HACC VE UMRE

Haccın hükmü
İslam’ın 5. şartı hacdır. Yani gücü yetenin ömründe bir kere, Kâbe-i Muazzama’ya gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. İkinci ve daha sonra yapılan haclar nafile olur. Hac, ıstılahta, belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyaret etmek demektir. Bu belli şeylere Menâsik denir. Menâsikten herbirine Nüsük denir. Nüsük, ibadet demektir.

Haccın fazileti
Gücü yetenin, ömründe bir kere, Kâbe’ye gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. Daha sonra yapılan haclar, nafile olur. Farz olan hacca gitmeye çalışmalıdır! Bir kere farz olan haccı yapmak, yirmi kere Allah yolunda savaş etmekten daha sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder.) [Taberani]
Kabul olan hac, kılınmamış namazların, tutulmamış oruçların, verilmemiş zekatların günahlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları verilmedikçe veya helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz. Kul ve hak borçlarından başka günahlar affedilir. Hadis-i şerifte (Arafat’ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur) buyuruldu. (Hatib)
Haccın sahih ve kabul olmasının şartları vardır. Sahih olması için vaktinde hac yapılması lazımdır. Kabul olması içinde haccın sahih olması, o kimsenin itikadı düzgün olması, bid’at ehli olmaması gibi şartları vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bid’at işleyenin, orucu, haccı, cihadı kabul olmaz.) [Deylemi]
Haccın kabul olması için, haccın farzlarını, vaciplerini, ve sünnetlerini eksiksiz yapmaya çalışmalı, niyeti düzeltmeli, riya karıştırmamalı, ihlasla hareket etmeli ve helal para ile gitmelidir.
Ticareti, dünyalık işleri hac işine karıştırmamalıdır. Borçları varsa ödemeli, hak sahipleriyle helalleşmeli, günahlarına tevbe etmelidir. Bunlara riayet edilerek yapılan hac makbul olur. Hadis-i şeriflerde, (Hac edin ki muhtaç olmayasınız. Yolculuk edin ki sıhhate kavuşasınız) ve (Hac zenginliğe, zina fakirliğe sebep olur) buyuruldu. (Taberani-Şir’a)
Hacca giderken orada ölmekten korkmamalıdır. Hatta hac yolunda ölmeyi ganimet bilmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hacca giderken veya gelirken ölenin geçmiş günahları af olur. O kimse hesaba çekilmeden azap görmeden Cennete girer.) [İsfehani]
Hacca giden, başkalarına sıkıntı vermediği gibi onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmalı, yumuşak davranmalıdır. Hadis-i şerifte (Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur) buyuruldu. Sert, kırıcı olmaktan da kaçmalıdır. Hadis-i şerifte, (Sertlikten ve çirkin şeyden sakının. Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir) buyuruldu. (Müslim)
Hacca gidip gelenin değil, haccı kabul olanın günahları af olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabul olan bir hac, geçmiş günahları yok eder.) [Beyheki]
(Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Buhari]
(Hacca giderken yolda ölene, kıyamete kadar hac, cihada giderken de ölene, kıyamete kadar cihad sevabı yazılır.) [Ebu Ya’la]
Hac yolunda harcanan paranın fazileti de çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hac için harcanan mala, Allah yolunda harcanan mala verildiği gibi yediyüz misli sevap verilir.) [Beyheki]
(Hacı, fakirleşmez.) [Bezzar]
(Hacceden zenginleşir.) [Hakim]
Sual: Haccı kabul olan insanın namaz, oruç, zekât gibi kaza borçları affolmadığı gibi, geciktirme, yani vaktinden sonraya bırakma günahları da mı affolmuyor?
CEVAP
Tehir, yani geciktirme günahları affolur.
Hac çeşitleri
Üç türlü hac vardır:
1- İfrad hac: Bu haccı yapana müfrid hacı denir. İhrama girerken, yalnız hac yapmaya niyet eden kimsedir. Mekke’de oturanlar, yalnız müfrid hacı olur.
2- Kıran hac: Bu haccı yapana kârin hacı denir. Hac ile umreye niyet eden kimsedir. Önce umre için tavaf ve sa’y edip, sonra ihramını çıkarmadan ve tıraş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrar tavaf ve sa’y yapar.
3- Temettü hac: Bu haccı yapana mütemetti hacı denir. Hac aylarında [yani Şevval Zilkade ile, Zilhiccenin ilk on gününde] umre yapmak için ihrama girip ve umre için tavaf ve sa’y yapıp ve tıraş olup ihramdan çıkar. Memleketine gitmeyerek, o sene, terviye gününde veya daha önce, hac için ihrama girerek, müfrid hacı gibi hac yapandır. Yalnız tavaf-ı ziyaretten sonra da sa’y yapar.
Kârin ve mütemetti hacıların şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Temettü veya Kıran haccı yapanlardan, kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle, kurban kesme imkanı olmayanlar, üç gün Hac esnasında, yedi gün Hac’dan sonra olmak üzere on gün oruç tutarlar. İlk üç günün, ihrama girdikten sonra hac ayları içinde ve kurban bayramının ilk gününden önce Mekke’de tutulmuş olması zorunludur. Kurban kesme imkanı elde edilebileceği ümidiyle bu üç günlük orucun son vaktine kadar geciktirilmesi yani Arefe günü tamamlanmak üzere 7, 8 ve 9 Zilhicce günlerinde tutulması efdaldir.
Temettü Haccında bu oruç henüz Hac için ihrama girmeden Umre ihramından sonra da tutulabilir.
Haccın şartları
Haccın şartları iki kısımdır:
Vücub şartları:
1- Müslüman olmak.
2- Kâfir memleketinde olanın, haccın farz olduğunu işitmesi.
3- Akıllı olmak.
4- Bâlig olmak.
5- Hür olmak.
6- Geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve geride kalanlara yetecek kadar, helal parası olmak.
7- Hac vakti gelmiş olmak. [Hac vakti arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür. Vücub şartları, bulunan kimsenin ömründe bir kere hacca gitmesi farz olur.]
8- Hacca gidemeyecek kadar, kör, hasta, çok ihtiyar ve sakat olmamak.
Eda şartları
1- Hapsedilmiş veya yasaklanmış olmamak.
2- Hac için gideceği yolda ve hac yerinde selamet ve emniyet olmak.
3- Kadının hacca gidebilmesi için, üç mezhepte, zevcinin veya nikahı düşmeyen ebedi mahrem akrabasından fasık veya mürted olmayan akıl ve bâlig veya mürâhık bir erkeğin beraber gitmesi lazımdır. Bunun yol parasını verecek kadar, kadının zengin olması da lazımdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadın yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez.) [Bezzar]
[Şafii mezhebinde, mahremsiz olarak, iki kadın ile, farz olan hacca gidebilir. Kadının mahreminin hac yolunda ölmesi, Şafii mezhebini taklit etmesi için özür olur.]
Erkeksiz kadın hacca gidemez. Giderse haccı kabul olur ise de haramdır. Erkeği ile gidince de otelde, tavafta, sa’yde ve taş atarken erkekler arasına karışması haramdır ve haccın sevabını giderdiği gibi büyük günaha girer. Ebedi mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca veya iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca yerine vekil gönderir. Daha önce göndermez.
4- Kadın, iddet halinde olmamak. Yani kocasından yeni ayrılmış olmamak.
[Vücub şartları bulunmakla beraber, eda şartları da kendisinde bulunan kimsenin, o sene hacca gitmesi farz olur. O sene, hac yolunda ölürse hac sakıt olur. Vekil gönderilmesi için vasiyet etmesi lazım olmaz. O sene gitmez ise günah olur. Sonraki senelerde, hac yolunda veya evinde hasta veya hapis, sakat olursa yerine başkasını, kendi memleketinden bedel göndermesi veya bunun için vasiyet etmesi lazımdır. Bedel gönderdikten sonra iyi olursa gitmesi lazım olur. Sonraki senelerde hacca giderse, tehir günahı af olur.]
Hac için zenginliğin ölçüsü
Sual: Hacca gitmek için nisab nedir? Zekat nisabına malik olanın hacca gitmesi farz mıdır?
CEVAP
Zekat nisabına malik olmasa da, ihtiyacından fazla olarak, hacca götürüp getirecek ve geride kalanlara yetecek kadar parası olana, diğer şartlar da, kendisinde varsa, hacca gitmek farz olur.
İhtiyaç eşyasının birincisi nafakadır. Nafaka, mutfak eşyası ile birlikte yiyecek, giyecek ve ev eşyası ile evdir. Binek hayvanı veya arabası, sanat aletleri, meslek veya ders kitapları da ihtiyaç eşyası sayılır. Bir senelik yiyecek veya parası nafaka sayılır. Tüccarın, esnafın, çiftçinin kendi memleketlerinde adet olan sermayeleri, hac için ihtiyaç eşyasıdır. (Redd-ül-muhtar)
Mekke’ye yakın olan birisinin hacca gitmesi için zengin olması gerekmez. Zekat nisabına malik bir zenginin, hacca götürüp getirecek ve evde kalan çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını görecek kadar parası yoksa, hacca gitmesi farz olmaz.
Hac zamanı
Sual: Bir kimsede, hac vakti gelmeden önce, haccın vücub şartları bulunsa, hac kendisine farz olur mu? Yoksa, bu şartların hac zamanında mı kendisinde bulunması gerekir?
CEVAP
Vücub şartlarından birisi, hac zamanının gelmiş olmasıdır. Hac zamanı, Arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür. Yolda geçen zaman da düşünülerek, vücub şartları, bu zaman başında mevcut olan kimsenin ömründe bir kere hacca gitmesi farz olur. (S. Ebediyye)
Vücub şartları yoksa
Sual: Dul ve zengin bir anne, oğluna, (Yol masraflarını ben karşılayayım, beraber hacca gidelim) dese, oğlu da gitmese günaha girer mi?
CEVAP
Hayır. Vücub şartlarından birisi bulunmayan kimsenin hacca gitmesi farz olmaz. Vücub şartlarını temin etmek lazım değildir. Mesela, hacca gitmesi için, kendisine hediye edilen parayı alması gerekmez.
Hac
Vekilin ihrama girerken emreden kimse için kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz. Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir. Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece anasını ve babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır.
İstanbul’da bulunan bir kimsenin babası Erzurum’da sakin iken vefat etse, babası vasiyet etmedi ise, babası için birini vekil göndermek isterse, Erzurum’dan göndermesi farzdır. Başka yerden göndermesi Hanefi’de caiz değildir. Şafii mezhebinde Mikât dışındaki her yerden göndermesi caizdir. Hatta hacca giden birine para vererek, Mekke-i Mükerreme de bir vekil bulup, babası için, buna Mikâttan hac yaptırtması Şafii’de caizdir. Hanefi olanlar, paraları az ise, Şafii mezhebini taklit ederek, vasiyet etmemiş ana ve baba ve yakınları için Mekke’de vekil tutabilirler. Fakat, parayı verirken, Şafii mezhebini taklit ediyorum diye niyet etmesi lazımdır.
Sual: Zengin dul bir kadının hacca götürecek erkek mahremi bulunmazsa, hac kendinden sakıt olur mu?
CEVAP
Hacca götürecek mahremi yoksa vefatından sonra vekil gönderilmesi için vasiyet eder.
Sual: Hac yapmamış kimselerin ve kadınların, başkalarının vekili olarak hacca gitmeleri caiz midir?
CEVAP
Hanefi’de caiz, Şafii’de caiz değildir. (S. Ebediyye)
Haccın farzları
Haccın farzları üçtür. Biri yapılmazsa hac sahih olmaz.
1- Haccı ihramlı yapmaktır.
2- Vakfeye durmak.
(Arefe günü, Arafat’ın, Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra vakfeye durulur.)
3- Kâbe-i Muazzamayı Tavaf-ı Ziyaret etmektir.
Tavaf, Mescid-i Haram içinde Kâbe-i Muazzama etrafında dönmek demektir. Dördü farz, üçü vacip olmak üzere yedi kere dönülür. Zemzem kuyusunun ve Makam-ı İbrahim’in dışından dolaşarak da tavaf etmek caizdir.
Kadınlar tavafta, Kâbe’ye yaklaşmamaları efdaldir. Kadına dokunmak ihtimali çok ise, Şafii’lerin Hanefi’yi veya Maliki’yi taklit etmesi lazım olur.
Tavafı mescid dışından yapması caiz değildir. Tavafa niyet etmek de, ayrıca farzdır. Tavaf-ı ziyareti Arafat’tan sonra da yapmak da farzdır.
Tavaf ederken ve sa’y ederken, ezan okunursa, bunlar bırakılıp, namazdan sonra tamamlanır.
İhram ve hükümleri
İhram, iki parçalı bez olup, iple bağlanmaz, düğümlenmez ve kancalı iğne ile tutturulmaz. Hac, umre, ticaret veya herhangi bir şey için uzaktan gelenlerin, mikât denilen yerleri, ihramsız geçerek, Mekke-i Mükerreme Haremi’ne girmeleri haramdır. Geçenin, geri mikâta gelip ihrama girmesi lazımdır. İhrama girmezse, kurban kesmek lazım olur. Mikât denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına Hil denir. Mikâttan geçerken, bir iş için Hil’de kalmaya niyet edenlerin ve Hil’de oturanların, hacdan başka niyet ile ihramsız hareme girmeleri caizdir. Mikât yerlerini geçerken, niyet ederek ve telbiye yaparak, usulü ile, ihrama girilir. Mikât yerinden önce, hatta kendi memleketinde de giymek caiz ve daha iyidir.
İhram giyene yasak olanlar
İhrama giren kimseye ihramlı bulunduğu sürede (ihramdan çıkıncaya kadar) diğer zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışları yapması yasak olur. İşte bunlara ihram yasakları denir.
Bu yasaklar şunlardır:
1- Saç veya sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek.
2- Kasık ve koltuk altı kıllarını yolmak veya tıraş etmek.
3- Vücudun diğer yerlerindeki kılları koparmak veya kesmek
4- Tırnak kesmek.
5- Vücuda veya ihrama (kadınlar elbiselerine) güzel koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.
6- Giyim eşyası olarak hazırlanmış (dikilmiş veya örülmüş) şeyleri giymek. Normal şekilde giymeksizin, palto, pardösü, gömlek ve benzeri giyim eşyasını omuza almak veya bunları yatarken baş açıkta kalmak şartı ile üzerine örtmek yasak değildir.
7- Başını ve yüzünü örtmek, takke bere giymek veya başa sarık sarmak.
8- Eldiven, çorap veya topukları kapalı ayakkabı giymek. Giyimle ilgili yasaklar sadece erkeklere aittir. Hanımlar normal elbiselerini giyerler, ihram süresince, sadece yüzlerini örtmezler.
9- Cinsi ilişki veya öpüşmek, oynaşmak, şehvetle tutmak.... gibi cinsi ilişkiye götüren davranışlarda bulunmak.
10- Şehevi duyguları tahrik edici şeyleri konuşmak.
11- Tâ’attan ayrılıp, haram fiilleri yapmak.
12- Başkaları ile tartışmak, kavga etmek, sövmek, kötü söz ve davranışlarla gönül kırmak.
13- Eti ister yensin ister yenmesin her türlü kara avını avlamak.
14- Avcıya avını göstermek veya avlanmak konusunda yardımcı olmak.
15- Av hayvanlarına zarar vermek.
16- Harem bölgesinde kendiliğinden çıkan ot ve ağaçların koparılması, ister ihramlı, ister ihramsız herkes için yasaktır.
17- Hatmi ile başını yıkamak.
18- Hamama girmek.
19- Kendi üzerinde bulunan biti öldürmek ve öldürmek için göstermek.
Bunları bilerek veya bilmeyerek, unutarak yapanlara, kurban, sadaka cezaları lazım olur. Ceza olarak kesilen kurbanın etinden sahibi yiyemez. İfrad hacda bir kurban icap ettiren suçu, kârin hacı işlerse, biri umre için, iki kesmesi lazımdır.
İhramlıya yasak olmayanlar
İhramlıya yasak olmayanlar şunlardır:
1- Başına dokundurmamak şartı ile, herhangi bir şeyin altında ve gölgesinde oturmak. Şemsiye kullanmak.
2- Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak.
3- İhram örtülerini yıkamak veya değiştirmek.
4- Kıl koparmadan kaşınmak, gözde biten kılı veya kırılmış tırnağı koparmak.
5- Diş fırçalamak, sürme çekmek.
6- Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne vurulmak, yara üzerine sargı sarmak.
7- Güzel koku satan dükkanda oturmak veya güzel koku satın almak.
8- Yüzük, kol saati takmak ve silah taşımak, bele kuşak, para kesesi, kemer bağlamak, omuza çanta asmak.
9- Kollarını giymeden palto veya ceket gibi dikilmiş bir elbiseyi omuzlarına almak.
10- Yorgan, battaniye veya herhangi bir örtü ile yüz ve baş hariç, vücudun diğer kısımlarını örtmek.
11- Balık vb. su ürünlerini avlamak.
12- Kendi emri olmadan, ihramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.
13- Karga, çaylak, yılan, akrep, fare, sinek, karınca, pire, arı, kene, keler, kelebek, kaplumbağa gibi av hayvanı olmayan hayvan veya haşerelerle, kuduz ve saldırgan köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı hayvanları öldürmek.
14- Pire, her türlü sinek, başkasının üzerinde bulunan biti, fare, yılan, akrep, kurt, çaylak gibi zararlı ve insana saldıran hayvanları öldürmek.
15- Terlik gibi üstü açık ayakkabı giymek.
16- Bit ölmemek ve saç dökülmemek üzere kaşımak.
17- Renkli ihram giymek.
18- Gusletmek.
19- Başı âdet olmayan şey ile [tas, tepsi] örtmek, paket gibi şeyler koymak.
20- İnsanların dikip yetiştirdiği sebze ve ağaçları koparmak.
21- Düşman ile dövüşmek.
22- Kadınların deriye değmemek üzere yüzlerini örtmeleri ve dikilmiş elbise, mest, çorap giymeleri, örtü altına ziynet eşyası takmaları caizdir.
Bir hacı, Arefe günü, öğle ezanından bayramın birinci günü, sabah namazı vaktine kadar olan zaman içinde, Arafat’ta biraz dursa veya ihramlı olarak Arafat’tan geçse veya ihramlandıktan sonra hasta olup uykuda iken, baygın sedye içinde veya başka bir şeyle taşınarak nüsükler yaptırılırsa veyahut ihrama girmeden önce, hasta olan, bayılan yerine başkası ihrama girip, bu uyanmadan, ayılmadan önce, o bunun yerine de nüsükleri ayrıca yaparsa veya Arefe günü olduğunu bilmeyerek, Arafat’ta dursa, haccı sahih ve tavaf-ı kudum sakıt olur. O yerin Arafat olduğunu bilmek ve niyet etmek lazım değildir. O gün veya gece, Arafat’ta bulunmayan veya Arafat’tan geçmeyen hacı olmaz.
Haccın vacipleri
Haccın vacipleri şunlardır:
1- Tavafa hacer-i esved veya hizasından başlamak.
2- İhram yasaklarına uymak.
3- Tavafı yürüyerek yapmak.
4- Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.
5- Umre sa’yinin, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.
6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya riayet de vaciptir.
7- Tavafı kudumden sonra ve hac ayları içinde olmak şartı ile, Safâ ile Merve tepeleri arasında, yedi kere sa’y etmek, yani, usulü ile yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.
8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de vakfeye durmak.
9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç gün, temiz taş veya teyemmüm caiz olan şey atmak.
10- İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az üç santim, kendisi veya başkası kırkmak. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yaralı olan da usturayı değmeden baştan geçirir. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser.
11- Afaki yani Mikât denilen yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu vacip değildir.
12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı çıkanın kurban kesmesi lazım olur.
13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama etrafında dörtten sonra üç kere daha dönmek.
14- Tavafta abdestsiz veya cünüp olmamak.
15- Üzerindeki elbise temiz olmak.
16- Tavaf yaparken, Hatim denilen yerin dışından dolaşmak.
17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak.
18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü gününün güneş batıncaya kadar yapmak.
19- Tavaf ederken avret yeri kapalı olmak (Kadın için çok mühimdir).
20- Safâ tepesi ile Merve arasında sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.
21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat getirmek ve dua etmek. Sonra, Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3 kere gidilir.
22- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram içinde iki rekat namaz kılmak.
23- Şeytan taşlamasını bayram günlerinde yapmak.
24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak.
25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. (İki yeşil direk arasında erkek hızlı, kadın yavaş gider.)
26- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek.
27- Kurbanı, bayramın birinci günü kesmek.
28- Cima gibi yasak olan şeyler, Arafat’ta durmadan önce yapılırsa, haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce yapmamak farzdır. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya kadar terk etmek vaciptir.
Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi vaktinde ve yerinde yapmayana ceza lazım olur.
Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özürle terk edince bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırması lazım olmaz.
Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i harama giremez. Tavaftan başka nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti temizlenince yapar.
Her günün nüsükü, sonraki gecesinde de yapılabilir.
Haccın sünnetleri
Haccın sünnetleri şunlardır:
1- Âfâki olanların hemen mescidi harama giderek tavaf-ı kudum yapmaları. Kâbe’yi görünce tekbir, tehlil ve dua edilir. Erkekler, Hacer-i esvede el ve yüz sürer. Tavaf-ı kudumden sonra ve iki rekat namazdan sonra, Safâ ile Merve arasında sa’y yapılır. Bundan sonra, ihramdan çıkmadan, Mekke şehrinde oturup, terviye gününe kadar, istenildiği miktar, nafile tavaf yapılır. Müfrid olan ve kârin olan hacılar, taş atıp, tıraş oluncaya kadar ihramdan çıkmayacağı için, ihramın yasakladığı şeylerden, her gün sakınmaları lazım olur. Mescid-i haram içinde namaz kılanların önünden geçmek günah değildir.
2- İmamın üç yerde hutbe okumasıdır. Birisi Zilhicce ayının yedinci günü Mekke’de; ikincisi dokuzuncu günü, öğle namazı olunca, öğle ve ikindi namazlarından önce, Arafat’ta; üçüncüsü, onbirinci günü, Minâ’da okunur. Arafat’ta hutbe bitince öğle ve hemen sonra ikindi namazı cemaat ile kılınır. İmama yetişemeyen ikindi namazını ikindi vaktinde kılar namazdan sonra imam ve cemaat Mescid-i Nemre’de Mevkıfe kıbleye karşı ayakta veya oturarak vakfeye durur. Cebeli Rahme kayaları üstüne çıkmak ve vakfe için niyet lazım değildir.
3- Arafat’a gitmek için, Mekke’den Terviye [Zilhiccenin sekizinci] günü, sabah namazından sonra çıkmak. [Mekke’den Minâ’ya gidilir].
4- Arefe gününden önceki ve bayramın birinci günü, ikinci ve üçüncü geceleri Minâ’da yatmak. (Üçüncü gece ve günü Minâ’da kalmak mecburi değildir.)
5- Arafat’a gitmek için, Minâ’da, güneş doğduktan sonra yola çıkmak.
6- Arefe gecesi Müzdelife’de yatmak. Arafat’tan Müzdelife’ye gelip, burada, yatsı vakti olunca, akşam ve yatsı namazları birbiri ardınca, cemaat ile kılınır. Akşam namazını Arafat’ta veya yolda kılanın, yatsının vakti çıkmadan Müzdelife’ye gelirse, burada tekrâr cemaat ile veya yalnız olarak, yatsı ile birlikte kılması lazımdır.
7- Müzdelife’de, vakfeye, fecr ağardıktan sonra durmak. Gece Müzdelife’de yatıp, fecr açılırken, sabah namazını hemen kılıp, sonra, Meş’arilharam denilen yerde, ortalık aydınlanıncaya kadar, vakfeye durulur. Güneş doğmadan önce, Minâ’ya hareket edilir. Yolda Muhasser denilen vâdide durmamalıdır. Burası Eshâb-ı fil durak yeridir.
8- Minâ’ya gelince Mescid-i hif’e en uzak olan ve Cemre-i Akâ’be denilen yerde, sağ elin baş ve şehadet parmakları ile, iki buçuk metreden veya daha uzaktan, Cemre yerini gösteren duvarın dibine nohut kadar yedi taş atılır. Duvarın üstüne veya insana, hayvana çarptıktan sonra dibine düşerse caiz olur. Ertesi fecre kadar caiz ise de, o gün öğleden önce atmak sünnettir. Sonra, hiç durmadan buradan gidilip, isterse kurban keser. Çünkü seferi olana kurban kesmek vacip değildir. Seferi olan hacıların, müfrid oldukları zaman kurban kesmeleri vacip değildir. Kurbandan sonra tıraş olur ve ihramdan çıkar. Bayramın birinci günü Minâ’da olanlar ve bütün hacılar, bayram namazı kılmaz. Sonra, o gün veya ertesi gün veya daha ertesi gün Mekke ye gidip Mescid içinden niyet ederek Tavaf-ı ziyaret yapar. Buna Tavaf-ül ifâda da denilir. Tavafı ziyareti ve tıraşı bayramın üçüncü günü güneş battıktan sonraya bırakmak mekruhtur ve kurban kesmek lazım olur. Yalnız baygın olan kişinin yerine başkası tavaf yapılabilir. Tavafı ziyarette Reml ve Sa’y yapılmaz. Tavaf namazından sonra Minâ’ya gelir.
Öğle namazını Mekke’de veya Minâ’da kılar. Bayramın ikinci günü, öğle namazından sonra Minâ’da hutbe okunur. Hutbeden sonra, üç ayrı yerde, yedişer taş atılır. Mescid-i Hif’e yakın olandan başlanır. Üçüncü günü de böyle yedişer taş atılır ki, hepsi kırkdokuz taş olur. Bunları öğleden önce atmak caiz değil veya mekruhtur. Üçüncü günü güneş batmadan önce, Minâ’dan ayrılır. Dördüncü gün de Minâ’da kalıp, fecrden güneşin gurubuna kadar dilediği zaman yirmi dört taş atmak müstehaptır.
Dördüncü günü fecre kadar Minâ’da kalıp taş atmadan ayrılırsa, koyun kesmek lazım olur. Birinci ve ikinci yerlerinden taş attıktan sonra, kollar omuz hizasına kaldırılarak ve el ayaları semaya ve kıbleye çevrilerek dua edilir. Atılacak yetmiş taş, Müzdelife’de veya yolda toplanır. Hayvan üstünde taş atmak caizdir. Tavaf-ı sadr) dan sonra, zemzem suyu içilir. Kâbe’nin kapı eşiği öpülür. Göğüs ve sağ yanak Mültezem denilen yere sürülür. Sonra, Kâbe perdesine yapışıp, bildiği duaları okur. Ağlayarak Mescid kapısından dışarı çıkar.
9- Arafat’ta, vakfeden önce gusletmek.
10- Minâ’dan Mekke’ye son dönüşte, önce Ebtah denilen vadiye gelip, burada bir miktar durmaktır. Buradan Mekke’ye gelip dilediği kadar kalır.
11- Hacca giderken, muhtaç olmayan ana, babadan, alacaklılardan, kefilinden izin almak sünnettir. Ana baba muhtaç ise, izinsiz gitmek haramdır. Nafaka bırakmadı ise, hanımından izinsiz gitmesi de haram olur. Mekke şehrine Mu’alla kapısından, Mescide Babüsselam’dan ve gündüz girmek müstehaptır.
Haccın sünnetini yapmayana ceza lazım gelmez. Mekruh olur, sevabı azalır.
İhramla ilgili sünnetler:
1- İhrama girerken gusletmek veya abdest almak.
2- İhrama girmeden önce 2 rekat namaz kılmak.
3- Erkekler izar ve rida denilen iki parça örtüye sarınmak.
4- İhramlı bulunduğu sürede her fırsatta telbiye söylemek.
5- Telbiyeyi her başlayışta 3 defa tekrarlamak.
6- Telbiyeden sonra salevat-ı şerife, salevattan sonra dua ve niyazda bulunmak.
Mekke ve Kâbe ile ilgili sünnetler:
1- Mekke’ye mümkünse gündüz girmek (müstehaptır)
2- Mekke’ye girmeden önce mümkünse gusletmek veya abdest almak.
3- Kâbe’yi görünce dua etmek.
4- Kâbe’nin önüne gelince tekbir ve tehlil getirmek.
5- Mültezem’de yüzü ve göğsü Kâbe duvarına yapıştırıp, dua ve niyazda bulunmak.
Tavaf ile ilgili sünnetler:
1- Tavafa başlarken Hacer-i Esved’in hizasına Rükn-i Yemâni cihetinden doğru gelmek.
2- Tavafa başlarken ve her şavtın sonunda Hacer-i Esved’i istilam etmek.
3- Sonunda sa’y yapılacak tavaflarda erkekler ıstıba ve remel yapmak.
4- Bütün şavtları ard arda (ara vermeden) yapmak.
5- Nafile tavafı çok yapmak.
6- Tavaf esnasında zikir, tehlil ve dua yapmak.
7- Ziyaret tavafını bayramın ilk günü yapmak.
8- Ziyaret tavafını şeytan taşlama, kurban ve tıraştan sonra yapmak.
Sa’y ile ilgili sünnetler:
1- Tavaf bitince ara vermeden sa’ye başlamak.
2- Sa’ye giderken Hacer-i Esved’i istilam etmek.
3- Safâ ve Merve’de Kâbe görülebilecek kadar yükseğe çıkıp, Kâbe’ye dönerek tekbir, tehlil ve dua etmek.
4- Erkekler yeşil renkle ışılandırılmış sütunlar arasıda hervele yapmak, diğer yerlerde ise yavaş yürümek.
5- Bütün şavtları ara vermeden yapmak.
6- Sa’yı abdestli yapmak.
7- Sa’y esnasında tekbir, tehlil ve dua yapmak.
Arafat ve Vakfe ile ilgili sünnetler:
1- Arafat’a arefe günü güneş doğduktan sonra Minâ’dan hareket etmek.
2- Öğle ve ikindi namazlarını cem-i takdim ile kılmak.
3- Zevalden sonra vakfe için mümkünse gusletmek veya abdestli bulunmak.
4- Vakfeyi Cebel-i Rahme eteklerinde yapmak.
5- Gün boyuca telbiye, zikir, tekbir, tehlil, tesbih salevat, namaz ve dua ile meşgul olmak.
Müzdelife ve Vakfesi ile ilgili sünnetler:
1- Arafat’tan arefe günü güneş battıktan sonra Müzdelifeye sükunetle ağır ağır inmek ve Müzdelife’de “Meş’ar-i Haram” civarında gecelemek.
2- Sabah namazını erken kılmak.
3- Vakfeyi ortalık iyice aydınlanıncaya kadar sürdürmek.
Minâ ve şeytan taşlama ile ilgili sünnetler:
1- Bayram sabahı ortalık iyice aydınlandıktan sonra, güneş doğmadan Müzdelife’den hareket edip, Minâ’ya gelmek.
2- Vakit geçirmeden büyük şeytanı taşlamak.
3- Taşlama yaparken Mekke’yi sola, Minâ’yı sağ tarafa almak.
4- Taşları yaklaşık 3,5 - 5 m uzaktan atmak.
5- İkinci ve Üçüncü Bayram günlerinde taşları küçük- orta- büyük şeytan sırası ile atmak.
6- Küçük ve orta şeytana taş attıktan sonra dua etmek. Büyük şeytan taşlandıktan sonra hemen ayrılmak.
7- Taşları Bayramın ilk günü öğleden önce, diğer günlerde ise öğleden sonra güneş batmadan önce atmak.
8- Minâ’da Mekke’ye dönmekte acele edenler, bayramın üçüncü günü güneş batmadan önce Minâ’dan ayrılmalı.
Saçların kesilmesi ile ilgili sünnetler:
1- Erkeklerin saçlarının tamamını tıraş etmesi veya tamamını kısaltması.
2- Tıraşı ziyaret tavafından önce yapmak.
Zemzemle ilgili sünnetler:
1- Veda tavafını yapıp tavaf namazını kıldıktan sonra bol bol zemzem içmek ve dökülmek.
2- Zemzemi Kâbe’ye karşı ayakta ve Beytullaha bakarak içmek.
Haccın edepleri
Haccın edepleri şunlardır:
1- Hac yolculuğu için dinine, ilmine güvenilir salih kimselerle istişare etmeli.
2- Bilhassa hac yolculuğu esnasında gösterişten sakınmaya çalışmalı.
3- Varsa, kul borcunu ve kul hakkını ödeyerek onlarla helalleşmeli.
4- Tanıdıkları ile, arkadaşları ile helalleşip onların dualarını talep etmeli.
5- Dargın olduğu müslüman varsa, barışmalı.
6- Bir şeyi başkası görsün, başkası işitsin diye yapmaktan, övünmekten sakınmalı.
7- Şüpheli olmayan tam helal para ile hacca gitmeli.
8- Hacca giderken, din ve dünya işlerinde yardımcı olacak arkadaşlar bulmalı.
9- Aile fertlerinin nafakasını noksansız temin edip gitmeli.
10- Bilhassa hac yolunda Allahü teâlâdan daha fazla korkmalı.
11- Allahü teâlânın ismini çok zikretmeli.
12- Öfkelenmemeye dikkat etmeli, vakarlı olmaya çalışmalı.
13- Lüzumsuz konuşmayı ve boş şeyleri terk etmeye çalışmalı.
14- Hacla ilgili hususları iyi öğrenmeli.
15- Hac esnasında alış-veriş ve ticaret yapmaktan uzak kalmaya çalışmalı.
16- Perşembe günü çıkamazsa, Pazartesi günü yola çıkmalı.
17- Hep abdestli durmaya gayret etmeli.
18- Evinden çıkmadan önce iki rekat nafile namaz kılmalı.
19- Hac veya umreden dönünce, iki rekat nafile namaz kılmalı. [Kaza borcu olan kaza kılmalı]
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
1- Harem-i şerife girerken sadaka verilmeli. (Mümkün olur ise her görülen fakire)
2- Sâfa ve Merve tepelerinin ortasına kadar çıkılmalı.
3- Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimize selam sırası şöyle olmalı:
Esselâmü aleyke, ya Resulallah
Esselâmü aleyke, ya Nebiyallah
Esselâmü aleyke, ya Habiballah
İfrad haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir. Yalnız hac için niyet ve telbiye yapılır. Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “kudum tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- İhramlı olarak Mekke’de kalınır. Namazları Harem-i şerifte kılmaya çalışmalıdır. İstenildiği kadar nafile tavaf yapılır.
5- Haccın sa’yı kudum tavafından veya nafile bir tavaftan yahut ziyaret tavafından sonra yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü sabah namazı mümkün olursa Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır. Şeytan taşlamak için taş toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri:
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır. Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa vacibi zamanında yapmadığı için ceza gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan dönünce:
“Veda Tavafı” yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra imkan bulunursa Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Temettü haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür.(Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir. Yalnız umre için niyet ve telbiye yapılır. Böylece ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “kudum tavafı” yapılır. Bu sünnettir.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında umre’nin sa’yi yapılır. Sonra saçın en az dörtte biri veya tamamı kesilir yahut kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
5- İhramsız olarak Mekke’de kalınır. İstenildiği kadar “nafile tavaf” yapılabilir.
Terviye günü [8 zilhicce]
Terviye günü hac için niyet ve telbiye yaparak yeniden ihrama girilir. Sabah namazı mümkün olursa Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelifeye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır. Şeytan taşlamalarında kullanılacak taşlar toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır. Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâbe cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir. Kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle kesemiyeceği söz konusu olursa, Zilhiccenin dokuzuna kadar 3 gün ve bayramdan sonra 7 gün daha oruç tutması lazım olur. Hepsi 10 gün olur. Bu kalan 7 gün orucu, memleketine döndüğünde de tutabilir.
3- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır. Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa vacibi zamanında yapmadığı için ceza gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâbe Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan dönünce
Veda Tavafı yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra imkan bulunursa Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Kıran haccı nasıl yapılır
Mikâttan önce:
1- Tırnaklar kesilir.
2- Koltuk altı ve kasık temizlenir.
3- Gusledilir olmazsa abdest alınır.
4- Erkek, ihramla örtünür. (Kadın elbisesini çıkarmaz)
5- Baş açık ve ayaklar çıplak olur.
Mikât sınırında:
İhramın sünneti olarak iki rekat nafile namaz kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir. Umre ve hac için niyet ve telbiye yapılır. Böylece hem umre hem de hac için ihrama girilmiş olunur.
İhramdan sonra:
İhramdan çıkıncaya kadar ihramlıya yasak olan işlerden sakınılır. Tekbir, tehlil, salevat-ı şerife ve telbiye söylenerek yola devam edilir.
Mekke-i Mükerremede:
1- Gusledip veya abdest alıp Harem-i şerife giderek “umre tavafı” yapılır.
2- Tavaftan sonra iki rekat tavaf namazı kılınır. Birinci rekatta Kâfirun, ikinci rekatta İhlas suresini okumak iyidir.
3- Zemzem içilir, üstüne, başına dökmek iyi olur.
4- Safâ ile Merve arasında “umre’nin sa’yı” yapılır. Böylece umre tamamlanmış olur. Fakat tıraş olunmaz, ihramdan çıkılmaz. Gerekirse sonra, hac için kudum tavafı yapılır. Haccın sa’yi kudum tavafından sonra yapılabildiği gibi, nafile bir tavaftan veya ziyaret tavafından sonra da yapılabilir.
5- İhramlı olarak Mekke’de kalınır. İstenildiği kadar nafile tavaf yapılır.
Terviye günü [8 Zilhicce]
Terviye günü mümkün olursa sabah namazı Mekke’de kılınıp Minâ’ya çıkılır. Arefe günü sabah namazını müteakip Arafata hareket edilir.
Arefe günü [9 zilhicce]
1- Her fırsatta telbiye, tesbih, tekbir, tehlil ve salevat okunur. [Hacılar, kendilerine, ana-baba ve bütün müslümanlara dua ederler.]
2- Öğle ve ikindi namazları, öğle vaktinde cem-i takdim ile kılınır.
3- Öğleden sonra vakfe yapılır.
4- Güneş batmadan Arafat’tan ayrılmamalı. Güneş battıktan sonra, akşam namazı kılınmadan Müzdelife’ye hareket edilir.
5- Akşam ve yatsı namazları Müzdelife’de yatsı vaktinde cem-i tehir ile kılınır. Gece Müzdelife’de kalınır. Şeytan taşlamak için taş toplanır.
Bayramın birinci günü [10 zilhicce]
1- Sabah namazı kılınınca, Müzdelife’de “Meş’aril haram’a gidilip orada vakfe yapılır.
2- Ortalık ağarıp güneş doğmadan Minâ’ya hareket edilir.
Minâ’da çadıra yerleştikten sonra:
1- Akâ’be cemresine [büyük şeytana] 7 taş atılır.
2- Vacip olan şükür kurbanı kesilir. Kurbanlık hayvan bulunmaması veya alınamaması sebebiyle kesemiyeceği söz konusu olursa, Zilhiccenin dokuzuna kadar 3 gün ve bayramdan sonra yedi gün daha oruç tutması lazım olur. Hepsi on gün olur. Bu kalan 7 gün orucu, memleketine döndüğünde de tutabilir.
3- Saçlar tamamen kesilir veya kısaltılır. Böylece ihramdan çıkılmış olur.
Bayramın 2, 3 ve 4. günleri
1- Bayramın ilk günü yapılmamışsa, ziyaret tavafı yapılır. [Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.] Daha önce yapılmamışsa haccın sa’yi yapılır. Bunlar üçüncü günü güneş batıncaya kadar yapılmalıdır. Yapılmamışsa vacibi zamanında yapmadığı için ceza gerekir.
2- Küçük, orta ve Akâ’be Cemrelerine [üç şeytana] her gün yedişer taş atılır.
Minâ’dan Dönünce
“Veda Tavafı” yapılır. Beytullaha karşı durup zemzem içilir. Yüz ve baş yıkanır. Sonra imkan bulunursa Kâbe-i şerifin yüksek eşiği öpülür.
Hacda ceza gerektiren hususlar
Ceza gerektiren hususlar dört kısma ayrılır. Bunlar:
1- Bedene (deve veya sığır kesmeyi) gerektirenler
2- Dem (koyun veya keçi) kesmeyi gerektirenler
3- Sadaka vermeyi gerektirenler (Fıtra miktarı)
4- Bedelini ödemeyi gerektirenler.
Bedene kesmeyi gerektirenler:
1- Arafat vakfesinden sonra ve ziyaret tavafından önce cimada bulunmak. (Arafat’ta durmadan önce olursa, haccı bozar.)
2- Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak.
Dem kesmeyi gerektirenler:
1- Kudum veya veda tavafını cünüp olarak yapmak.
2- Bir uzvun tamamına koku sürmek.
3- Saçına yağ sürmek veya kına yakmak.
4- Dikişli elbiseyi tam bir gün giymek.
5- Başını bir şeyle örtmek.
6- Tıraş olmak.
7- Koltuk veya yüz kıllarını veyahut boyun kıllarını koparmak.
8- Tırnak kesmek.
9- Haccın vaciplerinden birini terk etmek veya zamanında yapmamak.
Fıtra miktarı sadaka gerektirenler:
1- Bir uzuvdan az bir yere koku sürmek.
2- Bir günden az elbise giymek.
3- Başın veya sakalın dörtte birinden daha azını tıraş etmek.
4- Bir tırnak kesmek.
5- Kudum veya veda tavafını abdestsiz yapmak.
6- Veda tavafından bir şavtı terk etmek.
7- Cemrelerde atılan taşlardan birini eksik atmak.
8- Başkasını tıraş etmek veya başkasının tırnağını kesmek.
Fıtra miktarından az sadaka gerektirenler:
Bit veya çekirge öldürmek
Bedelini ödemeyi gerektirenler:
Av hayvanı öldürmek. Ayrıca Haremin, kesilmesi haram olan bitkilerini kesmek.
Medine ve Kabr-i saadeti ziyaret
Medine’ye girerken ihrama girilmez. Mekke’de ihramlı iken olan yasaklar, Medine’de yasak değildir. Medine şehri uzaktan görülünce salât ve selam getirilir. Sonra, (Allahümme hâzâ haremü Nebiyyike ve mehbitü vahyike femnin aleyye biddühuli fihi vec’alhü vikâyeten li minennâr ve emânen minel azâb vec’alni minelfâizine bi şefaatil Mustafâ yevmelmeâb) denir.
Hacdan sonra, Medine’ye gidip, Resulullah efendimizin mübarek kabrini ziyaret etmek lazımdır. Medine’ye girince, yalnız kabr-i Nebiyi ziyareti niyet etmeli. Mescid-i Nebide bir namaz, başka yerlerdeki bin namazdan daha üstündür. Oruç, sadaka, zikir ve Kur’an-ı kerim okumak gibi ibadetler de böyledir.
Şehre veya Mescide girmeden önce gusül abdesti alınır. Güzel koku sürünülür. Yeni, temiz elbise giyinilir. Şehre yürüyerek girmek iyi olur.
[Selef-i salihin, Medine-i münevvereye yaklaşınca, inip yaya yürürlerdi. Böyle yapmak edep gereğidir. Allame Ebu Abdullah b. Reşid anlatır:
(Hicri, 684'de Medine'ye geldim. Vezir Ebu Abdullah bin Ebil-Kasım benimle idi. Gözleri ağrıyordu. Medine'ye yaklaşınca, bineklerimizden inip yaya yürümeye başladık. Vezir de, Kabr-i şerifin şevkiyle yaya yürüdü. Hemen o saat gözlerine şifa ihsan edildi. Kendi hâlini anlatan çok güzel bir kaside yazdı.)]
Eşyalarını bir yere yerleştirdikten sonra, o yerlerin kıymetini ve yüksekliğini düşünerek, boynu bükük, kalbi kırık olarak; (Bismillah ve alâ Milleti Resulillah) der ve hicret gecesi gelmiş olan (İsrâ) suresinin sekseninci âyetini ve namazda okunan salevat-ı şerifleri okuyarak ve (Vağfir li-zunubi veftah li ebvâbe rahmetike ve fadlike) diyerek mescide gelir.
Bab-ı selamdan veya bab-ı Cibril’den mescide girip, minber yanında iki rekat Tahıyyetül mescid namazı kılar. Minberin direği sağ omuzu hizasına gelmelidir. İki rekat da şükür namazı kılar.
[Eshab-ı kiramdan Hazret-i Cabir diyor ki:
(Seferden gelmiştim. Hemen geldiğim gibi gidip Resulullaha selam verdim. O da mescidin önlerinde duruyordu. (Mescidde namaz kıldın mı?) buyurdu. Ben de, hayır, dedim. (Hemen git, mescide gir, namaz kıl. Ondan sonra gel, bana selam ver) buyurdu. (İbni Hubeyb)]
Duadan sonra edeple kalkıp Hucre-i Saadete gelir. Muvâcehe-i Saadet duvarına karşı, arkasını kıbleye dönerek, Resulullah efendimizin mübarek yüzüne karşı, iki metre uzakta, edeple durur. Resulullah efendimizin kabr-i şerifinde diri olduğunu, kendisini gördüğünü, selamını dualarını işittiğini ve cevap verdiğini, âmin dediğini düşünür. (Esselamu aleyke yâ seyyidi, ya Resulallah ...) diye başlayan duayı okur. Emanet olan selamları söyler.
[Ziyaretçi, huşû ve hudû ile selam vermelidir! Sesini ne çok yüksek, ne de fısıltı derecesinde alçak etmeli, orta derecede çıkarmalı ki, edebe uygun olsun. Hazret-i Ömer, Resulullah efendimizin mescidinde, yüksek sesle konuşan Taifli iki kişiye; “Eğer bu şehir halkından olsaydınız, Resulullahın mescidinde böyle yüksek sesle konuştuğunuz için sizi döverdim” dedi. (Buhari)
Fahr-i kâinat efendimizi ziyaret ederken, mübarek yüzüne karşı durup, arkasını kıbleye vermelidir! Halife Mansur, (Ziyarette, kabr-i şerife mi, kıbleye mi döneyim?) diye sorunca, imam-ı Malik hazretleri, (Fahr-i kâinat, sana ve baban Hazret-i Âdem'e kıyamette şefaatçidir. Ona arka dönülmez) buyurdu.
Şerefli kabre çok yakına varmamalı, sağlığında, şerefli huzurunda nasıl durulursa, öyle edepli durmalı, önüne bakmalı, etrafa bakmaktan sakınmalıdır!]
Sonra yarım metre sağa gelip, (Esselamu aleyke yâ halifeti Resulillah ...) diye başlayan uzun duayı okuyarak Hazret-i Ebu Bekir’e selam verir. Sonra yarım metre sağa gidip, Hazret-i Ömer’e selam verir. Sonra kendine ve ana babasına ve bütün müslümanlara dua eder. Sonra yine Resulullah efendimizin mübarek yüzünün karşısına gelir, dilediği duaları yapar.
Sonra Ebu Lübabe hazretlerinin kendini bağlayarak tevbe etmiş olduğu direğe gelir. Burada ve Ravda-i mutahharada nafile, kaza kılar. Tevbe ve dua eder. Dilediği zamanlarda, Mescid-i Kubâ ve Mescid-i Kıbleteyn, Uhud şehidleri ve Baki’deki mezarları ve birçok meşhur mübarek yerleri de ziyaret etmelidir. Mescidde iki rekat namaz kıldıktan sonra, Hücre-i saadete gelip, mübarek yüzüne karşı dönmeli. Diri iken olduğu gibi huzurunda edep ile durup, salât ve selam vermelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bana selam verene, ben de selam veririm.) [Beyheki, Ebu Davud]
Hacca giden fakir, Mekke’ye gidinceye kadar nafile ibadet yapmakta, nafile sevap almaktadır. Mekke şehrine girince hac etmesi farz olur. Zengin ise, memleketinden hac için çıktığı anda farz sevabı kazanmaktadır. Farzın sevabı, nafilenin sevabından daha çoktur. Fakir, memleketinde ihrama girerek yola çıkarsa, yolda da farz sevabı kazanarak, zenginin sevabına kavuşur. Ana babası kendine muhtaç olmayan bir kimse, onlardan izinsiz farz olan hacca gidebilir, fakat nafile olan hacca gidemez.
Sual: Mekke’den sonra Medine’ye gitmek zorunlu mu?
CEVAP
Zorunlu değilse de gitmeye çalışmalı! Peygamber efendimizin mübarek kabr-i şerifini ziyaret ederek büyük nimetlere kavuşmaya çalışmalı!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [Beyheki, Dare Kutni, Taberani]
(Kabrimi ziyaret edene şefaatim helal oldu.) [Bezzar]
(Sadece beni ziyaret için gelen, kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.) [Müslim]
(Medine’ye gelip kabrimi ziyaret eden, Kıyamette komşum olur, ona şefaat ederim.) [Şir’a]
(Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.) [Taberani, Dare Kutni, İbni Cevzi]
(Hac edip de, beni ziyaret etmeyen, beni incitmiş olur.) [Dare Kutni, İ.Malik]
(İmkan bulup da mazeretsiz beni ziyaret etmeyen bana cefa etmiş olur.) [İbni Neccar]
(Vefatımdan sonra beni ziyaret eden, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.) [Beyheki]
(Kabrimin yanında, benim için okunan salevatı işitirim. Uzak yerlerde okunanlar bana bildirilir.) [İbni Ebi Şeybe]
[Bu müjdelere kavuşabilmek için elbette Ehl-i sünnet itikadında olmak şarttır. Bid’at ehlinin veya gayri müslimlerin yaptığı hiçbir ibadet kabul olmaz.]
İmam-ı Kastalani hazretleri, (Mevahib-i ledünniyye) kitabında buyuruyor ki:
Resulullah efendimizin kabr-i şerifini ziyaret etmek, taatlerin en büyüklerinden ve ibadetlerin en şereflilerindendir. Bunun aksini iddia eden, Allahü teâlâya, Resulüne ve müslümanlara muhalefet etmiş, İslam ipini koparmıştır.
Peygamber mi diri, şehid mi?
Hacca gidip gelen herkes bilir ki, Vehhabiler, Resulullah efendimizin kabri şerifini ziyaret edip "Şefaat ya Resulallah" diyenlere, (Ya hacı, şirk şirk...) diyerek Müslümanlara müşrik diyorlar. Resulullahın ümmetinden olan şehidlere diri dedikleri halde, Resulullah efendimize ölü demeleri âyetlere de, hadis-i şeriflere de aykırıdır.
Tibyan’da bildiriliyor ki:
Bedir’de falanca filanca öldü gitti denildiği zaman, Allahü teâlâ, şehidler için ölü denmesini yasaklayıp buyurdu ki:
(Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Bilakis onlar diridir, ama siz bunun şuurunda değilsiniz.) [Bekara 154]
Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Uhud’da şehid olan kardeşlerinizin ruhları yeşil kuşlarla Cennete gitmiştir. Onlar Cennetin ırmaklarından su içer, meyvelerinden yiyip Arş’ın gölgesinde asılı altın kandillerle giderler, istirahat ederler. Yiyecek, içeceklerin lezzetini ve orada yaşanan hayatın güzelliklerini tattıkları zaman, “Allahü teâlânın bize neler verdiğini kardeşlerimiz bilselerdi de cihattan çekinmeselerdi” dediler. Allahü teâlâ da, ben onlara, sizin durumunuzu bildiririm buyurdu.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace]
Bu konu ile ilgili âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın, onlar, Rableri indinde diridir ve Allah’ın bol nimetinden sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan [henüz şehid olmamış] kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.) [Al-i İmran 169]
Birinci âyette, Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, onlar diridir diye ikaz ediliyor. İkinci âyette de, Allah yolunda öldürülmüş olanların diri olduğu ve yiyip içtikleri bildiriliyor.
Şimdi vehhabilere soruyoruz: Şehid mi üstün, yoksa Peygamber mi?
Şehid sıradan bir Müslümandır. Savaşta ölenin imanı varsa şehid olur. Attan düşüp ölen bile şehiddir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Suda boğulan, yangında ölen, enkaz altında kalarak ölen şehiddir.) [İbni Asakir]
(Abdestli yatıp da ölen şehiddir.) [Deylemi]
(Mütteki müezzin, şehid gibidir. Ölürse kabrinde kurtlanmaz.) [Taberani]
(Allahü teâlâdan sıdk ile ihlas ile şehidlik isteyen, yatağında ölse bile, şehid olur.) [Müslim]
Allah yolunda ölen şehide ölü demek caiz değil iken, bütün ömrünü Allah’ın emrine uyarak Allah yolunda geçiren Peygamber efendimize ölü demek nasıl caiz olur?
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her Peygamber, kabrinde diri olup namaz kılar.) [Beyheki, Ebu Ya’la]
(Peygamberlerin vücudunu toprak çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace, Ebu Davud]
İki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Peygamber, müminlere kendi canlarından üstündür.) [Ahzab 6]
(Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur.) [Fetih 28]
Bu iki âyetten anlaşıldığı gibi, Peygamberimizin dini diğer dinlerden üstün olduğu gibi, kendi de herkesten üstündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ben bütün insanların efendisiyim.) [Buhari]
Şehidlerin ruhu yaşıyor da, âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulullahın ruhu yaşamıyor mu? Ruh ölmez, kâfirlerin ruhu bile ölmez. Peygamberin Allah yanında bir şehid kadar da kıymeti yok mu?
Şehid diri oluyor da, Peygamber niye diri olmasın? Şehid cennette rızıklandırılıyor da Peygamber niye rızıklandırılmasın? Peygamber hâşâ Allah yolunda olmazsa, şehid Allah yolunda nasıl olur?
Peygamber diri olmazsa şehid nasıl diri olur? Peygamber işitmezse, şehid nasıl işitir? Halbuki şehidin, Müslümanlığı da şehidliği de bu Peygambere iman etmeye bağlıdır.
Peki şehidler Allah yolunda da, hâşâ Peygamberler, sıddıklar, ulema-i rasihin ve emr-i maruf yapanlar şeytanın yolunda mıdır? Bu ne çirkin suçlamadır öyle? Resulullah şehid değil midir? Resulullah, son hastalığında, (Hayber’de yediğim zehirli etin acısını hâlâ hissediyorum. Zehrin tesirinden aort damarım, bıçak gibi kesiliyor) buyurdu. (Buhari)
İbni Mesud hazretleri ve diğer Eshab-ı kiram, (O zehirli etin tesiriyle Resulullah şehid oldu) buyurdu. Peygamberlik şehidlikten üstündür. Fakat şehid olmak da bir nimettir. Allahü teâlâ Resulüne bu nimeti de vermek için son hastalığında bu zehrin etkisini göstermiştir. (Mevahib-i ledünniyye)
Sual: Selefi bir siteden aldığım aşağıdaki hadislere uydurma deniyor. Uydurma olmayanların karşısına kaynaklarını yazar mısınız?
CEVAP
İslam âlimlerinin kitaplarındaki bir hadis uydurma olmaz. Çünkü onlar Resulullahın vârisidir. Resulullahın vârisi Resulullaha ihanet eder mi? Sonra onlar uydurma hadisi sahihten ayıramayacak kadar cahil değillerdi. Hadis-i şeriflerin kaynakları karşılarına yazılmıştır:
1- (Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [İbni Huzeyme, Bezzar, Dare Kutni, Taberani]
2- (Sadece beni ziyaret için gelen, kıyamette şefaatimi hak etmiş olur.) [Müslim, Taberani]
3- (Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur.) [Taberani, Dare Kutni, Beyheki, İbni Cevzi]
4- (Sevap umarak beni ziyaret eden, kıyamette bana komşu olur.) [Mevahib-i Ledünniyye]
5- (Hac edip de beni ziyaret etmeyen, bana eza cefa etmiş olur.) [Dare Kutni, İmam-ı Malik, İbni Neccar, Mevahib-i Ledünniyye]
Sual: Son hadiste, (Bana eza cefa etmiş olur) deniyor. Resulullaha eza cefa küfürdür. Bu bakımdan da son hadis uydurmadır deniyor. Bunun açıklaması nedir?
CEVAP
O kimseler mecaz, tevil, kinaye gibi deyimleri bilmedikleri için böyle akıllarına göre konuşuyorlar. Buradaki eza cefa, Resulullaha hakaret etmek değildir. Resulullah efendimiz, o kimse bu sevaptan mahrum kaldı diye üzülür. Bu hadisi bir çok âlim nakletmiş, biz sadece dört tanesini bulduk. Bunların ikisi muhaddis = hadis âlimidir. Birisi imam-ı Malik, hem hadis âlimi hem de Maliki mezhebinin kurucusudur. Bu âlimlere inanılmazsa kime inanılacak ki?
Bu konuda başka hadis-i şerifler de vardır. Üçü şöyledir.
(Bir Müslümana eziyet veren bana eziyet vermiş demektir, bana eziyet veren de Allahü teâlâya eziyet vermiş olur.) [Taberani]
Halbuki Allah’a ve Resulüne eziyet etmek küfürdür. Ama bir mümine eziyet etmek haram olursa da küfür olmaz. Demek ki bir müminin üzülmesine Allah ve Resulü de üzülüyor.
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü teâlâya arz olunur. Cuma günleri de enbiyaya, ana-babaya, yakınlarına arz olunur. İyi amelle onlar ferahlanır, kötü amellerinize üzülürler. Öyle ise Allah’tan korkun ve günah işlemek suretiyle ölülerinize eziyet etmeyin.) [Hakim]
Bizim günahlarımızı gören ölüler, üzülürler, niye bu iyi amel işlemiyor da kötü işler yapıyor derler. Biz günah işlemekle ölülere de günah yazılmaz.
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekat namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekat namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]
Hâşâ biz nâfile namaz kılmazsak Allah’a niye cefa etmiş olalım ki? Demek ki buradaki eza, cefa, (Kulum bu nimetlerden faydalanmadı) diye Allahü teâlâ üzülüyor.
Üç mescitten başkasını ziyaret için, uzak yola çıkmak, Allah rızası için olursa caizdir. Başka niyetlerle olursa haramdır. Bu üç mescit: Mescid-i haram ve mescid-i Nebevi ve mescid-i Aksadır.
(Yalnız üç mescide ziyaret için gidilir) hadis-i şerifi, Kabr-i saadeti ziyaret için Medine-i münevvereye gitmenin çok sevap olduğunu göstermektedir. Bu ziyareti yapmayanlar, bu çok sevaptan mahrum kalarak Resulullahı da üzmüş olurlar.
Medine’nin fazileti
Medine-i münevvere şehri çok kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Medine, kötüleri çıkarır, körüğün, demirin pasını çıkarıp attığı gibi.) [Buhari]
(Medine’de ölebilen, orada ölsün. Ben, orada ölenlere şefaat ederim.) [Tirmizi]
(Haremeynden [Mekke ve Medine'den] birinde ölen, emin olarak dirilir.) [Beyheki]
Eminden maksat, kıyamet korkularını çekmeyendir.
(Bütün beldeler kılıçla, Medine ise Kur’an-ı kerimle fetholundu.) [İbni Neccar]
(Medine’nin açlık ve şiddetine sabreden her mümine, kıyamette şefaat ederim.) [Müslim]
(Medine, İslam’ın kubbesi, hicretin toprağı, helal ve haramın meskenidir.) [Taberani]
Kısaca o mukaddes durağın taşı, toprağı ve her yeri Fahr-i kâinat efendimizin yakınlığı ile şereflenmiştir. Medine halkı, Resulullah efendimizin uğur ve bereketlerinden feyz almak için kendilerini evlerine davet ederlerdi. Aynı zamanda evlerinde namaz kılmasını murad edinirlerdi.
İmam-ı Malik hazretleri, Medine içinde hayvana binmekten kaçınır, (Bir yerde ki, Resulullah yaya gezip mübarek ayağı dokunmuştur, ben orada hayvana binmekten haya ederim) buyururdu.
Üç mescidi ziyaret
Fahr-i âlem efendimizin ziyaretine gitmeye niyet eden, Onun Mescid-i şerifini ziyarete, orada namaz kılmaya da niyet etmeli! Çünkü Onun mescidi, ziyaret için yolculuk yapılan üç mescidden biridir. Bu üç mescid şunlardır: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Nebevi.
Farz ve nafile namazları, Resulullah efendimizin mukaddes mescidinde kılmaya çalışmalıdır! Özellikle Ravda-i mutahharada kılmaya gayret etmelidir! Peygamber efendimiz buranın (Cennet bahçesi) olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Mescid-i haram hariç, mescidimde kılınan bir namaz, başka mescidde kılınan bin namazdan daha sevaptır.) [Buhari]
(Mescidimde, kırk vakit namaz kılan için, Cehennemden kurtuluş beratı yazılır.) [Tirmizi]
Kuba mescidi de önemlidir. Ziyaret ederek, orada namaz kılmalıdır! Peygamber efendimiz, her Cumartesi günü Kuba mescidine gider, orada iki rekat namaz kılardı. (Müslim)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kuba mescidinde namaz kılmak umre yapmak gibidir.) [Tirmizi]
(Gusledip, Kuba mescidine giderek, orada namaz kılana umre yapmış gibi sevap verilir.) [İ. Ahmed]
Eshab-ı kiramın bulunduğu Baki kabristanını da ziyaret etmeli! İmam-ı Malik hazretleri buyurdu ki: (Medine'de eshab-ı kiramdan onbin kişi vefat etmiştir. Onlar hep Baki'de defnedilmiştir.) Peygamber efendimiz, Baki’ye çıkar (Esselamü aleyküm ey müminler topluluğunun yurdu) diye selam verirdi. (Müslim)
Diğer kabirleri de ziyaret etmelidir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İki kabristan, güneş ve ayın yer halkına ışık vermesi gibi gök halkına ışık verir. Birisi Medine kabristanı, diğeri de Askalân kabristanıdır.) [İbni Neccar]
Medine’de kırk vakit namaz
Sual:
Hac veya Umre yapanın, Medine’de sekiz gün kalıp kırk vakit namaz kılması şart mıdır?
CEVAP
Hac veya Umre için, Medine-i münevverede sekiz gün kalıp kırk rekat namaz kılmak şart değildir. Yani kırk rekat namaz kılmak, hac ve umrenin şartlarından veya sünnetlerinden değildir.
Peygamber efendimiz için de Medine-i münevverede sekiz gün kalmak gerekmez.
Kırk rekat namazın fazileti, Resulullahı ziyaret ile değil, Mescid-i nebevinin faziletiyle ilgilidir.
Umre nedir, nasıl yapılır
Umre, hac zamanı olan beş günden başka, senenin her günü, ihram ile yapılan, tavaf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veya kesmektir. Umrenin farzı ikidir. İhram ve tavaf. İhram umrenin şartı, tavaf ise rüknüdür. Sa’y ve tıraş olmak ise vaciptir.
Umre, ömürde bir defa, Hanefi ve Maliki’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.
İhrama girme yerleri:
Mekke’ye mikât sınırları dışındaki yerlerden gelenler yolları üzerindeki mikâtlardan birinde ihrama girerler. Mekke’de bulunulduğu esnada umre yapmak istenirse, Mekkeliler gibi, Harem Bölgesi dışına çıkılarak ihrama girilir.
Umre nasıl yapılır
1- Mikât sınırlarının birinde ihrama girilir ve niyet edilir.
2- Telbiye, tekbir, tehlil salevat-ı şerife okunarak Harem-i şerife girilir. Niyet edilip umre tavafı yapılır.
Tavaf esnasında iztibâ ve ilk üç şavtta remel de yapılır.
3- Tavaf namazından sonra Mes’aya gidilerek umrenin sa’yi yapılır.
4- Tıraş olunup ihramdan çıkılır. Böylece umre tamamlanmış olur.
Umrede Arafat, Minâ, Müzdelife’deki menâsik, kudum ve veda tavafı yoktur.
Okunacak dualar: Buraya yazmadık.
Mutlaka o duaları okumak da şart değil, herkes bildiği duaları okuyabilir.
İş ve umre
Sual: Bir iş için Suudi Arabistan’a giden kimse, Mekke’ye gidip ihrama girerek umre yapabilir mi?
CEVAP
Suudi Arabistan’ın hangi yerine gittiğinizi yazmamışsınız. Eğer mikât denilen yerin içinde iseniz, dışına çıkıp ihram giyerek öyle Mekke’ye gitmeniz gerekir. Mikât’ta ihrama girmek gerekir. Daha önce de giyilse olur. Çünkü Tam İlmihal’de diyor ki:
Hac için, ömre için, ticaret için veya herhangi bir şey için uzaktan gelenlerin, mikât denilen yerleri, ihramsız geçerek, Mekke-i mükerreme Haremine girmeleri haramdır. Geçenin, geri mikâta gelip ihrama girmesi lazımdır. İhrama girmezse, kurban kesmek lazım olur.
Mikât denilen yerler ile, Harem-i Mekke arasına Hil denir. Mikâttan geçerken, bir iş için Hil’de kalmaya niyet edenlerin ve Hil’de oturanların, hacdan başka niyet ile, ihramsız Harem’e girmeleri caizdir. Mikât yerlerini geçerken, niyet ederek ve telbiye yaparak, usulü ile, ihrama girilir. Mikât yerinden önce, hatta kendi memleketinde de giymek caiz ve daha iyidir.
Hacdan önce ve hacda ziyaret yerleri
Ankara
1- Hacı Bayram-ı Veli hazretleri (Ulus)
2- Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri (Bağlum)
Konya
1- Hazret-i Mevlana ve Müzesi
2- Sadreddin-i Konevi hazretleri
3- Şemsi Tebrizi hazretleri
4- Alaaddin Camii
5- İnce Minare
6- Çinili Köşk
7- Koyunoğlu Müzesi
8- Selçuklu Sultanları
Tarsus
1- Eshab-ı Kehf
Şanlı Urfa
1- Hazret-i İbrahim’in ateşe atıldığı kale
2- Balıklı göl
Mısır
1- İmam-ı Şafii hazretleri
2- İmam-ı Şarani hazretleri
3- Seyyidet Nefise hazretleri
Bağdat
1- Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri
2- İmam-ı a’zam hazretleri
3- İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri
4- Seyyid Musa Kazım hazretleri
Medine-i münevvere
1- Ravda-i Mutahhara
2- Hazret-i Ebu Bekir [Sol yanı başındadır]
3- Hazret-i Ömer [Onun solunda]
4- Cennetü’l Baki [Hazret-i Âişe, Hazret-i Osman ve Eshab-ı kiram kabirleri]
5- Mescid-i Kuba
6- Mescid-i Kıbleteyn
7- Hazret-i Hamza’nın kabr-i şerifi
Mekke-i Mükerreme
1- Ebu Kubeys dağı
2- Hira dağı
3- Cennet-ül Mu’allâ kabristanı
Minâ
1- Hazret-i İsmail’in kurban edildiği yer
2- Hazret-i İsmail’in şeytanı taşladığı yer
3- Mescid-i Haif
Müzdelife
1- Mescid-i Meş’arilharam
Arafat
1- Mescid-i İbrahim-nemre
2- Cebel-i Rahme
Şam
1- Cami-i Emeviye ve Ak Minâre
2- Hazret-i Hüseyin’in mübarek başı
3- Binti Zeynep (Hazret-i Hüseyin’in kızı)
4- Bilal-i Habeşi hazretleri
5- Ebu Hureyre hazretleri
6- Ümmü Gülsüm hazretleri
7- Muhiddin-i Arabi hazretleri
8- Kırklar Makamı
9- Selahaddin-i Eyyubi
Humus
1- Halid bin Velid hazretleri ve oğlu
2- Hazret-i Ömer’in oğlu Hazret-i Ubeydullah
Ölen babanın yerine hac
Sual: Ölen babamın yerine hacca gitmek istiyorum. Ne yapmam lazımdır?
CEVAP
Vekaleten hacca gidecek kimsenin daha önce haccetmiş olması yahut zengin birisi olması tercih edilmelidir! Vekil olarak hacca gidecek kimse fakir ise, daha önce de hacca gitmemişse, kendi için de, başka bir yıl hac yapması farz olur.
Vekilin, ihrama girerken, emreden kimse için, kalb ile niyet etmesi şarttır. Hac borcu olan kimsenin, öldükten sonra kendi için hac yapacak vekilin adını bildirerek vasi olan kimseye emir vermesi lazımdır. Meyyit veya meyyitin vasi yaptığı yabancı kimse, vârislerden birini, diğer vârisler izin vermedikçe, vekil yapamaz.
Bir kimse izin vermeden, başkasının, bunun yerine hacca gönderilmesi caiz değildir. Yalnız vâris, ölen akrabası, vasiyet etmemiş, yani hac parası ayırmamış ise, kendine miras kalan para ile, onun yerine hacca gidebilir veya başkasını gönderebilir. Böylece ana-babasını hac borcundan kurtarmış olur. Kendine de, farz olmuş ise, kendi için, ayrıca gitmesi lazımdır. Onları borçtan kurtarması, kendine çok sevap kazandırır.
Sual: Ölmüş veya sağ olan bir kimsenin yerine farz olan hacca gitmek caiz midir? Mesela bir kimse, bu yıl dayısının, öteki yıl amcasının yerine gidiyor. Onlar, hac borcundan kurtuluyor mu?
CEVAP
Namaz, oruç gibi beden ile yapılan ibadetler başkası yerine yapılamaz. Herkesin kendi yapması lazımdır. Vekaletle yaptırılamaz. Zekat gibi yalnız mal ile yapılan ibadetleri, onun izni ve malı ile başkasının yapması caiz olur. Hac, hem beden, hem mal ile yapılır. Bir kimse, hayatta iken, bir özrü de yok iken onun yerine başkası hac yapamaz. Devamlı özrü olan, kendi yerine başkasını hacca gönderebilir. İzinsiz vekil olup haccedenin haccı kendine olur. Sevabını vekil olduğu kimseye bağışlayabilir. Fakat bağışladığı kimse, hac borcundan kurtulamaz.
Kadınların hacca gitmesi
Sual: Bazı kimseler, “Şafii’de kadınlar, başka kadınlarla hacca gidebildiği için Hanefi kadınlar da, yanında mahrem bir erkek olmadan, Şafii’yi taklit ederek hacca gidebilir” diyorlar. Bir kadın, mahremsiz hacca gidebilir mi?
CEVAP
Bir kadın, mahremsiz hacca gidemez. Ancak ebedi mahrem akrabasından fasık ve mürted olmayan akıl baliğ veya mürâhık bir erkekle kocası ile beraber hacca gidebilir. Hadis-i şerifte, (Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez) buyuruldu. (Bezzar)
Hanefi mezhebinde olan kadınların Şafii mezhebini taklit ederek mahremsiz hacca gitmeleri caiz değildir. Bir Hanefi’nin Şafii mezhebini taklit etmesi, ancak bir farzı yaparken veya haramdan sakınırken karşılaştığı sıkıntıdan kurtulması için caiz olur. Caiz olduğu zaman da, taklit edilen mezhebin o husustaki bütün şartlarına uymak lazım olur. Haccın hepsini Şafii mezhebine göre yapmaları lazım olur. Kadının mahreminin hac yolunda ölmesi, Şafii’yi taklit etmesi için özür olur.
Erkeksiz kadın hacca gidemez. Giderse, haccı sahih olur ise de, haramdır. Erkeği ile gidince de, otelde, tavafta, say’da ve taş atarken, erkekler arasına karışması haccın sevabını giderdiği gibi, büyük günaha da girer. Ebedi mahrem erkeği bulunmayan kadın, ihtiyarlayınca, göremez olunca veya iyi olmayacak bir hastalığa yakalanınca, yerine vekil gönderir. Daha önce göndermez.
Sual: Bazıları, 3 kadının bir arada hacca gidebileceğini söylüyorlar. Dinimizde böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur. (Üç kadın hacca gider) demek dinimize aykırıdır. Kadınlar ne kadar çok olursa olsun, Hanefi’de mahremsiz hacca gidemez.
Sual: Bir kadın, eniştesi veya kayınbiraderi ile, uzun yola çıkabilir mi ve hacca gidebilir mi?
CEVAP
Enişte ve kayınbirader, mahrem akraba olmadığı için bunlarla yalnız kalmak günah olduğu gibi uzun yola gitmek de caiz değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’a ve ahirete inanan bir kadının, yanında babası veya oğlu veya kocası veya erkek kardeşi veya bir mahremi olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola gitmesi helal olmaz.) [Buhari]
(Kocası veya mahremi olmayan müslüman bir kadının hacca gitmesi helal olmaz.) [Taberani]
Ancak bir zaruret veya ihtiyaç olunca, mesela mahrem kimse bulamayıp sefere de çıkmak lazım olunca, yanında mahrem erkekleri bulunan saliha hanımlarla beraber gitmek caiz olur. Fasık akraba yerine, salih olan yabancılar tercih edilir. Salih kimse, insanın düşmanı bile olsa, haram işlemekten korktuğu için malımıza, canımıza, ırzımıza zarar vermez. Seferde olan bir hanım ise, yanında mahrem akrabası olmasa da, beyinin ikamet ettiği yere gelebilir.
Sual: Geçen sene bazı şirketler, kadınlar beraber olunca fizana da gidebilirler diyerek bizi hacca götürdüler. Uygun oldu mu?
CEVAP
Hayır. Peygamber efendimiz gidemez buyuruyor. Yanlış yapmışsınız, tevbe etmeniz gerekir.
Sual: Kadın Almanya’dan Türkiye’ye yalnız gidebiliyor da hacca niye gidemesin?
CEVAP
Bir kadın, zaruretsiz 104 kilometreden uzağa gidemez. Giden varsa günah işliyor demektir. Fakat götürecek kimsesi yoksa veya gidecek durumda değilse, salih bir kimse ile memleketine gidebilir, fakat hacca, umreye gidemez.
Sual: Dul bir kadının hacca gidebilmesi için bir erkekle nikahlanması dinimizde var mıdır?
CEVAP
Öyle bir şey yok. Hacca gidebilmek için birisi ile evlenmek gerekmez. Ama illa gideceğim derse, dul bayan, boşanma hakkı kendi elinde olmak üzere nikah yapabilir, muvakkat nikah değil. Normal nikah yapabilir. Gelince kocasını boşayabilir. Boşamak üzere nikah olmaz. Normal nikah yapılır, hacdan gelince boşanır veya boşanmaz onun bileceği iş.
Sual: Dul bir kadın, amcası veya dayısı ile nikahlanıp hacca gidebilir mi?
CEVAP
Amcası, dayısı onun ebedi mahrem akrabasıdır, babası gibidir. Beraber gidebilirler. Amca ile dayı ile evlenilmez. Evlenen kâfir olur.
Sual: Annem, hacca gidince, kalabalıktan dolayı, haram işlememek için tavaf yapamazsa, orada beni vekil edebilir mi?
CEVAP
Vekil edemez. Haram işleyerek de tavaf yapmaz. Bir yolunu bulmalıdır. Bulamazsa ben hac etmeden ölürsem yerime vekil gönderin diye vasiyet eder.
Sual: Yaşlı kadın, yaşlı ve salih erkekle umreye de gidebilir mi?
CEVAP
Sefere gider, umreye gidemez.
Sual: Hacda haram işlemeden haccedemiyen kadın, ne yapar?
CEVAP
Haram işlemeden hac yapmaya çalışır. Haram işlemeden hac yapamazsa, vasiyet etmelidir. Şöyle vasiyet yapabilir:
(Ölene kadar hacca gidemezsem, yerime vekil gönderin.) [Ukud-üd-dürriyye]
Sual: Hanımın nisabın üstünde bileziği var. Hacca gitmesi farz mıdır?
CEVAP
Parası olmak kâfi değildir. Hacca götürüp getirecek mahreminin bulunması da şarttır.
Sual: Kadınlar ihrama girdikleri elbiseyi, ihramdan çıkıncaya kadar çıkarmamaları mı gerekiyor, mesela otelde iken başları açık durabilirler mi?
CEVAP
Durabilirler.
Sual: Muayyen hâli yüzünden ziyaret tavafını yapamayan kadın ne yapar?
CEVAP
Temizlendikten sonra yapar.
Sual: Hayzlı veya nifaslı kadın tavafı, sa’yi temizlenince, ömrünün sonuna kadar senenin herhangi bir ayında yapabilir mi?
CEVAP
Evet. Fakat geciktirmemelidir.
Sual: Hac yolcuğunda, kadınların erkeklerin yanında abdest almaları uygun mudur?
CEVAP
Harama önem vermemek çok tehlikelidir. Başkasının yanında, avret yerini açmadan su ile istinca yapamayan kimse, pislik fazla olsa bile, su ile istincadan vaz geçer. Avret yerini açmaz. Namazı öyle kılar. Açarsa, haram işlediği için fasık olur.
Tenha bir yer bulununca su ile istinca yapar ve namazını iade eder. Gusledecek kimse de tenha yer bulamazsa, teyemmüm eder. Çünkü bir emri yapmak, bir haram işlemesine sebep olursa, haram işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz. (Redd-ül Muhtar)
Sual: Dul bir kadının mahremleri yoksa hacca mahremsiz gidebilir deniyor. Bir de hacda tavaf ederken kalabalıktan sıkışma oluyor, kadın erkek birbirine dokunsa da, zaruret olduğu için haram olmaz deniyor. Ayrıca hacda kadın yabancı erkeklerin yanında kollarını açarak abdest alabilir, necaset varsa temizleyebilir, hacda günah olmaz diyorlar. Bunlar doğru mudur?
CEVAP
Hiç birisi doğru değildir. Çünkü haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce gelir. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. Haramdan kaçmanın sevabı, farzları yapmanın sevabından daha fazladır. Haram işleyerek farz yapılmaz. Farz ile haram bir araya gelince, yani farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farz tehir edilir.
Sual: Bayan bir yazar, (Mahrem erkek akrabası olmadan kadın niye hacca gidemez ki? Âdetli iken niçin harem-i şerife giremez ve tavaf edemez ki? Mevlüt efendi, mazeretli kadının Kâbe’yi tavaf edemeyeceğini söylüyor. Tanrı tavaf hakkını yalnız erkeğe verecek kadar adaletsiz midir? Diyelim ki kadın, hac esnasında regl oldu, ertesi sene gidince yine regl oldu, ne olacak?) diyor. (Dinin emrini bildirenlerin hepsinin psikologa ihtiyacı var) diyor. Buna nasıl cevap vermeli?
CEVAP
Önce günlük işlerden örnek verelim:
Türkiye’de oy kullanma yaşı 18’dir. Milletvekili seçilme yaşı 30’dur. Şimdi 17 yaşındaki bir gencin, (18 yaşındaki gençler, oy kullanıyorlar da, ben niçin oy kullanamıyorum. Bu ne adaletsizlik) demeye hakkı var mıdır? Yirmi yaşındaki bir gencin de, (otuz yaşındakiler milletvekili adayı olurken, ben niye olamıyorum) demesi acaba normal midir? Bir avukatın, (Bana niçin doktorluk yaptırmıyorlar) demesi, bir doktorun da, (Bana niçin avukatlık yaptırmıyorlar. Böyle adalet olmaz) demesi normal midir? Asıl böyle diyenler psikologluk değil midir? Birçok ülke, pasaportu olmayan kimseyi, geri çeviriyor, ülkesine koymuyor. Pasaportsuz birinin, (Herkes gidiyor, beni niye koymuyorlar? Bu ne adaletsizlik) demesi elbette yanlıştır.
Dinin sahibi de Allahü teâlâdır. Kuralları koyan Odur. Kur’an-ı kerimi gönderen Odur. Kur’an-ı kerimi hadis-i şerifleriyle açıklayan Onun Peygamberidir.
En büyük Peygamberi Muhammed aleyhisselam buyuruyor ki:
(Allahü teâlâya ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında babası veya oğlu veya kocası veya erkek kardeşi veya bir mahremi olmadan üç günlük ve daha fazla bir yola gitmesi helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Buhari hazretleri bildirmektedir.]
(Kocası veya mahremi olmayan müslüman bir kadının, hacca gitmesi helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Taberani hazretleri bildirmektedir.]
(Kadın, yanında bir mahremi [nikah düşmeyen erkek akrabası] olmadan hacca gidemez.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Bezzar hazretleri bildirmektedir.]
Bayan yazar bunları bilmeyebilir. Bilmediği de meydandadır. Bilmediği konuları ele alıp da, bilenlerin yanında gülünç duruma düşmesi akıl kârı mıdır? Regl olan bir kadının namaz kılmaması, oruç tutmaması ve tavaf yapmaması Mevlüt efendinin düşüncesi değildir. Kadının muayyen özürlü iken Harem-i şerife girememesi de, şu veya bu yazarın fikri değildir. Bunlar Allah’ın bildirdiği hükümdür. Bunları kimse değiştiremez. Pasaportsuz yabancı bir ülkeye gidilemediği gibi, temiz, abdestli olmayan da Harem-i şerife giremez.
Bu konuda Allah’ın sevgili Peygamberi buyuruyor ki:
(Hayzlı [regl, âdetli olan] kadın namaz kılamaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Ebu Davud hazretleri bildirmektedir.]
(Kâbe’yi tavaf etmek, namaz kılmak gibidir. Namaz kılarken abdestli olmak gerektiği gibi, Kâbe’yi tavaf ederken de abdestli olmak gerekir.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Tirmizi hazretleri bildirmektedir.]
(Cünüp ile hayzlı veya nifaslı kadına mescide, camiye, harem-i şerife girmek helal olmaz.)
[Bu hadis-i şerifi, büyük hadis âlimlerinden imam-ı Muhammed ibni Mace hazretleri bildirmektedir.]
Kadın, tavaf ederken regl olursa, en fazla on gün bekler. Temizlenince tavaf eder. Ertesi sene gelmesine gerek yoktur. Telbiye sırasında sesini yükseltmemesi de yine dinimizin emridir.
Sual: (Çok ihtiyar kadın mahremsiz sefere gidebilir) hükmünü yanlış anlayıp, salih kimselerle hacca gittim. Hâlbuki Hanefi’ye göre, mahremsiz gitmek caiz değilmiş. Mahremsiz hacca gitme günahından kurtulmak için, (Şafii Mezhebine göre gittim) diye niyet etsem, günahtan kurtulur muyum?
CEVAP
Şafii mezhebi taklit edilerek, farz olan hacca da gidilmez. Ancak, bilmeden gidilmişse, (Şafii mezhebine göre gittim) diye niyet edilince, mahremsiz gitme günahından kurtulmuş olunur.
Sual: Şafii mezhebinde, kadınlar, mahremsiz nafile hacca ve sefere gidemez mi?
CEVAP
Evet, gidemezler. Sadece farz olan hacca, kadınlarla birlikte gidebilirler.
Şeytan taşlamak
Sual: Bazıları, şeytan taşlamanın aslı olmadığını söylüyorlar. Bu hususta hadis var mıdır?
CEVAP
Bir şeyin aslı olması için mutlaka hadis-i şerif ile bildirilmesi lazım değildir. Dinimizde dört delil vardır. Bunların birisinde varsa, başka delil aranmaz. Bütün fıkıh kitaplarında şeytan taşlamanın vacip olduğu bildirilmektedir.
Bu hususta birkaç hadis-i şerif şöyle:
(Ya Resulallah, bu taşları şeytana atmaktaki mükafatımız nedir?) diye sorana, buyurdu ki:
(Bunun mükafatını, en çok muhtaç olduğun Kıyamette, Rabbinin katında bulacaksın!) [Taberani]
(İbrahim aleyhisselam, hac yapmaya geldiği vakit, ilk cemrede [şeytan taşlama yerinde] yolunu kesen şeytana yedi taş attı. Şeytan yere battı. İkinci cemrenin yanında görünce yine yedi taş attı. Şeytan yine yere battı. Üçüncü taşlama yerinde şeytanı tekrar görünce, yedi taş atıp onu yerin dibine geçirdi.) [Hakim, İbni Huzeyme]
Resulullah efendimizin şeytan taşlamaya yaya gidip geldiği Tirmizi’deki hadis-i şerifte bildirilmektedir.
Sual: Her yıl şeytan taşlanırken, izdiham oluyor, insanlar ölüyor. Buna çare olarak şeytan gece taşlanamaz mı? Başka bir yol bulunamaz mı, bir tedbir alınamaz mı?
CEVAP
Her türlü tedbir alınabilir. Gece de taş atılabilir. Ancak organize edecek bir güvenliğe ihtiyaç vardır. Sadece bir taraftan girip öte taraftan çıkılsa yine gerekli tedbir alınmış olur. Gelenlerle gidenler aynı yolu paylaşınca izdihama sebep oluyor. Tavafta da tedbir alınmıyor. Kadın erkek, hasta sağlam karışık oluyor. Halbuki belli saatlerde kadınlar, yine belli saatlerde erkekler ziyaret etse rahat olur. İstanbul’da Hırka-i şerifte kadınların saati ayrı, erkeklerin saati ayrıdır. Tavafta da böyle yapabilirler.
Şeytana taş atarken yürüyen merdivenler gibi şeritler yapılabilir, metro, tren, tramvay yapılabilir. Bir taraftan girip öteki taraftan çıkarlar. Hiç izdiham olmaz. Çözüm istense çare çoktur. Gece de taş atmak caizdir. Dinimizin hükmü aşağıda bildirilmiştir:
Mina’da, bayram günleri üç gün şeytan taşlanır. Bayramın birinci günü Mina’da, Cemre-i Akabe [Büyük Şeytan] denilen yerde iki buçuk metreden veya daha uzaktan Cemre [Büyük Şeytan] yerini gösteren duvarın dibine nohut kadar yedi taş atılır. Ertesi sabaha kadar caiz ise de, o gün öğleden önce atmak sünnettir. Bayramın ikinci günü, öğle namazından sonra üç ayrı yerde, yedişer taş atılır. Mescid-i Hıf'e yakın olandan başlanır. Önce küçük şeytan, sonra orta şeytan ve büyük şeytana yedi taş atılır, toplam 21 taş eder.
Bayramın üçüncü günü de böyle yedişer taş atılır ki, hepsi 49 taş olur. [Aynen ikinci günkü gibi.] Bu taşları öğleden önce atmak mekruhtur. [Birinci gün öğleden önce atılır, ikinci ve üçüncü gün öğleden sonra atılır.]
Üçüncü günü güneş batmadan önce, Mina’dan ayrılınır. Dördüncü gün de Mina’da kalıp, sabahtan güneşin batışına kadar dilediği zaman 21 taş daha atmak müstehabdır. [Küçük, orta ve büyük şeytana yedişer taş atılır.]
Dördüncü günü sabaha kadar Mina’da kalıp da taş atmadan ayrılırsa, ceza olarak koyun kesmek gerekir. (S. Ebediyye)
Hac ile ilgili çeşitli sorular
Sual: Hac vakti ne zamandır?
CEVAP
Hac vakti, arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür
Sual: Hacda 15 günden fazla kalan, mukim olup kendisine kurban kesmesi vacip olacağı için, bayram kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekalet verip kestirebilir mi?
CEVAP
Bayram kurbanını vekaleten Türkiye’de kestirmesi caizdir.
Sual: Şükür kurbanını da vekaletle Türkiye’de kestirmek caiz mi?
CEVAP
Şükür kurbanı Mina’da kesilir. Mekke’de bile kesilmez.
Sual: Bu sene hacca giderken, Ankara’da ihramı giydik. Hacca gidemeyince çıkarmak mecburiyetinde kaldık. İhramı çıkarmanın cezası nedir?
CEVAP
Mikâttan önce çıkarınca, ceza icap etmez.
Sual: İhramı kefen yapmak ve kefeni zemzemle yıkamak caiz midir?
CEVAP
İhramı kefen yapmak caizdir. Kefeni zemzemle yıkamak ise, Hanefi’de caiz, Şafii’de haramdır.
Sual: Haccı ertelemek olur mu? Haram para ile hacca giden, hac borcundan kurtulur mu?
CEVAP
Üzerine hac farz olan kimseye, haccı ertelemek, Şafii’de ve imameyne göre caiz, diğer üç mezhepte caiz değildir. O sene gitmez ise, günah olur. Sonraki senelerde hacca giderse, erteleme günahı af olur. O sene, hac yolunda ölürse hac sâkıt olur.
Haram para ile hacca gidenin haccı Hanbeli’de sahih olmaz, diğer üç mezhepte, günahkâr olsa da haccı sahih olur, yani hac borcundan kurtulur.
Sual: Bazı hacılar hiç iyi örnek olmuyorlar, niye böyle?
CEVAP
Ahir zamanda ibadet edenler azalacak, ibadet edenlerin de ibadetlerinde çeşitli noksanlıklar bulunacaktır. Bugün ticaret için, yankesicilik için hacca gidenler yok mudur? Dünya gittikçe bozulacaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir zaman gelir ki, hacca, sultanlar [devlet başkanları] gezi için, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, din görevlileri de gösteriş için giderler.) [Hatib]
Sual: Haram para ile hacca gidilse, hac sahih olur mu?
CEVAP
Haram para ile hacca gidilmez. Gidilirse, hac sahih olursa da, hacdan hasıl olacak sevaba kavuşulmaz.
Sual: Müslümanlardan veya kâfirlerden ayakbastı parası almak haram mıdır?
CEVAP
Evet haramdır.
Sual: İhramlı iken saçını kazıtmak sünnet midir?
CEVAP
Vaciptir. İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmeli veya en az 3 cm, kendisi veya başkası kırkmalı. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser
Sual: Hacda bayanlarla aynı hizada namaz kılmak zorunda kalacağız. Kâbe’de kadınlarla beraber aynı hizada namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir.
Sual: (Haccı kabul olanın, kul ve Hak borçlarından başka bütün günahlar affedilir) diyorsunuz. İnsanın ya kul borcu veya Hak borcu olur. Başka ne günah olur ki de, diğer günahlar tabirini kullanıyorsunuz?
CEVAP
Kabul olan hac, namaz, oruç ve zekat borçlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları da verilmedikçe veya helalleşilmedikçe ödenmiş olmaz.
Diğer günahlar çoktur. Kabul olan hac, içki içmek, yalan söylemek, kumar oynamak, cünüp gezmek, domuz eti gibi haram yemek, açık gezmek, harama bakmak, müzik dinlemek, haset etmek, ipek giymek gibi birçok günahlar vardır. Kabul olan hac bu günahların affına sebep olur.
Sual: Zamanımızda ne kadar parası olana hac farzdır mesela ailesinin yanında kalan bir bekâr erkek eğer hacca gidecek ve gelecek kadar parası var ise hac buna farz mıdır?
CEVAP
Haccın eda şartları bulunan kimsede vücub şartları da varsa hac farz olur. Vücub şartlarından birisi de, geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve varsa geride kalan kimselere yetecek kadar, helal parası olmak.
Sual: Revakların ikinci katına çıkarak Kâbe-i şerifi tavaf etmek caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir.
Sual: Vekaleten hacca gitmiş olan fakire, hac farz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Görevle hacca giden fakir, zengin olunca, tekrar gider mi?
CEVAP
Farza niyet edince gitmez, nafileye niyet edince gider.
Sual: Hacca giden, hilali görse, Suudların yanlışını anlasa, ertesi günü Arafat’a çıkması lazım mı?
CEVAP
Elbette.
Sual: Hacılar, ifrad hacca niyet etse, şükür kurbanı kesmez mi?
CEVAP
Kesmez.
Sual: Hac yapanın bütün günahları af olur mu?
CEVAP
Kul hakkı ve kaza borcu af olmaz. Tehir günahı af olur.
Sual: Kâbe-i şerifi yedi kere dönmek bir tavaf mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Hac mevsimi haricinde umre yapan fakire hac farz olur mu?
CEVAP
Hac farz olmaz.
Sual: Geçen sene, hacda kesemediğim şükür kurbanının kazası olarak şimdi on gün oruç tutmam lazım mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Falcılığa tevbe ettim. Bu parayla hacca gitmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Sâkin olunan yerden hacca vekil gönderilir. Babam İzmit’te hastalanıp İstanbul’a gelince öldü. İstanbul’dan vekil gönderilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda mukim olan, kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekalet verse caiz olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: İhramlı iken düşmanı öldürmek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kardeşim, şu parayı al hacca git dedi. Hayır dedim günah mı?
CEVAP
Günah olmaz.
Sual: Her umrede şükür kurbanı kesilir mi?
CEVAP
Bir umrede yapılması gereken, her umrede yapılır.
Sual: Annem dul ve zengindir. (Paranı vereyim beraber hacca gidelim) diyor. Gitmezsem günaha girer miyim?
CEVAP
Hayır.
Sual: Zengin hanımı tarafından, yol masrafı karşılanan fakir erkek, hanımını hacca götürmeye mecbur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: İhramlı iken, dikişli terlik giymek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Nafile hacca başlayıp terk eden, başka sene hacceder mi?
CEVAP
Hayır. Hac bir kere farzdır.
Sual: Hacda, bir özürle taş atamayan, yerine vekil tayin eder mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: İhramı iki omuza da sarmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
İhram, peştamal gibi, iki beyaz bez olup, biri belden aşağı sarılır, öteki de omuzlara sarılır. Tavafa başlarken sağ koltuk altından geçirilir. (Cevhere)
Sual: Hacda bedava bozuk, sapık kitaplar dağıtıyorlar. Ne yapalım, imha edelim mi?
CEVAP
Evet.
Sual: İhramımı, kefen yapmam caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Fakirim. Beni vekil edene (Hacca gidince, bana da hac farz olur. İkinci seneki hac paramı da verirsen giderim) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Haccımın sahih olmadığını zannediyorum. Tekrar hacca gidince, farz olan hacca diye niyet etmem caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacda şükür kurbanı kesemeden ölenin yerine velisi keser mi?
CEVAP
Vasiyet etmiş ise kesmek lazım olur.
Sual: Zengin veya fakir a’ma hac yapsa, farz sevabı alır mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Nafile hac, abdestin sünnetinden efdal demek, farzı nafile olarak yapmak, sünneti yapmaktan daha sevap, manasına gelir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Hacca gitmek yerine ülkede ki fakirleri doyursam olur mu?
CEVAP
Olmaz.
Sual: Kayınvalidem demişti ki, (yabancı ülkede çalışıp kazanılan para haram olur. Bu para ile hacca bile gidilmez.) Böyle şey var mı dinimizde?
CEVAP
Yok öyle bir şey. Yabancı ülkede çalışıp kazanılan para haram olmaz.
Sual: Hacda kurban kesmek farz mıdır?
CEVAP
Vaciptir.
Sual: Erkeklerin dikişli sandalet ve kemer giymeleri uygun mudur?
CEVAP
Evet.
Sual: Riyâllerde İslam harfleriyle yazı var. Hacda, içinde riyâl bulunan keseyi bacak arasına sarkıtmak caiz mi?
CEVAP
Zaruret kadar caiz olur.
Sual: Bu yıl hacca gidiyorum. Kâbe’yi görünce dua kabul oluyormuş. Kâbe’yi görünce nasıl dua edelim? “Ya Rabbi, yapacağım bütün dualarımı kabul et” diye dua etmek uygun mu?
CEVAP
Biz bilmeden kendimiz için zararlı olacak dua da edebiliriz. Malın çokluğu, ömrün uzunluğu gibi şeyler hayırlı olacaksa istenmelidir. Bunu da biz bilemeyiz. Onun için dua ederken, (Ya Rabbi, yapacağım bütün hayırlı dualarımı kabul et) demeli.
Kâbe’yi görünce ve zemzem içerken, (Ya Rabbi imanla ve şehid olarak ölmeyi nasip eyle) denebilir. En uygunu da (Hakiki imana kavuştur) diye dua etmelidir. Çünkü hakiki imana kavuşunca artık imansız ölme tehlikesi yoktur.
Sual: Zengin, hacca gitmeyi ertelese, sonra da fakir olsa, hacca gitmesi yine farz mı?
CEVAP
Hac farz olduktan sonra mal elden çıksa da, affolmaz. Yani yine hacca gitmesi gerekir. Hacca gidemeden ölürse, yerine vekil gönderilmesi için vasiyet eder.
Sual: Kadın, kocasının izni olmadan, hacca gidemez mi?
CEVAP