 |
|
DIŞ HABERLER |
|
|

''Ne zaman
Müslümanlar cihadı terk etti o zaman Allah bize
zillet verdi''
Bismillahirrahmanirrahim!..
Kavkaz Center / Allah'ın rahmeti ve bereketi
Resulü Muhammed (s.a.s.)'e, ehline ve kıyamet gününe
kadar yolunu sürdüren tüm muvahhidlerin üzerine
olsun. (AMİN)
Allah (c.c.); Kuran-ı Kerim'in Enfal Suresi'nin 65.
ayetinde şöyle buyurur: "Ey Peygamber! Müminleri
savaşa teşvik et. Sizden sebat sahibi 20 kişi
bulunsa onlardan 200 kafiri yener. Yine içinizden
100 kişi olsa o kafirlerden 1000 kişiyi yener. Çünkü
o kafirler, anlamayan bir topluluktur." Biz
Müslümanlar, ümmetin ciddi problemlerle karşı
karşıya olduğu ve dünya Müslümanlarının bir değişime
ihtiyaç duyduğu noktasında mutabıkız. Fakat maalesef
ümmet, güncel problemlere çözüm bulma konusunda
bütüncül bir yaklaşıma sahip değildir. İşte bu bizim
hatalarımız içinde en başta gelenidir. Her şeye
kadir olan Allah-u Teala, mübarek kitabımız Kuran'da
şöyle buyurur: "Hepiniz toptan Allah'ın ipine
sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın
üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz
birbirinize düşman idiniz de O (c.c.), kalplerinizi
birleştirdi. İşte O'nun nimetiyle kardeş oldunuz.
Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken sizi
O(c.c.) kurtardı. İşte böylece Allah, ayetlerini
size böyle açıklıyor ki doğru yola eresiniz." (Ali
İmran, 103) Hepimiz Kuran'a ve Sünnet'e sahip
olduğumuz müddetçe aramızda hiçbir anlaşmazlık ve
ayrılık olamaz. Bizler farklı gruplara ayrılma ve
Kur'an ve Sünnet'ten başka mercilerden referans alma
konusunda izin verilmiş değiliz. Dolayısıyla çağdaş
dünyanın tehditlerine karşı önlemlerimizi Kur'an ve
Sünnet'te aramak zorundayız. Özellikle Allah
Resulü'nün şu hadisi, hiç şüphesiz problemlerimizin
kaynağını ve çözüm yolunu net bir şekilde açıklıyor:
"İyne ile alışverişe başladığınız, öküzün kuyruğuna
takıldığınız ve çiftçilikle yetinip Allah yolunda
cihadı terk ettiğiniz zaman Allah size öyle bir
zillet verir ki dininize dönene kadar da onu
üzerinizden kaldırmaz." (İmam Ahmed)
Bu hadis, problemi ve onun çözümünü açıkça
belirtiyor. Problemimiz nedir? Ticaret yapıp cihadı
terk etmek... Ne zaman Müslümanlar cihadı terk etti,
Allah da üzerimize zilleti gönderdi.
Allah Resulü'nün dediğine göre bizler, dinimize
dönünceye kadar O (c.c.) bu zilleti bizden
kaldırmayacaktır. O (s.a.s.), bizim ticaret ve
ziraatta ilerlediğimiz zaman ümmetin muzaffer
olacağını söylemedi. Böyle bir görüşün
destekçilerinin, Kur'an ve Sünnet'ten hiçbir
dayanakları yoktur.
Ümmetin problemi nerede? Küfür dünyasının ekonomik
ve teknolojik başarılarında mı? Hayır,
Peygamberimizin dediği gibi cihadın terk
edilmesinde. Sadece bir yol var: inancımızın özüne
dönmek ve Allah'ın emirlerini uygulamaya geri
dönmek... Müslümanların en önemli görevi cihat
etmektir. Yine cihadı terk etmek İslam'ı terk
etmektir.
Ömer bin Hattab, bazı sahabelerin fethettikleri
verimli Ürdün topraklarında ziraat yapmaya
başladıklarını duyunca hasat zamanına kadar bekledi
ve o zaman bu tarlaların harap edilmesini emretti.
Bazıları kendisine şikayet için gelince şöyle dedi:
"Bu, ehl-i Kitab'tan insanların yapacağı iştir.
Sizin işiniz Allah yolunda savaşmak ve O'nun dinini
yeryüzüne yaymaktır."
Allah Resulü (s.a.s.) buyurdu ki: "Rızk, mızrağımın
ucundadır."
Bugün ümmetin mensuplarının büyük çoğunluğu cihattan
uzak durmaktadır. Bu da içinde bulunduğumuz üzücü
durumun sebebidir. Müslümanlar, mallardan ve
canlardan eksilme korkusuyla cihattan
kaçmaktadırlar. Ama Kur'an ve Sünnet'ten gelen
reddedilemez deliller, bunun yersiz bir sebep
olduğunu göstermektedir. Şunu görebiliriz ki;
Müslümanlar cihadı devam ettirdikleri ve Allah'ın
dinini yaydıkları zaman ümmet daha güçlü ve daha
zengin duruma gelmiştir. Ama ne zaman cihadı terk
ettiler Allah'tan bir zillet başlarına geldi.
Objektif veriler gösteriyor ki; Müslümanların cihat
ettikleri dönemlerde ölen insan sayısı dünyanın her
yanında milyonlarca insanın öldüğü bugünlere nazaran
çok daha azdı.
Kur'an'ın şu ayeti üzerinde düşünülmelidir:
"De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz,
eşleriniz, kabileleriniz, kazandığınız mallar,
durgun gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz,
hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resulü'nden
ve O'nun yolunda cihat etmekten daha sevimliyse
artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah,
fasıklar toplumunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)
Sıkıntılarımızın sadece bir tek çözüm yolu vardır ve
o da Peygamber Efendimiz (s.a.s) tarafından açıkça
belirtilmiştir. Bizim bütün yapmamız gereken de
sadece bu doğru yolu izlemektir. Ve sonuçta Şehid
Alim Abdullah Azzam'ın sözlerinden bir iktibas
yapmak istiyorum:
"Din için kanınızı vermekte cimri olmayın! Eğer
ciddi ve samimiyseniz canınızı ve kanınızı, onları
başlangıçtan önce size bağışlayan ve sizden satın
alan alemlerin Rabbi'ne takdim edin."
"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını
cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah
yolunda savaşırlar, ölür ve öldürülürler..." (Tevbe,111)
ALLAHU AKBAR! Müslüman Rus Amine
Çeviri: Press Medya Kavkaz Center |
|
Osetya'yı yıkan
bumerang şimdi Gürcistan'ı yakıyor

KavkazCenter/
Amerika'nın Kafkasya'ya girmek için sıçrama tahtası
olarak kullandığı Gürcistan'ın Güney Osetya'ya karşı
başlattığı askeri harekat gecikmeden Rusya'nın da
doğrudan taraf olduğu bir savaşa dönüşürken
Kafkasya'da tepetaklak felaketlere sürükleniyor.
Önceki geceden itibaren Güney Osetya'nın başkenti
Tshinval'i füze ve tank ateşleriyle yerle bir edip
en az 2000 bin sivilin yaşamına mal olan
Gürcistan'ın saldırganlığına karşı bugün Rusya'nın
Gürcü kentlerini vurmasıyla savaşın rengi tamamen
değişti. Rus barış gücünün de hedef olması üzerine
misilleme harekâtına girişen Rusya 150 tankla
Tshinval'e girip Gürcü birliklerini geri
püskürtürken Rus savaş uçakları da Vaziyani üssü ve
Marnueli havaalanının ardından Karadeniz'de Hazar
petrolünün Batı'ya sevk noktası olarak Gürcistan
için stratejik önem arz eden Poti limanını yerle bir
etti. Rusya, Güney Osetya'ya saldırarak Kafkasya'da
savaş tarihine bir çentik daha atan Gürcistan'ın
Senaki üssünü de vurdu. Rusya'dan en sarsıcı darbeyi
ise Gori kenti aldı. Gori'deki üs ve bazı binalar
hedef olurken bölge sakinleri Gürcistan'ın başkenti
Tiflis'e doğru kaçmaya başladı. Gürcistan'ın
demiryolu şebekesi ve bazı köprüler de tahrip
edildi. ‘Gürcüler Tshinval'den çekildi'
Tiflis toplam 10 Rus savaş uçağını düşürdüğünü ileri
sürerken Rusya sadece iki uçağının vurulduğunu
belirtti. Ayrıca Gürcistan 10 Rus tankının imha
edildiğini savundu. Bir Rus pilotunun da yaralı
olarak ele geçirildiği kaydedildi.
Gürcistan Ekonomik Kalkınma Bakanı Ekaterina
Şaraşidze de, Rus uçaklarının Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC)
petrol boru hattını hedef aldığını ama vuramadığını
iddia etti. Bu arada savaşın ilk günü Gürcistan'ın
yerle bir ettiği Tshinval'de yanan evler ve tanklar,
kaçışan kadın ve çocuklar görülürken Rusya Kara
Kuvvetleri Komutanı Vladimir Boldyrev, "Gürcü
birliklerini çıkardık, kenti özgürlüğüne
kavuşturduk" açıklamasını yaptı. Gürcistan Devlet
Başkanı Mihail Saakaşvili ise "Güney Osetya
bölgesini Cava dışında tamamen denetim altına aldık"
iddiasını sürdürdü.
Resmen savaş ilanı
Çatışmalar büyürken Saakaşvili, Rusya'ya resmen
savaş ilan etmekten de geri durmadı. Dün Güney
Osetya'yı tamamen ele geçirmek için yedekleri silah
altına çağırıp tam seferberlik ilan eden Saakaşvili,
bugün de Ulusal Güvenlik Konseyi'ni toplayıp "İlan
ediyorum; Rusya ile savaş halindeyiz" dedi. Hemen
ardından Saakaşvili'nin imzalamış olduğu 15 günlük
savaş hali kararı parlamentoda kabul edildi. Gürcü
lider parlamentodan olağanüstü hal ilanı için onay
istedi. Fakat anlaşılmadık bir şekilde olağanüstü
hal ilanı meselesi gündemden hızlıca düştü.
Rusya'nın demir yumruk gibi inmesi üzerine ABD
Başkanı George W. Bush "Rusya bombardımanı
durdursun, 6 Ağustos'taki statüye geri dönülsün"
açıklamasını yaparken Gürcü lider de konuşmasının
tonunu düşürdü. Saakaşvili ikinci açıklamasında
savaş ilan ettiklerini ama ateşkesten yana
olduklarını söyleyip "Savaş hali sıkıyönetim
rejimine geçildiği anlamına gelmiyor" dedi.
Savaşı başlatan taraf olduğu halde Saakaşvili bu kez
de Rusya'yı sorumlu tuttu. Saakaşvili Gürcistan'ın
Güney ve Kuzey Osetya'yı birbirine bağlayan geçitten
girip işgal hazırlığına başladığı için harekata
geçtiklerini iddia etti. Irak'taki 2 bin askerini
derhal geri çağıran Saakaşvili, Batum'daki
birliklerini de çatışma bölgesine sevk etti.
Rusya'nın iki şartı
Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ise Bush ile
görüşmesinde sorunun tek çözümünün Gürcistan'ın
çatışma bölgesinden çekilmesi olduğunu vurguladı.
Gürcistan'dan saldırmazlık anlaşması imzalanmasını
da isteyen Medvedev "Gürcistan'ın barbarca
hareketleri sonucu binlerce insan öldü ve
onbinlercesi mülteci durumuna düştü" dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da sivil ve Rus
barış gücüne saldırı yapılan her yeri
bombalayacaklarını söyledi. Gazetecilerin 'Tiflis'i
de vuracak mısınız' sorusu üzerine Lavrov,
"Tiflis'ten saldırı geleceğini sanmıyorum ama
saldırı için kullanılan bütün yerler güvende
olmayacak" dedi. Rusya'nın NATO elçisi Dmitri
Rogozin de "Güney Osetya'da olup bitenler etnik
temizlik ve soykırım" ifadelerini kullandı.
İkinci cephe Abhazya'da
Abhazya da Güney Osetya ile dayanışma sergilemek
için Gürcistan'ın işgal ettiği toprakları üzerinde
ikinci bir cephe açtı. Saakaşvili'nin 2008'e kadar
geri alma vaadi yüzünden Güney Osetya'dan sonra
sıranın kendilerine geleceğini hesaba katan Abhazya,
Yukarı Kodor vadisini bombalamaya başladı. Yukarı
Kodor'da Tiflis'in 2006'da kurdurduğu "alternatif
Abhazya yönetimi", vadide iki köyün Rus uçakları
tarafından bombalandığını söylerken Sohum,
Abhazya'nın hem toplarla hem savaş uçaklarıyla
harekata geçtiğini duyurdu. Abhazya Dışişleri Bakanı
Sergey Şamba da "Abhaz silahlı kuvvetleri Gürcü
askerlerini Kodor'dan çıkarmak için operasyon
başlattı" dedi. Ajans Kafkas'a ulaşan bilgilere
göre, Abhazya karadan da Gürcistan'la sınırı teşkil
eden İngur nehrine doğru ilerlemeye başladı. Sohum
kaynakları askerlerin Gürcü birlikleriyle
karşılaşmadığını belirtirken Saakaşvili "Abhazların
saldırısını geri püskürttük" dedi. Abhazya'nın
niyeti Kodor'daki Gürcü birliklerini tamamen söküp
atmak ve bölgede kontrolü sağlamak. Gürcistan 1994
Moskova Anlaşması'nı ve BM'nin ilgili kararlarını
çiğneyerek 2006'da Kodor'un üst kısmına askeri
yığınak yapmıştı. BM Güvenlik Konseyi'nin iki
kararına rağmen Tiflis askerlerini çekmemişti. |
|
Sırp tohumu, insan
kasabı Radovan Karadziç yakalandı

13 yıllık kaçışının
ardından Belgrad'da yakalanan Bosna kasabı
Karadziç'in ilk isteği berber oldu. Yakalandığında
başına çuval geçirildiği belirtilen Karadziç'in, MI6
ve CIA'nın ortaklaşa operasyonuyla ele geçirildiği
ve kendisini diğer kasap Mladiç'in ele verdiği öne
sürüldü. Bosna Savaşı'nın baş savaş suçlusu Radovan
Karadziç'in yakalandıktan sonraki ilk isteği tıraş
olmak oldu. Yakınlarının Reuters haber ajansına
verdikleri bilgiye göre, uzun saçı ve sakalı ile 13
yıl kaçtıktan sonra Belgrad'ın bir banliyösünde
otobüste yakalanan ve en son 14 yıl önce sakal
tıraşı olan Karadziç ilk olarak berber istedi.
Karadziç'in
yakalanmasında, halen aranan Sırp General Ratko
Mladiç'in, Alman ajanlarına verdiği istihbaratın
etkili olduğu öne sürüldü. Teslim olma koşulları
konusunda yetki- lilerle pazarlığa oturan Mladiç'in
en fazla birkaç hafta içerisinde yakalanacağı
kaydedildi. Hafta sonunda Lahey'e gönderilmesi
beklenen Karadziç'in cuma günü yakalanmasından
birkaç hafta öncesinde Sırp istihbarat servisinin,
yabancı bir istihbarat servisinden çok önemli
bilgiler aldığı öne sürüldü. Buna karşın Belgrad
yönetimi, operasyonda kesinlikle yabancı istihbarat
birimlerinden yardım almadıklarını açıkladı. ABD ve
İngiliz basınında, İngiliz istihbaratı MI6 ve
Amerikan istihbaratı CIA tarafından bulunduğu ileri
sürüldü.
Sırp savaş suçlusu zanlısının avukatı Svetozar
Vujaciç, Karadziç'in “fiziken ve ruhen iyi durumda”
olduğunu kaydetti. Avukat, “Sessiz durarak kendini
savundu. Tanrının yardımı ile temize çıkacağına
inanıyor” diye konuştu. İnternette Dragan Dabic
adıyla yayın yaptığı anlaşılan Karadziç'e, “soykırım
yapmak”, “soykırıma suç ortaklığı yapmak”, “kasıtlı
adam öldürme”, “insanlık dışı fiilleri işleme” ve
“1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek'te, Bosnalı
Müslümanlar, Bosnalı Hırvatlar ve Bosna'daki Sırp
olmayan diğer sivillere karşı diğer suç fiillerini
işleme” suçlamaları yöneltiliyor.
'Sırp kasap'ın başına 5 milyon dolar ödül vardı.
Cuma günü Belgrad'ta yakalanan savaş suçlusu
Karadziç'in ABD tarafından başına ödül olarak
konulan 5 milyon doları kimin alacağı merak
ediliyor. Washington yönetimi, 11 ayrı suçtan
Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde
yargılanması beklenen Sırp liderin yakalanmasına
yardım edenlere 5 milyon dolar ödül vereceğini
açıklamıştı. Bir otobüste yakalanan Karadziç'in
sadece Sırp istihbarat birimleri tarafından
yakalanıp yakalanmadığı sorusuna net bir cevap yok.
Miloseviç'in hücresinde kalacak Karadziç'in Lahey'e
gönderilene kadar yine Bosna kasabı Miloşeviç'in
öldüğü hücrede kalacağı öğrenildi. |
|

Kadın
demediler, çocuk demediler; 1.100 kişiyi
katlettiler...
Rus mezalimleri tüyler ürpertici, tanklarla kurşuna
dizmişler...
(asilkan.org)
Çeçenya'daki toplu
mezarlar niçin şimdi keşfediliyor?
KavkazCenter/ Geçtiğimiz 10 gün zarfında
Çeçenya'dan gelen en az iki haber, Rus basınında ve
insan hakları çevrelerinde aktif bir tartışma konusu
oldu. İlk olarak, Çeçen başkenti Cevherkale'deki
(eski Groznıy) Hıristiyan mezarlığı civarında,
içinde 800 silahsız sivilin bulunduğu bir toplu
mezarın keşfedildiği haberi geldi. Basında yer alan
haberde, yerli halka dayandırılarak, aktif savaş
operasyonlarının sürdüğü sırada burada Rus
işgalcilere ait bir çeşit askerî laboratuar
bulunduğu bilgisi verilmekteydi. İnsanlar kitle
çapında katledilmiş ve laboratuarla üsse uzak
olmayan bir noktada gömülmüşlerdi.
Geçen Çarşamba günü Çeçenya'dan geçilen haberde ise,
yeni keşfedilen bir başka toplu mezar sözkonusuydu.
Bu kez, 300 kadar kadın, yaşlı ve küçük çocuğun, Rus
işgalciler tarafından sözde insanî yardım koridoru
vesilesiyle tuzağa düşürülerek top ve tank ateşiyle
acımasız biçimde öldürüldüğü bir katliama ait toplu
mezardı bulunan. Yaralıların işini ise özel sniper
timleri bitirmişti.
Kadın ve çocuklara ait cesetler, Goryachevodsk şehri
yakınlarında defnedildi.
Çeçenya'daki gömülme alanlarının keşfedilmesiyle
ilgili haberlerin niçin ilginç olduğu noktasında iki
sebep söz konusu. İlki, bu "keşifler"e öncülük
yapanların yerli kukla yapılanmaları oluşu. İkincisi
ise, tüm Çeçenya'nın yerini ve niteliğini gayet iyi
bildiği bu toplu mezarların niçin şimdi
"keşfedildiği" hususu. Oysa tüm Çeçenya'da böylesi
yüzlerce gömülme alanı mevcut.
Memorial İnsan Hakları Merkezi üyesi Usame Baisayev,
"Bu hadise (Goryachevodsk yakınlarındaki toplu
mezarın keşfi - KC), 2005 yılında hazırladığımız
‘Burası İnsanların Yaşadığı Çeçenya: Şiddetin Tarihî
Kayıtları)' adlı belgesel nitelikli kitabımızın
üçüncü bölümünde teferruatıyla ve yaşayanların
şâhitlikleriyle anlatıldı. Fakat o dönem yetkililer
hiç de ilgilenmediler bununla. Ne var ki bugün bu
hadise hakkında yüksek sesle konuşmaktalar,"
şeklinde bir hatırlatmada bulunuyor.
Rus işgalcilerin Savcılık Bürosuysa sadece iki
"cezaî kovuşturma" açıldığını ilân ediyor. Bu haber
üzerine Kuzey Kafkasya Barış Merkezi adlı toplum
kuruluşunun başkanı Aset Malsagova, "Yani bu
askeriye tarafından işlenen 200.000 civarı suça
nazaran nedir?" şeklinde öfkeyle mukabele ediyor.
Yine de, mahallî insan hakları aktivistlerinin neler
olup bittiğini tam olarak kavrayamadıkları
görülüyor. Mesele, bunca zamandır bilinen bu
"keşiflerin" bugüne dek hiç rastlanmamış bir
nitelikte gündeme gelmesinde düğümleniyor çünkü.
Aynı şekilde ilginç olan bir başka husus da, askerî
mahkemenin muhtemel sonuçlarının ve savaş
suçlularını yargılama gereğinin gayet hararetli
biçimde tartışıldığı haberlerin, bu "keşifler"
vesilesiyle medyada geniş yer tuttuğunu görmek.
Tüm yapmanız gereken, İkinci Rus-Çeçen Savaşı
sırasında Rus birliklerinin başkomutanının kim
olduğunu hatırlamak, yani böylelikle kimin
suçlandırılacağını anlamak için tüm bu toplu
mezarların ait olduğu savaş dönemindeki başkomutanı
hatırlamak.
Eğer unutan varsa, şu ânki Rusya Federasyonu
Başbakanı Vladimir Putin'den başkası değildi o.
Toplu mezarların "keşfedilmiş" olmasının,
birilerinin Putin'in kariyerinin altını oymak
isteyişinin işareti olduğunu ve Kadirov'un da Putin
karşıtı kampa katıldığını iddia etmek için henüz çok
erken. Ancak yine de, "Çeçen keşifleri"nin Rusya'nın
"Beyaz Sarayı"nda, Rus birliklerinin eski
başkomutanının şimdilerde "çalıştığı" Parlamento
Binasında yankılanacağı rahatlıkla söylenebilir.
Ayrıca besbelli ki, Kremlin'deki en yüksek seviyede
yetkililerin onayı olmaksızın bu toplu mezarlar da
asla "keşfedilmiş" olmazdı. Kremlin'deki birileri
onların keşfedilmesine ihtiyaç duydu anlaşılan.
Çeviren: Press Medya, Ruslan Sinbarigov, Kavkaz
Center
(Bu
haberler güdümlü Türkiye basınında neden yok, neden
Türkiye'de milliyetçi geçinen Türk Liderler
bunlardan bihaber?) |
|
Srebrenitsa
katliamı için BM'ye toplu dava

1995 yılında Bosna
Savaşı'nda yakınlarını kaybeden 6 bin kişi Hollanda
ve BM hakkında toplu dava açmaya başladı.
Bosna Savaşı'nda 1995'teki Srebrenitza katliamında
yakınlarını kaybeden 6 bin kişi, Hollanda ve BM
hakkında toplu dava açtı. Lahey'de Srebrenitza'daki
katliamıyla ilgili üç gün önce bireysel davalar
açılmasının ardından, dün katliamın 6 bin mağduru
Hollanda ve BM aleyhinde dava açtı. BM adına
açıklama yapan sözcü Michelle Montas, “Genel
Sekreter Ban Ki-mun, katliamdan kurtulanların ve
zalimce öldürülenlerin yakınlarının hislerini
paylaşmaktadır” dedi. Katliamla ilgili ilk bireysel
dava, Hollanda devlet mahkemesinde Srebrenitza'da
annesini, babasını, kardeşini yitiren, ancak BM'ye
bağlı koruma gücünde çevirmen olarak çalıştığı için
hayatta kalabilen Hasan Nuhanoviç tarafından
açılmıştı. İkincisi ise Hollanda taburunda elektrik
teknisyeni olarak çalışmasına rağmen katliamdan
kurtulamayan Rizo Mustafiç'in ailesi tarafından
açılmıştı. 6 bin kurban yakınının açtığı davada,
Srebrenitza'da 1995'te yaşanmış olan süreç, ince
ayrıntılarıyla ele alınacak. Davacılar 4 milyar
dolar tazminat talep ediyor. Srebrenitza'nın Bosnalı
Sırplarca kuşatılması sırasında yapılan katliamda
sekiz bin Bosnalı Müslüman can vermişti. Katliamda
en ağır suçları işlemiş olan General Mladiç ve çocuk
doktoru Radovan Karaciç ise hâlâ Lahey Birleşmiş
Milletler Savaş Suçları Mahkemesi tarafından
aranıyor ancak bulunamıyor. |
|

Filistin halkına
yardım götüren gönüllü üç Türk Mısır'da gözaltına
alındı
Türkiye'den Gazze'ye
yardım etmek için giden Yardımeli Derneği
görevlileri, Mısırlı emniyet güçleri tarafından
gözaltına alındı.
Mısır üzerinden
Gazze'ye geçmek isteyen Yardımeli Derneği Genel
Sekreteri Osman İlhan ve beraberindeki 2 gönüllü,
Mısırlı yetkililerce geçtiğimiz salı günü bilinmeyen
bir sebeple gözaltına alınarak sorguya tabi tutuldu.
Sebebini bilmedikleri
bir gözaltıyla arkadaşlarının mağdur olduğunu
söyleyen Yardımeli Derneği Başkanı Dr. Sadık
Danışman, "Türk ve Mısır büyükelçilikleri nezdinde
yaptığımız girişimler sonucu arkadaşlarımız serbest
bırakıldı. Osman İlhan ve beraberindeki arkadaşların
ziyaret sebepleri Gazze'deki mağdur, mazlum ve
boykot altında yaşamını sürdürmeye çalışan Filistin
halkına yardım götürmek, yaralıları ziyaret etmek ve
Türk halkının selam ve moral desteğini Filistin
halkına iletmekten ibaretti." dedi. Müslüman bir
ülke olan Mısır'ın bir an evvel Filistin'in Refah
sınır kapısını açması gerektiğini belirten Danışman,
"Bizler dünya Müslümanlarına ve insan haklarına
duyarlı tüm insanlara sesleniyoruz. Filistin halkı
ile yardımlaşma ve dayanışma için sivil üstünlük ve
siyasi politik gücünüzü Refah kapısının açılması
konusunda bir an evvel göstermelisiniz. Daha büyük
utanç verici insanlık dramı yaşanmadan Gazze şehri
ambargo ve tecritten ve bu ölüm kusan saldırılardan
mutlaka kurtarılmalıdır." açıklamasını yaptı. |
|

Dokka Umarov Kafkasya
Emirliğin farklı vilayetlerine denetleme gezisi
yaptı
Kavkaz Center
/ Kafkasya Emirliğin Amiri Abu Usman (Dokka Umarov)
6 Zilhicce 1428-16 Muharrem 1429 (15 aralık 2007-24
ocak 2008) arasında Nohçiyço (İçkeriya) ve Ğalğayço
(İngushetia) vilayetlerinin farklı bölgelerinde
denetleme gezisi düzenledi. Gezisinde savaşın sıcak
olduğu bölgelerin kumandanlarıyla iştişare ve durum
raporunu değerlendiren toplantılar düzenledi.ordu
karargahlarında mücahitlerin yaşam şartları ve
durumlarını yakından inceledi. Amir Abu Usman ikinci
savaşın başlamasından beri ilk yıl olup,
mücahitlerin toplanıp kumandanların ve mücahitlerin
çabalarının takdire şayan olduğunu beyan
etti.Mücahitleri kış dönemi boyunca ordugahlarda
kaldılar. Amir bölgeler arasında mücahit
birliklerinin iletişim, güvenlik ve savaş zamanı
olan koordinasyonunu denetledi.Mücahit birliklerinin
eğitimi, genç mücahitlerin yetiştirilmesi ve
bölgelerde nasıl görevlendirilmesi gerektiği gibi
önemli konularda iştişare |
|
 |
|
|
|
Büyük Turan
Coğrafyası'ndan bir
Müstemleke Valisi
daha kaydı!..
Pervez Müşerref
istifa etti

Pakistan'a atanan
'Kurtarıcılar' yani
'Müstemleke
Valileri' göreve
gelir gelmez
Türkiye'ye gelmek
zorundadırlar.
Kardeş Pakistan
halkı ve uyutulan
Necip Milletimiz
bunu kardeşlik
bağlarına yorarlar.
Ama kazın ayağı öyle
değil. Pervez
Müşerref ihtilal
yaptığı hafta
Türkiye'ye çağrıldı.
Demirel ABD
Müstemlekecileriyle
hazırlanan
'Müstemleke ilkeleri
dosyası'nı
Müşerref'in eline
tutuşturuverdi. Ama,
Kardeş Pakistan
halkı bir türlü bu
Müstemleke Valisini
içine sindiremedi.
Çok iyi derecede
Türkçe bilen Pervez
de halkına daha
fazla ters
düşemeyeceğini
anlayarak istifa
etmek zorunda kaldı.
Necip Türk Milleti,
Büyük Turan'ın yanı
başındaki bu durum
konusunda doğru
bilgilendirilmeli,
76 reklam veren
Siyonist şirketin
yönettiği müstemleke
basınımızı okuyup,
itibar etmemelidir.
Azil süreci ile
karşı karşıya kalan
Müşerref, bugün
televizyon
aracılığıyla halka
seslendi. "Önceliğim
Pakistan" diyen
Müşerref, askeri ve
ekonomik sıkıntılar
karşısında "iyi
niyetle" çalıştığını
söyledi. Müşerref,
"Çıkarlarını düşünen
bazı çevreler, benim
hakkımda yanlış
iddiaları ortaya
attı ve halkı
kandırdı. Son 9
yılda yaşadığımız
sıkıntıları benim
üzerime attı. Bu
kesinlikle yanlış."
diyerek kendini
savundu. Müşerref,
televizyon
konuşmasında, istifa
edeceğini de
açıkladı. Müşerref,
istifasının bugün
meclis başkanlığına
teslim edileceğini
söyledi.
Suikasta kurban
giden eski Başbakan
Benazir Butto'nun
lideri olduğu
Pakistan Halk
Partisi
öncülüğündeki
koalisyon hükümeti,
8 Ağustosta,
Müşerref hakkında
azil işlemi
başlatmayı
planladığını
açıklamıştı.
Hükümet, azil
sürecinde Müşerref
hakkındaki
suçlamaları,
anayasayı ihlal
ettiği ve yetkisini
kötüye kullandığı
konularında
yoğunlaştırmıştı.
Müşerref,
Pakistan'da 1999
yılında ordunun
müdahalesiyle
iktidarı ele
geçirmiş, daha sonra
devlet başkanı
olmuştu.
İSTİFANIN ARDINDAKİ
SÜREÇ
Pakistan Devlet
Başkanı Pervez
Müşerref,
iktidardaki
koalisyon
hükümetinin azil
süreciyle karşı
karşıya kalmasının
ardından bugün
istifa edeceğini
açıkladı.
Pakistan'da devlet
başkanının
istifasının ardından
beklenen sürece
ilişkin bazı
bilgiler şöyle:
-Anayasaya göre,
meclisin üst kanadı
olan Senatonun
Başkanı Muhammedian
Sumro devlet başkanı
vekili olacak.
-Yeni devlet başkanı
30 gün içinde beş
yıllığına seçilecek.
-Devlet başkanı,
meclisin iki kanadı
ve dört eyalet
meclisinin
üyelerinden oluşan
bir seçiciler kurulu
tarafından
seçilecek.
Pakistan'da devlet
başkanlığının
Müşerref döneminde
geleneksel rolünden
çok daha fazla
yetkileri
bulunuyordu.
İktidardaki
koalisyon hükümeti,
Müşerref'in elinde
tuttuğu meclisin
feshedilmesi ile
askeri ve yargı
atamalarını yapma
yetkilerini devlet
başkanlığının
sorumluluk
alanlarından
çıkararak bu mevkiyi
sembolik hale
getireceği
açıklamaları
yapmıştı. |
|

Alman
ırkçılar 2 Türkü tarayarak
öldürdüler
Almanya'nın Hessen eyaletinde bir
İtalyan dondurmacıda iki Türk bir
Yunanlı silahlı saldırı sonucu
öldürüldü. Alman polisi saldırıyla
ilgili iki şüpheliyi gözaltına aldı.
Alman polisi saldırıyla ilgili iki
şüpheliyi gözaltına aldı. Darmstadt
kentine yakın Rüsselheim kasabasında
dün akşam saatlerinde İtalyan
dondurmacıyı basan kimliği belirsiz
kişiler ikisi Türk üç kişiyi
öldürdü. Saldırıda Yunan kökenli bir
kadın da hayatını kaybetti. Ağır
yaralı bir Türk ise hastanede ölüm
kalım mücadelesi veriyor. Alman
polisi ölenlerin kimliği hakkında
henüz resmi bir açıklama yapmazken,
ilk bilgilere göre ölenlerin Türk
kökenli olduğu belirtiliyor. Saldırı
sonrası Alman polisi geniş çaplı bir
operasyon başlattı. Dört
saldırganların silah ve bıçaklarla
saldırdığı belirtildi. Saldırının
olduğu bölgenin yerel gazetesi
Darmstaedter Echo'nun internet
sitesinde yer alan habere göre ise
saldırıyı gerçekleştirenlerin de
Türk kökenli olduğu iddia edildi.
|
|

Jet mahkeme
Sırp savaş suçlusu
Karadziç, Lahey'de
bulunan Uluslararası
Savaş Suçları
Mahkemesi'ne teslim
edildi. Önceki gece
BM askerleri ve Sırp
özel timleri
tarafından yüksek
güvenlik önlemleri
altında jetle
Lahey'e götürülen
Karadziç bugün
yargıç önüne çıkacak
13 yıllık kaçışının
ardından Belgrad'da
yakalanan Bosna
Kasabı Karadziç,
Hollanda'da bulunan
Uluslararası Savaş
Suçları Mahkemesi'ne
teslim edildi.
Önceki gece yüksek
güvenlik önlemleri
altında maskeli BM
askerleri ve
Sırbistan gizli
polisi
yetkililerinin
eşliğinde jetle
Lahey'e götürülen
Karadziç bugün
yargıç önüne
çıkacak. Mahkemede,
Karadziç'e
suçlamaların
okunmasının ardından
suçlamaları kabul
edip etmediği
sorulacak.
Karadziç'in soruya
cevap vermemesi
halinde davaya 30
gün ara verilecek.
Dava 1 ay sonra
yeniden
toplandığında
Karadziç'e aynı soru
yönetilecek.
Karadziç'in sessiz
kalması halinde
“suçlamaları kabul
etmediği” kanaatine
varılıp dava devam
edecek. Bosnalı
Sırpların eski
siyasi lideri
Radovan Karadziç,
1990'lı yılların
başlarında eski
Yugoslavya'yı kırıp
geçiren “etnik
temizliğin” başlıca
aktörlerinden biri
olarak kabul
ediliyor.
GÖLGESİ BİLE
GÖSTERİLMEDİ
Üzerinde Sırp
hükümetinin işareti
bulunan beyaz bir
jetle, önceki akşam
saatlerinde
Rotterdam'a
götürülen Karadziç,
uçak indikten 45
dakika sonra da 2
siyah araçla Lahey'e
ulaştırıldı. Öte
yandan, Karadziç'in
avukatı Sveta
Vuyaciç,
müvekkilinin hakim
önüne ilk çıktığında
savunma
vermeyeceğini ve
mahkemeden
savunmasını hazırla-mak
için 30 gün süre
isteyeceğini
bildirdi.
MİLOSEVİÇ'İN
HÜCRESİNDE
Eski Yugoslavya'nın
ölen devlet başkanı
Slobodan
Miloseviç'in
tutulduğu
hapishaneye
nakledilen Karadziç,
Lahey kenti
yakınındaki sahil
kasabası
Scehevingen'de
bulunan yüksek
güvenlikli
hapishanede
tutuluyor. Miloseviç,
dava süreci
sırasında
hapishanede
tutulurken ölmüştü.
84 hücrenin
bulunduğu
hapishanede halen
Hırvatistan, Bosna
ve Kosova'da işlenen
savaş suçlarıyla
suçlanan 37 sanık
bulunuyor. Odalarda
yatak, çalışma
masası, tuvalet ve
duşakabin bulunuyor.
Zanlılar istemeleri
halinde odalarına
bilgisayar konuluyor
ancak internet
bağlantısı
bulunmuyor.
Son adres Lahey!
1993'te kurulan Eski
Yugoslavya İçin
Uluslararası Ceza
Mahkemesi, 1998'de
eski Yugoslavya
devlet başkanı
Miloşeviç'i savaş
suçlusu ilan etti.
Miloşeviç, 11 Mart
2006'da savaş
suçlarından
yargılandığı sırada
ölmüştü. Diğer Sırp
'savaş suçlusu'
Ratko Mladiç ise
hala aranıyor.
Mahkeme tarafından
en çok aranan
isimlerin başında
gelen ve 150 Sırp'ın
ölümünden sorumlu
tutulan Hırvat
General Ante
Gotovina da 2005'te
İspanya'da
yakalanmıştı.
SOKAKLARA DÖKÜLDÜLER
Belgrad'da
onbinlerce kişi,
Sırp savaş suçlusu
Karadziç'e destek
vermek için
sokaklara döküldü.
Milliyetçi sloganlar
atan “Sırp
Kahramanı” yazılı
posterler taşıyan
protestocular,
hükümetin, Radovan
Karadziç'i
yargılanmak üzere
Lahey'e göndermesine
karşı çıkıyor.
Karadziç'e destek
için yapılan
gösterilerde çıkan
çatışmalarda polisin
plastik mermi ve
gözyaşartıcı gaz
kullandığı
bildirildi.
Sırbistan'ın başka
kentlerinden ve
Bosna'dan
otobüslerle gelen
aşırı milliyetçilere
karşı, başkentin
çevresinde çok
sayıda polisin
görevlendirildiği
belirtiliyor.
Suç dosyası hayli
kabarık
Karadziç 11 ayrı
suçla itham
ediliyor.
Srebrenitza ile
Bosna'nın diğer
yerlerinde soykırım
Srebrenitza ile
Bosna'nın diğer
yerlerinde soykırım
suçuna iştirak
İnsanlığa karşı
işlenen toplu imha
suçu
İnsanlığa karşı
işlenen cinayet suçu
Savaş yasaları veya
geleneklerini ihlal
ederek cinayet
işlemek
Cenevre
Sözleşmelerinin
savaşla ilgili
maddelerini ihlal
ederek kasıtlı adam
öldürme
Zulmetme. Sınır dışı
etme ve diğer
insanlık dışı
eylemlerde
bulunmakla ilgili
iki suç
Siviller üzerinde
terör uygulama
Rehin alma. |
|

Biraz da
Amerikalılar
düşünsün!..
ABD'de, bir içki
markasının yeni
reklam kampanyasında
yayınladığı harita
Amerikalıları
çılgına çevirdi.
Meksika'da reklam
panolarını süsleyen
firma kampanyasında,
ABD'nin güney
eyaletlerini
Meksika'nın parçası
gibi gösterince
Amerikalılar boykot
çağrısı yaptı.
Reklam kampanyasında
yayınlanan haritada
Meksika-Amerika
sınırı 1830 tarihli
haritalarda olduğu
gibi oldukça kuzeye
kaydırılmış. Meksika
bu toprakları
1848'de ABD'ye karşı
verilen savaşta
kaybetmişti. O
dönemde California,
Meksika'nın bir
parçasıydı, savaş
sonrası yapılan
Guadalupe-Hidalgo
anlaşmasıyla
California
Amerika'ya geçti.
Ancak bu bölge
Amerika'ya geçtikten
sonra California,
Teksas, New Meksico,
Utah, Colorado ve
Arizona eyaletleri
oluştu.
ABD'den haritaya
karşı artan tepkiler
üzerine içki firması
özür dilemek zorunda
kaldı. Şirketin
ABD'deki tüketici
hattından
dinlenebilen
açıklamada, "Bu
reklam hakaret ve
küçümseme amacı
taşımadığı gibi,
sınırların
değiştirilmesini
savunmamakta,
Amerikan karşıtı
duyguları
desteklememekte ve
göçmenlik sorunuyla
da bağlantı
kurmamaktadır"
dendi. Açıklamada,
"Reklam,
Meksikalıların daha
'ideal' gördükleri
bir zamanı
hatırlatmaktadır.
Küresel bir şirket
olarak, dünyanın
farklı
bölgelerindeki
insanların
reklamlarımıza,
umduğumuzdan farklı
açılardan
yaklaşabileceğini
kabul eder, özür
dileriz" ifadesi yer
aldı.
ABD'Lİ BİR ALBAY
TÜRKİYE'Yİ BÖLMÜŞTÜ
Roma'daki NATO
Savunma Koleji'nde
15 Eylül 2006'da
verilen bir seminere
konuşmacı olarak
katılan ABD'li bir
albayın, Türkiye'nin
18 ilini sözde
"Kürdistan" haritası
içinde göstermesi
iki ülke arasında
büyük krize neden
olmuştu. |
|

ABD Kuklası ile
buluştu!..
İran
Cumhurbaşkanı
Ahmedinejad, 30 yıl
aradan sonra Tahran
ve Bağdat arasındaki
en üst düzey
buluşmayı
gerçekleştirdi. İran
lideri, Irak
ziyaretinin iki ülke
arasında yeni bir
sayfa açtığını
söyledi.
1979
İslam Devrimi'nden
bu yana Bağdat'ı
ziyaret eden ilk
İran Cumhurbaşkanı
olan Ahmedinejad,
Bağdat'ta resmi
temaslarına başladı.
İki günlük tarihi
ziyaretininin ilk
gününde Irak Devlet
Başkanı Celal
Talabani ile görüşen
Ahmedinejad iki ülke
arasında yeni bir
sayfa açıldığını
söyledi.
Ahmedinejad'ı,
Bağdat
Havaalanı'nda,
aralarında Dışişleri
Bakanı Hoşyar
Zebari'nin de
bulunduğu bazı
Iraklı yetkililer
karşılarken, Irak
Cumhurbaşkanı Celal
Talabani de, resmi
törenle
Ahmedinejad'ı kabul
etti. Talabani ve
Ahmedinejad,
gelenekleri
uygulayarak 4 kez
yanaktan öpüştü.
Talabani, Kasım
2005'te İran'ı
ziyaret etmiş ve bu
ziyaret, iki ülke
arasında 40 yıl
aradan sonra devlet
başkanı düzeyinde
yapılan ilk ziyaret
olmuştu. Irak'ı
ziyaret etmeyi nasip
ettiği için Allah'a
şükrederek
konuşmasına başlayan
Ahmedinejad,
“diktatörsüz bir
Irak'a yapılan
ziyaretin gerçekçi
olduğunu ve
kendilerine mutluluk
verdiğini” söyledi.
İLİŞKİLER DEVAM
EDECEK
Mazlum olarak
nitelendirdiği
Irak'ta
kardeşleriyle bir
araya gelmekten
duyduğu memnuniyeti
dile getiren
Ahmedinejad,
“Irak'taki
görüşmelerim çok
olumlu geçti, Irak
tarafıyla mutabıkız.
Irak bütün
zorluklara rağmen bu
zor merhaleyi
aşacaktır. Birleşik
ve gelişmiş bir Irak
bölgenin
çıkarınadır. Bu
ziyaret, ikili
ilişkiler ve
işbirliği konusunda
bölgede yeni bir
sayfa açacaktır”
diye konuştu. Bu
arada,
Ahmedinejad'ın dünkü
ziyareti sürerken
ABD Genelkurmay
Başkanı Oramiral
Mike Mullen de,
Irak'a sürpriz bir
şekilde ziyarette
bulundu.
|
|

Ermenistan'da
içkırım
Ermenistan'da Levon
Ter-Petrosyan’ın 19
Şubat’taki başkanlık
seçimini
kaybetmesinin
ardından patlak
muhalefet
gösterileri, ülkeyi
SSCB’den ayrıldığı
günden bu yana en
kaotik dönemece
getirdi. Devlet
Başkanı Robert
Koçaryan’ın
gösterileri
bastırmak için
önceki gece 20
günlük olağanüstü
hal ilan etmesinden
sonra çıkan
çatışmalarda 8 kişi
öldü, 131 kişi de
yaralandı.
Muhalefetin önde
gelen 15 temsilcisi
tutuklandı. Dün
sokağa çıkmamayı
tercih eden
muhalefet ise can
kaybının iki misli
olduğunu iddia
ediyor. Dün sabah
saatlerinde Erivan
savaş alanını
andırıyordu.
Özgürlük
Meydanı’ndan hükümet
konağına uzanan yol
boyunca en azından
yakılmış 200
civarında araç
tütmeye devam
ediyordu. Muhalefet
göstericileri
tarafından barikat
kurmak amacıyla park
ve inşaatlardan
sökülen demir
parmaklıklar ve
beton parçaları da
sokaklardaydı.
KARABAĞ’DAN KUVVET
Mİ GELDİ
Erivan
sokaklarındaki kanlı
olayların bir iç
savaşa doğru
tırmandığını fark
eden muhalefetin
lideri Petrosyan,
gece yarısına doğru
tutulduğu ev
hapsinden meydandaki
taraftarlarına mesaj
ileterek "Çaresiz
iktidarın ilan
ettiği 20 günlük
olğaanüstü hal
bitene kadar
evlerinize gidin.
Sahtekar yönetimin
bize serseri etiketi
yapıştırmasına izin
vermeyelim.
Mücadelemiz yasalar
çerçevesinde devam
edecektir" dedi.
Petrosyan’ın bu
mesajı okunduğu
dakikalarda güvenlik
güçlerini taş ve
sopalarla başkanlık
sarayı istikametinde
püskürtmeyi başaran
göstericiler Robert
Koçaryan’ın
bulunduğu mekana 100
metre kadar
yaklaşmıştı.
Dağlık Karabağ
kökenli Koçaryan’ın
rakibi bağımsız
Ermenistan’ın ilk
Devlet Başkanı Levon
Ter-Petrosyan
karşısına
memleketinden kuvvet
getirttiği iddiaları
da hızla yayılmaya
başladı.
Moskova’ya ulaşan
Ermeni muhalefet
iddialarına göre
Erivan polisi
gösterilere katılan
halkın üzerine
silahla yürümeyi
reddedince Koçaryan
sert müdahale için
Karabağ’dan 300
kişilik özel timi
devreye soktu.
Ermenistan komandosu
"spetsnaz"
üniformasıyla
meydana müdahale
eden bu grubun
göstericiler üzerine
direk ateş açtığı da
iddia edildi.
Karabağ komandoları
ateş açtı iddiası
Ermenistan’da önceki
gece olağanüstü hal
ilan edilmesinden
sonra yaklaşık 15
bin muhalifle asker
arasında meydana
gelen çatışmalarda 8
kişi öldü, 131 kişi
yaralandı.
Muhalefete göre,
Ermenistan güvenlik
güçleri halka karşı
silah kullanmayı
reddedince, Devlet
Başkanı Koçaryan
kendi memleketi olan
Dağlık Karabağ’dan
300 kişilik komando
birliği getirtip
sokaklara saldı.
200 araç yakıldı
Levon Ter-Petrosyan’ın
başkanlık seçimini
kaybetmesinden sonra
sokaklara dökülen
muhalifler önceki
gece Erivan
sokaklarında
yaklaşık 200 aracı
yakıp, dükkanların
camlarını indirdi.
Dükkanlar talan
edildi, deterjan
reyonları bile
boşalmış durumda.
|
|

Almanya'da bir
yangın daha
Almanya'da Türklerin
oturduğu bir binada
yangın çıktı.
Yangında can kaybı
yaşanmadı.
Almanya'nın Baden-Württemberg
eyaletindeki
Aldingen'de
Türklerin oturduğu
bir binada yangın
çıktı. Yangının
erken fark edilmesi
can kaybını
engelledi. Polis
yetkilileri yangının
kundaklama olduğunu
tahmin ediyor.
Baden-Württemberg
eyaletindeki
Tuttlingen şehri
yakınlarında bulunan
Aldingen yerleşim
biriminde dün gece
çok katlı bir binada
meydana gelen yangın
ucuz atlatıldı. Bina
sakinlerinin
çoğunluğunu
Türklerin oluştuğu
bildirilirken,
yangında can kaybı
olmadığı belirtildi.
Stuttgart şehrinin
güneyinde bulunan
Aldingen'de TSİ
02:20 sıralarında
çok katlı bir binada
yangın çıktı. Birkaç
yerde birden
başlayan yangın o
anda arabayla olay
yerinden geçen bir
sürü tarafından fark
edilerek bina
sakinlerine haber
verildi. Binada
ikamet edenlerin
zillerine tek tek
basan ve komşulara
da haber ver sürücü,
bir facianın
yaşanmasına engel
oldu. Sürücünün
zillere basması
sonucu uykudan
uyanan bina
sakinleri ateşler
binayı sarmadan
binayı terk
edebildiler. Binadan
aralarında
çocukların da
bulunduğu toplam 14
kişi sağ olarak
kurtuldu.
Polis
yetkililerinin sabah
saatlerinde yaptığı
açıklamaya göre,
yangının birkaç
yerde birden
başlaması kundaklama
ihtimallerini
gündeme getirdi.
Ancak polis, olayın
ardından "yabancı
düşmanlığı" olup
olmadığını
araştırıyor.
Olayla ilgili
soruşturma
başlatıldığını
kaydeden polis
yetkilileri, binanın
kullanılamaz hale
geldiğini
bildirdiler. Maddi
hasarın ise bir
milyon Euro'nun
üzerinde olduğu
tahmin ediliyor.
Edinilen bilgilere
göre, bu bina da
büyük ölçüde ahşap
malzemeden
oluşuyordu.
SIĞINMACILARIN
OLDUĞU BİR BİNADA DA
YANGIN ÇIKTI
Bu
arada Wiesbaden
şehrinde
sığınmacıların
kaldığı bir binada
daha yangın çıktı.
Çok katlı bir
binanın üçüncü
katında meydana
gelen yangında 9
kişi yaralandı.
Yaralılar arasında 7
çocuğun bulunduğu
bildirildi. Polis,
olayla ilgili
soruşturma başlattı.
Soruşturma
kapsamında üç gencin
polisi arayarak
ifade verdiği
belirtildi.
Almanya'nın
Rheinland-Pfalz
eyaletindeki
Ludwigshafen
şehrinde 3 Şubat'ta
meydana gelen
yangında 9 Türk
hayatını
kaybetmişti. Olayla
ilgili soruşturma
devam ederken,
olayın kundaklama
olup olmadığı henüz
aydınlığı kavuşmadı.
Olay Türk ve Alman
kamuoyunu yasa
boğmuştu.
|
|

Son
rapor: Afganistan yok olabilir
Amerikalı uzmanlar tarafından hazırlanan 2
raporda, gereken önlemlerin alınmaması
halinde Afganistan'ın yok olma riskiyle
karşı karşıya olduğu vurgulandı. Eski
general James Jones başkanlığında ABD
Atlantik Konseyi tarafından hazırlanan
raporda, güvenliğin iyileştirilmesinin
sağlanmaması ve yeniden yapılandırma ile iyi
idare çalışmalarının hızlanmaması halinde
Afganistan'ın risk altında olduğu
vurgulanarak, "Yok olması istenmiyorsa,
gereken acil değişimler şimdi yapılmalıdır"
denildi. Amerikan Kongresi'ne bu akşam
sunulması beklenen raporda, 2001'de devrilen
Taliban'ın ülkenin çok kalabalık olmayan
yerleşimlerin bulunduğu bölgelerdeki
kontrolünün arttığı, ülke genelinde sivil
reformlar, yeniden yapılandırma ve
kalkınmada ilerleme sağlanamadığının altı
çizildi. Raporda, Afganistan'a yapılan
uluslararası yardımların sadece yüzde
10'unun doğrudan Afganlara gittiği, bunun da
reform ve yeniden yapılandırma çalışmalarını
daha da zorlaştırdığı kaydedildi ve
Afganistan'daki sistemin iflas etmesi
durumunda bunun bölgede olumsuz stratejik
sonuçları olacağına da dikkat çekildi. James
Jones'un yanı sıra ABD'nin eski BM
Büyükelçisi Thomas Pickering başkanlığında
hazırlanan bir diğer raporda da ABD ile
Afganistan'daki müttefiklerinin "hafif"
operasyonları yerine "uygun" operasyonlar
getirilmesi gerektiği kaydedildi.
Bu raporda, ABD'nin Afganistan için özel bir
temsilci ataması ve Afganistan'ın 5 yıl
içinde istikrara kavuşturulması için ABD ile
NATO'nun yeni bir "birleşik strateji"
geliştirmesi çağrısında bulunuldu. |
|

31 gemicimiz
kurtarıldı
UN Ro-Ro'ya
ait 'UND Adriyatik'
adlı gemi
Hırvatistan
açıklarında yandı.
202 kamyon ve 850
ton petrol türevleri
taşıyan gemide
bulunan 31 kişi
kurtarıldı
İstanbul'dan
İtalya'nın Trieste
limanına doğru
seyreden bir Türk
şilebi Adriyatik
Denizi'nin
Hırvatistan
açıklarında yandı.
202 kamyon ve 850
ton petrol türevleri
taşıyan 193 metre
uzunluğundaki "Und
Adriyatik" adlı
şilebin içindeki 31
kişi kurtarıldı.
Geminin 4
mürettebatı hafif
şekilde yaralandı.
Hırvatistan
Denizcilik ve
Ulaştırma
Bakanlığı'nın
açıklamasında, yerel
saatle 05.00 (TSİ:
06.00) civarında
Hırvat arama
kurtarma merkezine,
Hırvatistan'ın
kuzeyindeki Rovinj
limanının 25 km
açıklarındaki
şilepte yangın
başladığına dair
alarm mesajı geldiği
belirtildi. Hırvat
arama kurtarma
merkezinin,
yakındaki üç gemiyi
olay yerine
gönderdiği, bu
gemilerden birinin
şilepteki 22
mürettebat ile 9
yolcuyu kurtardığı
bildirildi.
3
Şubat'ta yola
çıkmıştı
Bir
yangın söndürme
helikopteri ile
itfaiyecileri
taşıyan bir gemi de
şilepteki yangını
söndürmek amacıyla
bölgeye nakledildi.
İstanbul'dan 3
Şubat'ta yola çıkan
geminin, normalde
dün sabah
saatlerinde Trieste
limanına ulaşması
bekleniyordu.
Türk gemisinden
kurtarılan 22
kişilik mürettebat
ile 9 yolcu, Icarus
Palace adlı Yunan
gemisiyle İtalya'nın
Venedik kentine
ulaştırıldı. Anadolu
Ajansı'na bilgi
veren Türkiye'nin
Trieste Fahri
Başkonsolosu Enrico
Samer, bir Yunan
gemisinin yardımıyla
kurtarılan
mürettebattan 4
kişinin hafif yaralı
olduğunu söyledi.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
Bişkek’te uçak
düştü biri Türkiye'li 68 ölü

İspanya’da geçen hafta
meydana gelen uçak kazasının şoku atlatılamadan bir
kaza haberi de Orta Asya’dan geldi. Kırgız
yetkililer, başkent Bişkek havaalanından kalkışından
hemen sonra düşen Boeing 737 tipi yolcu uçağında
ölenlerin sayısının 68 olduğunu, ölenler arasında
bir Türkiye vatandaşının da bulunduğunu bildirdiler.
Kırgızistan Başbakanı İgor Çudinov, basına yaptığı
açıklamada, son bilgilere göre kazada 68 yolcunun
hayatını kaybettiğini belirterek, kazada ölen
yabancılar arasında bir Türk vatandaşının da
bulunduğunu kaydetti. Kırgız makamlarının daha
önceki açıklamalarında ölü sayısı 65 olarak
belirtilmişti. 1979 yapımı Boeing 737 uçağının iyi
durumda olduğunu ve kontrollerinin geçen ay
yapıldığını belirterek, "Uçak kalkıştan hemen sonra
hızla basınç kaybetmeye başladı. Pistin hemen
yakınındaki bir tarlaya acil iniş yapmadan ve alev
almadan önce iniş izni istedi. Uçakta patlama
olmadı" dedi. Uçakta, İran, Çin, Türkiye, Kazakistan
ve Kanada vatandaşı toplam 51 yabancının bulunduğunu
belirten Başbakan kazada 24 Kırgız, 5 İranlı, 1
Türkiye'li, 3 Kanadalı, 3 Kazak ve 1 Çinlinin
öldüğünü kaydetti. Kırgız havacılık tarihinin bu en
vahim uçak kazasında uçağın 7 kişilik mürettebatının
kurtulmayı başardığı belirtildi.
Kırgız sivil havacılık yetkilisi Alexandre Axionov
da kalkışından 5 dakika sonra iniş izni isteyen ve
acil iniş yapan Boeing'in Kırgız özel havacılık
şirketi Itek Air'e ait olduğunu ve İran şirketi
Aseman Havayolları'ndan kiralandığını bildirdi.
Itek Air Avrupa Birliği'nin kara listesindeki
havayolu şirketlerinden birisi.
İran ulusal havacılık yetkilisi Rıza Cafezade de
yaptığı açıklamada, uçağın Aseman şirketine ait
olduğunu yalanlayarak, Boeing'in Kırgız Havayolları
için uçtuğunu söyledi.
İran'ın Bişkek Büyükelçisi de hastaneye gitti.
Kırgız yetkililerin uçaktaki yolcuların listesini
bugün açıklamaları bekleniyor.
Kazanın ardından Manas'taki hava üssünde bulunan
Amerikalı askerler de kaza yerine itfaiye ve tıbbi
personel göndererek yardım etti. |
|

Türkmenlerden
'dikkat çağrısı'
Kerkük'te yaşayan
Türkmenler, soykırıma uğradıklarını belirterek,
merkezi Bağdat yönetiminden koruma istedi; yardım
gelmezse kendi milis güçlerini kuracaklarını
bildirdi
Kerkük'te yaşayan
Türkmenler, soykırıma uğradıklarını belirterek,
merkezi Bağdat yönetiminden koruma istedi; yardım
gelmezse kendi milis güçlerini kuracaklarını
bildirdi
Etnik tansiyonun
yüksek olduğu Kerkük'te yaşayan Türkmenler,
"soykırım eylemleriyle karşı karşıya bulunduklarını"
belirterek, Bağdat'taki Irak hükümetinden
kendilerini korumalarını istedi. Türkmenler, can
güvenliklerinin sağlanmaması halinde kendi milis
kuvvetlerini kuracakları mesajını verdi.
Irak Türkmen
Cephesi'nin (ITC) yayımladığı bir bildiride,
"Hükümetten soykırım eylemlerinin kurbanı olan
Türkmenlerin korunması için talepte bulunuyoruz.
Şiddet, masum Türkmenlerin canını almaya devam
ediyor. Camileri, kahvehaneleri ve çocuklarının oyun
alanları hedef alınıyor. Yoldan adam kaçırmalar
sürüyor" ifadeleri yer aldı.
Türkmenlerin
acılarının yerel ve merkezi otoriterlerce dikkate
alınmadığını kaydeden ITC, Türkmenlerin korunması
için Irak ordusu içinde Türkmen askeri gücü
oluşturulması çağrısında bulundu. Bildiride bu
talebin karşılanmaması halinde Türkmenlerin kendi
toplumlarını korumak için milis gücü oluşturacakları
ima edildi.
ITC, bu bildiriyi
önceki gün Bağdat ve Kerkük'ü bağlayan karayolu
üzerindeki Tuz Hurmatu'da 2 genç Türkmen'in başı
kesik cesetlerinin bulunmasının ardından yayımladı.
Dün de aynı yerde 3. bir ceset bulundu. Tuz Hurmatu
Polis Müdürü Albay Abbas Muhammed, Emirli'de bir
Türkmen ailesinden 4 kişinin kaçırıldığını açıkladı.
Abbas Muhammed, "Suç örgütleri Türkmenlere yönelik
cinayet ve adam kaçırma eylemlerini hızlandırdı"
diye konuştu.
Irak Türkmen Cephesi
Başkan Yardımcısı Ali Haşim, Türkmenlerin etnik
temizlik kampanyasına maruz kaldığını, varlıklarına
son vermeyi amaçlayan saldırıların olağan işler
haline geldiğini söyledi.
İşadamı, doktor,
mühendis gibi yüksek niteliklere sahip 250
Türkmen'in bölgeden uzaklaştırıldığını anlatan
Haşimi, Tuz Hurmatu'da çoğunun cesedi bulunan 300
Türkmen'in kaçırıldığını söyledi.
Türkmenler Irak
nüfusunun yüzde 5'ini oluşturuyor ve 275 sandalyeli
mecliste 1 üyeyle temsil ediliyor. Kekrük'te
Türkmen, Arap ve Kürtler yaşıyor. |
|

Orhun Kitabeleri
hayat buluyor
Türk isminin tarihte
ilk kez kullanıldığı bin 300 yıl öncesine ait Orhun
Yazıtları ile aynı vadide bulunan Türk büyüklerine
ait heykeller ve tarihi kalıntılar dünya kültürüne
kazandırılıyor. Vadideki 4 bin parça tarihi eser
kayıt altına alındı
Yaklaşık 1300 yıl önce
Göktürk Alfabesi kullanılarak Moğolistan'da yazılan
kitabelerle, yüzlerce heykel ve şehir harabelerinin
bulunduğu vadinin müzeleşti-rilmesi için Başbakanlık
Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA)
tarafından başlatılan çalışmalar sürüyor. TİKA'nın
1994'te Moğolistan'a yaptığı bir ziyaret sırasında
sağlanan anlaşma ile başlatılan 15 milyon dolarlık
proje kapsamında envanter, müze ve yol yapımı
tamamlanan bölgede, teşhir için gün sayılıyor.
KAYIT
ALTINDAKİLER KOPYALANDI
TİKA Başkanlığı'ndan
bir heyetin, 1994 yılında Moğolistan'a resmi bir
ziyareti sırasında Moğolistan Eğitim, Kültür ve
Bilim Bakanlığı ile yaptığı anlaşma çerçevesinde,
Türkiye'den kilometrelerce uzaklıktaki Moğolistan'da
ilk Türk adının geçtiği Göktürk Kitabeleri'nin
korunması için başlatılan çalışmalar sürüyor.
Tonyukuk (716), Köl
Tigin (Kültigin) (732) ve Bilge Kağan (735) adına
dikilmiş anıtların yeniden dünya kültürüne
kazandırılması amaçlanan çalışmada, topografik
haritalarının yapılması, konum ve planlarının bu
haritalara işlenmesi, anıt külliyelerin plan, rolöve,
fotogrametrik belgeleme yollarıyla şimdiki
durumlarının ortaya konması büyük ölçüde
tamamlanırken, bölgedeki çalışmalar sırasında Bilge
Kagan'a veya bir yakınına ait olduğu düşünülen
yaklaşık 4 bin parça altın, gümüş, bakır, bronz ve
değerli taşlardan oluşan eserler ortaya çıkarıldı.
Bu eserlerin yanı sıra, bölgede bulunan kalıntıların
yapılan kayıtlarının ardından kopyalanma işlemi
bitirilerek, sergiye hazır hale getirildi.
Ulaşım yolu ile müze
binası tamamlandı
Türk tarihini,
sanatını, gelenek ve göreneklerini, dinini, ordu
teşkilatını, sosyal hayatını görmenin mümkün olduğu
yazıtların sergilenebilmesi için vadide inşa edilen
müze binası bitirildi. Projenin önemli ayaklarından
birini oluşturan Koşosaydam Vadisi'ni en yakın
yerleşim birimi olan Harhorin iline bağlayan 46
kilometrelik yol inşası tamamlandı. Müzede teşhir
edilecek eserleri belirleme çalışmaları süren
projenin bitirilmesi için gün sayılırken, proje
tamamlandığında yaklaşık 280 yıl önce bulunan bin
300 yıllık Türk tarihinin önemli yapı taşları
yeniden tarih sahnesindeki yerini almış olacak. |
|
9 şehidimizin
cenaze törenine beş bin kişi katıldı

Almanya’nın
Ludwigshafen kentindeki yangın faciasında hayatını
kaybeden 9 Türk için cenaze töreni düzenlendi.
Gözyaşlarının sel olup aktığı törenden sonra,
cenazeler Türk hükümetinin tahsis ettiği özel bir
uçakla Frankfurt’tan Gaziantep’e gönderildi.
ALMANYA’nın
Ludwigshafen kentinde geçen pazar günkü yangında
ölen 9 Türk için geniş katılımlı bir cenaze töreni
düzenlendi. 5 bin kişinin katıldığı törende, Devlet
Bakanı Said Yazıcıoğlu, Alman Uyum Bakanı Maria
Böhmer, Rheinland Pfalz Eyalet İçişleri Bakanı Karl
Peter Bruch, Belediye Başkanı Eva Lohse’nin yanı
sıra, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başkan
Yardımcısı Onur Öymen, CHP İstanbul Milletvekili
Ayşe Jale Ağırbaş ile DSP Genel Sekreteri Masum
Türker katıldı.
Törende yapılan
konuşmalardan sonra Müslüman, Katolik, Hıristiyan ve
Yahudi dininin temsilcileri dua okudu. İmam Şefit
Burhan’ın konuşmasından sonra törende saf tutturan
imam Şevket Boyrat, toplu cenaze namazı kıldırdı.
Cenazeler daha sonra, Frankfurt’a götürülerek
buradan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tahsis
ettiği THY’ye ait Boeing 738 tipi 165 kişilik
"Bodrum" uçağıyla Gaziantep’e götürüldü. Uçağa
cenazelerin aile yakınlarından 92 kişi de bindi.
Ludwigshafen Belediye
Başkanı Dr. Eva Lohse, törendeki konuşmasını "Bir
kilise şarkısından esinlenerek, ölenlere için şunu
söylemek istiyorum: Melekler sizlere cennete eşlik
etsin" diye bitirdi. Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu
"Kazanın nedeni olarak ne olursa olsun, 9 canımız
geri gelmeyecek. Ama kazanın gerçek sebebinin
bulunması acılarımızı bir nebze dindirecektir" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da şunları söyledi:
"Alman dostlarımızın
bu acı olayın üzüntüsünü bizimle paylaştıklarından
kuşku duymuyorum. Ümit ederim ki, bu yangının bir
kaza olduğu en kısa zamanda anlaşılır ve Almanya’da
uyanan bu kuşkular ve endişeler en kısa zamanda
giderilir. Ama gerçeği öğrenene kadar, bu
kuşkulardan kurtulmak mümkün olmayacaktır."
Rheinland Pfalz
İçişleri Bakanı Karl Peter Bruch ise "Olayın
aydınlatılması için elimizden geleni yapacağız.
Yabancı düşmanlığının bu ülkede yeri yoktur. Derin
acınızı ve yasınız, tüm ülkeyi sardı. Yas tuttuğumuz
insanlar, bizim aramızdan çıktı. Hepimizin başı
sağolsun" diye konuştu.
Ludwigshafen’deki
yangında hayatını kaybeden 9 Türk’ün cenazeleri
uçakla Gaziantep’e getirildi. 5’i çocuk 9 kişinin
cenazeleri, havaalanından otopsi yapılması üzere
Oğuzeli İlçesi’ne gönderildi.
Yardım için 70 bin
Euro
Yangında yaşamını
yitiren 9 Türkün cenaze törenine yaklaşık 5 bin kişi
katıldı. Berlin Abraham Geiger Koleji Rektörü ve
Hahambaşı Prof. Dr. Walther Homolka, Protestan Papaz
Dr. Wenz, Katolik Papaz Spicher, Alevi Dedesi Cafer
Kaplan ve imam Şefik Burhan’ın yaptığı konuşmalardan
sonra imam Şefik Boyrat, saf tutturarak cenaze
namazı kıldırdı. Ludwigshafen Belediyesi’ne 1200
taziye mesajı geldi. Ölenlerin ailelerine yardım
amacıyla açılan kampanyalarda ise 70 bin Euro
toplandı. |
|

İşte, Gay Sarkozy'den
inciler;
Fransız katliamlarını tarihçilere bırakalım!..
Türklerin yapmadığı soykırımı ise tanıyalım!..
Cezayir'i
ziyaretinde dev enerji yatırımlarına imza atmayı
umut eden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy,
ülkesinin Cezayir'de 130 yıl süren sömürge
idaresinin çok adaletsiz olduğunu dile getirdi.
Fransa 1830
yılında Cezayir'i işgal etmişti. Cezayir'in 1954 ile
1962 yılları arasında 8 yıl süren bağımsızlık savaşı
sırasında da yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti.
Sarkozy, Cezayir ziyareti sırasında işadamlarına
yaptığı konuşmada, ''Evet, sömürge sistemi derin bir
adaletsizlikti ve cumhuriyetimizin üç temel
değeriyle, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik
ilkeleriyle çelişiyordu'' dedi. Bağımsızlık
mücadelesi sırasında her iki tarafın korkunç suçlar
işlediğini kaydeden Fransa Cumhurbaşkanı,
''güvenilir Fransız ve Cezayirli tarihçilerin,
tarihin bu acılı sayfasını birlikte yazmaları
zamanının geldiğini'' söyledi.
Sarkozy, bu yapılırsa,
gelecek nesillerin Akdeniz'in her iki kıyısından
tarihe aynı şekilde bakabileceğini ve geleceğin
uzlaşı ve işbirliğinin, bu temel üzerinde inşa
edilebileceğini belirtti.
Ziyaret öncesinde
geçen hafta Cezayir hükümetinden bir bakan, Fransa
liderinin dedesinin Yahudi kökenlerine gönderme
yaparak, ''Sarkozy'nin Yahudi lobisi sayesinde
seçildiğini'' söylemişti.
Cezayir Cumhurbaşkanı
Abdulaziz Buteflika, daha sonra bu açıklamaların
hükümetin resmi görüşünü yansıtmadığını dile
getirmişti.
Sarkozy de
tartışmalara Fransa ve Cezayir'in her türlü
ırkçılığa karşı birlikte mücadele etmesi çağrısıyla
katıldı. Yahudi düşmanlığıyla İslam korkusunun
birbiriyle benzeştiğini vurgulayan Sarkozy, ''Her
iki düşmanlığın temelinde de ahmaklık ve nefret
var'' dedi.
Sarkozy'nin temasları
özellikle enerji alanında işbirliği üzerine
odaklanıyor. Sekiz bakan ve 150 işadamıyla
gerçekleştirdiği ziyaretin gündeminde, Fransız
enerji devlerinin Cezayir'in zengin petrol ve
doğalgaz yataklarında yatırım yapmasına ilişkin
anlaşmalar ön sıralarda yer alıyor.
İmzalanması planlanan
anlaşmaların miktarı ise 9 milyar dolar civarında. |
|

Bin Ladin:
Müşerref'i devirin
El Kaide lideri Usame bin Ladin,
Pakistan halkına Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'i
devirmeleri çağrısı yaptı.
Bin Ladin, yeni
yayımlanan ses kaydında, Temmuz ayında
İslamabad'daki Lâl Camii'ne düzenlenen baskına
karşılık bir misilleme saldırısında bulunacaklarını
da söyledi. Söz konusu baskında 100'den fazla kişi
hayatını kaybetmişti. El Kaide lideri, Lâl Camii
baskını nedeniyle General Müşerref'in artık "kâfir"
olduğunu ileri sürdü. Yeni ses kaydı, internette
Usame bin Ladin'in daha önce yayımlanmış görüntüleri
eşliğinde duyuluyor. Usame bin Ladin, daha önce de
Müşerref'in devrilmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak
BBC savunma ve güvenlik muhabiri Rob Watson, söz
konusu ses kaydının Pakistan'da siyasi karışıklığın
arttığı bir döneme rastladığına dikkat çekiyor.
Pakistan'da bu ayın
başlarında yayımlanan bir ankette Usame bin Ladin'in
Pervez Müşerref'ten daha fazla desteğe sahip olduğu
sonucu çıkmıştı.
Seçimler 6 Ekim'de
Bu arada Pakistan'da
cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 6 Ekim'de yapılacağı
açıklandı.
Seçim Komisyonu bu
açıklamayı, Yüksek Mahkeme'de Cumhurbaşkanı Pervez
Müşerref'in adaylığıyla ilgili dava sürerken yaptı.
Davada General
Müşerref'in, bir yandan genelkurmay başkanlığı
sürerken yenşden cumhurbaşkanlığına aday olup
olamayacağı konuşuluyor.
Pervez Müşerref'i
davada temsil eden avukat, cumhurbaşkanı seçilirse
genelkurmay başkanlığını bırakacağını söylemişti.
Pakistan'da
cumhurbaşkanını federal meclisle eyalet meclisleri
belirliyor.
Anayasa gereği bu
sürecin Ekim ortasına dek tamamlanması lazım.
Adayların belirlenmesi
için verilen süre de haftaya bugün, yani 27 Eylül'de
doluyor.
Yakından izliyor
İslamabad muhabirimiz
Barbara Plett, Cumhurbaşkanı Müşerref'in adaylığını
bu tarihe kadar açıklayacağını, ama Yüksek
Mahkeme'deki gelişmeleri de çok yakından
izleyeceğini söylüyor.
Muhabirimize göre
Müşerref adaylığını ilan etmek için mahkeme kararını
bekleyebilir ya da mahkeme aleyhine karar verecek
gibi görünüyorsa olağanüstü önlemler açıklayabilir.
Yüksek Mahkeme'deki
dava çeşitli muhalefet grupları ve avukatların
başvurusuyla açılmıştı.
Pervez Müşerref'se
anayasanın kendisine iki görevi birarada yürütme
hakkı verdiğini savunuyor. |
|
Kafirler Amir
Rabbanin şehid edildiğini açıkladı

Kavkaz Center+Çeçen Online+asilkan.org/
Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti Askeri Şura sözcüsün
verdiği bilgilere göre, Dağistan Cumhuriyetine bağlı
Hasavyurt şehrinde yaklaşık saat 19:15'te başlayan
çatışmalarda bir işbirlikçi hain öldürülürken
işbirlikçilerin etrafa açtığı ateş sonucunda bir
kadın yaşamını yitirdi. Çeçenistan İçkeriya
Cumhuriyeti Askeri Şura sözcüsün akşam saatlerinde
verdiği biliglere göre, Kafkasya'da hem Dağistan'da
hem de İnguşetya cephelerinde sıcak saatler
yaşanıyor. Sabah saatlerinde Dağistan'da Sulak
bölgesinde başlayan çatışmalar yaklaşık 12 saat
boyunca sürdü. Rusların iddialarına Dağistan Cephe
Komutanı Rabbani Halilov ve bir mücahit Rus
kafirlerle ve işbirlikçi hainlerle 12 saat boyunca
çarpışarak şehid oldular. İlk belirlemelere göre 2
OMON birliğinden işgalci öldürüldü ve görgü
tanıkların verdiği bilgilere göre onlarca yaralı
var. Çatışmanın şiddetin boyutu Ruslara çatışmada
tank ve zırhlı araç kullanmaya mecbur etti. 12 saat
süren çatışma mücahitlerin bulunduğu iki evin yerle
bir edilmesindan sonra son erdi. Ruslar şehid olan
iki mücahit arasından Dağıstan Cephe Komuranı Amir
Rabbanin (Rappani Khalilov) olduğu iddia etti.
Dağıstan komutanlığından yaşanan çatışma ve Amir
Rabbanin şehid olup olmadığı hakkında bir bilgi
şuana kadar ajansımıza ulaşmadı. Öte yandan
İnguşetya'da Gazi-Yurt bölgesinde "FSB" arabasına
saldırı düzenleyen mücahit birlikleri 1 işgalciyi
öldürürken 2 işgalci ağır yaralandı. Öldürülen FSB
subayı Alikhan Kalimatov eski Cumhuriyet savcısının
kardeşi olduğunu bildirildi.Bu operasyon takibinde
yine dağistan cephesinden bir operasyon haberi daha
geldi, Mücahit birlikleri iftar saati yaklaşırken
Hasavyurt şehrinde İçişleri bakanlığa bağlı
işbirlikçilere saldırı düzenleyerek 1 haini öldrüdü
ve 4 haini de yaralandı. Panik içinde her tarafa
ateş açmaya başlayan hainler bölgede yayan geçen bir
kadını öldürdüler. |

Evlad-ı Fatihan kimlere emanet?
Kosova'daki Osmanlı Eserlerini Avrupalı
Kurumlar Restore Ediyor

Türkiye
Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı
Başaran Ulusoy Eski Rum evlerini restore
ededursun:
Kosova'daki Osmanlı
eserlerinin birçoğu Batı devletlerinin
desteği ile onarım ve koruma altına alınıp,
onların hizmetine de sunuluyor. Başkent
Priştine'deki Osmanlı döneminden kalma şehir
hamamı, Avrupa Kültür Merkezi tarafından
restore ediliyor.
Restorasyon çalışmalarından
sonra hamam, Avrupa Kültür Merkezini'nin
Kosova Ofisi olarak kullanılacak. Prizren'de
Bayraklı Camii olarak bilinen Mehmet Paşa
Camiinin avlusundaki Osmanlı kütüphanesi ve
kütüphane içindeki binin üzerinde el yazmalı
eser ve 450 yıllık Kuran'ı Kerim Amerika
Birleşik Devletleri'nin koruması ve denetimi
altında. |
|
|
|
|


Rus uçakları
Gürcistan'ı bombaladı
Gürcistan'dan bağımsızlığını ilan eden Güney
Osetya'da çatışmalar sürerken, iki Rus savaş
uçağı Gürcistan topraklarını bombaladı.
Kafkaslar'da savaş sesleri... Rusya'ya ait
FU-24 bombardıman uçaklarının, Gürcistan'ın
çatışmaların devam ettiği Güney Osetya
bölgesindeki Kareli kentindeki polis
merkezini bombaladığı belirtildi. Gürcistan
İçişleri Bakanlığı'nın resmi internet
sitesinde yapılan açıklamada, Rus
bombardıman uçaklarının Kareli kentindeki
polis merkezini hedef aldığı ve buraya iki
adet bomba bıraktığı ifade edildi. Polis
binasının zarar gördüğü belirtilen
açıklamada, herhangi bir kayıp olup olmadığı
konusunda bilgi verilmedi.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü Şota Utiaşvili,
Reuters ajansına yaptığı açıklamada, iki Rus
savaş uçağının Kareli, üçüncüsünün ise Gori
yakınına bomba bıraktığını, Kareli'de
siviller arasında yaralılar bulunduğunu
söyledi.
11 yerleşim birimi Gürcü kontrolünde
Gürcü birliklerin Güney Osetya'nın başkenti
Tshinvali'nin çevresindeki 11 yerleşim
birimini kontrol altına aldığı belirtiliyor.
Gürcistan Başbakanı Lado Gurgenidze,
taraflar arasında dün ateşkes sağlandıktan
birkaç saat sonra bölgedeki Gürcü köylerinin
bombardımana tutulması üzerine askeri
operasyona başlamak zorunda kaldıklarını
kaydetti.
Bir Rus askeri öldü
Gürcistan'ın, kuşatma altındaki Güney Osetya
başkenti Tshinvali'ye açtığı topçu ateşi
sırasında 1 Rus barış gücü askeri ölürken, 2
asker de yaralandı. Saldırıda Rus
karargahlarının zarar gördüğü açıklandı.
Saakaşvili: Rusya geniş çaplı saldırıya
hazırlanıyor
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili
Rusya'nın geniş çaplı saldırıya
hazırlandığını açıkladı.
Putin: Gürcistan'ın saldırısı yanıtsız
kalmayacak
Rusya Başbakanı Putin'de Gürcistan'ın
saldırısının yanıtsız kalmayacağını söyledi.
Rusya Başbakanı Vladimir Putin, "saldırgan
Gürcistan'ın Güney Osetya'daki eylemlerine
Rusya'nın yanıt vereceği" uyarısında
bulundu.
Putin, Pekin ziyareti sırasında yaptığı
açıklamada, "Gürcistan liderliğinin Güney
Osetya'da çok saldırgan eylemlere
başvurduğunu, aralarında Rus barış gücü
askerlerinin de bulunduğu kayıplar olduğunu"
ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da geçen hafta
yaptığı açıklamada, sınırlarındaki bir
savaşa kayıtsız kalmayacaklarını
belirtmişti.
Gürcistan'da sorunlu bölgeler
Bağımsızlıktan bu yana Gürcistan halkı iç
savaş dönemleri ve merkezden kopan Abhazya
ve Güney Osetya bölgelerinden gelen
bağımsızlık taleplerinden kaynaklanan şiddet
olayları yaşadı.
Diplomatik girişimlerin son yıllarda göreli
bir sükûnet sağlamış olmasına rağmen, Rusya
ile yakın bağları olan her iki bölge için de
gerginlikler varlığını sürdürüyor.
Rusya'nın her iki bölgede de 1990'ların
başından itibaren barış gücü askerleri
bulunuyor. Tiflis sık sık bu askerleri
ayrılıkçıların safında yer almakla suçluyor.
|
|
Alman istihbaratı bu dangalaklara mı kaldı?
Türkiye'de dindarların yaptığı bir tek eylem
vaki mi?

BND
PKK'yı aklamaya çalışıyor
Alman İstihbarat Teşkilatı (BND),
Güngören'deki bombalı saldırıyı PKK'nın
yaptığına inanmıyor. İçişleri Bakanlığı'nın
faillerin yakalandığını açıklamasına rağmen,
BND bu tip saldırıyı PKK terör örgütünün
yapmış olmasının mümkün görülmediğini ileri
sürdü. BND Başkanı Enrst Uhrlau, Bild
gazetesine yaptığı açıklamada, "İşleniş
itibariyle PKK tarafından yapılmışa
benzemiyor. İşleniş tekniği, yer ve zaman
konuları göz önüne alındığında, saldırının
arkasında kökten dinci bir grubun veya
Türkiye'deki derin devletin olma ihtimali
daha kuvvetli" dedi. |
|
Çeçen
mürtedlerin lideri Kadırov'a iki suikast
yapıldı

KavkazCenter/
Değişik kaynaklardan, mürted lider Ramzan
Kadırov'a yapılan suikast ile ilgili Hosi-Yurt
köyü ve Gudermes kentte yaşanan olaylar
ilgili yeni gelişmeler bildirildi. Gelen son
bilgilere göre Kadırov'a iki suikast
yapılmış ve mürted lideri ortadan kaldırmayı
hedefleyen ve başarısız sonuçlanan bir plan
ortaya çıkarılmıştır. Tüm bu olayların 20 ve
28 Temmuz 2008 tarihler içeresinde meydana
geldiği ifade edildi. Böylece bazı Rus haber
ajansları, özellikle "Komsomolskaya Prava"
gazetesi, Rus işgalcilerin Çeçenistan'daki
ana üssü olan Hankale'deki işgalci
komutanlığın içindeki kaynaklara dayanarak,
"Kadırov'un çevresinde ona suikast amacı
taşıyan bir tezgahın ortaya çıkarıldığını"
duyurdu. Tezgahın ortaya çıkarıldığı sırada
tezgahçılardan biri ateş açarak, içinde Kadırov'un yakın
koruması olan "Patriot" lakaplı korumayla beraber 3 Kadırovcu
mürtedi öldürdü.
İlginçtir, Kavkaz Center'in daha önce Dokka Umarov tarafından
Kadırov'a bir not ve 3 fişeğin gönderildiği ile ilgili haberi KP
gazetesinin kaynaklarınca doğrulanıyor.
İçkeriaİnfo haber ajansının duyurduğu haberde, 20 Temmuz Hosi-Yurt
köyünde infaz edilen altı Çeçen'e akrabalık bağları olan birçok
Çeçen genç dağlara kaçarak mücahitlere katıldığını bildirdi.
Onların akrabalarına ültimatom verilerek, eğer dağlara kaçan
gençler en kısa süre içinde geri getirilemezse onların baba ve
anne tarafından tüm yakın akrabalarının infaz edileceği şeklinde
tehdit edildi. Ültimatom aynı gün 20 Temmuz'da verilmişti.
Bu arada Kavkaz Center haber ajansının kaynağı Hosi-Yurt köyünde
yaşanan olaylar ile ilgili ek bilgi bildirdi.
Haber kaynağına göre, Kadırov'a suikasta katılanlarından biri
Moskova'da okumuş genç bir adamdı ve Kadırov'un çevresine
referans yoluyla sokulmuştu, çünkü mürted liderle akrabalık
bağları vardı.
Bu genç adamın, baba Kadırov'un kuzenlerinden birinin oğlu
olduğu bildirilmişti. Onlar Hosi-Yurt köyünün diğer sakinleriyle
beraber suikast hazırlamışlardı.
Bu gençlerden birinin babasının kendi oğlunu "Vahhabilere (!)
karşı sempatisi" olduğu konusunda şüphelenerek onu Kadırov'a
sattığı ifade edildi. Korkunç işkencelerden sonra genç adam
kendi arkadaşlarını ele vermek zorunda kaldı. Fakat bazılarının
mücahitlere katılmak için dağlara kaçmayı başardığı bildirildi.
Bazılarının ise yakalanarak hunharca işkence edilerek infaz
edildiği ifade edildi.
Tüm bu gençler zengin ailelerden geliyorlar ve onların babaları
Kadırov'un sözde "hükümetinde" çalışıyorlardı.
Haber kaynağı Kadırov'un yaşananlardan çok kızgın ve korkmuş
olduğunu ifade ediyor. O tüm Hosi-Yurt köyünün sakinlerini,
Kadırov'a karşı savaşmayacağı ve kendi çocuklarını düşmanca
hareketlerden uzak tutacaklarına dair bir belge imzalamaya
mecbur tuttuğu bildirildi. Belgi de fiziksel kaba kuvvet altında
imzalatılıyor.
Hosi-Yurt köyünde Kadırov'u korumak için Rus özel timcilerin
sevk edildiği duyuruldu.
Haber kaynağı ayrıca, geçen Perşembe günü Hosi-Yurt ve Baçi-Yurt
köylerini bağlayan yolda Kadırov'un kortejnini silahlı saldırıya
uğradığını bildirdi. Saldırı sonucu mürtedler arasında ölü ve
yaralı olduğu ifade ediliyor.
28 Temmuz tarihinde Kadırov'un Rusya'nın Yaroslav şehrinden
Gudermes'e geldiğinde tabancadan ona ateş açıldığı bildirilen
haberler arasında. Saldırı sırasında Kadırov'un korumalarından
birinin yaralandığı ve saldırganın olay yerinde öldürüldüğü
ifade edildi. |
|
Obama: Ladin şehit olmasın!..
ABD’de
Demokratik Parti’nin başkan adayı olan Senatör Barack Obama, 4
Kasım’da
yapılacak
seçimlerde başkan seçilmesi halinde El Kaide lideri Usame Bin
Ladin’i ölü ele geçirerek “şehit olmasına” yol açmak yerine sağ
yakalayıp adalete teslim edeceğini söyledi.
Demokratik Parti’nin başkan adayı Barack Obama kampanya
uçağında.
Güvenlik danışmanlarıyla önceki gün bir toplantı yapan Obama,
daha sonra düzenlediği basın toplantısında, Bin Ladin’i ne
şekilde ele geçirmek istediğinin sorulması üzerine, “Önemli olan
bunu, tüm dünyanın onun kanlı eylemlerinin farkına varmasını
sağlayacak bir şekilde yapmak ve onu bir şehit haline
getirmemektir” dedi. Obama, böylece ABD’nin “terörle savaşı
sırasında temel sözleşmelere uyduğunun” da gösterilebileceğini
belirtti. Obama, Bin Ladin’in yargılanma şeklinden bahsederken
de Nazi liderlerinin yargılandığı Nüremberg duruşmalarını örnek
verdi.
Cumhuriyetçi Partili rakibi John McCain’in kampanya
görevlilerinin, kendisini “teröristlerin yargılanmasını
savunduğu için 11 Eylül öncesi bir kafa yapısına sahip olmakla”
eleştirmesine de sert şekilde karşılık veren Obama, “Usame Bin
Ladin ve üst düzey liderleri, yani 3 bin Amerikalıyı öldüren
insanlar, Pakistan’ın kuzeybatısında özgürce hareket edip
dünyaya nefret dolu ses mesajlarını yayabiliyorlar. Bu, terörle
savaşta Bush-McCain yaklaşımının sonucudur” dedi. |
|

Fatih'in 'Kanunname'si yurt
dışına kaçırılmış
Fatih
Sultan Mehmet dönemine ait önemli belgelerin de değişik
yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı bildirildi. Hollanda'nın
Rotterdam İslam Üniversitesi (IUR) Rektörü Prof. Dr. Ahmet
Akgündüz Fatih Sultan Mehmet'in, Kütahya sancağında Tavşanlı
tuzu dışındakilerin kullanımını yasaklamasına ilişkin tek nüsha
olarak hazırlanan kanunnamenin, Fransa'da Paris Halk
Kütüphanesinde bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, Fatih
Sultan Mehmet döneminde Kütahya sancağını ilgilendiren tek
kanunnamenin, Tavşanlı'ya ait Tuz Yasaknamesi olduğunu
anlatarak,
Osmanlı
Devleti'nde tuzun, stratejik bir önemi bulunduğunu kaydetti.
Yasaknamenin 1478 yılında hazırlandığının sanıldığını belirten
Prof. Dr. Akgündüz, ''Tavşanlı ekonomisinin gelişmesi için
burada üretilen tuzun dışındakilerin kullanılması yasaklanmış''
dedi. Yasaknamenin tek nüsha olarak Fatih Sultan Mehmet'in
mührüyle yayımlandığını dile getiren Prof. Dr. Akgündüz,
genellikle Fatih dönemine ait önemli belgelerin Paris Milli
Kütüphanesinde bulunduğunu kaydetti. Bunun çeşitli sebeplerinin
bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Akgündüz, şöyle konuştu: ''Bunun
önemli sebebi ya bir kısım yazmaların Fransa, İngiltere ve
Almanya gibi Avrupa devletleri tarafından özellikle işgal
yıllarında belli kütüphanelerden çalınması ya da şuursuz
halkımız tarafından ellerindeki bir kısım önemli vesikaların
sahaflarda cüzi fiyatlarla satılığa çıkarılmasıdır. Dünya
çapında ünlü bilim adamları, arşivlerden | | | | | |