|
Anayasa Mahkemesi’nde görülen bu dava; AKP’nin
kapatılması değil, Müslüman Necip Türk Milleti’ne
gözdağı verilmesi ve umutlarının tamamen yok
edilmesi kararıdır.
Çok
iyi hatırlıyorum, 1962 yılında Jandarmalar her köyü
bastıkları gibi; bizim köyümüzü de basmışlar,
analarımızın, teyzelerimizin, halalarımızın,
ablalarımızın giydikleri ‘Türk giysilerini,
üçetekleri ve başlarındaki fes üstü yemenileri
zorbaca yasaklamışlardı.
O
günden bu yana, Müslüman Necip Türk Milleti’ni
yıldırmak ve sindirmek için, bilhassa İsmet
İnönü’nün kurduğu ‘İhtilallerle atanmışlar ve atanma
sistemi gereği göreve gelenler’ tarafından devamlı
Müslüman Necip Türk Milleti’nin inançlarına
zulmedilmiştir. |
|
Anayasa Mahkemesi’nde görülen
bu dava; AKP’nin kapatılması değil, Müslüman Necip Türk
Milleti’ne gözdağı verilmesi ve umutlarının tamamen yok
edilmesi kararıdır.
Çok iyi hatırlıyorum, 1962
yılında Jandarmalar her köyü bastıkları gibi; bizim köyümüzü
de basmışlar, analarımızın, teyzelerimizin, halalarımızın,
ablalarımızın giydikleri ‘Türk giysilerini, üçetekleri ve
başlarındaki fes üstü yemenileri zorbaca yasaklamışlardı.
O günden bu yana, Müslüman
Necip Türk Milleti’ni yıldırmak ve sindirmek için, bilhassa
İsmet İnönü’nün kurduğu ‘İhtilallerle atanmışlar ve atanma
sistemi gereği göreve gelenler’ tarafından devamlı Müslüman
Necip Türk Milleti’nin inançlarına zulmedilmiştir. Bu zulmü
yapanların başına da, Kızılbaş kökenli bürokratlar
getirilmiştir. Devletin en üst seviyesine atanan bu
atanmışlar, Kızıl Çin’de ve hatta Rusya’da görülmeyen baskı
ve zulm yöntemlerini adeta kanun haline getirmişlerdir.
Halbuki; Müslüman Necip Türk Milleti, 85 yıldır Gazi Mustafa
Kemal Atatürk’e, onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne ve bu
Cumhuriyetin yine 85 yıllık kazanımı olan kurum ve
kuruluşlarına canı gönülden sahip çıkmış, korumuş ve
kollamıştır. Bu güne kadar, ne askerine ne de polisine asla
kurşun sıkmamıştır. Ama, Ümraniye tipi yapılanmalarla; Sıvas
ve Başbağlar katliamları yapılarak Müslüman Necip Türk
Milleti’nin yüzüne kara çalma düzenleri kurulmuştur. Evet,
Müslüman Necip Türk Milleti’nin bir ferdi olarak, 85 yıllık
Cumhuriyetimizin tüm kurum ve kuruluşlarına ben de bağlıyım
ve bu kurum ve kuruluşlarımızın canımız gibi, malımız gibi
ve vatani askerlik görevi gibi kutsal sayılmasından yanayım.
Bu güne kadar, sadece
başörtüsü veya Türban konusunda değil; kutsal hac ve umre
seyahatlerinin düzenlenmesinde, kontenjanlar devletimiz
eliyle Ermeni ve Yahudi tacirlerinin tekeline bırakılmış,
Kızılbaş yerleşim bölgelerinde imzalar toplanarak,
gırtlağına kadar siyasete gömülmüş Diyanet İşlerine Ezan-ı
Muhammediye’nin sesi kestirilmiştir. Halbuki; bin yıldan
fazla süredir bu ülkede yaşayan hiçbir Kızılbaşla, Müslüman
Necip Türk Milleti’nin bu konularda hiçbir sürtüşmesi
yaşanmamıştır. Kız alıp vermemişler kardeş olamamışlar ama,
düşman ve kanlı hasım da olmamışlardır. Anadolu’muzun hemen
hemen her bölgesinde ‘Abdallar Mahallesi’ mevcuttur. Bu
mahallelerde her dini kutsal günümüzde yardımlar yağdırır,
fakir ve fukaralara inanç ayrımı yapılmadan yardım eli
uzatılmaktadır. Ama, isim vermek istemiyorum, 1960 kanlı
ihtilalı sonrasında, camisi olmayan, inancı olmayan,
Müslüman ahaliye düşman serbest köyler oluşturulmaya
çalışılmış, Kızılbaşlar, Tahtacılar, Abdallar ve Bektaşiler
gibi ufak gruplar, ‘Alevilik’ adı altında toplanmaya
çalışılmıştır. Halbuki saydığım 82.5 ufak grubun bu
büyükleri, kendi aralarında aynı inancı taşımayan
halkımızdan oluşmaktadır. Halbuki; Mevlana hepimizindi,
Yunus Emre hepimizindi. Ama, Vural Savaş tipi onursallar
çıktılar. Kitaplarında, Şeyhülislam Ebu Suud Efendi’nin;
‘Kızılbaşların katli vaciptir’ gibi belgeden uzak sözlerini
kin ve nefret tohumları ekip, Sünni – Alevi bölücülüğünü
körüklemek istemişler ve hatta bizleri Şeyhülislam Ebu Suud
Efendi’nin torunu yerine koyup, intikam almaya
çalışmışlardır.
İşte bu ahval ve şeriat
altında, Müslüman Türk’ün psikolojisini en iyi analiz eden
(Almanya’da yaşayıp, Türkiye’de ahkam kesen) Prof. Dr.
Necmettin Erbakan, Müslüman Necip Türk Milleti’ni fanatik
bir şekilde şekillendirmiş, inanç darbelerine yol açarak
sayısız parti kurup, kapattırmıştır. Yani, kapatanla
kapatılan arasında; Müslüman Necip Türk Milleti’nin hiçbir
organik bağı olmamıştır.
Seçimler öncesi, Başbuğumuz
sonrası MHP’yi işgal eden zihniyet, seçim meydanlarında;
‘Ürkekler ve erkekler’ çatışmasını ortaya atmışlar ama;
Antalyalı Nesrin’in başına da Yahuva Şahitleri gibi peruk
geçirmişler, 57. Hükümet zamanında 2 milyon Ermeni’ye TC
kimliği vermekten de geri durmamışlardır. İşte tüm bu
gelişmeler, Müslüman Necip Türk Milleti’ne sahip çıkmaktan
öte; gözdağı vermek ve umutlarını budaka eylemi olarak,
AKP’nin kapatma davası açılmıştır. Gaye AKP’yi kapatmak ve
kapatmamak değil, Müslüman Necip 70 milyon halkımızın
tümünün önüne 11 atanmış hakim gerilmiştir. Aslında; yüksek
öğrenim kurumlarındaki başörtüsü yasağı iptal edildiği gün;
‘Yorgan gitmiş, kavga bitmiş’tir. AKP kapatılsa da
kapatılmasa da; Yargıtay’a AKP’nin kapanması konusunda
sayısız mektup yazan İlhan Selçuk ve Emin Şirin gibi
zihniyetler amaçlarına kesin olarak ulaşmışlardı.
Ama, AKP’nin misyonu
bitmiştir. Tıpkı, Erbakan Gibi, tıpkı Bahçeli gibi misyonu
bitmiştir. Necip Milletimiz bu inanç zulümlerini Erdoğan’ın
da halledemeyeceği kanısına varmıştır. Bu zulümlere karşı
kurulan AKP umut olmaktan çıkmıştır. Yapılan anketler bana
göre fasa ve fisodur. AKP bugünden itibaren bu konulardaki
icraatlarına son noktayı vurmuştur.
Yarından itibaren, Müslüman
Necip Türk Milleti’nin binlerce yıl folklorük değer taşıyan
milli kıyafetini jandarma zoruyla çıkartanlarla, AKP’den
daha fanatik basiretsizler arasında soğuk savaş devam
edecektir.
Ben tüm yazılarımda AKP’yi
Anayasa Mahkemesinden önce uyardım: Vakayı Hayriye veya
Kadife Devrim yapacak gücünüz yoksa, başörtüsünü kaşımayın,
Necip Müslüman Türk Milleti’ne zarar verirsiniz’ demiştim.
İnanın yüzlerce makalemde ne yazdıysam hepsi oldu. Aha bugün
bu da oldu. Türban ve başörtüsü mücadelesi ilanihaye bitti.
Ne diyor Yüce mahkemenin ‘Tarihçesi’nde; “Bağımsızlık
kayıtsız ve şartsız Milletin değildir” Milletin diyeni
1938’de zehirleyip öldürmediler mi? Neden 26 milyon Irak
halkı dururken; Kürtler Cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay
Başkanı oluyor hiç düşündünüz mü? Bu yoldan Ürkekler,
erkekler ve AKP geçti… Darısı Doğu Perinçekçilerin başına… |