|
Türkün her şeyi güzeldir ve her şeyden güzeldir.
Mehmet Emin Yurdakul
Ülkücülük batı dillerinden dilimize giren
idealistlik kelimesiyle aynı olan bir anlam
belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan
kafasının içinde elde edilmesi, varılması en
mükemmel, en güzel, kendisini mutlu edecek
hedeflerin tasarlanması ve bu hedeflerin
gerçekleştirilmesi için arzu gösterilmesi ve
çalışılması anlamını taşır. İnsanlar arasında
idealistler yetişmeseydi insanlık bugün dünyayı
aydınlatan birçok gelişmelerini, birçok alanlardaki
yükselişlerini sağlayamazdı. Her gerçek, her fikir
önce insanların kafasında bir hayal olarak doğar.
İnsanlar hayal ederler. Hayal kurarlar. Bu hayalleri
kendileri için iyi olan, kendilerinin özledikleri,
elde etmekle mutluluk duyacakları birtakım
istekleri, birtakım özleyişleri belirtir. İnsanlar
hayalleriyle büyük ölçüde insan olurlar. İnsanlar
hayalleriyle diğer canlılardan bir ayrıcalık
gösterirler ve gerçekten insanlık vasfını kazanmış
olurlar. İşte ülkücülük de yani idealizm de
insanların ve insan toplulukların kendileri için
varılması mutluluk sağlayacak, varılmasıyla en
gelişmiş, en yükselmiş bir durum sağlayacak, bir
hayalin düşünülmesi ve insan beyninde tasarlanarak
şekillendirilmesidir.
Her toplumda idealistler vardır, ülkücüler vardır ve
ülkücülerin, idealistlerin bulunuşu toplumlar için
bir saadettir; büyük bir talihtir! Türk milleti için
bizim düşündüğümüz ülkü nedir? Türk milleti için
tasarladığımız ideal nedir? Her şeyden önce Türk
milletinin ahlâkta, maneviyatta, insanlık
duygularında en yüksek seviyede bulunması, yaşaması
ve ilimde, teknikte dünyanın en ileri gitmiş varlığı
hâline gelmesi ve ekonomik açıdan kalkınmış,
tarımını modern tekniğe göre geliştirmiş ve modern
sanayii kurulmuş, refahlı bir toplum hâline gelmesi,
Türk toplumu için bir Türk milliyetçisinin
düşüneceği ülkünün esaslarından mühim bir kısmını
teşkil etmektedir. Türk milliyetçiliğini,
ülkücülüğünün sınırları içinde sade bunlar mı
vardır? Sade bunlar değil başka düşünceler, başka
hedefler de vardır. Bu hedefler Türk milletinin hiç
kimseden merhamet dilenmeyecek bir duruma gelmesi,
kendi gücüyle ayakta duran, kendi gücüyle varlığını
koruyabilen ve sözünü dünyanın her yerinde
saydırabilen bir varlık hâline gelmesi düşüncesidir.
Bunun yanı sıra Türk milletinin haklarını her zaman
dünyaya tanıtabilmesi, dünyaya duyurabilmesi
düşüncesidir ve bunun yanı sıra bütün Türklerin
kölelikten, yabancıların buyruğu altında yaşamaktan
kurtulmaları ve Self Determination, yani
kendi mukadderatına kendilerinin hâkim olması kutsal
prensibine göre, hepsinin bağımsız hâle gelmeleri,
bağımsız olmaları Türk ülkücülüğünün bir diğer
görüşü, düşüncesidir. Bunun için millî doktrinin
önemli bir ilkesi olarak ülkücülüğü almış
bulunmaktayız.
Türk milliyetçilerinin ülkücülük tarifinin sınırları
içinde bulunacak görüşleri, fikirleri ancak genel
olarak işaret etmiş bulunmaktayız. Türk
ülkücülüğünün hedef aldığı düşünceler genel olarak
belirtilmiş olan bu fikirlerden ibaret değildir.
Ülkücülüğümüzün içerisinde her mesleğe mensup Türk
milliyetçilerinin kendi mesleklerinde en ileri, en
yüksek ve gerek kendi milletimiz için. gerek
insanlık için en çok yararlı neticeleri elde etmek
görüşü de yer alacaktır. Bir Türk Milliyetçisi kendi
toplumu için, kendi milleti için idealizmi daima göz
önünde bulunduracak, bu genel idealizm prensipleri
ile birlikte kendi sahası, kendi branşı ile ilgili
çalışmalarında da bu temel ve genel mahiyetteki
ülkücülüğün esaslarına uygun, onunla bütünleşmiş bir
hâlde kendi branşı ile ilgili ülkücülüğünü de tespit
edip güdecektir. Ülküler uzak hedeflidir, uzun
vadelidir. Bir ülkünün hemen yarın gerçekleşmesi
mümkün olmayabilir. Ülküler önümüzdeki yılları,
önümüzdeki yüzyılları kapsayabilir. Ama ülkü
insanının kalbini aydınlatan bir ışıktır. Ülkü
insanlara yönünü tayin etmesini sağlayan bir
kılavuzdur. Milletler için de millî ülkü, milletin
kılavuzu, milletin yolunu aydınlatan güneşidir.
Ülküsüz insan çamurdan bir varlık gibidir. Ülküsüz
insan dümensiz, pusulasız bir gemi gibidir. Bunun
için her Türk milliyetçisi, her Dokuz Işıkçı mutlaka
ülkücü olacaktır, mutlaka ülkü sahibi bulunacaktır.
Hem milli ülkü sahibi olacaktır, hem insanî ülkü
sahibi olacaktır, hem de kendi mesleğiyle ilgili
ülkücü bir kişiliğe sahip olacaktır ki, hem de kendi
mesleğinde başarılı, yararlı bir kişi olarak
gelişsin hem de mensup olduğu topluma, milletine
yararlı hizmetler yapsın,insanlığa yararlı
faaliyetler gösterebilsin. Bunun için Dokuz Işık
doktrininin çok önemli ilkelerinden olan ülkücülüğe
büyük değer vermekteyiz.
Ülkücüyüz! İnsanlık ailesi, yeryüzünde yaşayan bütün
insanlar, milletler denen aynı aynı üyelerin bir
araya gelmesinden meydana gelir. Bir insan, insan
olmak isterse, insanlığa hizmet etmek isterse,
evvelâ kendi milletine hizmet etmeli, kendi
milletini yükseltmeye, kendi milletini mutlu kılmaya
çalışmalıdır. Bunu yaptığı takdirde aynı zamanda
insanlığa da hizmet etmiş olur. Çünkü bir insan
kendi ailesini düşünür ve ona karşı vefalı kalırsa,
insanlık duygulan en olgun seviyeye erişeceği için,
kendi ailesi dışındaki insanlara karşı da yaranı ve
vefalı olur. Bir insan kendi milletine faydalı
olamaz, kendi milletine karşı bağlılık duymazsa,
onun insanlığı düşünmekten bahsetmesi nihayet bir
fantazi olur. İnsan, yetiştiği toprağın, yetiştiği
milletin refahını, iyiliğini, saadetini ve şerefini
temin etmelidir. Bunu yaptığı takdirde, o millet
insanlığın bir parçası olduğu için, dolayısıyla
insanlığa da hizmet etmiş olur.
Ülkücülüğümüz nedir? Ülkücülüğümüz; Türk milletini
en kısa yoldan en kısa zamanda modern uygarlığın en
üst seviyesine çıkarmak; mutlu, müreffeh hale
getirmek; bağımsız, özgür, kendi haklarına sahip bir
hayata kavuşturmaktır.
Kişilere hürriyet, milletlere istiklâl başta gelen
prensiplerimizdendir. İnsanlar hür ve eşit haklara
sahip olarak doğarlar. Kabiliyet ve görevlerinin
dışında insanlar haklarına tam olarak sahip
kılınmalıdırlar.
Toplum içerisinde insanlar kişisel liyakat ve
kabiliyetlerine göre görevlendirilmeli ve bir sıraya
konulmalıdır. Bütün bunlarla beraber ayrımsız olarak
herkese bir imkân eşitliği sağlanmalıdır. İmkân
eşitliği derken mücerret anlamda bir eşitlik
anlaşılmamalıdır.
Bu ülkücülüğümüzün içine bu günkü sınırlarımızın
dışında bulunan Türklere ait herhangi bir şey girer
mi?
Türk adı taşıyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin
çevresi içindedir. Bundan vazgeçemeyiz. Bu her
milletin tabiî hakkı olduğu gibi Türk milletinin de
tabii hakkıdır. Bu günün Birleşmiş Milletler
Anayasası, yeryüzünde yaşayan her millete "kendi
mukadderatına hâkim olma" (şelf determination)
dedikleri prensibi kutsal bir prensip olarak ilân
etmiştir. Bugün Afrika'da yaşayan ve bugüne kadar
hiçbir bağımsız devlet kuramamış olan Zencilere
dahi, kendi mukadderatına hâkim olma (şelf
determination) hakkı kutsal bir hak olarak tanınır
ve bunların her biri yabancı boyunduruğundan,
sömürgecilerin elinden kurtulup bağımsızlığını
alırken, başkalarının boyunduruğu altında tutsak
bulunan Türklerin tutsaklıktan kurtulmasını istemek,
dilemek, bunun için iyi niyetler taşımak, Türk olan
herkes için en tabiî ve kutsal bir haktır.
Fakat biz ülkücülüğümüzde daima gerçekçi olmayı ve
girişilecek faaliyetlerde Türkiye'yi hiçbir zaman
tehlikelere, risklere, , maceralara sürüklemeyecek
bir yol üzerinde bulunmayı esas kabul ederiz.
Ülkücülüğümüz bir macera fikri değildir.
Ülkücülüğümüz, Türk milletinin en kısa, yoldan, en
kısa zamanda modern uygarlığın en üst kademesine
yükseltilmesi, müreffeh, mutlu bir hayata
erdirilmesi, kendi gücüyle ayakta durabilecek bir
hâle getirilmesi ve her çeşit korkudan, baskıdan
uzak olarak, hür, müstakil yaşaması ülküsüdür. Bu
ülkü aynı zamanda Türk olan herkese karşı ilgi ve
sevgi göstermeyi, onların mutluluğunu dilemeyi ve
onların mutluluğunu, Türkiye'yi risklere,
tehlikelere maruz bırakmadan, bırakmaksızın,
bırakmamak şartıyla sağlamaya çalışmayı içine alan
bir ülkücülüktür. |