|
Haccın hükmü
İslam’ın 5. şartı hacdır. Yani gücü
yetenin ömründe bir kere, Kâbe-i
Muazzama’ya gidip, oraya mahsus
ibadetleri yapması farzdır. İkinci
ve daha sonra yapılan haclar nafile
olur. Hac, ıstılahta, belli bir
yeri, belli bir zamanda, belli
şeyleri yaparak ziyaret etmek
demektir. Bu belli şeylere Menâsik
denir. Menâsikten herbirine Nüsük
denir. Nüsük, ibadet demektir.
Haccın fazileti
Gücü yetenin, ömründe bir kere,
Kâbe’ye gidip, oraya mahsus
ibadetleri yapması farzdır. Daha
sonra yapılan haclar, nafile olur.
Farz olan hacca gitmeye
çalışmalıdır! Bir kere farz olan
haccı yapmak, yirmi kere Allah
yolunda savaş etmekten daha
sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(Hac, suyun kirleri temizlediği
gibi, günahları yok eder.) [Taberani]
Kabul olan hac, kılınmamış
namazların, tutulmamış oruçların,
verilmemiş zekatların günahlarının
affına sebep olmaz. Bunları
geciktirme günahlarının affına sebep
olur. Kul borçları verilmedikçe veya
helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz. Kul
ve hak borçlarından başka günahlar
affedilir. Hadis-i şerifte
(Arafat’ta vakfeye durup da
günahlarının affedilmediğini
zanneden, büyük günaha girmiş olur)
buyuruldu. (Hatib)
Haccın sahih ve kabul olmasının
şartları vardır. Sahih olması için
vaktinde hac yapılması lazımdır.
Kabul olması içinde haccın sahih
olması, o kimsenin itikadı düzgün
olması, bid’at ehli olmaması gibi
şartları vardır. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Bid’at işleyenin, orucu, haccı,
cihadı kabul olmaz.) [Deylemi]
Haccın kabul olması için, haccın
farzlarını, vaciplerini, ve
sünnetlerini eksiksiz yapmaya
çalışmalı, niyeti düzeltmeli, riya
karıştırmamalı, ihlasla hareket
etmeli ve helal para ile gitmelidir.
Ticareti, dünyalık işleri hac işine
karıştırmamalıdır. Borçları varsa
ödemeli, hak sahipleriyle
helalleşmeli, günahlarına tevbe
etmelidir. Bunlara riayet edilerek
yapılan hac makbul olur. Hadis-i
şeriflerde, (Hac edin ki muhtaç
olmayasınız. Yolculuk edin ki
sıhhate kavuşasınız) ve (Hac
zenginliğe, zina fakirliğe sebep
olur) buyuruldu. (Taberani-Şir’a)
Hacca giderken orada ölmekten
korkmamalıdır. Hatta hac yolunda
ölmeyi ganimet bilmelidir. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki:
(Hacca giderken veya gelirken ölenin
geçmiş günahları af olur. O kimse
hesaba çekilmeden azap görmeden
Cennete girer.) [İsfehani]
Hacca giden, başkalarına sıkıntı
vermediği gibi onlardan gelecek
sıkıntılara da katlanmalı, yumuşak
davranmalıdır. Hadis-i şerifte
(Yumuşak davranmayan hayır yapmamış
olur) buyuruldu. Sert, kırıcı
olmaktan da kaçmalıdır. Hadis-i
şerifte, (Sertlikten ve çirkin
şeyden sakının. Yumuşaklık insanı
süsler, çirkinliği giderir)
buyuruldu. (Müslim)
Hacca gidip gelenin değil, haccı
kabul olanın günahları af olur.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabul olan bir hac, geçmiş
günahları yok eder.) [Beyheki]
(Haccedip, kötü söz söylemeyen ve
doğruluktan ayrılmayan, anasından
doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Buhari]
(Hacca giderken yolda ölene,
kıyamete kadar hac, cihada giderken
de ölene, kıyamete kadar cihad
sevabı yazılır.) [Ebu Ya’la]
Hac yolunda harcanan paranın
fazileti de çoktur. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Hac için harcanan mala, Allah
yolunda harcanan mala verildiği gibi
yediyüz misli sevap verilir.) [Beyheki]
(Hacı, fakirleşmez.) [Bezzar]
(Hacceden zenginleşir.) [Hakim]
Sual: Haccı kabul olan
insanın namaz, oruç, zekât gibi kaza
borçları affolmadığı gibi,
geciktirme, yani vaktinden sonraya
bırakma günahları da mı affolmuyor?
CEVAP
Tehir, yani geciktirme günahları
affolur.
Hac çeşitleri
Üç türlü hac vardır:
1- İfrad hac: Bu haccı yapana müfrid
hacı denir. İhrama girerken, yalnız
hac yapmaya niyet eden kimsedir.
Mekke’de oturanlar, yalnız müfrid
hacı olur.
2- Kıran hac: Bu haccı yapana kârin
hacı denir. Hac ile umreye niyet
eden kimsedir. Önce umre için tavaf
ve sa’y edip, sonra ihramını
çıkarmadan ve tıraş olmadan, hac
günlerinde hac için, tekrar tavaf ve
sa’y yapar.
3- Temettü hac: Bu haccı yapana
mütemetti hacı denir. Hac aylarında
[yani Şevval Zilkade ile,
Zilhiccenin ilk on gününde] umre
yapmak için ihrama girip ve umre
için tavaf ve sa’y yapıp ve tıraş
olup ihramdan çıkar. Memleketine
gitmeyerek, o sene, terviye gününde
veya daha önce, hac için ihrama
girerek, müfrid hacı gibi hac
yapandır. Yalnız tavaf-ı ziyaretten
sonra da sa’y yapar.
Kârin ve mütemetti hacıların şükür
kurbanı kesmesi vaciptir. Temettü
veya Kıran haccı yapanlardan,
kurbanlık hayvan bulunmaması veya
alınamaması sebebiyle, kurban kesme
imkanı olmayanlar, üç gün Hac
esnasında, yedi gün Hac’dan sonra
olmak üzere on gün oruç tutarlar.
İlk üç günün, ihrama girdikten sonra
hac ayları içinde ve kurban
bayramının ilk gününden önce
Mekke’de tutulmuş olması zorunludur.
Kurban kesme imkanı elde
edilebileceği ümidiyle bu üç günlük
orucun son vaktine kadar
geciktirilmesi yani Arefe günü
tamamlanmak üzere 7, 8 ve 9 Zilhicce
günlerinde tutulması efdaldir.
Temettü Haccında bu oruç henüz Hac
için ihrama girmeden Umre ihramından
sonra da tutulabilir.
Haccın şartları
Haccın şartları iki kısımdır:
Vücub şartları:
1- Müslüman olmak.
2- Kâfir memleketinde olanın, haccın
farz olduğunu işitmesi.
3- Akıllı olmak.
4- Bâlig olmak.
5- Hür olmak.
6- Geçim ihtiyacından fazla olarak
hacca götürüp getirecek ve geride
kalanlara yetecek kadar, helal
parası olmak.
7- Hac vakti gelmiş olmak. [Hac
vakti arefe ve bayram günleri olmak
üzere, beş gündür. Vücub şartları,
bulunan kimsenin ömründe bir kere
hacca gitmesi farz olur.]
8- Hacca gidemeyecek kadar, kör,
hasta, çok ihtiyar ve sakat olmamak.
Eda şartları
1- Hapsedilmiş veya yasaklanmış
olmamak.
2- Hac için gideceği yolda ve hac
yerinde selamet ve emniyet olmak.
3- Kadının hacca gidebilmesi için,
üç mezhepte, zevcinin veya nikahı
düşmeyen ebedi mahrem akrabasından
fasık veya mürted olmayan akıl ve
bâlig veya mürâhık bir erkeğin
beraber gitmesi lazımdır. Bunun yol
parasını verecek kadar, kadının
zengin olması da lazımdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadın yanında bir mahremi olmadan
hacca gidemez.) [Bezzar]
[Şafii mezhebinde, mahremsiz olarak,
iki kadın ile, farz olan hacca
gidebilir. Kadının mahreminin hac
yolunda ölmesi, Şafii mezhebini
taklit etmesi için özür olur.]
Erkeksiz kadın hacca gidemez.
Giderse haccı kabul olur ise de
haramdır. Erkeği ile gidince de
otelde, tavafta, sa’yde ve taş
atarken erkekler arasına karışması
haramdır ve haccın sevabını
giderdiği gibi büyük günaha girer.
Ebedi mahrem erkeği bulunmayan
kadın, ihtiyarlayınca, göremez
olunca veya iyi olmayacak bir
hastalığa yakalanınca yerine vekil
gönderir. Daha önce göndermez.
4- Kadın, iddet halinde olmamak.
Yani kocasından yeni ayrılmış
olmamak.
[Vücub şartları bulunmakla beraber,
eda şartları da kendisinde bulunan
kimsenin, o sene hacca gitmesi farz
olur. O sene, hac yolunda ölürse hac
sakıt olur. Vekil gönderilmesi için
vasiyet etmesi lazım olmaz. O sene
gitmez ise günah olur. Sonraki
senelerde, hac yolunda veya evinde
hasta veya hapis, sakat olursa
yerine başkasını, kendi
memleketinden bedel göndermesi veya
bunun için vasiyet etmesi lazımdır.
Bedel gönderdikten sonra iyi olursa
gitmesi lazım olur. Sonraki
senelerde hacca giderse, tehir
günahı af olur.]
Hac için zenginliğin ölçüsü
Sual: Hacca gitmek için nisab nedir?
Zekat nisabına malik olanın hacca
gitmesi farz mıdır?
CEVAP
Zekat nisabına malik olmasa da,
ihtiyacından fazla olarak, hacca
götürüp getirecek ve geride
kalanlara yetecek kadar parası
olana, diğer şartlar da, kendisinde
varsa, hacca gitmek farz olur.
İhtiyaç eşyasının birincisi
nafakadır. Nafaka, mutfak eşyası ile
birlikte yiyecek, giyecek ve ev
eşyası ile evdir. Binek hayvanı veya
arabası, sanat aletleri, meslek veya
ders kitapları da ihtiyaç eşyası
sayılır. Bir senelik yiyecek veya
parası nafaka sayılır. Tüccarın,
esnafın, çiftçinin kendi
memleketlerinde adet olan
sermayeleri, hac için ihtiyaç
eşyasıdır. (Redd-ül-muhtar)
Mekke’ye yakın olan birisinin hacca
gitmesi için zengin olması gerekmez.
Zekat nisabına malik bir zenginin,
hacca götürüp getirecek ve evde
kalan çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını
görecek kadar parası yoksa, hacca
gitmesi farz olmaz.
Hac zamanı
Sual: Bir kimsede, hac vakti
gelmeden önce, haccın vücub şartları
bulunsa, hac kendisine farz olur mu?
Yoksa, bu şartların hac zamanında mı
kendisinde bulunması gerekir?
CEVAP
Vücub şartlarından birisi, hac
zamanının gelmiş olmasıdır. Hac
zamanı, Arefe ve bayram günleri
olmak üzere, beş gündür. Yolda geçen
zaman da düşünülerek, vücub
şartları, bu zaman başında mevcut
olan kimsenin ömründe bir kere hacca
gitmesi farz olur. (S. Ebediyye)
Vücub şartları yoksa
Sual: Dul ve zengin bir anne,
oğluna, (Yol masraflarını ben
karşılayayım, beraber hacca gidelim)
dese, oğlu da gitmese günaha girer
mi?
CEVAP
Hayır. Vücub şartlarından birisi
bulunmayan kimsenin hacca gitmesi
farz olmaz. Vücub şartlarını temin
etmek lazım değildir. Mesela, hacca
gitmesi için, kendisine hediye
edilen parayı alması gerekmez.
Hac
Vekilin ihrama girerken emreden
kimse için kalb ile niyet etmesi
şarttır. Hac borcu olan kimsenin,
öldükten sonra kendi için hac
yapacak vekilin adını bildirerek
vasi olan kimseye emir vermesi
lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi
yaptığı yabancı kimse, vârislerden
birini, diğer vârisler izin
vermedikçe, vekil yapamaz. Bir kimse
izin vermeden, başkasının, bunun
yerine hacca gönderilmesi caiz
değildir. Yalnız vâris, ölen
akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac
parası ayırmamış ise kendine miras
kalan para ile, onun yerine hacca
gidebilir veya başkasını
gönderebilir. Böylece anasını ve
babasını hac borcundan kurtarmış
olur. Kendine de farz olmuş ise,
kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır.
İstanbul’da bulunan bir kimsenin
babası Erzurum’da sakin iken vefat
etse, babası vasiyet etmedi ise,
babası için birini vekil göndermek
isterse, Erzurum’dan göndermesi
farzdır. Başka yerden göndermesi
Hanefi’de caiz değildir. Şafii
mezhebinde Mikât dışındaki her
yerden göndermesi caizdir. Hatta
hacca giden birine para vererek,
Mekke-i Mükerreme de bir vekil
bulup, babası için, buna Mikâttan
hac yaptırtması Şafii’de caizdir.
Hanefi olanlar, paraları az ise,
Şafii mezhebini taklit ederek,
vasiyet etmemiş ana ve baba ve
yakınları için Mekke’de vekil
tutabilirler. Fakat, parayı
verirken, Şafii mezhebini taklit
ediyorum diye niyet etmesi lazımdır.
Sual: Zengin dul bir kadının hacca
götürecek erkek mahremi bulunmazsa,
hac kendinden sakıt olur mu?
CEVAP
Hacca götürecek mahremi yoksa
vefatından sonra vekil gönderilmesi
için vasiyet eder.
Sual: Hac yapmamış kimselerin ve
kadınların, başkalarının vekili
olarak hacca gitmeleri caiz midir?
CEVAP
Hanefi’de caiz, Şafii’de caiz
değildir. (S. Ebediyye)
Haccın farzları
Haccın farzları üçtür. Biri
yapılmazsa hac sahih olmaz.
1- Haccı ihramlı yapmaktır.
2- Vakfeye durmak.
(Arefe günü, Arafat’ın, Vadi-yi
Urene denilen yerinden başka
herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi
namazlarından sonra vakfeye
durulur.)
3- Kâbe-i Muazzamayı Tavaf-ı Ziyaret
etmektir.
Tavaf, Mescid-i Haram içinde Kâbe-i
Muazzama etrafında dönmek demektir.
Dördü farz, üçü vacip olmak üzere
yedi kere dönülür. Zemzem kuyusunun
ve Makam-ı İbrahim’in dışından
dolaşarak da tavaf etmek caizdir.
Kadınlar tavafta, Kâbe’ye
yaklaşmamaları efdaldir. Kadına
dokunmak ihtimali çok ise,
Şafii’lerin Hanefi’yi veya Maliki’yi
taklit etmesi lazım olur.
Tavafı mescid dışından yapması caiz
değildir. Tavafa niyet etmek de,
ayrıca farzdır. Tavaf-ı ziyareti
Arafat’tan sonra da yapmak da
farzdır.
Tavaf ederken ve sa’y ederken, ezan
okunursa, bunlar bırakılıp, namazdan
sonra tamamlanır.
İhram ve hükümleri
İhram,
iki parçalı bez olup, iple
bağlanmaz, düğümlenmez ve kancalı
iğne ile tutturulmaz. Hac, umre,
ticaret veya herhangi bir şey için
uzaktan gelenlerin, mikât denilen
yerleri, ihramsız geçerek, Mekke-i
Mükerreme Haremi’ne girmeleri
haramdır. Geçenin, geri mikâta gelip
ihrama girmesi lazımdır. İhrama
girmezse, kurban kesmek lazım olur.
Mikât denilen yerler ile, Harem-i
Mekke arasına Hil denir. Mikâttan
geçerken, bir iş için Hil’de kalmaya
niyet edenlerin ve Hil’de
oturanların, hacdan başka niyet ile
ihramsız hareme girmeleri caizdir.
Mikât yerlerini geçerken, niyet
ederek ve telbiye yaparak, usulü
ile, ihrama girilir. Mikât yerinden
önce, hatta kendi memleketinde de
giymek caiz ve daha iyidir.
İhram giyene yasak olanlar
İhrama giren kimseye ihramlı
bulunduğu sürede (ihramdan çıkıncaya
kadar) diğer zamanlarda helal olan
bazı fiil ve davranışları yapması
yasak olur. İşte bunlara ihram
yasakları denir.
Bu yasaklar şunlardır:
1- Saç veya sakal tıraşı olmak,
bıyıkları kesmek.
2- Kasık ve koltuk altı kıllarını
yolmak veya tıraş etmek.
3- Vücudun diğer yerlerindeki
kılları koparmak veya kesmek
4- Tırnak kesmek.
5- Vücuda veya ihrama (kadınlar
elbiselerine) güzel koku sürmek,
kokulu sabun kullanmak.
6- Giyim eşyası olarak hazırlanmış
(dikilmiş veya örülmüş) şeyleri
giymek. Normal şekilde giymeksizin,
palto, pardösü, gömlek ve benzeri
giyim eşyasını omuza almak veya
bunları yatarken baş açıkta kalmak
şartı ile üzerine örtmek yasak
değildir.
7- Başını ve yüzünü örtmek, takke
bere giymek veya başa sarık sarmak.
8- Eldiven, çorap veya topukları
kapalı ayakkabı giymek. Giyimle
ilgili yasaklar sadece erkeklere
aittir. Hanımlar normal elbiselerini
giyerler, ihram süresince, sadece
yüzlerini örtmezler.
9- Cinsi ilişki veya öpüşmek,
oynaşmak, şehvetle tutmak.... gibi
cinsi ilişkiye götüren davranışlarda
bulunmak.
10- Şehevi duyguları tahrik edici
şeyleri konuşmak.
11- Tâ’attan ayrılıp, haram fiilleri
yapmak.
12- Başkaları ile tartışmak, kavga
etmek, sövmek, kötü söz ve
davranışlarla gönül kırmak.
13- Eti ister yensin ister yenmesin
her türlü kara avını avlamak.
14- Avcıya avını göstermek veya
avlanmak konusunda yardımcı olmak.
15- Av hayvanlarına zarar vermek.
16- Harem bölgesinde kendiliğinden
çıkan ot ve ağaçların koparılması,
ister ihramlı, ister ihramsız herkes
için yasaktır.
17- Hatmi ile başını yıkamak.
18- Hamama girmek.
19- Kendi üzerinde bulunan biti
öldürmek ve öldürmek için göstermek.
Bunları bilerek veya bilmeyerek,
unutarak yapanlara, kurban, sadaka
cezaları lazım olur. Ceza olarak
kesilen kurbanın etinden sahibi
yiyemez. İfrad hacda bir kurban icap
ettiren suçu, kârin hacı işlerse,
biri umre için, iki kesmesi
lazımdır.
İhramlıya yasak olmayanlar
İhramlıya yasak olmayanlar
şunlardır:
1- Başına dokundurmamak şartı ile,
herhangi bir şeyin altında ve
gölgesinde oturmak. Şemsiye
kullanmak.
2- Yıkanmak, kokusuz sabun
kullanmak.
3- İhram örtülerini yıkamak veya
değiştirmek.
4- Kıl koparmadan kaşınmak, gözde
biten kılı veya kırılmış tırnağı
koparmak.
5- Diş fırçalamak, sürme çekmek.
6- Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne
vurulmak, yara üzerine sargı sarmak.
7- Güzel koku satan dükkanda oturmak
veya güzel koku satın almak.
8- Yüzük, kol saati takmak ve silah
taşımak, bele kuşak, para kesesi,
kemer bağlamak, omuza çanta asmak.
9- Kollarını giymeden palto veya
ceket gibi dikilmiş bir elbiseyi
omuzlarına almak.
10- Yorgan, battaniye veya herhangi
bir örtü ile yüz ve baş hariç,
vücudun diğer kısımlarını örtmek.
11- Balık vb. su ürünlerini avlamak.
12- Kendi emri olmadan, ihramsız
kişi tarafından avlanan kara avının
etinden yemek.
13- Karga, çaylak, yılan, akrep,
fare, sinek, karınca, pire, arı,
kene, keler, kelebek, kaplumbağa
gibi av hayvanı olmayan hayvan veya
haşerelerle, kuduz ve saldırgan
köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı
hayvanları öldürmek.
14- Pire, her türlü sinek,
başkasının üzerinde bulunan biti,
fare, yılan, akrep, kurt, çaylak
gibi zararlı ve insana saldıran
hayvanları öldürmek.
15- Terlik gibi üstü açık ayakkabı
giymek.
16- Bit ölmemek ve saç dökülmemek
üzere kaşımak.
17- Renkli ihram giymek.
18- Gusletmek.
19- Başı âdet olmayan şey ile [tas,
tepsi] örtmek, paket gibi şeyler
koymak.
20- İnsanların dikip yetiştirdiği
sebze ve ağaçları koparmak.
21- Düşman ile dövüşmek.
22- Kadınların deriye değmemek üzere
yüzlerini örtmeleri ve dikilmiş
elbise, mest, çorap giymeleri, örtü
altına ziynet eşyası takmaları
caizdir.
Bir hacı, Arefe günü, öğle ezanından
bayramın birinci günü, sabah namazı
vaktine kadar olan zaman içinde,
Arafat’ta biraz dursa veya ihramlı
olarak Arafat’tan geçse veya
ihramlandıktan sonra hasta olup
uykuda iken, baygın sedye içinde
veya başka bir şeyle taşınarak
nüsükler yaptırılırsa veyahut ihrama
girmeden önce, hasta olan, bayılan
yerine başkası ihrama girip, bu
uyanmadan, ayılmadan önce, o bunun
yerine de nüsükleri ayrıca yaparsa
veya Arefe günü olduğunu bilmeyerek,
Arafat’ta dursa, haccı sahih ve
tavaf-ı kudum sakıt olur. O yerin
Arafat olduğunu bilmek ve niyet
etmek lazım değildir. O gün veya
gece, Arafat’ta bulunmayan veya
Arafat’tan geçmeyen hacı olmaz.
Haccın vacipleri
Haccın
vacipleri şunlardır:
1- Tavafa hacer-i esved veya
hizasından başlamak.
2- İhram yasaklarına uymak.
3- Tavafı yürüyerek yapmak.
4- Arefe günü, akşam ve yatsı
namazlarını yatsı vakti girdikten
sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile
kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.
5- Umre sa’yinin, umre tavafından
sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı
olarak yapılması vaciptir.
6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç
tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya
riayet de vaciptir.
7- Tavafı kudumden sonra ve hac
ayları içinde olmak şartı ile, Safâ
ile Merve tepeleri arasında, yedi
kere sa’y etmek, yani, usulü ile
yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.
8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de
vakfeye durmak.
9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç
gün, temiz taş veya teyemmüm caiz
olan şey atmak.
10- İhramdan çıkmadan önce, başın en
az dörtte birini ustura ile tıraş
ettirmek veya en az üç santim,
kendisi veya başkası kırkmak. Berber
veya ustura bulamamak özür sayılmaz.
Saçsız olan veya başı yaralı olan da
usturayı değmeden baştan geçirir.
Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla
biraz keser.
11- Afaki yani Mikât denilen
yerlerden daha uzak memleketlerin
hacıları, Mekke’den son ayrılacağı
gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda
yapmak. Hayzlı kadına bu vacip
değildir.
12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra
da, biraz kalmak. Güneş batmadan
önce, Arafat meydanından dışarı
çıkanın kurban kesmesi lazım olur.
13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama
etrafında dörtten sonra üç kere daha
dönmek.
14- Tavafta abdestsiz veya cünüp
olmamak.
15- Üzerindeki elbise temiz olmak.
16- Tavaf yaparken, Hatim denilen
yerin dışından dolaşmak.
17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol
tarafta kalmak.
18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü
gününün güneş batıncaya kadar
yapmak.
19- Tavaf ederken avret yeri kapalı
olmak (Kadın için çok mühimdir).
20- Safâ tepesi ile Merve arasında
sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.
21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye
dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat
getirmek ve dua etmek. Sonra,
Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan
Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3
kere gidilir.
22- Her tavaftan sonra, Mescid-i
haram içinde iki rekat namaz kılmak.
23- Şeytan taşlamasını bayram
günlerinde yapmak.
24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve
Harem hududu içinde yapmak.
25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. (İki
yeşil direk arasında erkek hızlı,
kadın yavaş gider.)
26- Kıran ve temettü hac yapan,
şükür kurbanı kesmek.
27- Kurbanı, bayramın birinci günü
kesmek.
28- Cima gibi yasak olan şeyler,
Arafat’ta durmadan önce yapılırsa,
haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce
yapmamak farzdır. Cimadan
başkalarını, ihramdan çıkıncaya,
cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya
kadar terk etmek vaciptir.
Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi
vaktinde ve yerinde yapmayana ceza
lazım olur.
Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık
gibi bir özürle terk edince bir şey
lazım gelmez. Bir vekile yaptırması
lazım olmaz.
Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i
harama giremez. Tavaftan başka
nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti
temizlenince yapar.
Her günün nüsükü, sonraki gecesinde
de yapılabilir.
Haccın sünnetleri
Haccın
sünnetleri şunlardır:
1- Âfâki olanların hemen mescidi
harama giderek tavaf-ı kudum
yapmaları. Kâbe’yi görünce tekbir,
tehlil ve dua edilir. Erkekler,
Hacer-i esvede el ve yüz sürer.
Tavaf-ı kudumden sonra ve iki rekat
namazdan sonra, Safâ ile Merve
arasında sa’y yapılır. Bundan sonra,
ihramdan çıkmadan, Mekke şehrinde
oturup, terviye gününe kadar,
istenildiği miktar, nafile tavaf
yapılır. Müfrid olan ve kârin olan
hacılar, taş atıp, tıraş oluncaya
kadar ihramdan çıkmayacağı için,
ihramın yasakladığı şeylerden, her
gün sakınmaları lazım olur. Mescid-i
haram içinde namaz kılanların
önünden geçmek günah değildir.
2- İmamın üç yerde hutbe okumasıdır.
Birisi Zilhicce ayının yedinci günü
Mekke’de; ikincisi dokuzuncu günü,
öğle namazı olunca, öğle ve ikindi
namazlarından önce, Arafat’ta;
üçüncüsü, onbirinci günü, Minâ’da
okunur. Arafat’ta hutbe bitince öğle
ve hemen sonra ikindi namazı cemaat
ile kılınır. İmama yetişemeyen
ikindi namazını ikindi vaktinde
kılar namazdan sonra imam ve cemaat
Mescid-i Nemre’de Mevkıfe kıbleye
karşı ayakta veya oturarak vakfeye
durur. Cebeli Rahme kayaları üstüne
çıkmak ve vakfe için niyet lazım
değildir.
3- Arafat’a gitmek için, Mekke’den
Terviye [Zilhiccenin sekizinci]
günü, sabah namazından sonra çıkmak.
[Mekke’den Minâ’ya gidilir].
4- Arefe gününden önceki ve bayramın
birinci günü, ikinci ve üçüncü
geceleri Minâ’da yatmak. (Üçüncü
gece ve günü Minâ’da kalmak mecburi
değildir.)
5- Arafat’a gitmek için, Minâ’da,
güneş doğduktan sonra yola çıkmak.
6- Arefe gecesi Müzdelife’de yatmak.
Arafat’tan Müzdelife’ye gelip,
burada, yatsı vakti olunca, akşam ve
yatsı namazları birbiri ardınca,
cemaat ile kılınır. Akşam namazını
Arafat’ta veya yolda kılanın,
yatsının vakti çıkmadan Müzdelife’ye
gelirse, burada tekrâr cemaat ile
veya yalnız olarak, yatsı ile
birlikte kılması lazımdır.
7- Müzdelife’de, vakfeye, fecr
ağardıktan sonra durmak. Gece
Müzdelife’de yatıp, fecr açılırken,
sabah namazını hemen kılıp, sonra,
Meş’arilharam denilen yerde, ortalık
aydınlanıncaya kadar, vakfeye
durulur. Güneş doğmadan önce,
Minâ’ya hareket edilir. Yolda
Muhasser denilen vâdide
durmamalıdır. Burası Eshâb-ı fil
durak yeridir.
8- Minâ’ya gelince Mescid-i hif’e en
uzak olan ve Cemre-i Akâ’be denilen
yerde, sağ elin baş ve şehadet
parmakları ile, iki buçuk metreden
veya daha uzaktan, Cemre yerini
gösteren duvarın dibine nohut kadar
yedi taş atılır. Duvarın üstüne veya
insana, hayvana çarptıktan sonra
dibine düşerse caiz olur. Ertesi
fecre kadar caiz ise de, o gün
öğleden önce atmak sünnettir. Sonra,
hiç durmadan buradan gidilip,
isterse kurban keser. Çünkü seferi
olana kurban kesmek vacip değildir.
Seferi olan hacıların, müfrid
oldukları zaman kurban kesmeleri
vacip değildir. Kurbandan sonra
tıraş olur ve ihramdan çıkar.
Bayramın birinci günü Minâ’da
olanlar ve bütün hacılar, bayram
namazı kılmaz. Sonra, o gün veya
ertesi gün veya daha ertesi gün
Mekke ye gidip Mescid içinden niyet
ederek Tavaf-ı ziyaret yapar. Buna
Tavaf-ül ifâda da denilir. Tavafı
ziyareti ve tıraşı bayramın üçüncü
günü güneş battıktan sonraya
bırakmak mekruhtur ve kurban kesmek
lazım olur. Yalnız baygın olan
kişinin yerine başkası tavaf
yapılabilir. Tavafı ziyarette Reml
ve Sa’y yapılmaz. Tavaf namazından
sonra Minâ’ya gelir.
Öğle namazını Mekke’de veya Minâ’da
kılar. Bayramın ikinci günü, öğle
namazından sonra Minâ’da hutbe
okunur. Hutbeden sonra, üç ayrı
yerde, yedişer taş atılır. Mescid-i
Hif’e yakın olandan başlanır. Üçüncü
günü de böyle yedişer taş atılır ki,
hepsi kırkdokuz taş olur. Bunları
öğleden önce atmak caiz değil veya
mekruhtur. Üçüncü günü güneş
batmadan önce, Minâ’dan ayrılır.
Dördüncü gün de Minâ’da kalıp,
fecrden güneşin gurubuna kadar
dilediği zaman yirmi dört taş atmak
müstehaptır.
Dördüncü günü fecre kadar Minâ’da
kalıp taş atmadan ayrılırsa, koyun
kesmek lazım olur. Birinci ve ikinci
yerlerinden taş attıktan sonra,
kollar omuz hizasına kaldırılarak ve
el ayaları semaya ve kıbleye
çevrilerek dua edilir. Atılacak
yetmiş taş, Müzdelife’de veya yolda
toplanır. Hayvan üstünde taş atmak
caizdir. Tavaf-ı sadr) dan sonra,
zemzem suyu içilir. Kâbe’nin kapı
eşiği öpülür. Göğüs ve sağ yanak
Mültezem denilen yere sürülür.
Sonra, Kâbe perdesine yapışıp,
bildiği duaları okur. Ağlayarak
Mescid kapısından dışarı çıkar.
9- Arafat’ta, vakfeden önce
gusletmek.
10- Minâ’dan Mekke’ye son dönüşte,
önce Ebtah denilen vadiye gelip,
burada bir miktar durmaktır. Buradan
Mekke’ye gelip dilediği kadar kalır.
11- Hacca giderken, muhtaç olmayan
ana, babadan, alacaklılardan,
kefilinden izin almak sünnettir. Ana
baba muhtaç ise, izinsiz gitmek
haramdır. Nafaka bırakmadı ise,
hanımından izinsiz gitmesi de haram
olur. Mekke şehrine Mu’alla
kapısından, Mescide Babüsselam’dan
ve gündüz girmek müstehaptır.
Haccın sünnetini yapmayana ceza
lazım gelmez. Mekruh olur, sevabı
azalır.
İhramla ilgili sünnetler:
1- İhrama girerken gusletmek veya
abdest almak.
2- İhrama girmeden önce 2 rekat
namaz kılmak.
3- Erkekler izar ve rida denilen iki
parça örtüye sarınmak.
4- İhramlı bulunduğu sürede her
fırsatta telbiye söylemek.
5- Telbiyeyi her başlayışta 3 defa
tekrarlamak.
6- Telbiyeden sonra salevat-ı
şerife, salevattan sonra dua ve
niyazda bulunmak.
Mekke ve Kâbe ile ilgili sünnetler:
1- Mekke’ye mümkünse gündüz girmek (müstehaptır)
2- Mekke’ye girmeden önce mümkünse
gusletmek veya abdest almak.
3- Kâbe’yi görünce dua etmek.
4- Kâbe’nin önüne gelince tekbir ve
tehlil getirmek.
5- Mültezem’de yüzü ve göğsü Kâbe
duvarına yapıştırıp, dua ve niyazda
bulunmak.
Tavaf ile ilgili sünnetler:
1- Tavafa başlarken Hacer-i Esved’in
hizasına Rükn-i Yemâni cihetinden
doğru gelmek.
2- Tavafa başlarken ve her şavtın
sonunda Hacer-i Esved’i istilam
etmek.
3- Sonunda sa’y yapılacak tavaflarda
erkekler ıstıba ve remel yapmak.
4- Bütün şavtları ard arda (ara
vermeden) yapmak.
5- Nafile tavafı çok yapmak.
6- Tavaf esnasında zikir, tehlil ve
dua yapmak.
7- Ziyaret tavafını bayramın ilk
günü yapmak.
8- Ziyaret tavafını şeytan taşlama,
kurban ve tıraştan sonra yapmak.
Sa’y ile ilgili sünnetler:
1- Tavaf bitince ara vermeden sa’ye
başlamak.
2- Sa’ye giderken Hacer-i Esved’i
istilam etmek.
3- Safâ ve Merve’de Kâbe
görülebilecek kadar yükseğe çıkıp,
Kâbe’ye dönerek tekbir, tehlil ve
dua etmek.
4- Erkekler yeşil renkle
ışılandırılmış sütunlar arasıda
hervele yapmak, diğer yerlerde ise
yavaş yürümek.
5- Bütün şavtları ara vermeden
yapmak.
6- Sa’yı abdestli yapmak.
7- Sa’y esnasında tekbir, tehlil ve
dua yapmak.
Arafat ve Vakfe ile ilgili
sünnetler:
1- Arafat’a arefe günü güneş
doğduktan sonra Minâ’dan hareket
etmek.
2- Öğle ve ikindi namazlarını cem-i
takdim ile kılmak.
3- Zevalden sonra vakfe için
mümkünse gusletmek veya abdestli
bulunmak.
4- Vakfeyi Cebel-i Rahme eteklerinde
yapmak.
5- Gün boyuca telbiye, zikir,
tekbir, tehlil, tesbih salevat,
namaz ve dua ile meşgul olmak.
Müzdelife ve Vakfesi ile ilgili
sünnetler:
1- Arafat’tan arefe günü güneş
battıktan sonra Müzdelifeye
sükunetle ağır ağır inmek ve
Müzdelife’de “Meş’ar-i Haram”
civarında gecelemek.
2- Sabah namazını erken kılmak.
3- Vakfeyi ortalık iyice
aydınlanıncaya kadar sürdürmek.
Minâ ve şeytan taşlama ile ilgili
sünnetler:
1- Bayram sabahı ortalık iyice
aydınlandıktan sonra, güneş doğmadan
Müzdelife’den hareket edip, Minâ’ya
gelmek.
2- Vakit geçirmeden büyük şeytanı
taşlamak.
3- Taşlama yaparken Mekke’yi sola,
Minâ’yı sağ tarafa almak.
4- Taşları yaklaşık 3,5 - 5 m
uzaktan atmak.
5- İkinci ve Üçüncü Bayram
günlerinde taşları küçük- orta-
büyük şeytan sırası ile atmak.
6- Küçük ve orta şeytana taş
attıktan sonra dua etmek. Büyük
şeytan taşlandıktan sonra hemen
ayrılmak.
7- Taşları Bayramın ilk günü öğleden
önce, diğer günlerde ise öğleden
sonra güneş batmadan önce atmak.
8- Minâ’da Mekke’ye dönmekte acele
edenler, bayramın üçüncü günü güneş
batmadan önce Minâ’dan ayrılmalı.
Saçların kesilmesi ile ilgili
sünnetler:
1- Erkeklerin saçlarının tamamını
tıraş etmesi veya tamamını
kısaltması.
2- Tıraşı ziyaret tavafından önce
yapmak.
Zemzemle ilgili sünnetler:
1- Veda tavafını yapıp tavaf
namazını kıldıktan sonra bol bol
zemzem içmek ve dökülmek.
2- Zemzemi Kâbe’ye karşı ayakta ve
Beytullaha bakarak içmek.
Haccın edepleri
Haccın edepleri şunlardır:
1- Hac yolculuğu için dinine, ilmine
güvenilir salih kimselerle istişare
etmeli.
2- Bilhassa hac yolculuğu esnasında
gösterişten sakınmaya çalışmalı.
3- Varsa, kul borcunu ve kul hakkını
ödeyerek onlarla helalleşmeli.
4- Tanıdıkları ile, arkadaşları ile
helalleşip onların dualarını talep
etmeli.
5- Dargın olduğu müslüman varsa,
barışmalı.
6- Bir şeyi başkası görsün, başkası
işitsin diye yapmaktan, övünmekten
sakınmalı.
7- Şüpheli olmayan tam helal para
ile hacca gitmeli.
8- Hacca giderken, din ve dünya
işlerinde yardımcı olacak arkadaşlar
bulmalı.
9- Aile fertlerinin nafakasını
noksansız temin edip gitmeli.
10- Bilhassa hac yolunda Allahü
teâlâdan daha fazla korkmalı.
11- Allahü teâlânın ismini çok
zikretmeli.
12- Öfkelenmemeye dikkat etmeli,
vakarlı olmaya çalışmalı.
13- Lüzumsuz konuşmayı ve boş
şeyleri terk etmeye çalışmalı.
14- Hacla ilgili hususları iyi
öğrenmeli.
15- Hac esnasında alış-veriş ve
ticaret yapmaktan uzak kalmaya
çalışmalı.
16- Perşembe günü çıkamazsa,
Pazartesi günü yola çıkmalı.
17- Hep abdestli durmaya gayret
etmeli.
18- Evinden çıkmadan önce iki rekat
nafile namaz kılmalı.
19- Hac veya umreden dönünce, iki
rekat nafile namaz kılmalı. [Kaza
borcu olan kaza kılmalı]
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri
buyuruyor ki:
1- Harem-i şerife girerken sadaka
verilmeli. (Mümkün olur ise her
görülen fakire)
2- Sâfa ve Merve tepelerinin
ortasına kadar çıkılmalı.
3- Resulullah sallallahü aleyhi ve
sellem efendimize selam sırası şöyle
olmalı:
Esselâmü aleyke, ya Resulallah
Esselâmü aleyke, ya Nebiyallah
Esselâmü aleyke, ya Habiballah
İfrad haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın
elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat
nafile namaz kılınır. Birinci
rekatta Kâfirun, ikinci rekatta
İhlas suresini okumak iyidir. Yalnız
hac için niyet ve telbiye yapılır.
Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya
yasak olan işlerden sakınılır.
Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve
telbiye söylenerek yola devam
edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp
Harem-i şerife giderek “kudum
tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf
namazı kılınır. Birinci rekatta
Kâfirun, ikinci rekatta İhlas
suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına
dökmek iyi olur.
4- İhramlı olarak Mekke’de kalınır.
Namazları Harem-i şerifte kılmaya
çalışmalıdır. İstenildiği kadar
nafile tavaf yapılır.
5- Haccın sa’yı kudum tavafından
veya nafile bir tavaftan yahut
ziyaret tavafından sonra yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü sabah namazı mümkün
olursa Mekke’de kılınıp Minâ’ya
çıkılır. Arefe günü sabah namazını
müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih,
tekbir, tehlil ve salevat okunur.
[Hacılar, kendilerine, ana-baba ve
bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle
vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan
ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra,
akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye
hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları
Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i
tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de
kalınır. Şeytan taşlamak için taş
toplanır.
Bayramın birinci günü [10
zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca,
Müzdelife’de “Meş’aril haram’a
gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan
Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten
sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük
şeytana] 7 taş atılır.
2- Saçlar tamamen kesilir veya
kısaltılır. Böylece ihramdan
çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri:
1- Bayramın ilk günü
yapılmamışsa, ziyaret tavafı
yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın
birinci günü yapmak daha
faziletlidir.] Daha önce
yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır.
Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya
kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa
vacibi zamanında yapmadığı için ceza
gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine
[üç şeytana] her gün yedişer taş
atılır.
Minâ’dan dönünce:
“Veda Tavafı” yapılır.
Beytullaha karşı durup zemzem
içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra
imkan bulunursa Kâbe-i şerifin
yüksek eşiği öpülür.
Temettü haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür.(Kadın
elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat
nafile namaz kılınır. Birinci
rekatta Kâfirun, ikinci rekatta
İhlas suresini okumak iyidir. Yalnız
umre için niyet ve telbiye yapılır.
Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar
ihramlıya yasak olan işlerden
sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı
şerife ve telbiye söylenerek yola
devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp
Harem-i şerife giderek “kudum
tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf
namazı kılınır. Birinci rekatta
Kâfirun, ikinci rekatta İhlas
suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına
dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında umre’nin
sa’yi yapılır. Sonra saçın en az
dörtte biri veya tamamı kesilir
yahut kısaltılır. Böylece ihramdan
çıkılmış olur.
5- İhramsız olarak Mekke’de kalınır.
İstenildiği kadar “nafile tavaf”
yapılabilir.
Terviye günü [8 zilhicce]
Terviye günü hac için niyet ve
telbiye yaparak yeniden ihrama
girilir. Sabah namazı mümkün olursa
Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır.
Arefe günü sabah namazını müteakip
Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih,
tekbir, tehlil ve salevat okunur.
[Hacılar, kendilerine, ana-baba ve
bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle
vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan
ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra,
akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye
hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları
Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i
tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de
kalınır. Şeytan taşlamalarında
kullanılacak taşlar toplanır.
Bayramın birinci günü [10
zilhicce]
Sabah namazı kılınınca,
Müzdelife’de “Meş’aril haram’a
gidilip orada vakfe yapılır. Ortalık
ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya
hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten
sonra:
1- Akâbe cemresine [büyük
şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir.
Kurbanlık hayvan bulunmaması veya
alınamaması sebebiyle kesemiyeceği
söz konusu olursa, Zilhiccenin
dokuzuna kadar 3 gün ve bayramdan
sonra 7 gün daha oruç tutması lazım
olur. Hepsi 10 gün olur. Bu kalan 7
gün orucu, memleketine döndüğünde de
tutabilir.
3- Saçlar tamamen kesilir veya
kısaltılır. Böylece ihramdan
çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü
yapılmamışsa, ziyaret tavafı
yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın
birinci günü yapmak daha
faziletlidir.] Daha önce
yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır.
Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya
kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa
vacibi zamanında yapmadığı için ceza
gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâbe Cemrelerine
[üç şeytana] her gün yedişer taş
atılır.
Minâ’dan dönünce
Veda Tavafı yapılır. Beytullaha
karşı durup zemzem içilir. Yüz ve
baş yıkanır. Sonra imkan bulunursa
Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Kıran haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın
elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat
nafile namaz kılınır. Birinci
rekatta Kâfirun, ikinci rekatta
İhlas suresini okumak iyidir. Umre
ve hac için niyet ve telbiye
yapılır. Böylece hem umre hem de hac
için ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar
ihramlıya yasak olan işlerden
sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı
şerife ve telbiye söylenerek yola
devam edilir.
Mekke-i Mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp
Harem-i şerife giderek “umre tavafı”
yapılır.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf
namazı kılınır. Birinci rekatta
Kâfirun, ikinci rekatta İhlas
suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına
dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında “umre’nin
sa’yı” yapılır. Böylece umre
tamamlanmış olur. Fakat tıraş
olunmaz, ihramdan çıkılmaz.
Gerekirse sonra, hac için kudum
tavafı yapılır. Haccın sa’yi kudum
tavafından sonra yapılabildiği gibi,
nafile bir tavaftan veya ziyaret
tavafından sonra da yapılabilir.
5- İhramlı olarak Mekke’de kalınır.
İstenildiği kadar nafile tavaf
yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü mümkün olursa sabah
namazı Mekke’de kılınıp Minâ’ya
çıkılır. Arefe günü sabah namazını
müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih,
tekbir, tehlil ve salevat okunur.
[Hacılar, kendilerine, ana-baba ve
bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle
vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan
ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra,
akşam namazı kılınmadan Müzdelife’ye
hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları
Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i
tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de
kalınır. Şeytan taşlamak için taş
toplanır.
Bayramın birinci günü [10
zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca,
Müzdelife’de “Meş’aril haram’a
gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan
Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten
sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük
şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir.
Kurbanlık hayvan bulunmaması veya
alınamaması sebebiyle kesemiyeceği
söz konusu olursa, Zilhiccenin
dokuzuna kadar 3 gün ve bayramdan
sonra yedi gün daha oruç tutması
lazım olur. Hepsi on gün olur. Bu
kalan 7 gün orucu, memleketine
döndüğünde de tutabilir.
3- Saçlar tamamen kesilir veya
kısaltılır. Böylece ihramdan
çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü
yapılmamışsa, ziyaret tavafı
yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın
birinci günü yapmak daha
faziletlidir.] Daha önce
yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır.
Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya
kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa
vacibi zamanında yapmadığı için ceza
gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine
[üç şeytana] her gün yedişer taş
atılır.
Minâ’dan Dönünce
“Veda Tavafı” yapılır.
Beytullaha karşı durup zemzem
içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra
imkan bulunursa Kâbe-i şerifin
yüksek eşiği öpülür.
Hacda ceza gerektiren hususlar
Ceza
gerektiren hususlar dört kısma
ayrılır. Bunlar:
1- Bedene (deve veya sığır kesmeyi)
gerektirenler
2- Dem (koyun veya keçi) kesmeyi
gerektirenler
3- Sadaka vermeyi gerektirenler (Fıtra
miktarı)
4- Bedelini ödemeyi gerektirenler.
Bedene kesmeyi gerektirenler:
1- Arafat vakfesinden sonra ve
ziyaret tavafından önce cimada
bulunmak. (Arafat’ta durmadan önce
olursa, haccı bozar.)
2- Ziyaret tavafını cünüp olarak
yapmak.
Dem kesmeyi gerektirenler:
1- Kudum veya veda tavafını
cünüp olarak yapmak.
2- Bir uzvun tamamına koku sürmek.
3- Saçına yağ sürmek veya kına
yakmak.
4- Dikişli elbiseyi tam bir gün
giymek.
5- Başını bir şeyle örtmek.
6- Tıraş olmak.
7- Koltuk veya yüz kıllarını veyahut
boyun kıllarını koparmak.
8- Tırnak kesmek.
9- Haccın vaciplerinden birini terk
etmek veya zamanında yapmamak.
Fıtra miktarı sadaka
gerektirenler:
1- Bir uzuvdan az bir yere koku
sürmek.
2- Bir günden az elbise giymek.
3- Başın veya sakalın dörtte
birinden daha azını tıraş etmek.
4- Bir tırnak kesmek.
5- Kudum veya veda tavafını
abdestsiz yapmak.
6- Veda tavafından bir şavtı terk
etmek.
7- Cemrelerde atılan taşlardan
birini eksik atmak.
8- Başkasını tıraş etmek veya
başkasının tırnağını kesmek.
Fıtra miktarından az sadaka
gerektirenler:
Bit veya çekirge öldürmek
Bedelini ödemeyi gerektirenler:
Av hayvanı öldürmek. Ayrıca
Haremin, kesilmesi haram olan
bitkilerini kesmek.
Medine ve Kabr-i saadeti ziyaret
Medine’ye girerken ihrama
girilmez. Mekke’de ihramlı iken olan
yasaklar, Medine’de yasak değildir.
Medine şehri uzaktan görülünce salât
ve selam getirilir. Sonra, (Allahümme
hâzâ haremü Nebiyyike ve mehbitü
vahyike femnin aleyye biddühuli fihi
vec’alhü vikâyeten li minennâr ve
emânen minel azâb vec’alni
minelfâizine bi şefaatil Mustafâ
yevmelmeâb) denir.
Hacdan sonra, Medine’ye gidip,
Resulullah efendimizin mübarek
kabrini ziyaret etmek lazımdır.
Medine’ye girince, yalnız kabr-i
Nebiyi ziyareti niyet etmeli. Mescid-i
Nebide bir namaz, başka yerlerdeki
bin namazdan daha üstündür. Oruç,
sadaka, zikir ve Kur’an-ı kerim
okumak gibi ibadetler de böyledir.
Şehre veya Mescide girmeden önce
gusül abdesti alınır. Güzel koku
sürünülür. Yeni, temiz elbise
giyinilir. Şehre yürüyerek girmek
iyi olur.
[Selef-i salihin, Medine-i
münevvereye yaklaşınca, inip yaya
yürürlerdi. Böyle yapmak edep
gereğidir. Allame Ebu Abdullah b.
Reşid anlatır:
(Hicri, 684'de Medine'ye geldim.
Vezir Ebu Abdullah bin Ebil-Kasım
benimle idi. Gözleri ağrıyordu.
Medine'ye yaklaşınca,
bineklerimizden inip yaya yürümeye
başladık. Vezir de, Kabr-i şerifin
şevkiyle yaya yürüdü. Hemen o saat
gözlerine şifa ihsan edildi. Kendi
hâlini anlatan çok güzel bir kaside
yazdı.)]
Eşyalarını bir yere yerleştirdikten
sonra, o yerlerin kıymetini ve
yüksekliğini düşünerek, boynu bükük,
kalbi kırık olarak; (Bismillah ve
alâ Milleti Resulillah) der ve
hicret gecesi gelmiş olan (İsrâ)
suresinin sekseninci âyetini ve
namazda okunan salevat-ı şerifleri
okuyarak ve (Vağfir li-zunubi veftah
li ebvâbe rahmetike ve fadlike)
diyerek mescide gelir.
Bab-ı selamdan veya bab-ı Cibril’den
mescide girip, minber yanında iki
rekat Tahıyyetül mescid namazı
kılar. Minberin direği sağ omuzu
hizasına gelmelidir. İki rekat da
şükür namazı kılar.
[Eshab-ı kiramdan Hazret-i Cabir
diyor ki:
(Seferden gelmiştim. Hemen
geldiğim gibi gidip Resulullaha
selam verdim. O da mescidin
önlerinde duruyordu. (Mescidde namaz
kıldın mı?) buyurdu. Ben de, hayır,
dedim. (Hemen git, mescide gir,
namaz kıl. Ondan sonra gel, bana
selam ver) buyurdu. (İbni Hubeyb)]
Duadan sonra edeple kalkıp Hucre-i
Saadete gelir. Muvâcehe-i Saadet
duvarına karşı, arkasını kıbleye
dönerek, Resulullah efendimizin
mübarek yüzüne karşı, iki metre
uzakta, edeple durur. Resulullah
efendimizin kabr-i şerifinde diri
olduğunu, kendisini gördüğünü,
selamını dualarını işittiğini ve
cevap verdiğini, âmin dediğini
düşünür. (Esselamu aleyke yâ seyyidi,
ya Resulallah ...) diye başlayan
duayı okur. Emanet olan selamları
söyler.
[Ziyaretçi, huşû ve hudû ile selam
vermelidir! Sesini ne çok yüksek, ne
de fısıltı derecesinde alçak etmeli,
orta derecede çıkarmalı ki, edebe
uygun olsun. Hazret-i Ömer,
Resulullah efendimizin mescidinde,
yüksek sesle konuşan Taifli iki
kişiye; “Eğer bu şehir halkından
olsaydınız, Resulullahın mescidinde
böyle yüksek sesle konuştuğunuz için
sizi döverdim” dedi. (Buhari)
Fahr-i kâinat efendimizi ziyaret
ederken, mübarek yüzüne karşı durup,
arkasını kıbleye vermelidir! Halife
Mansur, (Ziyarette, kabr-i şerife
mi, kıbleye mi döneyim?) diye
sorunca, imam-ı Malik hazretleri, (Fahr-i
kâinat, sana ve baban Hazret-i
Âdem'e kıyamette şefaatçidir. Ona
arka dönülmez) buyurdu.
Şerefli kabre çok yakına varmamalı,
sağlığında, şerefli huzurunda nasıl
durulursa, öyle edepli durmalı,
önüne bakmalı, etrafa bakmaktan
sakınmalıdır!]
Sonra yarım metre sağa gelip, (Esselamu
aleyke yâ halifeti Resulillah ...)
diye başlayan uzun duayı okuyarak
Hazret-i Ebu Bekir’e selam verir.
Sonra yarım metre sağa gidip,
Hazret-i Ömer’e selam verir. Sonra
kendine ve ana babasına ve bütün
müslümanlara dua eder. Sonra yine
Resulullah efendimizin mübarek
yüzünün karşısına gelir, dilediği
duaları yapar.
Sonra Ebu Lübabe hazretlerinin
kendini bağlayarak tevbe etmiş
olduğu direğe gelir. Burada ve Ravda-i
mutahharada nafile, kaza kılar.
Tevbe ve dua eder. Dilediği
zamanlarda, Mescid-i Kubâ ve Mescid-i
Kıbleteyn, Uhud şehidleri ve
Baki’deki mezarları ve birçok meşhur
mübarek yerleri de ziyaret
etmelidir. Mescidde iki rekat namaz
kıldıktan sonra, Hücre-i saadete
gelip, mübarek yüzüne karşı dönmeli.
Diri iken olduğu gibi huzurunda edep
ile durup, salât ve selam
vermelidir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Bana selam verene, ben de selam
veririm.) [Beyheki, Ebu Davud]
Hacca giden fakir, Mekke’ye
gidinceye kadar nafile ibadet
yapmakta, nafile sevap almaktadır.
Mekke şehrine girince hac etmesi
farz olur. Zengin ise, memleketinden
hac için çıktığı anda farz sevabı
kazanmaktadır. Farzın sevabı,
nafilenin sevabından daha çoktur.
Fakir, memleketinde ihrama girerek
yola çıkarsa, yolda da farz sevabı
kazanarak, zenginin sevabına
kavuşur. Ana babası kendine muhtaç
olmayan bir kimse, onlardan izinsiz
farz olan hacca gidebilir, fakat
nafile olan hacca gidemez.
Sual: Mekke’den sonra Medine’ye
gitmek zorunlu mu?
CEVAP
Zorunlu değilse de gitmeye
çalışmalı! Peygamber efendimizin
mübarek kabr-i şerifini ziyaret
ederek büyük nimetlere kavuşmaya
çalışmalı!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim
vacip oldu.) [Beyheki, Dare Kutni,
Taberani]
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim
helal oldu.) [Bezzar]
(Sadece beni ziyaret için gelen,
kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.)
[Müslim]
(Medine’ye gelip kabrimi ziyaret
eden, Kıyamette komşum olur, ona
şefaat ederim.) [Şir’a]
(Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni
diri iken ziyaret etmiş gibi olur.)
[Taberani, Dare Kutni, İbni Cevzi]
(Hac edip de, beni ziyaret etmeyen,
beni incitmiş olur.) [Dare Kutni,
İ.Malik]
(İmkan bulup da mazeretsiz beni
ziyaret etmeyen bana cefa etmiş
olur.) [İbni Neccar]
(Vefatımdan sonra beni ziyaret eden,
hayatımda ziyaret etmiş gibidir.) [Beyheki]
(Kabrimin yanında, benim için okunan
salevatı işitirim. Uzak yerlerde
okunanlar bana bildirilir.) [İbni
Ebi Şeybe]
[Bu müjdelere kavuşabilmek için
elbette Ehl-i sünnet itikadında
olmak şarttır. Bid’at ehlinin veya
gayri müslimlerin yaptığı hiçbir
ibadet kabul olmaz.]
İmam-ı Kastalani hazretleri, (Mevahib-i
ledünniyye) kitabında buyuruyor ki:
Resulullah efendimizin kabr-i
şerifini ziyaret etmek, taatlerin en
büyüklerinden ve ibadetlerin en
şereflilerindendir. Bunun aksini
iddia eden, Allahü teâlâya, Resulüne
ve müslümanlara muhalefet etmiş,
İslam ipini koparmıştır.
Peygamber mi diri, şehid mi?
Hacca gidip gelen herkes bilir
ki, Vehhabiler, Resulullah
efendimizin kabri şerifini ziyaret
edip "Şefaat ya Resulallah"
diyenlere, (Ya hacı, şirk şirk...)
diyerek Müslümanlara müşrik
diyorlar. Resulullahın ümmetinden
olan şehidlere diri dedikleri halde,
Resulullah efendimize ölü demeleri
âyetlere de, hadis-i şeriflere de
aykırıdır.
Tibyan’da bildiriliyor ki:
Bedir’de falanca filanca öldü
gitti denildiği zaman, Allahü teâlâ,
şehidler için ölü denmesini
yasaklayıp buyurdu ki:
(Allah yolunda öldürülenlere ölü
demeyin. Bilakis onlar diridir, ama
siz bunun şuurunda değilsiniz.)
[Bekara 154]
Hadis-i şerifte de buyuruluyor
ki:
(Uhud’da şehid olan
kardeşlerinizin ruhları yeşil
kuşlarla Cennete gitmiştir. Onlar
Cennetin ırmaklarından su içer,
meyvelerinden yiyip Arş’ın
gölgesinde asılı altın kandillerle
giderler, istirahat ederler.
Yiyecek, içeceklerin lezzetini ve
orada yaşanan hayatın güzelliklerini
tattıkları zaman, “Allahü teâlânın
bize neler verdiğini kardeşlerimiz
bilselerdi de cihattan
çekinmeselerdi” dediler. Allahü
teâlâ da, ben onlara, sizin
durumunuzu bildiririm buyurdu.)
[Müslim, Tirmizi, İbni Mace]
Bu konu ile ilgili âyet-i kerime
meali de şöyledir:
(Allah yolunda öldürülenleri ölü
sanmayın, onlar, Rableri indinde
diridir ve Allah’ın bol nimetinden
sevinç içinde rızıklanırlar,
arkalarından kendilerine ulaşamayan
[henüz şehid olmamış] kimselere,
kendilerine korku olmadığını ve
kendilerinin üzülmeyeceklerini
müjdelemek isterler.) [Al-i İmran
169]
Birinci âyette, Allah yolunda
öldürülenlere ölü demeyin, onlar
diridir diye ikaz ediliyor. İkinci
âyette de, Allah yolunda öldürülmüş
olanların diri olduğu ve yiyip
içtikleri bildiriliyor.
Şimdi vehhabilere soruyoruz: Şehid
mi üstün, yoksa Peygamber mi?
Şehid sıradan bir Müslümandır.
Savaşta ölenin imanı varsa şehid
olur. Attan düşüp ölen bile şehiddir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Suda boğulan, yangında ölen, enkaz
altında kalarak ölen şehiddir.) [İbni
Asakir]
(Abdestli yatıp da ölen şehiddir.) [Deylemi]
(Mütteki müezzin, şehid gibidir.
Ölürse kabrinde kurtlanmaz.) [Taberani]
(Allahü teâlâdan sıdk ile ihlas ile
şehidlik isteyen, yatağında ölse
bile, şehid olur.) [Müslim]
Allah yolunda ölen şehide ölü demek
caiz değil iken, bütün ömrünü
Allah’ın emrine uyarak Allah yolunda
geçiren Peygamber efendimize ölü
demek nasıl caiz olur?
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her Peygamber, kabrinde diri olup
namaz kılar.) [Beyheki, Ebu Ya’la]
(Peygamberlerin vücudunu toprak
çürütmez. Bir mümin salevat
okuyunca, bir melek bana haber
verir, "Falan oğlu filan, sana selam
söyledi" der.) [İbni Mace, Ebu Davud]
İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Peygamber, müminlere kendi
canlarından üstündür.) [Ahzab 6]
(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere,
Resulünü hidayet ve hak din ile
gönderen Odur.) [Fetih 28]
Bu iki âyetten anlaşıldığı gibi,
Peygamberimizin dini diğer dinlerden
üstün olduğu gibi, kendi de
herkesten üstündür. Bir hadis-i
şerif meali şöyledir:
(Ben bütün insanların efendisiyim.)
[Buhari]
Şehidlerin ruhu yaşıyor da, âlemlere
rahmet olarak gönderilen
Resulullahın ruhu yaşamıyor mu? Ruh
ölmez, kâfirlerin ruhu bile ölmez.
Peygamberin Allah yanında bir şehid
kadar da kıymeti yok mu?
Şehid diri oluyor da, Peygamber niye
diri olmasın? Şehid cennette
rızıklandırılıyor da Peygamber niye
rızıklandırılmasın? Peygamber hâşâ
Allah yolunda olmazsa, şehid Allah
yolunda nasıl olur?
Peygamber diri olmazsa şehid nasıl
diri olur? Peygamber işitmezse,
şehid nasıl işitir? Halbuki şehidin,
Müslümanlığı da şehidliği de bu
Peygambere iman etmeye bağlıdır.
Peki şehidler Allah yolunda da, hâşâ
Peygamberler, sıddıklar, ulema-i
rasihin ve emr-i maruf yapanlar
şeytanın yolunda mıdır? Bu ne çirkin
suçlamadır öyle? Resulullah şehid
değil midir? Resulullah, son
hastalığında, (Hayber’de yediğim
zehirli etin acısını hâlâ
hissediyorum. Zehrin tesirinden aort
damarım, bıçak gibi kesiliyor)
buyurdu. (Buhari)
İbni Mesud hazretleri ve diğer Eshab-ı
kiram, (O zehirli etin tesiriyle
Resulullah şehid oldu) buyurdu.
Peygamberlik şehidlikten üstündür.
Fakat şehid olmak da bir nimettir.
Allahü teâlâ Resulüne bu nimeti de
vermek için son hastalığında bu
zehrin etkisini göstermiştir. (Mevahib-i
ledünniyye)
Sual: Selefi bir siteden
aldığım aşağıdaki hadislere uydurma
deniyor. Uydurma olmayanların
karşısına kaynaklarını yazar
mısınız?
CEVAP
İslam âlimlerinin kitaplarındaki bir
hadis uydurma olmaz. Çünkü onlar
Resulullahın vârisidir. Resulullahın
vârisi Resulullaha ihanet eder mi?
Sonra onlar uydurma hadisi sahihten
ayıramayacak kadar cahil değillerdi.
Hadis-i şeriflerin kaynakları
karşılarına yazılmıştır:
1- (Kabrimi ziyaret edene şefaatim
vacip oldu.) [İbni Huzeyme, Bezzar,
Dare Kutni, Taberani]
2- (Sadece beni ziyaret için gelen,
kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.)
[Müslim, Taberani]
3- (Hac edip kabrimi ziyaret eden,
beni diri iken ziyaret etmiş gibi
olur.) [Taberani, Dare Kutni,
Beyheki, İbni Cevzi]
4- (Sevap umarak beni ziyaret eden,
kıyamette bana komşu olur.) [Mevahib-i
Ledünniyye]
5- (Hac edip de beni ziyaret
etmeyen, bana eza cefa etmiş olur.)
[Dare Kutni, İmam-ı Malik, İbni
Neccar, Mevahib-i Ledünniyye]
Sual: Son hadiste, (Bana eza
cefa etmiş olur) deniyor.
Resulullaha eza cefa küfürdür. Bu
bakımdan da son hadis uydurmadır
deniyor. Bunun açıklaması nedir?
CEVAP
O kimseler mecaz, tevil, kinaye gibi
deyimleri bilmedikleri için böyle
akıllarına göre konuşuyorlar.
Buradaki eza cefa, Resulullaha
hakaret etmek değildir. Resulullah
efendimiz, o kimse bu sevaptan
mahrum kaldı diye üzülür. Bu hadisi
bir çok âlim nakletmiş, biz sadece
dört tanesini bulduk. Bunların ikisi
muhaddis = hadis âlimidir. Birisi
imam-ı Malik, hem hadis âlimi hem de
Maliki mezhebinin kurucusudur. Bu
âlimlere inanılmazsa kime inanılacak
ki?
Bu konuda başka hadis-i şerifler de
vardır. Üçü şöyledir.
(Bir Müslümana eziyet veren bana
eziyet vermiş demektir, bana eziyet
veren de Allahü teâlâya eziyet
vermiş olur.) [Taberani]
Halbuki Allah’a ve Resulüne eziyet
etmek küfürdür. Ama bir mümine
eziyet etmek haram olursa da küfür
olmaz. Demek ki bir müminin
üzülmesine Allah ve Resulü de
üzülüyor.
(Ameller, pazartesi ve perşembe
günleri Allahü teâlâya arz olunur.
Cuma günleri de enbiyaya,
ana-babaya, yakınlarına arz olunur.
İyi amelle onlar ferahlanır, kötü
amellerinize üzülürler. Öyle ise
Allah’tan korkun ve günah işlemek
suretiyle ölülerinize eziyet
etmeyin.) [Hakim]
Bizim günahlarımızı gören ölüler,
üzülürler, niye bu iyi amel
işlemiyor da kötü işler yapıyor
derler. Biz günah işlemekle ölülere
de günah yazılmaz.
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti
bozulunca abdest almayan bana cefa
etmiş olur. Abdest alıp da, iki
rekat namaz kılmayan da bana cefa
etmiş olur. İki rekat namaz kılıp da
benden bir ihtiyacını istemezse yine
bana cefa etmiş olur. Abdest alıp,
iki rekat namaz kıldıktan sonra dua
edenin duasını kabul etmezsem ben de
ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben
cefa etmem.) [Şir’a]
Hâşâ biz nâfile namaz kılmazsak
Allah’a niye cefa etmiş olalım ki?
Demek ki buradaki eza, cefa, (Kulum
bu nimetlerden faydalanmadı) diye
Allahü teâlâ üzülüyor.
Üç mescitten başkasını ziyaret için,
uzak yola çıkmak, Allah rızası için
olursa caizdir. Başka niyetlerle
olursa haramdır. Bu üç mescit:
Mescid-i haram ve mescid-i Nebevi ve
mescid-i Aksadır.
(Yalnız üç mescide ziyaret için
gidilir) hadis-i şerifi, Kabr-i
saadeti ziyaret için Medine-i
münevvereye gitmenin çok sevap
olduğunu göstermektedir. Bu ziyareti
yapmayanlar, bu çok sevaptan mahrum
kalarak Resulullahı da üzmüş
olurlar.
Medine’nin fazileti
Medine-i münevvere şehri çok
kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Medine, kötüleri çıkarır, körüğün,
demirin pasını çıkarıp attığı gibi.)
[Buhari]
(Medine’de ölebilen, orada ölsün.
Ben, orada ölenlere şefaat ederim.)
[Tirmizi]
(Haremeynden [Mekke ve Medine'den]
birinde ölen, emin olarak dirilir.)
[Beyheki]
Eminden maksat, kıyamet korkularını
çekmeyendir.
(Bütün beldeler kılıçla, Medine ise
Kur’an-ı kerimle fetholundu.) [İbni
Neccar]
(Medine’nin açlık ve şiddetine
sabreden her mümine, kıyamette
şefaat ederim.) [Müslim]
(Medine, İslam’ın kubbesi, hicretin
toprağı, helal ve haramın
meskenidir.) [Taberani]
Kısaca o mukaddes durağın taşı,
toprağı ve her yeri Fahr-i kâinat
efendimizin yakınlığı ile
şereflenmiştir. Medine halkı,
Resulullah efendimizin uğur ve
bereketlerinden feyz almak için
kendilerini evlerine davet
ederlerdi. Aynı zamanda evlerinde
namaz kılmasını murad edinirlerdi.
İmam-ı Malik hazretleri, Medine
içinde hayvana binmekten kaçınır,
(Bir yerde ki, Resulullah yaya gezip
mübarek ayağı dokunmuştur, ben orada
hayvana binmekten haya ederim)
buyururdu.
Üç mescidi ziyaret
Fahr-i âlem efendimizin
ziyaretine gitmeye niyet eden, Onun
Mescid-i şerifini ziyarete, orada
namaz kılmaya da niyet etmeli! Çünkü
Onun mescidi, ziyaret için yolculuk
yapılan üç mescidden biridir. Bu üç
mescid şunlardır: Mescid-i Haram,
Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi.
Farz ve nafile namazları, Resulullah
efendimizin mukaddes mescidinde
kılmaya çalışmalıdır! Özellikle
Ravda-i mutahharada kılmaya gayret
etmelidir! Peygamber efendimiz
buranın (Cennet bahçesi) olduğunu
bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Mescid-i haram hariç, mescidimde
kılınan bir namaz, başka mescidde
kılınan bin namazdan daha sevaptır.)
[Buhari]
(Mescidimde, kırk vakit namaz kılan
için, Cehennemden kurtuluş beratı
yazılır.) [Tirmizi]
Kuba mescidi de önemlidir. Ziyaret
ederek, orada namaz kılmalıdır!
Peygamber efendimiz, her Cumartesi
günü Kuba mescidine gider, orada iki
rekat namaz kılardı. (Müslim)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kuba mescidinde namaz kılmak umre
yapmak gibidir.) [Tirmizi]
(Gusledip, Kuba mescidine giderek,
orada namaz kılana umre yapmış gibi
sevap verilir.) [İ. Ahmed]
Eshab-ı kiramın bulunduğu Baki
kabristanını da ziyaret etmeli!
İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki:
(Medine'de eshab-ı kiramdan onbin
kişi vefat etmiştir. Onlar hep
Baki'de defnedilmiştir.) Peygamber
efendimiz, Baki’ye çıkar (Esselamü
aleyküm ey müminler topluluğunun
yurdu) diye selam verirdi. (Müslim)
Diğer kabirleri de ziyaret
etmelidir. Bir hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(İki kabristan, güneş ve ayın yer
halkına ışık vermesi gibi gök
halkına ışık verir. Birisi Medine
kabristanı, diğeri de Askalân
kabristanıdır.) [İbni Neccar]
Medine’de kırk vakit namaz
Sual: Hac veya Umre yapanın,
Medine’de sekiz gün kalıp kırk vakit
namaz kılması şart mıdır?
CEVAP
Hac veya Umre için, Medine-i
münevverede sekiz gün kalıp kırk
rekat namaz kılmak şart değildir.
Yani kırk rekat namaz kılmak, hac ve
umrenin şartlarından veya
sünnetlerinden değildir.
Peygamber efendimiz için de Medine-i
münevverede sekiz gün kalmak
gerekmez.
Kırk rekat namazın fazileti,
Resulullahı ziyaret ile değil,
Mescid-i nebevinin faziletiyle
ilgilidir.
Umre nedir, nasıl yapılır
Umre,
hac zamanı olan beş günden başka,
senenin her günü, ihram ile yapılan,
tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak
veya kesmektir. Umrenin farzı
ikidir. İhram ve tavaf. İhram
umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür.
Sa’y ve tıraş olmak ise vaciptir.
Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve
Maliki’de sünnet, Şafii ve
Hanbeli’de farzdır.
İhrama girme yerleri:
Mekke’ye mikât sınırları
dışındaki yerlerden gelenler yolları
üzerindeki mikâtlardan birinde
ihrama girerler. Mekke’de
bulunulduğu esnada umre yapmak
istenirse, Mekkeliler gibi, Harem
Bölgesi dışına çıkılarak ihrama
girilir.
Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde
ihrama girilir ve niyet edilir.
2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı
şerife okunarak Harem-i şerife
girilir. Niyet edilip umre tavafı
yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç
şavtta remel de yapılır.
3- Tavaf namazından sonra Mes’aya
gidilerek umrenin sa’yi yapılır.
4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır.
Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki
menâsik, kudum ve veda tavafı
yoktur.
Okunacak dualar: Buraya yazmadık.
Mutlaka o duaları okumak da şart
değil, herkes bildiği duaları
okuyabilir.
İş ve umre
Sual: Bir iş için Suudi
Arabistan’a giden kimse, Mekke’ye
gidip ihrama girerek umre yapabilir
mi?
CEVAP
Suudi Arabistan’ın hangi yerine
gittiğinizi yazmamışsınız. Eğer
mikât denilen yerin içinde iseniz,
dışına çıkıp ihram giyerek öyle
Mekke’ye gitmeniz gerekir. Mikât’ta
ihrama girmek gerekir. Daha önce de
giyilse olur. Çünkü Tam İlmihal’de
diyor ki:
Hac için, ömre için, ticaret için
veya herhangi bir şey için uzaktan
gelenlerin, mikât denilen yerleri,
ihramsız geçerek, Mekke-i mükerreme
Haremine girmeleri haramdır.
Geçenin, geri mikâta gelip ihrama
girmesi lazımdır. İhrama girmezse,
kurban kesmek lazım olur.
Mikât denilen yerler ile, Harem-i
Mekke arasına Hil denir. Mikâttan
geçerken, bir iş için Hil’de kalmaya
niyet edenlerin ve Hil’de
oturanların, hacdan başka niyet ile,
ihramsız Harem’e girmeleri caizdir.
Mikât yerlerini geçerken, niyet
ederek ve telbiye yaparak, usulü
ile, ihrama girilir. Mikât yerinden
önce, hatta kendi memleketinde de
giymek caiz ve daha iyidir.
Hacdan önce ve hacda ziyaret
yerleri
Ankara
1- Hacı Bayram-ı Veli hazretleri
(Ulus)
2- Seyyid Abdülhakim Arvasi
hazretleri (Bağlum)
Konya
1- Hazret-i Mevlana ve Müzesi
2- Sadreddin-i Konevi hazretleri
3- Şemsi Tebrizi hazretleri
4- Alaaddin Camii
5- İnce Minare
6- Çinili Köşk
7- Koyunoğlu Müzesi
8- Selçuklu Sultanları
Tarsus
1- Eshab-ı Kehf
Şanlı Urfa
1- Hazret-i İbrahim’in ateşe
atıldığı kale
2- Balıklı göl
Mısır
1- İmam-ı Şafii hazretleri
2- İmam-ı Şarani hazretleri
3- Seyyidet Nefise hazretleri
Bağdat
1- Seyyid Abdülkadir-i Geylani
hazretleri
2- İmam-ı a’zam hazretleri
3- İmam-ı Ahmed bin Hanbel
hazretleri
4- Seyyid Musa Kazım hazretleri
Medine-i münevvere
1- Ravda-i Mutahhara
2- Hazret-i Ebu Bekir [Sol yanı
başındadır]
3- Hazret-i Ömer [Onun solunda]
4- Cennetü’l Baki [Hazret-i Âişe,
Hazret-i Osman ve Eshab-ı kiram
kabirleri]
5- Mescid-i Kuba
6- Mescid-i Kıbleteyn
7- Hazret-i Hamza’nın kabr-i şerifi
Mekke-i Mükerreme
1- Ebu Kubeys dağı
2- Hira dağı
3- Cennet-ül Mu’allâ kabristanı
Minâ
1- Hazret-i İsmail’in kurban
edildiği yer
2- Hazret-i İsmail’in şeytanı
taşladığı yer
3- Mescid-i Haif
Müzdelife
1- Mescid-i Meş’arilharam
Arafat
1- Mescid-i İbrahim-nemre
2- Cebel-i Rahme
Şam
1- Cami-i Emeviye ve Ak Minâre
2- Hazret-i Hüseyin’in mübarek başı
3- Binti Zeynep (Hazret-i Hüseyin’in
kızı)
4- Bilal-i Habeşi hazretleri
5- Ebu Hureyre hazretleri
6- Ümmü Gülsüm hazretleri
7- Muhiddin-i Arabi hazretleri
8- Kırklar Makamı
9- Selahaddin-i Eyyubi
Humus
1- Halid bin Velid hazretleri ve
oğlu
2- Hazret-i Ömer’in oğlu Hazret-i
Ubeydullah
Ölen babanın yerine hac
Sual: Ölen babamın yerine hacca
gitmek istiyorum. Ne yapmam
lazımdır?
CEVAP
Vekaleten hacca gidecek kimsenin
daha önce haccetmiş olması yahut
zengin birisi olması tercih
edilmelidir! Vekil olarak hacca
gidecek kimse fakir ise, daha önce
de hacca gitmemişse, kendi için de,
başka bir yıl hac yapması farz olur.
Vekilin, ihrama girerken, emreden
kimse için, kalb ile niyet etmesi
şarttır. Hac borcu olan kimsenin,
öldükten sonra kendi için hac
yapacak vekilin adını bildirerek
vasi olan kimseye emir vermesi
lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi
yaptığı yabancı kimse, vârislerden
birini, diğer vârisler izin
vermedikçe, vekil yapamaz.
Bir kimse izin vermeden, başkasının,
bunun yerine hacca gönderilmesi caiz
değildir. Yalnız vâris, ölen
akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac
parası ayırmamış ise, kendine miras
kalan para ile, onun yerine hacca
gidebilir veya başkasını
gönderebilir. Böylece ana-babasını
hac borcundan kurtarmış olur.
Kendine de, farz olmuş ise, kendi
için, ayrıca gitmesi lazımdır.
Onları borçtan kurtarması, kendine
çok sevap kazandırır.
Sual: Ölmüş veya sağ olan bir
kimsenin yerine farz olan hacca
gitmek caiz midir? Mesela bir kimse,
bu yıl dayısının, öteki yıl
amcasının yerine gidiyor. Onlar, hac
borcundan kurtuluyor mu?
CEVAP
Namaz, oruç gibi beden ile yapılan
ibadetler başkası yerine yapılamaz.
Herkesin kendi yapması lazımdır.
Vekaletle yaptırılamaz. Zekat gibi
yalnız mal ile yapılan ibadetleri,
onun izni ve malı ile başkasının
yapması caiz olur. Hac, hem beden,
hem mal ile yapılır. Bir kimse,
hayatta iken, bir özrü de yok iken
onun yerine başkası hac yapamaz.
Devamlı özrü olan, kendi yerine
başkasını hacca gönderebilir.
İzinsiz vekil olup haccedenin haccı
kendine olur. Sevabını vekil olduğu
kimseye bağışlayabilir. Fakat
bağışladığı kimse, hac borcundan
kurtulamaz.
Kadınların hacca gitmesi
Sual: Bazı kimseler, “Şafii’de
kadınlar, başka kadınlarla hacca
gidebildiği için Hanefi kadınlar da,
yanında mahrem bir erkek olmadan,
Şafii’yi taklit ederek hacca
gidebilir” diyorlar. Bir kadın,
mahremsiz hacca gidebilir mi?
CEVAP
Bir kadın, mahremsiz hacca gidemez.
Ancak ebedi mahrem akrabasından
fasık ve mürted olmayan akıl baliğ
veya mürâhık bir erkekle kocası ile
beraber hacca gidebilir. Hadis-i
şerifte, (Kadın, yanında bir mahremi
olmadan hacca gidemez) buyuruldu. (Bezzar)
Hanefi mezhebinde olan kadınların
Şafii mezhebini taklit ederek
mahremsiz hacca gitmeleri caiz
değildir. Bir Hanefi’nin Şafii
mezhebini taklit etmesi, ancak bir
farzı yaparken veya haramdan
sakınırken karşılaştığı sıkıntıdan
kurtulması için caiz olur. Caiz
olduğu zaman da, taklit edilen
mezhebin o husustaki bütün
şartlarına uymak lazım olur. Haccın
hepsini Şafii mezhebine göre
yapmaları lazım olur. Kadının
mahreminin hac yolunda ölmesi,
Şafii’yi taklit etmesi için özür
olur.
Erkeksiz kadın hacca gidemez.
Giderse, haccı sahih olur ise de,
haramdır. Erkeği ile gidince de,
otelde, tavafta, say’da ve taş
atarken, erkekler arasına karışması
haccın sevabını giderdiği gibi,
büyük günaha da girer. Ebedi mahrem
erkeği bulunmayan kadın,
ihtiyarlayınca, göremez olunca veya
iyi olmayacak bir hastalığa
yakalanınca, yerine vekil gönderir.
Daha önce göndermez.
Sual: Bazıları, 3 kadının bir
arada hacca gidebileceğini
söylüyorlar. Dinimizde böyle bir şey
var mıdır?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur. (Üç
kadın hacca gider) demek dinimize
aykırıdır. Kadınlar ne kadar çok
olursa olsun, Hanefi’de mahremsiz
hacca gidemez.
Sual: Bir kadın, eniştesi
veya kayınbiraderi ile, uzun yola
çıkabilir mi ve hacca gidebilir mi?
CEVAP
Enişte ve kayınbirader, mahrem
akraba olmadığı için bunlarla yalnız
kalmak günah olduğu gibi uzun yola
gitmek de caiz değildir. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’a ve ahirete inanan bir
kadının, yanında babası veya oğlu
veya kocası veya erkek kardeşi veya
bir mahremi olmadan üç günlük ve
daha fazla bir yola gitmesi helal
olmaz.) [Buhari]
(Kocası veya mahremi olmayan
müslüman bir kadının hacca gitmesi
helal olmaz.) [Taberani]
Ancak bir zaruret veya ihtiyaç
olunca, mesela mahrem kimse
bulamayıp sefere de çıkmak lazım
olunca, yanında mahrem erkekleri
bulunan saliha hanımlarla beraber
gitmek caiz olur. Fasık akraba
yerine, salih olan yabancılar tercih
edilir. Salih kimse, insanın düşmanı
bile olsa, haram işlemekten korktuğu
için malımıza, canımıza, ırzımıza
zarar vermez. Seferde olan bir hanım
ise, yanında mahrem akrabası olmasa
da, beyinin ikamet ettiği yere
gelebilir.
Sual: Geçen sene bazı
şirketler, kadınlar beraber olunca
fizana da gidebilirler diyerek bizi
hacca götürdüler. Uygun oldu mu?
CEVAP
Hayır. Peygamber efendimiz gidemez
buyuruyor. Yanlış yapmışsınız, tevbe
etmeniz gerekir.
Sual: Kadın Almanya’dan
Türkiye’ye yalnız gidebiliyor da
hacca niye gidemesin?
CEVAP
Bir kadın, zaruretsiz 104
kilometreden uzağa gidemez. Giden
varsa günah işliyor demektir. Fakat
götürecek kimsesi yoksa veya gidecek
durumda değilse, salih bir kimse ile
memleketine gidebilir, fakat hacca,
umreye gidemez.
Sual: Dul bir kadının hacca
gidebilmesi için bir erkekle
nikahlanması dinimizde var mıdır?
CEVAP
Öyle bir şey yok. Hacca gidebilmek
için birisi ile evlenmek gerekmez.
Ama illa gideceğim derse, dul bayan,
boşanma hakkı kendi elinde olmak
üzere nikah yapabilir, muvakkat
nikah değil. Normal nikah yapabilir.
Gelince kocasını boşayabilir.
Boşamak üzere nikah olmaz. Normal
nikah yapılır, hacdan gelince
boşanır veya boşanmaz onun bileceği
iş.
Sual: Dul bir kadın, amcası
veya dayısı ile nikahlanıp hacca
gidebilir mi?
CEVAP
Amcası, dayısı onun ebedi mahrem
akrabasıdır, babası gibidir. Beraber
gidebilirler. Amca ile dayı ile
evlenilmez. Evlenen kâfir olur.
Sual: Annem, hacca gidince,
kalabalıktan dolayı, haram işlememek
için tavaf yapamazsa, orada beni
vekil edebilir mi?
CEVAP
Vekil edemez. Haram işleyerek de
tavaf yapmaz. Bir yolunu bulmalıdır.
Bulamazsa ben hac etmeden ölürsem
yerime vekil gönderin diye vasiyet
eder.
Sual: Yaşlı kadın, yaşlı ve
salih erkekle umreye de gidebilir
mi?
CEVAP
Sefere gider, umreye gidemez.
Sual: Hacda haram işlemeden
haccedemiyen kadın, ne yapar?
CEVAP
Haram işlemeden hac yapmaya çalışır.
Haram işlemeden hac yapamazsa,
vasiyet etmelidir. Şöyle vasiyet
yapabilir:
(Ölene kadar hacca gidemezsem,
yerime vekil gönderin.) [Ukud-üd-dürriyye]
Sual: Hanımın nisabın üstünde
bileziği var. Hacca gitmesi farz
mıdır?
CEVAP
Parası olmak kâfi değildir. Hacca
götürüp getirecek mahreminin
bulunması da şarttır.
Sual: Kadınlar ihrama
girdikleri elbiseyi, ihramdan
çıkıncaya kadar çıkarmamaları mı
gerekiyor, mesela otelde iken
başları açık durabilirler mi?
CEVAP
Durabilirler.
Sual: Muayyen hâli yüzünden
ziyaret tavafını yapamayan kadın ne
yapar?
CEVAP
Temizlendikten sonra yapar.
Sual: Hayzlı veya nifaslı
kadın tavafı, sa’yi temizlenince,
ömrünün sonuna kadar senenin
herhangi bir ayında yapabilir mi?
CEVAP
Evet. Fakat geciktirmemelidir.
Sual: Hac yolcuğunda,
kadınların erkeklerin yanında abdest
almaları uygun mudur?
CEVAP
Harama önem vermemek çok
tehlikelidir. Başkasının yanında,
avret yerini açmadan su ile istinca
yapamayan kimse, pislik fazla olsa
bile, su ile istincadan vaz geçer.
Avret yerini açmaz. Namazı öyle
kılar. Açarsa, haram işlediği için
fasık olur.
Tenha bir yer bulununca su ile
istinca yapar ve namazını iade eder.
Gusledecek kimse de tenha yer
bulamazsa, teyemmüm eder. Çünkü bir
emri yapmak, bir haram işlemesine
sebep olursa, haram işlememek için,
o emir terk edilir, yapılmaz. (Redd-ül
Muhtar)
Sual: Dul bir kadının
mahremleri yoksa hacca mahremsiz
gidebilir deniyor. Bir de hacda
tavaf ederken kalabalıktan sıkışma
oluyor, kadın erkek birbirine
dokunsa da, zaruret olduğu için
haram olmaz deniyor. Ayrıca hacda
kadın yabancı erkeklerin yanında
kollarını açarak abdest alabilir,
necaset varsa temizleyebilir, hacda
günah olmaz diyorlar. Bunlar doğru
mudur?
CEVAP
Hiç birisi doğru değildir. Çünkü
haramdan kaçmak, farzı yapmaktan
önce gelir. Hadis-i şerifte, (Ufacık
bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve
insanların ibadetleri toplamından
daha iyidir) buyuruldu. Haramdan
kaçmanın sevabı, farzları yapmanın
sevabından daha fazladır. Haram
işleyerek farz yapılmaz. Farz ile
haram bir araya gelince, yani farzı
işlerken haram işlemek mecburiyeti
olunca, haram işlememek için farz
tehir edilir.
Sual: Bayan bir yazar,
(Mahrem erkek akrabası olmadan kadın
niye hacca gidemez ki? Âdetli iken
niçin harem-i şerife giremez ve
tavaf edemez ki? Mevlüt efendi,
mazeretli kadının Kâbe’yi tavaf
edemeyeceğini söylüyor. Tanrı tavaf
hakkını yalnız erkeğe verecek kadar
adaletsiz midir? Diyelim ki kadın,
hac esnasında regl oldu, ertesi sene
gidince yine regl oldu, ne olacak?)
diyor. (Dinin emrini bildirenlerin
hepsinin psikologa ihtiyacı var)
diyor. Buna nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Önce günlük işlerden örnek verelim:
Türkiye’de oy kullanma yaşı 18’dir.
Milletvekili seçilme yaşı 30’dur.
Şimdi 17 yaşındaki bir gencin, (18
yaşındaki gençler, oy kullanıyorlar
da, ben niçin oy kullanamıyorum. Bu
ne adaletsizlik) demeye hakkı var
mıdır? Yirmi yaşındaki bir gencin
de, (otuz yaşındakiler milletvekili
adayı olurken, ben niye olamıyorum)
demesi acaba normal midir? Bir
avukatın, (Bana niçin doktorluk
yaptırmıyorlar) demesi, bir doktorun
da, (Bana niçin avukatlık
yaptırmıyorlar. Böyle adalet olmaz)
demesi normal midir? Asıl böyle
diyenler psikologluk değil midir?
Birçok ülke, pasaportu olmayan
kimseyi, geri çeviriyor, ülkesine
koymuyor. Pasaportsuz birinin,
(Herkes gidiyor, beni niye
koymuyorlar? Bu ne adaletsizlik)
demesi elbette yanlıştır.
Dinin sahibi de Allahü teâlâdır.
Kuralları koyan Odur. Kur’an-ı
kerimi gönderen Odur. Kur’an-ı
kerimi hadis-i şerifleriyle
açıklayan Onun Peygamberidir.
En büyük Peygamberi Muhammed
aleyhisselam buyuruyor ki:
(Allahü teâlâya ve ahiret gününe
inanan bir kadının, yanında babası
veya oğlu veya kocası veya erkek
kardeşi veya bir mahremi olmadan üç
günlük ve daha fazla bir yola
gitmesi helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Buhari
hazretleri bildirmektedir.]
(Kocası veya mahremi olmayan
müslüman bir kadının, hacca gitmesi
helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Taberani
hazretleri bildirmektedir.]
(Kadın, yanında bir mahremi [nikah
düşmeyen erkek akrabası] olmadan
hacca gidemez.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Bezzar
hazretleri bildirmektedir.]
Bayan yazar bunları bilmeyebilir.
Bilmediği de meydandadır. Bilmediği
konuları ele alıp da, bilenlerin
yanında gülünç duruma düşmesi akıl
kârı mıdır? Regl olan bir kadının
namaz kılmaması, oruç tutmaması ve
tavaf yapmaması Mevlüt efendinin
düşüncesi değildir. Kadının muayyen
özürlü iken Harem-i şerife
girememesi de, şu veya bu yazarın
fikri değildir. Bunlar Allah’ın
bildirdiği hükümdür. Bunları kimse
değiştiremez. Pasaportsuz yabancı
bir ülkeye gidilemediği gibi, temiz,
abdestli olmayan da Harem-i şerife
giremez.
Bu konuda Allah’ın sevgili
Peygamberi buyuruyor ki:
(Hayzlı [regl, âdetli olan] kadın
namaz kılamaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Ebu Davud
hazretleri bildirmektedir.]
(Kâbe’yi tavaf etmek, namaz kılmak
gibidir. Namaz kılarken abdestli
olmak gerektiği gibi, Kâbe’yi tavaf
ederken de abdestli olmak gerekir.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Tirmizi
hazretleri bildirmektedir.]
(Cünüp ile hayzlı veya nifaslı
kadına mescide, camiye, harem-i
şerife girmek helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis
âlimlerinden imam-ı Muhammed ibni
Mace hazretleri bildirmektedir.]
Kadın, tavaf ederken regl olursa, en
fazla on gün bekler. Temizlenince
tavaf eder. Ertesi sene gelmesine
gerek yoktur. Telbiye sırasında
sesini yükseltmemesi de yine
dinimizin emridir.
Sual: (Çok ihtiyar kadın
mahremsiz sefere gidebilir) hükmünü
yanlış anlayıp, salih kimselerle
hacca gittim. Hâlbuki Hanefi’ye
göre, mahremsiz gitmek caiz
değilmiş. Mahremsiz hacca gitme
günahından kurtulmak için, (Şafii
Mezhebine göre gittim) diye niyet
etsem, günahtan kurtulur muyum?
CEVAP
Şafii mezhebi taklit edilerek, farz
olan hacca da gidilmez. Ancak,
bilmeden gidilmişse, (Şafii
mezhebine göre gittim) diye niyet
edilince, mahremsiz gitme günahından
kurtulmuş olunur.
Sual: Şafii mezhebinde,
kadınlar, mahremsiz nafile hacca ve
sefere gidemez mi?
CEVAP
Evet, gidemezler. Sadece farz olan
hacca, kadınlarla birlikte
gidebilirler.
Şeytan taşlamak
Sual: Bazıları, şeytan
taşlamanın aslı olmadığını
söylüyorlar. Bu hususta hadis var
mıdır?
CEVAP
Bir şeyin aslı olması için mutlaka
hadis-i şerif ile bildirilmesi lazım
değildir. Dinimizde dört delil
vardır. Bunların birisinde varsa,
başka delil aranmaz. Bütün fıkıh
kitaplarında şeytan taşlamanın vacip
olduğu bildirilmektedir.
Bu hususta birkaç hadis-i şerif
şöyle:
(Ya Resulallah, bu taşları şeytana
atmaktaki mükafatımız nedir?) diye
sorana, buyurdu ki:
(Bunun mükafatını, en çok muhtaç
olduğun Kıyamette, Rabbinin katında
bulacaksın!) [Taberani]
(İbrahim aleyhisselam, hac yapmaya
geldiği vakit, ilk cemrede [şeytan
taşlama yerinde] yolunu kesen
şeytana yedi taş attı. Şeytan yere
battı. İkinci cemrenin yanında
görünce yine yedi taş attı. Şeytan
yine yere battı. Üçüncü taşlama
yerinde şeytanı tekrar görünce, yedi
taş atıp onu yerin dibine geçirdi.)
[Hakim, İbni Huzeyme]
Resulullah efendimizin şeytan
taşlamaya yaya gidip geldiği
Tirmizi’deki hadis-i şerifte
bildirilmektedir.
Sual: Her yıl şeytan
taşlanırken, izdiham oluyor,
insanlar ölüyor. Buna çare olarak
şeytan gece taşlanamaz mı? Başka bir
yol bulunamaz mı, bir tedbir
alınamaz mı?
CEVAP
Her türlü tedbir alınabilir. Gece de
taş atılabilir. Ancak organize
edecek bir güvenliğe ihtiyaç vardır.
Sadece bir taraftan girip öte
taraftan çıkılsa yine gerekli tedbir
alınmış olur. Gelenlerle gidenler
aynı yolu paylaşınca izdihama sebep
oluyor. Tavafta da tedbir alınmıyor.
Kadın erkek, hasta sağlam karışık
oluyor. Halbuki belli saatlerde
kadınlar, yine belli saatlerde
erkekler ziyaret etse rahat olur.
İstanbul’da Hırka-i şerifte
kadınların saati ayrı, erkeklerin
saati ayrıdır. Tavafta da böyle
yapabilirler.
Şeytana taş atarken yürüyen
merdivenler gibi şeritler
yapılabilir, metro, tren, tramvay
yapılabilir. Bir taraftan girip
öteki taraftan çıkarlar. Hiç izdiham
olmaz. Çözüm istense çare çoktur.
Gece de taş atmak caizdir. Dinimizin
hükmü aşağıda bildirilmiştir:
Mina’da, bayram günleri üç gün
şeytan taşlanır. Bayramın birinci
günü Mina’da, Cemre-i Akabe [Büyük
Şeytan] denilen yerde iki buçuk
metreden veya daha uzaktan Cemre
[Büyük Şeytan] yerini gösteren
duvarın dibine nohut kadar yedi taş
atılır. Ertesi sabaha kadar caiz ise
de, o gün öğleden önce atmak
sünnettir. Bayramın ikinci günü,
öğle namazından sonra üç ayrı yerde,
yedişer taş atılır. Mescid-i Hıf'e
yakın olandan başlanır. Önce küçük
şeytan, sonra orta şeytan ve büyük
şeytana yedi taş atılır, toplam 21
taş eder.
Bayramın üçüncü günü de böyle
yedişer taş atılır ki, hepsi 49 taş
olur. [Aynen ikinci günkü gibi.] Bu
taşları öğleden önce atmak
mekruhtur. [Birinci gün öğleden önce
atılır, ikinci ve üçüncü gün öğleden
sonra atılır.]
Üçüncü günü güneş batmadan önce,
Mina’dan ayrılınır. Dördüncü gün de
Mina’da kalıp, sabahtan güneşin
batışına kadar dilediği zaman 21 taş
daha atmak müstehabdır. [Küçük, orta
ve büyük şeytana yedişer taş
atılır.]
Dördüncü günü sabaha kadar Mina’da
kalıp da taş atmadan ayrılırsa, ceza
olarak koyun kesmek gerekir. (S.
Ebediyye)
Hac ile ilgili çeşitli sorular
Sual: Hac vakti ne zamandır?
CEVAP
Hac vakti, arefe ve bayram günleri
olmak üzere, beş gündür
Sual: Hacda 15 günden fazla
kalan, mukim olup kendisine kurban
kesmesi vacip olacağı için, bayram
kurbanını kestirmek üzere telefonla
Türkiye’deki bir yakınına vekalet
verip kestirebilir mi?
CEVAP
Bayram kurbanını vekaleten
Türkiye’de kestirmesi caizdir.
Sual: Şükür kurbanını da
vekaletle Türkiye’de kestirmek caiz
mi?
CEVAP
Şükür kurbanı Mina’da kesilir.
Mekke’de bile kesilmez.
Sual: Bu sene hacca giderken,
Ankara’da ihramı giydik. Hacca
gidemeyince çıkarmak mecburiyetinde
kaldık. İhramı çıkarmanın cezası
nedir?
CEVAP
Mikâttan önce çıkarınca, ceza icap
etmez.
Sual: İhramı kefen yapmak ve
kefeni zemzemle yıkamak caiz midir?
CEVAP
İhramı kefen yapmak caizdir. Kefeni
zemzemle yıkamak ise, Hanefi’de
caiz, Şafii’de haramdır.
Sual: Haccı ertelemek olur
mu? Haram para ile hacca giden, hac
borcundan kurtulur mu?
CEVAP
Üzerine hac farz olan kimseye, haccı
ertelemek, Şafii’de ve imameyne göre
caiz, diğer üç mezhepte caiz
değildir. O sene gitmez ise, günah
olur. Sonraki senelerde hacca
giderse, erteleme günahı af olur. O
sene, hac yolunda ölürse hac sâkıt
olur.
Haram para ile hacca gidenin haccı
Hanbeli’de sahih olmaz, diğer üç
mezhepte, günahkâr olsa da haccı
sahih olur, yani hac borcundan
kurtulur.
Sual: Bazı hacılar hiç iyi
örnek olmuyorlar, niye böyle?
CEVAP
Ahir zamanda ibadet edenler
azalacak, ibadet edenlerin de
ibadetlerinde çeşitli noksanlıklar
bulunacaktır. Bugün ticaret için,
yankesicilik için hacca gidenler yok
mudur? Dünya gittikçe bozulacaktır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir zaman gelir ki, hacca,
sultanlar [devlet başkanları] gezi
için, zenginler ticaret, fakirler
dilenmek, din görevlileri de
gösteriş için giderler.) [Hatib]
Sual: Haram para ile hacca
gidilse, hac sahih olur mu?
CEVAP
Haram para ile hacca gidilmez.
Gidilirse, hac sahih olursa da,
hacdan hasıl olacak sevaba
kavuşulmaz.
Sual: Müslümanlardan veya
kâfirlerden ayakbastı parası almak
haram mıdır?
CEVAP
Evet haramdır.
Sual: İhramlı iken saçını
kazıtmak sünnet midir?
CEVAP
Vaciptir. İhramdan çıkmadan önce,
başın en az dörtte birini ustura ile
tıraş ettirmeli veya en az 3 cm,
kendisi veya başkası kırkmalı.
Berber veya ustura bulamamak özür
sayılmaz. Kadın, saçını tıraş etmez.
Makasla biraz keser
Sual: Hacda bayanlarla aynı
hizada namaz kılmak zorunda
kalacağız. Kâbe’de kadınlarla
beraber aynı hizada namaz kılmak
caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir.
Sual: (Haccı kabul olanın,
kul ve Hak borçlarından başka bütün
günahlar affedilir) diyorsunuz.
İnsanın ya kul borcu veya Hak borcu
olur. Başka ne günah olur ki de,
diğer günahlar tabirini
kullanıyorsunuz?
CEVAP
Kabul olan hac, namaz, oruç ve zekat
borçlarının affına sebep olmaz.
Bunları geciktirme günahlarının
affına sebep olur. Kul borçları da
verilmedikçe veya helalleşilmedikçe
ödenmiş olmaz.
Diğer günahlar çoktur. Kabul olan
hac, içki içmek, yalan söylemek,
kumar oynamak, cünüp gezmek, domuz
eti gibi haram yemek, açık gezmek,
harama bakmak, müzik dinlemek, haset
etmek, ipek giymek gibi birçok
günahlar vardır. Kabul olan hac bu
günahların affına sebep olur.
Sual: Zamanımızda ne kadar
parası olana hac farzdır mesela
ailesinin yanında kalan bir bekâr
erkek eğer hacca gidecek ve gelecek
kadar parası var ise hac buna farz
mıdır?
CEVAP
Haccın eda şartları bulunan kimsede
vücub şartları da varsa hac farz
olur. Vücub şartlarından birisi de,
geçim ihtiyacından fazla olarak
hacca götürüp getirecek ve varsa
geride kalan kimselere yetecek
kadar, helal parası olmak.
Sual: Revakların ikinci
katına çıkarak Kâbe-i şerifi tavaf
etmek caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir.
Sual: Vekaleten hacca gitmiş
olan fakire, hac farz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Görevle hacca giden
fakir, zengin olunca, tekrar gider
mi?
CEVAP
Farza niyet edince gitmez, nafileye
niyet edince gider.
Sual: Hacca giden, hilali
görse, Suudların yanlışını anlasa,
ertesi günü Arafat’a çıkması lazım
mı?
CEVAP
Elbette.
Sual: Hacılar, ifrad hacca
niyet etse, şükür kurbanı kesmez mi?
CEVAP
Kesmez.
Sual: Hac yapanın bütün
günahları af olur mu?
CEVAP
Kul hakkı ve kaza borcu af olmaz.
Tehir günahı af olur.
Sual: Kâbe-i şerifi yedi kere
dönmek bir tavaf mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Hac mevsimi haricinde
umre yapan fakire hac farz olur mu?
CEVAP
Hac farz olmaz.
Sual: Geçen sene, hacda
kesemediğim şükür kurbanının kazası
olarak şimdi on gün oruç tutmam
lazım mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Falcılığa tevbe ettim.
Bu parayla hacca gitmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Sâkin olunan yerden
hacca vekil gönderilir. Babam
İzmit’te hastalanıp İstanbul’a
gelince öldü. İstanbul’dan vekil
gönderilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda mukim olan,
kurbanını kestirmek üzere telefonla
Türkiye’deki bir yakınına vekalet
verse caiz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: İhramlı iken düşmanı
öldürmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kardeşim, şu parayı al
hacca git dedi. Hayır dedim günah
mı?
CEVAP
Günah olmaz.
Sual: Her umrede şükür
kurbanı kesilir mi?
CEVAP
Bir umrede yapılması gereken, her
umrede yapılır.
Sual: Annem dul ve zengindir.
(Paranı vereyim beraber hacca
gidelim) diyor. Gitmezsem günaha
girer miyim?
CEVAP
Hayır.
Sual: Zengin hanımı
tarafından, yol masrafı karşılanan
fakir erkek, hanımını hacca
götürmeye mecbur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: İhramlı iken, dikişli
terlik giymek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Nafile hacca başlayıp
terk eden, başka sene hacceder mi?
CEVAP
Hayır. Hac bir kere farzdır.
Sual: Hacda, bir özürle taş
atamayan, yerine vekil tayin eder
mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: İhramı iki omuza da
sarmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
İhram, peştamal gibi, iki beyaz bez
olup, biri belden aşağı sarılır,
öteki de omuzlara sarılır. Tavafa
başlarken sağ koltuk altından
geçirilir. (Cevhere)
Sual: Hacda bedava bozuk,
sapık kitaplar dağıtıyorlar. Ne
yapalım, imha edelim mi?
CEVAP
Evet.
Sual: İhramımı, kefen yapmam
caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Fakirim. Beni vekil
edene (Hacca gidince, bana da hac
farz olur. İkinci seneki hac paramı
da verirsen giderim) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Haccımın sahih
olmadığını zannediyorum. Tekrar
hacca gidince, farz olan hacca diye
niyet etmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda şükür kurbanı
kesemeden ölenin yerine velisi keser
mi?
CEVAP
Vasiyet etmiş ise kesmek lazım olur.
Sual: Zengin veya fakir a’ma
hac yapsa, farz sevabı alır mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Nafile hac, abdestin
sünnetinden efdal demek, farzı
nafile olarak yapmak, sünneti
yapmaktan daha sevap, manasına gelir
mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacca gitmek yerine
ülkede ki fakirleri doyursam olur
mu?
CEVAP
Olmaz.
Sual: Kayınvalidem demişti
ki, (yabancı ülkede çalışıp
kazanılan para haram olur. Bu para
ile hacca bile gidilmez.) Böyle şey
var mı dinimizde?
CEVAP
Yok öyle bir şey. Yabancı ülkede
çalışıp kazanılan para haram olmaz.
Sual: Hacda kurban kesmek
farz mıdır?
CEVAP
Vaciptir.
Sual: Erkeklerin dikişli
sandalet ve kemer giymeleri uygun
mudur?
CEVAP
Evet.
Sual: Riyâllerde İslam
harfleriyle yazı var. Hacda, içinde
riyâl bulunan keseyi bacak arasına
sarkıtmak caiz mi?
CEVAP
Zaruret kadar caiz olur.
Sual: Bu yıl hacca gidiyorum.
Kâbe’yi görünce dua kabul oluyormuş.
Kâbe’yi görünce nasıl dua edelim?
“Ya Rabbi, yapacağım bütün dualarımı
kabul et” diye dua etmek uygun mu?
CEVAP
Biz bilmeden kendimiz için zararlı
olacak dua da edebiliriz. Malın
çokluğu, ömrün uzunluğu gibi şeyler
hayırlı olacaksa istenmelidir. Bunu
da biz bilemeyiz. Onun için dua
ederken, (Ya Rabbi, yapacağım bütün
hayırlı dualarımı kabul et) demeli.
Kâbe’yi görünce ve zemzem içerken,
(Ya Rabbi imanla ve şehid olarak
ölmeyi nasip eyle) denebilir. En
uygunu da (Hakiki imana kavuştur)
diye dua etmelidir. Çünkü hakiki
imana kavuşunca artık imansız ölme
tehlikesi yoktur.
Sual: Zengin, hacca gitmeyi
ertelese, sonra da fakir olsa, hacca
gitmesi yine farz mı?
CEVAP
Hac farz olduktan sonra mal elden
çıksa da, affolmaz. Yani yine hacca
gitmesi gerekir. Hacca gidemeden
ölürse, yerine vekil gönderilmesi
için vasiyet eder.
Sual: Kadın, kocasının izni
olmadan, hacca gidemez mi?
CEVAP
|