Asker Yebarolarımız,
Türkiyedeki askeri birliklere giriyorlardı. Asker önce içtima
ediliyor, daha sonra subay ve astsubaylar tutuklanarak uçan
araçlarımızla üssümüze taşınıyorlardı. Askerler terhis ediliyor,
silahlar ise müsadere ediliyordu. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Sayıştay, Danıştay, ve Yök basılmıştı. Tüm başkan ve üyeleri
tutuklandı. Daha sonra TRT, bazı özel televizyon ve radyo
binaları, gazete idarehaneleri basılarak sahip ve tanınmış
idarecileri tutuklandılar. Diyanet İşleri Başkanlığı, TÜRSAB,
TÜSİAD EBSO'nun yanısıra; solcu tüm sivil toplum kuruluşları basıldı. Tüm
daire ve şube başkanları, birlik başkanları tutuklandı. Tüm
adliye sarayları basıldı. Hakim ve savcılar tutuklandılar.
İzinde olanların hepsi adreslerinde yapılan baskınlarımızla ele
geçirilip tutuklandılar. Şehirlerdeki valiler, bazı belediye
başkanları, bir takım şaibeli iş adamları tutuklandılar.
Türkiyeden kaçmaya kalkışan yabancı misyon ve ajanlar
havaalanlarında kelepçelenerek tutuklandılar.
Yaşşa be
Sarkozy Fransa
en üst düzeyde, 'Türk düşmanlığını bir kez
daha tescil etti. Ermeni tasarısı cezaya
dönüştürüldü. Bu beklenmedik bir düşmanlık
değil. Biz kendimize dönüp, kendi
hainliğimizi ve kanı bozuklarımızın
icraatlarına bir bakalım.
Şer tasarı geçtikten sonra, Fransa'yı astık
ve kestik. Bunu da en üst seviyede yaptık
değil mi?
TERÖR-TEDHİŞ MUTFAĞI VE
LOZAN
Türk düşmanı dâhili ve harici bedhahların kirli işlerini gördürmek, ezel-ebet
haset edip hasım belledikleri asil antiemperyalist TCni akamete uğratmak ve
nihayet; Satılık kirli beden ve beyinleri kullanmak amacıyla kurdurdukları
organize suç örgütü; Sahibi batılı vampirlerin eşgüdümünde, (daha düne kadar)
ülkemizden kopardıkları küçük lokmalarla yetiniyordu..
Türk
olmanın, içte ve dışta zorlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Allah (cc) bu millete
acısın ve yardımcısı olsun.
Fransa,
bize göre sözde soykırım yasasını kabul etti. 348 parlamenterli senatoda, 68
senatörün asaleten, 145 vekaleten olmak üzere 86 HAYIR oyuna karşılık 127 EVET
oyları ile bu tasarı Fransız parlamentosundan da geçti. ( Basından öğrendiğim
kadarıyla)
Eyvah
sonumuz geldi, şimdi ne yapacağız? deme hakkımız yoktur.
Sabahattin TALU
SIRA SURİYEDE Mİ? ABD,
nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle Iraka girdi, Irak ikiye
bölündü, Kuzey Irak olarak bilinen coğrafyanın adı Kürdistan
Özerk Bölgesi oldu.
Suriye, Esadlar tarafından yıllardır bu şekilde diktatöryel
yönetiliyor olmasına rağmen, bir anda demokratik
yönetilmediğinin farkına varıldı (!) ve müdahale etme gereği
hissedildi. Suriye karıştı, muhalifler ayaklandı. Esad bunu dış
güçlerin oyunu, provokasyonu olarak değerlendirdi, muhalifleri
de işbirlikçi.
2003
baharında insanlık, doğanın güzelliklerinin tadını çıkarmaya
hazırlanırken talihsiz Irak halkı, dünya tarihinin en büyük
emperyalist güçleri olan Amerika Birleşik Devletleri ve
İngiltere'nin saldırı ve işgallerine maruz kaldı. Demokrasi ve
özgürlük vaadi ile sahneye çıktılar, ama Demokrasi ve özgürlük
oyununun her sahnesinde, insanlık adına yüz kızartıcı
görüntülerden başka bir şey sergileyemediler.
Prof. Dr.
Mustafa KAYMAKÇI
AVRUPA DAN DAMIZLIK HAYVAN İTHALATI
AÇILIYOR! Başlıktaki bu müjdeli haber(!), Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi EKER e
ait. Bakan, anılan açıklamayı, 24 Mart 2007 tarihinde İstanbul da
düzenlenen Et ve Süt
Mustafa TOMBULOĞLU
TÜRKİYE'NİN SURİYE POLİTİKASINI
ANLAMAK Suriye
halkı, 2000 yılında babasının ölümü üzerine, devlet başkanı olan
Beşar Esad ile her şeyin değişeceğini umuyordu. Gerek Suriye
halkı, gerek uluslararası kamuoyu Suriye'nin iç ve dış
politikalarında ciddi değişiklikler olacağı ve reform sürecinin
başlayacağı beklentisi içindeydi. Ancak, aradan on bir yıl
geçti...Beşar Esad da babası ve her diktatör gibi baskı ve
şiddeti seçti. Mart 2011'den bu yana kendi halkına silah
doğrultan Beşar Esad, binlerce kişinin ölümüne, on binlerce
kişinin gözaltına alınmasına ve işkenceye maruz kalmasına neden
oldu.
M. Emin BATUR
Doğu Türkistan Davası Yolunda
Mukavva'dan Liderlere Dikkat! Doğu
Türkistan'da işgalci Çinlilerin uyguladıkları her türlü insanlık
dışı işkence, soykırım, sürgün ve asimilasyonlara karşı Türk
Milletine yaraşır bir direniş sergileyen Doğu Türkistan Türkleri
kendi üzerlerine düşen millî , dinî , kültürel ve insanî
vazifelerini bihakkın yerine getirmektedirler.
Fakat değişik yollarla dış ülkelere giderek yerleşen Doğu
Türkistan Türklerinin bir bölümü sadece hayatlarını idame
ettirmenin çabası içinde ömür tüketirlerken diğer bir bölümü ise
merhum liderlerimizden Mehmet Emin Buğra' Beyin Vatan İçin
Vatandan Ayrıldık sözünün bilinci içerisinde bu veciz sözün
içine doldurabilme mücadelesi vermektedirler.
Sene 2001, Bebek Katilinin Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinde duruşması yapılacak. Daha üç ay
öncesinden, Avrupanın tüm ülkelerinde, bölücü Kürtler
tarafından hazırlıklar yapılıyordu. Uçaklar, otobüsler ve hızlı
trenler kiralanıyordu. Kürt kökenli vatandaşlarımıza zorla
biletler satılıyor, haraçlar alınıyordu.
GELMESEYDİ
Daha bir kaç gün önce, 26 yiğidimizi teröre şehid
verdik. Anaların ve babaların yanı sıra, kanı bozuk
olmayan tüm halkımızın ciğerleri yandı ve köz oldu.
Pazar günü tün Türkiye bayrağımızı kaparak meydanlara
indi. Mehmetçiğimiz dağlarda teröristlerin peşine düştü.
Yeni şehid haberleri gelmeye devam ediyordu.
Meydanlardaki öfkeli insanların öfkesi doruğa çıkmıştı
ki; Vanda 7.2 şiddetinde deprem olduğu haberi
meydanlara düştü.
Dr. Can HATIPOĞLU
(BTH)
HEMŞERİ DERNEKLERİNE ÇOK İŞ
DÜŞÜYOR!.. Azıcık
tarih bilgisi olanlarımız, Necip Türk Milletinin bilinen tüm
devletlerinin, düşmanların kandırdığı kanı bozukların ihanetiyle
yıkıldığını bilirler. Yani, kendi devletimizi, içimizdeki
beslemelerimizin ihanetiyle kendimizin yıktığına binlerce yıl
seyirci kaldık.
PKK adı verilen kancık ve hain örgütün, kandırdığı bir terörist,
yolcu gemisini kaçırdı.
Her türlü basın-yayın
organlarında Doğu Türkistan yerine kullanılan: "Uygurlular", Sinkiang",
"Sincan","Şincan", "Sinkiang Uygur Özerk Bölgesi", "Sinciang Uygur Otonom Bölgesi"
terimlerini kesinlikle kabul etmediğimizi önemle ilan ediyoruz.