 |
|
İÇ HABERLER |
|

Bize hep
"Türkler Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle
girdi" diye öğretildi. Ama arkeoloji böyle
söylemiyor. İşte gerçekler...
Prof. Dr. Ekrem Memiş, Türkler'in
Anadolu'ya Malazgirt Zaferi'yle girdiği ve
bu zaferle Anadolu'nun 1071'de el
değiştirdiği iddiasını çürüttü. Arkeolojik
buluntular ve bilgi, belgeler Anadolu'ya
1071 Malazgirt Zaferi'yle girilmediğini
ortaya çıkardı. Anadolu'ya Malazgirt
Zaferi'yle girildiği yanlışını düzeltmeye
çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim
üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, "Anadolu
Türkler'in ikinci yurdu değildir. Anadolu
Türkler'in anayurdudur. Anadolu'da bundan 8
bin yıl önce de Türk devletinin varlığı
belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış
öğrencilere öğretiliyor"
ÇİVİ YAZILI METİNDEKİ TÜRK KRALI
Bugün Gazetesi'nin haberine göre; Memiş,
tezini belgelere dayanarak şöyle anlattı:
"Elimizdeki metinler M.Ö.2 bin 200'lere ait
bir olayı anlatıyor. Akat Kralı
Mezapotamya'dan gelmiş. Fırat nehrini geçmiş
ve Anadolu'ya geçmiş. Anadolu'da o zaman
küçük küçük şehir devletleri var. Bu küçük
şehir devletlerinden 17'si Hatti Kralı
Pampa'nın önderliğinde bir araya gelmişler
ve Akat Kralı'na karşı vatanlarını korumak
için mücadele etmişler.
Bu 17 kraldan biri de çivi yazılı metnin 15.
satırında geçen Türki Kralı İlşu-Nail'di.
Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna
şüphe yok. 2 bin yıl da buradan koyduğumuzda
4 bin 250 yıl önce Anadolu'da Türk kavmi
olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor."
8 BİN YILLIK GEÇMİŞİ VAR
Memiş, bu Türk krallığının da Hurri isimli
bir kavimden geldiğini belirterek, bu kavmin
M.Ö. 3. binde yaşadığını ve dillerinin
Türkçe ile aynı dil grubuna girdiğini
söyledi. Türki krallığını oluşturan grubun
bu kavimden geldiğini ileri süren Memiş, çok
geriye gidildiğinde kavmin soyunun 6 binlere
dayandığını anlattı. Memiş, “2 bin de
milattan sonraki dönemi eklediğinde 8 bin
yıllık geçmiş ortaya çıkıyor" dedi.
KÜLTÜRLERDE KOPUKLUK YOK
Yazılı metinlerden Hurriler’in geçmişlerinin
3. bine gittiğini kaydeden Ekrem Memiş,
“Fakat işin bir de arkeolojik boyutu var. O
günden bu güne gelen bir 3 kültür var. İlki
neolitik köy kültürü. Onu takip eden 5
binlerde kalkolitik kültür var. Köylerin
yerini şehirlere terk ettiği dönem. 3. dönem
ise eski tunç çağı. Şehir kültürünün tamamen
oluştuğu dönem. Bu üç kültür arasında hiçbir
kopukluk yok. Bu kopukluğun oluşmaması
kavmin değişmediğine işaret ediyor” dedi.
TÜRK ADINI TAŞIYAN iLK DEVLET: TURKiLER
Ekrem Memiş, Huriler'in Anadolu'nun doğu
bölgelerinde yaşayan en eski sahiplerinden
biri olduğunu ve Anadolu'nun Türkün ikinci
vatanı olmadığı, hatta anayurdu olduğunu
söyledi. Göktürk Devleti'nin de ilk Türk
adını taşıyan devlet olduğu tezini de
çürüten Memiş, Hureler'in devamı olan ve M.Ö.
binlerde yaşayan Türki Krallığı'nın Türk
adını taşıyan ilk devlet olduğunun altını
çizdi.
YETKİLİLER KULAK VERSİN
"Türk tarihini Hunlar'la başlatıyoruz.
Hunlar Orta Asya'da büyük bir devlet
kurmuşlar ama ilk değiller. Yetkililerin bu
serzenişe kulak vermesi gerek. Çocuklarımıza
yanlış bilgiler veriyoruz. Biz buralara
sonradan gelmedik. Hep vardık. Bu
toprakların o tarihlerden bu yana bizim
olduğu gerçeğini görmezlikten gelemeyiz.
Ders müfredatlarına bunlar işlenmeli" diyen
Memiş, yeni araştırmaları gözden geçirmek
gerektiğini belirtti. |
|
Bara
çevrilen Balkan camileri için Tarih Kurumu
devrede
Balkanlar'daki
Osmanlı eserlerini inceleyen Türk Tarih
Kurumu, yürek burkan bir manzarayla
karşılaştı. Camilerin çoğu tahrip edilmiş
durumda, bazıları bar olarak kullanılıyor.
Başkan Halaçoğlu, bu yapıların kurtarılması
için ilgili ülkelere mektup yazdı: Biz
kiliseleri yıkmadık, siz de camilere saygı
gösterin. Balkanlar'daki camilerin
envanterini çıkaran Türk Tarih Kurumu, içler
acısı bir durumla karşılaştı. Osmanlı'dan
kalma tarihî yapıların çoğu tahrip edilmiş,
bazı dinî mekânlar bar ve gece kulübüne
dönüştürülmüş. Bulgaristan'ın Filibe
şehrindeki Taşköprü Camii içkili lokanta,
Romanya Köstence'deki ecdat hatırası ise
gece kulübü olarak kullanılıyor. Bu duruma
isyan eden TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu, dinî
mekânların kurtarılması için harekete geçti.
İlgili ülkelerin yöneticilerine mektup yazan
Halaçoğlu, "Biz kiliselere hiçbir zaman
zarar vermedik, tahrip etmedik, müze veya
cami haline dönüştürerek kullandık.
Sizlerden de aynı davranışı bekleriz. İbadet
mekânlarına saygısızlık yapılması kabul
edilemez." dedi. Türk Tarih Kurumu'nun
hazırladığı rapor, Balkanlar'daki camilerin
son durumunu ayrıntılarıyla anlatıyor. Buna
göre, 16. yüzyılda inşa edilen ve 1940'lara
kadar ibadete açık olan Filibe'deki Taşköprü
Camii'nin minaresi yıkılmış. Lokanta haline
getirilen caminin duvarlarına da cinsel
içerikli dekorasyon yapılmış. Mihraba dev
bir vazo konulurken, pencerelere renkli
camlar takılmış. Caminin kurşun kaplı
kubbesi ile taş duvarları ise ayakta durmayı
sürdürüyor. Aslî özelliklerini kaybeden
mekânı, Yunanlı bir lokantacı işletiyor.
Filibe Müftülüğü'nün hemen yanındaki Çukur
Cami de lokantaya dönüştürülen Osmanlı
eserlerinden biri.
Türk Tarih Kurumu'nun raporunda
Bulgaristan'ın Filibe şehrindeki Çukur Cami
ile halk arasında adı Perşembe Pazarı Camii
olan Taşköprü Camii'nin içkili lokantaya,
Romanya Köstence'deki bir caminin ise gece
kulübüne dönüştürüldüğü belirtildi. Filibe
Müftülüğü yakınlarındaki Çukur Cami de
lokanta olarak kullanılan başka bir Osmanlı
eseri. Binanın ikinci katında üstü açık
hizmet verilirken, minareden kalan kaide,
çiçeklendirilerek mini bahçeye
dönüştürülmüş. Musevi olduğu öğrenilen bir
kişinin işlettiği lokantada her türlü içki
servisi yapılıyor. İbadethanelerin gece
kulübü veya içkili mekanlar haline
dönüştürülmesinin hiçbir din mensubuna
yakışmadığını söyleyen Halaçoğlu, söz konusu
camilerin bulunduğu ülke yöneticilerine
seslendi: "Buraları müze ya da hiç olmazsa
kilise yapın, yine saygı duyulan mekanlar
olsun." Halaçoğlu, ülkelerle iletişime
geçerek camilerin asli vazifelerine
kavuşturulması için çalışacaklarını da
aktardı. |
|
Karayılan
öldürüldü mü?
Paketleme timlerimiz Kandil’de
Türk
Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından 150
teröristin etkisiz hale getirildiği Kandil’e
yönelik hava operasyonu sonrası, “paketleme
timleri” görevde. Tam bir panik havası
yaşayan PKK yönetici kadrosunu yakalayıp
getirmek için özel timler oluşturuldu. PKK,
Kandil operasyonu öncesi kongre yaparak ve
bu görüntüleri Roj TV aracılığıyla
yayınlayarak, “ayaktayız” mesajı verecekti.
Ancak Savaşan Şahin’ler PKK’nın bu planını
hüsranla bitti. TSK’nın en seçkin
birliklerinden olan Bordo Berelilerden
oluşan timler, terör örgütünün lider
kadrosuna kilitlendi. Bir süre önce PKK’nın
sözde bölge sorumlularına yönelik bir
operasyon gerçekleştiren MİT de
operasyonlara özel katkı verdi. Paketleme
timlerinin hedefinde, etkisiz hale
getirildiklerine ilişkin iddialar ortaya
atılan, Murat Karayılan ve Suriyeli Fehman
Hüseyin’in yanı sıra, Cemil Bayık, Mustafa
Karasu, Kadri Çelik ile bölge sorumluları da
yer alıyor. Örgüte yakın kaynaklar da
Karayılan ve Hüseyin’in hayatta olup
olmadığına bir açıklama yapmazken, bu
sessizlik hali anlamlı bulundu.
TSK, operasyonlar sonrası PKK’nın Türkiye’ye
yönelik olası sızma girişimlerine karşı da
sınır önlemlerini artırdı. Kuzey Irak sınır
bölgesinde sürekli güvenlik uçuşları
gerçekleştirilirken İnsansız Hava Araçları (İHA)
ile Haftanin, Avaşin, Zap ve Hakurk
bölgeleri dakika dakika izleniyor.
TSK ayrıca sınır bölgesindeki Cudi, Gabar,
Tanin ve Kato gibi dağların yüksek
bölgelerine yeni karakollar ve helikopter
pistleri oluşturuyor. Hakkari-Şırnak sınır
bölgesinde 12 yeni karakol ve pist alanı
belirlendi.
ARALIK 2007 hava operasyonları ve Şubat 2008
tarihli kara harekatından sonra ağır
kayıplar veren örgüt, havaların ısınması ile
birlikte tekrar toparlanma gayreti içine
girdi. PKK yönetimi bu amaçla büyük bir
kongre yapılmasını kararlaştırdı ve örgüt
üyeleri kademeli olarak Kandil’de toplanmaya
başladı. Plana göre Kandil Kongresi gövde
gösterisine dönüştürülecek ve birkaç gün
sonra Roj TV’de yayınlanacak görüntülerle,
örgüt “ayaktayız” mesajı verecekti. PKK’nın
Kandil’de 1 Mayıs akşam saatlerinde
toplanmaya başlaması üzerine operasyon için
düğmeye basıldı. Diyarbakır 2’nci Hava
Taktik Komutanlığı’na bağlı F-16 ve F-4
filoları saat 23:15 ten itibaren havalanmaya
başladı. İki kol halinde hareket eden
uçaklar Türkiye-İran sınır çizgisi ve Kuzey
Irak üzerinden Kandil’e ulaştı. Saat
23:30’dan itibaren de Kandil Dağı’nın
belirlenen bölgeleri yoğun ateş altına
alındı. |
|

Vatan
Topraklarını TOKİ, ispanya modeli ile 20
milyar dolara satacak!..
Maliye Bakanlığı, TOKİ'nin sahil
bölgelerinde yabancılar için yapmayı
planladığı konut ve tatil köylerinde
kullanılacak hazine arazilerinin devrine
onay verdi
20milyar dolar gelir beklenen projenin ilk
uygulaması, Antalya-Finike ve Didim,
Aydın-Kuşadası, Muğla-Bodrum, İzmir
Konak-Mersinli ve Çeşme'de yapılacak.
Uygulamaya ilişkin hazine arazileri TOKİ'ye
devredilirken, TOKİ ve Maliye, satış
gelirini yüzde 50-50 paylaşacak. Anayasa
Mahkemesinin yabancılara yönelik mülk
satışının durdurulmasına yol açan kararı
konusunda yeni mevzuat hazırlıkları
sürerken, “İspanya Modeli” kapsamında,
yabancılara sahil kentlerinde konut ve tatil
köyü yapılıp satılmasına ilişkin proje hızla
ilerliyor. Yabancılara satmak amacıyla proje
uygulanacak arazilerin Toplu Konut
İdaresi'ne (TOKİ) devrine ilişkin karar,
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından
onaylandı. Konutların satış gelirini, TOKİ
ve Maliye Bakanlığı yüzde 50-50 paylaşacak.
SATIŞIN VADESİ 8 YIL OLACAK
TOKİ Başkanı Bayraktar, uygulamada en çok
gelir paylaşımı yönteminin kullanılacağını
belirtirken, “Öncelikle Antalya-Finike,
Didim, Aydın-Kuşadası, Muğla-Bodrum, İzmir
Konak-Mersinl ve Çeşme'de deneme
uygulamaları yapacağız. Arsalar hazır, yasal
düzenleme bekleniyor. Uzun vadede 20 milyar
dolarlık gelir beklenen bir proje. Önce bir
deneme yapacağız sonra genişleteceğiz” dedi.
Bayraktar, yabancılara satışın, peşin veya
taksitli olabileceğini, 7-8 yıla kadar vade
uygulanabileceğini kaydetti. Yetkililer,
proje ile İspanyol firmaları dahil, çok
sayıda yabancı firmanın ilgilendiğini
belirttiler.Yabancılara yönelik mülk
satışında “İspanya modelinin” Türkiye'de
hayata geçirilmesine dönük protokol, Maliye
Bakanlığı ile TOKİ arasında bu yıl Mart
ayında imzalanmıştı. |
CHP'nin
kapatılma dosyası bir yıldır Anayasa
Mahkemesi'nde bekletiliyor!
Anayasa'nın 69., Siyasi Partiler Kanunu'nun
67. ve 70. maddelerini ihlal eden CHP için
bir yıl önce Anayasa Mahkemesi'ne
başvurulduğu ortaya çıktı. Bir TV kanalına
yasadışı yollarla 3 milyon YTL aktardığının
sabit görülmesi halinde CHP de kapatılma
tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Mahkeme,
CHP'nin dosyasını işleme koyar mı acaba!?
Türkiye, DTP ve AK Parti'ye açılan kapatma
davalarının ardından üçüncü bir şokla karşı
karşıya. CHP'nin Kanal Türk'e verdiği 4
milyon YTL'lik paranın yaklaşık 3 milyon
YTL'si faturalandırılamadı. Üstelik Kanal
Türk'ün bu parayı başka kurum ve kişilerden
almış gibi gösterdiği tespit edildi.
Anayasa'nın 69. ve Siyasi Partiler
Kanunu'nun 67 ve 70. maddelerine aykırı olan
bu durum Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi
Başkanlığı tarafından 9 Mayıs 2007'de
Anayasa Mahkemesi'ne iletildi. Yüksek
Mahkeme, dosyayı CHP'nin 2004-2005 muhasebe
kayıtlarıyla birlikte incelenmek üzere
raportöre teslim etti. Başvuru sırası
dikkate alındığında CHP davasının önümüzdeki
günlerde sonuçlandırılması gerekiyor. CHP
ile Kanal Türk arasındaki yasa dışı ilişki,
ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na
resmî bir yazıyla bildirildi. Konuyla ilgili
detaylı belgelerin yer aldığı dosya 20 Mart
2008 itibarıyla da siyasi partilere kapatma
davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
Abdurrahman Yalçınkaya'nın önünde. Bu
gelişme Türk siyasetinde ilginç bir tablo
oluşturdu. 22 Temmuz seçimlerinin ardından
Meclis'te grup kuran üç partinin kaderi
artık mahkemenin 11 üyesinin iki dudağı
arasında.
Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt CHP'yi kapanma
riskiyle karşı karşıya getiren olay geçen
yıl patlak verdi. Maliye Bakanlığı
incelemesinde CHP'nin Kanal Türk'e 3 milyon
dolar aktardığı tespit edildi. CHP yönetimi
bu iddia karşısında bir süre sessiz kaldı.
Olayın büyümesi üzerine CHP Genel Başkan
Yardımcısı Mustafa Özyürek, bir basın
toplantısı düzenleyerek sözkonusu paranın
'hibe' değil 'avans' olarak verildiğini
ileri sürdü. 'Kanalım CHP'nin emrinde' diyen
Tuncay Özkan ise Özyürek'i açığa düşüren bir
açıklama yaptı. Özkan, "Bir kişi çıkıp da
(biz reklam dışında Kanal Türk'e para
verdik) der ve bunu belgelerse intihar
ederim." dedi. Maliye'nin derinleştirdiği
araştırma olayın gerçek yüzünü ortaya koydu.
Buna göre CHP Kanal Türk'e tam 4.102.109,86
YTL aktardı. Bu paranın sadece 1.180.000
YTL'sine fatura kesildiği, geriye kalan
kısmın ise açıktan verildiği belirlendi.
Yargıya intikal eden belgelere göre, para
aktarımı İş Bankası kanalıyla CHP Genel
Merkezi adına yapıldı. Yaşam Televizyon
Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi'nin
Finansbank'taki hesabına EFT yoluyla
gönderilen paraların miktarları farklı.
Aralık 2004'te önce 500 milyar lira,
ardından 2 trilyon 245 milyon lira havale
edildi. 2005 yılında 685 milyar 500 milyon,
268 milyar 200 milyon ve 403 milyar 230
milyon lira olmak üzere üç ayrı ödeme daha
yapıldı. CHP'den aktarılan bu paranın
küsuratlarıyla birlikte toplam 2 trilyon 922
milyar 109 milyon 86 liralık kısmının
faturası yok. Bu para Kanaltürk'ün
hesaplarında başka kişi veya kurumlardan
alınmış gibi gösterilmiş. Kayıtlara göre,
Alınan Avanslar Hesabı'nda yer alan borç
halen devam ediyor. Belgelendirilen 1
trilyon 180 milyarın fatura tarihi ise 31
Mayıs 2005. '020199' No'lu faturadaki
hizmetler şöyle sıralanmış: Atatürk'ün
kurduğu partinin öyküsü belgeseli (13 bölüm)
Araştırma, planlama koordinasyon Röportaj
bilgi belge
Hem Anayasa hem yasalar çiğnendi
Hukukçular kurulma aşamasında Kanaltürk'e
gönderilen paraların CHP'yi TV'nin gizli
ortağı yaptığına işaret ediyor. 'Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları
Hakkında Kanun'un 29. maddesine göre siyasi
partiler radyo ve televizyon yayın izni
almış şirketlere ortak olamıyor. CHP'nin bu
hükme aykırı davrandığına dikkat çekiliyor.
Siyasi Partiler Kanunu'nun 67, Anayasa'nın
69. maddesindeki 'ticarî faaliyette bulunma'
yasağı da çiğnenmiş durumda. Yine Siyasi
Partiler Kanunu'nun 70. maddesinde yer alan
'bir siyasi partinin amacına aykırı şekilde
gider yapma yasağı' yok sayılıyor. SPK'nın
72. maddesine göre 'parti üyelerine, diğer
gerçek ve tüzel kişilere' hiçbir şekilde
borç verilemiyor. Ancak CHP yönetimi bu
maddeyi görmezden gelmiş.
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, 9
Mayıs 2007'de konuyu Anayasa Mahkemesi ve
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletti.
Anayasa Mahkemesi, 2851 sayılı evrakı
CHP'nin dosyasına belgeleri ile birlikte
koydu. Belgeler siyasi partilerle ilgili
dosyaları tutan ve SPK ile Anayasa
hükümlerine aykırı eylemleri mütalaa edip
gerekirse kapatma davası açan Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı'na da 20 Mart 2008'de
gönderildi.
Yazıda, Anayasa ve Siyasi Partiler
Kanunu'nun ilgili hükümleri hatırlatılırken
Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın konuyu
değerlendirmesi istendi. 2075 sayılı evrakta
şu ifadeler kullanıldı: "SPK'nın 74'üncü
maddesinde 'Siyasi partilerin mali denetimi
Anayasa Mahkemesi'nce yapılır. Anayasa
Mahkemesi, siyasi partilerin mal edinimleri
ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunu
denetler. Siyasi partilerin genel
başkanları, karara bağlanarak birleştirilmiş
bulunan kesin hesap ile merkez ve bağlı
ilçeleri de kapsayan iller teşkilatının
kesin hesaplarının onaylı birer örneğini
haziran ayı sonuna kadar Anayasa
Mahkemesi'ne ve bilgi için Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermek
zorundadırlar.' hükmü vardır. Bu itibarla
Başsavcılığın bilgilendirilmesi ile konunun
(Anayasa ve yasada yer alan) hükümler
açısından Başsavcılığınızca
değerlendirilmesi hususunda bilgi ve
gereğini arz ederim." |
Kutlu
Doğum coşkusu Trabzon'dan başlıyor
 Diyanet
İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Kutlu Doğum
etkinliklerini bugün Trabzon'da başlatıyor.
Hafta boyunca yurt genelinde panel ve
sempozyumlar düzenlenecek, sağlık taraması
yapılacak ve cezaevleri ziyaret edilecek.
Kutlu Doğum etkinlikleri bugün başlıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 14-20 Nisan
tarihleri arasında yurtiçi ve yurtdışında
çeşitli kutlamalar yapacak. Kutlu Doğum
etkinlikleri Trabzon'da Diyanet İşleri
Başkanı Ali Bardakoğlu'nun da katılacağı
törenle başlayacak. Yurt genelindeki
etkinliklerde hafta boyunca paneller ve
sempozyumlar düzenlenecek, sağlık taramaları
yapılacak, cezaevleri ve hastalar ziyaret
edilecek, 'kutlu doğum aşı' ve gül
dağıtılacak. Ayrıca şiir, kompozisyon ve
makale yarışmaları düzenlenecek. Peygamber
Efendimiz'in (sas) dünyaya gelişinin
yıldönümü münasebetiyle düzenlenen Kutlu
Doğum etkinliklerinde 'din, kardeşlik ve
dostluk, birlik ve beraberlik' mesajları öne
çıkacak. Diyanet, Kutlu Doğum'un amacına
uygun kutlanması amacıyla müftülüklere ve
yurtdışındaki temsilciliklere 3 ayrı genelge
gönderdi. Genelgelerde; il ve ilçelerde
mülki amirin bilgi ve onayı dahilinde
müftülerin başkanlığında 'kutlama
komiteleri' kurulması, faaliyetlerin bu
komitelerce belirlenmesi ve takip edilmesi
istendi. Etkinliklerin toplumun her kesimini
kucaklayıcı nitelikte olmasının istendiği
genelgede, konu dışına taşılmaması ve siyasi
malzeme konusu yapılmamasına azami
hassasiyet gösterilmesi gerektiğine vurgu
yapıldı. Genelgede ayrıca, toplumu rahatsız
edecek söylem ve davranışlardan kaçınılması,
istismar edilme ihtimali bulunan
faaliyetlerin yapılmaması talimatı verildi.
Hafta boyunca, Peygamber Efendimiz'in
hayatını anlatan kitaplar başta olmak üzere
Kur'an meali, Diyanet İşleri Başkanlığı ve
Türkiye Diyanet Vakfı yayınları ücretsiz
olarak dağıtılacak.
Amsterdam'daki Türkler stada sığmadı
Hazreti Muhammed'in doğum yıldönümü
dolayısıyla Hollanda'da başlatılan Kutlu
Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında,
başkent Amsterdam'daki Arena Stadyumu'nda
bir kutlama programı yapıldı. Hollanda
Diyanet Vakfı'na bağlı Eyüp Sultan, Fatih,
Hacı Bayram, Kuba ve Emir Sultan camilerinin
birleşerek ortaklaşa düzenlediği kutlama
programına 3 bin vatandaş katıldı. Kur'an-ı
Kerim ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla
açılan programda ilahiler, şiirler okundu,
Hz. Muhammed'in hayatı anlatıldı.
Konuşmalarda, Peygamber Efendimiz'in
hayatıyla tüm insanlara örnek kişi, barış ve
sevgi dağıtan bir insan olduğu vurgulandı.
Hayatının bütün Müslümanlarca örnek alınması
istendi ve Müslümanların yaşam biçimini ve
ahlakını ona benzetmesi halinde bugün
yaşanan sorunların kolaylıkla ortadan
kalkacağı, İslam'a yapılan haksızlık ve
saldırıların da tamamen kalkacağı
vurgulandı.
Kutlamalar İstanbul'da erken başladı
Kutlu Doğum Haftası, İstanbul Gösteri
Merkezi'nde düzenlenen coşkulu törenle
başladı. 5 bin kişinin katıldığı törende bir
konuşma yapan İstanbul Müftüsü Prof. Dr.
Mustafa Çağrıcı, 20. kez düzenlenen
programın bu yıl daha coşkulu kutlanacağını
açıkladı. "Peygamberimiz Hz. Muhammed'i
anmak için bu yıl İstanbul genelinde 700
etkinlik düzenleyeceğiz." diyen Çağrıcı,
hafta sonu olmasına rağmen salonu dolduran
inananlara teşekkür etti. Kutlu Doğum'un her
geçen yıl topluma daha çok mal olduğuna
dikkat çeken Diyanet İşleri Başkan
Yardımcısı İzzet Er, Peygamber'i anlayıp
anlatabilmek için yurt çapında 13 bin
etkinlik düzenleneceğini açıkladı. |
|
Güle
güle gazimiz,
Allah (cc)
Cennette kavuştursun!..
İstiklal Savaşı
gazisi Yakup Satar, hayatını kaybetti.
İstiklal Savaşı gazisi 110 yaşındaki
Yakup Satar, Eskişehir'de evinde hayatını
kaybetti. Hacı Seyit Mahallesi'ndeki evinde
kızlarıyla yaşayan gazi Satar saat 22.50
sıralarında hayata gözlerini yumdu. Şanlı
Mücadele'nin son kahramanlarından Yakup
Satar, 1898 yılında Kırım'da doğdu.
Ailesiyle Eskişehir'e göç eden Satar,
Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na
katılmasıyla Basra Cephesi'nde savaştı.
Sakarya Meydan Muharebesi'nde de düşmana
karşı mücadele eden Satar, savaş sonunda
Eskişehir'e döndü. Uzun süre çiftçilik yapan
Satar, eşini kaybetmesinin ardından kızları
Zekiye Tali ve Bedriye Kalaş ile yaşıyordu.
Satar'ın, 6 çocuğu, 50'ye yakın torunu
bulunuyor. Son 10 yıldır çeşitli
rahatsızlıkları nedeniyle evinden dışarı
çıkamayan Gazi Satar, geçen yıl dünyaya
gelen bebeklerle torunlarının torunlarını
görmüştü. |
|
Allah bu
memlekete bundan sonra Türk asıllı Maliye ve
İçişleri bakanı gelmesini nasip etsin!..
ADALETE TÜRK HAKİMLERİNE GÜVENMEK YETERLİ!..
PARTİ KURMAK İSTEDİĞİ İÇİN KOPMLO BASKINLARA
UĞRAYAN HAKKI DEDELER İKİ KEZ BERAAT
ETTİ.......
Büyük
Turan Partisi’ni kurmaya karar veren
Gazeteci ve Yazar Hakkı DEDELER’in başına
gelmedik kalmadı. Önce Hırsızlık dosyalarını
açtı, hakim değişikliği yapılarak tazminata
çarptırıldı. Dava kesinleşmeden, avukat
kurnazlık yapıp kendi İstanbul adresine
tebligat çıkarttırdı… 18 sene önceki
kapatılan firmasına vergi borcu tahakkuk
ettirildi… İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin
Çapkın’ın İzmir’e tayin edilmesinden sonra;
işyerine komplo baskın düzenlendi. 229 adet
cd’ye el kondu. İki ayrı dava açıldı.
Baskını yapan polisler yalan beyanda
bulundular. Adaleti yanıltıcı ifadeler
verdiler. Bilir kişi yalan rapor düzenledi,
polis memurları yalan yere mahkemede yemin
ettiler, düzmece belgeleri mahkemeye
sundular ve……. Hem Sınayi Haklar
Mahkemesinde ve hem de Sulh Ceza
Mahkemesinde açılan davalardan Hakkı DEDELER
beraat etti. Adalete güvenmenin semeresini
DEDELER bir kez daha gördü. Ancak; İzmir
Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın
vurdumduymazlığı nedeniyle DEDELER 100 bin
YTL zarara uğradı, zaman ve itibar kaybetti.
Yine de DEDELER kendisini mağdur edenlerden
davacı olmayacağını söyledi. Kendisiyle
konuştuğumuz DEDELER şunları söyledi:
“Gazi Paşamızın kurduğu cumhuriyetimizin
kazanımı olan kurum ve kuruluşlara sahip
çıkmamız vatan görevidir. Bu kurumlarımızın
başındaki kişileri sevsek de sevmesek de o
kurumlarımıza zarar verici hareketlerden
kaçınmamız gerekir. Ama bana İzmir Emniyeti
komplo düzenlemek istemiş bunda da başarılı
olamamışlardır. Gerektiği ve ihtiyaç
duyulduğu zaman bana komplo düzenleyen
kurumlardaki görevliler hakkında siyasi
mücadeleyi vereceğim. Ben bana yapılanı 50
sene unutmam Allah bu memlekete bundan sonra
Türk asıllı Maliye ve İçişleri bakanı
gelmesini nasip etsin” |
|
*
Müslüman Necip Türk Milleti işte böyle
uyutuluyor!..
* Adalet siyasallaşırsa; demokrasi lafta
kalır!..
* Apo'dan sonra Perinçek de
avukatları kullanıyor. Böylesi adalet sadece
bizde var!.. O avukatların diplomasını yok
sayacak adalet adamlarına da ihtiyaç yok mu
sizce?..
asilkan.org/ÖZEL HABER
Emniyetteki
sorgulamaları sırasında VIP ağırlanan
Ergenekon sanıklarından tek tutuklu Doğu
PERİNÇEK, sorgulamaları esnasında tıpkı
İmralısaray'da yatan bebek katili Apo gibi
avukatlarını kullanarak sağa, sola mesajlar
göndermeyi başardı. 24 Mart Pazartesi bugün
itibariyle İşçi Parti Genel Merkezi
aracılığıyla;
"İşçi
Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bugün
(22 Mart 2008) Avukatı aracılığıyla
aşağıdaki metni Türk Milleti’ne
açıklamıştır." açıklamalar yayımlanmaya
başladı. İnsanın aklına ister istemez şu
soru geliyor: "Perinçek millete
avukatlarıyla aracılığıyla mesaj
gönderebiliyorsa, tutuksuz diğer sanıklara
nasıl mesaj gönderemez?" Ne diyelim,
İmralısaray'dan sonra Bayrampaşa Palas'a da
Necip Türk Milleti yutkunarak katlanmak
zorunda. İşçi Partisini kapatabilecek
zihniyet var mı bu ülke kaldırımlarının köşe
başlarında oturan, meçhul güçlerin atadığı
atanmışların arasında? |
|
Hakkı
DEDELER'den tarihi beyanat:
Ne
dediysem, ne yazdıysam o!..
Hakkı
DEDELER BÜYÜK TURAN PARTİSİ’Nİ KURMA
ÇALIŞMALARINA ARA VERDİ
Parti resmi sitesi donduruldu
Bir
ülkede demokrasi yoksa, partiler de
olmaz!Parti kurup, yer üstü siyaset yapma
devri bir kez daha yok edilmiştir.
AKP’nin
kapatılma talebiyle; Egemenliğin TBMM’nin
elinde olmadığı bir kez daha kamuoyuna izah
edilmiştir.
Baykal’ı Cumhurbaşkanı, Perinçek’i de
başbakan yapın olsun – bitsin
Türkiye’de
egemenlik kayıtsız ve şartsız Milletimizin
yani TBMM’nin elinde değilse; halkın hiçbir
söz hakkı da olamaz.. Halka rağmen rejim ve
halka rağmen devlet esir edilen ve
müstemlekeyle idare edilen ülkelerde olur..
MHP’nin yaptığı açıklama Türk
Milliyetçilerini utandırmıştır..
CHP Kızılbaşlığın odak noktası haline
gelmiştir. Neden kapatma davası açmazlar?
DTP, PKK’nın odak noktası haline gelmiştir.
Neden kapatamazlar?
AKP hakkında
kapatma davası açılmasını değerlendiren,
Büyük Turan Partisi Kurucu Genel Başkanı
Hakkı DEDELER; “5 yıldır ne yazdıysam, ne
konuştuysam aynen gerçekleşmiştir. ‘AKP ve
MHP Müslüman Necip Türk Milleti’ni kandırmak
istiyor’ dedim ve işte oldu” dedi.
Kendisiyle konuştuğumuz Hakkı
DEDELER şunları söyledi: “Kadife bir halk
devrimi yapılamazsa, Vaka-i Hayriye tipi bir
vak’a gerçekleştirilemezse; türban, Kur’an
Kursu, İmam – Hatip okulları, İlahiyat
fakülteleri gibi konuları gündeme getirmek,
tartışmak ve hatta kanun çıkarmak –
anayasayı değiştirmek abesle iştigal olur.
İnönü’den sonra Türkiye Kızılbaşlığın odak
noktası haline gelen CHP’nin işgali
altındadır. Bu kadroları söküp atmak mümkün
değilken, Gazi Paşamızın kurduğu
Cumhuriyetimizin koruyup kollamamız gereken
kurumlarımızdaki Marksist ve Materyalist 68
kuşağı temizlenmeden atacağınız her adım bu
ülkeye ve bu necip Millete hizmet yerine,
husumet getirir.
Kurum ve
kuruluşlarımız zarar görür.
Demokratikleşmede bir adım ileri
gidemezsiniz. Dağılan Osmanlı vatan
topraklarımıza şöyle bir bakarsanız,
oralarda ne oluyorsa, buralarda da aynısı
oluyor. Müslüman Necip Türk Milleti
Normandiya Çıkarmasından sonra idari olarak
yabancı konsorsiyumların hükümranlığı
altına girmiştir. İşgal edilen Osmanlı
vatan topraklarımız üzerinde yaşayan Türkler
ve Araplar esirdir. Camiler zincire
vurulmuş, Kur’an-ı Kerim yasaklanmış,
gelenek ve görenekler dinamitlenmiştir. Daha
bugün Filistinli mazlumlara yardım götüren
bir derneğimizin görevlileri Mısır’da
tutuklanmışlardır. Müslüman bir ülke olan
Mısır bunu yapar mı? Eğer konsorsiyum
kuklaları tarafından yönetiliyorsa
şaşırmanıza ben şaşırırım. AKP ve MHP’nin
türban konusundaki girişimleri kağıt
üzerinde kalmaya mahkum bir aldatmacadan
ibarettir. Bu güne kadar ne yazdıysam, ne
söylediysem odur. AKP Siyonist bir partidir.
Önü kesilmelidir. Ama kapatarak ve yerel
seçimler öncesi hazine yardımlarını kesip,
kurmay takımına yasaklar getirerek değil.
Vak’a-i Hayriye veya Kadife Devrim’e gücünüz
yetmiyorsa; kalçanızı kırıp oturun
oturduğunuz yerde. AKP hakkında kapatma
davası mutlaka açılmalıydı. Vatan
topraklarını satmaktan, ülkenin milli
değerlerini yabancılara peşkeş çekmekten,
Siyonistlere - Yahudilere yardım ve yataklık
yapmaktan kapatılmalıydı. Müslüman Necip
Türk Milleti’nin dini ve manevi değerlerine
sahip çıkma görüntüsünden değil. Bu dava
AKP’ye taze kan kazandırmaktan başka bir işe
yaramaz”
BÜYÜK TURAN PARTİSİ'Nİ KURMA ÇALIŞMALARINA
ARA VERİLMESİYLE İLGİLİ GENİŞ AÇIKLAMA
DEDELER TARAFINDAN BİLAHARE YAPILACAKTIR.. |
Yazarımız
Av. Sadun KÖPRÜLÜ: "Irak Türkmenleri,
katliam
endişesi yaşıyor"
Haber ITC/ Bir sivil toplum örgütünün
düzenlediği "Kaybolan Kerkük" isimli
konferansa davetli olarak Yalova'ya gelen
Köprülü, yaptığı açıklamada, kara harekatı
nedeniyle Irak'ta yaşayan Türkmenler de
katliam edilme endişesi olduğunu söyledi.
Bir sivil toplum örgütünün düzenlediği
"Kaybolan Kerkük" isimli konferansa davetli
olarak Yalova'ya gelen Köprülü, CİHAN'a
yaptığı açıklamada, kara harekatı nedeniyle
Irak'ta yaşayan Türkmenler de katliam edilme
endişesi olduğunu söyledi. Irak Türkmen
Cephesi Türkiye Enformasyon ve Halkla
İlişkiler Sorumlusu Avukat Sadun Köprülü,
Türkiye'nin kara harekatını başlatmasından
sonra Irak'ta yaşayan Türkmenlerin katliam
tehdidi altında olduğunu söyledi. Bir sivil
toplum örgütünün düzenlediği "Kaybolan
Kerkük" isimli konferansa davetli olarak
Yalova'ya gelen Köprülü, yaptığı açıklamada,
kara harekatı nedeniyle Irak'ta yaşayan
Türkmenler'de katliam edilme endişesi
olduğunu söyledi. Avukat Sadun Köprülü,
"Hava harekatı yapıldığı zaman PKK ve
Peşmergeler,Türkmen bölgelerine broşürlerle
katliam yapma tehditinde bulundular" dedi.
Kara harekatının Türkiye'nin güvenliği için
çok önemli olduğunu söyleyen Köprülü,
"Türkiye'nin yaptığı kara harekatı Kuzey
Irak'ta yerleşen PKK'nın Türkiye'deki
eylemlerini durduracaktır." şeklinde
konuştu. Türkiye'nin Kuzey Irak'tan kaçan
PKK'lıların Irak devletine sığınmaları
konusunda Talabani'ye karşı uyarılarda
bulunmasına da değinen Avukat Sadun Köprülü,
PKK ile Peşmergelerin iç içe yaşadığını
değinerek, şunları söyledi: "Barzani, PKK'ya
kucak açtı ve maddi destek verdi. Irak'ta
yaşayan Türkmenler olarak bu zamana kadar
yapılan baskılar ve katliamlara karşı bir
güvence verilmesini istiyoruz. Irak'ta
yaşayan Türkmenlerin Birleşmiş Milletler'in
verdiği güvencenin yanında Türkiye'den de
güvence verilmesini istiyoruz. Sadece Türk
olduğumuzdan dolayı çok zor günler
yaşıyoruz."
Irak'ta yaşayan Türkmenler olarak baskılara
ve katliamlara maruz kaldıklarını belirten
Köprülü, "Irak'ta yaşayan Türkmenlere Türk
hükümeti ve Türk medyası tarafından destek
çıkılması ve yaşanan katliamların dünya
gündeme getirilmesi gerekir" dedi.
Irak'ın kuzeyindeki Habur sınır kapısına da
değinen Sadun Köprülü, "Habur sınır
kapısından en çok yararlanan Barzani'dir.
Türkler hiçbir zaman Habur'dan yararlanmadı.
Türkmenler olarak Türkiye'den isteğimiz
Habur'dan başka Oba köyünden de bir kapı
açılmasıdır. Çünkü Türkmenler Habur sınır
kapısından geçtiği zaman işkenceye maruz
kalıyor. Evlerine gidene kadar 10'dan fazla
kontrol noktasından geçiyorlar. Ellerinde
Türkçe CD ve kitap bulunan Türkmenler
yargılanıp bilinmeyen bir yerlere
götürülüyorlar" diye konuştu.
"Atatürk olsaydı Irak Türkmenlerinin durumu
böyle olmazdı" diyen Sadun Köprülü, "Atatürk
eğer sağ olsaydı Hatay meselesinde olduğu
gibi Musul ve Kerkük'ü söz verdiği gibi
Türkiye topraklarına katacaktı. Bizler de
Hatay gibi Türkiye'ye bağlı, Türkiye'den bir
parça olurduk. Bu da bize büyük bir mutluluk
verirdi" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Irak'ta yaşayan Türklere destek
vermesi, yanlarında olmasını isteyen
Köprülü, "Çünkü bizler de sizlerin bir
parçasıyız, bizler de Irak'ta Türkleri
temsil etmekteyiz. Türkiye'nin bizim
çektiğimiz çilelere cevap vermesini
istiyoruz. Bizim yanımızda olması, bizimle
beraber olması yeterlidir" şeklinde
sözlerini tamamladı. |
|

Yine
kudurdular, yine müdahale görmediler!
ŞIRNAK’ın Cizre İlçesi’nde
dün teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da
yakalanıp Türkiye’ye getirilişinin 9’uncu
yıldönümü nedeniyle korsan gösteride çıkan
olaylarda, başına taş isabet ederek ölen 15
yaşındaki Yahya Menekşe’nin bugünkü cenaze
töreninde PKK yandaşları yine terör estirdi.
İlçedeki açık işyerlerini taş ve sopalarla
tahrip eden, camlarını kırıp sahiplerini
döven saldırganlar, direkteki Türk bayrağını
indirdi. Sarı- yeşil- kırmızı renkli beze
sardıkları Yahya Menekşe'nin tabutunu,
Abdullah Öcalan ve bölücü örgüt lehine
sloganlar atarak 2 kilometre omuzlarda
taşıyan PKK yandaşları, Asri Mezarlık'da
yine sloganlarla toprağa verdi.
Cizre’de teröristbaşı Abdullah Öcalan için
dün izinsiz gösteri yapan yaklaşık 150
kişilik grubun polisle çatışması sırasında
başına taş isabet etmesi sonucu ölen hurdacı
15 yaşındaki Yahya Menekşe'nin cenaze töreni
de olaylı geçti.
İlçede hurdacılık yapan ve dünkü izinsiz
gösteriye katılan Yahya Menekşe’nin cesedi,
gönderildiği Malatya Adli Tıp Kurumu’nda
yapılan otopsisinin ardından sabaha karşı
Cizre’ye getirildi. Cenaze bu sabah Yahya
Menekşe’nin evinin de bulunduğu Nur
Mahallesi Camii’nde götürülüp burada cenaze
namazı kılındı.
YİNE TERÖR ESTİRDİLER
Yahya Menekşe’nin, sarı-yeşil- kırmızı
renkteki beze sarılı tabutu aralarında çocuk
ve gençlerin bulunduğu yaklaşık 1000 kişilik
grup tarafından saat 11.00'de camiden alınıp
Cizre Asri Mezarlığı’na götürülmek üzere
omuzlarda taşınmaya başlandı.
Cenazeye DTP’li belediye başkaları ile il ve
ilçe parti yöneticileri de katılırken,
Nusaybin Caddesi üzerinde tabutu omuzlarında
taşıyan kalabalıktan bazı gruplar, açık olan
işyerlerine saldırdı. PKK yandaşları, taş ve
sopalarla 100 kadar işyerlerinin camlarını
kırdı, sahiplerini dövdü.
TABUTU 2 KİLOMETRE TAŞIDILAR
Nusaybin Caddesi’nin savaş alanına döndüğü
olaylar sırasında caddeden geçen sivil
otomobil ve otobüsler de taş yağmuruna
tutuldu. Bu sırada Cizre'den geçen bazı
kamyon şoförlerinin, araçlarının
taşlanmasını önlemek için korna çalarak,
protestoculara destek veriyormuş gibi
davranmak zorunda kaldı.
Göstericiler daha sonra kaldırımları sökerek
büyük beton blokları cadde üzerine bırakıp
yolu araç trafiğine kapattı. Cadde üzerinde
bulunan Karayolları 75’inci Şube Şefliği'ne
yönelen PKK yandaşları, direkte asılı Türk
bayrağını indirdi. Göstericiler daha sonra
300 metre uzaklıktaki Belediye Parkı'ndaki
Türk bayrağını da indirdi.
Cenazenin taşınması sırasında bir grup,
caddeden ayrılıp ilçe merkezine yöneldi.
Ancak bu kişileri, diğer gruplar ikna ederek
engelledi. Yaklaşık 2 kilometre omuzlarda
taşınan cenaze Asri Mezarlığa getirildi.
Mezarlıkta PKK flamaları ve teröristbaşı
Abdullah Öcalan’ın posteri açılırken sık
sık, ‘PKK halktır, halk burada’, ‘Katil
iktidar’, ‘Apo’nun fedaileriyiz’ sloganlar
atıldı. Yahya Menekşe’nin cenazesi toprağa
verdikten sonra ilçeye dönen PKK yandaşları,
bazı mahallelerde de gösteri yaptı.
POLİS MÜDAHALE ETMEDİ
Güvenlik güçleri cenaze nedeniyle Cizre’de
çok sıkı güvenlik önlemleri alırken, ilçeye
başta Şırnak olmak üzere Şanlıurfa, Siirt ve
Gaziantep'ten polis takviyesi yapıldı.
Ancak göstericiler Cizre'yi yine savaş
alanına çevirirken cenaze töreni boyunca
müdahale etmeyen polis, göstericilerin
dönüşte ilçe merkezinde gösteri yapmasını
önlemek için müdahalede bulundu. Halkın
büyük bölümü evlerine kapanırken, ilçe
merkezinde gösteriler yer yer devam etti.
Olaylar sırasında göstericiler görüntü alan
gazetecileri tartakladı. |
|
PEPSİ'NİN
İKİ YÜZLÜ TAVRINI ARAPLARA ANLATACAĞIZ
Yeni
Şafak (Haber kısmı)Türkiye'de
uzun yıllardır kolalı içecek sektörünün en
iddialı markası olan Pepsi'nin tüketicilerin
ilgisini çekmek amacıyla başlattığı
'duygularını göster' adlı yarışmanın katılım
koşullarında yer alan ifadeler büyük tepki
topladı. "Pepsi ile göster duygularını" adı
ile www.duygularinigoster.com adresinde
başlatılan kampanyanın katılım koşullarında,
türbanlı fotoğrafla üye olanların
katılamayacağı bilgisi yer aldı. Pepsi
Kurumsal İletişim Müdürü Didem Şinik de,
'duygularını göster' adlı yarışmanın katılım
koşullarında 'türbanlı fotoğraflar kabul
edilmez' ibaresinin kullanıldığını
doğruladı.
SUUDİ
ARABİSTAN'DA VE BAZI ARAP ÜLKELERİNDE COCA
COLA SATIŞI YASAK... BU ÜLKELERDE PEPSİ (BİBSİ)
KARA ÇARŞAFLI ARAP KADINLARININ GÖZDE
İÇECEĞİ.. MÜSLÜMAN NECİP TÜRK MİLLETİNİN
KADINLARINA ECNEBİ GÖZÜYLE BAKAN ARAP
KADINLARINA PEPSİ KOLA'NIN TÜRKİYE'DEKİ İKİ
YÜZLÜLÜĞÜNÜ
www.asilkan.org
YAYIN YOLUYLA ANLATACAK
Pepsi'den türban ile katılım
yasağı
Kolalı içecek sektörünün
iddialı markası Pepsi yeni bir kampanyasında
bir ilke imza attı. Pepsi, duygularını
göster kampanyasına katılacak olanlar için
hazırlanan şartnamesinde türbanlıların
katılmamasını istedi.
Türkiye'de uzun yıllardır
kolalı içecek sektörünün en iddialı markası
olan Pepsi'nin tüketicilerin ilgisini çekmek
amacıyla başlattığı 'duygularını göster'
adlı yarışmanın katılım koşullarında yer
alan ifadeler büyük tepki topladı. "Pepsi
ile göster duygularını" adı ile www.duygularinigoster.com
adresinde başlatılan kampanyanın katılım
koşullarında, türbanlı fotoğrafla üye
olanların katılamayacağı bilgisi yer aldı.
Pepsi Kurumsal İletişim Müdürü Didem Şinik
de, 'duygularını göster' adlı yarışmanın
katılım koşullarında 'türbanlı fotoğraflar
kabul edilmez' ibaresinin kullanıldığını
doğruladı.
YANLIŞ İFADE KULLANILMIŞ
İfadenin yanlış
kullanıldığını ve bir katılımcının önceki
akşam gönderdiği mail üzerine cümlenin
düzeltildiğini kaydeden Şinik, 'Yanlış
anlaşılmalara sebebiyet veren bir ifade
kullanıldığı doğru. Ancak burada bir
artniyet aranmamasını rica ediyoruz.
Amacımız hehangi bir dini siyasi simgenin
malzeme olarak kullanılmasını önlemekti.
Aynı şekilde bayrak, silah ya da sigara
içerikli bir fotoğrafın da
kullanılmayacağını katılım koşullarında
yazdık. Toplumsal değerlere saygılı bir
kurumuz. Yarışmamıza, gerçekten olumsuz bir
durum oluşturacak koşullar dışında herkes
başvurabilir. Durum tamamiyle yanlış ifade
kullanımından kaynaklandı.Toplumsal
değerleri gözardı etmeyiz' dedi. Pepsi
markası olarak markayı kimin içtiğinin
önemli olmadığını dile getiren Didem Şinik,
'Biz hiçkimseyi rencide etmek istemedik. Ama
arkadaşlarımız ifadenin sınırını tam olarak
çizememişler' dedi.
Reklamcılar: BÜYÜK HATA
İstanbul Üniversitesi
İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat
Gezgin, kullanılan ifadenin herşeyden önce
büyük bir iletişim hatası olduğunu söyledi.
Bir markanın tüketicilerini başörtülü ya da
örtüsüz şeklinde ayrılmasının mümkün
olamayacağını ifade eden Gezgin, ”Mesleki
açıdan çok büyük bir hata yapılmış. Bu,
Türkiye'de reklam da kampanya da söz konusu
olsa, bir ayrımcılık yapıldığının
göstergesidir. Aynı zamanda türban
tartışmalarına gösterilen bir tepki ve insan
haklarına da aykırı bir müdahale olarak
yorumlayabiliriz' dedi.
Tüketiciler dava açabilir
Mazlum- Der Genel Başkanı
Ömer Faruk Gergerlioğlu, şunları söyledi: 'Pepsi
firmasının düzenlediği kam- panya ile ilgili
türbansız fotoğraf talebi, olayın
uluslararası yansıması. Firmalar bazında pek
yasaklara rastlanmıyor. Belki de gözden
kaçırıyoruz. Pepsi firmasının başörtüsüz
fotoğraf istemesi Türkiye'ye has bir
uygulama. Bizler kabullenmişliği kabul
etmemeliyiz. Bu aynı zamanda tüketici hakkı
ihlalidir. Dava konusu bile yapılabilir.'
Pepsi'ye
'türban' boykotu
Duygularını
Göster isimli yarışmada türbanlı fotoğrafa
yasak getiren Pepsi'ye, Esnaf ve Sanatkarlar
Derneği ile İstanbul'daki bir market
zincirinden boykot kararı çıktı. Pepsi ise
Türkiye'deki kültürel değerlere saygılı
olduğunu iddia etti.
“Duygularını
Göster” isimli fotoğraf yarışmasında,
'türbanlı fotoğraf kabul edilmeyecektir'
şartını sunan fakat gelen tepkiler sonucunda
bu şartını kaldıran Pepsi'ye çok sayıda
tepki yükseldi. Esnaf ve Sanatkarlar
Derneği'nden (ESDER) kamuoyundan özür
dileyene kadar üyelerinin Pepsi ürünlerini
boykot edeceğini açıkladı.
İstanbul Güngören'de bulunan
Enecik Hipermarket Zinciri de, Pepsi Cola
ürünlerine karşı boykot kararı aldı. Pepsi
dolaplarının üzerine, haberi manşete taşıyan
Yeni Şafak'ın önceki günkü kupürünü asan
market, üzerine de “Protesto Ediyoruz”
ibaresini koydu. Pepsi ürünlerini boykot
kararı alan Lütfü Enecik, “Pepsi firması
yetkililerinin açıklaması bizi tatmin
etmedi. Biz de firma yetkililerine, şirket
olarak aldığımız boykot kararından
vazgeçmeyeceğimizi ve bir hafta boyunca
firmanın ürünlerini satmayacağımızı
söyledik” diye konuştu. Enecik ayrıca,
“Müşterilerimizde duyarlılığımızdan dolayı
bizleri tebrik ettiler. Onlar da bizim
aldığımız boykot kararına uyarak, bu
firmanın ürünlerini boykot ediyorlar” dedi. |
|
Sevgi
Erenerol'un biletini AKP ve Fener mi kesti?
Bağımsız
Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi
Erenerol, dün tutuklanmadan önce İstanbul
Adliyesi’nde yapılan sorgusunda, evinde ele
geçirilen, öğretim üyeleriyle ilgili fişleme
dosyalarından haberi olmadığını iddia etti.
Erenerol, ifadesinde özetle şunları söyledi:
"Belgeler nasıl evime girmiş, kim tarafından
gönderilmiş bilmiyorum. Akademik yönüm
olmadığından bilemem. Ofisimde ele geçirilen
’Derin Ergenekon’ konulu CD’den haberim yok.
Herhangi bir istihbarat örgütü ile ilişkim
yok. İsnat edilen suç beni çok rahatsız
etmektedir. Çünkü dedem, Fener Rum
Patrikhanesi’nin Yunanlılar’la işbirliği
içine girerek Türkiye’yi işgali sırasında,
Müslüman ve Hıristiyan Türkleri
örgütleyerek, milli mücadeleye katılmalarını
sağlamıştır. Bu şekilde Hıristiyan
Türkler’in Yunanlılar tarafından devlet
aleyhine kışkırtılmasının önüne geçmiştir."
Öte
yandan kendisiyle konuştuğumuz Büyük
Turan Partisi Kurucu Genel Başkanı
Hakkı DEDELER, Sevgi Erenerol'la ilgili
olarak şunları söyledi: "Sevgi hanım,
Fener Rum patriği ile çok mücadele etti.
Kendisi ve geçmiş ailesi Türkiye
Cumhuriyeti'ne ve Gazi Paşamıza çok büyük
bağlılık göstermişlerdir. Ben partiyi kumaya
teşebbüs ettiğim zaman, aynı milliyetçi
görüşe sahip olmadığımız halde; beni
ve Büyük Turan Partisini ilk tebrik eden de
Sevgi hanımdır. Bu memlekette çok garip
dümenler dönüyor. 20-30 sene vergi
ödersiniz. İşiniz bozulur, borçlarınızı
ödeyemez hale gelirsiniz, maliye borcundan
sizi hapse atarlar. Bu memlekete siz ve
aileniz 50-60 sene hizmet edersiniz, bir gün
gelir hapsi boylarsınız. Yargıya saygımız
tümdür. Ancak, Sevgi hanım Siyonist AKP'ye
ve Fener Rum Patriğine kurban edilmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı tek azınlık
temsilcisi Sevgi Hanımdır. Devletimiz Sevgi
Hanıma sahip çıkmalıdır. Cezası varsa
çekmelidir. Ancak Siyonist AKP ve Fener
istedi diye Sevgi Hanım'ın ipi çekilmemeli,
komplolara karşı devletimiz O'nu
korumalıdır"
KÜÇÜK: PEKER’İ
TANIRIM
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ise şunları
söyledi: "Dostumun oğlu olması nedeniyle
Sedat Peker’i tanırım. JİTEM’i ben kurdum.
Görev sırasında değişik yerlerden oluşan
belgeleri dosyalayarak muhafaza ettim.
Emekli olduktan sonra da bu şekilde gelen
bilgilere yer verdim. Beni sevenler de bu
tür bilgi ve belge akışını sağlarlar. Evimde
bulunan gizlilik niteliği yüksek belgeler
karakterimin bir yansımasıdır. Alparslan
Arslan’ı tanımam. Dünya Azarbaycanlılar
Kongresi’nde birlikte çekilen fotoğrafın
fotomontaj olduğunu düşünüyorum."
TESPİH GETİRECEKTİ
Kuvvayı Milliye Derneği’nin kurucu Başkanı
Mehmet Fikri Karadağ da, Türk Ortodoks
Kilisesi’ne, 1922 yılında Atatürk tarafından
kurulduğu ve onaylandığı için 2’nci Patrik
Selçuk Erenerol’un ölüm törenine Muzaffer
Tekin ile birlikte gittiğini söyledi. Örgüt
tarafından suikast için görevlendirildiği
iddia edilen tetikçi Selim Akkurt’u, Selim
Akkurt olarak tanımadığını iddia eden
Karadağ, "Selim bana Rusya’dan bir tespih
getirecekti. sanırım o günlerde de ben
Selim’i aradım. Selim’i herhangi bir şekilde
Harbiye Orduevi’ne davet etmedim" dedi.
Bu arada soruşturma kapsamında gözaltına
alınan, Hollywood yıldızlarının da üyesi
olduğu Scientology tarikatı eski üyesi İhsan
Göktaş ile Recep Sipahioğlu, savcılık
sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle
nöbetçi İstanbul 13’üncü Ağır Ceza
Mahkemesi’nde sevk edildi. İki zanlı mahkeme
tarafından serbest bırakıldı.
Sevgi
Erenerol'un babası tarafından hazırlanan
"Musevilerle 500 Yıl adlı kitabı Turizm
Bakanı Prof. Dr. Abdulkadir Ateş bastırarak
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'a
dağıttırmıştı. Türklerin 500 yıl önce
İspanyolların zulmüne maruz kalan Musevilere
kucak açtığını anlatan kitap Fener Rum
Patriğince hoş karşılanmamıştı. |
|

Yaptığımız
hatalar bize silah olarak geri döndü
Genelkurmay Başkanı
Büyükanıt, terörle mücadelede insanlığın yüksek değerleri olarak tarif ettiği
barış, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi kavramları ellerinden
kaçırdıklarını belirterek "Ben o kurumu, bu kurumu suçlamıyorum. Hepimiz, biz de
dahil kaçırdık. Bunlar bize silah olarak döndü" dedi.
Genelkurmay Başkanı Org Yaşar
Büyükanıt, terörle mücadele konusunda tarihi açıklamalar yaptı. TSK'nın da
içinde olduğu devlet kurumlarının terörle mücadalede insanlığın yüksek değerleri
şeklinde tarif ettiği demokrasi, insan hakları gibi kavramları “ellerinden
kaçırdığını” söyleyen Genelkurmay Başkanı “Bunlar bize silah olarak geri döndü”
dedi.
KUSURLUYUZ ÇÜNKÜ...
Genelkurmay ATASE Başkanlığı Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi'nin (SAREM)
Merkez Orduevi'nde düzenlediği "PKK Kongra/Gel Terör Örgütüne Yönelik Ekonomik
ve İdeolojik Desteğin Kesilmesi" konulu sempozyuma konuşan Orgeneral Büyükanıt
şunları söyledi: “1984 yılından beri yapılan terör mücadelesinde insanlığın
yüksek değerlerini, bazı değerleri elimizden kaçırdık. Ben o kurumu, bu kurumu
suçlamıyorum. Hepimiz, biz de dahil kaçırdık. Bunlar çok önemli. Onlar bize
sonra silah olarak döndü. Bu değerler dört tane. Birincisi insan hakları,
ikincisi demokrasi, üçüncüsü özgürlük veya özgürlükler, dördüncüsü barış. Şimdi
dikkatinizi çekiyorum. Bu kavramlar insanlığın yüksek değer verdiği kavramlar.
Bunları şu anda kim kullanıyor? Biz mi kullanıyoruz, terör örgütü mü kullanıyor?
İnsan hakları adeta terörist hakları haline dönüştü. Demokrasi öyle. Hepsinin
konuşmasında dikkat ederseniz demokrasi, demokratik cumhuriyet... Özgürlük,
kavramını bunlar kullanıyor. Barış, bütün yaptıkları şey; Barış Anneleri'ni
tutun, barış babalarını tutun her neyse bu kavramlar bizim elimizden çıktı.
Şimdi burada bizim kusurumuz var.”
PKK'ya
dış ve iç desteğin birbirlerini tetikleyen dinamikler olduğunu anlatan Büyükanıt,
“Kendinizi bir yabancının yerine koyun; birileri var Türkiye'de, durmadan insan
haklarından, barıştan bahsediyor. Bir grup da bunlara karşı mücadele ediyor, kim
bunlar? Diyelim ki asker, polis. Bu kavramlar elimizden çıktığı için kendimizi
savunmaya başlıyoruz teröriste karşı. Ama terörist özgürlükten, barıştan
bahsediyor. Ne oluyor; biz özgürlüklere tahammül göstermeyen, barıştan nefret
eden bir şey halinde... İşte psikolojik harekat bu" dedi.
TERÖR ÖRGÜTÜ MECLİS'TE LEGALLEŞTİ
Büyükanıt konuşmasında bazı katılımcıların, “terörün siyasallaştığını"
söylediğini belirterek "Legalleşmeyen tek, onun silahlı terör boyutu. Silahsız
terör boyutu, ona bir katılımcı yorum da yaptı, siyasallaşması bitti. Örgüt
bazında legalleşme, örgütün legalleşmesi kaldı. O teklifler, şunlar, bunlar
Anayasa değişiklikleri....” dedi. Büyükanıt çıkışta gazetecilerin Anayasa
değişikliği eleştirisini sorması üzerine sözlerine açıklık getirdi. Büyükanıt "(DTP'lileri
kastederek) Anayasa ile ilgili değişiklik teklifi veriyorlar” dedi. Büyükanıt,
“pişmanlık yasası" tartışmalarıyla ilgili olarak da "O konuda bir yorum yapmam,
polemik yapmak istemem"dedi.
PKK'nın kurşununa AB de ortak
Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun “PKK Kongra/Gel Terör Örgütüne Yönelik
Ekonomik ve İdeolojik Desteğin Kesilmesi” konulu sempozyumun açılış konuşmasında
Kırmızı Bülten'le aranan teröristleri parlamentosunda konuşturan AB ülkelerini
eleştirdi. Saygun, “Bu ülkeler Türkiye Cumhuriyeti'nin uğradığı can ve mal
kayıplarına, terör örgütüyle birlikte ortak” dedi.
'TERÖRİST' DİYEMİYORLAR!
Konuşmasında terörle mücadelede askeri tedbirlerin yanı sıra mali, psikolojik ve
benzeri desteklerin de kesilmesinin önemine değinen Saygun ABD, AB ve NATO'nun
PKK ile ilgili aldıkları kararları hatırlattı. Saygun, AB'nin son dönemde PKK
ile mücadele konusunda ümit verici adımlar attığının görüldüğünü, ancak terör
örgütü üyeleri ve yandaşlarının Avrupa Parlamentosu ile Fransa ve İngiltere
Parlamentolarında terör örgütünün propagandasını yapan konferanslarının da
dikkatlerden kaçmadığını belirtti. Saygun, “Toplantılar düzenleyenlerin, terör
örgütüne sahip çıkmasını, bunların bu şekilde desteklenmesi, direnme gücü ve
ümidi verilmesini, siyasi destek sağlanmasını, Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle
mücadelede uğradığı can ve mal kaybının sorumluluğunu teröristlerle beraber
paylaşmasını dikkatlerinize sunmak isterim. 'PKK gerillaları', 'silahlı
isyancılar', gibi mahcup ifadeler kullanılmasını, bunlara bir türlü terörist
diyememelerini anlamak mümkün değildir. Bazı ülkelerin tutum ve davranışları
terör örgütünün kendisine yaşam alanları bulmasında en büyük etkendir” dedi.
|
|
www.asilkan.org
DUYURU
Bu Emekli
Kıdemli Albay’ı Tel’in ediyoruz
Sayın Emekli Dz. Kur. Kd.
Albay H. Vural Vural Bey’e Üzümgözlüm
Grubundaki eleştirilerinden dolayı
cevabımızdır.
Ülkemizin sahte Atatürkçülerden çektiğinin
bariz bir örneği de;
www.asilkan.org
sitesinde yazan Hakkı DEDELER
hocamıza, Sayın Emekli Albayın verdiği
cevaptır. Ne yazık ki; bu ülkede Atatürk’ten
bir satır bilgisi olmayan cahil ve
cühelaların hem kurmay ve hem de Kıdemli
Albay rütbesine erişebildiklerini görüyor ve
ispatlaya da biliyoruz. Değerli Hocamız
Sayın DEDELER aşağıdaki yazısını
uydurmamış, uydurandan iktibas etmemiştir.
(alıntı yapmamıştır) Hocamızın yazısı Nutuk:
31 Kânunuevvel 1919 Harbiye Nazırı Cemal Nutuk Vesika 220’dir. Bu
ülkede bunu bilmeden konuşanlara ve rütbe
alanlara yazık!.. Emekli olur olmaz,
üniformalarını çıkartır çıkartmaz soluğu
Necip Milletimizin teveccühünü kazanamayan
Kızıl Çin peyki İşçi Partisinde alan,
Gazi Paşamız Atatürk’ü dillerine
pelesenk eden ama Nutuk’tan bir tek satır
bile bilmeyen inançsızların az da olsa
aramızda dolaştıklarını biliyoruz. Dileriz Üzümgözlüm adlı gruba bu yazıyı gönderen
Albayın ismi takma olsun. Zira hayatında hiç
Nutuk okumadığı anlaşılan bu kişinin hem
Kurmay ve hem de Kıdemli Albay olması bizi
derinden yaralamış sayılacaktır. Cevap hakkı
saklı kalmak kaydıyla tel’in ediyoruz.
Sinan KAR, Hakkı DEDELER Özel
Kalem Md.
www.asilkan.org
Yazı İşleri Md, Yard.
İşte o bilmeden fikir ileri süren Emekli
Albayın Hakkı DEDELER hocamızın son
yazısına Üzümgözlüm adındaki gruba
gönderdiği eleştiri;
“HADİ CANIM SENDE , DEVRİMLER BİR BÜTÜNDÜR.
NEDENLERİ
BELLİDİR. ÖNCE SEN OKU - ÖĞREN , YALAN -
YANLIŞ PROVAKASYON / PROPAGANDA YAPMA DERİM.
ULUÖNDERİMİZ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN
RESMİNİ VE ADINI KULLANMAYIN. EKTEKİ İLKE VE
DEVRİMLERİ ÖĞRENMEN İÇİN GÖNDERİYORUM.
H. VURAL VURAL ( E ) Dz. Kur. Kd. Alb.”
Yorumu Necip Türk Milleti olarak siz
www.asilkan.org
okuyucularımız yapacaktır. |
Allah korusun, İstanbul’da 55 bin, İzmir’de 12
bin ölü
Kuzey
Anadolu Fayı’nda biriken enerji bilim adamlarını endişelendirirken, İzmir’de
aktif halde iki fayın daha varlığı saptandı. Öte yandan, ünlü Forbes Dergisi’nin
yaptığı, muhtemel bir depreme karşı en güçsüz durumdaki 20 kent sıralamasında
İstanbul ikinci, İzmir ise yedinci sırada yer aldı.
İZMİR’in Sığacık Körfezi’nde, 2005 yılında meydana gelen depremler ve artçı
sarsıntıların analizleri, Seferihisar’da daha önce fark edilmemiş diri fayların
varlığını ortaya çıkardı. 17 Ekim 2005 tarihinde saat 05.45’de
Kuzeybatı-Güneydoğu doğrultusunda meydana gelen 5.4 büyüklüğündeki ilk ana şoku,
üç saat sonra Kuzeydoğu-Güneybatı doğrultusu boyunca uzanan kırıktaki 5.8
büyüklüğündeki ikinci ana şok izledi. 20 Ekim’de 5.9 büyüklüğündeki üçüncü ana
şok yaşandı. Depremler yerkabuğunda yaklaşık 5-12 kilometre Artçı sarsıntıların
ayrıntılı analizi birbirine dik iki fay kuşağının, kendi içlerinde daha küçük
boyuttaki kırık sistemlerini içerdiğini de ortaya çıkardı. Meydana gelen deprem
aktivitesi bölgede var olduğu bilinen Gülbahçe, Urla, Seferihisar ve Tuzla
fayları ile ilişkilendirilemedi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve
Deprem Araştırma Enstitüsü’nden yapılan açıklamada, "Yapılan analizler meydana
gelen üç ana şokun da doğrultu atımlı fay özelliği gösterdiğini ortaya
koymuştur. Birbirine dik faylar onar kilometre uzunluğunda. Kuzeybatı-Güneydoğu
doğrultulu fay kuşağı sol yanal atımlı ve Kuzeydoğu-Güneybatı fay kuşağı ise sağ
yanal atımlı davranışa sahip. Araştırmacılar bu fayların daha büyük depremler
üretebilme potansiyellerinin bilinmediğini ve bu konuda daha fazla gözlem ve
araştırma yapılmasına gereksinim duyuluyor" denildi.
Deprem riskinde İstanbul ikinci
ABD’de yayınlanan Forbes Dergisi olası bir depreme karşı en zayıf 20 şehir
arasında İstanbul’u ikinci sıraya yerleştirirken, İzmir’e dokuzuncu sırada yer
verdi. 6 ya da üzeri bir büyüklükte gerçekleşeceği düşünülen olası bir depremde
Nepal’in başkenti Katmandu’da 69 bin kişinin can vereceği hesaplandı. İstanbul
depreminin 55 bin can kaybına, olası bir İzmir depreminin ise 11 bin 500 can
kaybına yol açacağı belirtildi.
6 ve üzeri bir büyüklükteki bir depremin etkisi ile Hindistan’daki bir şehirde,
San Francisco’ya göre çok daha fazla can kaybının olacağı ifade edilirken bu
durum başta yoksulluk ve inşaat kurallarına uyulmaması olarak açıklanıyor. |
|
Şok Şok'çunun arkasında Aytaş firması ve DP Genel Başkan adayı babası Kani
Aydoğdu var!..
Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere; Türk büyüklerine, Genel Kurmay
Başkanı Başkanı Yaşar Büyükanıt'a, Genel Kurmay Başkanlığı kurumuna karşı
kurduğu siteler üzerinden saldırılar yapan, bu saldırıları "ŞOK ŞOK" başlığı
altında duyuran Mert Aydoğdu'nun yayın yaptığı tüm internet sitelerini Aytaş
Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi finanse ediyor. Bu şirketin
Yönetim Kurulu başkanı ise; Babası
DP Genel Başkan adayı Kani Aydoğdu.
Hakkında TCK 301/2, 285/1-5 maddelerine göre; İzmir 2. Asliye Ceza
Mahkemesinde 3 ayrı dava açılan Gökten Mert Aydoğdu'nun babası Kani Aydoğdu
mahalli basına yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: " Oğlum Mert Aydoğdu bu
tür haberleri, kendisi üretmeyip, diğer internet sitelerinden alıp
yayınlamıştır" Halbuki Mert Aydoğdu'nun yayın yaptığı tüm siteler Aytaş A.Ş.'ye
ait. Bu şirketin de Yönetim kurulu Başkanlığını Baba - oğul birlikte yapıyorlar.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Büyük Turan Partisi Kurucu Genel Başkanı ve
sitemiz başyazarı Hakkı DEDELER, imkan bulabilirse 'Türk Milleti adına' 2.
Asliye Ceza Mahkemesinde müdahil olacağını söyledi. Dedeler konuşmasını şöyle
sürdürdü: "Necip Türk Milleti'nin tarihi şahsiyetlerini Yahudi, Ermeni, Rum
diye karalayan, Türk Milleti'nin düşmanları olan Ermenilere, Rumlara ve
Yahudilere ait internet sitelerinde yayınlanan karalayıcı yazıları gerçekmiş
gibi; kesip - kopyalayıp yapıştırarak yayan Mert Aydoğdu son gaz TSK'ne de
saldırmaya devam etmektedir. 32 yaşına gelmesine rağmen vatani görevini yapmayan
Mert Aydoğdu'nun vicdani retci olması mümkün değildir. Ya babası tarafından
çürük raporu alınmış ya da asker kaçağıdır. belki de tecillidir. Y ada spastik
özürlüdür. Bu konuları haber merkezimiz araştırmaktadır. Bu fesat haberleri
yayan internet sitelerinin sahibi konumu itibariyle baba - oğul Aydoğdu'lardır.
Dolayısıyla Aytaş firması hakkında da işlem yapılması gerekmektedir. Bu yüzden
de ilgili mahkememize Necip Türk Milleti adına, müdahil olarak bilgi ve
belgeleri vereceğim" Önceleri Türk Milliyetçisi ve ülkücüsü gibi görünen ve
bu yolda yayınlar yaparak internet gruplarında ismini duyuran Mert Aydoğdu ile
zaman zaman telefon ve MSN yoluyla konuştuğunu ve haberleştiğini de öne süren
DEDELER, şunları da sözlerine ekledi: "Mert önceleri sağlam bir ülkücü gibi
sitelerinde yayın yaptı. Sık aralıklarla beni cep telefonlarımdan aradı.
Kendisiyle ciddi olan veya gece yarıları MSN üzerinden ciddi olmayan geyik
muhabbetleri yaptık. Hatta kendisini yakın görüp borç para bile istedim. Ama
daha sonra (şok, şok'çuluğa başlayınca irtibatımı kestim. Mewrt Aydoğdu davasına
babası Kani Aydoğdu ve Aytaş firması da dahil edilmelidir. Adaletin tam olarak
yerine gelmesi için müdahil olacağım" dedi.
|
|

Teskereden çıkan sonuç bu; Al
sana kağıttan bomba!..
Türkiye teröristi dağdan inmeye ikna edip örgütü çözmek için
atak başlattı.
Operasyonlara katılan helikopterlerden atılan bildirilerde,
teröristlere gönüllü olarak örgütten ayrılıp teslim olmaları
halinde TCK’nın 221’inci maddesi gereği ceza almayacakları ve
devletin sıcak yüzüyle karşılaşacakları anlatılıyor. Bildiriler
Çukurca Jandarma Taktik Alay Komutanlığı’ndan kalkan
helikopterler tarafından, teröristlerin geçiş bölgelerine ve
barınabilecekleri muhtemel dağlık alanlara bırakılıyor. Her gün
sınırdaki birliklere, çatışma bölgelerine, asker ve mühimmat
taşıyan helikopterler bu kez Çukurca’nın sınıra uzanan Zap
Vadisi boyunca Haskel Dağları ile boşaltılan Dutluca, Işıklı,
Çayırlı ve Kandil köylerinin yakınlarındaki tepe ve dağlara
havadan bildiri yağdırıyor. Ekin pişmanlık affı nedir?
2003 yılında yürürlüğe giren Topluma Kazandırma Yasası’nda,
yasadan yararlanmak için “pişman olmak ve örgüte dair bilgiler
vermek” ön şartı aranıyordu. Yasadan yararlanma talebinde
bulunan 4 bin 101 kişiden PKK üyesi olanların sayısı 1.862,
Hizbullah üyesi olanların sayısı ise 1.547 idi. Ancak bunların
çok büyük çoğunluğu cezaevlerindeki örgüt üyeleri olmuştu.
Yasadan istenen verim alınmaması üzerine yeni TCK’ya sürekli af
niteliğinde hüküm konuldu.
Bilgi vermese de affediliyor
1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni TCK’nın 221’inci maddesi
önceki pişmanlık veya eve dönüş yasalarından farklı olarak suça
karışmamış örgüt üyelerine örgütü çökertecek bilgi vermeseler
bile af olanağı veriyor.
SUÇA KARIŞMAYANA CEZA YOK: Herhangi bir suça karışmadan
teslim olan örgüt üyesine ceza verilmiyor. Bu kişi teslim
olduktan sonra 1-3 yıl arası denetimli serbestlik hükümlerine
tabi oluyor. Yani hergün karakola gitme ve imza atma gibi
kontrollere tabi oluyor. Aynı şekilde yeni bir örgüt kuran kişi
de, örgütü herhangi bir suç işlemeden dağıtırsa hapse girmiyor.
YAKALANAN ÖRGÜT ÜYESİ BİLGİ VERİRSE CEZA ALMIYOR:
Kendiliğinden teslim olandan farklı olarak, yakalandıktan sonra,
herhangi bir suça karışmadığı anlaşılan örgüt üyesi ise, ancak
diğer örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlayacak bilgi verirse
ceza almıyor.
ÖRGÜT YÖNETİCİLERİNE DE AF VE CEZA İNDİRİMİ VAR: Örgütün
yöneticileri de bazı koşullarla “etkin pişmanlık affından”
yararlanıyor. Teslim olan örgüt yöneticisi, örgütün yapısı
hakkında bilgi vermesi halinde ceza almıyor. Yakalanan örgüt
yöneticileri ise, örgütün yapısı hakkında bilgi vermeleri
halinde 15-22.5 yıl arası hapis yerine 4 yıl hapis cezası
alıyor. Ancak örgütün tepe yöneticileri örgüt yöneticisi olmak
suçundan değil, “devleti bölmeye teşebbüs” suçundan
yargılandıkları için etkin pişmanlık hükümlerinden
yararlanamıyorlar.
85’ten sadece 15’i tutuklandı
Bu karar çerçevesinde hakkında herhangi bir eyleme katıldığına
dair delil bulunmayan örgüt mensupları teslim olduklarında
eyleme katılmadıklarını beyan ettikleri takdirde sorgulamanın
ardından tutuklanmalarına gerek görülmüyor. 2005 ve 2006’da
teslim olan 85 örgüt mensubundan sadece 15’i tutuklandı. Bu yıl
11 aylık dönemde teslim olan 95 örgüt mensubunun büyük bölümünün
ise tutuklanmasına gerek görülmedi.
TERÖRİSTLERE iki tip bildiri atılıyor. Birinin ön yüzünde teslim
olan ve yüzü gülen bir teröristle asker fotoğrafı bulunuyor.
TCK’nın 221’inci maddesi hatırlatılıyor. Aynı yüzde “Karar ver,
örgütten ayrıl. En yakın askeri birlik, jandarma veya polis
karakoluna git. Sevgiyle karşılanacaksın” deniliyor. Bildirinin
arka yüzünde ise üniformalı bir askerin el fotoğrafı var. Büyük
puntolarla ’Elimizi tutmanız yeterli’ yazıyor. İkinci bildiride
ise ’Özgürlüğe giden yol’ yazısı ile 155 Polis İmdat ve 156
Jandarma İmdat telefonları yer alıyor. “Karar ver örgütten
ayrıl, yandaki numarayı ara” deniliyor. Arka yüzde ise
“Özgürlüğe giden yol çok yakın” yazısı Türk Bayrağı ile bir
karakol ve elinde telefon olan bir teröristin fotoğrafı
bulunuyor. |
|

"BIRAKIN SİYASET YAPSINLAR"
AL SANA
SİYASET EY UYUYAN VE UYUTAN BAŞBAKAN!
TAYYİP GİBİ KEFİLLERİ VAR NASILSA!...
'Sayın'lı başladı olaylı sona
erdi
DTP'nin
Diyarbakır'da düzenlediği mitingde terörist başı Öcalan'ı öven
konuşmalar yapılırken, Kuzey Irak'a da mesajlar gönderildi.
Demokratik
Toplum Partisi'nin (DTP) Diyarbakır'da 'Onurlu Yaşama Çağrı'
sloganıyla düzenlediği ve yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı
mitingte, Kuzey Irak'taki yerel yönetime üstü kapalı mesajlar
verilirken, DTP Mardin Milletvekili Emine Ayna konuşmasında
'Sayın Abdullah Öcalan" dedi. Mitingten dağılanlar MHP binasını
taşlayınca polis göz yaşartıcı bomba kullandı, 48 kişi gözaltına
alındı.
DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu, bütün
Türkiye'nin Kürt halkının ne istediğini bu meydana bakıp
görmesini isterken, “Tecritlere son diyoruz. Sınır ötesi
operasyonlara son diyoruz” dedi. Aydoğdu, Kuzey Irak'taki Kürt
grupları da eleştirerek, “Hiç kimse kendi demokratik
kazanımların bedellerini bizlere ödetmesin” şeklinde konuştu.
'SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'
Mitinge mesaj gönderen DTP Genel Başkanı Nurettin
Demirtaş, Diyarbakır'dan çıkan mesajın Kürt sorunun çözümü
konusunda çok önemli olduğunu belirtti. Özellikle bu mesajdan
IKDP ve KYB'nin ne anladığı ve mesajı nasıl algıladığına önem
verdiklerini anlatan Demirtaş, "Türkiye, AB, ABD, KDP ve KYB bir
yol ayrımındadır. Türkiye ya Kürtleri'ni kaybedecek, ya da
onurlu bir biklikteliği yaşayacaktır. Bu anlamda bu mitingden
çıkan mesajlar önemlidir" diye konuştu.
Akan kanın durması için yapılacak şeyler olduğunu
kaydeden DTP Mardin Milletvekili Emine Ayna ise, “İç ve dış
operasyonların durması lazım. Türkiye'de hukuksuzluk yaşanıyor.
İmralı Cezaevi hukuksuzluktur ve acilen kapatılmalıdır. Tüm
tutuklu ve hükümlülere tanınan haklar vardır. Sayın Abdullah
Öcalan da bu haklarına kavuşturulmaladır” diye konuştu.
9 kişi yaralandı, 48 gözaltı
DTP Diyarbakır İl Başkanlığı'nca düzenlenen
“Onurlu Yaşama Çağrı” mitinginde çıkan olaylarda 9 kişi
yaralandı, 48 kişi gözaltına alındı. Mitinge katılanlar
ellerinde 'Belediyeler yalnız değildir', 'Kahrolsun faşizm', 'DTP
irademizdir', 'Hepimiz Kürdüz' yazılı dövizler taşıdı. Mitingte
sık sık, 'PKK halktır, halk burada', Kürtçe 'Yaşasın başkan Apo'
sloganları atıldı. Mitingin sona ermesinin ardından slogan
atarak Ofis semtine doğru yürüyen kalabalık, polise taşla
saldırdı. Göstericiler MHP binasını taşlayınca polis göz
yaşartıcı bomba kullandı, 48 kişi gözaltına alındı. Çıkan
olaylarda 9 kişi de yaralandı. Göstericiler Bağlar semtindeki
ara sokaklarda polislere taş atmaya devam ederken, polis ise
göstericilere göz yaşartıcı bomba ve panzerlerle su sıkarak
karşılık verdi. |
|
GAZİ
PAŞAMIZIN AÇTIĞI TBMM BEBEK KATİLLERİNİN BULUŞMA NOKTASI MI
OLACAKTI?
DEDELER VE YAZICIOĞLU'NDAN SERT TEPKİLER GELDİ
Büyük Turan
Partisi Kurucu Genel Başkanı ve sitemiz Başyazarı Hakkı DEDELER,
İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres'in TBMM'ne konuşma yapması için
çağrılmasına sert tepki gösterdi. DTP'nin dün
PKK adına
Mehmetçiğimize kurşun sıkan afiştelerinin bugün Türk Milletini
temsilen Gazi Paşamızın Kurduğu TBMM'ne girmesinin ve Simon
Peres'in TBMM'ne konuşma yapmak için davet edilmesinin kabul
edilemez hainlik olduğunu söyleyen Hakkı DEDELER sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Bekek katili, insan kasabı Peres'in TBMM'ne
sokulması demek; Siyonist Beynelminel, milleti olmayan Türkiye Cumhuriyetinin
temellerini atmak demektir. Bugün Türk Milletini temsilen
TBMM'ne sokulan şahısların dün Mehmetçiğimize kurşun sıkanlar
olduğunu düşündükçe isyan edesim geliyor. Tıpkı; Gazi Paşamızın
Cumhurbaşkanlığından istifa edip, Hatay / Antakya'ya çete reisi
olmayı düşlediği gibi bir isyan ciğerlerimi kaplamaktadır.
Üzerinde Türk Milleti yok sayılan; Ermenilerden, Yahudilerden,
hain Kürtlerden, Sırplardan veya Rumlardan oluşan Beynelminel
bir Türkiye Cumhuriyeti var etmek isteyen AKP bunun en büyük
misebibidir" Öte yandan yazılı bir açıklama yapan BBP
Genel Merkezi, Yazıcıoğlu'nun, Peres'in konuşma yapacağı sırada
Meclis'te bulunmayacağını, Peres'e konuşmasını yapmadan önce
geçtiğimiz sene Kana'da katlettiği bebeğin mavi emziğini takarak
tüm insanlıktan özür dilemesi tavsiyesinde bulundu. Mazlum
milletlere özgürlük önderliği yapmış olan TBMM'nin terörle
özdeşleşmiş bir kişinin konuşmasına sahne olmasının TBMM'nin
misyonuyla bağdaşmadığını ifade eden Yazıcıoğlu, "Anlaşılıyor
ki biz PKK terör örgütüyle ilgili tedbirler alınsın derken, ABD,
bizi Pakistan'dan İsrail'e uzanan BOP'un içinde rol üstlenmeye
mahkum etmiştir" dedi. |
|
|

Uludere'de mayınlı tuzak: 2
şehit
Şırnak’ta güvenlik güçlerinin Cudi Dağı’nda yuvalanan PKK’lı
teröristlere karşı başlattığı operasyonda çıkan çatışmada şehit
olan Piyade Binbaşı Ercüment Türkmen’in Hatay’ın Dörtyol
İlçesi'nde oturan ailesi, acı haberle yasa boğuldu. Genelkurmay
Başkanlığı, Şırnak'ın Uludere ilçesinde mayına basan 1 güvenlik
görevlisi ile 1 geçici köy korucusunun şehit olduğunu bildirdi.
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan terörle
mücadeleye ilişkin duyuruya göre, Şırnak'ın Uludere ilçesi
dağlık arazi kesiminde dün akşam yapılan arama ve tarama
faaliyeti esnasında, terör örgütü mensupları tarafından
tuzaklanmış mayına basma sonucu, bir güvenlik görevlisi ile bir
Geçici Köy Koruyucusu şehit oldu. Şırnak'ın Uludere ilçesi
Türkiye-Irak sınır hattında görevli birliğe Irak toprakları
içerisinden bir grup terör örgütü mensubu tarafından dün saat
19.15'te uzun namlulu silahlarla taciz ateşi açıldı. Açılan
ateşe, güvenlik güçlerince anında ve misliyle karşılık verildi.
Şırnak ili Uludere ilçesinin dağlık arazi kesiminde güvenlik
güçlerince yapılan aramada da terör örgütü mensuplarınca
tuzaklanmış bir adet el bombası ve bir adet lav silahı bulundu.
Osmaniye'nin dağlık arazi kesiminde muhtelif gıda maddesi ve
yaşam malzemesi ele geçirildi. Çukurca - Hakkari karayolunda da
terör örgütü mensuplarınca yol üzerindeki bir menfeze
yerleştirilmiş patlayıcı madde düzeneği bulunarak imha edildi.
Bingöl'ün Kiğı ilçesi dağlık arazi kesiminde güvenlik güçlerince
önceki gün yapılan aramada ise bir adet mayın ile tuzaklanmış el
bombası bulunarak etkisiz hale getirildi. Şırnak'ın Cudi Dağı
bölgesinde yapılan aramada 2 adet patlayıcı madde düzeneğinin
bulunarak etkisiz hale getirildiği belirtilirken, güvenlik
güçlerince Cudi'de yürütülen operasyonların da sürdüğü
kaydedildi. |
|

Turna havalandı
Motor kısmı hariç tasarımı ve üretimi Türk mühendislerince
yapılan hedef uçağı 'Turna' ilk test uçuşunu başarıyla
gerçekleştirdi.
TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) tarafından
geliştirilen motoru hariç tümü özgün bir hedef uçak sistemi olan
“Turna”, ilk test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
Turna'nın ilk test uçuşu TUSAŞ tesislerinde yapıldı. Havacılık
alanında dışa bağımlılığın azaltılması ve azami yurt içi
faydanın sağlanmasını teminen yerli uçak-yerli motor
entegrasyonu amacıyla TAI ve TEI arasında 11 Eylül 2007'de
İşbirliği Protokolü çerçevesinde üretilen Turna'nın 'tamamen
milli bir ürün kimliği kazanmasına” çalışılıyor. TAI, konuyla
ilgili şu açıklamayı yaptı:
“90
libre itme gücünde, 6 bin 500 maksimum pervane devrine sahip
turboprop motorun güvenilirlik testlerini takiben, Türk Silahlı
Kuvvetleri envanterine giren ilk özgün hava platformu Turna'nın
standart motoru olması öngörülmektedir. Turna, 2001 yılından
itibaren hava savunma birliklerinin eğitiminde kullanılmakta ve
bugüne kadar yüzlerce saat uçuşu başarıyla gerçekleştirmiştir.”
|
|

Hasdal'da görevli astsubayın
evinde TNT kalıpları bulundu
İstanbul Emniyet Müdürlüğü,
Gaziosmanpaşa'daki bir adrese mahkeme kararı ile operasyon
düzenledi.
Hasdal'da Hava Üs Tabur
Komutanlığı'nda görevli astsubay Murat Z.'ye ait olduğu tespit
edilen evde 1 adet mayın, 683 adet G-3 mermisi, işaret fişekleri
ve TNT kalıpları bulundu. Evinde bulunan askerî malzemeleri
görev yaptığı yerlerden getirdiğini belirten Murat Z.'nin, 9
adet mayını da daha önce Alibeyköy Barajı'na attığını söylediği
iddia edildi. Adliyeye çıkarılan astsubay Murat Z., tutuksuz
yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Geçtiğimiz yıl 12
Haziran'da Ümraniye'deki bir gecekonduya yapılan baskında 27
adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilmişti.
Bombalarla ilgili yürütülen Ergenekon soruşturması kapsamında
emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli astsubay Oktay Yıldırım,
emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek'in de aralarında bulunduğu toplam 47 kişi
tutuklanmıştı. |
|

Gerekçe: Savaş'tan Küpür:
Perinçek'ten Talimat: Selçuk'tan
Başsavcı'nın AK Parti'yi kapatma
gerekçeleri eski Başsavcı Vural Savaş'ın kitabıyla örtüşürken,
gazete kupürlerini de İP lideri Perinçek'ten aldığı ortaya
çıktı. İddianame talimatı ise Cumhuriyet başyazarı İlhan
Selçuk'tan geldi.
ALİ EYVAZ ANKARA
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman
Yalçınkaya'nın AK Parti'yi kapatma gerekçeleri eski Başsavcı
Vural Savaş'ın kitabındaki 'fikirlerle' örtüşürken, İP lideri
Doğu Perinçek de 'kapatma iddianamesi için 3 dosya verdim' dedi.
Cumhuriyet Başyazarı İlhan Selçuk da, dava talimatını şöyle
verdi: Dava açma, görürsün gününü!..
SAVAŞ: DELİLLER TAMAM
Refah ve Fazilet partilerinin
kapatılma davalarını açan eski Yargıtay Başsavcısı Vural
Savaş'ın Şubat'ta yayınlanan 'AKP çoktan kapatılmalıydı' adlı
kitabındaki suçmalar, aynı cümlelerle iddianamede yer aldı.
Savaş, AK Parti'ye kapatma davası açmak için acele etmek
gerektiğini vurgularken, eski cumhurbaşkanı Sezer'in atadığı
Anayasa Mahkemesi üyelerinin emekli olacağını hatırlattı. Savaş,
“Ben türban istismarı yapıyor diye iki parti kapattım. AKP'nin
de bu nedenle şimdiye kadar kapatılması gerekirdi. Eğer
kapatılmış olsaydı, Gül cumhurbaşkanı olamayacaktı” dedi.
PERİNÇEK: 3 KLASÖR VERDİM
Yeni Şafak'a konuşan İşçi Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek, AK Parti'nin kapatılması talebiyle
üç defa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda
bulunduğunu ve bu kapsamda Başsavcı'ya, içinde gazete
kupürlerinin de bulunduğu dosyalar verdiğini açıkladı.
Sorularımızı cevaplandıran Perinçek, “İlkini 29 Temmuz 2004'te,
ikincisini 2005 yılında, üçüncüsünü ise 26 Mart 2007'de Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı'na AKP hakkında suç duyurusunda
bulunarak, klasörler dolusu kupürler, deliller sundum. Bir
benzerlik var mı; elbette olacak. Çünkü cumhuriyeti katleden bir
olay var, benden yararlanmış olmasında garipsenecek ne var!
Ancak tabi ki Yargıtay Başsavcısı derin hukuki bilgisi ve meslek
tecrübesiyle bizlerden yararlanmaya ihtiyacı olmayan bir
savcımız. Ancak biz de kendi topladığımız kanıtları, delilleri
ona sunduk. Partinin yaptıkları bakımından değişik kaynakların
derlediği delillerin benzer olması normaldir” dedi.
SELÇUK: GÖRÜRSÜN GÜNÜNÜ!
Cumhuriyet Başyazarı İlhan
Selçuk'un 24 Ocak 2008 tarihli yazızında, Başsavcı Yalçınkaya'ya
yönelik şu ifadeler yer aldı: “Yargı gücünde devlet görevlisi
bir savcı ille de görevini yapmak zorundadır. Savcı, kırmızı
çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye
dava açmasın. Görür gününü. Başsavcı, dava açması gerekiyorsa,
dava açacaktır. Cumhurbaşkanımız dosyalı zanlı. Başbakanımız
dosyalı zanlı. Bir de iktidar partimiz zanlı oldu mu, gel keyfim
gel.”
Doğu Perinçek'in katkıları
Perinçek'in Başsavcı Yalçınkaya'ya
verdiği 26 Mart 2007 tarihli dosyadaki şu ifadeler,
Yalçınkaya'nın iddianemesine aynen girdi:
'Bu ülemanın işidir, ulema ne
diyorsa o olur.'
'Bir tutturmuşlar laiklik elden
gidiyor diye, millet isterse tabi ki gidecek...',
'Ben Müslümanım diyenin aynı
zamanda laikim demesi mümkün değil.'
'Başbakanlık Müsteşarı Ömer
Dinçer'in '21. yüzyıla girerken dünya ve Türkiye gündeminde
İslam' konulu sempozyumda yaptığı konuşma...Dinçer'le ilgili tüm
bilgiler.'
'2004 yılı ekim ayında Tayyip
Erdoğan desteğinde Saidi Nursi sempozyumu 25 Aralık 1925 tarili
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına dair kanuna ters
düşmektedir.' |
|

Bozkurt’un
manasını bilmeyeni MHP milletvekili yaparsan sonucu bu olur!..
PKK operasyonunda eski MHP’li
vekilin kızına tutuklama
İstanbul'da PKK sempatizanlarına
yönelik operasyonda gözaltına alınan MHP eski milletvekilinin
kızı Fatma Kayayerli 8 kişiyle birlikte tutuklandı. Kayayerli
mahkemede “Sadece mitinge katıldım suçsuzum” dedi
İstanbul'da, terör örgütü adına
izinsiz gösteriler yaparak molotofkokteyli attıkları iddiasıyla
mahkemeye sevkedilen 10 kişiden, MHP eski Milletvekili Müjdat
Kayayerli'nin kızı Fatma Kayayerli'nin de bulunduğu 8 kişi
tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, tutuklanmaları
istemiyle mahkemeye sevkedilen 10 kişi, İstanbul Nöbetçi 10.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargıç karşısına çıktı.
BROŞÜRLERİ MİTİNGTE DAĞITTILAR
Müjdat Kayayerli'nin kızı Fatma
Kayayerli'nin de aralarında bulunduğu 8 kişi tutuklanarak
cezaevine gönderilirken, 2 kişi serbest bırakıldı. “Yasadışı
örgüte yardım” suçlamasıyla tutuklanan Kayayerli mahkemede
verdiği ifadede, “Üzerinde bulunan terör örgütü PKK propagandası
yapılan broşürlerin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Kadıköy'deki
mitingde dağıtıldığını ve polis tarafından fotoğraflarının
burada çekildiğini” öne sürerek “Sadece mitinge katıldım
suçsuzum” dediği öğrenildi. |
|

PKK’lıları bu kadar
dövmediler!
Adana'da
Tekel'in özelleştirilmesine karşı çıkan sendika üyeleri yolu
trafiğe kapatmak isteyince polis engeliyle karşılaştı ve olanlar
oldu: 3'ü polis memuru 6 kişi yaralandı. Adana'da dün Tek
Gıda-İş Sendikası'nın düzenlediği "Tekel Adana Sigara
Fabrikası'na Sahip Çık" yürüyüşü vardı.
Yürüyüş,
İnönü Caddesi'ndeki Türk-İş 4. Bölge Temsilciliği önünden
başladı. CHP İstanbul Milletvekili Bayram Meral, Adana
Milletvekili Tacidar Seyhan ile Tek Gıda-İş Genel Sekreteri
Mecit Amaç'ın da destek verdiği grup, Tekel Sigara Fabrikası'na
doğru yürüdü.
COPLAR HAVADA UÇUŞTU
Fabrikaya yaklaşıldığı sırada yürüyüşçüler D-400
karayolunu kapatmak istedi. Bunun üzerine protestocular ile
polis arasında arbede yaşandı. Arbede sırasında milletvekili
Tacidar Seyhan da kafasına darbe aldı. Arbedede 3 polis memuru
ile katılımcılardan Fadime Kıray (34), Ahmet Özyürek (35) ve
Fatma Koç (38) hafif yaralandı. CHP İstanbul Milletvekili Bayram
Meral yürüyüşteki çatışma için "Polis arkadaşların tavrını hoş
bulmuyorum. Emeğini savunan işçilere karşı daha duyarlı
olunmalı" dedi. Meral, mitingin ardından Çevik Kuvvet Şube
Müdürlüğü ekiplerinin yanına giderek, çalışmalarında başarılar
diledi. Hükümet ve özelleştirme aleyhinde sloganlar atan
göstericiler, daha sonra dağıldı.
ARTIK GERİ DÖNÜLEMEZ
Tek Gıda-İş Sendikası Güney Anadolu Bölge
Temsilcisi Gürsel Diliçıkık, "Tekel işçisi, 22 Şubattan beri
geri dönülmez bir yola girdi" dedi.
Eşleri ve çocuklarıyla yüzlerce Tekel işçisinin
fabrikalara kapandığını belirten Diliçıkık, şunları söyledi:
"Tekel işçisi, 22 Şubat'tan beri geri dönülmez bir yola girdi.
Vatan nöbetindeyiz. Annemiz, babamızla yakınlarımızla
helalleşerek geldik. Kefenlerimizi giyip geldik. Tekel direnişi
sadece Tekel işçisi ve fabrikaları için değildir. Bu direniş,
Tüpraş, Telekom, bankalarımız, topraklarımız içindir. Tekel
işçisi tam 15 yıldır direniyor." |
|

Alevlerden 2 Şehit çıktı
Polis otosu, benzin ikmalinden dönerken takla attı. Elektrik
direğine çarpıp alev alan makam otomobilindeki iki polis memuru
yanarak hayatını kaybetti. ÜSKÜDAR Emniyet Amiri Serdar Cengiz
dün sabah, 4 yıllık polis makam şoförü Ömer Eşkil (25) ile
korumalığını yapan 3 yıllık polis Hacı Duman’ı (22) Dudullu’daki
Şehit Salih Sevgican Polis Merkezi yakınındaki benzin
istasyonuna gönderdi. Polisler, benzin aldıktan sonra dönerken
Ömer Eşkil, O-2 Otoyolu ile O-1 Karayolu bağlantısı, Ünalan
Köprüsü mevkiinde direksiyon hákimiyetini kaybetti. Sağ şeritten
sol şeride geçen 34 A 63201 plakalı otomobil, aydınlatma
direğine çarpıp takla attı ve su kanalına düştü. Otomobil alev
topuna döndü. Ömer Eşkil ile Hacı Duman dışarı çıkamadı.
Kazayı müdürler gördü
Kazayı, göreve giden İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hulusi
Çelik ve Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü Tuğrul Pek gördü. İtfaiye
ve ambulansa haber veren müdürler, yola fırlayan tepe
lambasından, yanan otomobilin polis aracı olduğunu fark ettiler
ancak yaklaşamadılar. Yangın söndürme tüpleri yetersiz kalırken
olay yerine gelen Kadıköy İtfaiye ekipleri, alevleri kısa sürede
söndürdü. Eşkil ve Duman şehit olurken kazanın otodaki mekanik
bir arızadan mı yoksa aşırı hızdan mı meydana geldiği
araştırılıyor.
Emniyet Amiri’nin yıkıldığı an
Emniyet Amiri Serdar Cengiz, göreve gönderdiği makam şoförü Ömer
Eşkil ile polis Hacı Duman’ın şehit olduğu kazanın ardından olay
yerine koştu. Cengiz, gördüğü manzara karşısında donup kaldı.
Olduğu yerde çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. |
|

PKK iner, DTP çıkar nasılsa!
DTP'nin Cudi ve Gabar Dağları'nın ortasındaki Kasrik
beldesinde düzenlediği eyleme yaklaşık 4 bin kişi katıldı.
Operasyonların durdurulması istendi
DTP, yoğun operasyonların yapıldığı Cudi ve Gabar Dağları'nın
ortasındaki Kasrik beldesinden hükümete, "Operasyon tezkeresini
geri çekme" çağrısı yaptı. DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine
Ayna, PKK'yı bitirmenin çözüm olmadığını belirterek, Kürt
kimliğinin anayasal güvenceye alınmasını ve genel af ilan
edilmesini istedi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ötesi
operasyonlarını protesto etmek amacıyla başlatılan, "Demokratik
Çözüm Yürüyüşü" kapsamında Kasrik beldesinde yapılan çadır
eylemi dün sona erdi. Sayıları 4 bin olarak açıklanan DTP'liler,
önceki geceyi dağda kurulan çadırlarda ve ateş başında geçirdi.
Aralarında DTP Grup Başkanı Ahmet Türk'ün de bulunduğu bir grup
milletvekili, TBMM'deki anayasa değişikliği görüşmesi nedeniyle
Ankara'ya döndü.
Ayna, Grup Başkanvekilleri Selahattin Demirtaş, Fatma Kurtulan,
milletvekilleri Hamit Geylani, Sabahat Tuncel, Sevahir Bayındır,
Gülten Kışanak ve İbrahim Binici geceyi eylemcilerle birlikte
geçirdi.
DTP'liler, "operasyonlara son" yazan tişörtler giyerken, Cudi
Dağı'nın bulunduğu yamaçlara çıkarak, Abdullah Öcalan
posterleri, 'PKK bayrakları' ve pankartlar açtı. Topluluk,
"selam İmralı'ya bin selam", "Erdoğan şaşırdın bizi dağa
taşırdın" sloganları attı.
'Sayın Öcalan'
Ayna, dün saat 07.00'de DTP'nin "çözüm deklarasyonu"nu okudu.
Ayna, elleriyle Cudi ve Gabar dağlarını göstererek şunları
söyledi:
"Silahlar Türk-Kürt tanımıyor. Kürt sorununun bir sonucu olan
PKK'yı bitirmek, kökünü kazımak söylemleri çözüm değildir.
Çözüm, tek millet, tek dil üzerine kurulu olan Kürtleri inkâr ve
imha politikalarından vazgeçmektir. Çözüme giden yolda Sayın
Abdullah Öcalan'ın sağlığı ve yaşam koşullarının düzeltilmesi,
sorunun çözümüne küçümsenmeyecek bir katkı yapacaktır. Kürt
halkının kimliğinin anayasal güvenceye alınması süreci
başlatılmalıdır. Herkesi kapsayan bir genel af olmalıdır."
Birçok noktada güvenlik kontrolü yapılırken bazı otobüs
şoförlerine kravat takmadıkları için para cezası kesildi. Bazı
otobüslerde, "canlı bomba" ihbarı nedeniyle arama yapıldı.
Milletvekilleri 1 gece Cudi'de çadırda kaldı
Bazı DTP milletvekilleri geceyi Kasrik beldesi sınırları içinde
kurulan çadırlarda geçirdi. Dağın zirvesine çıkmak isteyen
DTP'liler mevzilenmiş askerler tarafından engellendi. |
|
| |