|
Müge ÇETİNKAYA
Bugünkü Orta Asya adıyla tabir edilen geniş ,
asırlarca Türk hâkimiyetine sahiplik etmiş
coğrafyadan Batı’ya doğru akın eden Türk boyları,
Horasan'ın Kuzey'ini kendilerine yer edindiler.
Bugün bile sayıları 4.000.000 'dan fazla Türk bu
bölgede yaşamaktadır. Bölgede ki Türk nüfusu İran
baskıları nedeniyle kesin olarak bilinmemektedir.
Ancak bu 4.000.000’luk rakam en az’dır. İran gibi
işgalci bir devletin,içindeki Türklerin sayısını
olduğundan az göstermesi olağandır. Horasan Türkleri
boy itibariyle Oğuz Türklerinin içindeki kolların
harmanlanmasından olmuştur. İçlerinde değişik
boylardan Türkler de bulunmaktadır. Horasan bölgesi
,kısa zamanda hızla Türkleşerek , müebbet bir Türk
yurdu haline gelmiştir. Horasan'daki Türk boyları
her zaman kendi kaderlerini kendi ellerine almış,
yüce Türk devletçiliği geleneğini burada da
işletmişlerdir.
Bu Türk yurdunda kurulmuş en önemli Türk
devletlerinden biri Avşarlar’dır. Kaçar devleti
hâkimiyeti altında da hüküm süren Horasan Türkleri
tıpkı İran adlı ülkede yaşayan diğer Türk boyları
gibi Iran zulmüne mazhar olmuslardır.İran devletinin
Fars egemenliğine geçmesiyle,Güney Azerbaycan
Türkleri gibi Horasan bölgesindeki Türklerde asimile
siyasetinin kurbanı oldular. Türkistan'dan Horasan'a
gelen Türklerin burada yayıldığı topraklar yaklaşık
olarak 140.000 kilometre karelik bir yüz ölçüm ile
ifade olunur. Horasan Türk topraklarının sınırları
güneyinden Türkmenistan, güney batısı'nda Türkmen
Sahra , güney doğusu'nda Afganistan ve Kevir çölü'ne
kadar uzanır. Horasan'ın Kuzeyine düsen bölgeler
tarihten bugüne Türklerin yasam alanı, Türklerin
yurdu olmuştur. Tüm tarihi veriler göstermektedir ki
Horasan soy itibariyle karışıksız bir Türk
yurdu'dur. Türk kültür yapısını muzahafaza etmişler
ve özelliklerini kıskançlıkla,şuurluca
korumuşlardır.
Özellikle Cekana, Biryurd, Kuçan, Çağatay, Askan,
Deregez, Sereks, Sirvan, Faric, Isfarayin, Raz, Bam
Sefiabad, Nadirin Kelati ,Sebzivar ile Nisaburun,
Geraili bölgeleri gibi Horasan şehir ve kısımları
tarihten bugüne Türklük abîdesi olarak durmaktadır.
Bu tarihi Türk kentlerinde ve köylerinde asırlardır
ayakta duran tarihi eserler yabancı turist ve
tarihçilerin dikkatini çekmekte ,pek çok tarihi
incelemeler yapılmaktadır.
Sovyetler Birliği denilen Komünist Rusya'nın uydusu
durumda ki devletlerin, bu zalim sisteminin
yıkılmasıyla bağımsızlığına kavuşan beş tane Türk
Cumhuriyeti, Horasan Türklerine ve diğer zulm,
yabancı esareti altında sömürülen Türk yurtlarına
örnek olmaktadır. Bugün Horasan Türkleri yoğun bir
Iran baskısı altındadır. Bağımsızlık için
çalışmaktadırlar ve millî özgürlüklerini almak
istemektedirler. Manevi ve psikolojik işkencelerin
yanı sıra Güney Azerbaycan denilen Iran işgalindeki
Türk yurdunda da var olan diğer Türk boyları ile
birlikte zulüm görmektedirler. Farslaştırma ve öz
benlikten koparma siyaseti Horasan Türkleri üzerinde
de oynanmakta ve bütün bunlara büyük bir Türk
direnişi ile karşılık verilmektedir.
Horasan bir çok millî ayaklanmaya sahne olmuştur.
Kolonel Muhemmed tagihan Pisyan(pesyan)
önderliğinde,1921 yılının Nisan ayında Horasan
Türklerinin ilk cumhuriyeti ilan edilmiştir. Ancak
bu cumhuriyet sadece bir yıl ayakta kalabilmiş, Rus
ve İngiliz devletlerinin emperyalizm
propagandaları,işgalci siyasetleri ve Türk varlığına
düşmanlıkları sebebiyle Fars – Kürt işbirliği ile
yıkılmıştır. Horasan Türk cumhuriyetine karşı son
derece namert şekilde saldırılan yapılmış sadece
İngiliz ve Rus ordularının her birinden en az 3000
tane silâhlı asker cumhuriyeti yıkma hareketine
katılmıştır. Horasan’ın Koçan şehrine bağlı
Caferabat köyünde çıkan kanlı savaşta Horasan
Türkleri korkusuzca ve yiğitçe,gözlerini daldan
budaktan sakınmadan savaşarak kahramanlık destanı
yazdılar. Onların böylesine yiğitliğine düşmanlar
onursuzca ve korkakça karşılıklar veriyorlardı.
İngilizlerin ve Rusların bütün askeri
güçleri,yanlarına Farsları da alarak savaşa hile
katmalarıyla yeni bir boyut daha kazandırdılar.
Böylelikle hilekarlıklarının neticesinde savaşı
namertçe kazandılar. Bu savaşta Muhammed Tagi Han
Pişvan İngiliz, Rus ve Fars birliklerince şehit
edildi ve mukaddes başı gövdesinden ayrıldı.
Büyük Türk devletlerinden Kaçar Türk devletinin son
zamanlarında,Horasan’ı Deregez adlı şehrinde,tebasının
sadakatle kendisine bağlı olduğu çiçi Han da Rus
birlikleri ile savaşlar yapmış bir Horasan
yiğididir. çiçi Han’da tıpkı büyük önder Pesyan gibi
şehit edilmiştir. çiçi Han’ı şehit eden Rus
birlikleri , oğlunu da Kürtlerin yardımıyla bulmuş
ve şehit etmiştir. çiçi Han’ın aziz varlığına
yakılan ağıtlardan biri de gayet dokunaklıdır.
çiçi Han, Hanlar Hanı,
Deregez’de yoktur şanı,
Yürekte kaldı Ermanı,
Heyif oldun, Sen öldün çiçi,
Senin tekin ana doğmaz,
Devlet senin gadrini bilmez,
Namert cevanmeti sevmez,
Heyif olsun sen öldün çiçi
Tarihten bugüne Türk'ten başkasının olmamış
Horasan'ın üzerinde bir başka oynanan çirkin ve
ezici politika da Kürtleştirilme politikasıdır.
Horasan civarına yaklaşık 500 yıl önce gelmiş olan
Kürtler, yabancı ve emperyalist devletlerin
destekleri ile bugün Horasan'da yönetimi gayri resmi
olarak ele geçirmiş durumdadırlar. Hızlı bir
Kürtleştirme siyaseti ile sanki Horasan hiç Türk'ün
olmamış burada hiç Türk yasamamış gibi, orada var
olan Türkleri yok edilmeye çalışılmaktadır. Kimi
zaman nüfus dengesini bozmak adına Türk köylerine
yerleştirilen Kürt nüfus kimi zaman da , en açık
şekilde kendisini gösteren şekliyle kültürel
asimilasyon yollarına gidilmektedir. Mesela,
Firdevsi Üniversitesi'nde yapılan sözde bilimsel
araştırmalar ile bölge tamamen Kürtlerin yurdu
olarak gösterilmektedir. Firdevsi Üniversitesi,
Kürtlerin kaçakçılık ve gayri meşru yollardan çok
paralar kazanarak, zengin olmuşlarından Rezevi
Astanas'ın ve birçok Kürt'ün maddi yardımları ile bu
sözde bilimsel incelemeleri yapmaktalardır. Bir
üniversitenin,bilim yurdunun böyle yanlı bir
siyasete alet olması dikkate şayandır. Ne kadar
korkunç bir Fars- Kürt oyunudur ki bir Üniversite
para karsılığı sözde bilimsel araştırma ve
beyanatlar ifadeleriyle koskocaman bir Türk
varlığını yok sayıp silmeye çalışıyor! Yine ayni
üniversite tarafindan yayınlanan makale ve fikir
yazılarında sürekli olarak bölgenin Kürt olduğunu ,
tarihten bugüne bu bölgede sadece Kürt varlığına
rastlandığını neşreden talihsiz ve hain emellere
hizmet eden yazılar kaleme alınıyor. Horasan
Türklüğü üzerine oynanan bu Kürtleştirme politikası
Fars, Kürt, Ermeni işbirliği ile gerçeğe
geçirilmekte olup tüm dünyayı Horasan Türklerinin
tarihi ve kültürel izlerini sürmeye davet ediyoruz.
Tarihin hiçbir devresinde ve zamanında bir devlet ,
bir otorite sahibi olamamış, bir kültür yaratamamış
insanlığın en ilkel kavimlerinden ve Türk soyunun en
büyük , en kalleş düşmanlarından olan Kürtlerin
buradaki varlığı sözde bilimsel araştırmaların
verileri diye lanse edilerek , Fars
üniversitelerinden kendilerine dayanak buluyor.
Günümüzde Horasan civarında yaşayan Kürtlerin sayısı
200.000 olarak istatistiklere yansımaktadır. Kuzey
Horasan'da yaşayan bu Kürtler Kirmançi (Gurmançi)
olarak ifade edilirler . Bu Kirmançi Kürtler nüfus
olarak Türklerin yanında çok az olarak kalmalarına
rağmen Faşist Fars hâkimiyeti'nin göz bebeği
durumundadırlar. Bütün devlet işleri ve yüksek
memurluklar Kürtlere verilmekte ve onların
zenginlik, müreffeh içinde yaşamaları
sağlanmaktadır. Sayıları 200.000 olan bu Kürt
nüfusun Horasan'a ilk gelip yerleşmeleri, Safavi
Türk İmparatorluğu zamanında olmuştur. Kuzey
Horasan'a sürülerek gelen bu Kürtlerin geldikleri
yerler İran'ın doğusuna düşen çöllük mevziler olarak
bilinmektedir. Kuzey Horasan ile Türkmen Sahra
arasına yerleştirilen bu Kürtler göçebe olarak
yaşamlarını sürdürmüşler , Rıza Pehlevi'nin zamanına
kadar da bu şekilde yaşayıp onun emri ile yerleşik
hayata geçirilmişlerdir. Bu Kürtleri yerleşik hayata
geçirme siyaseti çok önemli bir asimile politikasını
bağrında barındırır. Kirmançi Kürtleri olarak
bilinen bu kavim Türk şehirlerinin içine ve Türk
nüfusun hemen yanına yerleştirilmiştir. Bu
yerleştirme bilinçli bir Fars devlet siyasetinin
ürünüdür. Türk şehirlerine yerleştirilen Kürt nüfus
ile bölgedeki Türk nüfus dengesinin bozulması ve
karışmaların olmasıyla Türk bölgelerinin hızla
Kürtleştirilmesi hedef alınmıştır. Türk düşmanı
Fasist Fars hâkimiyeti sürekli olarak bu sinsi
politikayı izlemiş ve Horasan bölgesini
Kürtleştirmek adına Kürtlere maddi, manevi destekler
vermiştir. Horasan'daki Kürt grupları Iran
hâkimiyetinin ve Farsların temsilcisi, hanedanı
olarak Türkleri üzerine baskı kurmuşlardır. Iran
hâkimiyetinin en sıkı temsilcileri olan Kürt
gruplarından Fars hâkimiyetine muhalefet eden
olmamakta ve Iran devleti Pkk adlı Kürt terör
örgütüne sonsuz destekler verip , askeri
egitimlerini sağlamaktadır. Iran tarafindan beslenen
ve Türkiye Cumhuriyeti üzerine salınan bu Kürt terör
örgütü ta ki Iran'ın topraklarına göz dikene kadar
Iran bu örgütü koruyup beslemiştir. Alınan son
bilgilere göre Iran Kandil dağında konuşlanan Pkk
militanlarına baskın yaparak, çok ağır kayıp
verdirmiştir. Çünkü yıllarca besleyip üzerimize
saldığı Pkk,artık İran topraklarına da göz
dikmiştir. Kendi toprağına göz dikeni anında yok
edecek kadar millî benlik sahibi Fars milleti derhal
operasyonlar düzenlemiş ve bu Kürt örgütüne taaruza
geçmiştir.
Geraili bölgesi olarak adlandırılan Horasan
Türklerinin nüfus yoğunluğu itibariyle aslî unsur
olduğu Türk bölgelerinden biri de tamamen Kürtlerin
olarak gösterilmiş ve Kürtler sözde buradaki Türkler
ile savaşıp , onları yenip burayı kendilerine yurt
edinmiş ve devlet kurmuşlardır şeklinde yazılar
yayınlanmıştır. Hiçbir tarihi dayanağı olmayan bu
tezlerin sayıklamadan öteye gitmemesi gerekirken
Iran hâkimiyeti tarafından daha da coşturulmaya
çalışılmaktadır.. Bu dayanaksız, Kürt emperyalizmi
kokan hayallerini gerçekmiş gibi sunup savunmak için
de,var olduğundan beridir Türkçe adlar taşıyan
yerlerinin, tabiî bölgelerinin, çaylarının,
sularının, dağlarının adlarını değiştirerek Kürtçe
adlar verip bir cinayete daha imza atmaktadırlar.
Horasandan Türk varlığını tamamen silmek ve bu Türk
yurdunu tamamen Kürtleştirmek uğruna, adları Türkçe
olan bütün yerlerin adları Kürtçe yapılmaktadır.
Sözde Kürtçe diye bir dilin dünya dil aileleri
arasında yeri bulunmadığını, kendilerini Kürt olarak
ifade edenlerin bile bu sözde dil ile kendi
aralarında anlaşamadıklarını belirtmekte gerek
vardır. Kürtçe olarak dillere dolanan sözde dil
Farsça, Arapça, İbranice gibi Sami diller grubuna
dahil bir karmaşadır. İçinde en çok Farsça
kelimeleri barındırır. Örnek olarak, Kürtçe de
‘Namirin’ diye telafuz edilen ve yazılan, Türkçe
‘ölümsüzlük’ anlamına gelen kelime, Farsça da
‘Nemirini’ dir ve aynı anlamın karşılığıdır.. Bu
sebeple Türkçe olan yerlerin adları değiştirilirken
eğer sözde Kürtçe olarak karşılık bulunamazsa Farsça
adlar verilmekte ve aslında etnik olarak Farsların
bir kolu olan Kürtler devlet kurmuş, yaşatmış olarak
hak sahibi ilân edilemeye çalışılmaktadır. Tarihten
bugüne Türkçe olan ancak Fars ve Kürt tecavüzleri
ile değiştirilmiş olan bazı yerlere örnek olarak; En
büyük Türk şehirlerinden olan Bir yurd'un adı önce 'Bijanyurd'a
sonra 'Bijangerd'e ve en nihayetinde de' BijanKürd'
haline getirilmiştir. Karavul dağı ' Sirkuh
dağı', Deregez şehri 'Derexer' haline ve sonra da
'Muhammed Abad' adı ile anılır hale getirilmiştir.
Bütün Türkçe yer adlarının değiştirilmesi sadece küçük bir eritme
siyasetlerinin ürünü gibi görülmelidir. Çünkü
Kürtleştirme politikası çok büyük bir boyutta
oynanmaktadır. Horasan Türk tarihi üzerinde büyük
izler bırakmış, devletler kurup idare etmiş Türk
büyükleri Kürt veya Fars soyundan olarak ilân
edilmekte ve Türklükleri üzerinde şâibeler
yaratılmaya çalışılmaktadır. Türklüğü su götürmez
bir gerçek olan, Nadir Sah Avsar'ın hatta ünlü Türk
hükümdarlarından Oğlan Budagı'nın bile Kürt olduğunu
iddia etmektedirler. Horasan'da yaşamış bütün
Türklerin aslında Kürt olduklarını iddia edebilecek
kadar bilimden ve tarihten kopmuş bu hainler
topluluğunu tarih yargılayacaktır. |