|
||||
|
1829 yılında Türk topraklarından koparılan Ahıska, 6260 km2 lik bir vatan toprağıydı. Bu topraklar üzerinde yaşayan 500 bin öz kardeşimiz, mesket oldular, misket oldular ve yaşadıkları toprakların adını taşıyarak Ahıska Türkü oldular. Kafkaslarda 'Türk' adını şerefle taşıyan tek öz kardeşlerimiz Ahıska Türkleridir. 1944 yılında, 45 milyon insanın kasabı Stalin tarafından bu topraklardan sürüldüler. yüz binlerce Ahıska Türkü; çocuk demeden, kadın demeden, yaşlı demeden sürgün sırasında tren vagonlarında havasız kalarak can verdiler. Stalin, Ahıska topraklarında bir tek Türk bırakmadı. Sibirya'nın acımasız iklim şartlarında, yem ve yiyeceksiz kalan Ahıska Türklerine bir tek yardım eli uzatmadık. Tanıdığım bir subay şöyle anlattı: |
||||
|
"Stalin'in zulmünden kaçan bir kısım Ahıskalı aile Türkiye'ye sığınmışlardı. İnönü'den emir geldi. Yakaladıklarımızı Ruslara teslim etmeye karar verdik. Yaşlı bir kadın ağlıyordu. Elindeki iki bileziğini çıkartarak askerlerime verdi. Bana dönerek: 'Bu bilezikler Türk kardeşlerimizin olsun. Rus tohumlarına Allah nasip etmesin. Siz bizi Ruslara İnönü denen nesebi bozuğun emriyle teslim edeceksiniz. Ruslar bizi sınırın öbür yanında derhal kurşuna dizecekler. Bari bu altınlar kardeşlerimizde kalsın!' Ve biz onları Ruslara geri verdik. Sınırın öbür tarafından kurşun sesleri geldi. Belli ki; kurşuna dizilmişlerdi" Evet; Balkanlar'da, Kafkaslarda, Ortadoğu'da, Uzak Doğuda kan akmaya devam ediyor. 1967 yılında, 11 yaşındaydım. Arap -İsrail savaşı yeni başlamıştı. Gavur İzmir'de, Saat Kulesinin altında yaşlı bir adamın elinde, Grundik marka bir bataryalı radyodan saat dışı haber veriliyordu. Yüzlerce İzmirli adamın etrafında daire oluşturmuş, acil haberi dinliyorlardı. Hemen, hemen hepsi ağlıyordu. Bu ağlamanın sebebi; ölen Mısırlılar veya İsrailli Yahudiler için değildi. O Yahudi işgaline uğrayan topraklar Müslüman Necip Türk Milleti'nin öz malıydı. Bakın, okuyun Türkiye basınını... Ruslarla Gürcülerin savaşını bir okuyun. İster dinci (!) basından okuyun, isterse dinsiz Allah'sız, şerefsiz Türkiye basınından okuyun... Ağızlarında hiç 'Ahıska Türk vatan toprakları' var mı? Elbette yok... İran Cumhurbaşkanı, bozuk Türk kanlı Ahmet'in oğlu Necat neredeyse 'Evliyaullah' gibi karşılandı. Halbuki; bizim inandığımız Sünni inanca Ahme'tin oğlu Necat sahip değildi. 5. mezhep bizi bizim için mazbut sayılmazdı. Ama, Türbanını sarığını kapan zibidiler karşılamak için koşuştular. O Ahmet'in oğlu Necat ki; her hafta 'Türk kanı' içiyor, Müslüman Necip Türk Milleti'nin topraklarında hüküm sürüyordu. Sınırımız bölünmüş, vatan topraklarımız iç edilmiş, öz be öz 32 milyondan fazla Müslüman Necip Türk halkı, İran adlı ülkede esir ve köle edilmişti. Dünden bu güne, decenere olmuş Müslümanlığı uydurma Tevrat ve İncil'den öğrenmiş ne kadar soytarı varsa, ellerinden Zaman, Yeni Şafak, Yeni Çağ, Milli Gazete, Türkiye gibi Siyonist sermayesi basın düşmeyen ne kadar yoz Müslüman varsa; Ahmet'in oğlu Necat'ın dizinin dibinden ayrılmadılar. Belki de, Güney Azerbaycanlı öz kardeşlerimize yaptığı zulüm ve işkenceden dolayı o deyyusa şükran borçlarını ödediler. , Saakaşvili denen alçak Türkiye'ye sayısız kez geldi. YÖK tarafından Ahıska Türklerinin başına musallat edilen bir aşağılığı Federasyon başkanı yaptı. Yetmez, bir kısım dernek başkanlarının altına sıfır otomobiller çekti. Bu da yetmez, yozlaşmış bir kısım insanı uçağa bindirip Gürcistan adlı ülkeye götürdü. Yetmez, altlarına avrat, sırtlarına lüks otel odaları ve kırmızı halılar serdi. Yetmez, her birini aşağılık paralarla satın aldı. Avrupa Şurası ve Birleşmiş Milletler Gürcistan'ı resmen tanımıyor. "Ahıska Türkleri vatanlarına dönmeden Gürcistan'ı unutun" diye rapor verdiler. Ama, Barbakatze adı verilen bir satılmış ve Türkiye'deki bir takım satın alınmış alçak daha şimdiden bayram yapmaya başladılar bile: "Ahıska Türkleri vatanlarına geri dönüyorlar, yaşasın Saakaşvili, Yaşasın Gürcistan" La havle, O altına çekilen otomobil mezarın olsun alçak! O TOKİ tarafından verilen evler Şehit atanın ruhuna gitmesin İnşallah. O cüzdanına soktuğun Saakaşvili Kaloşa paraları yavrularını zehirlemez İnşallah!... Evet, dinini, dilini, milliyetini değiştireceksin ve 'Ahıska Türkü' olmaktan vazgeçip, Gürcü vatandaşı olacaksın, Gürcü ismi taşıyacaksın, Gürcüce konuşacaksın, istavroz çıkaracaksın ve Şehit atana laik evlat olacaksın öyle mi? Asla! Asla bir tek kanı asil Ahıska Türkü bunu kabul etmez.. Şehit atasının kemiklerini sızlatmaz. Eğer öyle olsaydı, 1829'dan beri has Türk kalmazlardı. Has Türkçe konuşmazlardı. Alınları secdeye değmezdi... Ama dünkü Şehit Ahıskalıların, bugünkü Yiğit evlatlarını satın alacak para ve makam olamaz... Olmadı, olmayacak. Son kez, Türkiye'de kurulu bulunan 22 dernek ve 2 Federasyon başkanını uyarıyorum: Gürcistan denen ülke senin Şehit atanın has toprağıydı. Hile, desise ve silah zoruyla iç edildi. S.S.C.B artık dağıldı. Gürcistan'ın orada hiç bir tarihi hakkı yoktur. Gelin etmeyin, eylemeyin, üç kuruşa tenezzül edip şehit atalarınızın kemiklerini sızlatmayın. El ele verelim ve "Sürgünde Ahıska Türk Cumhuriyeti"ni kuralım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu isterdi, Merhum Mareşal Fevzi Çakmak bunu isterdi, Merhum Kazım Karabekir Paşamız bunu isterdi, tren vagonunda Kelime-i Şahadet getirirken son nefesini veren atan da bunu isterdi. 2011, Ahıska ilelebet Gürcistan olacak... Bir tek Ahıska Türkü o topraklara sokulmayacak. "Gürcistan topraklarına Türklerin girmesi yasaktır" diye uyarılar asan Saakaşviliye destek veren sözüm ona Müslüman geçinen Gürcü tohumu satılmış mevzuatımıza Allah (cc) bin türlü bela versin!... Bize bela okumak yakışmaz amma, Allah geceleri ümüğünü sıksın, tren vagonunda can veren, savaş meydanlarında kan veren şehitlerimizin elleri gırtlaklarından eksik olmasın!..Evet en uzaktan başlayalım; Uygur Türkleri Çin mezalimi altında, Yeni Çağ ve Kıbrıslı Rauf dede Çin kaymağıyla esleniyor. Aslanım da oradaki sütunlarda aslanca yazılar yazdığını zannediyor!.. Çeçenistan kan gölü... Takiyyeci Müslüman, Ahmet'in oğlu Necat'ın peşine takılmış, Güney Azerbaycan'da kardeşim idam sehpasında sallanıyor, Fars şovenistlerinin hapishanelerinde çürüyor... Afganistan'da kan oluk gibi akıyor... Hani; Afganistan'a kim saldırırsa karşısında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün attığı imzayı görecekti? Ulan hergele deyyuslar, sizin her şeyiniz gibi; 'Atatürkçülüğünüz' de deyyusça değil mi? Hani Irak'taki kırmızı çizgiler? Kırmızı çizgileri Amerikan çapulcularını görünce kahverengi tezek rengine boyadınız değil mi? Filistin Filistinlinin mi, İsraillinin mi bire ahmak!.. Bir şişe şaraba Şehit atalarımızın kanlı topraklarını satan bre deyyus ve dürzüler, 35 yıldır ağzımı bozmadım ama nihayet bana bu düşük yazıyı da yazdırdınız ya; Allah hepinizin belasını versin'.. 21 milyon km2 vatan toprağım iç edilmiş... Belki de bir şişe şaraba satılmış... Benim Müslüman kardeşim Fars şovenistine takılmış, benim Konyalım 'İbo, İbooo' diye bağırıyor. Anam rahmetli sağ olsa yakasına yapışacağım: 'Beni doğurduğun güne lanet! Be ana!... Okumak bize yakışmaz amma; Milletin tarihini okumamış veya milli hislerden mahrum kalmış olana lanet olsun be ana!.. Ha ne demişti Gazi Paşamız:
“Bugün Sovyetler Birliği
dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız
vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.
Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi
parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu
milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye
ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir
kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır?
Manevi köprüleri sağlam tutarak. |
||||
|
||||