|
MELEKLER
|
BÜYÜK MELEKLER
Cenâb-ı Allah'ın bütün melekler içinde
üstün kıldığı dört büyük melek.
Melek kelimesi Arapça'da "haberci"
anlamına gelmektedir. Çoğulu "melâike"
olarak gelmekte ise de, gerek
Türkçe'de ve gerekse Arapça'da çoğul
manasına "melek"' olarak da
kullanılmaktadır.
Melekler, ruh gibi lâtîf, nûrânî,
mahiyetleri Allah katında malum,
varlıkları bizim dünyamıza ait olmayan
fakat insanlarla ilgili bir takım
görevleri bulunan varlıklardır. Akıl
ve nutukları olup; şehvet ve gadap
gibi beşerî ihtirasları, yemeleri,
içmeleri yoktur. Evlenmek, doğmak ve
doğurmaktan uzaktırlar. Çeşitli
şekillere girebilirler. Allah'ın
emrine asla isyan etmezler, yerde ve
gökte bir takım vazifeler ile meşgul
olurlar. Daima Yüce Allah'ı tesbih ve
zikrederler. Meleklerin bu özellikleri
için bakınız: (el-En'âm, 6/9,100; el-Hicr
15/8; el-Fâtır 35/1; el-Meâric 70/4)
Meleklerin sayısı ve her birinin hangi
işlerle vazifeli oldukları bizce malûm
değildir. Ancak bunlardan bir kısmı ve
vazifeleri Kur'an-ı Kerîm'de ve Hz.
Peygamber'in hadislerinde
bildirilmiştir. Bu bilgilere
göre"büyük melekler" olarak tanınan
dört melek vardır ki, bunlar: Cebrâil,
Azrail, İsrafil ve Mikâil'dir.
Cebrâil:
Kur'an'da üç yerde "Cibrîl" olarak
geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim
66/4) diğer bazı ayetlerde de
kendisinden Rûhu'l-Kudüs ve Rûh olarak
bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87,
253; el-Mâide 5/110).
Vazifesi, Allah'ın emir ve nehiylerini
peygamberlerine bildirmektir. Bütün
vahiy onun vasıtasıyla nazil olmuştur.
Cebrâil, bu görevi yerine getirirken
peygamberimize çeşitli şekil ve
suretlerde gelirdi. Birçok defa insan
şeklinde bu görevini ifa ederdi. İnsan
şekline girdiğinde daha ziyade Dıhye
isimli sahabenin kılığında, bazan da
normal bir bedevî olarak gelirdi ki,
"Cibrîl hadisi" diye bilinen hadisin
vukûunda Hz. Peygamber'e bu kılıkta
gelmiştir.
Cebrâil bu gelişlerinin sadece iki
defasında aslî suretinde görünmüştür.
Bunlardan birisi (en-Necm, 53/6-7)
ayetlerinin nuzûlünde, diğeri ise yine
Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin
nuzûlü esnasındadır (Tecrid-i Sarih
Tercümesi, IX, 95).
Azrâil:
Kur'an-ı Kerîm'de
"Melekü'l-mevt" ( = ölüm meleği)
olarak geçmektedir. " Ey Muhammed de
ki; size vekil kılınan ölüm meleği
canınızı alacak, sonra Rabbinize
döndürüleceksiniz." (es-Secde, 32/11)
Allah'ın emri ve izni ile canlıların,
ölecekleri zaman canlarını almakla
vazifelidir.
İsrafil:
Kur'an'da "İsrâfil" olarak ismi
geçmemektedir. Ancak, kıyametin vukûu
ile ilgili ayette "(İsrâfil tarafından
birinci sefer) Sûr'a üflenince
Allah'ın dilediği (melekler) müstesna
göklerde olanlar ve yerde olanlar
bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr'a
(ikinci defa) üflenince ölüler
mezarlarından kalkıp bakınıp
dururlar." (ez-Zümer 39/68)
buyurulmakta, dolayısıyla isim olarak
olmasa da bu meleğin vazifesi bu
ayetle belirtilmektedir. Buradan
kıyametin ve ahiret gününün yani
yeniden dirilmenin başlangıcında bir
Sûr'a üfürme olacağı anlaşılmaktadır
ki, bu işle vazifeli melek İsrâfil
(a.s.) dır. Bu görevinden dolayı
İsrafil'e "Sûr meleği" ismi de
verilmektedir.
Ayrıca İsrâfil'in, "Levh-i Mahfuz"* da
yazılanları okumak ve ilgili meleğe
haber vermekle de görevli olduğu
bilinmektedir.
Mikâil:
Kur'an-ı Kerîm'de bir yerde "Mikâil"
olarak zikredilmektedir. (el-Bakara
2/98)
Mikâil'in görevi: yağmurun
yağdırılması, rüzgârın estirilmesi ve
mevsimlerin tanzimi gibi tabiat
olaylarını Allah'ın emri ve izni ile
vukua getirmektir.
Bu dört meleğin dışında, her insanın
yanında bulunan ve daima onun küçük,
büyük, gizli ve aşikâr yaptığı bütün
işleri yazan melekler vardır ki,
bunlara "Kirâmen kâtibîn"* denir.
Ayrıca öldükten sonra kabirde sual
sormakla vazifeli "Münker* ve Nekir"*
melekleri de vardır.
Meleklere inanmak, müslümanlığın iman
ve itikat esaslarındandır. İnanmayan,
müslüman olamaz; inkâr eden de dinden
çıkar. Zira, Kur'an-ı Kerîm'de
meleklerin varlığından bahsedilmekte,
bir kısmının ise bizzat isimleri
geçmektedir. Yüce Allah şöyle
buyuruyor: "Her kim Allah'a ve
meleklerine ve peygamberlerine ve
Cibrîl'e ve Mikâil'e düşman olursa
Allah da kâfirlere düşmandır"
(el-Bakara 2/98). Ayrıca Kur'an'da
Fâtır suresinin bir diğer adı da
"Melâike suresi"dir.
Melekler, bilfiil vardır. Onları
görememiş olmamız onların yokluğu
yolunda bir delil teşkil etmez.
Onların bizim tarafımızdan
görülmemesi, farklı bir şekilde
yaratılmış bulunmalarından,
vücudlarının rûhânî ve nûrâni
olmalarındandır. Bizim gözümüz ise
onları görebilecek şekilde
yaratılmamıştır. Nitekim kendi
aklımızı ve ruhumuzu da göremiyoruz,
fakat onların varlığına inanıyoruz.
MELEKLERLE İLGİLİ KUR'AN-I KERİM'DE
GEÇEN AYETLER
|
2:30 - |
Bir zamanlar Rabb'in
meleklere: "Ben yeryüzünde
bir halife yaratacağım"
demişti. (Melekler): "A!..
Orada bozgunculuk yapacak ve
kan dökecek birisini mi
yaratacaksın? Oysa biz seni
överek tesbih ediyor ve seni
takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in):
"Ben sizin bilmediklerinizi
bilirim." dedi. |
| |
 |
|
2:31 - |
Ve Âdem'e
isimlerin hepsini öğretti,
sonra onları meleklere
gösterip: "Haydi davanızda
sadıksanız bana şunları
isimleriyle haber verin."
dedi. |
| |
 |
|
2:34 - |
Ve o zaman meleklere:
"Âdem'e secde edin!" dedik,
hemen secde ettiler. Yalnız
İblis dayattı, kibrine
yediremedi, inkârcılardan
oldu. |
|
|
 |
|
2:98 - |
Her kim
Allah'a, Allah'ın
meleklerine,
peygamberlerine, Cebrail ile
Mîkâil'e düşman olursa, iyi
bilsin ki, Allah da o
kâfirlerin düşmanıdır. |
| |
 |
|
2:161 - |
Ama âyetlerimizi inkar etmiş
ve kâfir olarak can vermiş
olanlara gelince, işte
Allah'ın laneti, meleklerin
laneti ve insanların laneti
hep onların üzerine olsun. |
| |
 |
|
2:177 - |
Yüzlerinizi
bazan doğu, bazan batı
tarafına çevirmeniz erginlik
değildir. Fakat eren o
kimselerdir ki, Allah'a,
ahiret gününe, meleklere,
kitabave bütün peygamberlere
iman edip, yakınlığı
olanlara, öksüzlere,
yoksullara, yolda kalmışa,
dilenenlere ve esirleri
kurtarmaya seve seve mal
verirler. Namazı kılarlar,
zekatı verirler. Bir de
andlaştıkları zaman
sözlerini yerine getirenler,
hele sıkıntı ve hastalık
durumlarında ve harbin
şiddetli zamanında sabır ve
kararlılık gösterenler var
ya, işte doğru olanlar da
bunlardır, korunanlar da
bunlardır. |
| |
 |
|
2:210 - |
Onlar sadece gözetiyorlar
ki, Allah, buluttan
gölgelikler içinde
meleklerle birlikte
geliversin de iş
bitiriliversin. Halbuki
bütün işler Allah'a
döndürülüp götürülür. |
| |
 |
|
2:248 - |
Peygamberleri, onlara şunu
da söylemişti: Haberiniz
olsun, Onun hükümdarlığının
alâmeti, size o tabutun
gelmesi olacaktır ki onda
Rabbinizden bir sekine
(sükûnet, gönül rahatlığı),
Musa ve Harun ailelerinin
bıraktıklarından bir bakiyye
(kalıntı) vardır. Onu
melekler getirecektir. Eğer
iman etmiş kimselerden
iseniz, bunda sizin için
kesin bir ibret, bir alâmet
vardır. |
| |
 |
|
2:285 - |
Peygamber, Rabbi'nden
kendisine ne indirildiyse
ona iman etti. Müminlerin de
hepsi Allah'a, meleklerine,
kitaplarına ve
peygamberlerine iman
ettiler. "Biz Allah'ın
peygamberleri arasında
ayırım yapmayız, duyduk ve
itaat ettik. Ey Rabbimiz,
bağışlamanı dileriz, dönüş
ancak sanadır." dediler. |
| |
 |
|
3:18 - |
Allah
şehadet eyledi şu gerçeğe
ki, başka tanrı yok, ancak O
vardır. Bütün melekler ve
ilim uluları da dosdoğru
olarak buna şahittir ki,
başka tanrı yok, ancak O
aziz, O hakîm vardır. |
| |
 |
|
3:39 - |
Zekeriyya mabedde namaz
kılarken melekler ona:
"Allah sana, Allah'dan bir
kelimeyi doğrulayıcı,
efendi, nefsine hakim ve
iyilerden bir peygamber
olarak Yahya'yı müjdeler."
diye ünlediler. |
| |
 |
|
3:42 - |
Hani
melekler: "Ey Meryem! Allah
seni seçti, seni tertemiz
yarattı ve seni dünya
kadınlarına üstün kıldı. |
| |
 |
|
3:45 - |
Melekler şöyle demişti: "Ey
Meryem! Allah sana
kendisinden bir kelimeyi
müjdeliyor ki, adı Meryem
oğlu İsa Mesih'dir; dünyada
da ahirette de itibarlı,
aynı zamanda Allah'a çok
yakınlardandır. |
| |
 |
|
3:80 - |
Ve O size:
"Melekleri ve peygamberleri
tanrılar edinin." diye de
emretmez. Siz müslüman
olduktan sonra, size hiç
inkârı emreder mi? |
| |
 |
|
3:87 - |
İşte onların cezaları,
Allah'ın, meleklerin,
insanların hepsinin laneti
onların üzerlerindedir. |
| |
 |
|
3:124 - |
O zaman sen
müminlere: "Rabbinizin size,
indirilmiş üç bin melek ile
yardım etmesi size yetmez
mi?" diyordun. |
| |
 |
|
3:125 - |
Evet, sabreder ve
(Allah'tan) korkarsanız,
onlar ansızın üzerinize
gelseler, Rabbiniz size
nişanlı nişanlı beş bin
melekle yardım eder. |
| |
 |
|
4:97 - |
Melekler,
kendilerine zulmeden
kişilerin canlarını
aldıklarında, onlara, "Ne
işte idiniz?" derler. Onlar
da: "Biz yer yüzünde zayıf
kimselerdik." derler.
Melekler: "Allah'ın yeryüzü
geniş değil miydi, siz de
orada hicret etseydiniz ya?"
derler. İşte bunların
varacakları yer cehennemdir.
O ne kötü gidiş yeridir. |
| |
 |
|
4:136 - |
Ey iman edenler! Allah'a,
Peygamberine, Peygamberine
indirdiği Kitab'a, ve daha
önce indirdiği kitaba iman
edin. Kim Allah'ı,
meleklerini, kitaplarını,
peygamberlerini ve ahiret
gününü inkâr ederse
sapıklığın en koyusuna
düşmüş olur. |
| |
 |
|
4:166 - |
Fakat
Allah, sana indirdiğini
kendi ilmiyle indirmiş
olduğuna şahitlik eder.
Melekler de buna şahitlik
ederler. Allah'ın şahitliği
de kafidir. |
| |
 |
|
4:172 - |
Hiçbir zaman Mesih de
Allah'ın bir kulu olmaktan
çekinmez, Allah'a yakın
melekler de. Kim O'na kulluk
etmekten çekinir ve büyüklük
taslarsa bilsin ki O,
onların hepsini huzuruna
toplayacaktır. |
| |
 |
|
6:8 - |
"O'na bir
melek indirilmeli değil
miydi?" dediler. Eğer bir
melek indirseydik, iş
bitirilmiş olurdu, sonra
kendilerine hiç göz
açtırılmazdı. |
| |
 |
|
6:9 - |
Eğer Peygamberi, biz bir
melek yapsaydık, yine de onu
bir adam şeklinde yapardık
ve onları yine düştükleri
kuşkuya düşürürdük. |
| |
 |
|
6:75 - |
Böylece biz
İbrahim'e göklerin ve yerin
melekûtunu (muhteşem
varlıklarını) gösteriyorduk
ki, kesin inananlardan
olsun. |
| |
 |
|
6:93 - |
Allah'a karşı yalan uyduran,
yahut kendisine hiçbir şey
vahyolunmadığı halde: "bana
vahyedildi" diyen ve:
"Allah'ın indirdiği gibi bir
kitap da ben indireceğim"
diye iddiada bulunandan daha
zalim kim olabilir? O
zalimlerin halini ölüm
şiddeti içindeyken bir
görsen! Melekler onlara
ellerini uzatırlar ve:"
Ruhunuzu teslim edin. Bugün,
Allah'a karşı haksız şeyler
söylediğinizden ve O'nun
âyetlerine karşı
böbürlenmenizden dolayı
alçaltıcı bir azapla
cezalandıralacaksınız"
derler. |
| |
|
6:111 - |
Eğer biz onlara melekleri
indirseydik, ölüler de
kendileriyle konuşsaydı ve
her şeyi toplayıp
karşılarına getirseydik,
Allah'ın diledikleri hariç,
yine de inanacak değillerdi,
fakat çokları bunu
bilmezler. |
| |
 |
|
6:158 - |
(İnanmak
için) ille meleklerin
gelmesini, yahut Rabbinin
gelmesini, ya da Rabbinin
bazı âyetlerinin gelmesini
mi bekliyorlar? Ama Rabbinin
(azab) işaretlerinin geldiği
gün, daha önce iman etmemiş,
yahut imanında bir hayır
kazanmamış kimseye, artık
inanması bir fayda sağlamaz.
De ki: "Bekleyin; biz de
beklemekteyiz." |
| |
 |
|
7:11 - |
Sizi yarattık, sonra size
biçim verdik, sonra da
meleklere: "Âdem'e secde
edin" dedik; hepsi secde
ettiler, yalnız İblis, secde
edenlerden olmadı. |
| |
 |
|
7:20 - |
Derken
onların, kendilerinden gizli
kalan çirkin yerlerini
kendilerine göstermek için
onlara fısıldadı: "Rabbiniz,
başka bir sebepten dolayı
değil, sırf ikiniz de birer
melek ya da ebedî
kalıcılardan olursunuz diye
sizi şu ağaçtan men etti."
dedi. |
| |
 |
|
8:9 - |
O vakit siz Rabbinizden
yardım diliyordunuz. O da:
"Ben işte ardarda bin
melekle size yardım
ediyorum" diye duanızı kabul
buyurmuştu. |
| |
 |
|
8:12 - |
İşte o anda
Rabbin meleklere şöyle
vahyediyordu: Ben sizinle
beraberim, müminlere sebat
verin. Kâfirlerin yüreğine
korku salacağım, hemen
boyunlarının üstüne vurun,
parmaklarına, parmaklarına
vurun". |
| |
 |
|
8:50 - |
Melekler, o kâfirlerin
yüzlerine ve sırtlarına vura
vura ve "Tadın bakalım
cehennem azabını!" diye diye
canlarını alırken hallerini
bir görmeliydin. |
| |
 |
|
11:12 - |
(Ey
Resulüm!) Şimdi belki sen,
"Ona bir hazine indirilse,
ya da beraberinde bir melek
gezip dolaşsa ya!" diyorlar
diye sana vahyolunan vahyin
bir kısmını terkedecek
olursun ve bundan dolayı da
göğsün daralır. Sen yalnızca
bir uyarıcısın. Allah ise
her şeye vekildir. |
| |
 |
|
11:69 - |
Andolsun ki, İbrahim'e de
elçilerimiz (melekler) müjde
ile geldiler ve "selâm"
dediler, o da "selâm" dedi
ve hemen gidip onlara
kızartılmış bir buzağı
getirdi. |
| |
 |
|
11:74 - |
İbrahim'den
korku iyice geçip gidince,
bu müjde de kendisine
gelince, bizim
(meleklerimiz)le Lut kavmi
hakkında tartışmaya girişti: |
| |
 |
|
11:76 - |
Melekler: "Ey İbrahim! Bu
konuda bizimle tartışmaktan
vazgeç. Çünkü Rabbinin emri
kesin olarak geldi ve onlara
geri çevrilmesi mümkün
olmayan bir azap gelecektir. |
| |
 |
|
11:81 - |
Melekler
dediler: "Ey Lut! Şundan
emin ol ki, biz Rabbinin
elçileriyiz. Onlar sana asla
zarar veremezler. Sen,
gecenin bir kısmı olunca
ailenle birlikte hemen
buradan çık git. İçinizden
hiç kimse geri kalmasın,
eşin başka. Çünkü ona da
onlara gelecek olan musibet
gelecektir. Haberin olsun,
helâk zamanları sabah
vaktidir. Zaten sabah yakın
değil mi?" |
| |
 |
|
12:31 - |
Azizin karısı, onların
gizliden gizliye dedikodu
yaydıklarını işitince,
onlara davetçi gönderdi ve
onlara mükellef bir sofra
hazırladı. Her birine bir
bıçak verdi, beri taraftan
da Yusuf'a "çık karşılarına"
dedi. Görür görmez hepsi onu
gözlerinde çok büyüttüler ve
(şaşkınlıkla) ellerini
kestiler. Dediler ki: "Hâşâ!
Allah için, bu bir insan
değil, olsa olsa yüce bir
melektir." |
| |
 |
|
13:13 - |
Gök
gürültüsü O'na hamd ile,
melekler de O'nun
korkusundan dolayı O'nu
tesbih ederler. O
yıldırımlar gönderir, onunla
dilediğini çarpar. Onlar
Allah hakkında mücadele edip
duruyorlar. Oysa Allah'ın
çarpması pek çetindir. |
| |
 |
|
13:23 - |
Adn cennetlerine girecekler,
atalarından, eşlerinden ve
zürriyetlerinden salih
olanlarla birlikte
olacaklar. Melekler de her
kapıdan yanlarına girip
şöyle diyecekler: |
| |
 |
|
15:7 - |
"Eğer
peygamberlik davanda doğru
kimselerdensen, bize
melekleri getirmeliydin." |
| |
 |
|
15:8 - |
Biz o melekleri ancak, hak
ile indiririz. Ve
indirildikleri vakit de
onlara (kâfirlere) hiç
mühlet verilmez. |
| |
 |
|
15:28 - |
Ey
Peygamber! Rabbinin
meleklere şöyle dediğini
hatırla: "Ben, kuru
balçıktan, şekil verilmiş
kokuşmuş çamurdan bir insan
yaratacağım." |
| |
 |
|
15:30 - |
Bunun üzerine meleklerin
hepsi toptan secde ettiler. |
| |
 |
|
15:52 - |
Hani
melekler, İbrahim'in yanına
girdikleri zaman, "selam"
demişler, İbrahim de onlara:
"Biz sizden korkuyoruz"
demişti. |
| |
 |
|
15:53 - |
Melekler: "Korkma! Gerçekten
biz sana bilgin bir oğul
müjdeliyoruz" dediler. |
| |
 |
|
15:55 - |
Melekler:
"Seni gerçekle müjdeliyoruz.
Sakın Allah'ın rahmetinden
ümidini kesenlerden olma!"
dediler. |
| |
 |
|
15:58 - |
Melekler şöyle dediler: "Biz
suçlu bir kavmi
cezalandırmak için
gönderildik. |
| |
 |
|
15:61 - |
Melek olan
elçiler, Lût kavmine
gelince, |
| |
 |
|
15:67 - |
Şehir halkı, insan
şeklindeki güzel yüzlü
melekleri görünce, onlara
iğrenç işlerini
yapabileceklerini düşünüp
sevinerek geldiler. |
|
16:2 - |
Kendi emrinden ruh (vahiy)
ile melekleri, kullarından
dilediği peygamberlere
indirip şu gerçeği insanlara
bildirin, buyuruyor: Benden
başka hiçbir ilâh yoktur.
Ancak benden korkun. |
| |
 |
|
16:28 - |
(O
kâfirler), kendilerine
zulmetmiş kimseler olarak,
meleklerin, canlarını
aldıkları kimselerdir. O
vakit onlar şöyle diyerek
teslim olurlar: "Biz, bir
kötülükten dolayı
yapmıyorduk." (Onlara):
"Hayır, Allah sizin ne
maksatla yaptığınızı elbette
çok iyi bilendir." |
| |
 |
|
16:32 - |
Takva sahipleri o
kimselerdir ki, melekler,
canlarını hoş ve rahat halde
alırlar. "Selam size, yapmış
olduğunuz güzel işlerin
mükafatı olarak girin
cennet'e..." derler. |
| |
 |
|
16:33 - |
Ancak
kendilerine, ruhlarını
alacak meleklerin gelmesini
veya Rabbinin azab emrinin
(kıyametin) gelip çatmasını
bekliyorlar! Kendilerinden
öncekiler de böyle
yapmışlardı. Allah onlara
zulmetmedi, fakat onlar
kendilerine zulmetmişlerdi. |
| |
 |
|
16:49 - |
Göklerde ve yer yüzünde
bulunan canlılar ve bütün
melekler, kibirlenmeden
Allah'a secde ederler. |
| |
 |
|
17:40 - |
Rabbiniz,
size oğulları tahsis etti
de, kendisi meleklerden
dişiler mi edindi? Gerçekten
siz çok büyük bir söz
söylüyorsunuz. |
| |
 |
|
17:61 - |
(Yine unutma ki) Bir vakit
meleklere: "Âdem'e secde
edin" demiştik. İblis'ten
başka hepsi secde ettiler. O
ise: "Ben bir çamurdan
yarattığın kimseye mi secde
ederim?" demişti. |
| |
 |
|
17:78 - |
Güneşin
batıya kaymasından, gecenin
karanlığına kadar (belirli
vakitlerde) gereği üzere
namazı kıl, bir de sabah
namazını kıl. Çünkü sabah
namazında, gece ve gündüz
melekleri hazır bulunur. |
| |
 |
|
17:92 - |
"Yahut söyleyip zannettiğin
gibi, göğü başımıza parça
parça düşüresin veya Allah'ı
ve melekleri söylediğine
şahit getiresin. " |
| |
 |
|
17:95 - |
(Ey
Muhammed! Mekkelilere) şöyle
de: "Eğer yeryüzünde
huzuriçinde yürüyüp duran
melekler olsaydı, elbette
onlara gökten peygamber
olarak bir melek
indirirdik." |
| |
 |
|
18:50 - |
Yine o vakti hatırla ki biz,
meleklere: "Âdem'e secde
edin!" demiştik. İblis hariç
olmak üzere onlar hemen
secde ettiler. İblis
cinlerdendi, Rabbinin
emrinden dışarı çıktı. Şimdi
siz beni bırakıp da İblis'i
ve soyunu dostlar mı
ediniyorsunuz? Halbuki onlar
sizin düşmanınızdır.
Zalimler için bu ne kötü bir
değişmedir. |
| |
 |
|
19:19 - |
Melek:
"Ben, sana temiz bir oğlan
bağışlamak için, Rabbinin
gönderdiği bir elçiyim"
dedi. |
| |
 |
|
19:21 - |
Melek: "Bu, dediğin gibidir.
Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu
(babasız çocuk vermek), bana
pek kolaydır. Hem biz onu
nezdimizden insanlara bir
mucize ve rahmet kılacağız.
Hem, bu önceden (ezelde)
kararlaştırılmış bir iştir."
dedi. |
| |
 |
|
19:24 - |
Melek,
Meryem'e, aşağı tarafından
şöyle seslendi. "Sakın
üzülme, Rabbin alt tarafında
bir ırmak akıttı." |
| |
 |
|
20:116 - |
Bir vakit meleklere: "Âdem(e
hürmet) için secde edin"
demiştik; İblis'ten başka
hepsi secde etmiş, o
çekinmişti. |
| |
 |
|
21:26 - |
Böyle iken
dediler ki: "Rahmân çocuk
edindi." Allah bundan
münezzehtir. Doğrusu
melekler (Allah'ın çocukları
değil.) ikram olunmuş
kullardır. |
| |
 |
|
21:103 - |
O en büyük korku bunları
üzmez; kendilerini melekler:
"Size söz verilen gün işte
bugündür" diye karşılarlar. |
| |
 |
|
22:75 - |
Allah hem
meleklerden, hem de
insanlardan elçiler seçer.
Şüphesiz Allah her şeyi
işitir, her şeyi görür. |
| |
 |
|
23:24 - |
Bunun üzerine, kavminin
içinden kâfir kodaman
topluluğu "Bu, dediler,
tıpkı sizin gibi bir beşer
olmaktan başka bir şey
değildir. Size üstün ve
hakim olmak istiyor. Eğer
Allah (peygamber göndermek)
isteseydi, muhakkak ki bir
melek gönderirdi. Biz
geçmişteki atalarımızdan
böyle bir şey duymadık." |
| |
 |
|
23:88 - |
"Eğer
biliyorsanız (söyleyin), her
şeyin melekûtu (mülkiyeti ve
yönetimi) kendisinin elinde
olan, kendisi her şeyi
koruyup kollayan; fakat
kendisi korunmayan (buna
muhtaç olmayan) kimdir?"
diye sor. |
| |
 |
|
25:7 - |
Şöyle dediler: "Bu ne biçim
peygamber ki, yemek yer,
sokaklarda gezer? Ona,
beraberinde bulunup uyaran
bir melek indirilseydi ya!" |
| |
 |
|
25:21 - |
Bununla
beraber, bize kavuşmayı
ummayanlar "Bize ya melekler
indirilmeliydi, ya da
Rabbimizi görmeliydik"
dediler. Andolsun ki,
doğrusu nefislerinde
kendilerini büyük gördüler
ve büyük azgınlık ettiler. |
| |
 |
|
25:22 - |
Melekleri görecekleri gün,
işte o gün, günahkarlara
hiçbir sevinç haberi yoktur.
Ve yasak yasak,
diyeceklerdir. |
| |
 |
|
25:25 - |
O gün
gökyüzü beyaz bulutlar
halinde yarılacak ve
melekler bölük bölük
indirileceklerdir. |
| |
 |
|
33:43 - |
Sizleri karanlıklardan
aydınlığa çıkarmak için
melekleri ile birlikte
üzerinize rahmet ve bereket
indiren O'dur ve O,
müminlere çok merhametlidir. |
|
33:56 - |
Gerçekten Allah ve melekleri
Peygambere salât ederler. Ey
iman edenler! siz de ona
teslimiyetle salât ve selâm
edin. |
| |
 |
|
34:40 - |
O gün
Allah, onları hep birlikte
mahşere toplayacak, sonra
meleklere: "Şunlar size mi
tapıyorlardı?" diyecektir. |
| |
 |
|
35:1 - |
Hamd, gökleri ve yeri
yaratan, melekleri ikişer,
üçer, dörder kanatlı elçiler
kılan Allah'a mahsustur. O,
yaratmada dilediği kadar
artırır. Gerçekten Allah her
şeye kâdirdir. |
| |
 |
|
37:8 - |
Onlar
yüksek (melekler)
topluluğunu dinleyemezler.
Her taraftan kovulup
atılırlar. |
| |
 |
|
37:150 - |
Yoksa biz melekleri dişi
yaratmışız da onlar şahit mi
bulunuyorlarmış? |
| |
 |
|
37:164 - |
(Melekler):
"Bizden her birimizin belli
bir makamı vardır. Biziz o
saf saf dizilenler, biziz!
Biziz o tesbih edenler,
biziz!" derler. |
|
|
 |
|
37:165 - |
(Melekler): "Bizden her
birimizin belli bir makamı
vardır. Biziz o saf saf
dizilenler, biziz! Biziz o
tesbih edenler, biziz!"
derler. |
|
|
 |
|
37:166 - |
(Melekler):
"Bizden her birimizin belli
bir makamı vardır. Biziz o
saf saf dizilenler, biziz!
Biziz o tesbih edenler,
biziz!" derler. |
| |
 |
|
38:69 - |
"Münakaşa ederlerken, benim
melekler yüksek topluluğuna
ait ne bilgim olabilirdi?" |
| |
 |
|
38:71 - |
Hani Rabbin
meleklere demişti ki: "Ben
çamurdan bir insan
yaratmaktayım." |
| |
 |
|
38:73 - |
Bunun üzerine meleklerin
hepsi toptan secde ettiler. |
| |
 |
|
39:75 - |
Meleklerin
de arşın etrafını kuşatarak,
Rablerine hamd ile tesbih
ettiklerini görürsün. Artık
halk arasında hak ile hüküm
icra edilip "âlemlerin Rabbi
Allah'a hamdolsun"
denilmektedir. |
| |
 |
|
40:15 - |
O dereceleri yükselten
Arş'ın sahibi Allah, o
buluşma gününün (kıyametin)
dehşetini haber vermek için
kullarından dilediği kimseye
emrinden ruh (melek)
indiriyor. |
| |
 |
|
41:14 - |
Onlara
Allah'tan başkasına kulluk
etmeyin diye önlerinden ve
arkalarından peygamberler
geldiği zaman: "Eğer
Rabbimiz dileseydi mutlaka
melekler indirirdi. Biz
sizin tebliğ için
gönderildiğiniz şeylere
inanmayız." dediler. |
| |
 |
|
41:30 - |
"Rabbimiz Allah'tır" deyip,
sonra da doğrulukta devam
edenlere gelince, onların
üzerine melekler iner ve
derler ki: "Korkmayın,
üzülmeyin, size vaad edilen
cennetle sevinin." |
| |
 |
|
41:38 - |
Eğer onlar
büyüklük taslarlarsa
bilsinler ki, Rabbinin
yanındaki melekler gece
gündüz O'nu tesbih ederler
ve hiç usanmazlar. |
| |
 |
|
42:5 - |
Nerde ise gökler O'nun
azametinden tâ üstlerinden
çatlayacak gibi
titreşiyorlar. Melekler
Rablerini hamd ile tesbih
ediyorlar ve yeryüzünde
bulunan kimseler için
mağfiret diliyorlar. İyi
bilin ki Allah çok
bağışlayıcıdır, çok merhamet
edicidir. |
| |
 |
|
43:19 - |
Onlar
Rahman olan Allah'ın kulları
olan melekleri de dişi
saydılar. Onlar meleklerin
yaratılışını gördüler mi?
Onların şahitlikleri
yazılacak ve onlar sorguya
çekileceklerdir. |
| |
 |
|
43:20 - |
Onlar: "Eğer Rahman olan,
Allah dileseydi, biz o
meleklere tapmazdık."
dediler. Onların bu hususta
hiçbir bilgileri yoktur.
Onlar sadece yalan
söylüyorlar. |
| |
 |
|
43:53 - |
Eğer O'nun
dediği doğru ise üzerine
altın bilezikler atılmalı
veya kendisiyle beraber onu
tasdik eden melekler gelmeli
değil miydi?" |
| |
 |
|
43:60 - |
Eğer biz dileseydik, sizden
yeryüzünde yerinize geçecek
melekler yaratırdık. |
| |
 |
|
43:80 - |
Yoksa onlar
bizim sırlarını ve gizli
konuşmalarını işitmediğimizi
mi sanıyorlar? Hayır,
işitiriz ve yanlarında
bulunan elçi meleklerimiz de
her yaptıklarını yazıyorlar. |
| |
 |
|
44:47 - |
Allah meleklere şöyle
emreder. "Şunu tutun da
Cehennem'in ortasına
sürükleyin." |
| |
 |
|
47:27 - |
Melekler
onların yüzlerine ve
arkalarına vurarak canlarını
alırken durumları nasıl
olacak? |
| |
 |
|
50:17 - |
Onun sağında ve solunda
oturmuş iki melek zabıt
tutarken, |
|
50:18 - |
İnsan hiçbir söz söylemez ki
yanında (onu) gözetleyen,
dediklerini zapteden bir
melek hazır bulunmasın. |
|
|
 |
|
50:23 - |
Beraberindeki melek "işte
yanımdaki hazır" der. |
| |
 |
|
51:30 - |
Misafir melekler: "Evet bu
böyledir. Rabbin böyle
buyurdu. Gerçekten O hüküm
ve hikmet sahibidir. Herşeyi
hakkıyla bilir." dediler. |
| |
 |
|
51:31 - |
İbrahim,
kendisine misafir olarak
gelen meleklere: "Acaba
sizin asıl önemli işiniz
nedir ey elçiler?" dedi. |
| |
 |
|
53:6 - |
(Ki o) akıl ve görüşünde
kuvvetli (bir melek)dir.
Hemen (gerçek meleklik
şekliyle) doğruldu. |
| |
 |
|
53:26 - |
Göklerde
nice melek var ki Allah'ın
dileyip razı olduğuna izin
vermeden önce onların
şefaatları hiç bir işe
yaramaz. |
| |
 |
|
53:27 - |
Ahirete iman etmeyenler
meleklere dişilerin adlarını
takıp duruyorlar |
| |
 |
|
66:4 - |
Eğer ikiniz
de Allah'a tevbe ederseniz
ne iyi, çünkü kalpleriniz
eğildi. Ve eğer Peygamber'e
karşı birbirinize arka
olursanız (bilin ki) onun
dostu ve yardımcısı Allah,
Cibrîl ve müminlerin
iyileridir. Bunun ardından
melekler de ona arkadır. |
| |
 |
|
66:6 - |
Ey inananlar! Kendinizi ve
ailenizi bir ateşten koruyun
ki onun yakıtı insanlar ve
taşlardır. Onun başında
gayet katı, şiddetli,
Allah'ın kendilerine
buyurduğuna karşı gelmeyen
ve emredildikleri şeyi yapan
melekler vardır. |
|
|
 |
|
69:17 - |
Melekler de
onun etrafındadır, O gün
Rabbinin Arşını bunların da
üstünde sekiz melek
yüklenir. |
| |
 |
|
70:4 - |
Melekler ve Ruh miktarı
ellibin yıl süren bir gün
içinde ona çıkar. |
| |
 |
|
74:30 - |
Üzerinde
ondokuz (melek) vardır. |
|
|
 |
|
74:31 - |
Biz o ateşin muhafızlarını
hep melekler yaptık.
Bunların sayılarını da ancak
kâfirler için bir imtihan
kıldık ki, kendilerine kitap
verilenler kesin bilgi
edinsinler, iman edenlerin
de imanı artsın. Kendilerine
kitap verilenler ve müminler
şüpheye düşmesinler.
Kalplerinde hastalık
bulunanlarla kâfirler de:
"Allah bu misalle ne demek
istedi?" desinler. İşte
böyle, Allah dilediğini
şaşırtır, dilediğini de yola
getirir. Rabbinin ordularını
ancak Rabbin bilir. Bu,
insanlar için uyarıdan başka
bir şey değildir. |
| |
 |
|
78:38 - |
O gün Ruh
ve melekler sıra sıra
dururlar. Rahmân'ın izin
verdikleri dışında hiç kimse
konuşamaz. İzin verilen de
doğruyu söyler. |
| |
 |
|
83:21 - |
Allah'a yaklaştırılmış
melekler ona tanık olurlar. |
| |
 |
|
89:22 - |
Rabbinin
emri gelip melekler sıra
sıra dizildiği zaman, |
| |
 |
|
97:4 - |
Melekler ve Ruh (Cebrail
veya Ruh adındaki melek) o
gece Rablerinin izniyle, her
iş için inerler. |
|
|
|
 |
|
|
|
|
|