|
||||
|
Bu lider ya bugün aramızdan çıkacak ya da; her gün beş – on – on beş yavrumuzu aşağılık parazitlere mikroplara kurban vereceğiz. Kendi topraklarında savaşan, kalleş düşmana sahip olan, bölüğü basılan, askerinin başına çuval geçirilen, katilleri ülke meclisine sokan başka bir ülke göremezsiniz. Ve ne aşşağılık bir durumdur ki; karşınızda yarın yargılayacağınız bir muhatabı da göremiyorsunuz. Ha!, tekrar sorayım; bizi alçakça yöneten, bunca şehit vermemize sebep olan hangi yöneticimiz, hangi kanı bozuk liderimiz, bir bileniniz bar mı aranızda?.. Kapkaçı yapan, kurşunu sıkan aynı köylü, yakalayan zabit aynı köylü, serbest bırakan aynı köylü, serbest bırakması için yasa yapan da aynı köylü.. Daha sayayım mı? Bu kan daha ne kadar akacak? Size kestirme bir akıl vereyim: Ey bölücüler! Beşer – onar değil, bölük bölük bir defada alaylarımızı kurşuna dizin, olup bitsin! Her gün, her gün sabrını zorlamayın bu necip milletin. 1. Cihan Harbinde 3.5 milyon Müslüman Türk vatan evladını Çanakkale misali bu şekilde, bir defada katledip soykırım yapmadınız mı, dahası yavuz hırsız misali “siz astınız – kestiniz” diye iftira edenler de sizler değil misiniz? Hiç şüpheniz olasın, içimize soktuğunuz mel'un işbirlikçilerinizi tek tek tanıyoruz. Günü gelince bu kanın hesabını verecekler ve bedelini de ödeyecekler.. |
||||
|
Allah (cc) kainatı yaratırken, bir çok canlı türüne birlikte hareket etme yeteneği vermiştir. Her canlı doğuştan belli bir fıtrata sahiptir. Bu fıtratını, hiç kendisini dünyaya kazandıran annesini ve babasını bilmeden, tanımadan, onlardan eğitim almadan kullanır. Bir örnek vermek gerekirse; yumurtadan çıkan bir civcivin veya bir kümeste bulunan binlerce civcivden bir tanesinin kedi gibi miyavladığına, köpek gibi ürdüğüne şahit olan yoktur. Veya annesini ve babasını tanımayan bir inek; bir koyunu parçalayıp yemez. Gökyüzünde güvercin sürülerini görürüz. Göçmen kuşları, kazları, ördekleri veya turna kuşlarını görürüz. Dikkat buyurun; binlerce göçmen kuşun gökyüzünde uçarken sadece bir tek lideri vardır. Göçmen sürüsü bu liderin önderliğinde belli bir nizama göre, hedefe doğru uçar. Aslan, kaplan veya yabani köpek sürülerinde de lider daima tektir. Yine denizlerde yaşayan tüm balıklar cinslerine göre sürüler oluştururlar. Bir lidaki balığı ile sardalye balığının birlikte grup oluşturduğuna şahit olanımız yoktur. Bu tür davranışlar ve ırsi hareketler fıtrattan gelir. Yani Allah (cc) tüm canlı ve cansız varlıkların beynine belli bir program yerleştirerek; kainatın nizamını – düzenini eğitime ve öğretime gerek kalmadan, doğuştan gelen özelliklerle sağlamıştır. İnsanoğlu da bu doğuştan gelen fıtratı gereği kendi aralarında aileler, sülaleler, şehirler ve ülkeler kurmuşlardır. Bu saymış olduğum birimlerde de dikkat buyurun lider daima tek olmalıdır. Eğer siz bir aile içerisinde lider görmüyorsanız, birden fazla ses çıkıyorsa, o ailenin toplum içerisinde saygınlığı ve değeri de asla olamaz. Düşünün bir kere; toplum içerisinde kocasına cevap yetiştirmek için sesini yükselten bir kadın, gayri ahlaki davranan çocuklar ve sünepe bir baba… Veya 7 kişi ile bir kooperatif veya dernek kurunuz. Her kafadan bir ses çıkacak, başkan olan kişi de ağırlığını koyamazsa; karar almak ve icraat yapmak mümkün olmayacaktır. Allah’ın (cc) yaratılış fıtratına en uygun yönetim biçimini; 5 bin yıldır Necip Türk Milleti uygulamaktadır. Kurultay kararları, kamuoyu yoklama, ailelerde başlayan tartışmalar, sülaleler ve sülale grupları vasıtasıyla da kurultaylara taşınırdı. Çetin geçen ve hemen hemen herkesin fikrinin alındığı bu kurultaylardan sadece bir tek sonuç çıkar ve o son sonuca göre de lider kararını açıklardı. Bu karar safhası iki kısımdan olurdu. Küçük kurultayda muhalefet çok çetin itirazlarda bulunurken, yabancıların, dost ve düşmanların davet edilerek kurulan büyük kurultayda liderin aldığı karar oy birliği ile, çatlak ses çıkmaksızın duyurulur ve liderin onuru, kararlılığı, gücü tüm dosta ve düşmana gösterilirdi. Bu yüzden de, Necip milletimizin en küçük birimi olan aile içerisinde de, karı ve koca arasındaki münakaşalar, münazaralar çocukların yanında yapılmaz, nihayi karar babanın veya annenin tek fikri olarak çocuklara açıklanırdı. Bu karar açıklanırken, az evvel karı ve koca arsında geçenler unutulur, böylece çocukların anne ve babasına karşı duyduğu saygı korunmuş olurdu.. Yine, anne ve baba arasında geçimsizlik çıktığı zamanlarda devreye aile büyükleri dedeler veya nineler girerek ortamı yumuşatır, barışmaları sağlardı. Eğer bu Necip Türk Milleti’nin davranış biçimine erkek, kadın veya çocuklardan birisi riayet etmezse, parçalanmış aile yapısı çok çabuk hasıl olur. Eşler arasında boşanmalar, çocukların evden kaçması ve çok çabuk kendilerini bataklıkta bulmaları en bariz sonuçlardandır. Bu tür ailelerden oluşan toplumların da müreffeh olması düşünülemez. Kainatta da durum farksızdır. 7-8 aslandan oluşan bir grupta üç lider olsa; bu grubun ilan ettikleri hükümranlık alanını düşmanlara karşı koruması, her bireyin yeterince disiplin içerisinde avlanarak karnını doyurması mümkün olmayacaktır. Bu yüzden de mahlukat kendi arasında gruplar oluştururken çok çetin liderlik kavgaları da verilir. Bu kavgalar sonucunda lider teke iner. Daha zayıf olan eğer bu lideri tanımak istemezse; haince pusular kurmaz, ya ne yapar? O grubu terk ederek kendisinin lider olabileceği başka bir alan bularak burada hükümranlığını ilan eder. Ancak, kuvvetli bir lider olmadığı için, belli bir süre sonra ilan ettiği alanı başka gruplara kaptırarak av sahalarını yitirir ve açlıktan zebil olur. Evet, bu konu çok uzun bir konudur. Hani Nasrettin Hocamızın “bilenler bilmeyenlere anlatsın” kıssasında olduğu gibi, davar sürüsünü bilenler, bu davar sürüsünde bir tek baş toklu – koç olduğunu da bilirler. Yaban sürülerinde o baş koç kendisini uçurumdan atsa ki, -olağanüstü haller haricinde – atmaz, diğer sürüde bulunan tüm koyun veya keçiler de kendilerini uçurumdan aşağıya atarlar. Yani o koca sürüde bir tek lider vardır. Eğer bu sürüdeki tüm koyunlara veya keçilere lider gözüyle bakarsanız, o sürünün sürü olmaktan çıkmasına sebebiyet verirsiniz. İnsan oğlu da bu fıtrat üzerine; aileyi, sülaleyi ve ülkelerini kurar, yaşatır ve müreffeh hale gelmeye gayret gösterir. Eğer siz bir ülkede birden çok lider olduğunu düşünürseniz veya her ferdi lider olarak kabul ederseniz veyahut her bireye karar verme yetkisini bırakırsanız; o ülkeyi ayakta tutmanız ve yaşatmanız asla mümkün olamaz. Ülkemizde yabancı etkisiyle Necip Milletimizin; kurultay anlayışı silinip süpürülmüştür. Ülkemiz milli ruhtan yoksun; mandacı – müstemlekeci kişilerin inisiyatifine terk edilmiştir. Hemen hemen hiçbir konuda; milli irade ve milli idare yoktur. Çıkardığımız kanunlarımız ve yaptığımız anayasalarımız bile; bu aileden sülaleye, sülaleden kentlere ve oradan da TBMM’ne fikirler alınarak tartışılarak yapılmamaktadır. Millet adına konuşan, tartışan kanı bozuk basın ve yayın organları, milletin seçmediği atanmışlar ve milletin tanımadığı anayasa veya kanun hazırlayıcılarının yaptığı anayasalar ve kanunlar bu Necip Millete bir gün polis kelepçesi gibi, ayak bağı gibi geri dönecektir. Gazi Paşamızın dediği gibi; “Ecnebilerden kesip, kopyalayıp yapıştırarak” (güncellenmiş versiyondu) yapılan anayasalar ve çıkarılan kanunlar bir gün çiftçinin elinden karasabanını haczederek alır, bundan çiftçi zarar gördüğü gibi, ülke ekonomisi de zarar görür ve ülke batağa sürüklenir. Büyük Turan Hareketi, önce herkesin kapısının önünü temiz tutmasındaki amaç gibi; işe önce en küçük birim olan aileden başlayacaktır. Eğer Necip Türk Milleti’ni bir dev olarak görmek istiyorsak, tarihindeki saygın yerini almasını istiyorsak; Hasta yatağında yatarken, güçsüz anında vücuduna yerleşen, kanını emen, güçsüz ve halsiz bırakan bitleri, pireleri ve keneleri ayıklamamız gerekecektir. Necip Türk Milleti’nin hastalığına neden olan mikrop aile hücrelerine yerleşmiştir. Aile yapısı tahrip edilmiş, hastalanan millet grupları parazitlerin ve mikropların istilasına uğramıştır. Eğer Altaylardan Tuna’ya tekrar yürüyeceksek; Necip Türk Milleti olarak kükrememiz yeterli olacaktır. Kendimizi toplayarak eğer bir kükreyebilirsek; aç karnını doyurmaktan aciz Yahudi’nin, Ermeni’nin veya dereye inip taharetlenmek için taş bulamayan, (İndim dereye taş bulamadım) başka taharet yolunu da bilmeyen, tarihinde ülke kuramamış, lider çıkaramamış, medeniyetsiz, insanlık dışı zavallı bölücülerden korkmamıza gerek kalmayacaktır. Hiç insan; pirelere, bitlere, kenelere, tufeyli parazitlere pabuç bırakır mı? Lideri olmazsa bırakır ve yok olur gider. Büyük Turan Hareketi bu lideri mutlaka çıkartacaktır. Çıkardığı zaman da, vücudunda bulunan kan emici parazitler ve mikroplar ait oldukları yokoluşa gidecekler, Necip Türk Milleti ilelebet payidar kalacaktır. Dünyanın dört bir ucunda esir ve köle olarak hasta yatağında yatan Necip Milletimiz Büyük Turan Hareketi’ni dört gözle beklemektedir. Bazı zırvalayanlar; bizim neden hemen harekete geçmediğimizi veya hareket tarihimizi ertelediğimizdeki amaçları keşfedememekte ve hareketi daha doğmadan baltalamak istemektedirler. Büyük Turan Hareketi ve bu hareketin tek söz sahibi ben değilim. Bir gizli kanı bozuk da bu hareketin sahibi değildir. Bu hareket -dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın- tüm Necip Türk Milleti’nin sahip çıkması gereken kutsal bir harekettir. Zamanı geldiği an liderlik ve önderlik kavgaları elbette yaşanacaktır. Yukarıda arz ettiğim gibi, Allah’ın yaratılış fıtratına uygun olarak tek bir lider, Başbuğumuz bu davayı omuzlayıp; Kızılelma ülküsüne, Bozkurt’un asil hedefine doru götürecektir. Bu lider ya bugün aramızdan çıkacak ya da; her gün beş – on – on beş yavrumuzu aşağılık parazitlere mikroplara kurban vereceğiz. Kendi topraklarında savaşan, kalleş düşmana sahip olan, bölüğü basılan, askerinin başına çuval geçirilen, katilleri ülke meclisine sokan başka bir ülke göremezsiniz. Ve ne aşşağılık bir durumdur ki; karşınızda yarın yargılayacağınız bir muhatabı da göremiyorsunuz. Ha!, tekrar sorayım; bizi alçakça yöneten, bunca şehit vermemize sebep olan hangi yöneticimiz, hangi kanı bozuk liderimiz, bir bileniniz bar mı aranızda?.. Kapkaçı yapan, kurşunu sıkan aynı köylü, yakalayan zabit aynı köylü, serbest bırakan aynı köylü, serbest bırakması için yasa yapan da aynı köylü.. Daha sayayım mı? Bu kan daha ne kadar akacak? Size kestirme bir akıl vereyim: Ey bölücüler! Beşer – onar değil, bölük bölük bir defada alaylarımızı kurşuna dizin, olup bitsin! Her gün, hergün sabrını zorlamayın bu necip milletin. 1. Cihan Harbinde 3.5 milyon Müslüman Türk vatan evladını Çanakkale misali bu şekilde, bir defada katledip soykırım yapmadınız mı, dahası yavuz hırsız misali “siz astınız – kestiniz” diye iftira edenler de sizler değil misiniz? Şu anda bizi yönetenler damarlarınızda cevher-i asliye, asilkan taşıdığınızdan ne kadar eminsiniz?.. Bir gün hesaba çekileceğiniz hiç aklınızın ucundan geçmiyor mu? Sam amcanıza mı güveniyorsunuz, Salamon, Simon dayılarınıza mı? Az kaldı, mehteri vuracağız, bir Cuma namazını Çin Seddi’nde kılacağız. Tek eksiğimiz kaldı; Napolyon, Napolyon, Napolyon! Boşver, anlayan anladı, anlayanlarınız anlamayanlara anlatsın, anlatamazsa, dürtüp uyandırsın. Üsküdar’da sabah oluyor, atı alan Üsküdar’ı aşmak üzere.. Ey Türk! Bugün dinin ve vatanın için ne yaptın? Eğer yapmadıysan; “neye layıksan onunla yönetiliyorsun” demektir. Çenesi düşmüş avratlar gibi; köşe başında dedi kodu yapıp durma. Bu hareket senin öz hareketin uyuma!.. |
||||
|
||||