangi müftünün tayin edilmesi meselesinden önce, işsiz ve aşsız gezen kendi insanımızın diploma denkliklerinin çözülmesi gelir. Ahıskalı doktorlarımız park ve bahçelerde amele olarak çalışmak zorundalar.

  • Vay be!, vay ki ne vay! Aradan 2 yıl geçti, TBMM’nin önüne YOK ve Emekli Sezer dikildi. Milliyetsiz irade dikildi Aydın’ın karşısına. Öyle ya; hadi Ahıska Türkü doktorun diplomasını denk saydınız, Ermeni doktorlar ne olacak? Anayasanın eşitlik ilkesine uyar mı bu iş? Elbette uymaz!. Hem 2 milyon Ermeni’yi Dr. Devlet Bahçeli zamanında TC vatandaşlığına 57. Hükümetimiz almadı mı? Varsın Doğudaki, Güneydoğu’daki gelinimiz doktorsuzluktan biraz daha ölüversin ne çıkar, Türkiye’de TC nesli mi tükendi yani!..

Yine, Uzun uzun Mehmet Aydın Bakanıma 100 dernek başkanı huzurunda hacdan, umreden, Başaran Ulusoy’dan bahsediyorum. Bööööle, ilk kez uzaylı görmüşler gibi pür dikkat beni dinledikten sonra, sadece bana hitaben;

  • Bu anlattıkların Fransa’da mı oluyor, Türkiye’de mi? (Fesubhanallah bakana yani)

  • Sayın bakanım, arz edeyim, Türkiye’de ve sizin makamınızda oluyor! Fransa’da vatandaş pasaportunu çıkartır, vizesini saygı görerek alır, kimseye eyvallah etmeden hacca ve umreye gider ve gelir. Ama bizde, Salamon’un  ve Simon’un haracını vermeden gidip gelemezsiniz. Sülalemde iki kişi Sayın Bakanımızın talebesi olarak mezun oldu, önemli mevkilere de geldiler. Ama onlardan bilirim Mehmet Aydın Bakanın öyle bir yüz ifadesi vardı ki; sormayın gitsin. 13,5 ayak buzdolabında bir- iki saat beklemiş kurbanlık etin sıfatını almıştı eli ve yüzü!.. İnanır mısınız, peşime 12 kişilik bir MİT ordusu takıldı, evime gidinceye kadar o kadarını sayabildim. Hani bir amiyane laf var: Bazılarının sırtından sopayı, merkebin de karnından sıpayı eksik etmeyin” diye. O günden bu yana da AKP bana hak verdiği konuları, beceremedi ve çözemedi. Ama benim de sırtımdan sopayı da eksik etmedi.   Başaran Ulusoy ve İzmir Polisinin  komplo baskınlarıyla ilgili olarak davalar devam ettiği için şu anda yorum getirmek istemiyorum.

Necip Milletimiz ve 84 yıllık Cumhuriyetimiz hassas dönemden geçiyor. Tarihi Pon’s Rum evlerinin restoresi için Başaran Ulusoy’un ne kadar harcama yaptığıyla ilgili yazı dizimin sırası geldiği halde, basın ahlak ilkelerine uyarak sonraya saklıyorum. Elbette Başaran Ulusoy, bir gün AKP gidince bu 5 milyar dolarlık dosyadan adalet önüne çıkacaktır. Elbette günahlarının ve sevaplarının hesabını,  benim inandığım Yüce Hak Teala’ya  mutlaka ve mutlaka hem bu dünyada hem de kıyamet gününde verecektir. Ben yemin ettim. Başaran varken asla turizmcilik yapmayacağım. Meyhanecilik yapanın hac işi yapan kadar inanın günahı olamaz.

Ha, konu başlığımıza geri dönelim. Ben 6 yaşımdan beri koyu Fenerbahçeliyim. Eğer TÜRSAB seçimlerini binde bir ihtimal de olsa Başaran Ulusoy kaybederse, yılbaşı için hazırlattığı eşantiyon Jeames Bond çantaları, Fenerbahçe kongresinde kullanacakmış. Uğur Dündar, Kadir Çelik ve hatta Hulki Cevizoğlu bile o günü dört gözle bekliyormuş!.. Ne de olsa Intel teknolojiyi Mars’a yükseltti. Yeni yeni gizli kamera hileleri Başaran’ın emrinde sayılır. Aziz Yıldırım başkan aman ha!, kendine mukayyet ol, Başaran Ulusooooy geliyor!.. Yılbaşında İbo’nun koluna takıp getirdiği dansözlere bile bakayım deme! Bakarsan, Urfa’nın çiğ köftesi gibi yoğurur seni Başaran!..

TÜRSAB üyesi aziz delegeler, elinden her şeyi gitmiş, sadece Fenerbahçe sevgisi kalmış birisi olarak sizlerden rica ediyorum; oyunuzu Başaran Ulusoy’a veriniz. Aksi halde, Kenya’dan bir dudağı yeri, diğer dudağı göğü süpüren  berberlik, kasaplık yapan yamyamları Fenerbahçe’ye santrafor olarak getirir, ertesi senelerde de Fenerbahçe amatör kümeye filan düşer, neme lazım, siz yine unutun Rum evlerini, hac ve umre vurgunlarını ve oyunuzu Başaran’a verin. Fenerbahçe’me bari bişeycikler olmasın!..

Not: Sel’amı hocaefendiler okuyana kadar, Başaran kazansa da kaybetse de; bu yazı dizisi 94 sayı devam edecek. Eğer bu sitede; “Bu site……..” diye  kırmızı iki satır bir ileti görmezseniz, eğer Türk adaletine güveniyorsanız, Eğer Anayasa Mahkememizin yeni değerli Başkanı Haşim Kılıç beyefendi görev sınırlarını azıcık zorlarsa, Hakkı DEDELER sayesinde kıyamete kadar Başaran Ulusoy Fenerbahçe’nin başına geçmeyi asla ba-şa-ra-ma-ya-cak… Kenyalı berberin ve kasabın  ekmeğiyle oynadığımın farkındayım ama ne yapabilirim ki? Hem de bu tür yazılar benim tarzım değil, ama, TÜRSAB üyesi meslektaşlarıma armağanım olsun!.. Siz yine de; demedi demeyin, Başaran’ı seçmeye devam edin. Ne de olsa içinizde aslanlar ve kartallar da var nasılsa!..

DEVAM EDECEK

8’den 94’e ne kaldı şuracıkta? Üç beş senecik kısa bir zaman.. Dünyanın en çok okunan Milliyetçi Türk İnternet sitesini www.asilkan.org okumayın, rağbet etmeyin, beni değil, Başaran Başkanı dinleyin siz. Aman ha, Sarı Kanarya’mdan uzak tutun takanın çarkçıbaşını!.. Oyunuzu Başaran’a verin. Benden size tavsiye. Bu arada, mahiyetinizdeki çalıştırdığınız enformasyon memurlarına ve müdürünüze, bilhassa müdürünüze mukayyet olunuz, firmanızın bilgilerini kirli adamlara götürüp satmasınlar. Memleket şerefsiz kaynıyor. Eski Ege Ordu Komutanımız Ahmet Hurşit Tolon Paşamız şöyle demişti; “ Bu memleket vatan hainleri de yetiştiriyor artık” hedef göstermedi ama ben göstereyim. Aman çalıştırdığınız müdürünüze dikkat edin. Hani, hacı adayından çekinip; abdest almadan namaza duran,aç ve susuz gününde ekmek verdiğiniz, on günlük bebeğine mama aldığınız, şerefsiz müdürünüz var ya ona çok dikkat ediniz. Asıl köstebek o.. Benim gibi başaranların kurbanı olup, açlığa ve sefalete mahkum olmayın!. Anlayan anladı, anlamayanlara anlayanlar anlatsın. Gün ola, harman ola, bir gün bugünü de hesaba çeken çıkar nasıl olsa. Bir gün belki bir gün 16 yıldır okunmayan Hakkı DEDELER’in yazısını Haşim Kılıç başkan tesadüfen de olsa okur elbet. TC vatandaşının Anayasal insani temel haklarının nasıl korunup kollandığını, nasıl gasp edildiğini ve milyar dolarların çalınıp çırpıldığını  idrak eder elbet.. Başaran Ulusoy’un faks emriyle TC sınır kapılarının nasıl TC vatandaşının suratına kapatıldığına da bir yorum getirir zannedersem! Dedim ya burası Kenya değil, 84 yıllık kazanımları olan, sahip çıkmamız gereken kurum ve kuruluşları olan Türkiye Cumhuriyeti. Elbet 16 senedir çektiğim azabı, sefaleti sonlandıracak bir babayiğit bu memleketin bağrından çıkar elbet!.. Askeriyle, siviliyle, nasılsa ben en büyük rütbeye sahibim; Hür Generalim, hür..

GELECEK YAZI;

BAŞARAN NEDEN VİP TURİZMİN DEĞİL DE HACTUR’UN KAPATILMASINA GÖZ YUMDU?

BAŞARAN TURİZM BAKANINA AĞLAYARAK HANGİ MEKTUPLARI YAZDI?..

Ne zaman mı? Benim hiç de acelem yok. Tayyip Başbakan’dan umut yok, Haşim Kılıç Başkanım duyana kadar devam. Necip Türk Milleti elini kolunu sallaya, sallaya istediği vasıtayla, istediği özgürlüğü seçerek hacca ve umreye gidip – gelene kadar devam. Milletimiz AKP’nin çözümsüz olduğunu anlayana kadar devam. Standart hac ücreti; 12,500 Euro’dan 790 dolara ininceye kadar devam. Sel’amı hoca efendi okuyana kadar devam. Dönersem namerdim!..

 

 

  

  

  

Google

Copyrights (c) 2004  karun@karunpc.com   

www.karunpc.com