|

CEVDET
KARAKAŞ
Elazığ’lı olup 21 yaşındaydı. Ailesi ile
birlikte Almanya’da bulunuyorken, Türkiye’ye, vatanına dönmüştü.
Elazığ’da cereyan eden bir olaya adı karıştığı için tutuklandı ve 12
Eylül Mahkemeleri’nde yargılanarak idam cezasına çarptırıldı. 2
Haziran günü, sabahın erken saatlerinde Elazığ Kapalı Cezaevi’nde
asılarak şehit edildi.
Ailesi Almanya'da rızk peşinde. Oğullan idam talebiyle
mahkeme önünde...
Avukatı yok. Barolardan bir tek avukat bu davayı üstlenmek
istememiş.
Bu
davaya girmeme hususunda Elazığ Barosu ittifak etmiştir.
Gayeleri yalnız ve yalnız Allah rızasını kazanmak olan bu
insanların karşılaştıkları meşakkatlerde, tek dayandıkları yüce
Allah olmuştur.
Bu
daire dışında söylenen lafızların hakikat değeri koskoca bir
hiçtir.
Gayesinin gereği kimselerden medet ummuyor.
Dili
döndüğünce, gücü yettiğince kendini mahkeme önünde
savunuyor.
Ne
var ki, bir kişiyi öldürmekten sanık Cevdet için karar
idamdır.
Onca
insan kıyımında makine rolü oynayan marksist yaftalı hainlerin
ufacık ufacık cezalarıyla köşe döndükleri hayretle anılacak bir
vakadır.
Mazlumların ahlarının yerde kaldığı görülmüş
müdür?
Bir
zamanlar tilki ve köpek ulumaları ile evlerinden çıkmayan zevatlar
devir değişir değişmez aslan postuna bürünerek, gerçek kahramanları
kötülüme ve karalama yoluna gitmeleri, düşünen insanlar için ders
çıkarılacak bir olaydır.
Cevdet çıkacağına inanıyor. Elazığ Kapalı Cezaevi'nin yapısı
isteyen bir insan için, birtakım riskleri göz önüne alarak kaçmaya
müsaittir.
Cevdet bu yolu düşünmemiştir. Bağımsız milletin bekası için
var olan mahkemeler bulunduğuna göre, isnad edilen eylemin kefareti
ağır olmayacaktır
Böyle
düşünüyor.
Onunla yakın teması olan yetkililerin ifadesi ile: "O
isteseydi kaçabilirdi. Kafasında böyle bir düşüncesi yoktu. Çünkü
inanıyordu. Çünkü ağır bir yükün altına gireceğini ümit
etmiyordu.."
İtimadı ve güveni havada kaldı...
Karar: idam!
Bu
safhadan sonra babası Almanya'dan dönüyor. Oğlunun uğradığı
haksızlığı ortadan kaldırmak için didiniyor,
çırpınıyor...
Bütün
gayretler nafile! Karar değişmiyor.
Cevdet Allah'a yaslanmış, kimseden menfaat ummuyor. Yola
çıkanların aklında ve gönlünde sadece, Allah'ın hoşnutluğunu kazanma
düşüncesi vardı...
Daha
sonraki gelişmeler onu yalnızlığa itmişse de, o hiçbir zaman moral
bozumuna uğramamış, hep dik ve vakarlı olmasını
bilmiştir.
Boynuna takılacak ipe tıpkı diğer gönüldaşları gibi
yürümüştür.
Zaman
zaman kendi kendine tekrarladığı bir söz: "Ya Rabbi gayem senin
rızanı kazanmaktır. Dünyalık hırs ve mevki benden uzaktır. Ben
insanlara dayanmadım. Ben insanlardan yardım dilenmedim. Ben beni
iyi görsünler, iyi desinler, övgüye tabi tutsunlar diye bu davanın
içine girmedim. Bana uygun gördüğün yükten hoşnutum.
Günahlarımı affeyle, iki dünyamı da mamur ve müreffeh
eyle!"
İman
dolu yüreği, onu şehidler kervanına katmıştır.
Allah rahmet
eylesin. (Amin) |