|
Türkün her şeyi güzeldir ve her şeyden güzeldir.
Mehmet Emin Yurdakul
-
Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik :
İnsanlar için mutluluk her şeyden önce hür olmaya
bağlıdır. İnsanlığı aşağılatan en tiksindirici hâl
insanların köle olmaları, köle yapılmalarıdır. Biz
millî doktrin Dokuz Işık'ta ne başkalarını uşak
olarak kullanmayı, ne de başkalarına uşak olmayı
kabul eden bir görüşü esas almış bulunmaktayız.
İnsanları aşağılatan, en tiksindirici hâl olan,
köleliğe karşıyız. Türk milletinin, Türk toplumunun
her manada özgür olmasıyla mutlu olacağına,
yükselebileceğine inanmaktayız. Bu bakımdan her ne
bahane ile olursa olsun, her ne isim altında olursa
olsun insanları hürriyetsizliğe sürükleyen her çeşit
davranışa karşıyız. Hürriyet derken sadece siyasî
hürriyeti değil, ekonomik hürriyeti, sosyal
hürriyeti, ilim hürriyetini, kısacası İnsan Hakları
Beyannamesi'nde ve Birleşmiş Milletler Anayasası'nda
ifadesini bulan tüm hürriyetleri bir bütün olarak
kastetmekteyiz.
Türk milleti için uygun gördüğümüz yönetim sistemi
de "Hürriyetçi demokrasi" sistemidir. Bu bakımdan
demokratik nizamın korunması, geliştirilmesi ve
demokratik nizam içinde halkın desteğinin sağlanması
Dokuz Işık görüşü için başlıca esastır.
Hürriyetçilik ilkesiyle beraber Halkçılık deyimini
de kullanmaktayız, "halkçılık" deyimiyle kastedilen
şudur: Her şeyin halkla beraber, halk için olması ve
halka doğru olması ve halk tarafından olması. Halkın
yaşayışını paylaşarak, halkın yükseltilmesini
birinci plânda düşünerek, halkın dertleriyle
yoğrularak halkla el ele iş birliği yapmak suretiyle
halk için ve halk tarafından her hareketin
düzenlenmesi ve yürütülmesi fikrini kastetmekteyiz.
Halka rağmen hareket etmeyi doğru ve uygun
bulmamaktayız. Türk milletinin yükselişi,
milliyetçilik ülküsünün siyasî hareket olarak
gelişmesi her şeyden önce "halk demokrasilinin
Türkiye'de yaşatılmasına, ve geliştirilmesine
bağlıdır. Türk milliyetçiliğinin korunması ve
hedefine varması demokrasiyle sıkı sıkıya bağlıdır.
Bunun için halkçılık ve hürriyete dayanan halk
idaresi millî doktrinin temel görüşüdür.
Yalnız memleketimizde hürriyet birçok zamanlar
kalıp, klişe hâlinde siyasî bir manada anlaşılmış,
kabul edilmiştir. Böyle bir hürriyet yaşayan bütün
insanlar için, bütün milletler için hürriyet
olmaktan çok zaman uzak kalmıştır. Hürriyet deyince,
siyasî hürriyeti esas almayacağız, hürriyeti bütün
bölümleri ile beraber düşünmek ve o şekilde bir
hürriyeti istemeyi esas kabul ediyoruz. Bunlar
Birleşmiş Milletlerin Anayasası'nda yer almış olan
hürriyetlerdir. Bu, söz hürriyeti, yazı hürriyeti,
bilim hürriyeti, sosyal hürriyet, ekonomik hürriyet,
korkudan ve baskıdan azade olmak hürriyeti ve
sefaletten kurtulma hürriyeti gibi bütün
hürriyetleri içine alan bir hürriyet görüşüdür. Bir
insana hürsünüz işte size siyasî haklarınızı
tanıyoruz, istediğiniz yere reyinizi
verebilirsiniz", fakat arkasından el altından "Şu
tarafa rey vermezseniz işinizden çıkarırım"
korkusunu, tehdidini koyarsanız, onun hürriyeti bir
mana ifade etmez. Veyahut "Bu tarafa rey verirseniz
akşam eve giderken beş tane adamım sizi çevirir,
adamakıllı döver" gibi tehdit eder bir durum ortaya
çıkarsa, hürriyetin anlamı kalmaz. Yani hürriyetin
gerçek hürriyet olabilmesi için Birleşmiş Milletler
Anayasası'nda ayrı ayrı sayılmış olan bu
hürriyetlerin bütün olarak herkese sağlanmış olması
şarttır. Hürriyetçilikle beraber şahsiyetçiliği de
esas alıyoruz. İnsanlar şahıslarına karşılıklı saygı
ve karşılıklı teminat içinde bulunmalıdırlar.
İnsanlar her zaman hakarete uğrarlarsa, her zaman
haklarından emin durumda bulunmazlarsa, o insanların
o memleket içinde faydalı olmaların huzur içinde
olmalarına ve mesut olmalarına imkân yoktur. Onun
için bu prensibimizi de hürriyetçiyiz ve
şahsiyetçiyiz diye ifade ediyoruz. |