|
Türkün her şeyi güzeldir ve her şeyden güzeldir.
Mehmet Emin Yurdakul
-
Gelişmecilik ve
Halkçılık :
Millî doktrin Dokuz Işık'ın sekizinci ilkesi
"gelişmeciliktir. Gelişmecilik şu demektir: Daima
daha iyiyi, daha gelişmiş bir durumu elde etmek için
araştırma, yapmak; daha iyiye, daha mükemmele varmak
arzusu taşımak ve bunun için çareler aramaktır.
Gelişmecilikte içinde bulunulan durum düzeltilerek,
o durum basamak yapılarak bir merdivenden yukarı
doğru yükselir gibi bulunduğumuz basamağın önüne
daha yüksek basamaklar kurarak, bu basamaklara
basarak daha iyiye yükselmek, daha güzele yükselmek,
daha olgunu bulmak, elde etmek demektir.
Gelişmecilikte içinde bulunulan durumu yıkmak,
devirmek söz konusu değildir. İçinde bulunulan
durumu düzeltmek, yeniden düzenlemek, geliştirmek
bahis konusudur. Yâni devrimcilik, gelişmeciliğin
zıddı bir düşüncedir; görüştür. Gelişmecilikle,
devrimciliği milletimizin kalkınması için bir yol
olarak görmediğimizi, benimsemediğimizi anlatmak
istemekteyiz. Neden devrimciliği bir yol olarak
kabul etmiyoruz?
Çünkü devrimcilik geçmişe ait her şeyi
yıkmak.geçmişe ait her çeşit değerlerimizden
vazgeçmek ve bizimle, tarihimizle ilgisi olmayan,
nereye varılacağı kestirilemeyen bir başka durum
meydana getirmek anlamını taşımaktadır. Milletler de
ulu ağaçlar gibidir. Ulu bir pınarın toprağın
üzerinde gövdesi ne kadar yükselmişse. toprağın
altında da o kadar derinliğe inmiş, geniş kökleri
vardır. Ulu bir ağacın köklerini kesecek olursak o
ağacı yaşatmak, toprağın üstünde dik olarak tutmak
mümkün olmaz. Bunun için milletin kökleri de kendi
millî tarihidir, kendi binlerce yıllık yaşayışı
içinde meydana getirdiği kültür hazineleri, manevî
değerleridir. Millî gelenekleridir. Onun için
bunlarla, bağlantıyı kesmek, her şeyi yıkmak,
devirmek bizim kabul etmediğimiz bir görüştür, bir
yoldur. Bunun için devrimcilik değil, evrimciliğe
dayanan gelişmecilik ilkesini benimsemiş
bulunmaktayız. Gelişmecilik ilkesiyle düşündüğümüz
anlam şudur : İnsanlar yaratıldıkları günden beri
daima içinde bulundukları durumla yetinmemişler daha
iyi yaşamak, daha güzel bir durum elde etmek, daha
olgun sonuçlara varmak için çırpınmışlardır. Bunun
için biz bu duygu ve bu zihniyeti bir ilke olarak
doktrinimize koymuş bulunmaktayız. İnsanlar tabiat
kuvvetlerinin tutsaklığından kurtulmak, tabiat
kuvvetlerinin kendileri için yararlı olacak şekilde
kullanılmasını sağlamak ihtiyacını, düşüncesini
yeryüzünde, yaratıldıkları ilk günden beri
düşünmüşler, bunu sağlamaya çalışmışlar, bunun için
çare aramışlardır. İşte bu da, gelişmeciliğin bir
diğer önemli faktörüdür. Yani tabiat olaylarının,
tabiat güçlerinin insanlara, insan toplumlarına
zarar vermesini önlemek, buna karşılık tabiat
güçlerinden tabiat olaylarından insanların, insan
toplumlarının mümkün olduğu kadar büyük ölçüde
yararlanmasını sağlamak gelişmecilik ruhunun,
gelişmecilik düşüncesinin güç aldığı önemli bir
kaynaktır.
Bu sayededir ki yeryüzünde insan medeniyetleri
meydana gelmiştir ve bu medeniyetler gelişmiştir.
Bugün, yirminci yüzyılın son çeyreğinde insanlık,
övündüğümüz büyük medenî hamleleri sağlamak imkânını
bulmuştur. İşte bütün gençlerimize, bütün
memleketimizin insanlarına, gerek kendi şahsî
yaşayışlarında ve şahsî işlerinde, mesleklerinde
daima daha iyiye varmak, daha mükemmele ulaşmak,
daha güzeli elde etmek aynı zamanda milletimiz için,
vatanımız için, devletimiz için daha yükseğe çıkmak,
daha kalkınmış, daha ileri bir duruma gelmek
isteğiyle, ihtirasıyla yol aramak, çare aramak,
çalışmak gerektiğini ortaya koymak istemekteyiz.
Bunun içindir ki, gelişmecilik ilkesini millî
doktrinin içine koymuş bulunmaktayız. Bu duygu, bu
ihtiras çok olumlu bir duygudur; olumlu bir
ihtirastır. İnsan enerjisinin, gençlik enerjisinin
kanalize edilmesini gerektiren en meşru, en yararlı
bir ihtirastır. İçinde bulunduğumuz durum ve
şartları düzeltmek, daha iyi yapmak, daha ileriye
götürmek, daha olgun hâle getirmek, daima bunu
düşünmek, bunun yollarını araştırmak, bunun için
çalışmak, bunun için çırpınmak insanlığı yükselten
en kutlu duygu ve düşünceyi teşkil etmektedir. Böyle
bir düşünce, böyle bir istek ve görüşten yoksun olan
kişiler ve toplumlar sürünmeye mahkum varlıklardan
başka bir şey kabul edilemezler.
Bunun için, bütün Türk milleti daima daha iyiyi
arayacağız. Daha olguna varmak için tedbirler
düşüneceğiz, çalışmalar yapacağız, gece demeden,
gündüz demeden her şeyin en güzelini, en iyisini, en
olgununu elde etmek için uğraşacağız. Bunu hem kendi
yaşayışımızda, kendi mesleğimizde, işimizde sağlamak
için çırpmacağız. Hem de milletimizin vatanımızın,
devletimizin hızla, bir an önce en yüksek seviyeye
çıkarılması, en ileri bir duruma gelmesi için
uğraşacağız.
Eğer insanlar elde ettikleriyle yetinseler ve "Bu
bize yetiyor" deselerdi medeniyetler olduğu gibi
kalır, gelişemezdi. Hâlbuki görüyoruz, bundan 40 yıl
önceki durum bugün yoktur.
Bundan 5 yıl önceki durum da yoktur. Bundan 5 yıl
sonra da daima bugünkü durumdan daha ileri gidilmiş,
daha birçok yeni şeyler bulunmuş olacak. Çünkü
insanlar daima daha iyiyi araştırıyorlar, daha
mükemmeli istiyorlar. O hâlde kalkınmamızın ve
yaşamamızın dayanacağı temel ilkelerden birisi de
daima elde ettiğimizle yetinmemek, daha iyiyi, daha
güzeli, daha mükemmeli araştırmak duygusu olacaktır.
İşte gelişmeciliğimizin dayandığı ilke budur. |