|
Türkün her şeyi güzeldir ve her şeyden güzeldir.
Mehmet Emin Yurdakul
-
Endüstricilik ve
Teknîkçilik :
Bugün dünya atom, nükleer ve uzay çağına girmiş
bulunmaktadır. İnsanlığın hayatında endüstri, makine
ve önemli yeri almış bulunmaktadır. Türk milletinin
300 yıla varan bir dönem içinde uğramış olduğu
yenilgiler ve karşılaşmış olduğu felâketler, acılar,
gelişen makine gücünün endüstri gücünün karşısında
Türk milletinin kol gücüyle, hayvan gücüyle yalın
bir durumda kalmış olmasıdır. Bugün bir toplumun
güçlü alması her şeyden önce modern sanayi kuruluşu
olmasına, teknikte ve endüstride en yüksek seviyeye
çıkmış bulunmasına bağlıdır. Yıllarca memleketimizde
birtakım tartışmalar olmuştur. Türkiye bir ziraat
memleketi mi olmalıdır, ziraatını mı
geliştirmelidir, sanayileşmeye fazla yönelmemeli
midir, yönelmeli midir? gibi tartışmalar ortaya
atılmıştır. Modern bir toplum olmak, güçlü bir
devlet, millet hâline gelmek için Türkiye'nin en
kısa zamanda dünyanın en ileri endüstri ülkesi
hâline gelmesi gerekmektedir.
Bu tarımın ihmal edileceği, tarımın terk edileceği
anlamına gelmez. Türk milleti endüstri sahibi bir
toplum olmakla beraber
tarımını da modernleştirerek, tarıma da aynı
derecede önem verecek ve modern bir tarım
kuracaktır. Esasen modern bir tarım kurmak da
endüstrisiz mümkün değildir. Bunun için; Türkiye
tarıma yönelmelidir, bir tarım ülkesidir. Tarım
üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırması daha doğru
olur. Endüstri yönünden de tarımla ilgili hafif
endüstri kurmakla yetinmelidir, görüşü doğru bir
görüş değildir. Türkiye ağır endüstriye dayanan ve
her çeşit fabrikaları, modern aletleri, makineleri
yapabilecek kapasitede bir endüstri sahibi olmak
zorundadır. Bunun için millî doktrin Dokuz Işık'ın
içerisine ilimcilik ilkesi bulunmakla beraber ayrıca
bir endüstricilik, teknikçilik ilkesi de
konulmuştur. Yaşadığımız çağ teknik çağıdır. Bugün
insanlar artık uzaya gitmektedirler, Ayı ziyaret
etmektedirler. Yarın diğer yıldızlara da gitmeleri
şüphesiz mümkün olacaktır. İleri milletlerin bu
derecede teknik alanda, endüstri alanında atılım
yaptıkları bir çağda Türkiye'nin endüstri ve tekniği
ihmâl etmesi düşünülemez. Türkiye'nin 300 yıllık
geçirdiğimiz son dönem içerisinde bir türlü
kalkınamamış olmasının önemli bir sebebi, ağır
endüstriye ve teknikçiliğe gerekli önemi vermemiş
olmamız, bir an önce bunu Türkiye'de kurmak,
geliştirmek için kuvvet yoğunlaştırması, gayret
yoğunlaştırması yapmamış olmamızdır. Türkiye ile.
ileri milletler, ileri devletler arasındaki geri
kalmışlık mesafesi 300 yıldır küçülmemiştir, aksine
büyümüştür. Bundan 100 sene önceki Türkiye ile 100
sene önceki ileri Avrupa ülkesi İngiltere, Almanya
veya Fransa arasındaki geri kalmışlık mesafesi
geçirdiğimiz 100 yıl içinde kapanmak şöyle dursun
aksine olarak daha büyümüştür. Bugün ileri milletler
artık füzelerle uzaya çıkabilme imkânını elde
etmişlerdir. Türkiye ise hâlâ elektrik çağına girmek
için uğraşmaktadır.
İşte bütün bunları dikkate alarak Türk milletinin
bir an önce refaha kavuşması, mutlu olması ve her
tehlikeye karşı kendi gücüyle ayakta durabilecek bir
hâle gelebilmesi için Türkiye'yi büyük bir
seferberlik yaparak en kısa zamanda en ileri bir
endüstriye sahip kılmak ve teknikte en ileri bir
toplum haline getirmek başlıca amacımızı teşkil
etmektedir.
Bugün dünya atom ve füze çağından içeriye girmiştir.
Artık buhar çağı geride kalmıştır. Elektrik çağı da
arkada kalmak üzeredir. İnsanlık yeni bir çağa
giriyor. Bu çağ atom ve füze çağıdır. Bu ne ile
mümkün olabilir? Teknikle mümkün olur ve bir de
milletlerin endüstri sahibi, ağır endüstri sahibi
olmalarıyla mümkün olur. Endüstri de yine neye
dayanır? Tekniğe dayanır. O hâlde teknik sahada en
ileriye gitmek, yükselmek ve büyük endüstri sahibi
olmak, kalkınmamız için, kurtuluşumuz için temel
ilkelerimizden bir diğeridir.
Ana ilkelerimizi bu şekilde özetlediğimi
zannediyorum. TÜRK MİLLETİNE yararlı olabilmek için
bu ilkelerin uygulanmasında ULU TANRI'dan bize güç
ve imkân vermesini dilerim.
Ancak bunu yaparken geçmişimize karşı hakaret ve
onunla olan bağlantıyı kesmeyi asla düşünmüyoruz.
Çünkü millet devamlı olarak bir akıştır. Onun
hayatının herhangi bir yerden kesip , evvelkini
silip çıkarmağa imkân yoktur. Onun için
gelişmecilikte devamlılığı esas kabul ediyoruz. Yani
yapacağımız bütün faaliyetlerde, bütün ilerleme ve
kalkınma hamlelerinde yapacağımız bütün işlerin
millî ruhumuza ve millî geleneklerinize uygun olması
esasını kabul ediyoruz. Gelişmecilik ilkesiyle kast
ettiğimiz görüşün özeti budur. |