|
Padişahlık Sırası |
32 |
|
Saltanatı |
15 Yıl |
|
İslâm Halifelik Sırası |
97 |
|
Cülûsu |
25 Haziran 1861 |
|
Babası |
Sultan ikinci Mahmud Hân |
|
Annesi |
Pertevniyâl Vâlide Sultan |
|
Doğumu |
8 Şubat 1830 |
|
Vefâtı |
4 Haziran 1876 |
|
Kabri |
İstanbul Çemberlitaş Sultan
II. Mahmud Hân Türbesindedir |
|
Osmanlı padişahlarının otuz
ikincisi. Sultan İkinci Mahmûd'un
ikinci oğlu ve İslâm halifelerinin
doksan yedincisidir. 1830 yılında
doğdu. Annesi Pertevniyal Sultan
Hanımdır. İyi bir tahsil görerek
yetiştirildi. Sultan Abdülmecid
Hanın vefâtından sonra 1861 yılında,
32 yaşında padişah oldu.
Abdülaziz Han, güçlü kuvvetli, ata
sporlarından güreşe ciride, ava
meraklı, kahraman yapılı bir
hükümdardı. Halk kendisini sevmekte,
ikinci bir Yavuz olarak görmekteydi.
Üzerinde durduğu en mühim mesele
ordu ve donanmanın yeniden tanzim
edilmesi, yeni usûllere göre tekâmül
ettirilmesiydi. Avrupa'dan elde
edilen kredilerin pek çoğu bu sahada
sarf edildi. Donanma, dünyânın
sayılı donanmalarından birisi oldu.
Nizâmiye, ihtiyat, redif ve
müstahfız adıyla 700.000'i aşkın
askeri bir kuvvet hazırladı.
Bunların top ve tüfek ihtiyaçları
için de modern tesisler kurdurdu.
Sultan Abdülaziz Han, zeki,
anlayışlı ve dünyâ siyâsetine vâkıf
olduğu için saltanatının ikinci
yılında (1863) Mısır'ı ziyâret etti.
Kalabalık bir heyetle berâber,
Mısır'a yapılan bu gezi çok
gösterişli oldu. Yavuz sultan
Selim'den sonra Mısır'a gelen ilk
Osmanlı sultanına halk çılgınca
sevgi gösterilerinde bulundu. Sultan
Abdülaziz, Kahire'yi at üstünde
dolaştı. Bu seyâhat Mısır halkının
Hilâfet makâmına olan bağlılığının
güçlenmesini sağladı.
1867
yılında Paris'te açılan büyük bir
sergiyi görmek için imparator
Napolyon'un dâvetini kabul ederek
Fransa'ya gitti. Oradan, İngiltere,
Belçika, Almanya, Avusturya,
Macaristan yoluyla memlekete döndü.
bu seyahatlerinde Fransa imparatoru
Üçüncü Napolyon, İngiltere Kraliçesi
Victoria, Belçika Kralı İkinci
Leopold, Prusya Kralı Birinci
Wilhelm, Avusturya imparatoru ve
Macaristan Kralı Birinci Fransuva-Josef,
Romanya Prensi Birinci Karol ile
görüştü. Balkanlarda Rusya ve diğer
devletlerin teklemesi ile çıkan
isyanlar, devrinin en mühim
hâdiselerindendir. Rumeli ve
Girit'teki gayri müslim halkın
ayaklanmaları devletin başına büyük
gâileler açtı. Karadağ, Sırp, Bulgar
ve Girit isyanları ile hükümet hem
nüfûs, hem de mâli bakımdan
kayıplara uğradı. Karadağ'a yapılan
savaşlar kazanılarak bu mesele bir
müddet için kapandı. Sırbistan'da
bâzı kalelerdeki askerlerin geri
çekilmesi ile anlaşma yapıldı.
Girit'teki isyân başarılı bir askeri
harekât ile bastırıldı. Mahmûd Nedim
Paşanın sadâreti, hem dışta hem de
içte devletin itibarının
sarsılmasına sebep oldu. Tarafdarı
olduğu Rus sefiri İgnatiyef'in
tavsiyeleri ile hareket eden Mahmûd
Nedim Paşa, aldığı kararlarla Avrupa
devletlerinin tepkisini çekti.
Bilhassa devletin senelik ödediği
borcunu beş sene müddetle
ödenmeyeceğini bildirmesi üzerine
Avrupa'da Osmanlılar aleyhine
gösteriler yapılmasına yol açtı.
Zâten Rusya'nın da istediği buydu.
Nitekim, Ruslar bu karışıklıktan
faydalanarak Balkanlarda Panislavizm
propagandasına yaygınlaştırıp büyük
huzursuzluklar çıkardılar. 1875
yazında Bosna-Hersek'te isyanlar
çıktı. Bunu Rusya'nın teşviki ile
1876'da Sırbistan'ın Osmanlı
Devletine savaş ilanı tâkip etti.
Osmanlı Devleti sıkıntılar içinde
olmasına rağmen Sırbistan'ı kısa
sürede mağlup etti. Ardından
Bulgaristan'da karışıklıklar çıktı
ise de mahalli kuvvetlerle
bastırıldı.
Sultan
Abdülaziz Han, Balkanlardaki
tehlikeli gelişmeyi önlemeye
çalışırken daha önce görevlerinden
azledilmiş bulunan Hüseyin Avni,
Midhat, Mütercim Rüşdi paşalar ile
Hasan Hayrullah Efendi ihtilâl
hazırlığı yapıyorlardı. Bilhassa
Hüseyin Avni paşa, Mahmûd Nedim Paşa
tarafından azledilip, sürüldüğü için
padişaha kin bağlamıştı. ''Kinim
dinimdir'' diyen bu adam, padişahı
tahttan indirip öldürmeye karar
verdi. Londra'ya gidip İngilizlerle
bu işi planladı. İkinci adam olan
Midhat paşa ise, batı kültüründen ve
din bilgilerinden tamamen yoksun
birisiydi. Tunâ Valiliği zamânında
yaptığı işler, bilhassa İngilizler
tarafından reklâm edilerek
şişirilmişti. İçki masalarında
devlete âit kararlar alırdı.
Memleketi kurtaracak tek insanın
kendisi olduğuna inanırdı. Hüseyin
Avni, Midhat, Mütercim Rüşdi ve
Süleyman paşalar, padişahın tahttan
düşürülmesi için geniş bir
propagandaya giriştiler. Halıkn
gözünde Sultân'ı küçültmek için
çeşitli iftirâlar yaydılar. 30 Mayıs
1876 Cumâ günü sabahı, saat 04.30'da
harekete geçtiler. Taşkışla'dan
gelen taburlarla, Mekteb-i
Harbiyyenin 300 kadar talebesi,
Dolmabahçe Sarayını çevirdi.
Donanmada deniz tarafını kontrol
altına aldı. Sultan Abdülaziz Han
kayıkla alınıp, topkapı Sarayına
götürülerek, Sultan Üçüncü Selim
Hanın şehid edildiği odaya
hapsedildi. Sonra Fer'iyye Sarayına
götürüldü. 4 Haziran 1876'da Avni
paşa, çoktan planlamış olduğu
cinâyeti saraydan elde ettiği
adamlarına yaptırdı. Cezâyirli
Mustafa Pehlivan, Mâbeyince Fahri
Bey, Yozgatlı Pehlivan Mustafa Çavuş
ve Boyabatlı Hacı Mehmed Pehlivan,
sultan Abdülaziz Hanın kaldığı odaya
zorla girdiler. büyük mücâleden
sonra iki bileklerini kesip dışarı
kaçtılar. Avni paşa çığlıkları duyar
duymaz, Kuzguncuk'taki yalısından
Fer'iyye Sarayına geldi. Henüz
ölmemiş olan Sultân Abdülaziz Han,
pencereden çıkartılan âdi bir
perdeye sarılarak yakın bir karakola
nakledildi. Ölüm raporunu imzâlamak
istemeyen iki doktordan birini Avni
paşa hemen Trablusgarb'a sürdü.
Diğerinin de apoletlerini söktü. Üç
pehlivana maaş bağlanarak gerçeği
açıklamaları önlendi. Sultan
Abdülaziz'in naaşını yıkayan
imâmlar, sonradan verdikleri
ifâdelerde, Sultanın iki dişinin
kırık olduğunu, sakalının sol
tarafının yolunduğunu
belirtmişlerdir. Pehlivanlar da,
yaptıklarını sonra itiraf
etmişlerdir. İsmâil Hâmi Danişmend 5
ciltlik İzâhlı Osmanlı Târihi
Kronolojisi adlı kitabında sultanın
ölüm sebebinin intihar olmayıp,
cinâyet olduğunu 31 delil ile izâh
etmektedir. İntihar eden bir
kimsenin iki bileğini küçük bir
makasla kendisinin derince kesmesi
adli tıbba göre mümkün değildir.
Sultanın cenâzesi 5 Haziran 1876
günü büyük bir merâsimle kaldırıldı.
Babası sultan İkinci Mahmûd Hanın
Çemberlitaş'taki türbesine
defnedildi.
Sultan
Abdülaziz Han, on beş senelik
saltanat zamânını Dolmabahçe
Sarayında geçirdi. Zamânında yeni
asker elbiseleri kabûl edildi. İlk
defâ posta pulu kullanıldı. Süveyş
Kanalı açıldı. Sâhillere deniz
fenerleri kondu. İstanbul'da tramvay
işletilmeye başlandı. Galata Tüneli
yapıldı ve işletilmeye başlandı.
Askeri Rüştiye Mektepleri ve Osmanlı
Bankası açıldı. Devlet Şûrâsı
(Danıştay) ve Adliye Teşkilatı
kuruldu. Mahkeme-i Nizâmiye, İcrâ
Cemiyeti, Cezâ, Cinâyet ve Hukuk
Mahkemelerini hâvi İstinaf
Mahkemesi, Temyiz Mahkemesi,
gümrüklerle ilgili Rüsûmat Eminliği,
Merkez Bidâyet Mahkemeleri teşkil
edildi. Yine Abdülaziz Han zamânında
vilâyet ve sancaklar yeni bir
teşkilata tabi tutuldu. Mâliye
Nezâretinin Muhâsebe Meclisi
genişletilerek Divân-ı Muhâsebat
(Sayıştay) kuruldu. Meclis-i Kebir-i
Maârif ve Tapu Umum Müdürlüğü ve
Meclis-i Hazâin teşkil edildi. Ahmed
Cevdet Paşa başkanlığında Mecelle
Cemiyeti kuruldu. Maârif Teşkilat
Nizâmları düzenlendi. Sultani
Mektepleri (Liseler) ve Sanâyi
Mektepleri açıldı. Fransa
İmparatoriçesi, Avusturya
İmparatoru, İran Şahı, Sultan
Abdülaziz'i ziyâret için İstanbul'a
geldiler. Şark ve İzmir Demiryolları
açıldı. Tıbbıye, Mülkiye, Orman ve
Mâden Mektepleri, Dârüşşafaka Lisesi
açıldı. İtfâiye Alayı teşkil edildi.
Erzurum'un müdâfaası için yapılan
''Aziziye'' tabyaları onun zamânında
bitirildi. Sultan Abdülaziz Han,
Çırağan ve Beylerbeyi sarayları ile
muhtelif yerlerdeki kasrları
yaptırdı. |