|
Bugün dünya üzerinde ilimdeki büyük gelişmeler
insanlığa uçsuz bucaksız gelişme ve mutluluk
ufukları açmıştır. Bir memleketin refahlı olması,
güçtü olması her şeyden önce o memlekette yaşayan
insanların ilimde, teknikte ileri bir seviyeye
ulaşmış olmaları ile mümkündür. Bir milletin askerî
gücü de ilim ve teknik gücüne, medeni seviyesine
bağlıdır. İlimde, teknikte geri kalmış bir ülkenin
insanları ne kadar kahraman yaratılıştı olurlarsa
olsunlar, onların millî savunma yönünden, askerlik
yönünden güçlü olmaları mümkün değildir. Bu
sebeplerden Türkiye'yi kalkındırmayı düşünürken Türk
milletinin hızla bir an önce refaha kavuşmasını,
mutluluğa kavuşmasını ve güçlü bir varlığa sahip
olmasını sağlamak için ilim ve teknikte büyük bir
ilerleme kaydetmek mecburiyetindeyiz.
Bunun için Türkiye'nin ilimde, teknikte süratle en
yüksek seviyeye çıkmasını, hızla modern sanayii
kurmasını, tarımını modernleştirmesini sağlamak için
dünya çapında yüksek kaliteli, liyakatti ilim
adamları ve teknisyenler yetiştirmek zorunluluğu
vardır. Bu vasıfta insan gücü yetiştirmedikçe
Türkiye'nin ilimde, teknikte süratte ilerlemesi ve
modern sanayie sahip olması, tarımını
modernleştirmesi mümkün olamaz. Bunun için Türkiye
her şeyden önce öğrenimde bulunan gençler içinden en
kabiliyetlilerini seçerek bunlara geniş öğrenim
imkânları sağlamalı ve süratle dünya çapında her
konuda yüksek seviyeli ilim adamları ve teknisyenler
kadrosunu kurmalıdır. İster matematikte, ister
fizikte, ister kimyada, ister tarım bilgilerinde,
ister sosyal bilimlerde olsun dünya çapında ve en
yetenekli ilim adamları yetiştirmek ve Türkiye'yi
kalkındırmaya yetecek bir ilim adamları kadrosunu
teşkil etmek Türkiye için başlıca önemli meseleyi
teşkil etmektedir. Bugüne kadar Türkiye'yi idare
eden iktidarlar bu konuyu karıştırmışlardır. Türkiye
için her kasabada ortaokul, liseler açmak, her yerde
okulları çoğaltmak başlı başına Türkiye'nin
meselelerini çözmeye yetmez. Öncelikler tespit etmek
zorunluluğu vardır. Öncelikleri düşündüğümüz zaman
da, Türkiye'nin kalkınmasını sağlamada birinci
öncelik yüksek seviyeli, liyakatli ve üstün kaliteli
ilim adamları, teknisyenler kadrosunu kurmaya önem
vermek gerekmektedir. Birinci öncelik buradadır.
Böyle bir kadro kurulduktan sonra bu kadronun
varlığı sayesinde Türkiye'nin süratle modern sanayie
sahip olması ve tarımını modernleştirmesi mümkün
olacaktır. Ve bu üstün, seçkin ilim adamları kadrosu
sayesinde Türkiye ilim ve teknik yönünden büyük bir
güç elde etmiş olacaktır. Buna işaret etmeyi çok
gerekli saymaktayım.
Bunun yanı sıra millî eğitimin ele alınması ve millî
eğitimin Türkiye'nin ilimde, teknikte süratle
dünyanın en ileri gitmiş ülkesi haline gelmesini
sağlayacak bir plânlama yapmak ve buna göre bir
millî eğitim faaliyeti göstermek gerekmektedir.
Millî eğitimin başlıca dört gayesi olduğu ortaya
konulmalıdır. Bu gayeleri sırayla şöyle ifade
edebiliriz : Birincisi, Türk insanını yaşı ne olursa
olsun Türk milletinin tarihinden şuur almış olan,
Türk geleneklerinden şuur almış olan, Türk
milletinin milliyetçilik duygularıyla ve manevî
değerleriyle beslenmiş olan insanlar olarak
yetiştirmek teşkil etmelidir. Millî eğitimin
birinci gayesi bu olmalıdır. Türk insanını Türk
milletinin örnek bir kişisi, Türk milletinin bütün
vasıflarını üzerinde taşıyan müşterek vasıfları
benimsemiş insan olarak yetiştirmek olmalıdır. Kendi
tarihinden habersiz, geleneklerinden habersiz,
örfünden habersiz, manevî değerlerinden habersiz
çıplak bir varlık olarak insanlarımızın yetişmesi,
yurdumuzun büyük zaafını teşkil etmektedir.
İkinci gaye : Millî eğitim Türk milletinin
sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına göre hedeflerini
tayin etmeli ve Türk insanı ona göre
yetiştirmelidir. Türk milletinin sosyal ve ekonomik
ihtiyaçları önce tespit edilmelidir. Yani
Türkiye'nin modern sanayii kurması, Türkiye'nin
modern tarım kurması, Türk toplumunun kalkınması
için ne kadar doktora ihtiyacı vardır, ne kadar
kimyagere ihtiyacı vardır, ne kadar mühendise ve
yüksek mühendise ihtiyacı vardır, ne kadar makine
mühendisine ihtiyacı vardır, ne kadar öğretmene
ihtiyacı vardır, ne kadar tornacıya, tesfiyeciye
ihtiyacı vardır ; bunlar gayet dikkatli olarak, ilmî
bir şekilde tespit edilmeli ve Türk toplumunun bu
sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına göre Millî eğitimin
hedefleri tespit edilerek ona göre okullar açılmalı,
ona göre teşkilâtlanma yapılmalı ve bu okullara ona
göre öğrenciler alınarak bu hedeflere göre Türk
insanı eğitilerek yetiştirilmelidir.
Millî eğitimin üçüncü gayesi : Türk insanını
topluma yük olmadan yaşayacak, üretici olarak
yetişecek ve topluma katkıda bulunacak şekilde
yetiştirmesi esas olmalıdır. Okullardan birtakım
gereksiz bilgi yüküyle yüklenmiş ve gözünü devlet
kapısına dikmiş, devlet kapısında memuriyet peşine
düşmüş insanlar yetiştirmek özellikle bundan sonra,
memleketimiz için çok zararlı ve tehlikelidir. Türk
insanını üretici olacak şekilde yetiştirmek, Türk
toplumuna katkıda, bulunacak şekilde yetiştirmek,
hem bu şekilde bilgili yetiştirmek, kabiliyetli
yetiştirmek hem de bu ruhta ,bu anlayışta; bu
zihniyette yetiştirmek büyük önem taşımaktadır.
Dördüncü gaye : Bugün dünya üzerinde
tekniğin, teknik bilginin önemi hayatî derecede
artmıştır. Bunun için Türk çocuklarını teknik
eğitime yönelik yetiştirmek gerekmektedir. Türk
çocuklarını, Türkiye'nin ihtiyacı olan kalkınmayı
sağlayacak bir eğitim göstererek yetiştirmek yoluna
gidilmelidir. İlim ve teknik milletlerin sayısı ne
olursa olsun, durumu ne olursa olsun diğer milletler
arasında durumunu sağlamlaştırmakta ve etkin hâle
getirmektedir. Bunun için bu konu Türk milleti için
de hayatî değer taşımaktadır.
Karşılaşılan her olayı, önümüze getirilen her
meseleyi gördüğümüz her işi ön yargılardan
ayrılarak, art ;düşüncelerden sıyrılarak gerçekçi'
bir gözle göstermek ve ilim zihniyetiyle bunu
muhakeme etmek değerlendirmek başlıca usul
olmalıdır.
Her çeşit peşin hükmü kafalardan bir kenara
bırakacağız. Her olayı incelerken ilim metodunu
takip edeceğiz. Bu da nedir? Müşahede, inceleme,
araştırma, analiz, tecrübe ve müspet sonucu bulmak.
Demek ki, bütün memleket meseleleri ile ilgili
olayları, tutumları düşünürken en doğru neticeye
varabilmek için uygulayacağımız îlke ilim metodu,
ilim mantalitesi olacaktır ve bütün
faaliyetlerimizde bize yol gösterici olarak ilmi
önder kabul edeceğiz. Bunu da görüşümüze esas olarak
almakta çok fayda gördük. Çünkü çoğu zaman birçok
kimseler ilk hamlede ortaya ön yargılarla, art
düşüncelerle çıkıyor ve daha ilk anda muhakeme
yürütüp, doğru sonuca varma yolların tıkamış oluyor.
Bunun için ilimciyiz. İlimcilikten de kastettiğimiz
şey,yukarıda da belirttiğimiz gibi olayları
incelerken, ilim mantalitesini, ilim metodunu
kullanmak ve her işimizde ilmi kendimize önder kabul
etmektir. Yalnız ve sadece ilmi , müspet ilmi önder
kabul edeceğiz. |