DIŞ HABERLER

''Ne zaman Müslümanlar cihadı terk etti o zaman Allah bize zillet verdi''
Bismillahirrahmanirrahim!..
Kavkaz Center / Allah'ın rahmeti ve bereketi Resulü Muhammed (s.a.s.)'e, ehline ve kıyamet gününe kadar yolunu sürdüren tüm muvahhidlerin üzerine olsun. (AMİN)
Allah (c.c.); Kuran-ı Kerim'in Enfal Suresi'nin 65. ayetinde şöyle buyurur: "Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Sizden sebat sahibi 20 kişi bulunsa onlardan 200 kafiri yener. Yine içinizden 100 kişi olsa o kafirlerden 1000 kişiyi yener. Çünkü o kafirler, anlamayan bir topluluktur." Biz Müslümanlar, ümmetin ciddi problemlerle karşı karşıya olduğu ve dünya Müslümanlarının bir değişime ihtiyaç duyduğu noktasında mutabıkız. Fakat maalesef ümmet, güncel problemlere çözüm bulma konusunda bütüncül bir yaklaşıma sahip değildir. İşte bu bizim hatalarımız içinde en başta gelenidir. Her şeye kadir olan Allah-u Teala, mübarek kitabımız Kuran'da şöyle buyurur: "Hepiniz toptan Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O (c.c.), kalplerinizi birleştirdi. İşte O'nun nimetiyle kardeş oldunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken sizi O(c.c.) kurtardı. İşte böylece Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yola eresiniz." (Ali İmran, 103) Hepimiz Kuran'a ve Sünnet'e sahip olduğumuz müddetçe aramızda hiçbir anlaşmazlık ve ayrılık olamaz. Bizler farklı gruplara ayrılma ve Kur'an ve Sünnet'ten başka mercilerden referans alma konusunda izin verilmiş değiliz. Dolayısıyla çağdaş dünyanın tehditlerine karşı önlemlerimizi Kur'an ve Sünnet'te aramak zorundayız. Özellikle Allah Resulü'nün şu hadisi, hiç şüphesiz problemlerimizin kaynağını ve çözüm yolunu net bir şekilde açıklıyor:
"İyne ile alışverişe başladığınız, öküzün kuyruğuna takıldığınız ve çiftçilikle yetinip Allah yolunda cihadı terk ettiğiniz zaman Allah size öyle bir zillet verir ki dininize dönene kadar da onu üzerinizden kaldırmaz." (İmam Ahmed)
Bu hadis, problemi ve onun çözümünü açıkça belirtiyor. Problemimiz nedir? Ticaret yapıp cihadı terk etmek... Ne zaman Müslümanlar cihadı terk etti, Allah da üzerimize zilleti gönderdi.
Allah Resulü'nün dediğine göre bizler, dinimize dönünceye kadar O (c.c.) bu zilleti bizden kaldırmayacaktır. O (s.a.s.), bizim ticaret ve ziraatta ilerlediğimiz zaman ümmetin muzaffer olacağını söylemedi. Böyle bir görüşün destekçilerinin, Kur'an ve Sünnet'ten hiçbir dayanakları yoktur.
Ümmetin problemi nerede? Küfür dünyasının ekonomik ve teknolojik başarılarında mı? Hayır, Peygamberimizin dediği gibi cihadın terk edilmesinde. Sadece bir yol var: inancımızın özüne dönmek ve Allah'ın emirlerini uygulamaya geri dönmek... Müslümanların en önemli görevi cihat etmektir. Yine cihadı terk etmek İslam'ı terk etmektir.
Ömer bin Hattab, bazı sahabelerin fethettikleri verimli Ürdün topraklarında ziraat yapmaya başladıklarını duyunca hasat zamanına kadar bekledi ve o zaman bu tarlaların harap edilmesini emretti. Bazıları kendisine şikayet için gelince şöyle dedi: "Bu, ehl-i Kitab'tan insanların yapacağı iştir. Sizin işiniz Allah yolunda savaşmak ve O'nun dinini yeryüzüne yaymaktır."
Allah Resulü (s.a.s.) buyurdu ki: "Rızk, mızrağımın ucundadır."
Bugün ümmetin mensuplarının büyük çoğunluğu cihattan uzak durmaktadır. Bu da içinde bulunduğumuz üzücü durumun sebebidir. Müslümanlar, mallardan ve canlardan eksilme korkusuyla cihattan kaçmaktadırlar. Ama Kur'an ve Sünnet'ten gelen reddedilemez deliller, bunun yersiz bir sebep olduğunu göstermektedir. Şunu görebiliriz ki; Müslümanlar cihadı devam ettirdikleri ve Allah'ın dinini yaydıkları zaman ümmet daha güçlü ve daha zengin duruma gelmiştir. Ama ne zaman cihadı terk ettiler Allah'tan bir zillet başlarına geldi.
Objektif veriler gösteriyor ki; Müslümanların cihat ettikleri dönemlerde ölen insan sayısı dünyanın her yanında milyonlarca insanın öldüğü bugünlere nazaran çok daha azdı.
Kur'an'ın şu ayeti üzerinde düşünülmelidir:
"De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileleriniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulü'nden ve O'nun yolunda cihat etmekten daha sevimliyse artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar toplumunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)
Sıkıntılarımızın sadece bir tek çözüm yolu vardır ve o da Peygamber Efendimiz (s.a.s) tarafından açıkça belirtilmiştir. Bizim bütün yapmamız gereken de sadece bu doğru yolu izlemektir. Ve sonuçta Şehid Alim Abdullah Azzam'ın sözlerinden bir iktibas yapmak istiyorum:
"Din için kanınızı vermekte cimri olmayın! Eğer ciddi ve samimiyseniz canınızı ve kanınızı, onları başlangıçtan önce size bağışlayan ve sizden satın alan alemlerin Rabbi'ne takdim edin."
"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, ölür ve öldürülürler..." (Tevbe,111)
ALLAHU AKBAR! Müslüman Rus Amine
Çeviri: Press Medya Kavkaz Center 

Osetya'yı yıkan bumerang şimdi Gürcistan'ı yakıyor

KavkazCenter/ Amerika'nın Kafkasya'ya girmek için sıçrama tahtası olarak kullandığı Gürcistan'ın Güney Osetya'ya karşı başlattığı askeri harekat gecikmeden Rusya'nın da doğrudan taraf olduğu bir savaşa dönüşürken Kafkasya'da tepetaklak felaketlere sürükleniyor.
Önceki geceden itibaren Güney Osetya'nın başkenti Tshinval'i füze ve tank ateşleriyle yerle bir edip en az 2000 bin sivilin yaşamına mal olan Gürcistan'ın saldırganlığına karşı bugün Rusya'nın Gürcü kentlerini vurmasıyla savaşın rengi tamamen değişti. Rus barış gücünün de hedef olması üzerine misilleme harekâtına girişen Rusya 150 tankla Tshinval'e girip Gürcü birliklerini geri püskürtürken Rus savaş uçakları da Vaziyani üssü ve Marnueli havaalanının ardından Karadeniz'de Hazar petrolünün Batı'ya sevk noktası olarak Gürcistan için stratejik önem arz eden Poti limanını yerle bir etti. Rusya, Güney Osetya'ya saldırarak Kafkasya'da savaş tarihine bir çentik daha atan Gürcistan'ın Senaki üssünü de vurdu. Rusya'dan en sarsıcı darbeyi ise Gori kenti aldı. Gori'deki üs ve bazı binalar hedef olurken bölge sakinleri Gürcistan'ın başkenti Tiflis'e doğru kaçmaya başladı. Gürcistan'ın demiryolu şebekesi ve bazı köprüler de tahrip edildi. ‘Gürcüler Tshinval'den çekildi'
Tiflis toplam 10 Rus savaş uçağını düşürdüğünü ileri sürerken Rusya sadece iki uçağının vurulduğunu belirtti. Ayrıca Gürcistan 10 Rus tankının imha edildiğini savundu. Bir Rus pilotunun da yaralı olarak ele geçirildiği kaydedildi.
Gürcistan Ekonomik Kalkınma Bakanı Ekaterina Şaraşidze de, Rus uçaklarının Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattını hedef aldığını ama vuramadığını iddia etti. Bu arada savaşın ilk günü Gürcistan'ın yerle bir ettiği Tshinval'de yanan evler ve tanklar, kaçışan kadın ve çocuklar görülürken Rusya Kara Kuvvetleri Komutanı Vladimir Boldyrev, "Gürcü birliklerini çıkardık, kenti özgürlüğüne kavuşturduk" açıklamasını yaptı. Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ise "Güney Osetya bölgesini Cava dışında tamamen denetim altına aldık" iddiasını sürdürdü.
Resmen savaş ilanı
Çatışmalar büyürken Saakaşvili, Rusya'ya resmen savaş ilan etmekten de geri durmadı. Dün Güney Osetya'yı tamamen ele geçirmek için yedekleri silah altına çağırıp tam seferberlik ilan eden Saakaşvili, bugün de Ulusal Güvenlik Konseyi'ni toplayıp "İlan ediyorum; Rusya ile savaş halindeyiz" dedi. Hemen ardından Saakaşvili'nin imzalamış olduğu 15 günlük savaş hali kararı parlamentoda kabul edildi. Gürcü lider parlamentodan olağanüstü hal ilanı için onay istedi. Fakat anlaşılmadık bir şekilde olağanüstü hal ilanı meselesi gündemden hızlıca düştü. Rusya'nın demir yumruk gibi inmesi üzerine ABD Başkanı George W. Bush "Rusya bombardımanı durdursun, 6 Ağustos'taki statüye geri dönülsün" açıklamasını yaparken Gürcü lider de konuşmasının tonunu düşürdü. Saakaşvili ikinci açıklamasında savaş ilan ettiklerini ama ateşkesten yana olduklarını söyleyip "Savaş hali sıkıyönetim rejimine geçildiği anlamına gelmiyor" dedi.
Savaşı başlatan taraf olduğu halde Saakaşvili bu kez de Rusya'yı sorumlu tuttu. Saakaşvili Gürcistan'ın Güney ve Kuzey Osetya'yı birbirine bağlayan geçitten girip işgal hazırlığına başladığı için harekata geçtiklerini iddia etti. Irak'taki 2 bin askerini derhal geri çağıran Saakaşvili, Batum'daki birliklerini de çatışma bölgesine sevk etti.
Rusya'nın iki şartı
Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ise Bush ile görüşmesinde sorunun tek çözümünün Gürcistan'ın çatışma bölgesinden çekilmesi olduğunu vurguladı. Gürcistan'dan saldırmazlık anlaşması imzalanmasını da isteyen Medvedev "Gürcistan'ın barbarca hareketleri sonucu binlerce insan öldü ve onbinlercesi mülteci durumuna düştü" dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da sivil ve Rus barış gücüne saldırı yapılan her yeri bombalayacaklarını söyledi. Gazetecilerin 'Tiflis'i de vuracak mısınız' sorusu üzerine Lavrov, "Tiflis'ten saldırı geleceğini sanmıyorum ama saldırı için kullanılan bütün yerler güvende olmayacak" dedi. Rusya'nın NATO elçisi Dmitri Rogozin de "Güney Osetya'da olup bitenler etnik temizlik ve soykırım" ifadelerini kullandı.
İkinci cephe Abhazya'da
Abhazya da Güney Osetya ile dayanışma sergilemek için Gürcistan'ın işgal ettiği toprakları üzerinde ikinci bir cephe açtı. Saakaşvili'nin 2008'e kadar geri alma vaadi yüzünden Güney Osetya'dan sonra sıranın kendilerine geleceğini hesaba katan Abhazya, Yukarı Kodor vadisini bombalamaya başladı. Yukarı Kodor'da Tiflis'in 2006'da kurdurduğu "alternatif Abhazya yönetimi", vadide iki köyün Rus uçakları tarafından bombalandığını söylerken Sohum, Abhazya'nın hem toplarla hem savaş uçaklarıyla harekata geçtiğini duyurdu. Abhazya Dışişleri Bakanı Sergey Şamba da "Abhaz silahlı kuvvetleri Gürcü askerlerini Kodor'dan çıkarmak için operasyon başlattı" dedi. Ajans Kafkas'a ulaşan bilgilere göre, Abhazya karadan da Gürcistan'la sınırı teşkil eden İngur nehrine doğru ilerlemeye başladı. Sohum kaynakları askerlerin Gürcü birlikleriyle karşılaşmadığını belirtirken Saakaşvili "Abhazların saldırısını geri püskürttük" dedi. Abhazya'nın niyeti Kodor'daki Gürcü birliklerini tamamen söküp atmak ve bölgede kontrolü sağlamak. Gürcistan 1994 Moskova Anlaşması'nı ve BM'nin ilgili kararlarını çiğneyerek 2006'da Kodor'un üst kısmına askeri yığınak yapmıştı. BM Güvenlik Konseyi'nin iki kararına rağmen Tiflis askerlerini çekmemişti.

Sırp tohumu, insan kasabı Radovan Karadziç yakalandı

13 yıllık kaçışının ardından Belgrad'da yakalanan Bosna kasabı Karadziç'in ilk isteği berber oldu. Yakalandığında başına çuval geçirildiği belirtilen Karadziç'in, MI6 ve CIA'nın ortaklaşa operasyonuyla ele geçirildiği ve kendisini diğer kasap Mladiç'in ele verdiği öne sürüldü. Bosna Savaşı'nın baş savaş suçlusu Radovan Karadziç'in yakalandıktan sonraki ilk isteği tıraş olmak oldu. Yakınlarının Reuters haber ajansına verdikleri bilgiye göre, uzun saçı ve sakalı ile 13 yıl kaçtıktan sonra Belgrad'ın bir banliyösünde otobüste yakalanan ve en son 14 yıl önce sakal tıraşı olan Karadziç ilk olarak berber istedi.

Karadziç'in yakalanmasında, halen aranan Sırp General Ratko Mladiç'in, Alman ajanlarına verdiği istihbaratın etkili olduğu öne sürüldü. Teslim olma koşulları konusunda yetki- lilerle pazarlığa oturan Mladiç'in en fazla birkaç hafta içerisinde yakalanacağı kaydedildi. Hafta sonunda Lahey'e gönderilmesi beklenen Karadziç'in cuma günü yakalanmasından birkaç hafta öncesinde Sırp istihbarat servisinin, yabancı bir istihbarat servisinden çok önemli bilgiler aldığı öne sürüldü. Buna karşın Belgrad yönetimi, operasyonda kesinlikle yabancı istihbarat birimlerinden yardım almadıklarını açıkladı. ABD ve İngiliz basınında, İngiliz istihbaratı MI6 ve Amerikan istihbaratı CIA tarafından bulunduğu ileri sürüldü.
Sırp savaş suçlusu zanlısının avukatı Svetozar Vujaciç, Karadziç'in “fiziken ve ruhen iyi durumda” olduğunu kaydetti. Avukat, “Sessiz durarak kendini savundu. Tanrının yardımı ile temize çıkacağına inanıyor” diye konuştu. İnternette Dragan Dabic adıyla yayın yaptığı anlaşılan Karadziç'e, “soykırım yapmak”, “soykırıma suç ortaklığı yapmak”, “kasıtlı adam öldürme”, “insanlık dışı fiilleri işleme” ve “1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek'te, Bosnalı Müslümanlar, Bosnalı Hırvatlar ve Bosna'daki Sırp olmayan diğer sivillere karşı diğer suç fiillerini işleme” suçlamaları yöneltiliyor.
'Sırp kasap'ın başına 5 milyon dolar ödül vardı. Cuma günü Belgrad'ta yakalanan savaş suçlusu Karadziç'in ABD tarafından başına ödül olarak konulan 5 milyon doları kimin alacağı merak ediliyor. Washington yönetimi, 11 ayrı suçtan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde yargılanması beklenen Sırp liderin yakalanmasına yardım edenlere 5 milyon dolar ödül vereceğini açıklamıştı. Bir otobüste yakalanan Karadziç'in sadece Sırp istihbarat birimleri tarafından yakalanıp yakalanmadığı sorusuna net bir cevap yok.
Miloseviç'in hücresinde kalacak Karadziç'in Lahey'e gönderilene kadar yine Bosna kasabı Miloşeviç'in öldüğü hücrede kalacağı öğrenildi.

Kadın demediler, çocuk demediler; 1.100 kişiyi katlettiler...
Rus mezalimleri tüyler ürpertici, tanklarla kurşuna dizmişler...
(asilkan.org)

Çeçenya'daki toplu mezarlar niçin şimdi keşfediliyor?
KavkazCenter/ Geçtiğimiz 10 gün zarfında Çeçenya'dan gelen en az iki haber, Rus basınında ve insan hakları çevrelerinde aktif bir tartışma konusu oldu. İlk olarak, Çeçen başkenti Cevherkale'deki (eski Groznıy) Hıristiyan mezarlığı civarında, içinde 800 silahsız sivilin bulunduğu bir toplu mezarın keşfedildiği haberi geldi. Basında yer alan haberde, yerli halka dayandırılarak, aktif savaş operasyonlarının sürdüğü sırada burada Rus işgalcilere ait bir çeşit askerî laboratuar bulunduğu bilgisi verilmekteydi. İnsanlar kitle çapında katledilmiş ve laboratuarla üsse uzak olmayan bir noktada gömülmüşlerdi.
Geçen Çarşamba günü Çeçenya'dan geçilen haberde ise, yeni keşfedilen bir başka toplu mezar sözkonusuydu. Bu kez, 300 kadar kadın, yaşlı ve küçük çocuğun, Rus işgalciler tarafından sözde insanî yardım koridoru vesilesiyle tuzağa düşürülerek top ve tank ateşiyle acımasız biçimde öldürüldüğü bir katliama ait toplu mezardı bulunan. Yaralıların işini ise özel sniper timleri bitirmişti.
Kadın ve çocuklara ait cesetler, Goryachevodsk şehri yakınlarında defnedildi.
Çeçenya'daki gömülme alanlarının keşfedilmesiyle ilgili haberlerin niçin ilginç olduğu noktasında iki sebep söz konusu. İlki, bu "keşifler"e öncülük yapanların yerli kukla yapılanmaları oluşu. İkincisi ise, tüm Çeçenya'nın yerini ve niteliğini gayet iyi bildiği bu toplu mezarların niçin şimdi "keşfedildiği" hususu. Oysa tüm Çeçenya'da böylesi yüzlerce gömülme alanı mevcut.
Memorial İnsan Hakları Merkezi üyesi Usame Baisayev, "Bu hadise (Goryachevodsk yakınlarındaki toplu mezarın keşfi - KC), 2005 yılında hazırladığımız ‘Burası İnsanların Yaşadığı Çeçenya: Şiddetin Tarihî Kayıtları)' adlı belgesel nitelikli kitabımızın üçüncü bölümünde teferruatıyla ve yaşayanların şâhitlikleriyle anlatıldı. Fakat o dönem yetkililer hiç de ilgilenmediler bununla. Ne var ki bugün bu hadise hakkında yüksek sesle konuşmaktalar," şeklinde bir hatırlatmada bulunuyor.
Rus işgalcilerin Savcılık Bürosuysa sadece iki "cezaî kovuşturma" açıldığını ilân ediyor. Bu haber üzerine Kuzey Kafkasya Barış Merkezi adlı toplum kuruluşunun başkanı Aset Malsagova, "Yani bu askeriye tarafından işlenen 200.000 civarı suça nazaran nedir?" şeklinde öfkeyle mukabele ediyor.
Yine de, mahallî insan hakları aktivistlerinin neler olup bittiğini tam olarak kavrayamadıkları görülüyor. Mesele, bunca zamandır bilinen bu "keşiflerin" bugüne dek hiç rastlanmamış bir nitelikte gündeme gelmesinde düğümleniyor çünkü. Aynı şekilde ilginç olan bir başka husus da, askerî mahkemenin muhtemel sonuçlarının ve savaş suçlularını yargılama gereğinin gayet hararetli biçimde tartışıldığı haberlerin, bu "keşifler" vesilesiyle medyada geniş yer tuttuğunu görmek.
Tüm yapmanız gereken, İkinci Rus-Çeçen Savaşı sırasında Rus birliklerinin başkomutanının kim olduğunu hatırlamak, yani böylelikle kimin suçlandırılacağını anlamak için tüm bu toplu mezarların ait olduğu savaş dönemindeki başkomutanı hatırlamak.
Eğer unutan varsa, şu ânki Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin'den başkası değildi o.
Toplu mezarların "keşfedilmiş" olmasının, birilerinin Putin'in kariyerinin altını oymak isteyişinin işareti olduğunu ve Kadirov'un da Putin karşıtı kampa katıldığını iddia etmek için henüz çok erken. Ancak yine de, "Çeçen keşifleri"nin Rusya'nın "Beyaz Sarayı"nda, Rus birliklerinin eski başkomutanının şimdilerde "çalıştığı" Parlamento Binasında yankılanacağı rahatlıkla söylenebilir.
Ayrıca besbelli ki, Kremlin'deki en yüksek seviyede yetkililerin onayı olmaksızın bu toplu mezarlar da asla "keşfedilmiş" olmazdı. Kremlin'deki birileri onların keşfedilmesine ihtiyaç duydu anlaşılan.
Çeviren: Press Medya, Ruslan Sinbarigov, Kavkaz Center

(Bu haberler güdümlü Türkiye basınında neden yok, neden Türkiye'de milliyetçi geçinen Türk Liderler bunlardan bihaber?)

Srebrenitsa katliamı için BM'ye toplu dava

1995 yılında Bosna Savaşı'nda yakınlarını kaybeden 6 bin kişi Hollanda ve BM hakkında toplu dava açmaya başladı.
Bosna Savaşı'nda 1995'teki Srebrenitza katliamında yakınlarını kaybeden 6 bin kişi, Hollanda ve BM hakkında toplu dava açtı. Lahey'de Srebrenitza'daki katliamıyla ilgili üç gün önce bireysel davalar açılmasının ardından, dün katliamın 6 bin mağduru Hollanda ve BM aleyhinde dava açtı. BM adına açıklama yapan sözcü Michelle Montas, “Genel Sekreter Ban Ki-mun, katliamdan kurtulanların ve zalimce öldürülenlerin yakınlarının hislerini paylaşmaktadır” dedi. Katliamla ilgili ilk bireysel dava, Hollanda devlet mahkemesinde Srebrenitza'da annesini, babasını, kardeşini yitiren, ancak BM'ye bağlı koruma gücünde çevirmen olarak çalıştığı için hayatta kalabilen Hasan Nuhanoviç tarafından açılmıştı. İkincisi ise Hollanda taburunda elektrik teknisyeni olarak çalışmasına rağmen katliamdan kurtulamayan Rizo Mustafiç'in ailesi tarafından açılmıştı. 6 bin kurban yakınının açtığı davada, Srebrenitza'da 1995'te yaşanmış olan süreç, ince ayrıntılarıyla ele alınacak. Davacılar 4 milyar dolar tazminat talep ediyor. Srebrenitza'nın Bosnalı Sırplarca kuşatılması sırasında yapılan katliamda sekiz bin Bosnalı Müslüman can vermişti. Katliamda en ağır suçları işlemiş olan General Mladiç ve çocuk doktoru Radovan Karaciç ise hâlâ Lahey Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranıyor ancak bulunamıyor.

Filistin halkına yardım götüren gönüllü üç Türk Mısır'da gözaltına alındı 

Türkiye'den Gazze'ye yardım etmek için giden Yardımeli Derneği görevlileri, Mısırlı emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı. 

Mısır üzerinden Gazze'ye geçmek isteyen Yardımeli Derneği Genel Sekreteri Osman İlhan ve beraberindeki 2 gönüllü, Mısırlı yetkililerce geçtiğimiz salı günü bilinmeyen bir sebeple gözaltına alınarak sorguya tabi tutuldu.

Sebebini bilmedikleri bir gözaltıyla arkadaşlarının mağdur olduğunu söyleyen Yardımeli Derneği Başkanı Dr. Sadık Danışman, "Türk ve Mısır büyükelçilikleri nezdinde yaptığımız girişimler sonucu arkadaşlarımız serbest bırakıldı. Osman İlhan ve beraberindeki arkadaşların ziyaret sebepleri Gazze'deki mağdur, mazlum ve boykot altında yaşamını sürdürmeye çalışan Filistin halkına yardım götürmek, yaralıları ziyaret etmek ve Türk halkının selam ve moral desteğini Filistin halkına iletmekten ibaretti." dedi. Müslüman bir ülke olan Mısır'ın bir an evvel Filistin'in Refah sınır kapısını açması gerektiğini belirten Danışman, "Bizler dünya Müslümanlarına ve insan haklarına duyarlı tüm insanlara sesleniyoruz. Filistin halkı ile yardımlaşma ve dayanışma için sivil üstünlük ve siyasi politik gücünüzü Refah kapısının açılması konusunda bir an evvel göstermelisiniz. Daha büyük utanç verici insanlık dramı yaşanmadan Gazze şehri ambargo ve tecritten ve bu ölüm kusan saldırılardan mutlaka kurtarılmalıdır." açıklamasını yaptı.

Dokka Umarov Kafkasya Emirliğin farklı vilayetlerine denetleme gezisi yaptı

Kavkaz Center / Kafkasya Emirliğin Amiri Abu Usman (Dokka Umarov) 6 Zilhicce 1428-16 Muharrem 1429 (15 aralık 2007-24 ocak 2008) arasında Nohçiyço (İçkeriya) ve Ğalğayço (İngushetia) vilayetlerinin farklı bölgelerinde denetleme gezisi düzenledi. Gezisinde savaşın sıcak olduğu bölgelerin kumandanlarıyla iştişare ve durum raporunu değerlendiren toplantılar düzenledi.ordu karargahlarında mücahitlerin yaşam şartları ve durumlarını yakından inceledi. Amir Abu Usman ikinci savaşın başlamasından beri ilk yıl olup, mücahitlerin toplanıp kumandanların ve mücahitlerin çabalarının takdire şayan olduğunu beyan etti.Mücahitleri kış dönemi boyunca ordugahlarda kaldılar. Amir bölgeler arasında mücahit birliklerinin iletişim, güvenlik ve savaş zamanı olan koordinasyonunu denetledi.Mücahit birliklerinin eğitimi, genç mücahitlerin yetiştirilmesi ve bölgelerde nasıl görevlendirilmesi gerektiği gibi önemli konularda iştişare

Büyük Turan Coğrafyası'ndan bir Müstemleke Valisi daha kaydı!..

Pervez Müşerref istifa etti

Pakistan'a atanan 'Kurtarıcılar' yani 'Müstemleke Valileri' göreve gelir gelmez Türkiye'ye gelmek zorundadırlar. Kardeş Pakistan halkı ve uyutulan Necip Milletimiz bunu kardeşlik bağlarına yorarlar. Ama kazın ayağı öyle değil. Pervez Müşerref ihtilal yaptığı hafta Türkiye'ye çağrıldı. Demirel ABD Müstemlekecileriyle hazırlanan 'Müstemleke ilkeleri dosyası'nı Müşerref'in eline tutuşturuverdi. Ama, Kardeş Pakistan halkı bir türlü bu Müstemleke Valisini içine sindiremedi. Çok iyi derecede Türkçe bilen Pervez de halkına daha fazla ters düşemeyeceğini anlayarak istifa etmek zorunda kaldı. Necip Türk Milleti, Büyük Turan'ın yanı başındaki bu durum konusunda doğru bilgilendirilmeli, 76 reklam veren Siyonist şirketin yönettiği müstemleke basınımızı okuyup,  itibar etmemelidir.

Azil süreci ile karşı karşıya kalan Müşerref, bugün televizyon aracılığıyla halka seslendi. "Önceliğim Pakistan" diyen Müşerref, askeri ve ekonomik sıkıntılar karşısında "iyi niyetle" çalıştığını söyledi. Müşerref, "Çıkarlarını düşünen bazı çevreler, benim hakkımda yanlış iddiaları ortaya attı ve halkı kandırdı. Son 9 yılda yaşadığımız sıkıntıları benim üzerime attı. Bu kesinlikle yanlış." diyerek kendini savundu. Müşerref, televizyon konuşmasında, istifa edeceğini de açıkladı. Müşerref, istifasının bugün meclis başkanlığına teslim edileceğini söyledi.
Suikasta kurban giden eski Başbakan Benazir Butto'nun lideri olduğu Pakistan Halk Partisi öncülüğündeki koalisyon hükümeti, 8 Ağustosta, Müşerref hakkında azil işlemi başlatmayı planladığını açıklamıştı.
Hükümet, azil sürecinde Müşerref hakkındaki suçlamaları, anayasayı ihlal ettiği ve yetkisini kötüye kullandığı konularında yoğunlaştırmıştı.
Müşerref, Pakistan'da 1999 yılında ordunun müdahalesiyle iktidarı ele geçirmiş, daha sonra devlet başkanı olmuştu.
İSTİFANIN ARDINDAKİ SÜREÇ
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, iktidardaki koalisyon hükümetinin azil süreciyle karşı karşıya kalmasının ardından bugün istifa edeceğini açıkladı.
Pakistan'da devlet başkanının istifasının ardından beklenen sürece ilişkin bazı bilgiler şöyle:
-Anayasaya göre, meclisin üst kanadı olan Senatonun Başkanı Muhammedian Sumro devlet başkanı vekili olacak.
-Yeni devlet başkanı 30 gün içinde beş yıllığına seçilecek.
-Devlet başkanı, meclisin iki kanadı ve dört eyalet meclisinin üyelerinden oluşan bir seçiciler kurulu tarafından seçilecek.
Pakistan'da devlet başkanlığının Müşerref döneminde geleneksel rolünden çok daha fazla yetkileri bulunuyordu.
İktidardaki koalisyon hükümeti, Müşerref'in elinde tuttuğu meclisin feshedilmesi ile askeri ve yargı atamalarını yapma yetkilerini devlet başkanlığının sorumluluk alanlarından çıkararak bu mevkiyi sembolik hale getireceği açıklamaları yapmıştı.

Alman ırkçılar 2 Türkü  tarayarak öldürdüler
Almanya'nın Hessen eyaletinde bir İtalyan dondurmacıda iki Türk bir Yunanlı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Alman polisi saldırıyla ilgili iki şüpheliyi gözaltına aldı. Alman polisi saldırıyla ilgili iki şüpheliyi gözaltına aldı. Darmstadt kentine yakın Rüsselheim kasabasında dün akşam saatlerinde İtalyan dondurmacıyı basan kimliği belirsiz kişiler ikisi Türk üç kişiyi öldürdü. Saldırıda Yunan kökenli bir kadın da hayatını kaybetti. Ağır yaralı bir Türk ise hastanede ölüm kalım mücadelesi veriyor. Alman polisi ölenlerin kimliği hakkında henüz resmi bir açıklama yapmazken, ilk bilgilere göre ölenlerin Türk kökenli olduğu belirtiliyor. Saldırı sonrası Alman polisi geniş çaplı bir operasyon başlattı. Dört saldırganların silah ve bıçaklarla saldırdığı belirtildi. Saldırının olduğu bölgenin yerel gazetesi Darmstaedter Echo'nun internet sitesinde yer alan habere göre ise saldırıyı gerçekleştirenlerin de Türk kökenli olduğu iddia edildi.

Jet mahkeme
Sırp savaş suçlusu Karadziç, Lahey'de bulunan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edildi. Önceki gece BM askerleri ve Sırp özel timleri tarafından yüksek güvenlik önlemleri altında jetle Lahey'e götürülen Karadziç bugün yargıç önüne çıkacak
13 yıllık kaçışının ardından Belgrad'da yakalanan Bosna Kasabı Karadziç, Hollanda'da bulunan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edildi. Önceki gece yüksek güvenlik önlemleri altında maskeli BM askerleri ve Sırbistan gizli polisi yetkililerinin eşliğinde jetle Lahey'e götürülen Karadziç bugün yargıç önüne çıkacak. Mahkemede, Karadziç'e suçlamaların okunmasının ardından suçlamaları kabul edip etmediği sorulacak. Karadziç'in soruya cevap vermemesi halinde davaya 30

gün ara verilecek. Dava 1 ay sonra yeniden toplandığında Karadziç'e aynı soru yönetilecek. Karadziç'in sessiz kalması halinde “suçlamaları kabul etmediği” kanaatine varılıp dava devam edecek. Bosnalı Sırpların eski siyasi lideri Radovan Karadziç, 1990'lı yılların başlarında eski Yugoslavya'yı kırıp geçiren “etnik temizliğin” başlıca aktörlerinden biri olarak kabul ediliyor.
GÖLGESİ BİLE GÖSTERİLMEDİ
Üzerinde Sırp hükümetinin işareti bulunan beyaz bir jetle, önceki akşam saatlerinde Rotterdam'a götürülen Karadziç, uçak indikten 45 dakika sonra da 2 siyah araçla Lahey'e ulaştırıldı. Öte yandan, Karadziç'in avukatı Sveta Vuyaciç, müvekkilinin hakim önüne ilk çıktığında savunma vermeyeceğini ve mahkemeden savunmasını hazırla-mak için 30 gün süre isteyeceğini bildirdi.
MİLOSEVİÇ'İN HÜCRESİNDE
Eski Yugoslavya'nın ölen devlet başkanı Slobodan Miloseviç'in tutulduğu hapishaneye nakledilen Karadziç, Lahey kenti yakınındaki sahil kasabası Scehevingen'de bulunan yüksek güvenlikli hapishanede tutuluyor. Miloseviç, dava süreci sırasında hapishanede tutulurken ölmüştü. 84 hücrenin bulunduğu hapishanede halen Hırvatistan, Bosna ve Kosova'da işlenen savaş suçlarıyla suçlanan 37 sanık bulunuyor. Odalarda yatak, çalışma masası, tuvalet ve duşakabin bulunuyor. Zanlılar istemeleri halinde odalarına bilgisayar konuluyor ancak internet bağlantısı bulunmuyor.
Son adres Lahey!
1993'te kurulan Eski Yugoslavya İçin Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1998'de eski Yugoslavya devlet başkanı Miloşeviç'i savaş suçlusu ilan etti. Miloşeviç, 11 Mart 2006'da savaş suçlarından yargılandığı sırada ölmüştü. Diğer Sırp 'savaş suçlusu' Ratko Mladiç ise hala aranıyor. Mahkeme tarafından en çok aranan isimlerin başında gelen ve 150 Sırp'ın ölümünden sorumlu tutulan Hırvat General Ante Gotovina da 2005'te İspanya'da yakalanmıştı.
SOKAKLARA DÖKÜLDÜLER
Belgrad'da onbinlerce kişi, Sırp savaş suçlusu Karadziç'e destek vermek için sokaklara döküldü. Milliyetçi sloganlar atan “Sırp Kahramanı” yazılı posterler taşıyan protestocular, hükümetin, Radovan Karadziç'i yargılanmak üzere Lahey'e göndermesine karşı çıkıyor. Karadziç'e destek için yapılan gösterilerde çıkan çatışmalarda polisin plastik mermi ve gözyaşartıcı gaz kullandığı bildirildi. Sırbistan'ın başka kentlerinden ve Bosna'dan otobüslerle gelen aşırı milliyetçilere karşı, başkentin çevresinde çok sayıda polisin görevlendirildiği belirtiliyor.
Suç dosyası hayli kabarık
Karadziç 11 ayrı suçla itham ediliyor.
Srebrenitza ile Bosna'nın diğer yerlerinde soykırım
Srebrenitza ile Bosna'nın diğer yerlerinde soykırım suçuna iştirak
İnsanlığa karşı işlenen toplu imha suçu
İnsanlığa karşı işlenen cinayet suçu
Savaş yasaları veya geleneklerini ihlal ederek cinayet işlemek
Cenevre Sözleşmelerinin savaşla ilgili maddelerini ihlal ederek kasıtlı adam öldürme
Zulmetme. Sınır dışı etme ve diğer insanlık dışı eylemlerde bulunmakla ilgili iki suç
Siviller üzerinde terör uygulama
Rehin alma.

Biraz da Amerikalılar düşünsün!..
ABD'de, bir içki markasının yeni reklam kampanyasında yayınladığı harita Amerikalıları çılgına çevirdi.
Meksika'da reklam panolarını süsleyen firma kampanyasında, ABD'nin güney eyaletlerini Meksika'nın parçası gibi gösterince Amerikalılar boykot çağrısı yaptı.  Reklam kampanyasında yayınlanan haritada Meksika-Amerika sınırı 1830 tarihli haritalarda olduğu gibi oldukça kuzeye kaydırılmış. Meksika bu toprakları 1848'de ABD'ye karşı verilen savaşta kaybetmişti. O dönemde California, Meksika'nın bir parçasıydı, savaş sonrası yapılan Guadalupe-Hidalgo anlaşmasıyla California Amerika'ya geçti. Ancak bu bölge Amerika'ya geçtikten sonra California, Teksas, New Meksico, Utah, Colorado ve Arizona eyaletleri oluştu.
ABD'den haritaya karşı artan tepkiler üzerine içki firması özür dilemek zorunda kaldı. Şirketin ABD'deki tüketici hattından dinlenebilen açıklamada, "Bu reklam hakaret ve küçümseme amacı taşımadığı gibi, sınırların değiştirilmesini savunmamakta, Amerikan karşıtı duyguları desteklememekte ve göçmenlik sorunuyla da bağlantı kurmamaktadır" dendi. Açıklamada, "Reklam, Meksikalıların daha 'ideal' gördükleri bir zamanı hatırlatmaktadır. Küresel bir şirket olarak, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların reklamlarımıza, umduğumuzdan farklı açılardan yaklaşabileceğini kabul eder, özür dileriz" ifadesi yer aldı.
ABD'Lİ BİR ALBAY TÜRKİYE'Yİ BÖLMÜŞTÜ
Roma'daki NATO Savunma Koleji'nde 15 Eylül 2006'da verilen bir seminere konuşmacı olarak katılan ABD'li bir albayın, Türkiye'nin 18 ilini sözde "Kürdistan" haritası içinde göstermesi iki ülke arasında büyük krize neden olmuştu.

ABD Kuklası ile buluştu!..

İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, 30 yıl aradan sonra Tahran ve Bağdat arasındaki en üst düzey buluşmayı gerçekleştirdi. İran lideri, Irak ziyaretinin iki ülke arasında yeni bir sayfa açtığını söyledi.

1979 İslam Devrimi'nden bu yana Bağdat'ı ziyaret eden ilk İran Cumhurbaşkanı olan Ahmedinejad, Bağdat'ta resmi temaslarına başladı. İki günlük tarihi ziyaretininin ilk gününde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile görüşen Ahmedinejad iki ülke arasında yeni bir sayfa açıldığını söyledi.

Ahmedinejad'ı, Bağdat Havaalanı'nda, aralarında Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin de bulunduğu bazı Iraklı yetkililer karşılarken, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de, resmi törenle Ahmedinejad'ı kabul etti. Talabani ve Ahmedinejad, gelenekleri uygulayarak 4 kez yanaktan öpüştü. Talabani, Kasım 2005'te İran'ı ziyaret etmiş ve bu ziyaret, iki ülke arasında 40 yıl aradan sonra devlet başkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret olmuştu. Irak'ı ziyaret etmeyi nasip ettiği için Allah'a şükrederek konuşmasına başlayan Ahmedinejad, “diktatörsüz bir Irak'a yapılan ziyaretin gerçekçi olduğunu ve kendilerine mutluluk verdiğini” söyledi.

İLİŞKİLER DEVAM EDECEK

Mazlum olarak nitelendirdiği Irak'ta kardeşleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ahmedinejad, “Irak'taki görüşmelerim çok olumlu geçti, Irak tarafıyla mutabıkız. Irak bütün zorluklara rağmen bu zor merhaleyi aşacaktır. Birleşik ve gelişmiş bir Irak bölgenin çıkarınadır. Bu ziyaret, ikili ilişkiler ve işbirliği konusunda bölgede yeni bir sayfa açacaktır” diye konuştu. Bu arada, Ahmedinejad'ın dünkü ziyareti sürerken ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Mike Mullen de, Irak'a sürpriz bir şekilde ziyarette bulundu.

Ermenistan'da içkırım

Ermenistan'da Levon Ter-Petrosyan’ın 19 Şubat’taki başkanlık seçimini kaybetmesinin ardından patlak muhalefet gösterileri, ülkeyi SSCB’den ayrıldığı günden bu yana en kaotik dönemece getirdi. Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın gösterileri bastırmak için önceki gece 20 günlük olağanüstü hal ilan etmesinden sonra çıkan çatışmalarda 8 kişi öldü, 131 kişi de yaralandı. Muhalefetin önde gelen 15 temsilcisi tutuklandı. Dün sokağa çıkmamayı tercih eden muhalefet ise can kaybının iki misli olduğunu iddia ediyor. Dün sabah saatlerinde Erivan savaş alanını andırıyordu. Özgürlük Meydanı’ndan hükümet konağına uzanan yol boyunca en azından yakılmış 200 civarında araç tütmeye devam ediyordu. Muhalefet göstericileri tarafından barikat kurmak amacıyla park ve inşaatlardan sökülen demir parmaklıklar ve beton parçaları da sokaklardaydı.

KARABAĞ’DAN KUVVET Mİ GELDİ

Erivan sokaklarındaki kanlı olayların bir iç savaşa doğru tırmandığını fark eden muhalefetin lideri Petrosyan, gece yarısına doğru tutulduğu ev hapsinden meydandaki taraftarlarına mesaj ileterek "Çaresiz iktidarın ilan ettiği 20 günlük olğaanüstü hal bitene kadar evlerinize gidin. Sahtekar yönetimin bize serseri etiketi yapıştırmasına izin vermeyelim. Mücadelemiz yasalar çerçevesinde devam edecektir" dedi.

Petrosyan’ın bu mesajı okunduğu dakikalarda güvenlik güçlerini taş ve sopalarla başkanlık sarayı istikametinde püskürtmeyi başaran göstericiler Robert Koçaryan’ın bulunduğu mekana 100 metre kadar yaklaşmıştı.

Dağlık Karabağ kökenli Koçaryan’ın rakibi bağımsız Ermenistan’ın ilk Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan karşısına memleketinden kuvvet getirttiği iddiaları da hızla yayılmaya başladı.

Moskova’ya ulaşan Ermeni muhalefet iddialarına göre Erivan polisi gösterilere katılan halkın üzerine silahla yürümeyi reddedince Koçaryan sert müdahale için Karabağ’dan 300 kişilik özel timi devreye soktu. Ermenistan komandosu "spetsnaz" üniformasıyla meydana müdahale eden bu grubun göstericiler üzerine direk ateş açtığı da iddia edildi.

Karabağ komandoları ateş açtı iddiası

Ermenistan’da önceki gece olağanüstü hal ilan edilmesinden sonra yaklaşık 15 bin muhalifle asker arasında meydana gelen çatışmalarda 8 kişi öldü, 131 kişi yaralandı. Muhalefete göre, Ermenistan güvenlik güçleri halka karşı silah kullanmayı reddedince, Devlet Başkanı Koçaryan kendi memleketi olan Dağlık Karabağ’dan 300 kişilik komando birliği getirtip sokaklara saldı.

200 araç yakıldı

Levon Ter-Petrosyan’ın başkanlık seçimini kaybetmesinden sonra sokaklara dökülen muhalifler önceki gece Erivan sokaklarında yaklaşık 200 aracı yakıp, dükkanların camlarını indirdi. Dükkanlar talan edildi, deterjan reyonları bile boşalmış durumda.

Almanya'da bir yangın daha

Almanya'da Türklerin oturduğu bir binada yangın çıktı. Yangında can kaybı yaşanmadı. Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Aldingen'de Türklerin oturduğu bir binada yangın çıktı. Yangının erken fark edilmesi can kaybını engelledi. Polis yetkilileri yangının kundaklama olduğunu tahmin ediyor. Baden-Württemberg eyaletindeki Tuttlingen şehri yakınlarında bulunan Aldingen yerleşim biriminde dün gece çok katlı bir binada meydana gelen yangın ucuz atlatıldı. Bina sakinlerinin çoğunluğunu Türklerin oluştuğu bildirilirken, yangında can kaybı olmadığı belirtildi. Stuttgart şehrinin güneyinde bulunan Aldingen'de TSİ 02:20 sıralarında çok katlı bir binada yangın çıktı. Birkaç yerde birden başlayan yangın o anda arabayla olay yerinden geçen bir sürü tarafından fark edilerek bina sakinlerine haber verildi. Binada ikamet edenlerin zillerine tek tek basan ve komşulara da haber ver sürücü, bir facianın yaşanmasına engel oldu. Sürücünün zillere basması sonucu uykudan uyanan bina sakinleri ateşler binayı sarmadan binayı terk edebildiler. Binadan aralarında çocukların da bulunduğu toplam 14 kişi sağ olarak kurtuldu. 

Polis yetkililerinin sabah saatlerinde yaptığı açıklamaya göre, yangının birkaç yerde birden başlaması kundaklama ihtimallerini gündeme getirdi. Ancak polis, olayın ardından "yabancı düşmanlığı" olup olmadığını araştırıyor.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldığını kaydeden polis yetkilileri, binanın kullanılamaz hale geldiğini bildirdiler. Maddi hasarın ise bir milyon Euro'nun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Edinilen bilgilere göre, bu bina da büyük ölçüde ahşap malzemeden oluşuyordu.

SIĞINMACILARIN OLDUĞU BİR BİNADA DA YANGIN ÇIKTI

Bu arada Wiesbaden şehrinde sığınmacıların kaldığı bir binada daha yangın çıktı. Çok katlı bir binanın üçüncü katında meydana gelen yangında 9 kişi yaralandı. Yaralılar arasında 7 çocuğun bulunduğu bildirildi. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında üç gencin polisi arayarak ifade verdiği belirtildi.

Almanya'nın Rheinland-Pfalz eyaletindeki Ludwigshafen şehrinde 3 Şubat'ta meydana gelen yangında 9 Türk hayatını kaybetmişti. Olayla ilgili soruşturma devam ederken, olayın kundaklama olup olmadığı henüz aydınlığı kavuşmadı. Olay Türk ve Alman kamuoyunu yasa boğmuştu.

Son rapor: Afganistan yok olabilir
Amerikalı uzmanlar tarafından hazırlanan 2 raporda, gereken önlemlerin alınmaması halinde Afganistan'ın yok olma riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Eski general James Jones başkanlığında ABD Atlantik Konseyi tarafından hazırlanan raporda, güvenliğin iyileştirilmesinin sağlanmaması ve yeniden yapılandırma ile iyi idare çalışmalarının hızlanmaması halinde Afganistan'ın risk altında olduğu vurgulanarak, "Yok olması istenmiyorsa, gereken acil değişimler şimdi yapılmalıdır" denildi. Amerikan Kongresi'ne bu akşam sunulması beklenen raporda, 2001'de devrilen Taliban'ın ülkenin çok kalabalık olmayan yerleşimlerin bulunduğu bölgelerdeki kontrolünün arttığı, ülke genelinde sivil reformlar, yeniden yapılandırma ve kalkınmada ilerleme sağlanamadığının altı çizildi. Raporda, Afganistan'a yapılan uluslararası yardımların sadece yüzde 10'unun doğrudan Afganlara gittiği, bunun da reform ve yeniden yapılandırma çalışmalarını daha da zorlaştırdığı kaydedildi ve Afganistan'daki sistemin iflas etmesi durumunda bunun bölgede olumsuz stratejik sonuçları olacağına da dikkat çekildi. James Jones'un yanı sıra ABD'nin eski BM Büyükelçisi Thomas Pickering başkanlığında hazırlanan bir diğer raporda da ABD ile Afganistan'daki müttefiklerinin "hafif" operasyonları yerine "uygun" operasyonlar getirilmesi gerektiği kaydedildi.
Bu raporda, ABD'nin Afganistan için özel bir temsilci ataması ve Afganistan'ın 5 yıl içinde istikrara kavuşturulması için ABD ile NATO'nun yeni bir "birleşik strateji" geliştirmesi çağrısında bulunuldu.

31 gemicimiz kurtarıldı

UN Ro-Ro'ya ait 'UND Adriyatik' adlı gemi Hırvatistan açıklarında yandı. 202 kamyon ve 850 ton petrol türevleri taşıyan gemide bulunan 31 kişi kurtarıldı
İstanbul'dan İtalya'nın Trieste limanına doğru seyreden bir Türk şilebi Adriyatik Denizi'nin Hırvatistan açıklarında yandı. 202 kamyon ve 850 ton petrol türevleri taşıyan 193 metre uzunluğundaki "Und Adriyatik" adlı şilebin içindeki 31 kişi kurtarıldı. Geminin 4 mürettebatı hafif şekilde yaralandı.
Hırvatistan Denizcilik ve Ulaştırma Bakanlığı'nın açıklamasında, yerel saatle 05.00 (TSİ: 06.00) civarında Hırvat arama kurtarma merkezine, Hırvatistan'ın kuzeyindeki Rovinj limanının 25 km açıklarındaki şilepte yangın başladığına dair alarm mesajı geldiği belirtildi. Hırvat arama kurtarma merkezinin, yakındaki üç gemiyi olay yerine gönderdiği, bu gemilerden birinin şilepteki 22 mürettebat ile 9 yolcuyu kurtardığı bildirildi.

3 Şubat'ta yola çıkmıştı

Bir yangın söndürme helikopteri ile itfaiyecileri taşıyan bir gemi de şilepteki yangını söndürmek amacıyla bölgeye nakledildi. İstanbul'dan 3 Şubat'ta yola çıkan geminin, normalde dün sabah saatlerinde Trieste limanına ulaşması bekleniyordu.
Türk gemisinden kurtarılan 22 kişilik mürettebat ile 9 yolcu, Icarus Palace adlı Yunan gemisiyle İtalya'nın Venedik kentine ulaştırıldı. Anadolu Ajansı'na bilgi veren Türkiye'nin Trieste Fahri Başkonsolosu Enrico Samer, bir Yunan gemisinin yardımıyla kurtarılan mürettebattan 4 kişinin hafif yaralı olduğunu söyledi.

Bişkek’te uçak düştü biri Türkiye'li 68 ölü

İspanya’da geçen hafta meydana gelen uçak kazasının şoku atlatılamadan bir kaza haberi de Orta Asya’dan geldi. Kırgız yetkililer, başkent Bişkek havaalanından kalkışından hemen sonra düşen Boeing 737 tipi yolcu uçağında ölenlerin sayısının 68 olduğunu, ölenler arasında bir Türkiye vatandaşının da bulunduğunu bildirdiler. Kırgızistan Başbakanı İgor Çudinov, basına yaptığı açıklamada, son bilgilere göre kazada 68 yolcunun hayatını kaybettiğini belirterek, kazada ölen yabancılar arasında bir Türk vatandaşının da bulunduğunu kaydetti. Kırgız makamlarının daha önceki açıklamalarında ölü sayısı 65 olarak belirtilmişti. 1979 yapımı Boeing 737 uçağının iyi durumda olduğunu ve kontrollerinin geçen ay yapıldığını belirterek, "Uçak kalkıştan hemen sonra hızla basınç kaybetmeye başladı. Pistin hemen yakınındaki bir tarlaya acil iniş yapmadan ve alev almadan önce iniş izni istedi. Uçakta patlama olmadı" dedi. Uçakta, İran, Çin, Türkiye, Kazakistan ve Kanada vatandaşı toplam 51 yabancının bulunduğunu belirten Başbakan kazada 24 Kırgız, 5 İranlı, 1 Türkiye'li, 3 Kanadalı, 3 Kazak ve 1 Çinlinin öldüğünü kaydetti. Kırgız havacılık tarihinin bu en vahim uçak kazasında uçağın 7 kişilik mürettebatının kurtulmayı başardığı belirtildi.
Kırgız sivil havacılık yetkilisi Alexandre Axionov da kalkışından 5 dakika sonra iniş izni isteyen ve acil iniş yapan Boeing'in Kırgız özel havacılık şirketi Itek Air'e ait olduğunu ve İran şirketi Aseman Havayolları'ndan kiralandığını bildirdi.
Itek Air Avrupa Birliği'nin kara listesindeki havayolu şirketlerinden birisi.
İran ulusal havacılık yetkilisi Rıza Cafezade de yaptığı açıklamada, uçağın Aseman şirketine ait olduğunu yalanlayarak, Boeing'in Kırgız Havayolları için uçtuğunu söyledi.
İran'ın Bişkek Büyükelçisi de hastaneye gitti.
Kırgız yetkililerin uçaktaki yolcuların listesini bugün açıklamaları bekleniyor.
Kazanın ardından Manas'taki hava üssünde bulunan Amerikalı askerler de kaza yerine itfaiye ve tıbbi personel göndererek yardım etti.

Türkmenlerden 'dikkat çağrısı'

Kerkük'te yaşayan Türkmenler, soykırıma uğradıklarını belirterek, merkezi Bağdat yönetiminden koruma istedi; yardım gelmezse kendi milis güçlerini kuracaklarını bildirdi 

Kerkük'te yaşayan Türkmenler, soykırıma uğradıklarını belirterek, merkezi Bağdat yönetiminden koruma istedi; yardım gelmezse kendi milis güçlerini kuracaklarını bildirdi

Etnik tansiyonun yüksek olduğu Kerkük'te yaşayan Türkmenler, "soykırım eylemleriyle karşı karşıya bulunduklarını" belirterek, Bağdat'taki Irak hükümetinden kendilerini korumalarını istedi. Türkmenler, can güvenliklerinin sağlanmaması halinde kendi milis kuvvetlerini kuracakları mesajını verdi.

Irak Türkmen Cephesi'nin (ITC) yayımladığı bir bildiride, "Hükümetten soykırım eylemlerinin kurbanı olan Türkmenlerin korunması için talepte bulunuyoruz. Şiddet, masum Türkmenlerin canını almaya devam ediyor. Camileri, kahvehaneleri ve çocuklarının oyun alanları hedef alınıyor. Yoldan adam kaçırmalar sürüyor" ifadeleri yer aldı.

Türkmenlerin acılarının yerel ve merkezi otoriterlerce dikkate alınmadığını kaydeden ITC, Türkmenlerin korunması için Irak ordusu içinde Türkmen askeri gücü oluşturulması çağrısında bulundu. Bildiride bu talebin karşılanmaması halinde Türkmenlerin kendi toplumlarını korumak için milis gücü oluşturacakları ima edildi.

ITC, bu bildiriyi önceki gün Bağdat ve Kerkük'ü bağlayan karayolu üzerindeki Tuz Hurmatu'da 2 genç Türkmen'in başı kesik cesetlerinin bulunmasının ardından yayımladı. Dün de aynı yerde 3. bir ceset bulundu. Tuz Hurmatu Polis Müdürü Albay Abbas Muhammed, Emirli'de bir Türkmen ailesinden 4 kişinin kaçırıldığını açıkladı. Abbas Muhammed, "Suç örgütleri Türkmenlere yönelik cinayet ve adam kaçırma eylemlerini hızlandırdı" diye konuştu.

Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim, Türkmenlerin etnik temizlik kampanyasına maruz kaldığını, varlıklarına son vermeyi amaçlayan saldırıların olağan işler haline geldiğini söyledi.

İşadamı, doktor, mühendis gibi yüksek niteliklere sahip 250 Türkmen'in bölgeden uzaklaştırıldığını anlatan Haşimi, Tuz Hurmatu'da çoğunun cesedi bulunan 300 Türkmen'in kaçırıldığını söyledi.

Türkmenler Irak nüfusunun yüzde 5'ini oluşturuyor ve 275 sandalyeli mecliste 1 üyeyle temsil ediliyor. Kekrük'te Türkmen, Arap ve Kürtler yaşıyor.

Orhun Kitabeleri hayat buluyor

Türk isminin tarihte ilk kez kullanıldığı bin 300 yıl öncesine ait Orhun Yazıtları ile aynı vadide bulunan Türk büyüklerine ait heykeller ve tarihi kalıntılar dünya kültürüne kazandırılıyor. Vadideki 4 bin parça tarihi eser kayıt altına alındı

Yaklaşık 1300 yıl önce Göktürk Alfabesi kullanılarak Moğolistan'da yazılan kitabelerle, yüzlerce heykel ve şehir harabelerinin bulunduğu vadinin müzeleşti-rilmesi için Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafından başlatılan çalışmalar sürüyor. TİKA'nın 1994'te Moğolistan'a yaptığı bir ziyaret sırasında sağlanan anlaşma ile başlatılan 15 milyon dolarlık proje kapsamında envanter, müze ve yol yapımı tamamlanan bölgede, teşhir için gün sayılıyor.

KAYIT ALTINDAKİLER KOPYALANDI

TİKA Başkanlığı'ndan bir heyetin, 1994 yılında Moğolistan'a resmi bir ziyareti sırasında Moğolistan Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, Türkiye'den kilometrelerce uzaklıktaki Moğolistan'da ilk Türk adının geçtiği Göktürk Kitabeleri'nin korunması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

Tonyukuk (716), Köl Tigin (Kültigin) (732) ve Bilge Kağan (735) adına dikilmiş anıtların yeniden dünya kültürüne kazandırılması amaçlanan çalışmada, topografik haritalarının yapılması, konum ve planlarının bu haritalara işlenmesi, anıt külliyelerin plan, rolöve, fotogrametrik belgeleme yollarıyla şimdiki durumlarının ortaya konması büyük ölçüde tamamlanırken, bölgedeki çalışmalar sırasında Bilge Kagan'a veya bir yakınına ait olduğu düşünülen yaklaşık 4 bin parça altın, gümüş, bakır, bronz ve değerli taşlardan oluşan eserler ortaya çıkarıldı. Bu eserlerin yanı sıra, bölgede bulunan kalıntıların yapılan kayıtlarının ardından kopyalanma işlemi bitirilerek, sergiye hazır hale getirildi.

Ulaşım yolu ile müze binası tamamlandı

Türk tarihini, sanatını, gelenek ve göreneklerini, dinini, ordu teşkilatını, sosyal hayatını görmenin mümkün olduğu yazıtların sergilenebilmesi için vadide inşa edilen müze binası bitirildi. Projenin önemli ayaklarından birini oluşturan Koşosaydam Vadisi'ni en yakın yerleşim birimi olan Harhorin iline bağlayan 46 kilometrelik yol inşası tamamlandı. Müzede teşhir edilecek eserleri belirleme çalışmaları süren projenin bitirilmesi için gün sayılırken, proje tamamlandığında yaklaşık 280 yıl önce bulunan bin 300 yıllık Türk tarihinin önemli yapı taşları yeniden tarih sahnesindeki yerini almış olacak.

9 şehidimizin cenaze törenine beş bin kişi katıldı  

Almanya’nın Ludwigshafen kentindeki yangın faciasında hayatını kaybeden 9 Türk için cenaze töreni düzenlendi. Gözyaşlarının sel olup aktığı törenden sonra, cenazeler Türk hükümetinin tahsis ettiği özel bir uçakla Frankfurt’tan Gaziantep’e gönderildi.

ALMANYA’nın Ludwigshafen kentinde geçen pazar günkü yangında ölen 9 Türk için geniş katılımlı bir cenaze töreni düzenlendi. 5 bin kişinin katıldığı törende, Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, Alman Uyum Bakanı Maria Böhmer, Rheinland Pfalz Eyalet İçişleri Bakanı Karl Peter Bruch, Belediye Başkanı Eva Lohse’nin yanı sıra, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başkan Yardımcısı Onur Öymen, CHP İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ile DSP Genel Sekreteri Masum Türker katıldı.

Törende yapılan konuşmalardan sonra Müslüman, Katolik, Hıristiyan ve Yahudi dininin temsilcileri dua okudu. İmam Şefit Burhan’ın konuşmasından sonra törende saf tutturan imam Şevket Boyrat, toplu cenaze namazı kıldırdı. Cenazeler daha sonra, Frankfurt’a götürülerek buradan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tahsis ettiği THY’ye ait Boeing 738 tipi 165 kişilik "Bodrum" uçağıyla Gaziantep’e götürüldü. Uçağa cenazelerin aile yakınlarından 92 kişi de bindi.

Ludwigshafen Belediye Başkanı Dr. Eva Lohse, törendeki konuşmasını "Bir kilise şarkısından esinlenerek, ölenlere için şunu söylemek istiyorum: Melekler sizlere cennete eşlik etsin" diye bitirdi. Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu "Kazanın nedeni olarak ne olursa olsun, 9 canımız geri gelmeyecek. Ama kazanın gerçek sebebinin bulunması acılarımızı bir nebze dindirecektir" dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da şunları söyledi:

"Alman dostlarımızın bu acı olayın üzüntüsünü bizimle paylaştıklarından kuşku duymuyorum. Ümit ederim ki, bu yangının bir kaza olduğu en kısa zamanda anlaşılır ve Almanya’da uyanan bu kuşkular ve endişeler en kısa zamanda giderilir. Ama gerçeği öğrenene kadar, bu kuşkulardan kurtulmak mümkün olmayacaktır."

Rheinland Pfalz İçişleri Bakanı Karl Peter Bruch ise "Olayın aydınlatılması için elimizden geleni yapacağız. Yabancı düşmanlığının bu ülkede yeri yoktur. Derin acınızı ve yasınız, tüm ülkeyi sardı. Yas tuttuğumuz insanlar, bizim aramızdan çıktı. Hepimizin başı sağolsun" diye konuştu.

Ludwigshafen’deki yangında hayatını kaybeden 9 Türk’ün cenazeleri uçakla Gaziantep’e getirildi. 5’i çocuk 9 kişinin cenazeleri, havaalanından otopsi yapılması üzere Oğuzeli İlçesi’ne gönderildi.

Yardım için 70 bin Euro

Yangında yaşamını yitiren 9 Türkün cenaze törenine yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Berlin Abraham Geiger Koleji Rektörü ve Hahambaşı Prof. Dr. Walther Homolka, Protestan Papaz Dr. Wenz, Katolik Papaz Spicher, Alevi Dedesi Cafer Kaplan ve imam Şefik Burhan’ın yaptığı konuşmalardan sonra imam Şefik Boyrat, saf tutturarak cenaze namazı kıldırdı. Ludwigshafen Belediyesi’ne 1200 taziye mesajı geldi. Ölenlerin ailelerine yardım amacıyla açılan kampanyalarda ise 70 bin Euro toplandı. 

İşte, Gay Sarkozy'den inciler;

Fransız katliamlarını tarihçilere bırakalım!..

Türklerin yapmadığı soykırımı ise tanıyalım!..

Cezayir'i ziyaretinde dev enerji yatırımlarına imza atmayı umut eden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ülkesinin Cezayir'de 130 yıl süren sömürge idaresinin çok adaletsiz olduğunu dile getirdi. Fransa 1830 yılında Cezayir'i işgal etmişti. Cezayir'in 1954 ile 1962 yılları arasında 8 yıl süren bağımsızlık savaşı sırasında da yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti. Sarkozy, Cezayir ziyareti sırasında işadamlarına yaptığı konuşmada, ''Evet, sömürge sistemi derin bir adaletsizlikti ve cumhuriyetimizin üç temel değeriyle, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleriyle çelişiyordu'' dedi. Bağımsızlık mücadelesi sırasında her iki tarafın korkunç suçlar işlediğini kaydeden Fransa Cumhurbaşkanı, ''güvenilir Fransız ve Cezayirli tarihçilerin, tarihin bu acılı sayfasını birlikte yazmaları zamanının geldiğini'' söyledi.

Sarkozy, bu yapılırsa, gelecek nesillerin Akdeniz'in her iki kıyısından tarihe aynı şekilde bakabileceğini ve geleceğin uzlaşı ve işbirliğinin, bu temel üzerinde inşa edilebileceğini belirtti.

Ziyaret öncesinde geçen hafta Cezayir hükümetinden bir bakan, Fransa liderinin dedesinin Yahudi kökenlerine gönderme yaparak, ''Sarkozy'nin Yahudi lobisi sayesinde seçildiğini'' söylemişti.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, daha sonra bu açıklamaların hükümetin resmi görüşünü yansıtmadığını dile getirmişti.

Sarkozy de tartışmalara Fransa ve Cezayir'in her türlü ırkçılığa karşı birlikte mücadele etmesi çağrısıyla katıldı. Yahudi düşmanlığıyla İslam korkusunun birbiriyle benzeştiğini vurgulayan Sarkozy, ''Her iki düşmanlığın temelinde de ahmaklık ve nefret var'' dedi.

Sarkozy'nin temasları özellikle enerji alanında işbirliği üzerine odaklanıyor. Sekiz bakan ve 150 işadamıyla gerçekleştirdiği ziyaretin gündeminde, Fransız enerji devlerinin Cezayir'in zengin petrol ve doğalgaz yataklarında yatırım yapmasına ilişkin anlaşmalar ön sıralarda yer alıyor.

İmzalanması planlanan anlaşmaların miktarı ise 9 milyar dolar civarında.

Bin Ladin: Müşerref'i devirin

El Kaide lideri Usame bin Ladin, Pakistan halkına Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'i devirmeleri çağrısı yaptı. Bin Ladin, yeni yayımlanan ses kaydında, Temmuz ayında İslamabad'daki Lâl Camii'ne düzenlenen baskına karşılık bir misilleme saldırısında bulunacaklarını da söyledi. Söz konusu baskında 100'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. El Kaide lideri, Lâl Camii baskını nedeniyle General Müşerref'in artık "kâfir" olduğunu ileri sürdü. Yeni ses kaydı, internette Usame bin Ladin'in daha önce yayımlanmış görüntüleri eşliğinde duyuluyor. Usame bin Ladin, daha önce de Müşerref'in devrilmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak BBC savunma ve güvenlik muhabiri Rob Watson, söz konusu ses kaydının Pakistan'da siyasi karışıklığın arttığı bir döneme rastladığına dikkat çekiyor.

Pakistan'da bu ayın başlarında yayımlanan bir ankette Usame bin Ladin'in Pervez Müşerref'ten daha fazla desteğe sahip olduğu sonucu çıkmıştı.

Seçimler 6 Ekim'de

Bu arada Pakistan'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 6 Ekim'de yapılacağı açıklandı.

Seçim Komisyonu bu açıklamayı, Yüksek Mahkeme'de Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in adaylığıyla ilgili dava sürerken yaptı.

Davada General Müşerref'in, bir yandan genelkurmay başkanlığı sürerken yenşden cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı konuşuluyor.

Pervez Müşerref'i davada temsil eden avukat, cumhurbaşkanı seçilirse genelkurmay başkanlığını bırakacağını söylemişti.

Pakistan'da cumhurbaşkanını federal meclisle eyalet meclisleri belirliyor.

Anayasa gereği bu sürecin Ekim ortasına dek tamamlanması lazım.

Adayların belirlenmesi için verilen süre de haftaya bugün, yani 27 Eylül'de doluyor.

Yakından izliyor

İslamabad muhabirimiz Barbara Plett, Cumhurbaşkanı Müşerref'in adaylığını bu tarihe kadar açıklayacağını, ama Yüksek Mahkeme'deki gelişmeleri de çok yakından izleyeceğini söylüyor.

Muhabirimize göre Müşerref adaylığını ilan etmek için mahkeme kararını bekleyebilir ya da mahkeme aleyhine karar verecek gibi görünüyorsa olağanüstü önlemler açıklayabilir.

Yüksek Mahkeme'deki dava çeşitli muhalefet grupları ve avukatların başvurusuyla açılmıştı.

Pervez Müşerref'se anayasanın kendisine iki görevi birarada yürütme hakkı verdiğini savunuyor.

Kafirler Amir Rabbanin şehid edildiğini açıkladı

Kavkaz Center+Çeçen Online+asilkan.org/ Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Askeri Şura sözcüsün verdiği bilgilere göre, Dağistan Cumhuriyetine bağlı Hasavyurt şehrinde yaklaşık saat 19:15'te başlayan çatışmalarda bir işbirlikçi hain öldürülürken işbirlikçilerin etrafa açtığı ateş sonucunda bir kadın yaşamını yitirdi. Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Askeri Şura sözcüsün akşam saatlerinde verdiği biliglere göre, Kafkasya'da hem Dağistan'da hem de İnguşetya cephelerinde sıcak saatler yaşanıyor. Sabah saatlerinde Dağistan'da Sulak bölgesinde başlayan çatışmalar yaklaşık 12 saat boyunca sürdü. Rusların iddialarına Dağistan Cephe Komutanı Rabbani Halilov ve bir mücahit Rus kafirlerle ve işbirlikçi hainlerle 12 saat boyunca çarpışarak şehid oldular. İlk belirlemelere göre 2 OMON birliğinden işgalci öldürüldü ve görgü tanıkların verdiği bilgilere göre onlarca yaralı var. Çatışmanın şiddetin boyutu Ruslara çatışmada tank ve zırhlı araç kullanmaya mecbur etti. 12 saat süren çatışma mücahitlerin bulunduğu iki evin yerle bir edilmesindan sonra son erdi. Ruslar şehid olan iki mücahit arasından Dağıstan Cephe Komuranı Amir Rabbanin (Rappani Khalilov) olduğu iddia etti. Dağıstan komutanlığından yaşanan çatışma ve Amir Rabbanin şehid olup olmadığı hakkında bir bilgi şuana kadar ajansımıza ulaşmadı. Öte yandan İnguşetya'da Gazi-Yurt bölgesinde "FSB" arabasına saldırı düzenleyen mücahit birlikleri 1 işgalciyi öldürürken 2 işgalci ağır yaralandı. Öldürülen FSB subayı Alikhan Kalimatov eski Cumhuriyet savcısının kardeşi olduğunu bildirildi.Bu operasyon takibinde yine dağistan cephesinden bir operasyon haberi daha geldi, Mücahit birlikleri iftar saati yaklaşırken Hasavyurt şehrinde İçişleri bakanlığa bağlı işbirlikçilere saldırı düzenleyerek 1 haini öldrüdü ve 4 haini de yaralandı. Panik içinde her tarafa ateş açmaya başlayan hainler bölgede yayan geçen bir kadını öldürdüler.

Evlad-ı Fatihan kimlere emanet?

Kosova'daki Osmanlı Eserlerini Avrupalı Kurumlar Restore Ediyor

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy Eski Rum evlerini restore ededursun:

Kosova'daki Osmanlı eserlerinin birçoğu Batı devletlerinin desteği ile onarım ve koruma altına alınıp, onların hizmetine de sunuluyor. Başkent Priştine'deki Osmanlı döneminden kalma şehir hamamı, Avrupa Kültür Merkezi tarafından restore ediliyor.

Restorasyon çalışmalarından sonra hamam, Avrupa Kültür Merkezini'nin Kosova Ofisi olarak kullanılacak. Prizren'de Bayraklı Camii olarak bilinen Mehmet Paşa Camiinin avlusundaki Osmanlı kütüphanesi ve kütüphane içindeki binin üzerinde el yazmalı eser ve 450 yıllık Kuran'ı Kerim Amerika Birleşik Devletleri'nin koruması ve denetimi altında.

Rus uçakları Gürcistan'ı bombaladı
Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya'da çatışmalar sürerken, iki Rus savaş uçağı Gürcistan topraklarını bombaladı. Kafkaslar'da savaş sesleri... Rusya'ya ait FU-24 bombardıman uçaklarının, Gürcistan'ın çatışmaların devam ettiği Güney Osetya bölgesindeki Kareli kentindeki polis merkezini bombaladığı belirtildi. Gürcistan İçişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, Rus bombardıman uçaklarının Kareli kentindeki polis merkezini hedef aldığı ve buraya iki adet bomba bıraktığı ifade edildi. Polis binasının zarar gördüğü belirtilen açıklamada, herhangi bir kayıp olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü Şota Utiaşvili, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, iki Rus savaş uçağının Kareli, üçüncüsünün ise Gori yakınına bomba bıraktığını, Kareli'de siviller arasında yaralılar bulunduğunu söyledi.
11 yerleşim birimi Gürcü kontrolünde
Gürcü birliklerin Güney Osetya'nın başkenti Tshinvali'nin çevresindeki 11 yerleşim birimini kontrol altına aldığı belirtiliyor.
Gürcistan Başbakanı Lado Gurgenidze, taraflar arasında dün ateşkes sağlandıktan birkaç saat sonra bölgedeki Gürcü köylerinin bombardımana tutulması üzerine askeri operasyona başlamak zorunda kaldıklarını kaydetti.
Bir Rus askeri öldü
Gürcistan'ın, kuşatma altındaki Güney Osetya başkenti Tshinvali'ye açtığı topçu ateşi sırasında 1 Rus barış gücü askeri ölürken, 2 asker de yaralandı. Saldırıda Rus karargahlarının zarar gördüğü açıklandı.
Saakaşvili: Rusya geniş çaplı saldırıya hazırlanıyor
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili Rusya'nın geniş çaplı saldırıya hazırlandığını açıkladı.
Putin: Gürcistan'ın saldırısı yanıtsız kalmayacak
Rusya Başbakanı Putin'de Gürcistan'ın saldırısının yanıtsız kalmayacağını söyledi. Rusya Başbakanı Vladimir Putin, "saldırgan Gürcistan'ın Güney Osetya'daki eylemlerine Rusya'nın yanıt vereceği" uyarısında bulundu.
Putin, Pekin ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, "Gürcistan liderliğinin Güney Osetya'da çok saldırgan eylemlere başvurduğunu, aralarında Rus barış gücü askerlerinin de bulunduğu kayıplar olduğunu" ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da geçen hafta yaptığı açıklamada, sınırlarındaki bir savaşa kayıtsız kalmayacaklarını belirtmişti.
Gürcistan'da sorunlu bölgeler
Bağımsızlıktan bu yana Gürcistan halkı iç savaş dönemleri ve merkezden kopan Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinden gelen bağımsızlık taleplerinden kaynaklanan şiddet olayları yaşadı.
Diplomatik girişimlerin son yıllarda göreli bir sükûnet sağlamış olmasına rağmen, Rusya ile yakın bağları olan her iki bölge için de gerginlikler varlığını sürdürüyor.
Rusya'nın her iki bölgede de 1990'ların başından itibaren barış gücü askerleri bulunuyor. Tiflis sık sık bu askerleri ayrılıkçıların safında yer almakla suçluyor.

Alman istihbaratı bu dangalaklara mı kaldı?

Türkiye'de dindarların yaptığı bir tek eylem vaki mi?

BND PKK'yı aklamaya çalışıyor
Alman İstihbarat Teşkilatı (BND), Güngören'deki bombalı saldırıyı PKK'nın yaptığına inanmıyor. İçişleri Bakanlığı'nın faillerin yakalandığını açıklamasına rağmen, BND bu tip saldırıyı PKK terör örgütünün yapmış olmasının mümkün görülmediğini ileri sürdü. BND Başkanı Enrst Uhrlau, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, "İşleniş itibariyle PKK tarafından yapılmışa benzemiyor. İşleniş tekniği, yer ve zaman konuları göz önüne alındığında, saldırının arkasında kökten dinci bir grubun veya Türkiye'deki derin devletin olma ihtimali daha kuvvetli" dedi.

Çeçen mürtedlerin lideri Kadırov'a iki suikast yapıldı

KavkazCenter/ Değişik kaynaklardan, mürted lider Ramzan Kadırov'a yapılan suikast ile ilgili Hosi-Yurt köyü ve Gudermes kentte yaşanan olaylar ilgili yeni gelişmeler bildirildi. Gelen son bilgilere göre Kadırov'a iki suikast yapılmış ve mürted lideri ortadan kaldırmayı hedefleyen ve başarısız sonuçlanan bir plan ortaya çıkarılmıştır. Tüm bu olayların 20 ve 28 Temmuz 2008 tarihler içeresinde meydana geldiği ifade edildi. Böylece bazı Rus haber ajansları, özellikle "Komsomolskaya Prava" gazetesi, Rus işgalcilerin Çeçenistan'daki ana üssü olan Hankale'deki işgalci komutanlığın içindeki kaynaklara dayanarak, "Kadırov'un çevresinde ona suikast amacı taşıyan bir tezgahın ortaya çıkarıldığını" duyurdu. Tezgahın ortaya çıkarıldığı sırada tezgahçılardan biri ateş açarak, içinde Kadırov'un yakın koruması olan "Patriot" lakaplı korumayla beraber 3 Kadırovcu mürtedi öldürdü.
İlginçtir, Kavkaz Center'in daha önce Dokka Umarov tarafından Kadırov'a bir not ve 3 fişeğin gönderildiği ile ilgili haberi KP gazetesinin kaynaklarınca doğrulanıyor.
İçkeriaİnfo haber ajansının duyurduğu haberde, 20 Temmuz Hosi-Yurt köyünde infaz edilen altı Çeçen'e akrabalık bağları olan birçok Çeçen genç dağlara kaçarak mücahitlere katıldığını bildirdi. Onların akrabalarına ültimatom verilerek, eğer dağlara kaçan gençler en kısa süre içinde geri getirilemezse onların baba ve anne tarafından tüm yakın akrabalarının infaz edileceği şeklinde tehdit edildi. Ültimatom aynı gün 20 Temmuz'da verilmişti.
Bu arada Kavkaz Center haber ajansının kaynağı Hosi-Yurt köyünde yaşanan olaylar ile ilgili ek bilgi bildirdi.
Haber kaynağına göre, Kadırov'a suikasta katılanlarından biri Moskova'da okumuş genç bir adamdı ve Kadırov'un çevresine referans yoluyla sokulmuştu, çünkü mürted liderle akrabalık bağları vardı.
Bu genç adamın, baba Kadırov'un kuzenlerinden birinin oğlu olduğu bildirilmişti. Onlar Hosi-Yurt köyünün diğer sakinleriyle beraber suikast hazırlamışlardı.
Bu gençlerden birinin babasının kendi oğlunu "Vahhabilere (!) karşı sempatisi" olduğu konusunda şüphelenerek onu Kadırov'a sattığı ifade edildi. Korkunç işkencelerden sonra genç adam kendi arkadaşlarını ele vermek zorunda kaldı. Fakat bazılarının mücahitlere katılmak için dağlara kaçmayı başardığı bildirildi. Bazılarının ise yakalanarak hunharca işkence edilerek infaz edildiği ifade edildi.
Tüm bu gençler zengin ailelerden geliyorlar ve onların babaları Kadırov'un sözde "hükümetinde" çalışıyorlardı.
Haber kaynağı Kadırov'un yaşananlardan çok kızgın ve korkmuş olduğunu ifade ediyor. O tüm Hosi-Yurt köyünün sakinlerini, Kadırov'a karşı savaşmayacağı ve kendi çocuklarını düşmanca hareketlerden uzak tutacaklarına dair bir belge imzalamaya mecbur tuttuğu bildirildi. Belgi de fiziksel kaba kuvvet altında imzalatılıyor.
Hosi-Yurt köyünde Kadırov'u korumak için Rus özel timcilerin sevk edildiği duyuruldu.
Haber kaynağı ayrıca, geçen Perşembe günü Hosi-Yurt ve Baçi-Yurt köylerini bağlayan yolda Kadırov'un kortejnini silahlı saldırıya uğradığını bildirdi. Saldırı sonucu mürtedler arasında ölü ve yaralı olduğu ifade ediliyor.
28 Temmuz tarihinde Kadırov'un Rusya'nın Yaroslav şehrinden Gudermes'e geldiğinde tabancadan ona ateş açıldığı bildirilen haberler arasında. Saldırı sırasında Kadırov'un korumalarından birinin yaralandığı ve saldırganın olay yerinde öldürüldüğü ifade edildi.

Obama: Ladin şehit olmasın!..
ABD’de Demokratik Parti’nin başkan adayı olan Senatör Barack Obama, 4 Kasım’da

yapılacak seçimlerde başkan seçilmesi halinde El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i ölü ele geçirerek “şehit olmasına” yol açmak yerine sağ yakalayıp adalete teslim edeceğini söyledi.
Demokratik Parti’nin başkan adayı Barack Obama kampanya uçağında.
Güvenlik danışmanlarıyla önceki gün bir toplantı yapan Obama, daha sonra düzenlediği basın toplantısında, Bin Ladin’i ne şekilde ele geçirmek istediğinin sorulması üzerine, “Önemli olan bunu, tüm dünyanın onun kanlı eylemlerinin farkına varmasını sağlayacak bir şekilde yapmak ve onu bir şehit haline getirmemektir” dedi. Obama, böylece ABD’nin “terörle savaşı sırasında temel sözleşmelere uyduğunun” da gösterilebileceğini belirtti. Obama, Bin Ladin’in yargılanma şeklinden bahsederken de Nazi liderlerinin yargılandığı Nüremberg duruşmalarını örnek verdi.
Cumhuriyetçi Partili rakibi John McCain’in kampanya görevlilerinin, kendisini “teröristlerin yargılanmasını savunduğu için 11 Eylül öncesi bir kafa yapısına sahip olmakla” eleştirmesine de sert şekilde karşılık veren Obama, “Usame Bin Ladin ve üst düzey liderleri, yani 3 bin Amerikalıyı öldüren insanlar, Pakistan’ın kuzeybatısında özgürce hareket edip dünyaya nefret dolu ses mesajlarını yayabiliyorlar. Bu, terörle savaşta Bush-McCain yaklaşımının sonucudur” dedi.

Fatih'in 'Kanunname'si yurt dışına kaçırılmış 

Fatih Sultan Mehmet dönemine ait önemli belgelerin de değişik yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı bildirildi.  Hollanda'nın Rotterdam İslam Üniversitesi (IUR) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Fatih Sultan Mehmet'in, Kütahya sancağında Tavşanlı tuzu dışındakilerin kullanımını yasaklamasına ilişkin tek nüsha olarak hazırlanan kanunnamenin, Fransa'da Paris Halk Kütüphanesinde bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, Fatih Sultan Mehmet döneminde Kütahya sancağını ilgilendiren tek kanunnamenin, Tavşanlı'ya ait Tuz Yasaknamesi olduğunu anlatarak,

Osmanlı Devleti'nde tuzun, stratejik bir önemi bulunduğunu kaydetti. Yasaknamenin 1478 yılında hazırlandığının sanıldığını belirten Prof. Dr. Akgündüz, ''Tavşanlı ekonomisinin gelişmesi için burada üretilen tuzun dışındakilerin kullanılması yasaklanmış'' dedi. Yasaknamenin tek nüsha olarak Fatih Sultan Mehmet'in mührüyle yayımlandığını dile getiren Prof. Dr. Akgündüz, genellikle Fatih dönemine ait önemli belgelerin Paris Milli Kütüphanesinde bulunduğunu kaydetti. Bunun çeşitli sebeplerinin bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Akgündüz, şöyle konuştu: ''Bunun önemli sebebi ya bir kısım yazmaların Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa devletleri tarafından özellikle işgal yıllarında belli kütüphanelerden çalınması ya da şuursuz halkımız tarafından ellerindeki bir kısım önemli vesikaların sahaflarda cüzi fiyatlarla satılığa çıkarılmasıdır. Dünya çapında ünlü bilim adamları, arşivlerden