 |
|
MAGAZİN - MÜZİK
* Çocuklarımızı
zararlı yayınlara karşı koruruz
* Vatanımızı
bölmeye yönelik faaliyetler içeren sanatçılara
sitemizde yer verilmez. |
|
|

Hülya Avşar adlı Afişte'nin
fikr-i iğfali:
"Hayvan
Keserek Bayram Yapan Bir dini Aklım Almıyor!"
Ülkemizde bulunan gayrimüslimler, 'Müslüman' edasıyla her
Kutsal bayram günleri öncesinde sahneye çıkarak Yüce
Dinimize ve dinimizin kutsal vecibelerine saldırırlar.
Kızılbaş inancına sahip olan ve tekkelerde mum yakarak
yetişen Beyazları ve Öztürk'leri büyük bir esefle, her
bayram öncesi duyar, işitiriz. Sanki kurban kesmek sadece
bize hasmış gibi, kafirane üsluplarla çıkarlar sahneye. Bu
kez afişte bir sözümona zurnik kızı, 'Kızım sana
söyleyeyim, gelinim sen anla cinsinden' yüce kutsal
değerlerimize saldırarak tatmin olmuş, fikr-i iğfal'i
gerçekleştirmiştir. Son olarak, Hülya Avşar takma adlı bir
nesebi ve mezhebi belirsiz afişte, İslâm'ın vecibeleri
ışığında tüm semavi dinlere saldırmıştır. Çünkü kurban
kesmek sadece İslâmi bir vecibe değil, Hıristiyanlık ve
Musevilikte de kurban kesmek bir ibadettir. Hıristiyan'ların
her yıl hindi katliamı yaptıklarını, Musevilerin aile
fertleri başına horoz kurban etmeleri sonucunda horoz
katliamı yaptıkları bu zurnikzadelerin dillerinde hiç
yoktur. Onlar için katlanılamayan tek şey, Müslüman bir
ülkede minarelerden yükselen nidalardır. Ama, yurt dışına
gittikleri zaman, çalan çanlar onlara suya koşan koyun hazı
verir. Şimdi sorsak; 'Ben demedim, arkadaşımın 9 yaşındaki
oğlu dedi' gibi kahpece bir cevap verecek. Ne dedik? Fikr-i
İğfal Gazi Paşamızın en büyük tespitlerinden birisi değil
mi? Bunları 'Sanatçı' yerine koyan koyunlar utansın!.. İşte;
Hülya Zurnikzade'nin İslâm'a hakaret edeyim derken,
tüm semavi dinlere karşı yediği herze: Hayvan Keserek Bayram
Yapan Bir dini Aklım Almıyor!
Aslında şu dini inanç konusu dışarıdan bakıldığında karman
çorman görülse de, belki de yaşadığımız çağa göre birçok
emin olup olmadığımız düşüncelerin tartışılmasına sebep
oldu.
Bu konuda şimdi herkesin bir fikri oluştu.
Düşünüyorum da; belki de daha önceleri monotonlaşmış dini
dünyamızda artık duygularımızı, düşüncelerimizi, yaşam
şeklimizi dahi çekinmeden gözden geçirip dini anlamda
kendimizle ilgili kararları verecek noktaya geldik ki; tüm
bunları düşünmekten bile korkardık...
Oysa bunun, yeni gelişen Türkiye'de yaşam şartlarına göre
düzenlenmesi gerektiğini anlatan kitaplar, tartışma
programları peşi sıra.
Peki! Bunun bir de çocuklar tarafı olduğunu, çocukların ve
gençlerin dini anlayış açısından hangi yolu nasıl
seçtiklerinden, kimlerin haberi var diye aklıma düştü.
Eminim ki; şimdiki çocuklar ve gençler hepimizi şaşırtacak!
Öyle bir noktaya gelinecek ki, Müslüman ülkelerin dini
konuda kararsız çocuklarıyla karşılaşılacak.
Son zamanlarda yaşanan her ne ise, Türkiye'de bana göre
alttan hiç kimsenin tahmin etmediği, Müslümanlığa farklı
bakan bir jenerasyon geliyor.
Bu iyi anlamda mı, kötü anlamda mı; siz çözün!
Benim fikrimi sorarsanız; İslami değerlerimizi şimdiden
korumaya başlarız. Asıl tehditkar pozisyonlar yolda geliyor.
Size en ufak örnek veriyorum; çok sevgili bir ahbabımın 9
yaşındaki torunu, babaannesine şöyle bir soru sormuş:
''Hayvan keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor!''
İşte bu soru bana da şok!!!
Mantıklı gelen bu soru alttan nasıl bir jenerasyon geldiğini
size de fark ettiriyor mu? Belki de beni etkileme sebebi,
benim de son yıllarda kurban kesmek yerine daha hayırlı
olacak bir şeyler yapmayı tercih ediyor olmamdır.
Sevgilerimle/ Hülya Avşar / Guardianturk.xxx |
|

Alain Delon koleksiyon
zengini
Meşhur Fransız aktörü Alain Delon'un sanat
koleksiyonun bir kısmı, dün gece Paris'te 8,74 milyon avroya
satıldı.
Paris'te düzenlenen müzayedede, 50'li yıllardan kalma soyut
resimler satışa çıkarıldı. Kanadalı Jean-Paul Riopelle'nin
"Kuş vadisi" tablosu, 882 bin avroyla en pahalı parça oldu.
Pierre Soulage'ın 50 yılında yaptığı isimsiz tablo da 781
bin avroya gitti. Saint-Cyr müzayede evinin yöneticileri,
açık artırmanın gayet başarılı geçtiğini ve eserlerin Çin,
Venezüella, ABD ve Avrupa ülkelerinden alıcılara gittiğini
bildirdi. 71 yaşındaki Delon, ölümden sonraki satışlardan
nefret ettiğini söylemiş ve koleksiyon meselesini "şimdi
halletmek" istediğini açıklamıştı. |
|

Uygur, Başbakan'ı nükteyle kovdu!..
Tedavisi süren tiyatrocu Nejat Uygur'u
ziyaret eden Erdoğan, sanatçının, 'Hadi artık gidin, tuvalet
vakti geldi' sözüne uzun süre güldü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan
Ege Hastanesi'nde tedavi gören tiyatro sanatçısı Nejat
Uygur'u ziyaret ederek "geçmiş olsun" dileğinde bulundu.
Uygur'un "Hadi artık gidin, tuvalet vakti geldi" sözü
Erdoğan'ı uzun süre güldürdü. Yeni eğitim-öğretim yılının
açılışı nedeniyle Karakusunlar İMKB Anadolu Endüstri Meslek
Lisesi'nde düzenlenen törene katılan Erdoğan, ardından Nejat
Uygur'un tedavi gördüğü Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege
Hastanesi'ne geçti. Uygur'u ziyaret eden Başbakan,
sanatçının sağlık durumu hakkında üniversitenin Mütevelli
Heyeti Başkanı Dr. Rıdvan Ege'den bilgi aldı. Ziyaret
sırasında Uygur eski oyunlarını Erdoğan'a anlattı. Uygur'un
Erdoğan'la sohbet ederken, "Hadi artık gidin, tuvalet vakti
geldi. Tuvalete gideceğim" sözü Erdoğan başta olmak üzere
odadakileri kahkahalarla güldürdü. Başbakan Erdoğan,
hastaneden ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine,
sanatçı Uygur'u gayet iyi gördüğünü belirterek, "Yine
nüktedan, her şeyiyle hayat dolu" dedi. Erdoğan, "Yeni
eserinin galasına bekliyor bizi. Biz de 'tamam' dedik,
inşallah gideceğiz" diye konuştu. "Sizi tebessüm ettirebildi
mi?" sorusuna Erdoğan, "Ne demek? Tebessüm ettirmediği kişi
yok, aynı" karşılığını verdi. |
|

Altın
İhanet Film Festivali başladı
Yllardır sol yıkıcı
ve bölücü cenaha hizmet eden;
44'üncü Antalya Altın Portakal Film
Festivali dün akşam düzenlenen
açılış töreniyle başladı.
Cam Piramit'te
düzenlenen törende konuşan Antalya
Valisi Alaaddin Yüksel, Türk sinema
sanatçılarının, Cumhuriyet
Türkiye'sinin aydın insanları
olduğunu söyledi. Yüksel, "Bu
toprakların ortak paydası dostluk ve
kardeşlik olmuştur. Antalya, dünya
barışına büyük katkı sunmaktadır"
dedi.
Antalya Büyükşehir
Belediye Başkanı Menderes Türel de
Antalya'nın festivali 44'üncü kez
gerçekleştirmesinin onurunu
yaşadıklarını kaydetti.
Festivalin son 3 yıldaki
gelişmelerle kazandığı evrensel
kimliği sayesinde Türk sinema
sanatının vitrini olduğunu
vurgulayan Türel, festivalde Türk
sinemacılarının dünya
sinemacılarıyla buluştuğunu söyledi.

Turgul ve Ergün'e
onur ödülü
Festivalde TÜRSAK Başkanı Engin
Yiğitgil ve Tuba Ünsal tarafından
yönetmen Yavuz Turgul'a onur ödülü
sunuldu.
Usta yönetmen Turgul, sözlerine,
sinema hayatındaki önemi nedeniyle
annesine teşekkür ederek başladı.
"Züğürt Ağa" filminin senaryosunu
yazarken Ressam Fikret Otyam'dan
ilham aldığını belirten Turgul,
Otyam'a acil şifalar diledi.
Turgul, en önemli filmlerinde Şener
Şen'in rolaldığını ifade ederek, "O
olmasaydı bu filmler de olmazdı.
Kendisine çok teşekkür ediyorum"
dedi.
Daha sonra, Halil Ergün'ün onur
ödülü, Festival Onursal Başkanı
Menderes Türel ve oyuncu Şerif Sezer
tarafından sunuldu. Şerif Sezer,
Halil Ergün ile 20'li yaşlarında
tanıştığını belirterek, sanatçının
dostu olmasından hep gurur duyduğunu
söyledi.
Halil Ergün de "bilinir olmak ve
kabul görmenin" çok güzel olduğunu
dile getirerek, "Engin Yiğitgil
aradığında önce çok sevindim. Ama
bir süre sonra ürktüm, 'yolun sonuna
geliyor muyum' diye düşündüm. Ama
festivale ilk kez 1975'te
katılmıştım. Zamanı gelmiş" diye
konuştu.
Hülya Koçyiğit'e Altın Portakal
nişanı
Festival kapsamında ilk kez verilen
Altın Portakal Nişanı da Menderes
Türel ve Engin Yiğitgil tarafından
sanatçı Hülya Koçyiğit'e takıldı.
Koçyiğit, "Yaşam, coşku ve sevgiyle
çok şey ifade eden Türk Sineması'nda
Hülya Koçyiğit'in anılması, çok
büyük bir ödül" dedi.
Bu arada festival görevlileri ödül
töreni sırasında "törenin bir
televizyon kanalınca canlı
yayınlandığını" gerekçe göstererek
foto muhabirleri ve kameramanların
törenden ayrılmasını istediler.
Gazetecilerin tepki göstermeleri
üzerine festival görevlileri
fotomuhabirlerinin fotoğraf
çekmesine izin verdi. Kameramanlar
ise ödül töreninin bir kısmından
görüntü alamadı.
|
|
|
|
|
|
|

Türkmen Sanatçımız Ömer Türkmenoğlu Avustralya Yolcusu
Kerkuk.net/ Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te 25-30 Eylül 2007 tarihleri arasında , İhsan Doğramacı adına düzenlenen Uluslararası Türk Dil Kurultayı'nda konserler veren Türkmen sanatçılarımızdan Ömer Türkmenoğlu şimdide Avustralya yolcusu... Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te 25-30 Eylül 2007 tarihleri arasında , İhsan Doğramacı adına düzenlenen Uluslararası Türk Dil Kurultayı'nda konserler veren Türkmen sanatçılarımızdan Ömer Türkmenoğlu şimdide Avustralya yolcusu... 11-21 Ekim tarihleri arasında Avustralya Melbourne'de düzenlenecek lale festivaline Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu ile birlikte konser verecek
Konserler Sydney ve Perth'de şehirlerinde de verilecek |
|
VETO
ETTİĞİMİZ
SANATÇILAR
|
Aşağıda isimleri yazılı sanatçıların haberlerine sitemiz prensip olarak yer vermeyecektir.
Cem Özer,
Ahmet Kaya,
Yılmaz Güney,
Tarık Akan,
Müjdat Gezen,
Perran Kutman,
İbrahim Tatlıses,
Mahsun Kırmızıgül,
Yılmaz Erdoğan,
Sezen Aksu,
Lale Mansur,
Cem Yılmaz,
Zülfü Livaneli
Arif Sağ Selda Bağcan |
|
|
|
|
|

Pavarotti öldü
Dünyaca ünlü İtalyan tenor Luciano
Pavarotti, bugün erken saatlerde
hayata veda etti. kuşağının en büyük
opera sanatçısı olarak gösterilen
Pavarotti 71 yaşındaydı. Ünlü
sanatçıya geçen yıl pankreas kanseri
teşhisi konmuştu.
Ünlü sanatçının, İtalya'nın Modena
kentindeki evinde bu sabah erken
saatlerde öldüğünü duyuran Robson,
"Maestro, ölümüne neden olan
pankreas kanserine karşı uzun
ve zorlu bir savaş verdi" dedi.
Sesinin yanı sıra dünya genelindeki
stadyumlarda on binlerce kişiye
verdiği konserler ve düet
albümleriyle iz bırakan "Büyük
Luciano" Pavarotti, sanat
çevrelerinin dikkatini ilk kez sahne
aldığı Covent Garden'da 1963
yılında çekti.
CENAZE TÖRENİ CUMARTESİ GÜNÜ
Pavarotti, Cumartesi günü
İtalya'nın Modena kentinde toprağa
verilecek. Pavarotti'nin naaşının
bugün sevenlerinin ziyaretine
açılacağı, cenaze töreninin
ise Cumartesi günü Modena
Katedralinde yapılacağı açıklandı. |
|

Bayhan
gözaltına alındı, yakalanmamak için
polise ateş açtılar
İSTANBUL Kadıköy’de geceyarısından
sonra bir otomobilden rastgele ateş
eden kişiler, polisin ‘dur’ ihtarına
ateşle karşılık vererek kaçmak
istedi. Kovalamaca sonucu
Acıbadem'de, sürücünün ayağından
vurulmasıyla durdurulan otomobilden
şarkıcı Bayhan ve babasının da
aralarında bulunduğu 4 kişi çıktı.
Kadıköy'de devriye görevi yapan
ekipler, saat 02.00 sıralarında ara
sokaklarda havaya ateş edildiğini
farkederek alarma geçti. Polisler,
bu sırada içinde 4 kişinin bulunduğu
34 NYL 02 plakalı otomobilden
rastgele ateş edildiğini görüp ‘dur’
ihtarında bulundu. Ancak otomobil
hızla uzaklaşmaya başlayınca amansız
takip başladı. Yakalanacaklarını
anlayan sürücü Ergün Turan,
Acıbadem’de polislere ateş açtı.
Polisler de karşılık verince çatışma
çıktı. Çatışmada sürücünün ayağından
yaralanmasıyla otomobildeki 4 kişi
teslim oldu. Otomobildeki diğer 3
kişinin Popstar yarışması finalisti
şarkıcı Bayhan Gürhan, babası
Selahattin Gürhan ve Ramazan Aysan
olduğu anlaşıldı. Yaralı sürücü
Ergün Turan Haydarpaşa Numune
Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından
diğer 3 kişinin bulunduğu Rıhtım
Polis Merkezi’ne götürüldü. Yapılan
incelemede sürücünün 3 ayrı suçtan
arandığı ve 140 promil alkollü
olduğu tespit edildi. Çatışmada
kullanılan silahın kurusıkıdan bozma
olduğu belirlenirken açılan ateş
sonucu polis otosunun camlarının
kırıldığı ve kaportasında kurşun
izleri olduğu görüldü. Olayı öğrenen
zanlı yakınları bir süre sonra polis
merkezi önüne geldi, ancak içeri
giremeyince polislerle tartıştı.
Dört zanlının sorgusu sürüyor. |
|
|
|
Şarkıcı Ege, hastaneye kaldırıldı
ÇEŞME'de
‘Tıp Bayramı' etkinlikleri
kapsamında düzenlenen İzmir Tabip
Odası Balosu'nda sahneye çıkan
şarkıcı Ege fenalaşınca hastaneye
kaldırıldı. Konser öncesinde
şiddetli baş dönmesi şikayetiyle
hastaneye kaldırılan Ege'ye
bilgisayarlı tomografi dahil tüm
tetkikler yapıldı. Şarkıcının
rahatsızlığının aşırı yorgunluk ve
stresten kaynaklandığı belirtildi.
Çeşme Özel Sisus Hastanesi Başhekimi
Prof.Dr. Erkan Sevinç, gerekli
tedavi ve tetkiklerin ardından
sahneye çıkan Ege'nin kan
değerlerinde özellikle karaciğer
fonksiyon testlerinde bozulmalar
saptandığını, sigara ve alkolden
uzak durmasını önerdiklerini
açıkladı. |
|
|
|

Uzay Yolu-11 geliyor
Paramount Pictures, "Uzay Yolu"
serisinin 11'inci filminin 2008 yılı
Noel'inde ABD'de gösterime
gireceğini açıkladı.
Kaptan Kirk ve Bay Spock'un geçmişine
odaklanacak olan filmin çekimlerine,
sonbaharda başlanacak.
Geçen yıl "Görevimiz Tehlike" filminin
üçüncü bölümünü çeken JJ Abrams'ın
yönetmenliğini üstleneceği filmde
kimlerin rol alacağı ise henüz
açıklanmadı.
Gene Roddenberry tarafından televizyon
dizisi olarak yaratılan "Uzay Yolu",
1966'dan 1969'a kadar gösterilmişti.
Daha sonra çekilen 10 filmin yanı
sıra, televizyon adaptasyonları,
milyar dolarlık bir endüstri yaratan
kitaplar, bilgisayar oyunları ve
oyuncaklar Uzay Yolu'nu bir marka
haline getirdi.
Son "Uzay Yolu" filmi 2002'de
çekilmiş, son televizyon adaptasyonu
ise 2005'te yayımlanmıştı.
11'inci filmin isminin ne olacağı
henüz bilinmiyor.
Film, Kaptan Kirk ile Bay Spock'ın
Yıldız Filosu Akademisi'ndeki ilk
tanışmalarını ve birlikte yaptıkları
ilk uzay yolculuğu görevini konu
alacak.
Yönetmen JJ Abrams, "Uzay Yolu"
serisinin 11'inci filmini çekeceği
için son derece heyecanlı olduğunu
söylüyor ve ekliyor:
"Roddenberry'nin dehası ve
iyimserliğini beyaz perdede tekrar
görmek için sabırsızlanıyorum." |
|
|
|

Bu alçaklık doğru mu?
Milliyetçi Grup tarafından internet
üzerinden dağıtılan bu resim
fotomontaj mı, mazbut mu? Bu
konuyu elbette araştırma makamı
güvenlik güçleridir. Bunların
başında da İçişleri Bakanı
Abdülkadir Aksu gelir değil mi? Aynı
resimler bir zamanlar Ahmet Kaya'yı
da Paris'te Gambeta Ermeni
Mezarlığı'na, Yılmaz Güney'in
Kıblesi ters mezarının yanı başına
gömdürmüştü. Doğruysa, sırada Mahsun
Kırmızıgül, Tarık Akan ve İbrahim
Tatlıses var demektir. İcraatları
kuru slogan atmaktan ileri gidemeyen
İçişleri Bakanı'na ithaf olunur.
Fotoğrafta sözde Kürdistan bayrağı
altında poz veren Mahsun görülüyor. |
|
|
|
 |
|
|
 |
|

Eurovision'a Mor ve Ötesi
gidiyor, şarkı Türkçe olacak
Katıldığımız
günden beri, bestecisi,
güftecisi, solisti velhasıl
hiç bir etkinliği Türklere
ait olmayan yarışmada
bakalım bu yıl neler olacak?
53. Eurovision Şarkı
Yarışması'nda Türkiye'yi
''Mor ve Ötesi'' grubu
temsil edecek.
TRT Genel
Müdür Yardımcısı Ali Güney,
Çırağan Sarayı'nda
düzenlenen basın
toplantısında, bu yıl
53'üncüsü Sırbistan'ın
başkenti Belgrad'da
yapılacak Eurovision Şarkı
Yarışması'nda, Türkiye'yi
''Mor ve Ötesi'' grubunun
temsil edeceğini açıkladı.
''Mor ve
Ötesi'' grubu elemanlarının
da katıldığı basın
toplantısında solist Harun
Tekin, yarışmaya katılacak
şarkının hangi dilde
olacağına ilişkin soru
üzerine, ''Bizim eğilimimiz
şarkının Türkçe olması
yönündedir'' dedi.
Otomotiv ihracatı tam gaz
Türk
ekonomisinin lokomotifi
haline gelen otomotiv
sektörü, 11 ayda ihracatını,
31 ülkede yüzde 100'ün
üzerinde artırdı.
Uludağ
İhracatçı Birlikleri (UİB)
kayıtlarından derlenen
bilgilere göre otomotiv
sektörü, ocak-kasım
döneminde 14 serbest
bölgenin yanı sıra 5 kıtada
176 ülke ve özerk bölgeye
ihracat gerçekleştirdi. Bu
dönemde yüzde 35,5'lik
artışla 18 milyar 263 milyon
231 bin dolara ulaşan
ihracat tarihi rekorlara
imza atarken, bazı
ülkelerdeki ihracatın artış
oranları ortalamanın çok
üzerine çıktı.
Geçen yılki
mevcut pazarlar üzerinden
yapılan değerlendirmede,
sektör bu yılın 11 ayında 31
ülkede ihracatını, yüzde
100'ün üzerinde artırdı.
2006 yılının aynı dönemine
göre ihracatın yüzde 17 bin
180 oranında arttığı
Liberya, ihracatın en fazla
büyüdüğü pazar oldu.
Yüksek oranlı
ihracat artışları, özellikle
eski doğu bloku ülkeleri,
Türk Cumhuriyetleri ile
Afrika ve Orta Doğu
ülkelerinde gözlendi.
Liberya'nın yanı sıra
ihracatın yüzde 100'ün
üzerinde arttığı diğer
ülkeler şunlar:
''Cibuti,
Panama, Estonya, Cape Verde,
Karadağ, Moğolistan, Malavi,
Kırgızistan, Arnavutluk,
Namibya, Kazakistan,Kuveyt,
Malta, Özbekistan, Letonya,
Yeni Kalodenya, Hırvatistan,
Bosna-Hersek, Azerbaycan,
Çek Cumhuriyeti, Litvanya,
B.A.E, Zimbabve, Kosova,
Kamerun, Angola,
Kongo-Zaire, Burkina Faso,
Sırbistan ve Makedonya.''
Kaçakların
dramı bitmiyor; Bodrum'da 7
ceset bulundu
Muğla'nın Bodrum ilçesinde
kaçakları taşıyan teknenin
batması sonucu başlatılan
arama ve kurtarma
çalışmaları sürüyor.
Gümbet
koyunda Sahil Güvenlik
Komutanlığına bağlı
ekiplerin sürdürdüğü
çalışmalarda batan tekneye
ulaşıldı. Teknede 5 ceset
daha bulundu.
Bodrum
Kaymakamı Abdullah Kalkan'ın
11 no'lu Sahil Güvenlik
Komutanlığına bağlı bottan
yönettiği arama ve kurtarma
çalışmaları sonucu, batan
teknenin yeri belirlendi.
Bunun üzerine bölgeye 2
zodyak botla gelen
dalgıçlar, teknenin battığı
alanda inceleme yaptı.
Dalgıçların
çalışması sonucu 2'si batan
teknede olmak üzere 5 cesede
daha ulaşıldı. Cesetler,
otopsi yapılmak üzere Bodrum
Devlet Hastanesine
kaldırıldı.
Kaymakam
Kalkan, AA muhabirine
yaptığı açıklamada,
kurtulanların ifadeleri
doğrultusunda teknede 17
kişinin bulunduğunun tahmin
edildiğini belirterek, batan
teknenin 5-6 metrelik fiber
tekne olduğunu ifade etti.
Yetkililer,
batan tekneden şu ana kadar
7 kaçağın cesedine
ulaşıldığını hatırlatarak,
8'i kaçak ve 1'i Türk olmak
üzere 9 kişinin yüzerek
kurtulduğunu bildirerek,
bölgedeki çalışmaların devam
ettiği kaydedildi.
Bu arada
batan teknenin bulunduğu
bölgeye bir zodyak botla
ulaşan AA ekibi, Sahil
Güvenlik Komutanlığına bağlı
ekiplerin çalışmalarını
yakından görüntüledi.
Bulunan
cesetlerin bir halat
aracığıyla kıyıya kadar
çekildiğini gözlemleyen AA
ekibi, kaçaklara ait eşyanın
karaya vurduğuna da tanık
oldu. |
|

Vanlılar 120 kahraman
çocuğu film çekimiyle
hatırladı
I.
Dünya
Savaşı'nda cepheye giden 120
Vanlı çocuğun dramını
anlatan filmin çekimleri
sürüyor. Valisinden belediye
başkanına bütün yöneticiler
ve Van halkı film için
seferber olmuş; fakat
birçoğu bu olayı film
vesilesiyle duyduğunu
söylüyor.
II. Birinci
Dünya Savaşı'nda sınır
birliğine cephane taşırken
98'i donarak ölen 120
kahraman çocuğun hayatının
anlatıldığı '120' filmi, Van
halkını geçmişteki
kahramanlarıyla tanıştırdı.
Şehrin ortasında çocuklar
için 30 yıl önce dikilmiş
bir anıt bulunmasına rağmen,
Van'da çocukların hikâyesini
bilmeyen çok insan var. Bu
kahramanların kendi
şehirlerinden olduğunu
öğrenen Vanlılar, 2008'in
Şubat'ında gösterime girecek
filmin çekimlerini
gözyaşlarıyla izliyor. Van
Muharip Gazileri
Derneği'nden bir yetkilinin
kendi araştırmaları sonucu
ulaştığı bir bilgi ise o
yıllarda yaşanan başka bir
dramı ortaya çıkarıyor: 120
çocuktan 20'si,
getirildikleri hastanede
Ermeni bir doktor tarafından
tedavi edilmiş. Ancak Ermeni
çeteleri, çocukları tedavi
ettiği için doktoru
öldürmüş.
'120'nin
çekimleri 4 ay önce
Kastamonu'nun Safranbolu
ilçesinde başladı. Donma
sahneleri için Van'a gelen
ekip, yeterli kar yağışı
olmadığı için çekimlerde
zorlanıyor. Film setine
yakın yerlerden kamyonlarla
kar takviyesi yapılıyor. Van
halkı ve yerel yöneticiler,
film ekibine her türlü
kolaylığı sağlıyor. Teknik
kolaylıkla sınırlı değil,
Van halkının desteği. Devlet
okullarından, özel
okullardan ve
üniversitelerden gençler
karlar üzerinde saatlerce
kalarak, adeta tarihi
yeniden canlandırıyor.
Filmde rol alan 120 çocuk
arasında Van valisinin oğlu
da var. Çocuklarını gönderen
ailelerin mutlu olduğunu ve
çocukların tarihi yaşayarak
öğrendiklerini söyleyen
yapımcı, senarist Özhan
Eren, "Projeyi çekmemdeki en
büyük neden utanç. Böyle bir
şeyi bilmiyor olmaktan
utandım. Bildirmez,
anlatmazsam daha da
utanacağımı düşündüğüm için
filmi çekmeye karar verdim.
Dünya tarihinde böyle bir
olay olacağını
zannetmiyorum. 120 çocuğun
yaptığı fedakârlığı akıl
almıyor. Ben bir baba olarak
utandım. Tek derdim, her kar
yağdığında bu çocukların
hatırlanması." diyor.
Bir türküyle
gelen film
Daha çok
besteci kimliğiyle tanınan
Özhan Eren, '120'de pek çok
ilke de imza atmış. İlk kez
senaryo yazmış, yapımcı
olmuş, yönetmenlik yapmış.
Filmin müziğini de kendisi
hazırlıyor. Film yapma
düşüncesi, 6 sene önce
'Sarıkamış' türküsünü
bestelerken başlamış. Bir
türkü ve ona sebep olan
Sarıkamış'ı öğrenmek için
yola çıkmış Eren. O
yolculukta 'Sarıkamış Geçmiş
Zaman' adlı bir kitabı
yayınlanmış. Besteler,
kitaplar derken, bu
yolculukta karşısına Vanlı
120 çocuğun öyküsü çıkmış ve
filmi çekmeye karar vermiş.
3 milyon dolar bütçeli
'120'ye Kültür Bakanlığı'nın
desteği 400 bin YTL. Tabiî
ki en önemli destek, Van
Belediye Başkanı Burhan
Yenigün'den geliyor. Yılmaz
Erdoğan'ın 'Vizontele'de
toprağa gömdüğü siyah-beyaz
televizyon da 'Terörle
anılmak istemiyoruz.' diyen
Yenigün'e aitmiş. Erdoğan'ın
isteğini kırmayan Yenigün,
çekimler için evindeki
televizyonu vermiş.
Film zor
şartlarda çekiliyor. Sette
görev alan herkesin yüzünü
soğuk kavurmuş. Yönetmen
Murat Saracoğlu da payını
almış kavurucu soğuktan.
Profesyonel de olsa insanın
filmin konusundan
etkilenmemesinin mümkün
olmadığını söylüyor
Saracoğlu: "Bu çocuklar,
üstlerinde kar montları, kar
ayakkabıları, termal
giysiler olmadan, dağlara
gidip cephaneleri teslim
etmişler. Biz her türlü
imkâna rağmen burada zor
dururken, onların ülkeleri
adına yaptıkları
kahramanlıklar insanın
tüylerini diken diken
ediyor. Türkiye'nin doğusunu
bilmiyoruz. Her şey "Van'da
terör vardır."dan ibaret
değil."
Yaklaşık bin
figüranın rol aldığı '120'de
Özge Özberk, Cansel Elçin,
Burak Sergen, Emin Olcay
gibi tanınmış oyuncular da
var. Filmin galasının da
Van'da yapılması
planlanıyor.
Özhan Eren
(Yapımcı-Senarist): Biz
çocuğumuzu bakkala
göndermeye korkuyoruz
"Bugüne kadar bu 120 çocuk
anlatılmamışsa hepimiz
suçluyuz. Hem sinemacılar
hem de tarihçiler. Filmi
çekerken etkilenmedim desem
yalan olur. Benim de 20, 14
ve 4 yaşlarında üç oğlum
var. Bakıyorsunuz orada 13,
17 yaşında çocuklar
annelerini bırakıp
gitmişler. Biz çocuğumuzu
bakkala gönderirken tedirgin
oluyoruz. Bu insanlar bizim
için can vermişler ve bizim
haberimiz yok."
Murat
Saracoğlu (Yönetmen): Van
halkıyla günül birliği
yaptık
"Van'ın göbeğinde bu
çocuklar için yapılmış bir
anıt var. Kimse ilgili de
değil, bilgili de. Anıt
orada öyle duruyor. Filmi
çocukların uğurlandığı yerde
çekelim istedik. Yani eski
Van'da... Orada kar yoktu,
50 kamyon kar getirttik.
Arkada Van Gölü olsun
istedik. Vanlılarla gönül
birliği yaptık. Bölge
okulları, devlet okulları,
özel okullar, il özel
idaresi, askerler, herkes
bir yerinden tutmaya
çalıştı." |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|

Bunlara bu ülkede ‘sanatçı’
deniyor
Edip Akbayram PKK konserine
katılmış!
Edip Akbayram PKK konserine katıldığını
kabul etti. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin
öncülüğünde düzenlenen mitinglerin
vazgeçilmez sanatçısı Edip Akbayram, bölücü
terör örgütü PKK'lıların gövde gösterisine
dönüşen Londra konserine katıldığını kabul
etti. Akbayram, önceki gün Fox TV'deki bir
programa katılarak kendini savundu. |
|

Osman Yağmurdereli vefat etti
AKP İstanbul Milletvekili Osman Yağmurdereli vefat etti. Bir
süredir kanser tedavisi gören Osman Yağmurdereli Kadıköy
Acıbadem Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Yağmurdereli, yoğun
bakımda tutuluyordu.
Tedavi gördüğü Acıbadem Hastanesi'nde enfeksiyonda ilerleme
olması ve solunum sıkıntısı yaşaması üzerine yoğun bakım
ünitesine alınan Yağmurdereli, yaşam destek ünitesine bağlı
olarak tutuluyordu. Durumu ciddileştiği için uyutulduğu
öğrenilen Yağmurdereli saat 02.25 sıralarında vefat etti.
Yağmurdereli'nin yakın dostu olduğu öğrenilen Nurcan Sabur,
gazetecilere yaptığı açıklamada doktorların kendilerini
çağırdığını söyleyerek vefat haberini verdiklerini belirtti.
Yağmurdereli'nin vefat haberini alan Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Hayati Yazıcı ile Davut Güloğlu,Yeliz Şar ve Armağan
Çağlayan hastaneye gelerek doktorlardan bilgi aldı.
Yağmurdereli'nin doktoru İç Hastalıklar Uzmanı Dr. Keramettin
Şar, Yağmurdereli'nin bağırsak kanseri tanısıyla 11 Temmuz'dan
beri hastanede tedavi gördüğünü belirterek, Yağmurdereli dün
sabah 05.30 sıralarında gelişen solunum yetmezliği nedeniyle
yoğun bakıma alındı. Fakat çoklu organ yetmezliğine girdiği için
yapay solunum desteği gören hastamız da 02.00 sıralarında kalp
durması gelişti. Tüm müdahalelere rağmen 02.25 sıralarında
Yağmurdereli'yi kaybettik. Kendisine Allahtan rahmet yakınlarına
da başsağlığı diliyoruz" diye konuştu. Doktor Şar,
Yağmurdereli'de "Geçici bir iyileşme vardı. Kendi isteği üzerine
bir gün süre ile evine gitmesine izin verdik. Tekrar hastanemize
döndü. İzin de de gerekli tıbbi desteği vermiştik" diye konuştu.
Vefat haberini alarak hastaneye gelen Armağan Çağlayan,
"Kaybımız çok acı. Söyleyecek birşeyim yok. Konuşamıyorum" dedi.
Davut Güloğlu ise "Hala inanamıyorum. Çok iyi bir insandı. Her
zaman gülerdi. Benim babam yoktu. O'nu baba bilirdim. Yüzünü
görene kadar da öldüğüne inanmıyorum" diye konuştu.
Yağmurdereli'nin cenazesi yarın toprağa verilecek.
Yağmurdereli için ilk tören, yarın saat 14.30'da Atatürk Kültür
Merkezi'nde düzenlenecek.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,
“Yağmurdereli için yarın saat 14.30'da AKM'de tören
düzenleyeceğiz. Bilindiği gibi, AKM'yi kapatmıştık, ama Osman
Yağmurdereli için açacağız” dedi.
Yağmurdereli'nin cenazesi, Fatih Camisi'nde ikindi vakti
kılınacak cenaze namazının ardından Aşiyan Mezarlığı'na
defnedilecek.
6 Şubat 1953'te, Trabzon'da doğan Osman Yağmurdereli, Gazi
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü mezunuydu. Bir süre
öğretmenlik yaptıktan sonra, yorumcu sanatçı olarak sanat
çalışmaları yaptı.
Televizyon yapımcılığıyla, birçok sevilen diziye de imza atan
Yağmurdereli, 23. dönem milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde görev yapıyordu.
Siyasetçi bir aileden gelen ve son dönem milletvekili seçilerek
sanat camiasının da TBMM'deki sesi olan Osman Yağmurdereli, 55
yıllık ömrüne çok sayıda dizi ve film sığdırdı.
Soyadlarını Gümüşhane'nin Yağmurdere ilçesinden aldıkları ifade
edilen, Demokrat Parti ve Adalet Partisi kurucularından 12.
Dönem Trabzon Milletvekili Zeki Yağmurdereli'nin oğlu olan Osman
Yağmurdereli, ilkokulu 3. sınıfa kadar Trabzon Kurtuluş
İlkokulu'nda, daha sonra Ankara Kavaklıdere İlkokulu'nda, orta
ve lise eğitimini ise Namık Kemal Lisesi Yenişehir Koleji'nde
bitirdi.
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü'nü bitiren
Yağmurdereli, bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1975'te
yorumcu sanatçı olarak sanat çalışmalarına başladı.
“Nişan yüzüğü” ve “Sarışın” adlı iki albümü bulunan sanatçı, en
çok “Bir bir biri birilerine” ve “Eller eller” sözlerini içeren
şarkılarla tanındı.
Yağmurdereli, 1987 yılında dönemin ANAP Zonguldak Milletvekili
Veysel Atasoy'un kız kardeşi Esin Atasoy ile evlendi.
“İz Peşinde” adlı dizide “Komiser Esat” karakteriyle oyunculuğa
adım atan Yağmurdereli, 1988'de Yağmur Ajans'ı kurarak
yapımcılığa başladı.
“Yağmur Ajans” ile Yeşilçam'ın ünlü oyuncuları ve genç
yeteneklerini çatısı altında toplamaya başlayan Yağmurdereli,
ajansı kurulduğu günden günümüze kadar 2 bin bölümün üstünde
dizi ve televizyon filmine imzasını attı.
Osman Yağmurdereli, “İz Peşinde” ve “Bizim Mahalle” dizileri ile
“Bir İhtimal Daha Var”, “Keloğlan Kara Prens'e Karşı”, “Yeni Bir
Yıldız”, “Bir Aşkın Bittiği Yer”, “Biraz Neşe Biraz Keder” ve
“Sevgi Çıkmazı” filmlerinde rol aldı.
Yönetmen Taner Akvardar, 2005 yılında çektiği “Misi” isimli
filmi Osman Yağmurdereli'nin aynı adlı kitabından uyarladı.
Osman Yağmurdereli “Aşkım Aşkım”, “Dicle”, “Elveda Derken”,
“Sessiz Gemiler”, “Karınca Yuvası”, “Sev Kardeşim”, “Köpek”,
“Kınalı Kar”, “Melekler Adası”, “Hırçın Menekşe”, “Serseri”,
“Baldız Geliyorum Demez”, “Yılan Hikayesi”, “Marziye”, “Sakin
Kasabanın Kadını”, “Yalan”, “Yeni Bir Yıldız”, “Ay Işığında
Saklıdır”, “Bir Aşkın Bittiği Yer”, “Nefes Alamıyorum”, “Bizim
Mahalle”, “Bir Kadın Düşmanı”, “Duygu Çemberi” gibi sevilen
birçok dizi ve filmin yapımcılığını üstlendi.
“Devlet Sanatçısı” unvanı da taşıyan yapımcı Osman Yağmurdereli,
5 yıl üst üste “Altın Kelebek En İyi Yapımcı Ödülünü” de aldı.
Bir dönem Trabzonspor Basın Sözcülüğünü de yapan Yağmurdereli,
22 Temmuz 2007 seçimlerinde Ak Parti'den İstanbul 2. Bölge
milletvekili seçildi. |
|

USTA yoğun bakımda

Ünlü tiyatro sanatçısı
Nejat Uygur Ankara'da yoğun bakıma alındı.Doktorlar
hayati tehlikenin sürdüğünü açıkladı.
Bu sabah Ankara'dan İistanbul'a dönerken yolda
rahatsızlanan Uygur'un Hastaneye kaldırılan yüksek
tansiyon sonucu sol tarafının felç olduğu ve hayati
tehlikesi bulunduğu bildirildi.
Haftasonunda
Yenimahalle Belediyesi'nin etkinlikleri kapsamında
sahneye çıkan 81 yaşındaki Nejat Uygur bu sabah
karayolu ile İstanbul'a dönerken yolda
rahatsızlandı. Tansiyonu yükselen Uygur, Ufuk
Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Nöroloji
Bölümüne yatırıldı.
Yapılan ilk tetkiklerde, Uygur'un yüksek tansiyona
bağlı olarak sol tarafının felç olduğu belirlendi.
Uygur yoğum bakım ünitesine bağlandı. Daha önce
kalbinden de rahatsızlık geçiren Uygur'a kalp pili
takılmıştı.
Hastahane yetkilileri, ünlü sanatçının yaşı ve
geçirdiği rahatsızlık nedeniyle hayati tehlikesi
bulunduğunu bildirdiler.
UYGUR, DÜN GECE SAHNEYEDİ
Rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Türk
Tiyatrosu’nun yaşayan efsanesi Nejat Uygur dün akşam
sahneyedi.
Ankara'da Yenimahalle Belediyesi'nin etkinlikleri
kapzamında tiyatroseverlerle buluşan Uygur, “Cibali
Karakolu” adlı oyunu sergiledi.
İzleyenleri kahkahaya boğan Uygur, Cibali
Karakolu’na başkomiser olarak tayin edilen Cafer
Kıskıvrak’ın, (Nejat Uygur) karakola gelen
insanların sorunlarını kendine özgü yöntemlerle
çözmeye çalışırken yaşadığı komik olayların
anlatıldığı oyun, büyük beğeni kazandı.
Nejat Uygur’un yazıp yönettiği, ses ve ışık
düzenlemesini Kaan Öztop’un, müziklerini Seda
Ece’nin yaptığı oyunda, başta Nejat Uygur olmak
üzere, Volkan Saraçoğlu, Tuna Arman, Birol Engeler,
Birtan Turan, Zeynep Yaldız ve Nalan Gıdak rol aldı.
Başarılı oyunculuğu ve üstün yeteneğiyle yıllardır
adından söz ettiren efsane sanatçı, Yenimahalle
Belediyesi Tiyatro Salonu’ndaki oyunun ardından
kendisini Yenimahalle halkıyla buluşturan
Yenimahalle Belediye Başkanı Ahmet Duyar ve ekibine
teşekkürlerini sundu. Yenimahalle Belediye Başkan
Yardımcısı Şerafettin Tekin ise geçtiğimiz günlerde
trafik kazası geçiren eşi ve çocuklarının yanında
olduğu için eseri izleyemeyen, Başkan Ahmet Duyar
adına sanatçıları tebrik ederek, Yenimahalle
Belediyesi’nin her zaman sanata ve sanatçılara büyük
önem verdiğini söyledi |
|
 |
|
|