|
DEDE KORKUT
Bazı rivayetler İshak Peygamberin
soyundan olduğunu söyler. 9. ila 11. yüzyıllarda Türkistan'ın Aral
gölü bölgesinde Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde
doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu ve bu bölgelerde hüküm
süren Türk hakanlarına danışmanlık yaptığı destanlarından
anlaşılmaktadır. 570-632 yılları arasında (Muhammed zamanında)
yaşadığı da rivayet edilir. Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı
mücadeleler Dede Korkut Hikayeleri'nin ortaya çıkmasına sebep
olmuştur.
"Dede Korkut" İsminin Etimolojisi
(kökeni )
Korkut sözcüğünün “kork-” fiil
kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra Arapça kökenli olup elçi
manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de Korkut
sözcüğünün bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. Dede
sözcüğünün ise ata manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat
destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık
kazanmış halk bilgini anlamında kullanılmıştır.
Dede Korkut'un Bayburt'ta yaşadığı
bilinmesine rağmen bu kesin değildir.Dede Korkut'un gerçek ismi,
hayatı, yaşadığı çağ ve coğrafyayı kesin olarak aydınlatmak eldeki
kaynaklar ve rivayet ile mümkün değildir. Destanlardan
çıkarılabildiği kadarıyla ise Dede Korkut iki ayrı kişilik olarak ön
plana çıkar:Kutsal kişi ve bilge kişi.
Kimi kaynaklarda devlet adamı
kişiliğinin de bulunduğu belirtilmektedir. Dede Korkut'un çok
kişilikli olarak karşımıza çıkması farklı zaman, hatta farklı
mekânda yaşamış benzer şahsiyetlerin destanlarda tek isim altında
toplanmış olabileceğini düşündürse de bu kişiliklerin halkın
eklentisi olma ihtimali de vardır
Dede Korkut öyküleri, Oğuz
Türkleri'nin 9-11. yüzyıllardaki yaşayışları, inançları ve
toplumları hakkında önemli ipuçları içerir. Oğuz Türklerini, onların
inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini,
yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlâkını, ruh enginliğini, saf,
arı-duru bir Türkçe ile dile getirir. Destanlarındaki şiirlerinde,
çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır. Dede Korkut,
Türk sözlü edebiyatının önemli öğelerindendir. Destanları uzun süre
boyunca sözlü aktarılmış, Akkoyunlular Devleti zamanında (1378-1508)
yazıya dökülmüştür. Yazılan Türk Destanları'nın iki orijinal kopyası
vardır. Bu kopyalardan biri Almanya'da Dresden'de öteki ise
Vatikan'dadır.
Destan özellikli pek çok halk
kahramanının mücadeleleri anlatılan Dede Korkut hikâyelerinde; güzel
ve hikmetli sözler, Türklerin tarihine ait rivayetler, han ve beyler
hakkında methiyeler, Türk töresine ait pek çok konular işlenerek,
iyilere övgü kötülere eleştiri vardır.
"Dede Korkut Kitabında (Dede Korkut
Ala Lisan-i Taife-i Oğuz Han - Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı)
12 destan özellikli hikâye yer alır ve bu kitap, İslâm öncesi ve
sonrasında Türklerin yaşayışını, dilini, tarihini, edebiyatını ve
kültürünü içerir. Akıcı ve halkın kullandığı Türkçe ile yazılmış
olan bu kitap; gerçek bir şaheserdir. Kitapta, "Dede" ve "Ata"
olarak geçen ve "Korkut Ata" olarak da bilinen Dede Korkut, Türkmen,
Kazak, Özbek ve Kara kalpak boyları arasında bu adlarla
bilinmektedir. Türk dünyasının bilge atası olan Dede Korkut ve onun
hikâyelerinde; Türk toplumunun savaşları ve barışları ile birlikte,
aile ve eğitim yapısıyla üstün ahlâk ve karakter sağlamlığına
dikkati çeker. Türk milletiyle özdeşleşmiş olan doğruluk, sözünde
durmak, mukaddes değerler uğruna ölmek gibi çeşitli karekterler,
hikâyelerin ana temasıdır. Dede Korkut hikâyelerindeki tüm
kahramanların aile, cemaat ve insan sevgisini ön planda tutması,
millet olarak ahlâk ve yaşam anlayışımızı göstermesi bakımından
önemlidir. Kahramanların çoğu gençtir ve mutlaka bir yiğitlik
gösterdikten sonra ad verilir. Pek çoğumuz biliriz, Dirse Han oğlu
bir boğayı öldürünce Dede Korkut o gencin adını "Boğaç" koyar ve onu
şan, şeref, mal ve rütbe ile ödüllendirir. Dikkat edilirse,
hikâyelerde, gençliğe son derece önem verilmekte, onların, ailesine,
milletine ve devletine bağlı, cesur ve çalışkan olmalarına işaret
edilmektedir. Savaş, av, toy vb. eğlencelere Hz. Peygambere salavat
getirilerek başlanması da Türk Kavimleri'nin dinî yönden şuurlu
olduğunu ve devlet millet birliğinin sağlam temellere dayandığını
göstermektedir.
Dede Korkut hikâyelerinde özellikle
göçebe Oğuz Türkleri'nin tabiat şartlarına karşı dirençleri,
düşmanlarına karşı sürekli üstünlüğü ve birlik şuurundan doğan
kuvvetlilikleri dikkati çeker. Korkut Ata olarak saygı gören Dede
Korkutun hikâyeleri yaşlı ve bilginlere büyük değer verildiğini de
göstermesi açısından, son derece önemlidir. Allah, doğum, din ve
ölüm düşüncesi, hayatin her anında kendisini gösterir. Bugün Dede
Korkut ve onun hikâyelerinden ve destanlarımızdan alacağımız önemli
dersler vardır. Fertler arasında saygı, sevgi, karşılıklı hoşgörü ve
mertlik bunların başında gelmektedir. Dede Korkut aslında büyük bir
vatanseverdir ve milletinin sonsuza dek güçlü ve mutlu yaşamasını
gerçekleştirme mücadelesi içindedir. Hikâyelerindeki örnek
şahsiyetler olan Bayındır Han, Kazan Han, Bamsı Beyrek, Boğaç Han,
Selcen Hatun, Seğrek ve diğerleri toplumda olması gereken ideal
insan karakterlerini temsil ederler. Bu insanlar, milleti ve vatanı
için ölümü göze alan ve tüm zorlukların üstesinden gelebilen
kahramanlardır.
Dede Korkut, bütün Türk kavimlerinin
fert fert kahraman olmasını arzu etmiş olmalı ki, hikâyelerinde
zayıflığa, çaresizliğe ve ümitsizliğe yer vermemiştir. Rivayetlere
göre Onun ölümü bile evliyalığını, bilge kişiliğini göstermektedir:
Çeşitli Türk boylarının kanaatine göre o, rüyasında mezarının
hazırlandığını görmüş ve gittiği her yerde öleceği ona rüyasında
bildirilmiştir. Seyhun Irmağı'nın Aral Gölü'ne döküldüğü yerin
yakınlarında, ırmağın üzerine hırkasını sererek orada ruhunu Allah'a
teslim etmiştir. Bugün pek çok yerde onun mezarının olduğu
söylenmektedir. Tıpkı Yunus Emre ve Karaca oğlan gibi milletimiz,
onun mezarına da sahip çıkarak kahramanlarını kendi içinde görmek
istemektedir.
Türk ve dünya edebiyatının şaheserleri
arasına giren ve çeşitli tarihî filmlere de konu olan Dede Korkut
Hikâyeleri, insani ve yaşadığı dünyayı tüm özellikleriyle ele
almıştır.
Dede Korkutun yaygınlıkla bilinen
hikâyeleri şunlardır:
1-Dirse Han Oğlu Boğaç Han
2-Salur Kazanın Evinin Yağmalanması
3-Kam Büre Beg Oğlu Bamsi Beyrek
4-Kazan Beg Oğlu Uraz Beg'in Tutsak
Olması
5-Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
6-Kanlı Koca Oğlu Kan Turali
7-Kadılık Koca Oğlu Yegenek
8-Basatın Tepegöz'ü Öldürmesi
9-Begel Oğlu Emren
10-Usun Koca Oğlu Seğrek
11-Salur Kazanın Tutsak Olması
12-Dış Oğuz'un iç Oguz'a İsyanı
Dede Korkutun hayatı ve onun
hikâyeleri, geçmişten geleceğe uzanan mücadelede varlığımızın,
birliğimizin ve dirliğimizin ne kadar önemli olduğunu ortaya
koymakta, kahramanlık ruhumuzu coşkun bir üslupla dile getirmekte ve
geleceğe ümit ve sevgiyle bakmamızı sağlamaktadır.
Dede Korkut’un Kutsal Kişiliği:
Destanlarda Dede Korkut kerâmet sahibi
biridir. Doğa üstü bir manevi güce sahiptir. Destanlarda şu gibi
kerametleri görülmüştür;
1- Gelecekten Haber Verme: “Korkut Ata
söyledi: Ahir zamanda hanlık tekrar Kayı’ya geçecek. Kimse
ellerinden alamayacak, ahir zaman olup kıyamet kopuncaya kadar.”
(Mukaddime)
Destanda geçen örnekte de belirtildiği
gibi Dede Korkut gelecekten haberler verirdi. Bu haberleri geçmişte
yaşadığı deneyimlere dayanarak söylerdi.
2- Halkın Onun Sözünü Tutması: “
Korkut Ata Oğuz kavminin müşkülünü hallederdi. Her ne iş olsa Korkut
Ata’ya danışmadan yapmazlardı. Her ne ki buyursa kabul ederlerdi.
Sözünü tutup tamam ederlerdi.” (Mukaddime)
Hanlardan çobana kadar herkes onun
sözüne güvenirdi, ona danışırlardı.
3- Duasının Allah Katında Kabul
Olması: “… Ne derse olurdu. Gaipten haber söylerdi. Hak Taâla onun
gönlüne ilham ederdi.” (Mukaddime)
“… Dede Korkut dedi: (Kılıç) Çalarsan
elin kurusun dedi. Hak Taâla’nın emri ile Deli Karçar’ın eli
yukarıda asılı kaldı. Zira Dede Korkut keramet sahibi idi, dileği
kabul olundu.” (Kam Püre’nin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı)
Birinci örnekte geçen “Ne derse
olurdu.” cümlesi hem halkın onun sözünü dinlediği hem de duasının
kabul edildiği anlamındadır. İkinci örnekte de duasının kabul olduğu
belirtilmiştir.
Dede Korkut’taki bu kerametlerin iki
kaynaktan gelmiş olabileceği düşünülmektedir;
1- İslam Tasavvufu
2- Şamanist İnanç
Dede Korkut’un destanlarda İslam
tasavvufuna uymayan davranışları bu ihtimali zayıflatıyor.
Mutasavvıflardaki kamil insan olma hedefi, çile çekme, dergah… gibi
unsurlar Dede Korkut’ta görülmüyor. Ermişlerinkine benzeyen olağan
üstü olaylar yaşaması da yazıya geçirilene kadar uğramış olduğu
değişiklikler olabilir, çünkü Türklerin İslam'ı henüz kabul ettiği
ve değişim içerisinde olduğu 15-16. yy.larda yazıya geçirilmiştir.
Dede Korkut’un kutsal kişiliğinin
şamanist yaşantıdan gelmiş olabileceğini kabul edebiliriz. Ozan
oluşu şamanistlerin özelliğini hatırlatmaktadır. Ayrıca
kerametlerini gizlememesi de kutsal kişiliğinin şaman inancından
geldiğini güçlendirmektedir.
Dede Korkut’un Bilge Kişiliği:
Dede Korkut sıradan insanlardan,
devlet adamlarına kadar herkesin saydığı ve danıştığı bilgedir, öğüt
vericidir. Bilgeliği eğitici, öğretici ve tenkit edicidir. Onun bu
kişiliği tarih ve toplum yaşantısından gelmektedir. Geçmiş alplerin
başından geçen olayları anlatır ve öğüt verir.
Dede Korkut Destanları:
Kitapta daha önce de belirttiğimiz
gibi on iki tane destan vardır. Bu destanların her biri bir boy için
söylenilmiştir. Bu destanlarda boyların hanlarının başından geçen
olaylar, ad koyma, canavarlarla savaşma gibi bölümler yer
almaktadır.
Hikayelerin dili oldukça sadedir.
15.-16. yy.da yazıya geçirildiği halde arı bir Türkçe’ye sahiptir.
Az miktarda Arapça kökenli kelime de vardır. Orhan Şaik Gökyay ve
Muharrem Ergin’in Latin harfleri ile yayınladıkları kitaplar
ilköğretim öğrencilerinin anlayabileceği kadar sade ve basit cümle
yapısına sahiptir. Hikayeler çoğunlukla manzum ve ahenkli bir
şekilde anlatılır. Manzumların bir kısmı kafiyeli olmasa da kulağa
hoş gelen bir söyleyiş tarzı vardır. Kitapta yaklaşık 8.000 tane
farklı sözcük ve deyim geçer. Cümleler kısa ve yalındır.
Dede Korkut Destanlarının Genel İç
Yapısı:
Destanlar olağan üstü olayların
yoğunluğundan sıyrılmış ve günlük, sade olaylar da konu olmuştur.
Destan niteliğine tüm Oğuzlar'ı etkilemesiyle ulaşmıştır. Hikayeler
basit görünen olaylarla başlamış ama tüm Oğuzlar'ın etkilenmesiyle
sonuçlanmıştır.
Hikayelerde dersler verilmiş, halk
bilgilendirilmek istenmiştir. Destanlaşmış tarih olayları
anlatılmıştır. Oğuzların dini inançları belirtilmiştir, örneğin
Alpler kafirlerle savaşa gitmeden evvel arı sudan abdest alıp, iki
rekat namaz kıldıkları belirtilmiştir. Halkın iktisadi durumu da
anlatılmıştır. Oğuzların daha çok hayvancılıkla geçindiği neredeyse
her hikayede görülmektedir. Yalnız, Oğuzlar’da üstünlük zenginlikle,
mal mülkle olmaz. Oğuzlar’da üstülük yiğitlikle olur. Erkek
gençlerin isim alabilmesi için bir yiğitlik göstermesi gerekir.
Yiğitlik gösteren delikanlıya Dede
Korkut isim verir. Verdiği isimler genellikle delikanlının
gösterdiği yiğitlikle alakalıdır. Mesala Boğaç Han’a “Boğaç” ismi
boğayı boğduğu için verilmiştir. Oğuzlar işlerini kendileri
yapamazsa küçük düşerler. Üstünlüklerini kaybetmemek için yardım
kabul etmezler. Kazan Han’ın hikayesinde de böyle olmuş, Kazan Han
çobanı, yardımını engellemek için, ağaca bağlamıştır.
Hikayelerde kadın da söz sahibidir.
Kadın da hanlık edebilir. Kadın evlenirken güçlü, yiğit birini arar.
Gerektiğinde kadın da savaşır fakat kadının savaşması erkeği küçük
düşürür.
Destanlarda yoğunlukla ideal Oğuz
Alp'inin nasıl olması gerektiği anlatılıyorsa da Alplerin başına
gelen olaylardan herkese pay düşüyor. Büyüklüğün ve güçlülüğün erdem
ve hünere bağlı olduğu her fırsatta belirtilmiş. Düşmana karşı
savaşmak da yiğitliğin, büyüklüğün göstergesidir. Verilen dersler bu
kadarla da kalmıyor. Bunların bir kısmı doğrudan devlete ve
yöneticilere bir kısmı da millete verilmek istenen derslerdir
1- Devlete Verilen Öğütler:
Destanlarda genel bir ilke şeklinde Oğuz birliğini devam ettirme
fikri işlenmiştir. Bu birliği devam ettirebilmek için devlete ve
devlet adamlarına;
- Ekonomik güce sahip olma,
- Hüner ve erdem sahibi olma,
- Buyruk olmanın gereği anlatılmıştır.
- Destanlarda vurgulanan bu unsurlar
sanırız dünya döndüğü sürece devam edecektir.
Ayrıca Alplere de şöyle öğütler
veriliyor;
- Ok atmada ve yay çekmede hünerli
olmak
- Düşman ile savaşta üstün gelmek
- Ülkesine sahip çıkmak
- Zengin ve eli açık olmak (Aç
doyurmak, yoksul donatmak‘ şeklinde geçen halka karşı merhametli ve
cömert olmak)
- Soylu olmak ve soyunu küçük
düşürmemek.
Halka Verilen Öğütler;
Destanlarda halka Alpler kadar yer
verilmese de. hem çoban gibi kahramanlarla hem de örnek Alplerle
halka da bir takım dersler verilmiş;
- Devlete sadık olmak
- Misafirperver olmak
- Dedikodu yapmamak
- Dürüst olmak
- Korkak olmamak
- Çocuğunu iyi yetiştirmek
- Üstüne düşen görevi yerine getirmek
- Eşine sadık olmak
- Ana babaya hürmet etmek ...
Bazı öğütler de var ki, pek çoğu
atasözleri gibi kalıplaşmıştır;
- Ecel vakti ermeyince can çıkmaz.
- Çıkan can geri gelmez.
- Yığılı malın mülkün olsa da
nasibinden fazlasını yiyemezsin.
- Kara eşek başına gem vursan katır
olmaz, hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz.
Ve bunlar gibi pek çoğu doğrudan
olarak mukaddimede verilmiş. Bir o kadar da hikayelerin mânzum ve
secîli kısımlarında mevcuttur.
Destanlarda Yer Alan Eski Türk
Gelenekleri
Ad Koyma: Oğuz Türklerinde bir gencin
ad alabilmesi için bir yiğitlik göstermesi gerekiyordu. Bu yiğitliği
gösterdikten sonra Dede Korkut'u çağırırlardı. Dede Korkut da dua
edip gence yiğitliğiyle alakalı bir isim verirdi; "... Bunun adı boz
aygırlı Bamsı Beyrek olsun, adını ben verdim yaşını Allah versin."
Toy etme ( Toplantı yapıp karar
verme): Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı
yaparlardı; Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar evlerine
getirdiler. Ağır misafirlik eylediler.
Düğün: Halen devam eden bir
geleneğimiz olan düğünlerde ziyafet verilir şenlik yapılırdı.
Kız İsteme: Kız babasından veya
abisinden istenirdi. Kız istemeğe büyük ve saygın kişiler giderdi.
Dede Korkut Deli Karçar'dan kız kardeşini Bamsı Beyrek'e şöyle
istemiştir; "Tanrını buyruğu ile peygamberin kavli ile aydan arı,
güneşten güzel kız kardeşin Banu Çiçek'i Bamsı Beyrek'e istmeğe
gelmişim."
Başlık Alma: Kız vermeye karşılık
kızın ailesi başlık isterlerdi. Kitapta kız kardeşini vermek
istemediği için aşırı miktarda başlık isteyen Deli Karçar
anlatılmıştır. “Deli Karçar der: Dede, kız kardeşim yoluna ben ne
istersem verir misin? Dede der: Verelim dedi, görelim ne istersin?
Deli Karçar der: Bin erkek deve getirin dişi deve görmemiş olsun,
bin de aygır getirin ki hiç kısrakla çiftleşmemiş olsun, bin de
koyun görmemiş koç getirin, bin de pire getirin bana dedi. Eğer bu
dediğim şeyleri getirirseniz pek ala veririm.”
Sövüş Etme: Misafir İçin Hayvan Kesme.
Oğuzlar bir misafir geldiği zaman onun için bir hayvan kesip ikram
ederlerdi.
Düş Yorma: Rüyalarında gördükleri
garip durumları Dede Korkut'a yorumlatıp mana çıkarırlardı. |