YENİ ANAYASA VE BEN

 

Hakkı DEDELER

* Benim yeni anayasaya göre insani temel haklarımı TÜRSAB başkanı elimden alabilecek mi?

* Ülkeye bundan önce alınan ve kendilerine TC kimliği verilen 7.5 milyon Ermeni’ye, Kürt’e, Yahudi’ye ve Sırp’a “Türk” denecek. Yani; her TC vatandaşına “Türk” denilecek. Bir başka deyişle; “Türk” adı beynelmilel bir hüviyete bürünecek. 20-30 yıl sonra, ders kitaplarında “Türk kimdir?” diye sorulduğunda, öğrenciler şu cevabı verecekler: “Türkiye denen beynelmilel ülkede yaşayan Ermenilere, Kürtlere, Sırplara ve Yahudilere verilen isimdir”  

Ben de dahil hiç normal vatandaş, tüm kanunları ve Anayasayı ezberlemeye mecbur değildir. Ülke anayasaları hazırlanırken, ülkenin ve vatandaşların çıkarları gözetilir. İnsan fıtratına aykırı anayasalar ve bu anayasalara aykırı çıkartılan kanunlar bir işe yaramaz.

Şimdi benim yeni anayasamızla ilgili bir takım sakıncalarım var. Bu sakıncalarımı şu başlıklar altında sıralayabilirim:

  • Ülkeye bundan önce alınan ve kendilerine TC kimliği verilen 7.5 milyon Ermeni’ye, Kürt’e, Yahudi’ye ve Sırp’a “Türk” denecek. Yani; her TC vatandaşına “Türk” denilecek. Bir başka deyişle; “Türk” adı beynelmilel bir hüviyete bürünecek. 20-30 yıl sonra, ders kitaplarında “Türk kimdir?” diye sorulduğunda, öğrenciler şu cevabı verecekler: “Türkiye denen beynelmilel ülkede yaşayan Ermenilere, Kürtlere, Sırplara ve Yahudilere verilen isimdir”  

  • Bu güne kadar, ülkemizde yaşayan ve Atatürk’e Lozan antlaşmasıyla zorla zimmetlenen azınlıkların sayısını 49,200 olarak biliyorduk. Ancak, son yıllarda bu sayının 10 milyona ulaştığını görüyoruz. Anadolu’muzda yaşayan Necip Türk Milleti’nin azınlığa düşürülmesi için gayretler sürmektedir. AKP sayesinde bir 10 milyon daha Ermeni, Yahudi ve Kürt TC vatandaşlığına alınacaktır. İşte o zaman bu topraklarda Müslüman Necip Türk Milleti azınlığa düşürülmüş olacaktır.

  • Eskiden hangi devlet büyüğümüzün Ermeni, Yahudi veya Kürt asıllı olduğunu bilmiyorduk. Zira, bu azınlıklar çifte isim taşıyorlardı. Yeşilçam artistleri gibi, baba ve anasının koyduğu isimle değil, takma TC nüfus kağıdındaki isimleriyle kendilerini tanıyorduk. Bu vatana ve bu Necip millete yaptıkları ihanetler karşısında da “Bir Türk evladı bu ihanetleri nasıl yapar” diye de hayretlere düşüyorduk. Yeni anayasamıza göre; artık şaşırmamıza gerek kalmayacak. Ermeni, Yahudi, Sırp ve Kürt artık ‘Türk’ sayılacak. –Yazımın bu kısmında şunu öncelikle vurgulamalıyım ki veya sormalıyım ki; TC kimliği ile kazanılan Türklük ile, Tarihten gelen, damarlarında cevher-i asliye / asilkan taşıyan Millet-i Necibe / Necip Türk Milleti’ni yeni anayasanıza koyacağınız hangi parantez veya hangi imla işaretiyle ayıracaksınız bilemiyoruz-   

  • Bundan sonra ülke yönetimine gelecek olan devlet büyükleri, yine ana ve babasının koyduğu isimleri değil de; halkın tepkisinden korkarak TC kimliğindeki paravan isimleri mi taşıyacaklar? Bence hiç gerek yok. Eğer bu kişiler ana ve baba adlarını taşırlarsa, bir Ermeni, Yahudi, Sırp veya Kürt asıllı devlet adamımızı daha iyi tahlil edebiliriz. Hatta ve hatta yapacağı hizmetlerinde kendisini taktir bile edebiliriz. Nasılsa Salamon’a, Simon’a TC kimliği ucuz bir kağıt parçası gibi çekinmeden vermişsiniz. Şimdi o Salamon’un başbakan olması durumunda adını niye değiştiresiniz ki? Bırakın, bırakın; Salamon’u Türk kabul ettiyseniz, bırakın adı da Salamon olarak kalsın. Bence hiçbir mahsuru yok. Hatta bana onu çıplak gözle görme imkanını bile tanırsınız!..

  • Eski anayasamıza göre; insan temel hakları arasında Seyahat özgürlüğü vardı, Din ve vicdan özgürlüğü vardı. Ama, bu varları TÜRSAB başkanı Başaran Ulusoy bile engelleyebiliyordu. Yeni anayasamıza göre de bu böyle mi olacak? Salamon’dan, Simon’dan veya Bagana’dan vize almadan elimizi kolumuzu sallaya, sallaya hacca veya umreye gidebilecek miyiz? Yine TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy sınıra faks çekip önümüzü kesecek mi?

  • Ülkemizde adı Salamon olan Türk vatandaşının 2 yaşındaki çocuğu Papaz  nezaretinde kreşlerde dini ayin yapabiliyorken, bizim çocuklarımıza kazık kadar olana dek dinini öğrenmesini yasaklayacak mısınız?

  • Fransa’dan özenip; bu ülkeye bir 5 milyon da Afrika’dan kapkara yamyam getirip, artık bizim de nesebimize melez, çikolata renkli çocuklar girecek mi?  Amerika’da, İngiltere’de veya Fransa’da olduğu gibi; TV reklamlarında, çocuk programlarında üç Türk çocuğundan birisi zenci mi olacak?

  • “Türkiye Türklerindir. Türkiye’de orijini, nesebi belli olmayan insanlar yaşar” bunu mu kastediyorsunuz? Yoksa; “Türk deyince akla; soyu sopu belli olmayan, ülkesinden taşıma usullerle getirilip, kendilerine TC kimliği verilen soysuzlar mı gelecek?”

  •  Ha, son olarak, hangi anayasa yapıcı bana net cevap verebilecek? –Eski veya yeni yapıcı fark etmez- aşağıdaki mevcut ve taslak anayasamıza göre; Hiçbir suçu ve tahdidi bulunmayan, kendisine pasaport verilen, bu pasaportuna gideceği ülke vizesini alan TC vatandaşına, kamu kurumu niteliğindeki TÜRSAB başkanı Başaran Ulusoy nasıl engel olabilir, nasıl kendisine ülke çıkış kapıları kapatılabilir, nasıl seyahat ve din vicdan özgürlüğü kısıtlanabilir? Geçin bunları, elin oğlu bu yolla 5 milyar doları götürdü bile.. Salamon’la Simon’la pay etti bile.. “Siz Anayasamız var, kanunlarımız var” diye gerilin durun, bana net söyleyin; “Ben pasaportumu ve ilgili ülke vizelerini alarak elimi kolumu sallaya, sallaya hacca veya umreye gidebilecek miyim, gidemeyecek miyim? Yoksa kendisine hava alanında törenle TC kimliği verilen Salamon’dan, Simon’dan veya Bagana’dan vize almak zorunda mı kalacağım?

  • İşte aşağıda ürününüz. Bir daha okuyun ve bana net cevap veriniz. Veya bu iki anayasa da,  “Necip Türk Milleti’ne hizmet vermez, bunlar Salamon’a ve Simon’a göre yazılmıştır” deyiniz!..

MEVCUT ANAYASAMIZA GÖRE

V.  Yerleşme ve seyahat hürriyeti

MADDE 23. – Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.

Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;

Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;

Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.

(Değişik: 3.10.2001-4709/8 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.

Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.

VI.  Din ve vicdan hürriyeti

MADDE  24. – Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

VII.  Düşünce ve kanaat hürriyeti

 

YENİ ANAYASA TASLAĞINA GÖRE

Yerleşme ve seyahat hürriyeti
Madde 23- (1) Herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
(2) Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek, kamu mallarını korumak; seyahat hürriyeti ise suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle, genel sağlığı korumak yahut suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla sınırlanabilir.
(3) Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından mahrum bırakılamaz.
(4) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da suç soruşturması veya kovuşturması sebepleriyle sınırlanabilir.
Din ve inanç hürriyeti
Madde 24- (1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir.
(2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi tutulamaz.
(3) İbadet ve dinî ayin ve törenler, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması amaçlarıyla sınırlanabilir.
Alternatif 1
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din eğitim ve öğretimi, kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır. Devlet bu taleplerin gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.
Alternatif 2
(4) Devlet, eğitim ve öğretim alanındaki görevlerini yerine getirirken, eğitim ve öğretimin ana ve babanın dinî ve felsefî inançlarına göre yapılmasını isteme hakkına riayet eder. Din kültürü ve ahlâk öğretimi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bu dersten muafiyet, kişinin kendisinin, küçüklerin ise kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Alternatif 1
(5) Din ve inanç hürriyeti, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz.
Alternatif 2
(5) Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya şahsî çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla, her ne suretle olursa olsun dinî veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
Alternatif 3
(5) Din ve inanç hürriyeti, anayasal düzeni din kurallarına dayandırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz.

  

 

 

  

  

  

Google

Copyrights (c) 2004  karun@karunpc.com   

www.karunpc.com