|

KOSOVAYI TANIYALIM
Eski Yugoslavya'da özerk bölge. Nüfusunun çoğu Arnavut Merkezi
Priştine 'dir. Toprakları Metohija Ovasıyla, Kosova
vadileri üzerine uzanır. Koyun ve büyükbaş hayvan
yetiştiriciliği başlıca gelir kaynağıdır. Tahıl
verimi fazla değildir. Türk beylerine ait eski büyük
arazilere yerleşilmesi toprakların bölünmesine
meskenlerin dağılmasına ve hayvancılığın yanı sıra
çeşitli tarımın yapılmasına yol açmıştır. El
Sanatları, halı, deri ve bakır işletmeciliği
şehirlerde devam etmektedir.
Kosova'nın başlıca şehirleri ve özelikle de Müslümanların yoğun
olarak yaşadıkları şehirleri şunlardır: Priştine,
Prizren, İpek, Mitroviça ve Trepça'dır.
Kosova kelimesi, Eski Bulgar ve Çek dillerinde "Karatavuk" anlamına
gelen "Kos'dan türedi. Kosova, tarih boyunca birçok
kavmin saldırısına uğramış bir yerleşim bölgesidir.
Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca, Kosova, Doğu
Roma toprakları içinde kaldı. Bu tarihlerde Kuzeyden
gelen ve Batı ikiye ayrılınca, Kosova, Doğu Roma
toprakları içinde kaldı. Bu tarihlerde Kuzeyden
gelen ve Batı Avrupa'ya doğru ilerleyen Hunlar,
Ayarlar ve Vizigotlar Kosova'dan geçtiler. 6. yy.
'da Tuna'nın Kuzeyine yerleşen Ayarlar, buraya
sızdılar. 7. yy. başında Kosova Bölgesine slavlar
yerleşti. Bizans'ın baskısının süregelmesi ve
ardından 8. yy. 'da Bulgarlar ve Bizanslılar
arasında el değiştirdi. Bu arada batıdaki Arnavutlar
Kosova'ya doğru yayıldılar. Bölge daha sonraları
bağımsızlıklarını ilan eden Sırp " Ban "larının
hakimiyetlerine geçti. Sırpların daha sonra
Kosova'da Bizanslılara karşı büyük bir zafer
kazanması üzerine Sırp krallarının hakimiyetine
girdi. Bu hakimiyet, İstefan Duşan'ın ölümüne kadar
sürdü. Duşan'dan sonra Sırp Krallığı parçalandı.
Kosova Kuzey Sırbistan Kralı ve Duşan oğlu Uroş'un
hakimiyetine girdi.
1989'da Türklere vergi veren Sırp Prensliğinin eline geçti.
Osmanlılar devrinde, Ploşnik bozgunundan sonra 1.
Murat, Çandarlızade Ali Paşa'yı Bulgaristan'a
gönderdi. Tuna kıyılarına kadar olan bölgeye akınlar
yapıldı. Ali Paşa, Kosova tekfuruna haber göndererek
Osmanlı himayesi altına girmesini istedi. Tekfur, bu
emri dinlemeyince Doğan Bey komutasında birkaç bin
kişilik kuvvet gönderildi. Doğan Bey, Kosova
tekfurunun yönetimi altındaki toprakları işgal etti.
Aldığı esirlerle dönerken Tekfur, Ali Paşa'ya
esirlere karşılık elinde Bulunan bir kaleyi teslim
edeceğini bildirdi fakat sözünde durmadı. Bir yıl
sonra yapılan 1. Kosova Savaşı, Osmanlıların
Balkanlara yerleşmesini sağladı. Bağımsızlığını
kaybeden Sırp Krallığı da 19.yy. 'a kadar Osmanlı
Devletine bağlı kaldı. Yıldırım Beyazıd,
Karamanoğulları’nın çevresinde toplanan Anadolu
beyleri meselesini çözmek için, Anadolu'ya dönmeden
önce Rumeli işini düzeltmeye çalıştı. Üsküp ile
Güney Kosova yörelerini uç beyi Paşa Yiğit'e vererek
Anadolu'ya döndü. Üsküp ve dolaylarına, Menemen
ovasından uzaklaştırılan Türkler ve Anadolu'dan
gelen tatar göçmenler yerleştirildi. Priştine'nin
güneyinde bulunan Nova Brdo kasabası (Orta Kosova
Bölgesi), Musa Çelebi'nin Rumeli'ye hakim olduğu
sırada (1410) Türklere geçti. Musa Çelebi, kardeşi
Süleyman Çelebi ile işbirliği yapan Üsküp Sancakbeyi
Paşa Yiğit’i hapsettirdi. Sonra affederek eski
görevine gönderdi. Paşa Yiğit, Mehmet Çelebi
hesabına Sırplar jel anlaştı. (1413 ) Bunun üzerine
Musa çelebi yeniden Sırbistan sınırlarını aştı. Bir
süre sonra, Çelebi Mehmet Rumeli'ye geçti.
Kuvvetleriyle Kosova'ya girdi. Sırplarla birleşti.
Kardeşi Musa'yı yakalatarak öldürttü. Orta Kosova
Bölgesi yeniden Sırplara bırakıldı. Bu durum, Üsküp
sancak beyi İshak Bey zamanına kadar sürdü.
1439'da 2. Murat Semendire'yi Bütün Sırbistan Osmanlı hakimiyetinin
altına girdi. Kosova, Osmanlı Devleti sınırları
içinde alındı. Osmanlılar 2. Kosova Savaşı’ndan
sonra savaşa katılmayan Sırplar Kosova'nın kuzeyini
verdiler. Fatih Sultan Mehmet zamanında, Kosova'nın
tamamı Türk hakimiyetine girdi. Kosova'nın Fatih
Sultan devri sonlarında (1475) düzenlenen tahrir
defterine göre Rumeli Beylerbeyliğine bağlı Vuçiitrn
ve Üsküp vilayetleri içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
17.yy. başında Kosova, yönetim bakımından iki eyaletin sınırları
içinde kaldı. Kuzeyde Mitroviça 'dan Ayruçan'a kadar
olan yerler Bosna eyaletine bağlıydı. Kosova ovası
boyunca güneye doğru uzanan Vuçitrn Sancağına bağlı
Priştine sınırları içinde olduğu yazar, 1660'da
Kosova Ovası’ndan gelen Evliya Çelebi, Vuçitrn
kasabasının 2 bin hanelik bir sancak merkezi
olduğunu, Türkçe ve Arnavutça konuştuğunu yazar.
17.yy. sonuna doğru, 2. Viyana bozgunu üzerine
Macaristan'ı işgal eden Avusturya ordusu, Balkanlara
girdi ve Kosova Ovasını ele geçirdi. Kosova sahası,
bu sırada bir Celalinin yönetimi altındaydı.
Avusturya seferinde seraskerliğine getirildi.
Çevresinde toplanan zorbalarla Kosova sahasına
yerleşti. Avusturyalılara yenilerek Sofya'ya
çekildi. Hükümet taraflarından üzerine gönderilen
Recep Paşa ile çarpışmak zorunda kaldı. (1989)
Yenileceğini anlayınca yeniden Kosova sahasına
çekildi. Piccolomoni kumandasındaki Avusturya ordusu
Kosova 'ya girdi. Sırpların yardımıyla, Kaçanik
Boğazına kadar indi. Yerli Sırp asilzadelerinden
birine bu bölgede merkezi" Kumanova "olan bir
krallık kurdurdu. Bu topraklar kısa bir süre sonra
Mora seraskeri Koca Hakkı Paşa jel Selim Giray
Han'ın Kaçanik boğazında ve Kosova Ovasında asilerle
Avusturyalılara karşı kazandıkları zafer sonunda ele
geçirdi. (1690) Yüzyıl sonra Kosova'da devlete karşı
çarpışan Kara Mahmut Paşa babasının yerine, işkodra
mutasarflığına getirildi. Rusya - Avusturya
Savaşı’ndan yararlanarak, Manastır ve Üsküp
sancaklarına, Kosova 'nın bazı bölgelerinde idare
işlere karıştı. 1. Abdülhamit tarafından 1786'da asi
ilan edilerek üzerine kuvvet gönderildi. Kara
Mahmut, bu kuvvetleri Kosova Ovasında yendi. 3.
Selim Kara Mahmut ile anlaştı. Kendisine vezaret
rütbesiyle "Yenipazar" sancağı seraskerliğini verdi.
Bu olaydan 40 yıl sonra, yine aynı aileden işkodra
Valisi Mustafa Paşa ile hükümet kuvvetleri, Kosova
ovasında karşılaştı. 1828 yılında Babiali ile
Mustafa Paşa arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden,
Mustafa Paşa topladığı 15 bin askerle Kosova
Bölgesine girdi. Kosovalılar, söz verdikleri halde
Mustafa Paşa'ya yardım etmediler. Mustafa Paşa
Kaçanik ve Üsküp taraflarına çekilmek zorunda kaldı.
Sonunda hükümet ordusuna yenildi. Arnavutluğa kaçtı.
Sadrazam Reşit Paşanın kuvvetleri , Mustafa Paşadan
sonra Ali Vildaliç ile savaştı. Osmanlı ordusu
Kosova'da yine yenildi. Tanzimat ve Islahat
fermanlarının ilanından sonra, merkezi Sofya olmak
üzere Niş ve Priştine'yi de içine alan Kosova
Vilayeti kuruldu. 1877-1878 Osmanlı -Rus savaşından
sonra, vilayet merkezi Priştine'ye taşındı. Kosova
vilayetinin ilk sallnamesine göre, bu vilayet
1879'da Priştina, Üsküp, Prizren, Yenipazar ve Debre
sancaklarını içine alıyordu. Daha sonraki idari
bölünmeye göre; Üsküp, Priştina, Seniçe (Senitsa),
İpek, Yaşlıca ve Prizren olmak üzere 6 sancağa
ayrıldı. AYASTEFANOS ANTLAYMASI gereğince, vilayet
yerli halktan seçilen birleşik özel komisyonlarla
yöneltilecekti. Bu komisyonların vereceği karalar,
uygulanmadan önce Osmanlı Devletine sunularak,
Osmanlı Devleti Rusya ile görüş birliğine vardıktan
sonra uygulamaya geçecekti.
1878 BERLİN ANTLAŞMASININ 23. MADDESİ UYARINCA; bu idare şeklinde
değişiklik yapıldı. Osmanlı Devleti, komisyonun
aldığı kararlarları, Doğu Rumeli için kurulan Avrupa
komisyonuyla görüşecekti. Aynı antlaşmanın 25.
maddesine göre, Kosova vilayetine bağlı Yenipazar
sancağının yönetimi, Osmanlılara bırakıldı.
Avusturya, Yenipazar sancağının her tarafında asker
bulundurmak, askeri ve ticari yollar yapmak yetkisi,
Avusturya, Yenipazar sancağını işgal etti. Kosova
'da mahalli direnişler başladı. Bu yüzden Babiali,
Antlaşmasının şartlarını yerine getiremedi.
Gusinyeli Ali Paşa toprak bırakılmasına karşı
çıktığı için Mitrovisa kumandanı Ahmet Paşa O'nu
sindirmekle görevlendirildi. Arnavut Süleyman Vokşi,
gönüllüleriyle 1881 'de Üsküp, Priştina ve
Mitroviça'ya girerek Kosova Ovasını baştan başa
işgal etti. Bunun üzerine Babiali’nin Arnavutluk'u
islah için gönderdiği Dervis Paşa, 1881'de Üsküp'e
geldi. Bir süre sonra, Arnavut gönülleri dağıldılar.
2. Abdülhamit, bir taraftan Arnavutlar üzerine asker
gönderilmesini buyururken, öte yandan da onları hoş
tutmaya çalışıyordu. Bu siyaseti fırsat bilen
Arnavutlar, 1883'de Kosova Ovasına kadar bütün
köyleri aldılar. 2. Meşrutiyetin ilanına kadar
bölgede önemli ayaklanma ve çarpışmalar oldu. 1912
'de Mehmet Reşat, Rumeli seyahatine çıkarak
Kosova'ya geldi. Yapılan bir toplantıda, Sadrazam
Hakkı Paşa, halktan asi reislerin kışkırtmalarından
kaçınılmasını istedi. Bu çalışmalardan bir sonuç
alınmayınca, 1. Fırka İstanbul'dan Kosova'ya
gönderildi. Gelen asker, Kosova'da Arnavutlar ile
işbirliği yaptı. Balkan Savaşı çıkınca Sırplar,
hiçbir direnmeyle karşılaşmadan sınırı geçtiler.
General Jankovitch kurulmasındaki Sırp orduları
1912'de bütün Kosova sahasını işgal etti. Londra
Antlaşmasıyla :30 Mayıs 1913'de Kosova Vilayeti
Sırbistan'a bırakıldı. Yugoslavya kuruluşunda yine
Sırbistan'a bağlı kaldı. Eski Yugoslavya en son
idari bölünmesinde Kosova, Yugoslavya Cumhuriyetine
bağlı bağımsız "Özerk" bir bölgedir. 1913'de Kosova
Sırbistan tarafından işgal edildiğinde Arnavutlar ve
Türkler yine göçe zorlandılar. (Tıpkı 1877-78
yıllarında Sırpların her zaman olduğu gibi yaptığı
katliamlarla Kurşumilya, Niş, Prekuple civarında
çoğunluğu Arnavut ve Türkler' den oluşan 450 köyde
yaşayan halk öldürülmüş sağ kalanlar ise Türkiye'ye
ve Kosova'ya göçe zorlanması gibi) 1913'de Sırpların
işgaliyle başlayan göç 1940 yıllarına kadar
sürmüştür. 2. dünya Savaşı’nda Almanlara karşı
verilen mücadeleye Kosova'lı Arnavut ve Türkler' de
katılmışlardır. 31 Aralık 1943 ve 2 Ocak 1944
tarihleri arasındaki dönemde Bujan'da yapılan
sosyalistlerin, milliyetçilerin, anti-faşist gençlik
ve kadınların temsil edildiği 1. MİLLİ KURTULUŞ
KONSEYİ'nde alınan en önemli kararlar 1- Kosova
halkının kendi kendilerini tayin hakkına sahip
olduğu 2- Kosova'nın bu konsey tarafından Sırbistan
aracılığıyla değil, direk Sırplar, Slovenler gibi
Yugoslavya Federasyonu’nda temsil edilmesiydi.
Maalesef savaş bittikten sonra alınan bu karalar
unutuldu ve yerine getirilmedi. Kosova, özerklik
tanınarak Sırbistan'a bağlanmış oldu. Arnavut ve
Türklerin diğer topraklar ise, Makedonya, Karadağ ve
Sırbistan Cumhuriyetleri arasında paylaşıldı.
1955'li yıllara geldiğimizde, İçişleri Bakanı
Aleksandır Rankoviç, Sırp barbarlığını tahrik ederek
Arnavut ve Türkler 'e işkence uygulayarak onların
Türkiye'ye göç etmeleri için ellerinden geleni
ardına koymamışlardır. 1966'da bu şovenist
görevinden alındı. Alınmasının nedeni Arnavutlara
yaptığı işkenceler değil, Tito'nun tahtına göz
dikmesiydi. Bu görevden alınmadan sonra Arnavutlar
ve Türkler biraz rahat olmaya başladılar nihayet.
1974'de düzenlenen anayasayla Kosova özerk Bölgesi
birçok alanda elde etmiş olduğu haklarla daha etkili
bir biçimde temsil edilmeye başlandı.
1968 yılında Avrupa'da başlayan gençlik hareketleri Kosova'da
etkisini gösterdi ve Kosova'nın Cumhuriyet olarak
kabul edilmesi gerektiğini savunarak ayaklandılar.
1981'de Kosova halkı tekrar mitingler, yürüyüşler
düzenleyerek seslerini dünyaya duyurmaya çalıştılar.
1981 Mart ve Nisanında gerçekleşen olaylarda 11 kişi
öldü. 1988-99 yıllarına geldiğimizde ise,
Kosovalılar hala istedikleri demokratik ve insanca
haklara sahip değillerdi. Demokratik ve insanca
haklar için mücadele ederken, bir yandan da Sırplar
Kosova'yı egemenlikleri altına almaya
çalışıyorlardı. Sırplar, Voyvodina özerk bölgesinde
kendi yöntemini göreve getirdikten sonra, Karadağ
Cumhuriyeti’ne de kendi adamlarından Bulatomiç'i
getirerek güçlerini arttırmış oldular. 23 Mart
1989'da Kosova milletvekilleri tehdit edilerek, bin
bir hile ve zorbalığa başvurarak Kosova özerk
Bölgesinin özerkliğini oluşturan anayasanın en
önemli maddelerini yok ederek tamamen Sırbistan’a
bağladılar. Bu darbeyle, Yugoslavya'nın 8 biriminden
(6 cumhuriyet ,2 özerk bölge) bir yok oluyor ve
Yugoslavya'nın dağılması başlamış oluyordu.
Yugoslavya'nın çöküşü böyle başlamıştır.
Kosovalılar, Sırpların tüm baskı ve zorbalıklarına,
maalesef çok sayıda şehid vermekten kurtulmadı. 2
Temmuz 1990 yıllında, BAŞKENT PRİŞTİNE'DE SIRP
ORDUSU VE POOLİSİNİN KAPATTIĞI MECLİSİN ÖNÜNDE
KOSOVALI PARLEMENTLER, " KOSOVA CUMHURİYETİNİ İLAN
ETTİLER. 7 Eylül 1990'da Kosova'nın Kaçanık
Şehrindeki meclis kongresinde Kosova Cumhuriyeti
anayasası kabul edilerek, Kosova'nın kurulacak olan
yeni bir Yugoslavya Federasyonuna, bağımsız bir
cumhuriyet olarak katılabileceğini ilan etti.
Yapılan referandumla da, bu bağımsızlık kararı halk
tarafından da onaylanmış oldu. Kosova Cumhuriyeti,
23 Aralık 1991 yılında, Avrupa topluluğuna
bağımsızlığının tanınması için baş vuruda bulundu.
1922'de yapılan seçimlerle Cumhurbaşkanlığına Dr.
İbrahim Rugova seçildiler. Ve bugün hala, maalesef
Kosova Cumhuriyeti, Arnavutluk dışında hiçbir ülke
tarafından tanınmış değildir. Kosova Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ülkelerinin tanınması
için Amerika, Avrupa, Diğer ülkeler ve Türkiye'yle
temaslarına devam etmektedirler. (Cumhuriyetin
ilanından sonra, Kosova'da yaşayan Türkler
tarafından, Kosova'nın bağımsız ve egemen bir devlet
olarak Türkiye tarafından tanınması için TBMM 'ne,
Cumhurbaşkanlına ve Başbakanlığa yollanan 31.112
Türk tarafından imzalı mektup'da bu işlevi
hızlandırmışlardır. Kosova hükümet başkanı, dönemin
başbakanı tarafından tanınması için TBMM'ne
Cumhurbaşkanlığına yollanan 31.112 Türk tarafından
imzalı mektup' da bu işlevi hızlandırılmamıştır.
Kosova hükümet başkanı, dönemin başbakanı Süleyman
Demirel ve DSP genel başkanı tarafından kabul
edilip, Türkiye iyi niyet ve barışsever tutumunu
sürdürmüş olmasına rağmen, Kosova Cumhuriyeti’nin
bağımsızlığı ülkemiz tarafından henüz kabul
edilmemiştir.
Kosova'nın bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmamış olması
Sırpların işini kolaylaştırmaktadır. Orada, bugün
insanlar Sırp polis ve askerinin baskı, işkence,
gözaltı ve ezici tutuları ile karşı karşıyadır.
Arnavut dilinde eğitim veren kurumlar Sırplar
tarafından kapatıldığı için eğitim evlerde
yapılmaktadır. Kosova Cumhuriyeti, 3-14 Haziran 1996
tarihleri arasında İstanbul 'da düzenlenen HABİTAT
toplantısına BM davetlisi olarak katıldılar. Çeşitli
sempozyum ve paneller düzenleyerek Sırp işgali
sonucu Kosova'da durumun gittikçe vahim olduğunu
anlattılar. Kosova Cumhuriyeti’nin ve Kosova
Arnavutlarının ve Türklerinin tek istedikleri,
uluslararası camianın kendilerini anlamaları ve
desteklemeleridir. Aksi takdirde, Sırpların
barbarlıkları insanlık adına bir utanç tablosu daha
oluşturacaktır.
Kosova Hakkında Genel Bilgiler
Yugoslavya Federasyonu dağılmadan bir süre öncesine
kadar altı cumhuriyetle iki özerk bölgeden
oluşuyordu. Cumhuriyetler: Sırbistan, Bosna -
Hersek, Slovenya, Hırvatistan, Karadağ ve Makedonya;
özerk bölgeler ise Voyvodina ile Kosova'ydı. 1989'da
Kosova'nın özerk statüsü kaldırılarak tamamen
Sırbistan'a ilhak edildi. 1991'de Yugoslavya
Federasyonu dağılma sürecine girdi ve Slovenya,
Hırvatistan, Makedonya ve Bosna - Hersek
bağımsızlığını ilan etti. Sırbistan ile Karadağ ise
Yeni Yugoslavya Federasyonu'nu oluşturdu. Kosova,
özerk statüsü kaldırılmış olduğundan bu kurulan yeni
federasyonun sınırları içinde ve Sırbistan
Cumhuriyeti'nin bir parçası olarak kaldı.
Coğrafi konumu:
Kosova, kuzeyden ve doğudan Sırbistan, kuzeybatıdan
Yeni Yugoslavya Federasyonu'nun ikinci üyesi Karadağ
tarafından kuşatılmış durumdadır. Güneyinde
Makedonya, batısında ise Arnavutluk bulunmaktadır.
Bu durum dolayısıyla Sırp zulmünden kaçan
Kosovalılar Arnavutluk ve Makedonya'ya
sığınmaktadırlar. Bu iki ülkenin Kosova meselesi
karşısındaki tutumlarından aşağıda söz edeceğiz.
Tarih:
Ortaçağ Öncesi
Sırplara göre Kosova'ya 6-7.yy'da Sırp göçü
başladığında, buralar boş topraklardı. Arnavutlar
ise, geçmişi Roma öncesine dayanan İlliryalıların
torunları olduklarını, Kosova'nın asıl yerlilerinin
kendilerinin olduğunu savunuyor. Prof.Dr. İlber
Ortaylı da Kosova'nın 14. yy.a kadar bir Arnavut
ülkesi olduğu, Sırpların sonra geldiği görüşünde.
Ortaylı'ya göre bölgedeki Sırplaştırma politikası
1389 Kosova Zaferiyle durdu. Akademik çevrelere
göreyse Kosova'nın ilk sahipleri kimlerdi konusu
hala tartışmaya açık. Ortaçağ Sırp kaynaklarında
Kosova mitinin asıl ağırlık noktası ortaçağda
odaklanıyor. Ortaçağda Kosova Sırp imparatorluğunun
merkeziydi. Sırp Ortodoks Kilisesi'nin merkezi Peç
(İpek)'de Kosova'dadır. Gücünün doruğuna Prens
Stefan Duşan (1331-55) zamanında ulaştı. Duşan
Prizren'i (Kosova'da son etnik temizlik
kampanyasından önce daha çok Türk azınlığın yaşadığı
kent) en önemli başkentlerinden biri yaptı ve oraya
gömüldü. Ortaçağda Arnavutluk'un önemli bir bölümü
Sırp İmparatorluğu'nun parçasıydı ve Duşan'ın
ordusunda Arnavutlar da vardı.
Osmanlı dönemi
1389 tarihli Kosova Savaşı Sırpların tarihinde çok
önemli bir yer tutuyor. Kosova Savaşında Osmanlılar
Sırpları yendi. Tutsak edilen Prens Lazar'ın boynu
vuruldu. Kosova savaşında Osmanlılar da büyük kayıp
verdi: Sultan I.Murat öldürüldü. Osmanlılar
Kosova'da kesin üstünlüğü 1448 tarihli 2.Kosova
Savaşıyla sağladılar. Sırplar I.Kosova Savaşını
Hristiyanlığın İslama karşı bir mücadelesi olarak
görürler. Bunun en açık göstergesi de 1912-13 Balkan
Savaşları sırasında Kosova'ya giren Sırp askerleri
gözyaşları içinde toprağı öpmüşlerdi. Sırplar
1683-99 yılları arasındaki Osmanlı Habsburg
(Avusturya Macaristan) Savaşında Avusturyalıların
yanında yer aldılar. 1690'da Osmanlıların Braşov
yakınlarındaki Zarneşti Zaferi üzerine Sırplar
Kosova'dan büyük bir göç dalgası başlattılar. Sırp
kaynaklarında göç dalgaları sonucu 37 bin Sırp
ailenin Patrik III. Arseni başkanlığında Belgrad'ın
kuzeyine Avusturya topraklarına sığındığı öne
sürülür. Bu göç edenler arasında Ortodoks Sırpların
yanı sıra Katolik Arnavutlar da bulunuyordu. Sırplar
Kosova'nın boşalmasıyla Osmanlıların buralara
Arnavutları yerleştirdiğini öne sürerler. Ancak
Arnavutları göçe Osmanlıların teşvik ettiğine dair
herhangi bir bulgu mevcut değil. Şüphesiz Osmanlılar
Ortodoks Sırpların yerine Müslüman Arnavutları
görmekten, Arnavutlar da Sırp idaresi altında
olmaktansa Osmanlı idaresi altında olmaktan
hoşnuttular. Şurası bir gerçek ki, kentte oturan
Sırpların büyük göçünün ardından dağlarda yaşayan
Arnavutlar kentlere inmişlerdir. Sonuçta Kosova'daki
Arnavut nüfus çoğunluk olurken, Kosova'dan göç eden
Sırplar Voyvodina'ya yerleşerek,
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından
Osmanlı İmparatorluğu'nun genişlemesine karşı bir
set olarak kullanıldılar.
20.yy. İlk Yarı
Kosova, 1912-13 Balkan Savaşı sırasında
Sırpların eline geçti. O dönemde savaş muhabirliği
yapan Leon Trotsky "Sırpların Kosova'yı bilinçli bir
şekilde Müslümanlardan temizlemesi" tavsiyesinde
bulundu. Balkan Savaşları sonunda büyük Avrupa
güçlerinin de müdahalesiyle Arnavutluk kuruldu,
Sırpların denize çıkışı engellendi, Kosova
Arnavutluk'a bağlanmayı isterken, Sırbistan'a
bağlandı. İki savaş arası dönemde Yugoslavya
Krallığı Sırpları Kosova'ya yerleştirme politikası
izledi, baskı uygulayarak Arnavutları göçe zorladı.
Hatta 1938 yılında 40 bin Kosovalı ailenin, aile
başına 500 bin lira karşılığında üç yıl içinde
Türkiye'ye yerleştirilmesi için Ankara ile bir
anlaşma yaptı. Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın çıkması
bu anlaşmanın hayata geçirilmesini engelledi.2.Dünya
Savaşı sırasında Kosova'nın büyük bir bölümü İtalya
işgali altındaki Arnavutluk'a dahil edildi. Zengin
maden kaynaklarının olduğu kuzeydoğu bölgesi ise
Almanların işgali altına girdi.
Tito dönemi
Slav ve İlliryalıların katılımıyla bir Balkan
birliğini hedefleyen Tito, Sırp, Hırvat, Sloven
halklarının katılımıyla ortak gerçekleşen Partizan
Savaşı sonunda, Yugoslavya'yı kurdu. Sistem
Sırplarla diğer milletler arasında hassas dengeye
dayanıyordu. Zayıf Sırbistan güçlü Yugoslavya
anlamına geliyordu. Sırbistan'ın gücünü kırmak için,
eskiden güney Sırbistan olarak da adlandırılan
Makedonya Sırbistan'dan ayrıldı. Ayrı bir kimlik
geliştirmesine, hatta kilisesini ayırmasına bile
izin verildi. Kendisi bir Hırvat olan Tito
böylelikle Sırbistan'ın gücünü sınırlamanın yanı
sıra, Makedonları Bulgar ırkının bir kolu olarak
gören Bulgaristan'ın hak iddiasına karşı önlem
almayı amaçlıyordu. Tito'nun son yıllarında
Kosovalılar büyük özerklik elde ettiler. 1974
anayasasıyla Kosova'nın özerkliği tanındı. Kağıt
üzerinde Sırbistan'a bağlıydılar. Pratikte ise
Sırbistan'la eşit konumdaydılar. Kosova federal
kurumlarda altı cumhuriyet ile birlikte temsil
ediliyordu, Sırp hükümetinin Kosova ile ilgili
alacağı kararlarda Kosova yönetiminin de onayı
şarttı. Priştine'de Arnavutların kendi
üniversiteleri vardı, bayraklarını asabiliyorlardı,
kendi kaderini tayin hariç her türlü hakları vardı.
Bir diğer kısıtlama ise, ulus (nation) olarak değil
de azınlık (national minarity) şeklinde
nitelenmeleriydi. Bütün bunlara rağmen Kosovalılar
Yugoslavya ile bütünleşemediler.Sırplar da 1974
anayasasından hoşnut kalmadılar. Kosova'nın fiilen
ellerinden alındığı görüşündeydiler. Sırpların
Kosova'da baskı gördüğü, Sırp kız çocuklarına
tecavüz edildiği yolundaki haberler de Sırpları
huzursuz ediyordu. 1970'lerin ikinci yarısında ve
1980'lerde Kosova'dan yeni bir Sırp göçü yaşandı.
İşsizliğin Yugoslavya'nın diğer yerlerine göre daha
yüksek olması yüzünden, Sırpların büyük bölümü
mallarını yok pahasına satarak ülkenin öteki
bölgelerine ve Avrupa'ya göç ettiler.
Tito sonrası dönem:
Tito 1980'de öldü. Hemen ardından 1981'de
Priştine Üniversitesi'nde öğrenciler yemeklerin kötü
olduğu gerekçesiyle bir gösteri düzenlediler.
Gösteri kısa zamanda Kosova'ya bağımsızlık
sloganlarının atıldığı bir ayaklanmaya dönüştü.
Kosovalılar ayaklanmalarını 1980'ler boyunca
sürdürdüler. Sırp lider Slobodan Milosevic ise,
Kosova'yı kullanarak iktidara geldi. "Kosova yoksa
Sırbistan da yok!" "Bir daha kimsenin sizi dövmesine
izin verilmeyecek" sloganlarıyla seçim kampanyası
sırasında Sırp halkının geniş desteğini kazandı.
1989 yılında iktidara gelince de ilk işi Kosova ve
Voyvodina'yı doğrudan Belgrad'a bağlamak oldu.
Kosova, Eylül 1997da referandumun ardından
bağımsızlığını ilan etti, sadece Arnavutluk tanıdı.
Bundan sonra Kosovalı Arnavutlar bir süre daha
şiddete başvurmama politikası izlediler. Sırp
baskısı şiddetliydi. Kendi eğitim ve sağlık
sistemlerini kurarak Sırpların sistemini
reddettiler. Hem Kosova, hem de dışarıdaki
Arnavutlar, İbrahim Rugova hükümetine %3'lük vergi
verdiler. Ancak şiddete başvurmama politikası bir
şey getirmedi. Dünya kan dökülmeyince bir sorun
yokmuş gibi davrandı. Bunun üzerine radikal
Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu UÇK'yı kurarak
1997 yılında Sırp hedeflerine saldırılar
başlattılar. Sırpların Arnavut gerillalara cevabı
sert oldu. Misilleme olarak Arnavut köyleri
bombaladılar, sivilleri öldürdüler. Sadece 1998
Şubatındaki katliamda 80 Arnavut hayatını kaybetti.
Katliamlar Batı kamuoyunda sert tepkiye yol açtı.
NATO Sırpları Kosovalıları bombardımanı durdurması,
aksi halde harekat başlatacağı yolunda uyardı.
Batılı ülkeler Fransa'nın Ramboillet kasabasında
tarafları bir araya getirerek, hazırladıkları barış
planı taslağını kabul ettirmeye çalıştılar. Taslak
derhal ateşkesi, mültecilerin evlerine dönmesini,
Sırp askerlerinin çekilmesini, bölgede NATO gücü
konuşlandırılmasını ve üç yıl sonra Kosova'nın
geleceği konusunda referanduma gidilmesini
öngörüyordu. NATO Ramboillet girişiminin
başarısızlığa uğraması üzerine 24 Mart 1999
tarihinde Sırp hedeflerine yönelik bombardıman
başlattı. Böylelikle NATO tarihinde ilk defa
bağımsız, egemen bir devlete -her ne kadar adını
koymasa da- savaş açmış oldu. NATO bombardımanı sona
erdirmek için Belgrad yönetiminin şu beş şartı kabul
etmesini istiyor: Bombardımanın yüzde 85'i Amerikan
uçaklarınca yapılıyor. Operasyonda kullanılan 430
uçağın sadece sekizi İngiliz GR-7 Harriers. Olayın
Amerika-Sırp savaşına dönüşmesi NATO çevrelerini
rahatsız ediyor. Türkiye'ye karşı Balkanlar'da
dengeyi korumaya çalışan Atina, geleneksel müttefiki
Sırpları destekledi. Atina'da günlerce Sırpları
destekleyen konserler düzenlendi, Selanik'teki NATO
tesisleri önünde protesto gösterileri yapıldı.
Avrupa kimliği arayışında olan ve ABD'nin hükmedici
üstünlüğünden huzursuzluk duyan Fransa, Kosova
sorununun Birleşmiş Milletler çerçevesinde ele
alınmasını istiyor.
Nüfusu, dini ve etnik yapısı:
Kosova'nın nüfusu yaklaşık iki milyonu bulmaktadır.
Bu nüfusun yaklaşık % 90'ı Müslüman’dır.
Müslümanların da % 80'ini Arnavutlar
oluşturmaktadır. Müslümanların geriye kalan kısmının
büyük çoğunluğu Türk, az bir kısmı Çingene
asıllıdır. Müslüman olmayanların çoğunluğu Sırp
asıllıdır. Sırp asıllılar buraya genellikle sonradan
yerleştirilmişlerdir. Bu itibarla kırsal alanda Sırp
asıllılara pek rastlanmaz. Sırplar başkent başta
olmak üzere büyük şehirlerde ikamet etmektedirler.
Başkenti:
Kosova eski Yugoslavya Federasyonu'nun dağılmasından
kısa bir süre öncesine kadar özerk olduğundan resmen
tanınmış bir başkenti bulunuyordu. Burası da
Priştine'ydi. Ancak daha sonra özerkliği
kaldırıldığından Priştine'nin bugün resmiyette bir
başkent özelliği bulunmamaktadır. Ancak Priştine
yine de Kosova Bölgesi’nin bir merkezi durumundadır.
Halk bu şehri bir merkez olarak tanıdığı gibi,
devletin bölgeyle ilgili önemli daireleri, askeri
merkezleri ve eğitim kurumları bu şehirde
bulunmaktadır. Priştine'nin nüfusu yüz bin
civarındadır. Başkent Priştine birbirinden çok
farklı özelliklere sahip iki bölümden oluşmaktadır.
Sırpların oturduğu yeni bölgesinde modern
hizmetlerle donatılmış ve çok katlı apartmanların
bulunduğu siteler dikkati çekerken, Müslümanların
yoğun olduğu kesimde genellikle bir veya iki katlı
eski binalar yada yeni gecekondular dikkati çeker.
Bu kesim altyapı hizmetlerinden de mahrumdur.
Ekonomik durumu:
Kosova, Sırpların maksatlı politikaları sebebiyle
ekonomik yönden geri bırakılmış bir bölgedir.
Bölgenin kırsal kesiminde oturan Müslümanlar
genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar.
Şehirlerde Müslümanlar arasında işsizlik hakimdir.
İşsizlik yüzünden başkent Priştine'nin parklarını,
cami bahçelerini boş dolaşan insanlar doldurur.
İşsizlik doğal olarak beraberinde fakirliği
getirmektedir. İşsizler ordusunu oluşturanlar sadece
vasıfsız elemanlar değildir. Çok sayıda üniversite
mezunu da, Sırp yönetiminin maksatlı uygulamaları
yüzünden iş bulamamakta, iş bulabilenlerin birçoğu
da daha sonra işten atılarak işsizler ordusuna dahil
edilmektedir. Bundan dolayı Müslümanlar arasında
fakirlik oranı yüksek, gelir düzeyi düşüktür. Ancak
Sırp yönetimi bu konudaki gerçek bilgileri ve
istatistikleri açıklamaktan kaçınmaktadır.
Stratejik durumu:
Dünyanın değişik yörelerine dağılmış durumdaki
Arnavutların en yoğun olarak yaşadıkları bölge
Balkanların güney kesimidir. Bu bölgede 6 milyona
yakın Arnavut’un yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu
kitle üç ayrı ülkeye yayılmıştır: Arnavutluk,
Makedonya ve Yugoslavya. 3,9 milyon nüfusa sahip
olan Arnavutluk'ta halkın % 95'ten fazlası
Arnavut’tur. 2 milyon 200 bin nüfusa sahip olan
Makedonya'da 8 yüz bin civarında Arnavut
bulunmaktadır. Bu sayıyla Arnavutlar, Makedonya
nüfusunun % 35'ini oluşturmaktadırlar. Yugoslavya
sınırları içinde yaşayan Arnavutlar ise genellikle
Kosova'da toplanmışlardır. Bu bölgede ise
Arnavutların sayısı etnik oranlarla ilgili olarak
verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere
yaklaşık 1,4 milyonu bulmaktadır. Arnavutlar sadece
Kosova'da değil Makedonya'da da etnik ayrım
politikasına ve haksızlığa maruz kalmaktadırlar. Bu
yüzden bölgede yaşayan Arnavutlar arasında tüm
Arnavutların tek bir devlet çatısı altında
birleştirilmesi gerektiği düşüncesi etkilidir. Bu
düşüncenin en çok etkisini gösterdiği bölge ise
Kosova'dır. Bu açıdan Kosova bölgede büyük bir
Arnavut devletinin kurulması konusunda önemli bir
stratejik konum arz etmektedir. Arnavutların tek bir
devlet çatısı altında bir araya gelmelerine ise Batı
ülkeleri, NATO ve bölge ülkeleri içinde böyle bir
gelişmeden birinci derecede etkilenecek olan
Makedonya karşı çıkmaktadır. Batı'nın ve NATO'nun
Kosova dramına duyarsız kalmasında bölgedeki tüm
Arnavutların tek bir devlet çatısı altında
birleşebilecekleri endişesinin önemli rolü olduğunu
söyleyebiliriz.
Dini durumu:
Kosova halkının % 90'ının Müslüman, onların da %
80'inin Arnavut olduğunu söylemiştik. Arnavutluk
Arnavutları arasında yaklaşık % 30 oranında
Hıristiyan, % 20 - 25 oranında da Bektaşi bulunmakla
birlikte Kosova Arnavutlarının tamamına yakını
Müslüman’dır. Ancak Kosova Müslümanları dini bilgi
ve bilinç yönünden Makedonya Arnavutlarından geri
durumdadırlar. Bunun bizim gördüğümüz kadarıyla dört
önemli sebebi var: Birincisi bu bölgedeki
Arnavutların sürekli etnik ayrımcılığa tabi
tutulmaları, kendilerine yönelik baskı ve şiddette
özellikle etnik kimliklerinin hedef alınmasıdır.
İkinci sebep birtakım dış güçlerin Arnavut
milliyetçiliğini temel felsefe ve anlayış olarak
benimsemiş olan İbrahim Rugova'yı dünyaya Kosova
Arnavutlarının lideri olarak lanse etmeleri ve
Kosova meselesiyle ilgili olarak onu kendilerine
muhatap almalarıdır. Bu tutum doğal olarak Kosova
Arnavutlarını, Rugova'ya yaklaşmaya, sorunlarını dış
dünyaya taşıma konusunda onu bir sözcü gibi görmeye
zorlamıştır. Bu zorlama ise Rugova zihniyetinin
propaganda ve etkinlik gücünü artırmıştır. Üçüncü
sebep ise Kosova Arnavutlarının büyük çoğunluğunun,
kurtuluşu Balkanlar'daki tüm Arnavutların birleşerek
tek bir devlet çatısı altında bir araya gelmekte ve
bölgede kendilerini hedef alan tüm baskıcı tutumlara
bu devlet vasıtasıyla karşı koymakta görmeleridir.
Dördüncü sebep ise bu bölgedeki Müslümanların
İslam'ı yeterince bilmemeleri, özellikle Eski
Yugoslavya Federasyonu döneminde uygulanan baskılar
yüzünden İslam'ın itikadi ve ameli boyutu hakkında
büyük ölçüde cahil bırakılmış olmalarıdır. Fakat bu
arada şunu da belirtelim ki, Kosova Müslümanları
arasında Arnavut milliyetçiliğinin etkin olması
kitle tabanının İslami duyarlılığını fazla
yıpratmamıştır. Halk yukarıda saydığımız sebeplerden
dolayı Arnavut milliyetçiliğine ilgi duysa da,
İslam'ı öğrenme ve yaşama konusundaki gayreti de
günden güne artmaktadır. Özellikle son dönemde fiili
mücadeleden yana olan Kosova Kurtuluş Ordusu'nun
İbrahim Rugova hareketine alternatif güç olarak
ortaya çıkmış olmasının da olumlu etkileri
olmaktadır. Kosova Kurtuluş Ordusu'nun homojen
yapıya sahip ve tümüyle İslami duyarlılığı öne
çıkaran bir cihad hareketi olduğunu söylemek
şimdilik zor. Ama buna açık olduğunu, bilhassa
gençleri İslami yönden bilgilenmeye yönelttiğini
söyleyebiliriz. Kaynaklar:
www.trt.net.tr
Kosova Dramı Ahmet Varol Vahdet Dergisi
www.prizrenliler.org |