|
Şüphesiz ki; her milletin feyz aldığı bir tarihi kaynağı
mevcuttur. Bu kaynaklarını yok eden milletler tarih
sahnesinden silinip gitmeye, yok olmaya mahkumdurlar.
Zira, geçmişini bilmeyen nesiller geleceğe yön
veremezler. Binlerce yıllık tarihi olan Necip
milletimizin feyz kaynaklarından birisi de Oğuz
Töresi’dir. Atalarımızın “Her şey kalkar, yok olur
ancak; töre kalkmaz, yok olmaz” sözü günümüze kadar
bizlere ışık tutmuştur. Avrupa, Asya ve Afrika
kıtalarında hükümdarlık kuran milletimizin yolunu çizen
16 Türk Devletinin temel taşını işte bu töre
oluşturmuştur.
Hun
Türk İmparatorluğu’ndan Osmanlı Cihan İmparatorluğu’na
intikal eden Oğuz Töresi, (Devlet Baba) geleneği sürekli
ve Türk Tarihi’nin bir bölümüdür. Nuh Peygamber
(as) yeryüzünü oğulları arasında bölüştürdüğü zaman;
büyük oğlu Yafes’e doğu illerini ve Türkistan
taraflarını verdi. Yafes Türklerin deyişine göre; Olcay
Han diye tanınır. Olcay Han’ın Dhip Yavgu adında bir
oğlu oldu. (Dhip; Taht, makam, güç, ereke… Yavgu; Hak
önderi, lideri demek) O büyük bir Türk önderidir. Dört
muteber ve şöhretli oğlu vardı. Karhan, Orhan, Kürhan ve
Karahan. Karahan babasından sonra hakan oldu. O’ndan
olana erkek çocuğu dünyaya geldiği zaman, anasının
sütünü emmedi. Herkes O’nun hayatından ümidini kesti.
Anası bir gün rüyasında çocuğun kendisine bir şeyler
söylediğini işitti: “Eğer sütünü emmemi istiyorsan, Bir
tek olan Yaratan’a inan, üzerine olan hakkını olduğu
gibi farz bil” Anası üç gece üst üste bu rüyayı gördü. O
zamanlar bu kavim inançsız olduğu için kadın gördüğü
rüyaları kocasına ve yakınlarına anlatmaktan çekindi.
Tek başına gizliden gizliye tek Yaratan’a inanmaya devam
etti. Ellerini sık sık kaldırıp dua etti: “Ey!
Yaratanımız, bari benim gibi biçarenin sütünübu
yavrucağın zevkine uydurup tatlı kıl” İşte o zaman Oğuz
anasının sütünü emmeye başladı. Bir yıl içinde babası
O’nda olgunluk ve asalet emareleri sezmeye başladı.
O’nun güzelliği karşısında; ‘Bizim uruğumuz ve kavmimiz
bundan daha güzel bir çocuk görmemiştir’ Oğuz bir
yaşında iken dillenip konuşmaya başladı. Kendi adını
kendisi koydu; “Ben bir otağda doğduğum için adımı Oğuz
koymanız gerekir” Oğuz, tüm çocukluğunda tek Yaratan’a
dua eder gece ve gündüz O’na yalvarırdı. Her türlü bilim
ve hünerde, ok atmada, kargı kullanmada ve kılıç çalmada
tüm çevrede nam saldı. Babası Oğuz’a amcasının kızı
Küzhan’ı sözledi. Oğuz kızı evine getirdi. Tek Yaratan’a
iman etmesini istedi. Kız bu çağrıyı kabul etmedi. Bunun
üzerine diğer amcası Kürhan’ın kızını aldı. Bu kız da
çekinerek; “Eğer beni bu konuda zorlarsan meseleyi
babana anlatırım. Sonra O seni öldürür” dedi. Oğuz bu
kıza da yakınlaşmadı. Bunun üzerine Karahan Oğuz’un her
iki kıza da yakınlaşmadığını anlayınca küçük kardeşi
Orhan’ın kızını istedi. Oğuz bir av dönüşü kızla
buluşup meramını anlattı. Kız Oğuz’a cevap verdi: “Ben
senden bir parçayım, her ne emredersen ona baş eğer,
itaat ederim. Nerede senin halkan bulunuyorsa, orası
bana kulak, nerede çemberin varsa, orası bana baştır”
dedi. Oğuz kızı kendisine eş olarak kabul etti. Oğuz’un
ava çıktığı bir gün Karahan toy tertip etmişti. Daha
önce evlendirilmek istenen amcasının kızları kendileri
daha güzel oldukları halde Oğuz’un son kızı beğenmesini
kıskanıp kin ve düşmanlıkla Karahan’a gerçeği
anlattılar; “Oğuz bize tek Yaratıcı’ya inanıp, ibadet
etmemizi istedi. Biz böyle bir yaratıcı tanımıyoruz. Bu
yüzden bize Oğuz yaklaşmadı. Bu kız Oğuz’un
istediklerine boyun eğip emirlerine uydu. İkisi de yeni
bir yolunu tutmuşlardır” Karahan işin aslını yeni
gelinden sordu. Doğruyu öğrenince de Oğuz’u öldürmeye
karar verdi. Yeni gelin bir haberciyle avdan dönmeden
önce Oğuz’a haber saldı. Oğuz babasının üstüne yürüyerek
onu mağlup etti. Ok yarası alan Karahan bu karşılaşmada
öldü. Daha sonra Oğuz, putpereslere karşı mücadeleler
verdi.
Yukarıda anlattığımız Türk Tarihi’nin millî kahramanı –
Türk Devlet geleneğinin temel taşlarını koyan, koyduğu
kanunlar Oğuz Türk Töresi olarak ün yapan 16 Türk
İmparatorluğunun güç kaynağı, 24 boyun atası Oğuz
Han’dır. Türk Töresi’ni disiplin, adalet, ahlâk ve
millete hizmet esası üzerine inşa etmiştir. İlk
teşkilatlı orduyu kuran Oğuz Han’dır. Yine onlar,
yüzler, binler esasına dayalı; on kişilik birlik
kumandanına; onbaşı, yüz kişinin kumandanına; yüzbaşı,
onbin kişinin kumandanına tümenbaşı ünvanlarını veren
Oğuz Han’dır.
Vatan
Toprakları Kutsaldır
Doğu
komşuları olan Tunguzlar, Hunlar’ın zayıf anından
yararlanarak harp vesilesi arama gayesiyle Oğuz Han’dan
çok sevdiği atını vermesini isterler. Beğlerini
toplayan Oğuz fikirlerini sorar. Beğler bunun onur
kırıcı olduğunu söylerler. Ancak Oğuz; ordunun harbe
hazır olmadığını ileri sürerek atının Tunguzlar’a
verilmesini emreder. Şirretleşen Tunguzlar, bundan
cesaret alarak Oğuz’dan karısını vermesini isterler.
Beğlerinin karşı çıkmasına karşılık Oğuz karısının da
Tunguzlar’a verilmesini kabul eder. Ama Tunguzlar’ın
isteklerinin sonu gelmez. Son kez sınırdaki Kum Çölü’nü
talep ederler. Oğuz yine beğlerinden oluşan Kurultay’ını
toplar. Beğleri; “Atınızı verdiniz, eşinizi vermeyi de
kabul ettiniz. Gerekli olmayan kumluk, çölü vermenizde
mahsur görmüyoruz” derler. Bunun üzerine Oğuz Han çok
kızar. Beğlerine dönüp; “Hayır, o at benim şahsi
malımdı. Sevgili eşim de öyle. Ama çöl parçası olarak
nitelendirdiğiniz yerler vatan topraklarıdır. Çöllük de
olsa benim milletime aittir” diyerek Tunguzlar’ın
tekliflerini reddeder. Israr eden beğlerinin de
kafalarını vurdurarak, Beyt-ül Mâl (Devletin ve milletin
malı) üzerinde tasarruf edilmeyeceğini gösterir. Daha
sonra birliklerini toplayarak Tunguzlar’ın üzerine
yürür. Ani bir baskınla onları mağlup ederek egemenliği
altına alır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kuruluş
yıldönümleri Oğuz Han’ın tarihine dayanarak kutlanır.
Bozkurt’un peşine düşerek süren bir ömür
Oğuz
bir gün buz dağı üzerine otağını kurmuştu. Tan yeri
ağarırken otağın içerisine güneş doğdu. Nur ışıklar
saçıldı. Boz tüylü, boz yeleli büyük bir erkek kurt
çadırdan içeriye girdi. Bu nurlar saçan Bozkurt Oğuz’a;
“Ey Oğuz, artık ben önde yürüyeceğim” dedi. Oğuz Han bu
Bozkurt’un peşinde giderek bir çok diyarları dolaştı.
Pek çok akınlar düzenledi. Kurduğu Büyük Hun
İmparatorluğu’nun sınırlarını Japon Denizi’nden Volga
Irmağı’na kadar genişletti. Çinlileri mağlubiyete
uğratarak zaferler kazandı. Oğuz Türk boylarını bayrağı
altında topladı. O’na o zamanlar ‘Tanrıkut’ ismini
taktılar. Yani; göklerin kuvveti demektir. Oğuz’un altı
oğlu oldu; Günhan, Ayhan ve Yıldızhan’ı doğuya, üç küçük
oğlu; Gökhan, Dağhan ve Denizhan’ı batıya doğru
gönderdi. İmparatorluğunu oğulları arasında paylaştırdı.
Ordusu o kadar disiplinli ve muhteşemdi ki; atların
rengi yönlere göre değişikti. Büyük Türk Hun
İmparatorluğu 1 milyon km2’yi aşan topraklara sahipti.
436 yıl bu büyük hükümranlık devam etmiştir.
|